Mehmed Fatih Can – ‘Fatih Hristiyandı’ İddiası Üzerine – Cumartesi Sohbetleri Özel (3)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=f65qCVOi2Ug.
Her şeyi merak ediyor. Müthiş bir tecessüs var. Entelektüel kişinin zaten en alamet-i farikası, en bariz vasfı tecessüstür, meraktır. Bu merak öyle seviyelerde ki Fatih’te. Patrik Yenadüs’ü, ikinci Yenadüs olarak Grigoriüs’ü biliyorsunuz. Patrik ilan ettiği zaman onunla uzun uzun Hristiyan ilayatı üzerine sohbet ediyor. Ve ona bir risale yazmasını söylüyor. Ortodoks itikadı ile ilgili risale yazdırıyor. Ve bu risaleyi ciddi manada tetkik ediyor, inceliyor. Hocam tam burada aslında sormak lazım. Bununla ilgili iddialar da var çünkü. Madem Hristiyan ilahiyatına dair bir tercümeden bahsettik. Fatih’in Hristiyan’lığı iddiası hakkında. Tabii bazı iddialar ne kadar pejoratif olursa olsun onları zikretmek lazım ki. Bunlar bir nevi defi mefasit kabiliyle. Zaten hani şimdi bilmediğimiz merkezlerden bizim hesaplarımıza virüs atılıyor ya. Bilgisayarlarımıza virüs bulaşıyor. Bunlar işte sosyolojik virüsler. Yani şimdi virüse at izi kalsın. Dolayısıyla bu çok absürt iddialar bunlar tabii. Hemen kısaca buna temas edeyim. Yani cevap vermeye bile değmez ama bazılarının kafasında yer etmiş olduğu için söylemek gerekir. Papa’nın Fatih’e yazdığı bir mektuptan bahsedilir. Fatih Sultan Mehmed’e ulaşıp ulaşmadığı bile belli değildir. Bununla ilgili en ufak bugüne kadar bir belge bulunmuş değil. Böyle bir mektup var. Ama diyor ki Papa gel diyor Hristiyan’ı kabul et. İstavroza biat et. Seni bütün oğun diyor Roman’ın imparatoru ilan edeyim. Hristiyan dünyasının efendisi de olursun diyor. Fatih de diyor ki demiyor tabii ben söylüyorum. Çok affedersiniz onu kullanmak istemiyorum. Lan ben zaten şu an Roma imparatoruyum diyor. Zaten bütün Hristiyan dünyasının efendisiyim. Fatih Sultan Mehmed Papa gibi yani şimdi o kelimeyi kullanmak istemiyorum. Gördüğü bir efendime söyleyeyim. Baş düşman. Osmanlı için papalık fitne merkezidir. Yılanın başıdır. Bütün tarihteki haçlı seferlerinde bütün o varna’ları, kosavaları organize eden. Yani düşün. Yüce El’ine geçirmiş. Hristiyan dünyayı kılıcına biat ettirmiş. Doğuya ve batıya hakim olmuş. Dünyanın en stratejik coğrafyasında 2 milyon kilometre kanillik bir coğrafyaya hakim olmuş. Yine Napolyon’dan misal verelim. Dünya imparatorluk olsa baş şehir İstanbul olurdu. İstanbul’u almış hakim olmuş. Fransız ne diyor?
Fransız imparatorluk Mabeyni, Mabencisi. Fatih’e ne diyor? Hünkarım diyor Fetih’ten sonra. Roma diyor bir şehir imparatorludur. Hanedan devleti değildir. Roma imparatorluğu bir şehirden doğmuştur. Roma geleneklerinde imparatorluk geleneklerinde şehre hakim olan imparatordur. Dolayısıyla siz şu an Doğu Roma’nın yani Roma’nın, Batı Roma zaten yoktu. Son Roma’nın baş şehrinin hakimisiniz. Dolayısıyla siz aynı zaman da Roma imparatorusunuz. Roma’nın dini de diyor onun imparatorunun dinidir diyor. Fransız kendi eserinde söylüyor bunu. Dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet zaten Roma imparatoru olmuş. Bütün Balkan Hristiyanlığını biat ettirmiş. Bütün vasıfları kuşanmış bir haldeyken böyle bir fikne merkezinden böyle ki böyle bir mektup. Mektubun varlığı ile ilgili bir takım kayıtlar var. Fatih’e ulaşmış olsa ki onunla misalini vereceğim ulaşan bir tane var. Allah aşkına sen diyor gel Hristiyanlığı kabul et. Seni diyor bütün Hristiyan aleminin de diyor Kralı diyor ilan edeceğim diyor. Ne ilanı? Zaten onu kılıcı ile ihraz etmiş. Ama böyle bir mektup var bakın. Nereden çıkarıyorlar? Bir bu mektup bulmuşlar İstanbul’a gelmiş ya hiç belli değil. Böyle bir kayıt yok.
İkincisi bir tane Hint sefiri 60’lı yıllarda Hindistan’ın Türkiye büyükelçisi ilk defa bu iddiayı ortaya atıyor. Çünkü bu konuda Fatih’in Hristiyanlara müsamahat ile ilgili Alman ya da Alman olabilir bir doktora çalışması var. Burada Fatih’in İstanbul’u fethettikten sonra efendim Rumları geri çağırması
ortodoks patrikhanesini kurması. İşte Ermeni patrikhanesini Bursa’dan buraya getirtmesi. İşte ne bileyim Karayim ve Romayar Romayar Yahudilerini İstanbul’a getirtmesi falan gibi. Bu gibi işte sadece 8 tane kiliseyi camiye teplil etmesi. Gennadius’un ortodoks itikatına dair misali yazdırması falan gibi buralardan hareket
ile ve Gotsüt’ün kız taşı ve çemberli taşın üzerindeki o şeyi de Bizans’tan kalan abdeleri falan bunları da yıktırmaması üzerinde buralardan hareketle Fatih’in aslında ne kadar humanist ne kadar büyük bir şahsiyete sahip olduğuna dair bir doktora çalışması var. Bu çalışmayı alıp çarpıtarak ilk defa Efkara Umumiye’de Fatih Hristiyan olabilir tezini ortaya süren bu Hindistan’ın Türkiye sefiridir. İş buradan çıkıyor. Sonra tabi iddiayı belgeyle ve de belgemsi şeylerle desteklemek gerekiyor. İşte Papa’nın mektubunu buna gerekçe gösteriyorlar. İşte Gennadius’un bu ortodoks itikatname risalesini buna gerekçe gösteriyorlar. Eee falan oradan hareketle bir de şey yakıştırması var. Annesi de zaten Hristiyan’dı. Mara Hatun dolayısıyla Fatih’in Hristiyanlığa insaflıları diyor ki Meylü vardı. Bazıları diyor ki zaten gizli Hristiyanlığı. Haşa sümme haşa bu çok absürt bir şey. Böyle bir şey söz konusu bile değil. O kadar korkunç bir özgüvene sahip bir şahsiyetin böyle ezik bir teklifi. Üstelik kılıcının altında kahretmiş makur olmuş bir fitne merkezinin teklifini kabul edebilmesi için manti ki bir done bile
ileri süremedikleri çok gerçek. Dolayısıyla eee filalfo diye bir adam var. Bizans sarayından bir adam. Fatih daha tahta geçer geçmez Fransa Kralına mektup yazıp tahta çok toy zevklerine düşkün çok fazla da aklı uzun olmayan aklı derin olmayan bir toy geçti Osmanlı’nın Türk’ün tahtına. Gün bugündür Hünk Haşmet Bey abim derhal bir Haçlı ordusu kurulursa Türkler için tasavvur ettiğimiz ebedi planı gerçekleştirmenin tam zamanıdır diyen Francesco Fialfo denilen Bizans sarayına mensup bu adam Fetih’ten sonra da Fatih Sultan Mehmet’e Mersi’ye yazan Kaside yazan Fatih yazdıkları mektubu elimizde ve o mektubun
ilk o mektuplarından bir tanesinde Fatih Sultan Mehmet’i takdis ettikten sonra tırnak içerisinde ah ne olurdu diyor yani bu kadar büyük bir şöhret ve şahına erişmişken bir de diyor Hazreti İsa’nın gözü sizin gözünüzü açsaydı deyip telmihen Fatih’i Hristiyanlığa davet ettiği bir mektubu var. Buralardan çok hareketle falan kendi niyetlerini heveslerini Fatih hakkında
görmek istedikleri şeyi ona yakıştırabilmek adına bu doneleri kullanarak atılmış azim bir iftiradır. Asla böyle bir şey söz konusu değildir. Fatih’in Balkanlarda cemaatle namazı terk eden Rumeli Müslümanlarına bile gönderdiği fermanları gönderdiği yazıları görmemiş olsa gerek cemaatle namazın terk edilmesini bile Osmanlı İslam anlayışının ve İslami hayatın yaşanması için bir tetkilen Fatih Sultan Mehmet’ten bahsediyoruz ki 724 bütün hayatı Tarasut altında bulunan Fatih’in dini yönüyle, İslami yönüyle alakalı bütün kayıtlar elimizde zaten yani. Hocam zaten dediğiniz gibi Fatih öyle büyük bir şahsiyet ki insanlar onunla aynı inançta aynı inanç paydasında buluşmak istiyor ve tabi ister istemez Hristiyan olanlar Fatih’in de bu inanç paydasında kendisiyle müşterek kalmasını istiyor. Hatta isim vermeye hiç acet yok. Yine benzer şekilde onun inançsız olduğunu ateist olduğunu iddia edenler de var. Dediğim gibi böyle büyük bir şahsiyete kendisi de içten içe hayranlık duyuyor ve bu hayranlık duyduğu şahsiyetle aynı inanç paydasında olmaktan mutluluk duyuyor ve insanları da buna kanalize etmeye çalışıyor. Bunu aslında biraz psikolojik olarak görmek lazım. Ben pardon ilave edeyim Fatih Allah aşkına dervişi olmak için tahttan feragat etmeye göze almış bir zattan bahsediyoruz. Eğer Akşemsettin Hazretleri onu frenlememiş olsaydı Fatih tıpkı Cüneydi Bağdadi Hazretleri gibi tacını tahtını terk edip dervişliğe geçecekti babası gibi. Bu sebeple Osmanoğlu’na derviş değil, sultan gerek padişahım diyen Akşemsettin’den bahsediyoruz. Hatta ve hatta Akşemsettin Hazretlerinin Tarak diye fetih tenenen sonra ondan sonra da Gök’üne
geçmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi kendisi İstanbul’da durduğu mütteçe Fatih’in kendi peşini bırakmayacağı korkusudur. Saltanattan, padişahlıktan devlet işlerinden soğacağı korkusudur. Onun için gözünden uzaklaşmak için Gölnük’e gidip yerleşti. Bu sefer Akşemsettin’den yüz bulamayınca, tabiri caizse Şeyh Feva Hazretlerinin dergahına geldi kapılanmak istediği malum bütün kaynaklarda var. Kapısı bile açılmadı. Görüşmek istemiyorum haberi gönderildi. Yani kendisinin büyük zatlara, manevi zatlara mesela devrinin en büyük zatlarından Silei Sadat’tan Nakşime Şahin’den Ubeydullah Arar Hazretleriyle iltibatı var. Bunlar ne biliyor musunuz? Bir, virüs atmak acaba mı receba mı yani bilmeyen
insanların kafasına? İki, karizmasını, başarısını, entelektüel tarafını, alimlik tarafını inkar edemeyecekleri, küçültemeyecekleri bir Osmanlı şahsiyetini kendi mahallelerine psikolojik olarak transfer etme çabası ile alakalı bir şey. Bak sizin işte Osmanlı, Osmanlı dediğiniz yapının işte bir tane babası var. Ulan o da bizim ideolojimizden, o da bizim itikadımızdan,
o da bizim kampımızdan demek, dedirtmek, bu duyguyu bize geçirmek için psikolojik harbin bir umdesi olarak
bize yutturmaya çalıştıkları bir şey bu.
İlk Yorumu Siz Yapın