KURAN DAKİ GİZEMLİ ŞEHİR BULUNDU! KUMLARIN ATLANTİSİ AD KAVMİ – İREM ŞEHRİ
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=aMuhRXoEjXQ.
Yüksek sütunlar sahibi İleme Ki şehirler arasında onun bir benzeri yaratılmış değildi. Günümüzden binlerce yıl önce Allah’ın yaratmış olduğu üstelik başka hiçbir yere benzemeyen olağanüstü bir şehir. Şimdilerde tahtı, yüzyıl, ve yüzyılın bir yeri var. Bu yüzyılın bir yeri var. Hiçbir yere benzemeyen olağanüstü bir şehir. Şimdilerde tarih oldu. Hepiniz Atlantis efsanesini duymuşsunuzdur. Denizler altında kalmış, görülmemiş teknolojiye sahip eşsiz bir medeniyet. Peki ya hiç düşündünüz mü, uçsuz bucaksız çöllerde kumların altında kalmış bir başka medeniyet?
Ve burada yaşamış olan insanların boylarının 5 ila 10 metre arasında olduğunu söyleseydim?
Doğru duydunuz. Boylarının 10 metreye kadar olduğu bilgisi günümüze kadar ulaşmış. Allah’ın Nuh tufanından sonra yarattığı insanlardan bahsediyorum. Fakat onları özel kılan tek şey sadece boylarının uzunluğu değildi. Daha bir çok özelliği ile biz günümüz insanlarından farklı güçlere sahiptiler. Hz. Nuh Peygamber’in torunlarıydı onlar. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’deki birçok ayette ismi geçen At-Kami kendi içinde 23 ayrı kabıyleden oluşan bir Arap kamiydi. Tahminlere göre Hz. Nuh’tan yaklaşık 1000 sene sonra yaşadıkları düşünülüyor. Günümüzde ise son günlerde At-Kami ile ilgili konuşulan ve ilginizi çekecek çok çarpıcı konular gündeme geldi. Videonun ilerleyen kısımlarında bundan da bahsedeceğim.
O yüzden sonuna kadar izlemenizi tavsiye ediyorum. At-Kami’nin yaşadığı şehrin adı İrem Şehri idi. Aranızda meşhur İrem bağları tabirini duyan vardır. İşte bu İrem bağları bahsettiğimiz İrem şehrinden gelmekte. Öyle bir yerdir ki burası Kur’an’da da bahsedildiği üzere dünya üzerinde eşi benzeri olmayan özellikte ve güzellikte yaratılmıştır. Bazılarınız İrem şehrini daha önce duymuşsunuzdur. Bazılarınız ise bugün öğreniyorsunuz.
Aslında kendi dinimiz ve bu coğrafyanın bir değeri olan bu şehri yakın zamanda başka insanlar dünyanın en çok satan Playstation oyunu Uncharted serisinin 3. bölümünü baştan sona Kur’an’daki bu İrem şehri üzerine uyarladılar. Aslında ben de o denen bu oyunu oynarken ilk defa dikkatimi çekmişti İrem şehri. O zamandan beri de ilgilendiğim bir konu olur. Peki ne oldu böylesine eşsiz güzellikte yaratılmış olan bu şehre ve insanlarına? Kur’an’ı Kerim’de birçok ayette nasıl yok olduklarına dair bilgiler var. At gavmine gelince yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve bizden daha kuvvetli kim var dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı. Evet gerçekten de çok kuvvetli, cüsseli ve uzun boyluydular. Yaşam sürelerinin ise çok uzun olduğu söylenmekti. Güçleri sayesinde her yere gösterişli binalar inşa ediyorlardı. Her yerde birbirinden güzel havuzlar, bağlar, bahçeler vardı. Göz kamaştırıcı güzellikte bir şehir düşünün. Çok zenginlerdi. Fakat zamanla dünya nimetlerini ışıltısına kaptırdılar kendilerine. Kibirlenip böbürlenmeye başlamışlardı günden güne. Zamanla gattarlaşıp zalimleştiler.
Artık kendilerinden güçsüz olanlara zulüm yapıyorlar ve edindikleri birtakım putlara tapıyorlardı. Bunun üzerine Allah onlara bir uyarıcı olarak Hz.Hud Peygamberi gönderdi. Cenab-ı Hak Hz.Hud’a şöyle vahiy etti. Ey Hud! Kaminin arasından seni seçtim. Onlara git, kendilerinden korkma. Ben onlara senin için mucizeler göstereceğim.
Hz.Hud Peygamber vahiyden sonra ad kamine giderek ne anlattıysa da ne mucizelere tanıklık etmelerine vesile olduysa da onları doğru yolu bulmaya ve Allah’a yönelmelerine ikna edemedi. Güçlerinin, zenginliklerinin büyüsüne kapılan ve kötülüklerine devam etmekte olan ad kami için zaman tükeniyordu. Allah önce onlardan yağmuru kesti. Yıllarca bir damla su düşmemişti İrem şehrine.
Derken günün birinde semayı simsiyah bir duman kaplamıştı. Sevinçten uçuyor daha detay ad kami insanları. Fakat bilmiyorlardı. Oysaki bu bulut onlar için sonun başlangıcıydı. Rüzgar ve soğuk giderek şiddetini arttırıyordu. Biz onların üstüne uğursuz mu uğursuz bir günde huyutulu bir kasırgas aldık. Onlara kasıp kavuran rüzgarı göndermiştik. Üzerinden geçtiği şeyi sağlam bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu. Öyle bir rüzgar düşündün ki estiğinde ad kami insanları tamamen küre dönüşmüşlerdi. İrem şehride tarihe ve kumların altına gömülmüştü. Tıpkı tüm gazetelerde bu gemiyi tanrı bile batıramaz diye reklamları yapılan ve daha ilk yolculuğunda okyanusun derin sularına gömülen titanik gibi. Günümüzde nihayet İrem şehrinin kalıntılarının ulaşıldığı düşünülüyor.
Birazdan bu konuya geleceğim fakat şimdi çok çarpıcı bir teoriden bahsetmek istiyorum. Bilim insanları için hala bir tartışma konusu olan Mısır piramitlerinin yapımı sırasında boyları 10 metreye ulaşan at kami insanlarından yararlanılmış olabileceği teorisi. Kimilerine göre Mısır piramitlerinin nasıl yapıldığı zaten çözüldü fakat kesin kanıtlar olmadığından dolayı herkes bu konuda hemfikir değil. Bu yüzden üzerinde düşünmek ve bu yolda teorilerden faydalanmak pek de yanlış olmaz diye düşünüyorum.
Çünkü at kami insanlarının yardım etmiş olma ihtimaliyle ilgili bazı kanıtlar olabilir. Birçoğunuz biliyorsunuzdur Mısır piramitlerinin yapımında yıldızların açılarına göre hesaplanmış olduğunu. Firavunlar zamanında yıldızlar çok önemliydi hatta bu yıldızlardan bir tanesi yine Kur’an’da da ismi geçen Şira yani Sirius yıldızıydı. Birçok kişiye göre de Şira yıldızının hecelenmesinden dolayı Mısır’daki Ra ile bağlantılı olabileceği savunulmakta. Sirius yıldızı başlı başına birçok gizemi içinde barındıran bir konu. Bu konu hakkında yapmış olduğum detaylı videoyu mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Gelelim at kamine. Birçok İslam alimi Kur’an’daki bu yıldızla ilgili ayetin yorumlamalarında at kamine yer vermiştir. Doğrusu Şira yıldızının Rabbi odur. Önceki at kamini de o helak etmiştir. Sizce ne demek istemiş olabilir? Yoksa at kami içinde tıpkı Mısır’da olduğu gibi Şira yıldızı tapınılan bir olgu muydu? Buradan yala çıkarak at kaminin Mısır’a olabilecek yakınlığı gündeme gelmiştir. Şimdi bir adım öteye giderek Mısır piramitlerinin yapımına gidelim. Günümüz şartlarında bile Mısır piramitlerinin inşası neredeyse imkansız. Yıllardır çözülemeyen bu gizem at kaminde mi yatıyor acaba?
Elimizde bu teoriyi güçlendirebilecek bazı kanıtlar var. İlki günümüze kadar saklanan ve Mısır’da bulunan bir dev parmağı. Bulan kişinin sadece bir Alman gazetecinin fotoğraflamasına izin verdiği, sonra tekrardan kayıplara karıştığı o fotoğraf. Büyüklüğünün anlaşılması için çekim esnasında hemen yanına bir kağıt para konulmuş.
Dikkatli bakın, normal bir insan parmağının neredeyse 10 katı büyüklüğünde bir parmakla karşı karşıyayız. Bu fotoğraf 1988 yılında çekilmiş. O günden bugüne yapılan araştırmalar ise daha da hayret verici. Gelin piramitlerdeki ve tapınaklardaki bazı duvar resimlerine bir göz atalım. Bu gördüğünüz adamın omuzlarını yüklenip taşıyor olduğu taşlar Mısır piramitlerinde kullanılan 2.3 milyon taştan sadece iki tanesi.
Çarpıcı olansa bu taşlar eğer o taşlarsa her biri yaklaşık 3 ton ağırlığında. Gelin bu fotoğrafı günümüzde çekilen bir başka fotoğrafla yan yana koyalım. Bu adamın arkasında görmüş olduğunuz taşları sırtlanıp taşıyor olduğunu hayal edemiyorsunuz herhalde. Acaba bu insanlar kimin ayaklarını yıkıyorlar? Sizce de biraz büyük değil mi? Peki ya zürafaların yanındaki bu insanlar? Sıradaki resme kaç puan vereceksiniz? Bu duvar resimleriyle alakalı günümüzde konuşulan şey ise o kişilerin statü sahibi kimseler olduğu için uzun boylu resmedildikleri yönünde. Belki de öyledir. Fakat buraya bir dipnot bırakayım.
Günümüze kadar doğru aktarıldığı savunulan dünya tarihi birçok yalanla dolu. Birçok konuda tarih bizlere görmemizi istedikleri şekilde aktarılmış olabilir. Kim bilir doğru bildiğimizi sandığımız ne çok yanlış vardır. Ve yine Allah bilir gün yüzüne çıkmayı bekleyen ne sırlar var. Gelelim İrem şehrine. Yakın zamanda bulunduğuna dair güçlü kanıtlar var.
Nicholas Klepp adında bir arkeolog İrem şehrinin kalıntılarına ulaştığını açıkladı. Kendisi arkeolog olmasının yanı sıra bir Arap tarihi uzmanı ve belgesel yapımcısı. Nicholas Klepp yaptığı araştırmalar sırasında bir kitaba rastlar ve kitapta gördüğü bir harita onu bir hayli heyecanlandırır. Haritadaki bazı görselleri farklı yorumlayan Nicholas uzun süredir üzerinde düşündüğü Kur’an’daki İrem şehriyle bağlantılar kurdu
ve teorilerini güçlendirmek adına Amerikan Uzay Araştırma Merkezi NASA’ya başvurarak onlardan bu konuda yardım talebinde bulundu. Hatta bu durum önceleri basında NASA Kur’an’daki o ayetin peşine düştü diye haber yapılmıştı. Olay şu şekilde. Nicholas haritada gördüğü bölgenin uzaydan fotoğraflarının çekilmesi için NASA’dan yardım istiyor. Yardım talebini kabul eden NASA çalışanları o bölgenin çekilmiş fotoğraflarını Nicholas ile paylaşıyor. Her şey bundan sonra gerçekleşiyor.
Sahip olduğu görselleri San Marino’daki Hangtinton Kütüphanesi’nden edindiği bazı başka harita ve eski yazıtlarla karşılaştırdığında ulaştığı sonuçlar heyecan vericiydi. Yaptığı araştırmalar sonucunda Mısır ve Yunan coğrafyacısı Batlam Yus tarafından 1800 yıl önce çizilmiş bir haritada sanki bir zamanlar orada bir şehir varmışçasına etrafında o bölgeye bağlanan birçok yol olduğunu düşündüğü bir yer keşfetti. NASA’dan edindiği fotoğraflar ile haritadaki yolları karşılaştırdığında birbirinin aynısı olduğunu gördü ve efsanevi İrem şehri bulundu dedi. Hemen o bölgede kazılar başlatıldı. Sonuçlar ise hiçte yanılmadıklarını destekler gibiydi. Çünkü şehre ulaşılmıştı. Allah’ın at kavmini ortadan kaldırmak için yolladığı yok edici rüzgardan arta kalan bir bölüm.
Bulunan yıkıntıların İrem şehrine ait olduğunu kanıtlayan en önemli şey ise Kur’an’da da bahsedildiği üzere şehrin devasa süthunları. Tarih boyunca Allah’a çala birçok medeniyeti yok etmiş. Sebeplerini şöyle bir düşündüğümde ister istemez aklıma günümüzde biz insanoğlunun yaptığı kötülükler geliyor. Ama her neyse umarım biz insanoğlu bir an önce doğruyu bulup kendimize gelmeyi başarabiliriz.
Yoksa kim bilir bir gün hiç beklemediğimiz bir anda aniden bir rüzgar geliyor ve…
İlk Yorumu Siz Yapın