KURAN DAKİ AKIL ALMAZ OLAY. ASHABI KEHF VE ÜZEYİR PEYGAMBER MUCİZESİ
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Tg8dsY-_rzQ.
Günümüzden çok uzun yıllar önce bir grup genç, yüzyıllar boyu süren uykuya dalacakları bir mağaraya girdiler. Ta ki… Size bir soru. Bugün uykuya daldınız, gözünüzü tekrar açtığınızda, tarih 2329’u gösteriyor. Yani siz uykudayken tam 309 yıl geçmiş. Ne yapardınız? Öyle şey olur mu demeyin. Çünkü daha önce birilerinin başına gelmiş. Hatta bir başkası ise hayatını kaybettikten tam 100 yıl sonra tekrardan canlanmış.
Nasıl mı? Dünyamızda, tarihi boyunca birbirinden ilginç gizemli olaylar yaşanmış ve yaşanmaya devam ediyor.
Bunlardan en gizemlilerinden biri de hem İslam hem de Hristiyanlık başta olmak üzere diğer dinlerde de önemli bir yer edinmiş olan ve Türkiye sınırları içinde yer aldığı düşünülen bir mağarada yaşanmış. Köpekleriyle beraber uykuya dalan ve yüzyıllar sonra uyanan gençlerin başından geçenleri anlatacağım sizlere. Fakat bu ilginç olay, yaşanan tek gizemli olay da değil.
Yine Kur’an’da da bahsi geçen bir kişi hayatını kaybettikten 100 yıl sonra Allah tarafından tekrar canlandırılmış. Allah ile 100 yıl sonra uyanan bu kişi arasında geçen o ilginç konuşmaya çok şaşıracaksınız. Neden Allah bir insanı 100 yıl sonra tekrar canlandırır ki sorusunun cevabını bu konuşmada bulacaksınız. Çünkü konuşmadaki mesaj aslında hepimizi ilgilendiriyor. Bildiğimiz zaman kavramının ötesinde yaşanan sırlı dolu olaylar.
Kur’an-ı Kerim’de hakkında sınırlı ölçüde bilgilendirilme yapılmış olan bu olay, daha eski kaynaklarda ise bazı ilginç detaylarıyla karşımıza çıkıyor. O yüzden Kur’an dışındaki bilgilerin doğruluğunu Allah bilir diyerek incelemekte yarar var. Olayın yaşandığı mağaranın ise 33 ayrı ülkede yer aldığı söylentisi var. Ama bu mağaranın en kabul edilmiş olanlarından birisi İzmir’in en büyük mağaranı. En kabul edilmiş olanlarından birisi İzmir’in Efes ilçesinde, bir diğeri ise Mersin’in Tarsus ilçesinde yer almaktadır. Yaşanmış bu olayın Efes versiyonu şu şekilde. Günümüzden çok uzun yıllar önce muazzam bir şehir vardı. Efesliler yaşıyordu o şehirde. Bunca geçen zamana karşı geriye kalan kalıntılarını görmek için mutlaka Efes Antik kentini ziyaret edin. O zamanlar Artemis’e tapıyorlardı Efesliler. Dünyanın yedi harikasından biri olan mermerden yapılmış ilk tapınak Artemis Tapınağını o zamanın papazları altınla dolduruyorlarmış. Roma’nın kötü kalpli Desius’u ise puta tapmayan kim varsa Efes’te yaşayan hepsinin kafasını uçuruyormuş. Kur’an’da sayıları hakkında net bir bilgi olmamasına karşın Hristiyan kaynaklarında 7 kişi olduğu bildirilen bir grup Efesli genç putlara tapmak istemiyorlardı.
Fakat kellerinin gideceklerini bildiklerinden dolayı hayatta kalabilmek adına bir plan yapmak zorundaydılar. Böylece yanlarına aldıkları adı Kıtmir olan köpekleriyle beraber şehirden kaçmaya karar almışlar. Panayır Dağı’nın eteklerinde yürürken bir mağaraya denk geliyorlar. Geceyi orada geçirmek adına mağaraya sığınıyorlar. Mağaranın girişine de köpekleri Kıtmiri bekçi olarak dikiyorlar. Fakat bir süre sonra Kıtmir de uykuya dalıyor. Daha sonra Desius’un polisleri gelip mağaranın girişini büyük büyük kayalarla kapatıyor. İçerideki gençler ise uyumaya devam ediyorlarmış. Günler geçmiş, aylar geçmiş, yıllar hatta yüzyıllar geçmiş fakat gençler hala uyuyorlar. Bir gün gelmiş çatmış ve mağaranın olduğu bölgede hayvanlarını otlatan bir çoban, kayalarla kapatılmış mağarayı fark etmiş ve başlamış kayaları yerinden oynatmaya.
Var gücüyle ektirdiği bir kayanın sonrasında açılan boşluktan mağaraya güneş ışığı sızmış. Güneş ışığının mağaraya girmesiyle beraber içeriden havlayan bir köpek sesi gelmiş. Güneş ışığı ile birlikte Kıtmiri de uyanmıştı. Ardından da uyuyan gençler gözlerini açtılar. Karınları açtı gençlerin. İçlerinden biri diğerine bakır bir para uzattı ve ona şehre inip ekmek almasını söylemişti. Uyku sersemi ne olduğunu anlayamayan genç, yüzüne gelen güneş ışığının tepkisiyle dikkatsiz bir kafayla panayır dağından aşağıya kadar inip şehre gelmiş. Kaldırımların üzerinde gördüğü haç işaretleri ne ise çok şaşırmış. Pazar yerine gelip dükkana girdiğinde ekmeğini alıp parayı satıcıya uzatınca olan olmuş. Satıcı adam direkt hırsız diye basmış çığlığı. Genç ne olduğunu anlayamadan polisler gelip tutmuşlar kollarından. Şüphelendikleri şey elindeki para. Nereden buldun bu parayı? Bu para tarihi eser. Şaşkın genç hala ne olduğunun farkında değildir. Genci daha sonra Yuhanna kilisesine götürmüşler ve yolda giderken gördüğü şehir daha dün görmüş olduğundan çok farklıymış. Her şey kilisede anlaşılmış. Başpapaz bir mucizeye tanıklık ettikleri fetvasını vermiş. Gencin anlattıklarından ve elindeki paradan yola çıkarak gencin ve arkadaşlarının adeta yüzlerce yıl öncesinden günümüze sadece bir gecede yolculuk yaptıkları anlaşılmıştı. Bildiğimiz zaman yolculuğu kavramından farklı olarak onlar aslında Kur’an’da da belirtildiği üzere bir anda yüzyıllar sonrasında uyanmamışlardı. Gerçekten de o kadar süre boyunca uyuyakalmışlardı. Ama nasıl oldu da onlar sadece bir gece gibi hissetmişti? Az sonra zaman konusunda yer vereceğim. Yaşanan ilginç olayı duyan İmparator II Theodosius Bizans’tan Efes’e gelmiş derhal. Söz konusu yedi genç ve köpekle tanışmış. Mağarada uykuya dalmalarından uyanmalarına kadar geçen süreyi sadece bir gece gibi hisseden gençler ne olduklarını anlayamamışlar. Gerçekten o mağarada ne yaşanmıştı? Ne olmuştu da yüzlerce yıl süren bir uykuya dalmışlardı bu gençler? Yaşanan bu çok gizemli olayın Kur’an-ı Kerim’deki bahsine gelecek olursak.
Ashabı Kef adı verilen bu kıssanın anlatıldığı Kur’an-ı Kerim’in 18. sure’sine bu kıssanın öneminden dolayı Kef adı verilmiştir. Kef sure’sinde gençlerin kaç kişi olduğuna dair şöyle bahsediliyor. Bilmedikleri konuda gelişi güzel tahmin yürüterek onlar üç kişidir, dördüncüleri de köpekleridir diyecekler. Beş kişidir, altıncıları da köpekleridir diyecekler. Yedi kişidir, sekizincileri de köpekleridir diyecekler.
De ki onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. 21. ayette ise onlar mağaralarında 300 yıl kaldılar. Buna 9 yılda ilave ettiler diye geçiyor. Yaşanılan bu olayda görüyoruz ki hukkulara takmadıkları için hayatlarından olacak gençlerin imanı için mücadele etmiş olduklarını, bu uğurda zulme uğramalarına rağmen batılı, hakka karşı kabul etmemeleri üzerine Allah tarafından bu mağarada korunurlar ve bir şekilde başarıya ulaştırıldılar. Bildiğimiz zaman kavramının ötesinde yaşanan gizemli olaylar bununla da sınırlı değil. Bir başka yaşanmış ve yine Kur’an’da da bahsi geçen ilginç olayda ise Üzeyir aleyhisselam ile ilgili. Üzeyir aleyhisselam Babil’in esaretinden kurtulup Kudüs’e geldiği zaman, şehrin o yıkık dökük mahvolmuş halini görünce çok üzüldü. Eşeğinden inerek bulunduğu yerde onu bir kayaya bağlamış ve kendi kendine şöyle demiş acaba bu mahvolmuş yer bir daha canlılık kazanıp eskisi gibi hareketli bir şehir olur mu? Kafasından bunları geçirdiği sırada uyuya kalmış ve uykusunda ruhu alınmış, yani hayatını kaybetmiş. Hayatını kaybettiğinde kendisi 50 yaşındaymış ve 18 yaşında da bir oğlu varmış. Bedeni uzunca bir süre insanlardan saklı kalmış, ta ki aradan 100 yıl geçtikten sonra gözlerini tekrardan açıncaya dek. Uyandığında az önce aklında olan ve nasıl tekrar eskisi gibi olur diye düşündüğü şehri yeniden inşa edilmiş bir şekilde görür. Çünkü aradan 100 yıl geçmişti. Üzeyir aleyhisselam için ise zaman sanki sadece uyuyup uyanmak gibi geçmişti. Gözlerini açtığında doğruldu ve Allah-u Teala ona ne kadar kaldın diye sordu. Bir gün kadar falan diye cevap verdi. Çünkü kendisini uyuyup uyanmış gibi hissediyordu. Allah bunun üzerine ona hayır tam 100 yıl kaldın diye buyurur. Üzeyir aleyhisselam şaşırmıştı. Nasıl olabilirdi? Hem bedeni aynıydı. Üstelik yanında taşıdığı yiyecekler bile eskisi gibi tap taze duruyordu. Üzeyir aleyhisselam eğer 100 sene ölü olarak kalmış olsaydım etlerim çürür, kemiklerim dağılırdı demiş. Allah devamında o halde eşeğine bak diye buyurdu. Üzeyir aleyhisselam eşeğine bakınca ne görsün? Daha önce bağlamış olduğu eşekten geriye sadece sağa sola dağılmış kemikleri kalmıştı. O an anlamıştı ki gerçekten aradan 100 yıl geçmişti. Ayeti kelimede Allah buyuruyor ki seni insanlar için kudretimize bir işaret kılalım diye 100 sene sonra tekrar dilettik. Bu olaydan sonra rivayete göre 50 yaşındaki bedeniyle şehre geri inen Üzeyir aleyhisselam 118 yaşındaki hayatta olan oğluyla karşılaşmış.
Ve sırtındaki hilal şeklindeki ben sayesinde oğluna kendisinin babası olduğunu kanıtlamış. Yaşanmış tüm bu gizemli olaylarda bir şey dikkatinizi çekti mi? Zaman kavramı bizim bildiğimizin çok aksine işlemiş. Onlara sadece bir gece gibi gelen zaman içinde aslında yüzlerce yıl geçmiş. Bu durum nedense bana izlediyseniz Yıldızlar Arası filmini hatırlattı.
Filmde uzaydaki solucan deliklerini kullanarak çok hızlı bir şekilde yıldızlara seyahat edebilen bir astronot izlemiştik. Şu an bilimsel anlamda üzerinde araştırmalar yapılan fakat hala bir teori olan solucan delikleri sayesinde bu hızı yakalamış olmanın kötü bir tarafından da bahsediliyor filmde. Astronotun yıldızlara yapmış olduğu yolculuk sırasında geçirmiş olduğu bir saatlik süre dünya zamanında 7 yıl geçmiş olmasına neden oluyordu.
Bu yüzden yaşadığı büyük maceralı görevini tamamlayıp dünyaya geri dönmeyi başaran astronot evine geri döndüğünde arkasında bırakmış olduğu küçük kızı artık çok yaşlı bir kadın olarak onu karşılamıştı. Bu durum şu anda bilimde her ne kadar teorik anlamda araştırılıyor olsa da dinimizde bu olayla ilgili önemli bir bilgiye sahibiz. Yine Kur’an’da Harç suresi 47. ayette Allah katında bir gün sizin saydıklarınızdan 1000 yıl gibidir der. Me’aric suresi 4. ayette ise melekler ve ruh oraya miktarı 50.000 sene olan bir günde çıkarlar demektedir. Peygamberimizin miracı olayında yaşadıkları tüm deneyimlerden geriye döndüğünde yatağının hala bıraktığı gibi sıcak olması da tüm bu zaman kavramı sorularındaki gizemi oldukça arttırıyor. Görüldüğü üzere geçmişte birçok kişi zamanla ilgili bizim alıştığımızın dışında olaylar yaşamış.
Peki ya biz, bizlerde bildiğimiz zaman kavramının ötesinde bir deneyim yaşayacak mıyız acaba? Hayatımızı kaybettikten sonra kabirlerimizde beklerken sanırım evet. Sanki dün gibiydi diyeceğiz.
İsrafil Aleyhisselam 2. kez sure üflediğinde.
İlk Yorumu Siz Yapın