Mahya Işıkları 10. Gün | Pasteur’den Çok Önce
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=YcSP-fwvhnY.
İNTRO Merhaba, hoş geldiniz. Ne mutlu ki, yeni bir Mahya Işıkları’nda sizlerle bir kez daha birlikteyiz. Bizler doktorlarımızın adlarını yakın tarihte öğrenmeye başladık. Hani 2. Mahmut, 1827 yılının 14 Mart günü
ilk tıp eğitimi veren fakülteyi açtı ya, Mektep-i Tıbbi Adliye-i Şahane, ondan sonra doktorlarımızın adları kayıt altına alınır olmaya başlandı. Ama ondan önce de hekimlerimiz vardı. İşte onlardan birini anlatmak istiyorum. Bu akşam Mahya Işıkları’nda sizlere, bu Ramazan gecesinde, onu yad edelim. Mehmet Bin Hamza. Çok ama çok büyük bir hekimdi Mehmet Bin Hamza.
Değil sadece ülkemiz insanlık tarihinin en önemli hekimlerinden biriydi. Anlatacağımı göreceksiniz. Hacı Bayram Veli’nin öğrencisidir Mehmet Bin Hamza. Ve Amasya’da tıp eğitimi alıyor. O güzelim Amasya. Amasya kimdir yetiştirmedi ki? Bilimin merkezidir Amasya. Anadolu’nun pek çok kentimiz gibi bilimin merkeziydi. Strabo’nun ünlü coğrafya kitabını orada kalem aldı değil mi?
Hekim Mehmet Bin Hamza, Çandarlı, Adil Paşa’nın oğlu Süleyman Çelebi’yi tedavi ediyor. Hastalığı neydi? Seratan, yani kanser. O yıllarda kansere seratan denilirdi. Sizlere anlatmaya çalıştığım Mehmet Bin Hamza, kanser konusunda insanlık tarihinde ilk çalışma yapan hekimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmet’in kızı,
Geferihan Sultan’ı, onu da tedavi ediyor. Ve bu güzeller güzel hekimi Mehmet Bin Hamza’yı 1453 İstanbul kuşatmasına Fatih’in yanında görürsün. Mehmet Bin Hamza, Mehmet Bin Hamza diyorum deminden beri de siz onu Akşemsettin olarak tanırsınız. Evet, Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin bir hekimdir, büyük bir hekimdir. Bir bilen insanıdır. Öyle ki İstanbul fethedildiğinde, Fatih Sultan Mehmet surlardan içeri girdiğinde herkes Fatih diye Mehmet Bin Hamza’ya koşar. Birileri hemen uyarır. Hayır hayır, Fatih Sultan Mehmet o. Ama der ki ikinci Mehmet, ona gidin, o benim hocamdır. Mehmet Bin Hamza hayatı boyunca hiçbir zaman
şana, şöhrete, mala, mülke, makama değer vermemiştir. Asla! Hepsinden kaçmıştır. Hatta anlatılan bir öyküdür. Bir gün, ikinci Mehmet, Fatih Sultan Mehmet onun yanına gider ve Mehmet Bin Hamza, Akşemsettin yani ayağa kalmaz. İkinci Mehmet’in hoşuna gitmez bu. Ahmet Paşa’ya bunu anlatır. Yani nasıl olur da ayağa kalmaz?
Ahmet Paşa der ki ikinci Mehmet’e, efendim, hiç kimseye kısmet olmayan bir başarı size kısmet oldu ya, bu belki sizde biraz bir kibir öne çıkardı. Mehmet Bin Hamza onu gördü ve bu yüzden ayağa kalkmadı. Bu kadar da yürekliydi. Fatih Sultan Mehmet’in bütün tekliflerini geri çeviriyor. Ve bu güzeller güzeli insan tutuyor, gövniye yerleşiyor.
Küçük bir yere, mütevazi bir yere, sessiz bir yere. Çalışmalarını orada yürütüyor. Öyle ki, ikinci Mehmet, onun yaşadığı yere cami yaptırmak istiyor. Paralar gönderiyor. Hepsini geri gönderiyor. Mehmet Bin Hamza, Akşemsettin istemiyor. Sadece, sadece ne de olsa ikinci Mehmet, gönlü kırılmasın diye şöyle mütevazi bir çeşme yaptırmasına izin veriyor. Ama bütün paraları geri gönderiyor. Dedim ya, ne malda, ne mülkte, ne makamda hiçbir şeyde gönlü olmamıştır Mehmet Bin Hamza’nın Akşemsettin’i. Evet, sadece ülkemiz değil, dünya tıp tarihinde çok büyük bir insandır. Çok. Sadece kanser konusunda ilk çalışmaları yapmasından dolayı değil. Bakın ne diyor bu güzeller güzeli bilim insanı? Yüzyıllar önce diyor ki, kime hastalıklar? Her insanda ayrı ayrı oluşmaz. İnsandan insana bulaşıcı şekilde ilerler. Bu tür hastalıklar, gözde görülemeyecek kadar küçük tohumlar sayesinde yayılır. Şimdi açın dünya literatürünü. Mikrobu, dünyaya tanıtanın pastör olduğunu görürsünüz. Doğrudur. Ama ondan yaklaşık 400 yıl önce, Mehmet Bin Hamza, mikrobu tanımlayan ilk hekimdir. Güzelim Mehmet Bin Hamza, yani Akşemsettin. Onun da bu Ramazan gecesinde ruhu şad olsun. Şu salgın hastalık döneminde bizler için mücadele eden, sağlığımızı bize kavuşturmak için hayatlarını feda eden
bütün sağlık çalışanlarımızı da bir kez daha saygı ve rahmetle yapalım. Yarın yeniden aynı gün, aynı saatte birlikte olalım.
Sürçülisan ettin sen. Amin.