Gevşekliğinden Dolayı 3 Kez Üst Üste Cumaya Gitmeyen Kişi Dinden Çıkar mı? Abdülhamid Türkeri Hoca
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zqC2rsPA9IU.
Gevşekliğinden dolayı üç kez üst üste cumaya gitmeyen kişi dinden çıkarma. Hanifi mezhebine göre gevşekliğinden aldırış etmemesinden veya gafletinden dolayı bir kişi üç kez üst üste cumaya gitmeyecek olursa
bu kişinin dinden çıkma veya nâzı billâh mürtet olma gibi bir durum söz konusu değildir. Konuyla alâkalı rivayet edilen hadîs-i şerif ki hadîs-i şerifte Allah Resûlü her kim üç cumayı üst üste gevşekliğinden dolayı terk edecek olursa bu kişi gafillerden olur buyurmaktadır. Hadîs-i şerifi Ebu Davud gibi sahih kaynaklarımız rivayet etmektedir.
Yani Allah Resûlü hadîs-i şerifte üç cumayı üst üste terk eden kişinin kalbini Mevla Teala mühürler. Bu şekilde farklı farklı rivayetlerle gelmektedir. Ama özellikle meşhur olan ve tartışma sebebi olan hadîs-i şerif budur. Üç cumayı gevşekliğinden dolayı terk eden kişinin Allah Teala kalbini mühürler hadîs-i şerifidir.
Şimdi hanefi mezhebine göre hadîs-i şerifte Allah Resûlü bu kişinin üç cumayı üst üste gevşekliğinden dolayı terk etmesi durumunda dinden çıkacağını ifade etmek için buyurmamıştır. Yani bu kişi üç kez gelmediği zaman dinden çıkacak. Allah Resûlü bunu ifade etmek için değil.
Bilakis üç cumaya üst üste gelmemek Müslümanın şanına, Müslümanın ahlakına yakışmayacağını, bu eylemin bir Müslümanın fiili için doğru olmayacağını ve bunu yapsa yapsa gafil olan veya isyankâr olan kişilerin yapabileceğini Allah Resûlü bunu beyan etmek için zikretmiştir. Tabahallahu ala kalbi Allah Teala onun kalbini mühürler. Diğer hadîs ve hafızları da bunu şöyle açıklarlar.
Burada Hz. Peygamberin kast ettiği mana şudur. Yani Mevla onun kalbini mühürler yani ibadetlerinden feyiz fuyuzat alamaz. Rabbisine karşı yakınlaşamaz. Mevlanın rızasını kazanamaz bu Müslüman. Kast edilen budur. Yoksa Allah Resûlü bu hadîs-i şerifte bu kişinin dinden çıkacağını ve artık mürtet olduğunu beyan etmemiştir. Bunun için bu ifadeyi kullanmamıştır derler.
O zaman Hanefi mezhebine göre bu ifadeden kast edilen bu kişinin dinden çıkması değil, yapmış olduğu eylemin çirkinliğini, yapmış olduğu eylemin kabahatini açıklamak için olduğu söylenmektedir. Ayrıca bu konu yani 3 cumaya gitmeyen kişinin dinden çıkma konusu veya ihtimali Hanefi usulü cihetinden de aykırıdır. Çünkü Hanefi mezhebine göre amel imandan bir cüz değildir.
Yani bir Müslüman bir ameli yaptı diye veya yapmadı diye dinden çıkma gibi bir durum söz konusu değildir. İmanın aslı kalpteki tasdiktir. Dile ikrardır. Yani tevhid inancı ve Peygamber Efendimizin risaletini kabul ettikten sonra ve sahir iman için zaruriye ediliyor olan inançları kabul ettikten sonra bu kişinin ameli olan bir fiili yapmamasından dolayı dinden çıkmaması ve çıkma durumunun olmaması Hanefi mezhebinde kabul edilmiş ve müselleleme olan bir kuraldır. Ebu Hanife Hazretlerine göre amel imandan bir cüz değildir. Bundan dolayı herhangi bir Müslüman yapmış olduğu bir eylemden dolayı dinden çıkmaz.
Özellikle İlki Asr döneminde en çok tartışılan konulardan biri olan bir mükellefin büyük günah işlemesi ve herhangi bir ameli yapmamasından dolayı dinden çıkma tartışmasına Ebu Hanife Hazretleri amel imandan bir cüz değildir kuralı ile cevap vermiş ve kulun büyük günah işlemesinden dolayı veya kulun herhangi bir ameli, herhangi bir farzı yapmamasından dolayı dinden çıkmayacağı ile hükmetmiştir. Hanefi mezhebi açısından bu zaviyeden de baktığımız zamanda 3 Cumaya gitmeyen kişinin dinden çıkmasının doğru olmayacağı ve böyle bir hüküm verilmeyeceği anlaşılmaktadır. Toparlayacak olursak Hanefi mezhebine göre 3 Cumaya üst üste gevşekliğinden dolayı gitmeyen kişinin dinden çıkma gibi bir durum söz konusu değildir.
Bu Hadis-i Şerif’te beyan edilmeye çalışan ifade bu eylemin Müslümana yakışmayacağı ve yapılan eylemin çirkinliğidir. Hadis-i Şerif’te çünkü diğer rivayetlerinde Hz. Peygamber Hadis’in devamında ”ve kânemine l-gâfili’n” yani bu kişi gafillerden olur da buyurmaktadır. Bu da bize burada kasedilen kişinin itikadi problem değil ameli olarak günahkar olacağını gösteriyordur. İkinci olarak Hanefi usul zaviyesinden baktığımız zaman da da Hanefilere göre amel imandan bir cüz değildir. Dolayısı ile böyle bir ameli yapmadı diye kişinin dinden çıkma durumu söz konusu olmayacaktır. Tabi şuna da dikkat etmek gerekir bu arada. İyi dinden çıkma durumumuz yokmuş o zaman terk edelim. Hayır böyle bir durum kesinlikle doğru değildir. Zaten Allah Resulü Hadis-i Şerif’te bunu beyan etmeye çalışıyordur.
Bak bu eylem yani cuma terk etmek Müslümanın şanından olamaz. Müslüman böyle bir kabahat işlemez. Müslüman böyle bir farzı kaçırmaz. Allah Resulü bunu açıklamaya çalışıyordur. Yani Allah Resulü ”ya neredeyse bu isyan edenlerin, neredeyse bu kafirlerin eylemi” Allah Resulü bunu açıklamaya çalışıyordur. Bundan dolayı ”İyi hocam terk durumunda dinden çıkma yoksa terk edebiliriz” algısı kesinlikle yanlıştır. Bu da bir temel bir adama, Müslümanların tevhidini, Müslümanların birliğini, Müslümanların gücünü göstermesi dediğiyle son derece önemli bir siyasi namazdır. Mazeret olan belli bir takım hastalık gibi veya sayının oluşmaması gibi bir türlük bir takım durumlarda farz olmayacaktır. Ancak farz olan, her bir mükellef olan Müslümanın zorunlu bir şekilde gitmesi ve gevşeklik göstermemesi zorunludur.
Bu yöngüden beri rivayet etmiş olduğumuz o hadisi şerifi de zaten böyle bir gevşekliğin çirkinliğini beyan etmektedir. Bu yönüyle cumaya gitmeye gayret etmeli ancak halk arasında gezen bu yanlışı bu ifadenin de doğru olmadığını bilmek gerekir. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin.