Dr. Cafer Talha Şeker – Üstad’ın Bir Askerlik Hatırası – Cumartesi Sohbetleri (9)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=ya5-5MScUW4.
Teşekkür ederim. Öncelikle bu davet için böyle güzel bir mekanda konuşmak, buraya davet edilmiş olmak bana bir iltifattır. Buralardan biz de zamanında istifade etmiş insanlarız. Şeref-ül Mekân bil Mekîn demişler. Malum bir mekânın şerefi, oranın kıymeti, orada bulunan insanlarla ölçülür diye bir ifade. Dolayısıyla bu mekânın da elbette şahsımda bir hatırası var.
Ve pek çok bizim nesilden gencin, hatta bizden bir önceki neslinin de aydınlanmasında emeği var. Dolayısıyla bu mekânı, buradaki mirası ve bu mirası sahiplenmiş olan sizlerin faaliyetlerini ben şahsen çok kıymetli buluyorum, önemsiyorum. Benim buraya son gelişimde zannediyorum, rahmetli o zaman hayattaydı ve burada dersler anlatmaktaydı. Fakat buraya hatırladığım kadarıyla ikinci gelişim olabilir.
10 seneyi biraz aşkın bir süre evvel emekli binbaşı Ramazan Mercan Bey ile gelmiştik. Kendisi rahmetli Kadir Mısıroğlu’nun askerdeyken komutanı. Aralarında aşağı yukarı 7-8 yaş var. Dolayısıyla Ramazan Bey, Kadir abi derdi, eski dostlar. Muhabbetleri vardı ve biz buraya geldiğimizde o beni takdim etti. Yani bu genç de tarih seviyor, tarih araştırmaları yapıyor hem de sizin hemşeriniz velen diye.
Dolayısıyla rahmetli Kadir Mısıroğlu ile o zaman bizzat tanışmış olduk ve çok da ikram seven güler yüzlü bir şekilde bizi misafir etmişti. Böylece onunla tanışmak, kitaplarını okuduğum bir insanla tanışmaktan memnuniyet duymuştum.
Ve rahmetli hakkında bizzat Sayın Binbaşı da, Sayın Komutanım da, o da kendisine de buradan saygılarımı arz ediyorum. Saat ve afiyetler diliyorum. Onun bir hatırası var, kısaca onu da ifade etmek istiyorum. Manisa’da askerlik yaptıkları zaman oradaki bölüğün komutanı Ramazan Bey ve Kadir Mısıroğlu da orada kısa bir sürü öğretmenlik yapmış.
Ve askerliğinin son üç ayını orada geçirmek üzere oraya gelmiş. Tabii o zamanlarda Lozan kitabı yeni çıkmış. Yani bir resmi tarih eleştirisi var. Oradaki diğer Yedek Subay arkadaşlar demişler ki, kütüphane kurulmuş orada da yeni ve oraya o kitap da gelmiş. Bir bakmışlar, Kadir Mısıroğlu yazıyor. Demişler ya bizim buradaki Kadir Mısıroğlu olabilir mi, isim benzerli olabilir mi ona sormuşlar. O da evet demiş, kitap benim. Bu vesileyle tanışmışlar.
Aa demişler sizin böyle bir kitap mı var fakat tabii kitabın içeriğinde farklı şeyler yazıyor. Bunun üzerine bir münazele yapalım demişler. Rahmetli de demiş ki arkadaşlar olur yapalım ama ben bu görüşü ortaya koymak için, bunu savunmak için istinad ettiğim kaynaklar binlerce kaynak. Eser okudum. Yani çok vakit harcadım gece gündüz bu meselelere.
Şimdi sizin itirazınız eğer okul kitaplarında yazan tarih bilgileriyle sınırlı olacaksa boş yere vakit kaybetmiş olmayalım. Ve hakikaten samimiyetle o Yedek Subay arkadaşlar onlarda bakmışlar ki eldeki bilgiler gerçekten okul kitaplarında yazan bilgilerle sınırlı. Yani elde bir belgeye kuvvetli bir, istinad edilecek bir bilgiye bina edilecek bir belge yok.
Dolayısıyla bu noktada o sohbet başlamadan o tartışma bitmiş başka bir sohbet başlamış.
İlk Yorumu Siz Yapın