Koronavirüs Sebebiyle Cuma Yerine Öğle Namazı Cemaatle Kılınabilir mi?

Koronavirüs Sebebiyle Cuma Yerine Öğle Namazı Cemaatle Kılınabilir mi? videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=xI06Bce0YVQ. KORONA VİRUSU NEDENİYLE CUMAĞI KILAMADIĞIMIZ İÇİN ÖĞLE NAMAZINI KAMET VE CEMATİLE BELABEĞİRİMİYİZ? Eudhu billahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah ve salatü ve selamü aleyhi ve sellem ve resulillah ve sellelulahü ve teala aleyhi ve sellem ve bâdüh. Tabi öncelikle şunu bilmemiz…

Koronavirüs Sebebiyle Cuma Yerine Öğle Namazı Cemaatle Kılınabilir mi?

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=xI06Bce0YVQ.

KORONA VİRUSU NEDENİYLE CUMAĞI KILAMADIĞIMIZ İÇİN ÖĞLE NAMAZINI KAMET VE CEMATİLE BELABEĞİRİMİYİZ? Eudhu billahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah ve salatü ve selamü aleyhi ve sellem ve resulillah ve sellelulahü ve teala aleyhi ve sellem ve bâdüh.
Tabi öncelikle şunu bilmemiz gerekir ki hiçbir hastalık yoktur ki Allah bu azimuş an onun şifasını yaratmış olmasın. Elbette günümüzde şu anda gündemimizi hayli meşgul eden bahsetmiş olduğunuz bu hastalığın da illaki şifası vardır.
Rabbimizden niyazımız tez zamanda bunun şifasının bulunması ve ümmeti Muhammed’in bu sıkıntıdan kurtulmasıdır. Tabi diğer taraftan şunu da göz ardı etmemek gerekir. Bu hastalıkla alakalı birçok senaryolardan bahsediliyor. Bunların hakikatini bizler bilmeyiz ancak bildiğimiz bir şey vardır ki Allah’ın iradesi olmadıkça böyle bir şeyin oluşması mümkün değildir.
Çünkü ehl-i sünnet akidesine göre, inancına göre hayır ve şerri yaratan Allah’tır. Allah’ın iradesi hem hayra hem de şerre tahallük eder. Şu kadar var ki şerden razı değildir. Dolayısıyla o ki bu Mevla’nın iradesiyle, Mevla’nın yaratmasıyla oluyorsa burada Müslümanlara düşen bir tarafta aynaya bakmak.
Çünkü Ayet-i Kerime’de Mevla’mız öyle buyuruyor, size bir musibet geldiği zaman bilesiniz ki siz onu ellerinizle kesfettiniz. Oysa birçoğunu da ben affettim. Yani günahlarımızın tamamının karşılığını da görmüş değiliz ama bununla beraber hala bir musibet ile karşılaşıyorsak bunun neticesi en büyük etkeni biz bireli olarak Müslümanlardır.
Tabi burada toplum suçlanabilir işte. Toplum şöyle oldu böyle oldu ama unutmamamız gereken bir hakikat vardır ki bu toplum fertlerden oluşur, bu toplum bireylerden oluşur. Biz şahsımızda düzelmeyecek olursak toplumun düzelmesini beklemekte hayalden başka bir şey olmayacaktır.
O yüzden Rabbim inşallah tez zamanda bu sıkıntılı günleri bir an önce aşabilmeyi cümlemize nasip eylesin. En az sıkıntıyla, en az acıyla Rabbim tez zamanda güzel günlere cümlemizi ulaştırsın diyorum.
Sualinizin cevabına gelince tabi öncelikle bu gibi musibetlerde, bu gibi sıkıntılarda cemaate gitmeme, bunun bir tık da ötesi cuma namazına gitmeme var mıdır?
Ki bununla alakalı arkadaşlarımızın burada sohbetleri olduğu, bizim İsmaila Camii aslında fıkı kurulunun kaleme almış olduğu bir makalesi olduğu ki Fetva’dadaki hoca efendiler de bunu şifren anlatmaktadırlar. Tabi ki bu yani ilmi olarak bunun nerelere dayandığını bu bahsettiğimiz yerlere müracaat etmek suretiyle görülmesi mümkündür. Peki tarihi olarak baktığımız zaman Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam döneminde, ondan sonra sahabe döneminde cemaate gidilmemesi, cemaate gidilmemesini gerekli kılan sebeplerle alakalı birçok eserler varit olmuştur.
Hatta fıkıh kaynaklarımıza dahi bunlar geçmektedir. Özellikle İbn-i Eceim rahimullah, El-Eşbah ve Nazair isimli eserinde cemaati düşüren sebepler nelerdir? Bunları madde madde anlatırken, bu maddelerinden bir tanesi de veba hastalığından bahseder.
Ki Allah Resulü Aleyhisselatü Vesselam Müslümanın bu gibi hastalıklara karşı tedarikte olması, koruyucu önlemler almasını tavsiye etmiş.
Ahmed İbn Hanbel rahimulların rivayet etmiş olduğu birçok hadis-i şerifte bununla alakalı hasta sağlıklı olan kimsenin yanına uğramasın. Keza bir beldede bulaşıcı bir hastalık bulunduğunda, orada iseniz dışarı çıkmayın, dışarıda iseniz oraya girmeyin buyurmuş olması. Keza biat alacağı kişiler arasında cücab hastası olan, ki bulaşıcı bir hastalıktır, onun o meclise gelmesini talep etmemesi, ben onun biatını gıyabi olarak da kabul ettim demesi, bu noktada Müslümanların önlem almasının gerekliliğinde ilk ağızdan Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın ifadeleriyle de anlamamız mümkündür.
Hatta bundan daha ehven olan durumlarda dahi bunu görmekteyiz.
Yine Ahmet İbn-i Hanbel rahimullah rivayeti diyor, bu haride de olsa gerek, Abdullah İbn Ömer Radiyallahu anh Medine-i Münevverinin dışında kafilesiyle beraber yolculuk esnasında şiddetli bir yağmur yağıyor, dışarısı çamur olmuş. Çünkü Hayy as-Sala, hayde namaza demektir. Diğer bir rivayette, ”Kumu fi rihalukum” ”Kumu” değil de ”Sallu fi rihalukum” ”Konakladığınız yerlerde namazınızı kılın” buyurmuş olması.
Keza Abdullah İbn Abbas Radiyallahu anh’ın rivayet edilen bir hadis-i şerifte ki yine Bukhari ve Müslüm’de de vardır bu hadis-i şerif. Cuma namazıyla alakalı ezan okunurken müezzinine hitaben diyor ki, Hayy as-Sala’ya geldiğin zaman bunu söyleme, ezanın içinde ”Sallu fi rihalukum” herkes evlerinde namazlarını kılsın ifadesini kullanıyor.
Hatta eshab-ı kiram tereddüt ediyor yani bu pek hoşlarına gitmiyor. Cuma namazıdır bu diye. Onun üzerine Abdullah İbn Abbas Radiyallahu anh diyor ki, ”Evet Cuma farzdır ama sizin bu yağmurda bir çamurda ezana icabet ederek, camiye gelerek büyük sıkıntı çekmenizi istemediğimizden dolayı bu şekilde söyledim ki, bunu benden daha hayırlı olan, Efendimiz aleyhisselatü vesselam’a işaret ediyor, o dahi yapmıştır ve buyurmuştur.” Yani görüldüğü gibi elbisenin çamurlanması veya insanın çamura bulaşması elbette bir meşakkattir ama veba ile mukayese edilmeyecek derecede düşük bir meşakkatle buna izin verilmişse, veba gibi bir durumda elbette bu bir mazeret olarak kabul edilebilir.
Tabii bunun önlemleri noktasında elbette devlet ricali, bu konuda mütehassıs olan kimselerin beyanları bizim için esastır. Çünkü biz bu konuyu araştıracak konumda değiliz, kabiliyette ve kapasitede hiç değiliz. Onların bize vermiş oldukları veriler doğrultusunda elbette hareket ediyoruz. Onlarda insanların bir arada bulunmasının uygun olmayacağı, toplanmasının uygun olmayacağını dillendirdiklerinden dolayı böyle bir önlem alınmış ki dinimizde de bu manada müsamaha olduğunu biraz önce rivayet ettiğimiz hadis-i şeriflerde görmekteyiz.
Peki cuma namazını o ki gidemiyoruz, öğle vaktinde öğle namazını kılacağız, sualinize gelecek olursak bu namazı müferiden mi kılalım, cemaatle mi kılalım? Kitaplarımıza baktığımızda özellikle Hanefi mezhebinde cuma namazı kılınan yerlerde öğle namazını cemaatle kılmanın mekruh olduğundan bahseder.
Yani cumaye gitmeme mazeretine sahip olan kimseler, örneğin kişi hastadır veyahut da seferi bir durumdadır, misafirdir veya bir takım başka etkenlerden dolayı cuma üzerine farz olmayan kişidir.
Böyle bir insanın vakit namazını cemaatle kılması eğer o bölgede cuma namazı kılınıyor ise vakit namazını cemaatle kılmasının caiz olmayacağı, mekruh olacağı kitaplarımıza açık bir şekilde ifade edilmiş. Ancak köy gibi cuma kılınmadığı bir yerde bulunuyor ise orada öğle namazını cemaatle kılabileceğinden bahsederler.
Buna gerekçe olarak da niçin cuma kılınmadığı bir yerde kişi cuma ile mükellef değil iken cemaatle namazını kılması istenmiyor. Çünkü bu kişinin cemaat halinde kılması, cuma cemaatine halel getirmesi, cemaatle Müslümanların toplanması, tek sirur cemaat dediğimiz cemaatin çoğalmasına bir etkendir.
Oysa farklı farklı yerlerde cemaatin oluşması taklilül cemaat yani cemaatin azalmasına seyredebiyet vereceğinden dolayı fukaha bunun caiz olmadığını açık bir dille vurgulamıştır. Oysa günümüze baktığımız zaman cuma’nın kılınmamasını gerekli kılan esbab zaten tek sirden dolayı yani cemaatin çok olmasını engellemeye yönelik yani taklil içindir, cemaatin çoğalmaması içindir. Artı cuma namazı da kılınmamaktadır zaten bulunduğumuz yerlerde. Dolayısıyla bu durumda öğle namazını cemaatle kılma mazereti yani mekruhiyeti bu anlamda düşmüş olacaktır. Ama tabi burada yani cuma namazını kılmamıza engel olan durumu, öğle namazını cemaatle kılarak yapmamız da diğer taraftan bir tutarsızlık içinde olmamızı gerekli kılar.
Çünkü niçin cuma namazı kılınmıyor? Cemaat toplanmasın diye. Öğle namazını biz cemaat halinde kıldığımız zaman cemaat yine toplanmış olacak. Bunun bir anlam ifade etmeyecektir. Bu sebepten dolayı kişiler evlerinde zaten birlikte yaşadığı, birlikte oldukları kişilerle beraber öğle namazını cemaatle kılsınlar.
Bunun da herhangi bir mani yok. Hatta kılmaları cemaatten mahrum olmamalı da az sebeple güzeldir. Ama bu cemaati yapabilme adına camilere gitme, topluma çıkma veya ilan yoluyla bunu yapma, o zaman biraz önceki bizim asıl maksadımıza halel getireceği için bunun uygun olmayacağını söyleyebiliriz.
Neticede ez cümle konuyu toparlamamız gerekirse cuma namazı kılınmadığından dolayı kişilerin bireysel olarak evlerinde zaten birliktelikle yaşamış olduğu kişilerle beraber namazlarını cemaatle kılmaları, kamet getirmeleri ve bu şekilde cemaatle namaz kılmalarında herhangi bir mahsur lazım gelmez. Hatta cemaatle kılmaları, mümferiden kılmalarına nispetli daha evladır da diyebiliriz.
Ama dediğimiz gibi zaten birlikte yaşadıkları kişiler için. Yani cemaat arama peşine koşarak dışarı çıkma, cemaati çoğaltma anlamında değil.