Gavs | 3ler | 7 ler | 40lar | Synergy Kendiyas |
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=CI1b3qzSmAk.
Hepimizin bildiği üçler, yediler, kırklar diye bir konu var abi. Evet. Bu konuyla alakalı bizi bilgilendirebilir misin? Yani bilgilendirmek haddimize değil ama hani yaşadığımızı ve anlayabildiğimizi Allah rızası için aktarabilirim. Bize manadan hocamız nasıl öğretti, neler anlattı onları söyleyebilirim. Anlayabildiğim kadarıyla tabii ki. Zaman içerisinde farklı konular, olaylar oldukça gelişti. Geliştikçe birleştirmeleri anlatırım. Anlatabilirim en azından. Taleplerimiz olduğunda istişare etmek istediğimizde yani bazı zamanlar manevi hocamızın da yetkisini aşan konular olduğunu anladık. Çokça da yaşadık bu konularla ilgili. Böyle olunca bir üstlerine müracaat edeceğini söyledi. Örneğin Karstan gelen hamile bir kardeşimiz vardı. Üzerindekiler ısrarcıydı, bırakmıyorlardı ve bunlar Hristiyan’dı. Musallat olanlar ama arada kul hakkı var. O Hristiyan aileye bilmeyerek zarar verilmiş ve çocuğu sakat kalmıştı. Cücadelelerin sonu bitmiyor. Karşı tarafında kul hakkı olarak cinni tarafı haklı. Örneğin ayet-i hüküsü okuduk. Yani okumak davettir, istemektir, yalvarıştır her şeyi irtibat şekli sonucunda. Gelenler müdahale etmemiş çünkü kullar arasında kul hakkı var, problem var. Bayan rahatsız, üstelik hamile ama müdahale edilemiyor. Kul hakkı problemi olduğu için. Rabbim dilerse edilir mi? Tabii ki edilir ama Rabbim de adil.
Yani buradaki problemin kabir hayatına yansıldığında karşı tarafı ciddi şekilde sıkıntı yaşayacak. Kulları burada çözsün istiyor. Ama bir taraf cinni, bir taraf insan. Bir tarafı ins, bir tarafı cins. Görmüyor. Hafletilmiş durum da var. Cinnilerin daha çok kendini koruması lazım. İnsanın ne yapacağını tahmin edip ona göre kendi gardını alması lazım. Konu diyeceksin buraya niye geldi anlatacağım. Velası. Hocam dedi ki yani bu konuda dedi.
Evet, bunlar çok çok okudular. Bunlar daha önce karstı yaşıyorlar. Karstan İstanbul’a taşınıyorlar. Karstan taşınma sebepleri orada hayvanların bir gecede ölü buluyorlar. Sonraki zamanlarda sürekli evlerin üzerine taşlar geliyor. Gece anlamsız yani köyde yaşıyorlar ve taş atılacak bir yer yok. Öyle bir taş da yok. Ama taşları buluyorlar. Yani hani bir yerden getirip atılıyor. Kiremitleri kırılıyor falan uzun zamanlar sonra orayı terk etmek mecburiyetine kalıyorlar.
Ve İstanbul’a geliyorlar. İstanbul’da geldiğin zaman kız çocuğu var sonra evlendiriyor ama o süre içinde de rahatsızlıklar ara ara devam ediyor. Doktordu vesaireydi. Hani ilerlemiş hamile de kalınca iyice artmış. Hamile kaldıktan sonra da artma sebebi. Kız çocuğu sıkıntı görüyor. Diğer çocukları neden sıkıntı görmüyor. Neden burada anne babayı etkilemediler. Buradaki evlerine zarar vermediler. Oradakine verdiler. Tabii bu konuyu hepsiyle ilgili tek tek bu soruların cevabını aldıktan sonra hocam gerekli müracaatları da yaptı mane aleminde. Ama yani bununla da ilgili hani bir okuyoruz talep ediyoruz ediyoruz. Rabbimden istiyoruz. Buradan gelen görevlerden de aynı zamanda iletişim kurup bununla ilgili neden olmadığını bakın okunduğunda fayda görülmüyor gibi duruyorsa bile burada okuyan insan imansızlığa
gidebiliyor, inançsızlığa gidebiliyor, boş vermişliğe gidebiliyor. Bak bu çok önemli. Yani aslında en önemli kriter bu. Neden okuduğunda bunun rahatlayamadığını izah edebildiğinde o kişi o eksik kalan yeri yapmaya çalışıyor ve hatayı tölere edip Rabbimin huzuruna daha temiz çıkıp sorununu çözmek istiyor. Çünkü Rabbim’i Rabbim sorunu çözecek.
Bizler kuluz. Onlarda kul bizde kuluz. Ya şeytan bile kul. Evet. Hayvanlarda kul, bitkilerde, dünyada güneşte her şey kul. Bunlar öncesinden de hiçlik makamından geçtiler geldiler. Yani açılımlar var. Sonuca gidemiyoruz. İstişareyle sonuca gitmeye çalışıyoruz artık. Vela asıl hocam dedi ki bunlar Hristiyan böyle olduğu için üst makamlarına başvuracağım.
Hazreti İsa’ya bildirsinler ki senin ümmetin olduğunu iddia eden kişiler var. Biz onların Hristiyan olduğunu öğrendik ama kalplerini bilemeyiz. Ne kadar uyuyorlar, uymuyorlar yani. O yüzden her şeyi de sorguluyoruz. Bilgileri bu kadar kolay anlatıyorum ama hiç de bu kadar kolay olmadı. Bu ihtimallerin üzerine belki 50 tane, 100 tane daha ihtimaller çıktı. Her şeyi anlamaya çalıştık. Yani öyle bilgiyi kısa sürede anlatıyorum bu geldi bunu aldık ettik. Ya öyle değil o anı yaşarken bu bilgileri benim anlayabilmem toparlayabilmem belki 3 ayı buldum. Tabii ki çalışıyoruz iş güç. Akşamları işte bir kenara çekildiğimizde istişareler yapmaya çalışıyoruz. Tabii şimdiki gibi de değil. Ben yaşadım olayı anlatıyorum burada. Yani kulaktan doğurma, duyma vesaire vesaire anlatmıyorum. Bizzat bu konuyu yaşadım. Yaşadım üzerine anlatıyorum. Rabbim bana soracaktır bunu ve bunun hesabını verebilirim. Neden? Çünkü yaşadıklarımı anlatıyorum. Varsayım katmıyorum, tahminler katmıyorum. O değil bu değil demiyorum. Şundan bunu duydum bundan bunu demiyorum. Bizzat içinde yaşadım. Buradaki tecrübeleri aktarıyorum. Onun için diyorum yani kişiler göreceği yani buna inanmayabilir. Problem değil inanmalarını beklemiyoruz.
Ama içinden bir kişinin ihtiyacı var ise eğer işte o aradığını burada bulmuş olacak. Özür dilerim ama biz öyle bir şekilde düştük. Acısını biliyoruz. Sonucunda üstlerine müracaat etti. İzinleri aldı. Onaylanan oldu, onaylanmayan oldu. Onaylanmayınca bunlardan tövbe edilmesi gerekti. İşte kişinin dağda yürürken patika bir yola girdi.
Girdiğinde ansızın bir cinniğe ailenin olduğu yere bastığı cinniğinin çocuğunun sakat kaldığı vs. vs. konular geldi. Şimdi bunlarda hep taleplerimizi reddedildi. Hocam götürüyor üstlerine. Cinniği çocuğunun o sakat kalan yani kolunda kırılmıştı zannediyorum. Çünkü baya bir zaman geçti konudan dolayı tam hatırlamakta. Taleb edildi. O iyileştikten sonra da devam ettik. Belki 2-3 ayda böyle zaman geçti.
Yani onun tedavisi için talepte bulunduğu manaya, manadan görevli gelen görevli kullar bütün Rabbimin kullarına hizmet için var. Hani böyle bir şey nasıl olur, olmaz böyle bir şey demek. Ya bunu söylemeyin yani bilmeden söylemeyin. Onun tedavisinden sonra, baba yine davasından vazgeçmedi. Ama buradaki kusur ortadan kalktı. Özür dilendi. Onlar için sadaka verdiler.
Haklarını helal etsin diye yani ayetler okundu, hediyeler edildi, sadakalar verildi. Rabbimden de, Rabbim senin rızan için biz bunları ihtiyacı olanlara verdik. Bu konuya, bu dosyaya, bu icra dosyasına binaen. Bu icra dosyasından dolayı hacis, hastalık. Buna binaen biz bunu verdik. Rabbim sana teslim ettik, sen o kullarına ilet ya Rabbi.
Çünkü şey yapamazsın ki buradaki değil ki FET yapalım ya da kalkalım, gidelim, hediyeler götürelim. Yani burada gerçekten hem kolay ama bir o kadar da zor. Hocam tabii ki çok gitti geldi. Bu gidip gelmelerden dolayı tecrüben var, bilgi tecrüben var. Sonrasında kabul edildi de denildi. Kabul edildi denildikten sonra orada her ne olduysa o aileyle konuşuldu.
Ya Karşı’dan çıkıyor, İstanbul’a geliyor, uzun zamanda uğraşıyor, birçok doktorlar dahil her tarafa gidiliyor. Çözüm yok. Bu bilgi trafiği belki birkaç ay sürdü. Bir anda iyileşti. O kalktığı an hani telefon uçak modunda aldığın an açılıyor her şey. Onun gibi düzeldi. Belirli bir zaman sonra yine rahatsızlandı. Bu defa talep ettiğimizde direk işlemi yapıldı.
Birkaç gün sonra hiçbir şey kalmadı. Bir daha da bir rahatsızlığı olmadı. Uzun yıllarda geçti. İhtiyaç olmadı. Sonraki saldırı bir de onların serseri takımları varmış. Onlar da insanlar gibi yani hristiyan olup da ahlaklısı olan var. Farklı yani karakter olayı farklı. Yani ifritlerden bahsetmiyoruz ha bu arada. Evet. Ifritler farklı bir boyut. Yani aynı boyutta ama farklı özellikleri var.
Sonunda oradaki hani mahallede serseri takım olur ya. Giden egelene satışır. Öyle olanlar gelmiş. Ama o aileyi tanıyanlardan biliyorlar konuyu hemen alındı. Yani onunla bir önceki aynı değil. Kul hakkı ve aradaki muhakeme olayı muhasebe olayı oldu. Şimdi sorduğun soruya geleceğiz ama çok uzattım hakkını helal et.
Şimdi bunu ben yaşadım. Yaşadığımı anlatıyorum. Manivyatın da üst üst kademeleri var. Bununla ilgili ben anlamak istediğimde kısaca toparlayayım. Melekler katının da, cinniler kısmının da, insanlar kısmının da ve diğer yaratılanlar bizlerin bilmediği kısmının her kısmın bir en başında olan var. Sonra ondan sonra kademe kademe gelenler var. İmama uyduk değil mi?
Önde imam var mı? Var. Diyelim ki arkasında üç kişi var. Arkasında yedi kişi var. Arkasında kırk kişi var. Arkasında iki yüz elli kişi veya üç yüz kişi var. Arkasında yedi yüz elli kişi var. Arkasında bin kişi var. Arkasında bin yedi yüz elli kişi var. Arkasında üç bin beş yüz var. Arkasında beş bin var. On bin var. Yirmi bin var. Yirmi beş bin var. Seksen bin var. Yüz yirmi bin var. İki yüz elli bin var. Beş yüz bin var. Gider. Ne kadar emekli? Hizmet bir şey. Egemen bir şey gitmiyor.
Ne kadar olursa olsun oraya doğru gider. Bu ne demek biliyor musunuz? Buradaki diziliş bizim insanlara göre söylediğimiz. Cinliler boyutunda da aynı şekilde vardır. Melekler kısmında da vardır. Cebrail aleyhisselam’dır. Sonra diğer meleklerdir. On dört melek peygamberdir. Onların da içinde olan vardır. Melekler de de aynıdır. Rabbimi anlayabildiğim, hocamdan aldığım,
tüm yarattığı sistemlerin içerisinde bu düzeni kurmuş. Üçler, yediler, kırklar dediğin, kırklar üzerine konuşalım. Şu anda yeryüzünde yaşayan kırklar var. Makam olarak, yediler var, üçler var. Buradan birisi rahmetli olursa, diyelim ki yedilerden, rahmetli olduğunda hemen yerini bir başkası atanır. İşte bir tanesi diyelim ki İstanbul’a. Ama diğeri Patani’de olabilir. Bir tanesi Antarktika’da olabilir. Amerika’da olabilir. Çin’de olabilir. Çinliği de olabilir. Bakın, tabii ki iman etmiş olacak, o makama gelmiş olacak. Bunları söylememe gerek bile yok. O makamlar hep var. Yönetim sistemi bu. Gidiyoruz ziyaretlere Allah dostlarına. Gittiğimizde selam veriyoruz. Duamızı, hediyemizi ediyoruz. O mübarek kırklardan olabilir.
Başka yerlerde de birçok kırklar olabilir. Döneminde sürekli bunlar değişir kişiler. Makam sabit kalır. Ama mutlaka vardır. Yani bazen bir şey sorduğumda, Dünya’nın gavsı diyelim, gavsı azamını müsaade etmediği oldu, müsaade ettiği de oldu. Manadan hocamıza sorsak bile, onu da buraya geçmek için oradan izin alması gereken noktalar var. Bak burada rütbe yüksek alçak olması da problem değil. Birine bir görev verdiyse, Dünya’ya izinsiz, onların izinsiz hiçbir şey gelemez. Bitti nokta. Yani sen bir onbaşıyı nizamiyeye diktiğin zaman, Genel halde gelse o onbaşı kapıyı açmasa, müsaade etmese giremez. Gibi düşün. Bu makamlar hep vardır. Manevi denge, dualar. Çünkü
o zatlarda olmasa, o makamların üstünde o zatlar olmasaydı eğer, bizim bu günahlarla çoktan helak olurduk. Ben de onu soracaktım abi, araya girdim ama, Üçler, yediler, kırklar, yeryüzünde yaşar, bizim gibi insanlar, manevi olarak makamları, dereceleri olan insanlar ve görevleri var. Maneli görevleri var. Manayla da bağlantılılar. Şimdi şöyle,
manayla bağlantı olur ya da olmaz. Makamının olduğunu değiştirmiyor. Bununla ilgili ben tecrübemden söylüyorum. Musa Aleyhisselamın, Ledun ilmi yoktu değil mi? Hızır Aleyhisselamı aramaya gitti. Peygamberdi. Şimdi bakın, bu bize örnek olsun. Aslında bunu herkes anlatıyor. Ama biz de burada yaşadığımızı anlatıyoruz. Evet. Hani Kevsüresinden örnek vermek, yani tabi ki bize delil çok önemli.
Rabbim onu bize bildirmiş kitabımızda. Demek ki bunun kırıntıları da var. Olacak demektir. Ki var? Bulundukları makama göre donanım sahibi olurlar. Yani sen bir sualtı komandosunu, satı, sen tüp vermeden daldıramazsın. Yapacağına göre donanım veriliyor değil mi? Evet. Yani ben tank şoförüydüm. İyi de tank kullandım. Tankla ilgili şofördüm. Bütün hepsinin neler yaptığını öğrendim.
Ayrıca tankın motoru nasıl sökülür? Başında da durdum. Onunla da bilgim var. Şoförün görevi oradakiler eğer ölürse yerine hepsini yedeklemektir. Niye? Oraya gittiğimde bir donanımım vardı. Bir eğitimi aldım. Rabbim de kuluna bir şeye yüklerse mutlaka onu yapabilecek donanımı vardır. Dersin ki, ledun ilmi olmadan kırklarda olur mu? Yani Rabbim dilerse olur. Kendini bilmez.
Hani kullar vardır kendini bilmiyordur deniyor ya. Evet kendini bilmiyorlar. Bazen sokakta yürüyorsun. Ya derecesi o kadar yüksek ki insanın kendini bilmiyor. Sadece bu kapalı. Ama buraya çalışıyor. Dualar ediyor. İnsanlara olumlu düşünüyor. Ya çalışıyor burası. Sadece şu gözden görmüyor. Zaten bu gözden gördüğün zaman bütün hepsini birbirine de karıştırabilirse. Önemli olan buradan görmek.
Çünkü burası Rahmani ile şeytaniyi süzdüğü için hata payını sıfıra indiriyor. Hata yaptıran zaten üstü. Üst beyin vesaire, alt beyin dinlenmeyi gibi. Her halükarda. Tüm yaratılmış kullar için, tüm düzenler için. Bütün bunların hepsinin. Yani insanlar, cinniyeler, yecüç mecüç, melek. Yecüç mecüç diyorum.
Yecüç mecüç önceden vardı. Helak oldular. Görünüyorlardı. Allah dostların konularını dinlediğimizde onlar zahiren görünebildikleri için geçen oradan şeytan olduğunu bilir. Veyahut da bilirlerdi. Zülkalim aleyhisselamın olayı Süleyman aleyhisselamın hani kısalardan aldıklarımız da zaten kapatıldığını biliyoruz. Kapatıldıktan sonra işte gayba iman diyoruz ki işte artık orada görmeyince asıl orada bir konu. Demek istediğim şu her kısımların hepsinin tamamının liderleri birileri efendimiz aleyhisselama bağlı. Efendimiz aleyhisselam bütün her şeyin başında. Düşün kalemden önce yaratılmış nuru efendimiz aleyhisselamın ancak şöyle bir durum var.
Dünyadaki şu anda yatağın yaşayan bütün insanları veyahut da ayrı bir yerde bütün cinni familiyası ifritler var cinniyeler var kendi aralarında elfleri hani farklı isimler var ya şimdi güncel onları kullanmaya çalışmamı gayret ediyorum. Çünkü gençleri anlatacağız. Bundan sonraki genç nesil hangi ismi hangi kelimeleri biliyorsa bunları anlatmamız lazım ki korkmasınlar. Konuyu kısa bir parantez gireyim. İnsanlar anlayamadıklarından korkuyorlar. Anlatmamız lazım. Ama anlatırken o kadar sade olmalı ki konuyu kavrayabilsin. Yani Hazreti Kur’an okuyamamış medreseye gidememiş kim gidenlerde biliyor mu? Hayır. Ama bilenleri de var. Medreseye gitmemiş olanların da bileni var bilmeyeni var. Ama her halükarda bizim görevimi sadeleştirip on on beş yaşındaki çocukların anlayacağı gibi olmalı. E diyeceksiniz ki on yaşındaki on beş yaşındaki çocuklar bunu bilir mi? Hiçbir sıkıntı olmuyor benim evdekiler biliyor. Şunları gözlemledik. Çocuklar bunları görüp yaşadıkları için çocukları izah ettiğimizde çok çabuk ikna alıyorlar ve çok çabuk toparlıyorlar düzeliyorlar. Yeter ki anlatın. Aslında büyükler korkuyor. Çocuğuma da anlatma diyor. Tırsan büyükler yani bilmedikleri için.
Bunu kapatıyorum. İnsanların tamamı Yahudi ise ateisti inananı inanmayanı güneşe tapanı muza tapanı farklı böyle kendini uydurup pıtlar bulanlar falan falan hepsini al hepsini işte bu şekilde al. Hepsinin bir safı var. Şu anda yaşayan tamamının hepsi saflara gelmiş olsa hepsinin kendine göre tabi ki
başta üçler kırklar yediler iki yüz elliler beş yüzler yedi yüz elliler böyle binler gider. Gittikçe gittikçe imanlar bittikten sonra imansızlar da başlar. İmansızların da hani yeni bir şey türettiler ya benim kalbim temiz. Ulan neyle yıkadın kalbini ya? Kalbi temiz olan iman sahibi olur. Allah’u Teala’ya karşı gelmez. Karşı geldiği zaman da ne kadar kirli olduğunu bilir.
Buna da ilgili bir sohbet edelim çünkü bu çok yaygınlaştı. İnsanlar iyi bir şey yaptığını zannederken gerçekten çizgiyi aşıyorlar. Gerçekten kalbi temiz olan Rabbini tanır. Tanımıyorsa şeytan ona o şekilde veriyor. Diyor ki sen yeter ki iman sahibi olma ama iyi insan ol. Ona şeytan masaj bile yapar. Yardımcı olur. Yeter ki iman etmesin iyilik yaptığını düşünerek imansız ölsün. Zaten benim ümmetim diyor ya. Tabii iman etmiş zulümker olan da var. Yani suçlamak değil. Çözüm üretmek amacımız. Sonra imansız olanlar var. İmansız olanların kul hakkına en az girenler diyelim. Bunlara göre bunlar da saf olur. Ama şu anda dünyada yaşayan tüm kullar. Yani herkesin bir sırası, bir yeri. Herkesin bir numarası var. Zaten parmak izi de yok mu? Evet. Onun için eğer biz üçleri, yedileri, kırkları anlamamız için bunları da anlamamız lazım. Kırklar yeryüzünde yaşayan kırk kişi var bu makamda. Kişiler rahmetli olup değişir ama kırk değişmez. Peki üçlerin, yedilerin, kırkların görevlileri nelerdir? Genel konuşacağım. Çok detaya girersek. Tabii ki anladığımız gibi yukarı doğru gidilirçe sayı azalıyor. Efendimiz aleyhisselamın bildirdiklerini insanlara yaymak diyeceğim. Ama bu yeterli olmayacak. Neden? Şimdi bu görüneni, bu söylenileni. Dünyanın birçok yerinde bize göre olan kısmı. Hani biz görünen ve söylenilen değil de arka boyuta gidip orada yaşayalım, tecrübelerimizi aktaralım diyoruz ya. Dünyanın birçok yerinde enerji noktaları vardır. Dünyanın birçok yerinde geçiş noktaları vardır. Türkiye’de bile kaç tane yer vardır. Burayla ilgili de bildirilmiştir. Biz birçok yere bile hani biliyoruz. Ama bilmek önemli değil. Oradan faydalanabilmek önemli. Oradan imansız da faydalanabiliyor. Sonucunda buradakiler Rabbimin emrinin tecellisini dağıtırlar. Emrinin tecellisi ne demek? Bir yerde problem varsa Rabbimin izniyle oraya gidilir, orada müdahale edilir. Hristiyan aileler vardı, cinni aileler. Müslüman oldu. İfritler onlara saldırdı. İfritler genelde cinnileri saldırıp köleleştirip insanlara karşı kullanıyorlar. Ayrı konu da cinnilerin kendi musallat olanı da var. İçinde ama imanlı olanı da var.
Hristiyan olan ancak Müslümanlığa geçmiş cinni kavli ile yardıma gidildiğini biliyorum. Yani dünyadaki Rabbimin emirlerini ve hükümlerini dağıtırlar. Hepsi askeriyedeki komutanlarımız olarak bilelim. Şimdi 3’ler, 40’lar konusunun devamı aslında daha lazım olan bilgiler var burada.
Şimdi anlatmaya çalıştık onu ama arka planda bize daha ne faydalı olabilir? Bizim yaşamımıza, bizim hayatımızı daha kaliteli hale getirmeye, imani olarak daha güzel yaşamaya. Yine tecrübe yaşadıklarımla birlikte anlatıyorum. Seyahatlerde ve karşılaştığım durumlardan aldığım bilgilerle şunu anlayabildim.
Bir de falçılık yapanlar var, tarotla uğraşan var, enerjiyle uğraşanlar var. Bu insanların fal’a bakanlar da dahil bir takım farklı özellikleri var. İşte diyoruz ki cinci diyorlar. Ya kişiyi küçümseme adına mı ya da hakaret adına mı bunu söylüyorlar? Bu da enteresan. Desen ki sen bir cin gör desem göremeyecek. Adam görüyor adamın özelliği var.
Kuş açısı ilk perdeye kadar yani cinliği kısmı görüyor daha ilerisini göremiyor ki. Ama mana penceresinden baksa bu tarafa doğru gelmiş olsaydı o zaman en son perdede cinliler olurdu. Ama bunun bakış açısı buradan. O da çok fark ediyor. Bakış açısı manadan olanlar maneviyatla hatta arada kabir hayatı da vardır. İstasyonlar vardır. O zaman istese de cinleri göremez.
O manayı görür. Evliyaları zatları görür. Meleklerle olan kısmını görebilir. Her bakan cinliği görecek anlamına gelmiyor ama en kolay en basit çok çok kolay cinlileri görmek. Onlar zaten kendileri göstermeye yer arıyor. Çok kolay. Ama velayetinden sonra seni kontrol etmek çok zor. Şimdi bunları niye anlatıyorum? Anladığım şu oldu. Hristiyan, Yahudi, farklı dinlerde olan, farklı dini yoktu. Ehli Kitap, Ehli Sünnet ve onun dışındakiler diye ayrılmak lazım. Belki yanlış telif uzağı ediyorumdur. Kendine göre tapacak bir şeyler bulan insanlarda dahil. Bunlar özelliği var. Yani nasıl var? Müslümanların içinde algılayanlar var, keşfe açık olanlar var. Ateistlerin içinde de var. Ehli Kitap, Hristiyan, Yahudi de var. Güneşe tapan da da var. Ateşe tapan da da var.
Tabii güneş falan öğrenince belki tapmıyorlardır artık ama. Sonucunda puta tapanlar da var. Ya bakın hangi dinden olduğunu bir bırakın. Bu gelen insanlarda bu özellik var ise eğer, vardır. Bitti. Eğer bu Müslümansa ona göre hareket ediyorsa, anlamaya çalışıyorsa manaya dönebiliyor.
Bu kişinin kendi seçimi, hiçlik makamın kısmından gelir. Ama Galib sonrasında, çok çok sonraları tabii ki son artık köprüden önceki son çıkış Galib-i Belada orada seçtikleri de var. Şeyini yükseltmek için, seviyesini yükseltmek için. Zaten alt beyin, üst beyin konusunda bu çok önemli. Alt beyin öğle noktaları işaretlemiş ki, üst beyine laf geçiremiyor.
Burada hem alt beyine hem üst beyine tedavi uygulamak lazım. İletişimini sağlamak lazım. Zaten imansızlık da zaten orada başlıyor. İman etmeyenler alt beynin istediği her şeyi üst beyine geçiremediği için. Geçirse ruh zaten onu yaşadı. Geçmişte yaşadı aynı ruh ya değişmedi. Ve zeka olarak da dolduğu için devam ediyor.
Devam ettiği için de bedenlenince bu sefer, üste bunu aktaramıyor. Tam istediği gibi olsa zaten imanı toparlayacak. İnsanlarda bu var. Bu insan Hristiyan olabilir. Hristiyan olabilir. Öyle bir noktaya gelir ki, alt beyin müdahale eder, üst beyin bu sefer papaz olur. Yani yine Allah-u Teala’nın bir önceki anayasasına göre hareket etmeye çalışır ama iman etmiş mi değil. Son anayasa haktır. O dönemindeydi. Yani o kadar etkileyebilmiş. Şimdi falcı tarakçılara gelelim. Onlarda görürler algılarlar hani küre müre falan filmlerde görürler ya. Yani o işte bilmiyorum öyle bir şey nasıl oluyor ama bir takım suyla bir takım çözünürlük şeylerle olan görüntü üste gelebilir.
Bunu hem fikirim, onu göre kendilerine göre tırnağında bakan oluyor, farklı şekillerde oluyor. Yani bunlar var. Herkesin farklı bir takım özellikleri var. Bu özelliklerini parayla da kullanır, kullandırmaz da. Yani hizmet etme şekli çok önemli. Bu da farklı bir konu. Ki böyle bir özelliği parayla kullandırmak doğru bir şey değil.
Her insan kendi rızkını bir şekilde gayret ederek çalışarak kazanmalı. Allah rızası için Çanakkale’de şehit oldu değil mi? Rabbim onlara öyle bir makamlar verdi ki şehitlik makamına geldik. Hizmet ettiler. Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet, şehit çünkü. Rabbim onlara en yüksek makamları nasip eylesin. Efendimiz aleyhisselama komşu eylesin. Şimdi öyle hizmet ettiler. Biz bu zamanda nasıl hizmet edeceğiz? Rabbim verdiği bir özellik var. Sen de bunu parayla satarsan nasıl olacak? Yani dini hizmet mi etmiş oluyorsun, paraya mı hizmet etmiş oluyorsun? Bu da ayrı bir konu. Yine konuyu dağıtmadan aynı noktaya geri geliyorum. Farklı inançlarda olup da bu özelliği olan insanlar var. Bunları görebilirler. Ama iman etmiş olan maneviyata çok daha yakın olur. Maneviyatın tadını aldığı zaman zaten maneviyatın, o şerbetini içtikten sonra mümkün değil ki. Şeytan ve havarileri, şeytanın familyası o tadı lezzeti veremez. O tadı alan bilir. Mümkün değil. Onu daha kandıramaz. Onu yaşayan biliyor.
Sonucunda bu özellik var. Bu özellik nasıl geliyor diye anlamaya çalıştık. Tecrübelerimi anlatıyorum. Şu ana kadar hayatımın içerisinde 47 yaşındayım. Bu tür özelliği olan insanlarla çokça karşılaştık. Hemen kendini belli ediyor zaten. Frekanslardan anlıyorsun. Sonucunda bakıyorsun ki soydan mutlaka bir yere dayanıyor. Öyle bir şey oldu ki kişinin hali belli. Diyelim ki tarotçu. Fal bakıyor ya. Haram ama yapıyor. Bakıyorsun o özellik var. Talebe dilliğinde onun soydan geçmişlerden hani bir rivayete göre 124 bin peygamber ya.
Mutlakak ki üstlerden bir yere kadar dayanıyor. Böyle manevi bir hatta dayanıyor. Ama sonraki sonraki yüzlerce yıl, binlerce yıl içerisinde imanını kaybediyor. O özellik manadan çıkıp diğer katlara doğru düşüyor ya çekiliyor ya. Çekildikçe gele gele cinliler katında kalmış. En yakın noktaya kalmış.
İmanını kaybetmişler. Genetik kodla da devam ettikleri için genetik hastalıklar da budur. Hücrelerin işte daha detaya girmeyeyim. Bunlar içine içlerler yapısını bozmaya çalışırlar. Bir sonraki nesil biraz daha bozulmuş. Biraz daha biraz daha biraz daha derken farklı şekilde inancını da yitirebiliyor. Sağlığını da yitirebiliyor. Bunları da biz böyle insanlarla da tanıştık yaşadık anlatmaya çalıştık.
Hani konunun her biri çok fazla detay ve izah istiyor yani. O yüzden kısa kesiyorum. Ama hepsinin altında çok daha farklı bilgiler var. Fala bakıyor. Müslümanım diyor soydan bağlantısı var. Ateist bu özellikleri var. Bir bakıyorsun soydan bağlantısı var. Hatta bir tanesinin Sûresi aleyhisselâm’a itiraz eden Turdağ’ına çıkınca itiraz ettiği altından buzağı yaptılar ya.
O kısım o dönemdeki kavalacılara dayanıp oradan da yine gidiyor ama o özellik var. Bak o özellik azalarak da olsa var. Bu özellikten kullanıyorlar. Yani sadece imanlılarda bu olur değil. Rabbimin dilediği kullar da var ama o kul Müslümansa Müslüman olup da iblisle pazarlık yapan da var. Müslümanım diyor ama. Müslüman onu yapmaz ama o gördü algıladığı biri var. Algıladıyla konuşuyor. İşlerini yaptıra yaptıra yaptıra. Beni ben diyor onu diyor yönetiyorum. Hocama söylüyorum değil mi hocam bu ne yapıyor? Bu diyor kendini satmış ona diyor. Sen beni yönet diyor ona iblis şeytan. Bir şey istiyor o bir şey istiyor. Yönettiğini zannediyor insan. Ama ciddi şekilde de insanların üzerinde bilgileri alıyor topluyor getiriyor. Bu kişinin hakimiyetini kaybetmemek için şeytan diğer insanlara yardımcı oluyor. Rahatlatıyor ve genelde şu vücudunda eğer varsa uzaklaştırıyor. Bir zaman sonra başka yere gidiyorlar. Yani hep omzun kolun çalışmıyor. İçinde var sinirleri kapatmış sıkmış uzun sürede kalmış tıkanmış ya buradan çıkıyor. Bir zaman kişi rahat sonra başka bir yere gidiyor. Çünkü onun deli sebepdeki ruhsattan dolayı tövbe etmediği için gelmeleri var gibi.
Şunu anladım. Bu tür özellikleri olanlar mutlaka soydan belki binlerce yıl öncesinden de olur. Bu özellikleri var. Onun devamıdır. Yaşadığım özel bir konuyu anlatmak istiyorum. Düz yedek bir bölgeye bir tanıdığım vardı davet etti. İsim vermeden gidiyorum ki aslında bu da isimler konular hepsi belli ki sizler de bunu biliyorsunuz. Gittik hep dua edilen bir yer var. Çocukmuş orada. Duva ediliyor yağmur yağıyor dua ediliyor. Oraya gelip dua ediyorlar. Ya burada diyor bir şey yok ki fındık ağaçları var diyor. Yani her taraf toprak, dağ, taş her yer. Burası niye? Zaman sonra orayı araştırmak için üniversiteye başvuruyor. Tabi geliyor 50’li yaşlara maddi imkânı da var. Tuğla falan bir şeyler buluyorlar. Üniversite bir şey bulamıyor.
Sonra ortak kanadıklar vasıtasıyla bize ulaştılar ve sorduk. Üç tane orada kabir var bir tane de uzağında var. Buraya kadar her şey normal. Bizim için sıradan bir konu. Hocamın anlattığı ki bu bizim kayıtlarda var isimlerin falan hepsini kaydettik o zaman duruyor aşimimizde.
Bir tanesinin soyundan Nazım el Kıbrıs Hazretleri gelmiş. Bir tanesinin soyundan da Zahid Kotku Hazretleri gelmiş. Onlar ama bu zatla Allah dostlarının çok çok çok önceki noktası. O zatın bir tanesi Edirne’de yetişiyor doğuyor. Bursa’da 50’li yaşlarda alimken dönemin Osmanlı padişahı onları göreve gönderirken orada şehit edilmişler.
Bunu niye anlattı? Bu çok kısa bir alan. Yani 2021’den çıktık işte kaçtı o zaman 1700ler mi 1600leri yılında 300-400. Ama bunun 3000 yıl önce 4000 yıl öncesinden oradan bağlantıdan gelenler var. Yani buradan insanlar dağıldıkça yüzlerce binlerce milyonlarca olduğu zaman düşün. Bunların bir çoğu özelliğini kaybediyor.
Ama içinden bir tanesi onu daha böyle taşıyabildiği zaman bugününüzde bakıyorsun ki konuşuyor astral seyahat yapıyor gidiyor geliyor. Yani veya enerjice olmuş enerji yapıyor etkili. Evet var o onun genlerinde fıtratında var. Yapısında var. Bu onun imanlı olacağı yani Hazreti Kur’an’a itaat edeceği anlamına gelmiyor. Bir de böyle bir özelliğin üzerine iman ettiyse bir de bunun üzerine anne babası yani yaşantıları hep düzgün geldiyse kodları daha düzgünse bir de üzerine hak olanı anlamaya dua ediyorsa eğer anlamaya çalıştıysa gayret ettiyse bu sefer manaya bağlandığında işte hazır Türk lokumu.
Yani demek istediğim kişiler algıları açık olan Taracu falcı da olsa keşfi açık. Ama kimisi bir perde önteyi görüyor. Öbürü sondan başlıyor. Bu tarafa doğru bakıyor. Yedi perde görüyor. Altı perde görüyor. Yani onların arası boyutlar aslında anlatıyorum.
Demek istediğim bunları algılayabilmek için illaki son anı yasa Hak din İslam üzere olacak değil olmadan da oluyor. Ama bu sefer bağlantıları Rahmani tarafa değil de şeytani tarafa geçiyor. Şeytan onları kullanıyor. Siz zannediyor musunuz ki Nikola Tesla bu kadar konuyu nereden biliyordu. Gelip anlatılıyor. Biz bir Allah dostunun yanına ziyaret ettik. Gittiğimizde bizle ilgili bir çok bilgi verdi. Verdiği bilgi bir bir buçuk yıl sonra televizyonda haberlerde gördük. Yine bir yere gittik. Bundan birkaç yıl önceydi yine kayıtlarımız da var. Diler ki suya sihirbüyü yapacaklar. Oradan dediler suyla ilgili sıkıntı olacak. Nerede diye tak Sakarya bölgesini göstermişti. Aradan bir zaman sonra orada ateşli hastalıklar oldu. Biz bunları yaşadık. Çünkü dedi ki bakın Sakarya bölgesinde bir haber duyarsanız bize söyleyin. Çünkü biz çalışıyoruz. İş güç var. Kaçırabiliriz. Veyahut da sohbetlere gidiyoruz. Ve hemen döndü. Bakın televizyonu seyredin açın. Baktık ateşli hastalıklar. Bizim onun öncesine haberimiz vardı. Bakın biz teknek sormuyoruz. Bir olayla ilgili bilgi alırken bir konu olurken arada bize verilen bilgiler bunlar. Her şeyi biliyoruz değil soruyoruz da değil. Biz imanımızı kurtarmaya çalışıyoruz. Hizmet yolunu da bu şekilde seçtik. Her türlü izletmeye çalışıyoruz ama bunu da ön plana çıkarmaya çalıştık. Arada gelen bir konuydu. Niye? Birisi vardı problem ne? Bir arkadaşımız biz biliyorsunuz hep eş dost çevremiz bağlantımızla ilgili bunları paylaşırız.
Böyle bir sorum var. Bununla ilgili Mustafa nedir bir istişare yapabilir misin diye sordu. Yaptığımızda o bölgede yapılandan dolayı rahatsızlandığını bunun daha devam edeceğini yani o konuyu öğrenecek tetikleyecek bir konuyla karşılaştık da oldu. Şimdi bütün bunların hepsini toparladığımızda 3’ler, 40’lar devam ettiğinde dedik ya arka tarafta da şeyler var. İmansız olanlar da var. Şimdi daha iyi oturdu mu? Evet. Yani imanını kaybetmiş ama bir peygamber soyundan olup da kendini bilmeyen gelenler var. Yani bütün peygamberlerine soyu kesilmedi ki onun milyonlarca her 50 sene 60 senede bir evladı da türesi oradan. Çünkü hepimiz Adem babamızdan geldik. Onun içinde o özelliği taşıyanlar var ama körelmiştir.
Rabbimin verdiği bir merhamettir, rahmettir, kolaylıktır. Hal ilmi veya ledun ilmi de diyorlar ama ledun ilmi temel çatıdır. Havas ilmi gibi diğer konular hepsinin kat kat farklılıkları vardır yani onun temelini alıyorlar ama işte bunlar kaybolmuyor verilen. Birileri de taşıyor, zayıflayarak kırıntılar bölüne bölüne de gitse bunlar kalıyor.
Ama buradaki imansızdır, ateisttir yine görebilir. Bunda bir sıkıntı yok yani biri bakıyorsun annesi babaannesi veya atalardan iyi sihirbüyü yapan birisi var. Bakıyorsun torunun da aynısını yapıyor. Ya isteyerek olmaz o güç Rabbim’dendir. Rabbimin müsaadesi iledir ama sen onu şimdi Rahmani kullanmıyorsun. O zaman onu kullananın. Şimdi Rabbim güçten neden Rahmani kullanmıyorsununun altını biraz açalım çok kısa. Şeytanın gücü yok mu? Şeytanın başında iblis var. Onların bir gücü yok mu? Bunlar nereden alıyor? Rabbim’den. Ya. Demek ki bunların hepsi de imtihan gereçleri ve sebepleri doğru anlamak lazım. Herkes imanlı olmuş olsaydı zerre günah olmasaydı ölüm olmazdı ki.
Cennete gitmeye gerek yok cennet burası olurdu. Dünyada her geçen gün daha da kendini yeniler daha da güzelleşirdi. Güzelleştikçe güzelleşirdi ve devam ederdi. Siz dünyayı cennetin yansıması bilin. Cennet de buradan kazanılıyor cehennem de buradan kazanılıyor.
Ama işlediğimiz günahlarla her günahın vücudu olduğunu her günahın aklı fikri ve yapısı olduğunu bilin. Cinler gibi. Bunlarla birlikte bunların da dünyanın içine git gide dola dola dola dola dengeyi bozduğunu düşünün. Ve şu kesinlikle unutmayın. Rabbimin her vadinde her konuda mutlaka yarattığı teknik bir yapı vardır. Eskiden Osmanlı atalarımız nasıl oluyordu yönetiyorlardı bütün dünyayı. Neyle haberleşiyorlardı? Bu özelliği kullanıyorlardı. İman varsa her şey kolay ya imkan vardır. Bizim konuyu doğru anlıyor olmamız lazım. Yani insanlara ya bu adam cinci ya onun da mutlaka iyi tarafı, olumlu tarafı, faydalı bir tarafı vardır. Neye olarak kötülüyorsun? İyi ya da kötü senin terazine göre tartamazsa bunu Rabbimin terazisine göre olacak.
Yani biz imanımızı yaşayarak buradaki gerekli görevlerimizi yaparak devam etmemiz lazım. Ve dünyanın tamamı şu anda yaşayanların tamamının hepsinin birer rütbesi var. Ama rütbe eksi de. Şimdi rütbe derken illaki illaki imanlıda olacak diye düşünüyorsun. Ya imansızlığın da rütbesi var. Günah derecesi yok mu? Günah derecesi varsa o bir rütbe değil mi? Cennemde herkes aynı yerde olmuyor ki.
Sihir büyüyle uğraşan cehennemin en altında. Ama öbür türlü imanlar en üstünde. İmanlı olduğu da sihir büyüyle uğraşanların hepsi en altta. Düşünsenize ateist bile daha üstte ya. Günahkar olanların da derecesi var. Her halükarda şudur. Başlar herkesin sırası ve makamı vardır. En öndeki olanlar kırklar, yediler, üçler. Öyle devam eder. Tabii ki bir de dünyanın genel sorumlusu vardır. Dünyaya göre bir olan Rabbimdir. Burayı demek istedim yan an ya. Yani Muhittin Aravi Hazretlerinin iyi idam ettiler. Hiçlik makamında anlatıyordu. Ben hakkım derken, yani kendisini öyle bir o noktaya gelmiş ki. Ben hakkım derken ben hakkım demedi. Yani bu anlamaya dayalı. Bütün benliğini terk ettiler. Yani süra üflenmeden önceki asıl hiçlik makamındaki noktayı anlatmaya çalışıyordu. Dolayısıyla ne oldu idam ettiler. Yani bizim sadeleştirerek söylememizin sebebinin temeli. Biz anlattığımızı öyle anlatmalıyız ki herkesin anlayacağı şekilde olmalı. Çok sade olması gerekiyor. Yoksa bir kısım anlar. O anlayan kısmında başka bildiği vardır. Kendisiyle harmanlar değiştirir. Sade anlattığımızda herkes aynısını anlar. Biz de ibadet etmiş oluruz. Evet. Rabbim razı olsun. O zaman kırklar, yediler, üçler bir de onların başı olan günahı tek olan bir zât yok. Rahatsızlığa. Rahatsızlığa. Ondan zikretmiş olalım da ben de. Tabii ki tabii. Tabii tabii. Yani bu buraya göre hani bir insan birliği insan ordusu olarak düşün.
Şöyle bir V çiz. Evet. E buraya meleklere bir V çiz. Cinlere V çiz. Yani onun hep başında var. Kısa bir şey anlatayım ondan sonra bitirelim. Şimdi Yahudiler geliyor. Efendimiz aleyhisselama soru soruyorlar. Dört tane soru soruyorlar. Son soru da meleklerin başındaki kimdir diye soruyorlar. Kısa geçiyorum. Yahudiler soruyor ya, Efendimiz’i deneyecekler ama denemekten amaçları başka.
Meleklerle ilgili gelince Cebrail aleyhisselam diyor, Efendimiz aleyhisselam yok diyor, olmadı diyorlar. Kabul etmiyoruz diyorlar. Toplanıp gidiyorlar. Ayet ve meal açıklamalarını bu böyle anlatılır. Tamam mı? Sonunda yani hocam, manevi hocama sordum. Hocam burada nedir? Yani Hz. Musa da peygamber de bunlar bunu çok iyi biliyorlar. Tamam. Alt beyinleri üst beyni geçmiyor falan ama hani onu geçelim.
Efendim İdris’in Cebrail aleyhisselam ile bir husumeti var. Nedir hocam? Evladım Azazel veya Azazel zamanında melek ordularını yönetmiyor muydu? Evet. Yönetiyordu. Cenneti yönetiyordu. O süre içerisinde Cibril aleyhisselamın hani makam, Azazel kendine göre makam hırsı var. Şimdi bu bilgi bize özeldi. Ben hocamdan aldım. Yani bu insanlar farklı böyle değildir diyebilir. Saygı duyuyorum onlara hakkım helaldir. Hiçbir problem yok. Ama kendi merakımdan anlamaya kolay kolay bir şey sormam ama anlamaya çalıştım burada. Efendimiz aleyhisselam ile olunca hani bilinenin hep arkasını araştırıyoruz ya dedim hocam nedir bu? Ve zamanındaki cenneti yönetirken hani şeytan sonuçta nurdan yaratılmadı. Melekler nurdan yaratıldı. Şeytanın yaratılışında biliyoruz. Ateşin dumanı diyelim kısa geçelim. Sonucunda biri nurdan biri dumandan ama dumandan olan nefsi var. Dualarla ibadetlerle üst makama geldi ki şeytan yok onu hazıracak. Bu defa ne oldu? Melek sıfatının üstüne geldi ama melek değildir. O farklı o farklı. Bir insanın cinni nasıl farklıysa onlar da farklı ama orada güç, kudret, yönetim,
iktidar hırsı var. Orada bile var ya. Dolayısıyla azazel yani iblis onun için efendimiz aleyhisselamı o soru sorduruyor kendi uşaklarına kendi ümmetine yani onun oradaki hırsını anlayabiliyor musunuz? Allah razı olsun.
Rabbime emanet olun Allah razı olsun.
Allah razı olsun.
İlk Yorumu Siz Yapın