Mahya Işıkları 18. Gün | Kahraman Aktör

Mahya Işıkları 18. Gün | Kahraman Aktör videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=fiAx3Ppr468. MAHYA IŞIKLARINA HOSCALİLİNİZ Merhaba, Mahya Işıklarına hoş geldiniz. Yeniden birlikteyiz. Yoksul çocukların oyuncağı nedir? Tabii ki doğanın kendisi. Oyuncaklarını topraktan yapar yoksul çocuklar. Biskitleri bile topraktandır. İşte sizlere bu akşam, böylesine yoksul bir çocuğun öyküsünü almak istiyorum. Bütün oyuncakları topraktan…

Mahya Işıkları 18. Gün | Kahraman Aktör

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=fiAx3Ppr468.

MAHYA IŞIKLARINA HOSCALİLİNİZ Merhaba, Mahya Işıklarına hoş geldiniz. Yeniden birlikteyiz. Yoksul çocukların oyuncağı nedir? Tabii ki doğanın kendisi. Oyuncaklarını topraktan yapar yoksul çocuklar. Biskitleri bile topraktandır.
İşte sizlere bu akşam, böylesine yoksul bir çocuğun öyküsünü almak istiyorum. Bütün oyuncakları topraktan olduğu gibi, evi de topraktan, kerpiçten iki odalı bir evde yaşamaktadır. Öylesine yoksullardır ki, topraktan acı kökler çıkarıp yiyorlar. Babası ırgatlık yapıyor, çobanlık yapıyor. Kendisi de çoban olarak çalışıyor babasının yanında. Doğada yapayalnız. Bulutlar arkadaş oluyor, yıldızlar, çiçekler, böcekler. On üç kardeştirler ama onu ölüyor. Kendisi hayatta kalmayı başaran üç çocuktan biri. Bir ablası var, çok seviyor ablasını. Ablası bir gün sevgilisiyle kaçıyor, evi terk ediyor. Bizim çocuk çok özlüyor ablasını. Onu görmek istiyor. Gidiyor, görüyor da. Evden kaçan ablası, sevgilisiyle birlikte
bir gece konuyu yapmaktadırlar. Sığınacakları bir dağ. Ve ablası evin duvarlarını elleriyle sıvıyor. Ve ablası da hastalıktan hayata veda ediyor. Gidiyor, o duvardan ablasının elinin izinin olduğu bir parçayı koparıyor ve onu hep göğsünde saklıyor. Bütün bu olumsuzluğa rağmen çok başarılı bir öğrencidir.
Üniversiteyi kazanıyor, İstanbul’a geliyor. Bir otel odasında iki inşaat işçisiyle kalmak durumunda. Gündüzleri inşaatlarda çalışıyor. Ders zamanı okulda, derslerden alta kalan zamanlarında ise inşaatlarda çalışıyor. Bir gözünüzün önüne getirsenize, kireçleri karıyor, üstü başı kireç tozu oluyor, bembeyaz. Sonra ders zamanı geldi diyor, koşarak geliyor fakülteye ve beyaz önlük giyiyor. Çünkü tıp fakültesinde okumaktadır. Doktor olacaktır. Başarıyor da doktor olmayı. Anadolu’da görev alıyor. Anadolu’nun ucdağın köşesinde, bir köyde. Bir gece bir kadın doğum yapacak, haber geliyor. Alıyor çantasını, koşuyor gidiyor. Kadın feryat figan bağırmaktadır, bebek ters geliyor. Fakat doktorun göğsünde bir çift eli.
Kadının kocası erkek olduğu için, içeri girmesine izin vermiyor. Ve sabahlara kadar bağırıyor kadın. Karındaki bebekle beraber cam veriyor. İstanbul’a geldiğinde ne yazık ki o güzel doktor, çalışacak bir yer bulamıyor, kadro bulamıyor. Edebiyata sevdalıdır. Yani onun bir aşkı tıpsa,
öteki aşkı edebiyat. Yeni A dergisinde, o dönemin çok önemli dergisiydi, Yeni A. İnsan Çit’i adlı bir öyküsü çıkıyor ki ben okudum. Harika bir öykü. Çok iyi bir edebiyatçı olabilirdi. Ama insanlara yardım etmek istiyor. Cemaat Süreyya ve Turgut Uyan en yakın arkadaşları oluyor. Ve diğer edebiyatçı arkadaşlarıyla sabahlara kadar sohbet yapıyor, sohbet ediyor. Fakat kadro bulamıyor. Zaten devlete borcu var. Kadro bulamaması demek kalacağı bir yatak da yok. Önüne kimse ekmek de koymayacak demektir. Hiç fark etmediği bir özelliği var. Bir tek o fark edemiyordu zaten. O hayat mücadelesini vermekten, aynada kendini bile göremiyordu ki. Çok yakışıklı bir delikanlıydı ama çok yakışıklı. Film teklifi alıyor. Tamam afişlere adı yazılacak ama adını değiştirmesi isteniyor. Hatırlıyor. Nasıl unutur ki? Öğrenci olduğu yıllarda, cağıl oğlu okuşunda kitapçılardan çıkmazdı ki. Hele bir kitapçı, o kitap evinin sahibi anladı onun halinden, yoksulluğundan, ona parasız kitaplar veriyor okuması için. Ve bir vefa örneği göstererek, sinema afişlerinde soy adı kısmına o kitap evinin adını yazdırıyor.
Arkın Kitap Evi. Soy adı Arkın. Fahrettin olan adını da Cüneyt ile değiştiriyor. Cüneyt Arkın. Sinemamızın bu büyük ustası, bu büyük devi, birbirinden güzel senaryolarda oynamıştır. Ama Cüneyt Arkın’ın adının içinde, oynadığı o filmler kadar, onlardan belki daha da derin büyük bir öykü yatmaktadır. Selam olsun Cüneyt Arkın gibi sinemamıza emek veren bütün oyuncularımıza, bütün figüranlarımıza, hepsine, hepsine. Mahya Işıkları’ndan bu akşamlıkta bu kadar. Yarın yeniden aynı gün ve aynı saatte burada birlikte olalım.
Şu çiğnese beklesin. Aplamak.