Mevlanadan Öğütler – Doç. Dr. Emin Işık [23.04.2019]
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=nd-UOEyB8uo.
İNTRO Din Allah’ın dinidir. Sen Fatma Hanım’a giderken yahut validen kaymakamdan yahut nahiye müdüründen bilmem şey alırken, izin alırken onun dediği saatte, onun dediği şekilde ziyaret ediyorsun.
Allah da kendisine gelen yolu kendisi gösterir. Ne istediğini bize o bildirir. Bizden ne istiyor? İşte Kuran’da açıkse açık, dini mübin diyor. Dini mübin demek, açıkse açık din demektir. Onun için bizim dinimizde ruhban sınıfı yoktur. Sınıfa ihtiyaç yok çünkü. Her şey meydanda, açık büfe, açık sofra. Kuran’da hepsi beyan edilmiştir.
Din görevlilerinin işi nedir? Din görevlileri ruhban sınıfı değildir. İmtiazlı bir sınıf değildir. Ümmeti Muhammed’den farklı, ayrıcalıklı bir zümre de değildir. Ama bütün dinlerde bir ruhban sınıfı vardır. Onlar imtiazlıdır o konuda. Buda dininde vardır, Brehmen dininde vardır, Hristiyanlıkta vardır, Yahudilikte vardır. Yahudilikte mesela şeylerdir, Levi soyundan olanlardır. On iki boydur Yahudilik, on iki kol. Birincisi Levi soyundan olanlar. Yani Hz. Yakup’un birinci oğlu, birinci çocuğu olan, ilk çocuğu olan Levi’nin soyundan gelenlerdir. Din onların işidir. Din eserleri yazmak, dini inşaat etmek, havraları, işte o mabetleri idare etmek, isim koymak, hatta kurban kesmek, günlük et ihtiyacını kesmek de Levi soyundan olanlara verilmiştir. Bunlar din işlerinin organizatörleridir. Her yerde. Levi soyundan kesilmeyen bir kurbanın, Levi soyundan olmayan birinin kestiği kurbanın eti yenmez. Besmele’siz kesilmiş gibidir.
Böyle. Her dinde vardır. Sadece Müslümanlıkta yoktur. Müslümanlıkta, köydeki çobandan diyanet işleri başkanına kadar. Herkese açıktır, herkes işittir. Çünkü din Rabbül aleminin dibidir. Üstünlük sadece takvadadır. اِنَّ اَكْرَمَكُمْ اَنْدَ اللّٰهِ اَتْقَاكُمْ
En takva sahibi olanınız Allah katında en makbul, en değerli olanınızdır. Bizim dinimiz böyledir. Derece farkı dünyada paya vermemiştir hiç kimseye. Peygamberin dışında. Ashab da böyledir. Şimdi ashabın arasında, peygamberi görenlerin biraz şey olması lazım. Hatırı olması lazım.
Hacca gidenlere de biz şimdi farklı muamele yapıyoruz. Nedir o? Biraz fazla saygı gösteriyor. Gitmiş Kabe’yi görmüş, Peygamberimizi ziyaret etmiş, gelmiş. Oradan bize güzel bir hatıra, güzel bir hava getirmiş. Bir şeyle. Eğer hacı olmuşsa tabi. Kimisi de hicaza gider gelir daha beter olur. Evet. Öyle bir Mahmud amca vardı bizde. Aa dedi bunların hepsi hacı olmaz dedi. Hicaza gitmiş olurlar dedi.
Oraları görmüş olurlar ama bunlar bıçak giderler, cilet gelirler dedi. Hah. Günah, günah bağışlatmaya gidiyorlar. Tekrar günah toplayıp 3-5 sene sonra bir daha gidecekler. Orası çünkü çöplük sanki günah dökülme yeridir. Öyle. O kafa yani, kafa o. İşte öyle demiş zaten. Yaşadığım olaylar vardı onun için.
Bir hacı, hacı alacağı var, senetleri var. Bu adam senet vermiş yanına. İşte ticaret şeyi, ticari senetler. Demiş oğlum falan adam da işte bizim şeyimiz var, bir borcumuz var. Git şu parayı götür, ver. Orada bizim seneti de al getir. Götürmüş hacıya vermiş. O demiş ben o seneti çoktan yırttım demiş falan. Attım demiş. Söz, sözdür falan filan böyle. Parayı o vermiş çocuk. Gelmiş demiş o niye seneti alıp gelmedin demiş. Borcu ödedik. Öyle adettir yani. Borç ödenirse senet iade edilir. Ticarlar benden iyi bilir ticaretle uğraşanlar bu iş. Ha, öyledir. Demiş baba demiş yırttıymış atmış demiş.
Bizden önce geleceğini bildiği için bugün ödeneceğini bildiği için daha önceden yırtmış atmış demiş. Ondan sonra tekrar ileride başka bir vesileyle başka bir alışveriş sebebiyle. Şey oluyor biraz aralarında bir niza oluyor. Diyor ki hacı o diyor ödediğin senetlerin hepsinin diyor asılları bendedir. Onları şimdi diyor şeye veririm.
İcra veririm seni diyor şey haczettiririm diyor hacziz memurlarını getiririm diyor falan. Yahu diyor hacı olur mu öyle şey biz sana bunu ödedik falan filan. Yok yok diyor sen benim dediğimi yap. Emir veriyor yani. Çok çok diyor bu yaptığım iş diyor bu günah bana diyor bir hacca mal olur diyor tekrar hacca giderim yani. Bu günah yani sana yaptığım bu haksızlık bu gasp daha doğrusu gasp tabi yani.
Çok çok diyor bana bir hacca mal olur diyor. İnanıyor da affoluracağına falan. Yok öyle bir şey yok. Hazreti Mevlana diyor ki siz riyacübbesini biçersiniz dikersiniz birbirinize giydirirsiniz ama o cübbeyi Allah’a giydiremezsiniz diyor. Allah’a yutturamazsınız. Ve İslam’da müruru zaman diye de bir şey yoktur. Hesap bu dünyada görülmezse öbür dünyada görülecektir merak etmeyin. Hiç müruru zamana uğramaz. Allah alacaklarını Allah’ın hakkı da kulların hakkı da. Öyle efendim o iş dünyada kaldı. O iş geçmişler bitti. O iş şu kadar sene geçti. Yok öyle bir şey. Hak haktır ve bakidir. Bu dünyada ödeşmezsen öbür dünyada ödeyeceksin. Böyledir. Din böyle diyor.
Şimdi mesela vergiler işte 5 senede bir defterler çizilir. Biz yani ticari defterleri 5 sene saklamak eskiden kanun öyleydi. Şimdi ne oldu bilmiyorum. 5 zaman sonra 5 yani her teftiş ticari teftişler son 5 senenin teftişini yapabilir. 8 sene öncesini yapamaz. Malim üfetişlerin öyle bir yetkisi yoktur yani. Öyle. Bunun gibi.
Ama İslam’da dünyada da ahirette de. Müruru zaman diye bir şey yoktur. Zamanı geçmiştir artık bu işin işi bitmiştir. Yok böyle bir şey. Evet Allah hakkını alacağını alır. Sonra efendim işte bu zat bu Yahudi vezir. İnsanları kendisine taptırmaya başladı.
Ondan sonra da işte bir vasiyetname yazdı. 12 tane ayrı ayrı mektup yazdı. Ben şey etmiyorum okumuyorum burada uzun uzun anlatıyor Hazreti Mevlana ben özetliyorum. Birinde dedi ki kulun hiç bu dünyada bir iradesi yoktur. Hepsi ilahi irade ile olur.
Siz ne yapsanız Allah’ın dediği olur. Bir başka yerde de tam aksini söyledi o vasiyetnamelerin. Dedi ki kula Allah irade vermiştir. Aklını ve iradesini kullanması gerekir. Kul yaptığı işlerin hepsinden sorumludur. Ve ceza görecektir yanlış yaparsan. Aklını kullanmalıdır. İradesini kullanmalıdır. Bilgi sahibi olmalıdır falan işte diyerek böyle en basitinden buradan başladı. İşte şu şöyledir bu böyledir. Sabunu demiştir. Bunun aksine bir şeyler o 12 tane ayrı mektup hazırladı. Vasiyetname ve işte ölmeden önce 12 aşiret reisini çağırdı. Adamlarını kendisine reisler gelsin dedi. Bunlar onun altına da yazdı.
Ben öldükten sonra benim vekilim sensin dedi. Hepsinin altına da bu yazdı. Bunu yazdı. Ben vefat ettikten sonra benim yerime geçecek olan esas vazifeyi yürütecek olan bu işi. Devam ettirecek olan sensin diye vasiyetnamesine vekil tahin etti hepsini. O adam öldü. Sonradan bunlar baktılar ki din hayır burada bu vasiyetnamede din böyle diyor dinimiz. Öteki vaziyetnamede hayır efendim öyle değil işte bize de aynı şeyi yazan adam altında imzası var. Böyle diyor. Ondan sonra ben reisin vekili benim. Ölen adamın şeyhin yerine ben geçeceğim. Hayır beni tahin etmiştir ben geçeceğim.
Birbirlerine düşündü ve o dilini diyor böylece parçaladı. Hem fikir bakımından parçaladı. Inanç bakımından parçaladı. İtikat bakımından parçaladı. Hem o insanları birbirlerine düşürme bakımından parçaladı. Besseplere işte böyle şeylere bölümler ayrıldı işte. Katoliklik protestanlık arkasından sonra çok sonra tabii protot.
Daha önce işte süryanilik ortodoksluk rum kilisesi bulgar kilisesi çünkü ikisi de aslında şey bulgarlar ortodoks. Yunanlılar da ortodoks Ruslar da ortodoks. Sırplar da ortodoks. Aynı mezhepte olanlar bile birbirleriyle anlaşamadılar.
Siz biliyor musunuz Yunanistan’da incil incil kutsal kitapları Yunanistan’da basılmayan bir incil yasaktır. Yani Sırbistan’da basılmışsa o incil yasaktır ve taşıması da suçtur. Yunanistan din devletidir. Çünkü papazlar kurmuştur. Aynen Yahudi de din devletidir. Hiç merak etmeyin.
Onu da kakamlar kurdular çünkü. Sadece biz Vatikan’ı din devleti olarak biliyoruz. Vatikan dini bir teşkilattır. Devlet benzeri bir organizasyondur fakat devlet denmesinden rahatsızdırlar. Halbuki güçleri on tane devletten daha güçlüdür papaların gücü. Güç yani hem maddi güç hem manevi güçten bahsediyorum. Dünyada iki para savaşıyor şimdi çarpışıyor. Birisi Yahudi sermayesi birisi Vatikan sermayesi. Siz biliyor musunuz Amerika’da yalnız şeyde Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 tane 48 tane ismen mevcut teknik üniversiteleri var. Cizvitlerin. Cizvitler Cizvit tarikatı Katolik kilisesine bağlı. Yani Roma Katolik merkezine bağlı bir tarikattır. Onlar hem ilahiyat proponası yaparlar hem papaz yetiştirirler hem doktor teknik üniversite vesaire falan mühendis yetiştirirler. Zaten ilk misyonerler doktorlardan seçilmiştir. Bir hayırlı doktor yaptılar. O fakir ülkelere işte Afrika’ya, Zence’lerin arasına. Avustralya’ya Hindistan’a bunları gönderdiler.
Adam doktor. Allah rızası için hastalara bakıyor. Bir itibar kazanıyor orada bir şöhret kazanıyor. Bu adam işte hiç paraya pula önem vermiyor. Ama burada canla başla bizim hastalarımızı tedavi ediyor. Bunlarla uğraşıyor. Kim sevmez kim istemez kim beni istemez. Evvela öyle kendilerini sevdirdiler benimsettiler.
Benimsedikten sonra da yavaş yavaş askerler geldiler. Misyonerlerin arkasından ordular gelir. İngilizler de öyle yaptılar. Bizde de oynanan oyun aynen odur size söyleyeyim. Bu Robert Gulledge dediğimiz bu Rumeli Hisar’ındaki Amerikan mektebinin ilk kurucusu işte profesörü diyor ki biz bu tepeyi buradan boşuna seçmedik. Bu bu okulu Robert Gulledge bu kollegi buraya yapmakla boşuna seçmedik diyor. Fatih İstanbul’u almak için bu Hisar’ı buraya yapmıştır. Bizde Hisar’ın olduğu yerden başlayarak İstanbul’u fethedeceğiz diyor.
İlk konuşmasında bu açılış konuşmasında mektebin açılış ilk açılış konuşmasında. Gidin isterseniz hale vardır hatıraları duruyor orada. Bizim uyanmamız lazım uyanmamız için de okumamız lazım efendim. Bizim hakkımızdaki bütün bilgileri gavurlardan öğreniyoruz. Onlar gizli açık bilgiler bilerek veya bilmeyerek bize hesaba katarak katmayarak bir sürü şey yazıyorlar Türk tarihi hakkında. En büyük Türk tarihini de Hamer yazmıştır. Hamer dediğimiz işte Avusturyalı bir büyük yazar. 30 cid Osmanlı tarihinin en büyük yazarı Hamer’dir. İşte Yahya Kemal’e soruyorlar Üstad sen bu kadar tarih bilgisini nereden öğreniyorsun diye. O da diyor ki Hamer’i okursun diyor. Hamer’in referans verdiği, kaynak olarak gösterdiği o kitapları da orisaleleri de okursun diyor. O zaman sen benden daha fazla tarih öğrenirsin diyor.
Niye yazmıştır Hamer bunu? Sadece bir şeyi gözalt etmiştir. Hamer’in elinde belgeler olduğu halde protestantlığın çıkışında o işte şey Lüterianizm dedikleri.
O yani protestantlığın şeyi Almanya’daki kurucusu İngiltere’deki o İngiltere kralı şey etti karşılaştı. O Anglican kilisesi. Anglican İngiliz kilisesi demektir. İşte İngiltere layık görünür hatta şeyde öyle görünür kayıtlarda.
Fakat kilisede gider taç giyer kraliçe. Layıklık bunun neresinde? Hiç bir millet dininden vazgeçmiyor merak etmeyin. Denendi Rusya’da denendi işte 70 sene sürdü. 70 sene sonra ne oldu?
Suriye’ye gönderilen Rus birlikleri Putin’in emriyle Moskova kilisesinin baş kardinali tarafından vatdiz edilerek gönderildi. Ondan sonra da komünistlikten bahsediyoruz din düşmanlığından bahsediyoruz. Gazeteler yazdı gösterdi resimleri o zaman televizyonlarda çok değil. 5-6 sene önceden 5 sene önceden 4-5 sene oldu işte. Ondan bahsediyorum. Vatdiz ettiler. Suriye’ye giden askerleriz çünkü savaş bölgesine gidiyorlar. Baş kardinal geldi. Moskova kilisesinin baş kardinali geldi. Onları şey etti. Şimdi burada şey var işte bu bizim Fenerpatrikhanesi var.
O da Amerikan vatandaşı. Dinler arasında diyalog falan yok. Dinler arasında da rekabet var, savaş var. Evet öyle şey yok. Biz bu işi neresinden yakalarsak kuyruğundan mı, bacağından mı, gırtlağından mı yakalarsak bu işe sahip oluruz diye. Öyledir efendim. Şimdi İnciller, Hz. İsa’dan sonraki İnciller 4 tane. Aslı yok. İncilin aslı yok. Hz. İsa yazdırmadı zaten. Ve bu ondan sonra yazılan İnciller de bizzat Hz. İsa’nın havarileri tarafından yazılmış değildir. Yani işte Marcos’a göre İncil diyoruz.
Matta’ya göre İncil. Matta Hz. İsa’nın talebesidir ama Matta İncil yazmadı. Onun anlattıkları adamlar yazdı. Onun talebeleri yazdı. Kaleme aldılar. Marcos’a göre İncil diyoruz. Öyle yazıyor zaten İncil de öyledir. Marcos’un kendi eliyle yazdığı İncil değildir. Marcos zaten Hz. İsa’yı hiç görmedi. O St. Pierre’in şeyidir, talebesidir. St. Pierre’den duyduklarını başkalarına anlatıyor. Yani 3. nesil yazdı İncil’i Hz. İsa’dan sonra. İlk yazılan İncil Hz. İsa’dan 62 sene sonradır. Son yazılan Yuhanna İncili de 102 sene sonradır. 4. nesildir. Yuhanna İncil falan yazmadı. Yuhanna’ya göre İncil. Hani biz diyoruz ya Ebu Hanife’den gelen rivayete göre yahut da Hz. Ebu Bekir’den gelen rivayete göre Hz. Ebu Hureyre’den gelen rivayete göre hadis kitaplarında olduğu gibi. Yani bizim hadis kaynaklarımız bu İncilin kaynaklarından çok daha kuvvetli senetlere sahiptir.
O bakımdan yazdılar işte bunun tabi kontrolünü ilim adamları dini iyi bilenler. Mesela ben de İncil’in bütün altı çizili. Satır satır çizmişimdir. Yerde yer yer yani. Çünkü bakıyorum ki orası Hz. İsa’dın söyleyip bir peygamber söylemiştir orayı. Belli oluyor çünkü ayet var onun karşılığında Kur’an-ı Kerim’de.
Onun benzeri ayetler var. Hz. İsa diyor ki acı çekenlere ne mutlu onlar öbür dünyada gülecekler diyor sevinecekler diyor. E bu işte bu işte şey zaten oradaki dağdaki vaazıdır esas Hz. İsa’nın bütün nasihatları söyledikleri falan. Orada üst tarafı hikayedir.
İsa oraya gitti şöyle oldu böyle oldu işte bir yerde de şey de mesela hem Luca incirinde var hem Matta incirinde var. Hz. İsa bir yere gitti işte mevsim sonuydu bir incir ağacı gördü canı incir yemek istedi. Baktı bir tek incir yoktur o ağaçta yaprakları var.
Hz. İsa ağacı dedi ki senden kıyamete kadar artık meyve gelmez olmasın diye beddua etti. Şimdi bu incirde bir bölüm bir anlattığım pararaf. Tabii bu incir sembolik bir incir.
İncir Musa şeriatının sembolik ağacıdır bizdeki Selvi gibi mesela bizdeki Çınar gibi. Çınar Osmanlının sembol ağacıdır. Çınarın ömrü kadar zaten işte 600 küsür sene yaşadı bir Çınar da o kadar yaşar.
Eğer mesela diyelim ki kaplumbağa eti yediğini görüyorsan yahut yılan eti yediğini görüyorsan uzun yaşayacaksın demektir. Eğer bir rüya tabirine gidersen çünkü bu iki hayvanda çok uzun yaşar. 600 sene 700 sene yaşayan kaplumbağalar vardır. Deniz kaplumbağalarından bahsetmiyorum şu bizim hani bahçelerde tarlalarda olan kara kaplumbağalarından da bahsetmiyorum.
En uzun ömürlü canlılardan birisidir o. Kuşların içinde de kargadır. 155-160 senelik ortalama ömürleri var. Evet en uzun ömürlü kuş kargadır. Belki en akıllısı olduğu içindir. Gelin şimdi bize insana. Burada Kovadis dedi nereye gidiyorsun dedi. Baktı korktu Roma’ya geldi şey Marcos vazgeçti. İrşad’dan bu davadan vazgeçti. Tam yoldan Kovadis diye bir film çevrilmişti çok azki 1960’larda falan hatta daha önce 55’lerde falan çevirdi. Bunları hep Vatikan kilisesi çevirtir. Mesela bir Kayo diye bir çocuk filmi vardı. Hatırlıyor musunuz? Çok değil 5-6 sene önce oynuyordu hala.
Evet o kilisenin projesidir. O böyle 45 dizilik zararsız işte. Kayo kar kırıyor, kayo okula gidiyor, kayo otobüs durağında bekliyor falan ediyor. Böyle esas kayoya kiliseleri öğretmek için yapılmıştır o. Fakat bizim programlarda şey oldu.
Yani bizde daha önce de şey vardır Ayşegül diye bir seri dergi çıkmıştı 1960’larda yine. O da kilisenin projesidir. Ayşegül plajda, Ayşegül işte bilmem Kulu dağda, Ayşegül bilmem şurada, seyahatta falan. Ama esas Ayşegül kilisede nasıl olacak?
Onun o 370-350 falan serilik bir dergi kitaptı, küçük küçük çocuk kitapları böyle. Resimli, gayet güzel resimli. Onların 300 tanesi dini konulardı. Her zaten resmin arkasında bir kilise siliyeti vardı. Hatırlayacaksınız böyle Ayşegül çıkar arkada bir kilise şeyi vardır, form şeyi olarak, resim olarak böyle. Bunlar kilisenin işleridir.
Biz henüz daha kendi tarihimizi, kendi dili eserlerimizi şurada minyatür İstanbul diye bir yer yapıldı. Burada gidip görmüyorlar. Türkiye’nin büyük camileri, tarihi eserleri falan orada orada. Çok güzel bir teşebbüs o. Kadir Topbaş ona da şey oldu, ödeyak oldu falan. Çok değil, 10 sene önce. Kağıthanede hemen şurada aşağıda.
Minyatür İstanbul’un eserleri işte hepsini oraya koydular. Aynı ölçüde küçültülmüş olarak. Sultan Ahmet Süleymaniye, Ayasofya diğer eserler işte. Topkapı Sarayı başka yerler. Dolmabahçe sarayları, saraylar, camiler, külliyeler, medreseler, türbeler. Onlar böyle. İstanbul’u gezemiyorsan git orayı gör. Biz daha yeni yeni başladık bu işe. İşte yeni yeni başladık. Eğer ben bundan 15 sene önce burada Mesnevi okusaydım burası irtica yuvası olurdu. Evet öyle. Gelir bir gazeteci, çeker. Burada Mesnevi oku diyorlar. Burada işte Mevlana konuşuluyor falan. Ulan Mevlana senin dededen, benim dededen. Mevlana bütün milletin şeyidir. İftihar ettiği bir büyüğüdür. Sen Mevlana’nın kıymetini bilmiyorsun ama İngilizler biliyor.
Amerika biliyor, oranın aydınları biliyor. Nicholson diye bir adam var İngiliz. Hem de İngiliz milliyetçisi, büyük bir şarkıyatçı aynı zamanda. O diyor ki, Yeryüzü peygamberler hariç, peygamberler müstesna. Yeryüzü Mevlana’dan daha büyük birinin ayağını öpmedi diyor. Bunu söyleyen Nicholson’dur. Dikkat ediyor musunuz? İngiliz zerafetine, İngiliz zekasına cümleye bakın. Peygamberler hariç, Yeryüzü Mevlana’dan daha büyük birinin ayağını öpmedi diyor. Peygamberleri istisna tutuyor. Kendi şekis birin çocukları bunlar aslında. Herkes kendi büyüğüyle, kendi tarihteki yetiştirdiği şairleriyle,
yazarlarıyla, mütefekkirleriyle övünürken o bizim ahmak hatta din adamı. Mevlana da kimmiş ya o diyor falan diyor. Hatta senin bir kültür bakanımız şunu söylemiştir. Şimdiki değil, daha öncekilerden bir tanesi. Ya ne var Mesnevide Allah aşkına demiş ya birkaç tane ateşek hikayesi falan demiş. Bunu bizzat orada bulunan senin kültür bakanın bunu derse, halk nedir? O da Mevlana kimmiş diyor. Bana geldi hocam dedi çok üzüldüm dedi. Bizzat dedi kültür bakanı böyle söylerdi dedi falan. Ben de dedim ki eşek gözüyle bakarsan atları eşekleri görürsün. İnsan gözüyle bakarsan Mesnevide insanları görürsün dedim. Kendi eşekliğini orada görüyor.
Öyle ağır söyler ama onu söylediği benim söylediğimden çok daha ağır. Bir millet yetiştirdiği kendi kahramanlarıyla kendi büyükleriyle kendi din ulularıyla büyük olur. Büyük milletler büyük kahramanlar meydana getirirler. Büyük alimler, büyük düşünürler üretirler.
Bunları yapamayan milletler istersen nüfusları milyarları bulsun küçük millettir. Şimdi Hindistanlı gandı ile övünüyor. Bir milyara yaklaşan nüfus gandı gibi birini yetiştirdik diyor. Çin hala Çin komünist olduğu halde Konfüçyüs ile iftihar eder.
Konfüçyüs milattan önce 600 senesinde yaşamıştır. Böyle hep öyle geçmiş büyükleriyle. Yavuz Sultan Selim Oğuz Han’a kadar bütün dedelerini İsmen sayıyordu. Şecreyi ezbere biliyordu. Öyle padişah olunur. Sen kökünü unutacaksın ondan sonra büyük olacaksın.
Ne kadar derindeyse ağaç da o kadar yüksektedir. Büyür yani. Saksıya diktiğin çam ile ormandaki çam aynı şeyin neticeyi vermez sana. Sekiz sene sonra kurur çarşıya dikmiş. Bizim akıllarımız hep saksıya konmuş bardağa konmuş.
Bir türlü işte şeydeydik yine biraz sohbet havasına girdik kusura bakmayın yani bunlar dertlerimiz, meselelerimiz. Ben burada niye geliyorum kendi bildiklerimden iftihar etmek yahut bilgisliği satmak için değil. Bu ümmeti Muhammed’in evlatları dinlerine ilgilidirler. İlgi duyuyorlar fakat o kadar kötü avcılar var ki etrafta. Bunları alıp baştan çıkarmaya çalışıyor. Nedir Adnan hocalar bilinen kimler falan filan. Yalnız İstanbul’da 3 bin tane irşatla geçinen din adamı geçinen saktekar var. Bu çocukları bunların elinden kim kurtaracak. Sen ben kurtaracağım işte biraz biliyorsan dinin hakikatini anlatacaksın. Mevlana’yı anlatacaksın hadisten bahsedeceksin peygamberden bahsedeceksin. Örnek tek Hz. Muhammed. Peygamberi oku öğren onun yaptıklarını yapsana büyük bir sermayedir. Daha ondan büyük şey olur mu sermaye olur mu? Hem canlı örnek işte Hz. Ayşe’ye geliyorlar o zaman şeyler adamlar. Peygamberi görmemiş olanlar uzak diğerlerden diyorlar ki biz Peygamber’e yetişemedik ya Ayşe.
Bize Peygamber’den bahset siz diyor Kur’an okuyor musunuz diyor. Evet diyorlar Kur’an okuyoruz Kur’an’ı biliyoruz. İşte Peygamber Kur’an’dan ibarettir diyor. Kur’an’dan ibarettir. En büyük hiliye Peygamber’i anlatan en büyük eser Kur’an’ı Kerim’dir. Allah anlatıyor çünkü orada gönderdiği Peygamber’in bütün özelliklerini orada Allah anlatıyor.
Rahmeten lil alemin diyor. Harisun aleykum bil müminine rağufur rahim diyor. O size çok düşkündür diyor hırsla düşkündür. Sizin başınıza bir bela gelmesinden sizin başınıza bir felaket gelmesinden o diyor üzülür eza duyar. Öyle bir Peygamber ki rahmeti merhameti son derece sonsuz derece geniş.
O sana sahip çıkıyor işte bizim şeylerde olurdu böyle. İnne ataynaka’l kevser fesalli li rabbike van har inne şarike huel ebtar. Mane veriyor tabi benim esas dersim Kur’an ve tefsir kocalıgıdır. 40 sene ilayet fakültesinde bu işi yaptım. Kur’an, Peygamber, tefsir işte celalel, elmalı neyse tefsirler bu benim işim mesela. Dersimiz bu yani. Ya Muhammed biz sana kevseri verdik. Oğlum ya Muhammed var mı orada? Yok hocam ama şey meal öyle yazıyor. Peki dedim Muhammed’e kevser verildi tamam kabul ediyoruz. Peki sana verilenden haberin var mı?
Bakıyor aval aval çocuk sana ona hiçbir şey verilmemiş gibi. Dedim ya Muhammed’e ne verildiyse hepsi sana da verildi. Kur’an Muhammed’e mi geldi yoksa tebliğ için ümmete mi geldi? Muhammed vasıtasıyla ümmete geldi hepimize geldi. Peki Peygamber’in sözleri söyledikleri hali hayatı anı yaşayışı falan hepsi ortada.
Onlar nereden geldi onlar da bize miras kaldı kültür mirası olarak kaldı. Din zaten onun öğrettiği dindir. Peki başka dedim hidayet nimeti. Elhamdülillah’i ala dinil İslam. İslam dininden olmak ayrıca bir hamdi gerektiriyor şükrü gerektiriyor.
Bak dedim evladım sana verilen bize verilen Muhammed’e verilenden biraz daha fazladır. Allah Allah hocam nasıl olur falan. Oğlum fazla. Muhammed’e ne verildi salak bir ümmet verildi değil mi? Peki bu ümmete ne verildi Muhammed gibi büyük bir Peygamber verildi. Hangisi hangisi daha fazla tart bakalım şimdi.
Muhammed sana da verildi. Muhammed’e verilenler ortada işte. Görüyoruz Faslan Filipinlere kadar al birini vur öbürüne. Böyle bu acı vermez mi insana. Eğer Müslümansan bütün Müslümanların acısına iştirak et ortak olacaksın. Ciğerimiz sızlıyor. Birisi bir yanlış yaptığı zaman ya birisine bir şey oldu o zaman. Dört tane şehit oradan beş tane ölü oradan bilmem nerede suikast oldu. Cami bombalandı buradan gittik baktık. Ondan sonra şimdi kim yapıyor bunu. O camiyi bombalatan kim. Ben biliyorum. Peki dün Sri Lanka’da kiliseyi bombalatan kim. Aynı adamlar. Hiç şey etmeye gerek yok.
Bir ay önce o şeydeki yeni Zelanda’daki o camiyi iki camiyi hatta iki camiyi bombalatan hangi it oğlu içse. Dün Sri Lanka’daki kiliseyi bombalatanda otelleri falan ateş şeyine tutanlarda altı yedi yeri şey etmişler. Bombalamışlar. Aynı eldir.
Ne istenen nedir. Efendim hristiyanlarla Müslümanlar birbirlerine girsinler çatışsınlar. Yahudi de orada şeyini göbeğini kaşısın. Yahut Müslüman gruplar Müslüman devletler işte İran Suudi Arabistan Yemen öteki Suhu huziler bilmem neler falan böyle birbirlerine düşsünler.
Yahudi de orada rahat etsin. Yahudi de genişlesin. Sen burada başka işle meşgulken orada başka kendi hesabına bakıyor. Hiç sormaya gerek yok. Allah rahmet eylesin. Mahir Kaynak benim arkadaşımdı dostumdu. Konuşurduk çok beraber yolculuklarımız oldu seyahatlerimiz oldu. Ben ona sorardım bu işten mid müsteşarı bu gizli şeyleri falan.
Hoca dedi kimin yaptığına bakmayacaksın dedi. Bu iş kimin işine yarıyor diye bakacaksın dedi. O o yapan bulunur dedi verirsin parayı bir milyon verirsin iki tane silah alır eline verirsin o istediğini yapar. Yaptırana bakacaksın dedi ne için yapılmıştır bu sebebini bulacaksın dedi. Kimin işine yarıyor. Bakıyorsun ki Müslümanın işine yaramıyor.
Türk’ün işine hiç yaramıyor. Peki kimin işine yarıyor. Yahudi’nin işine yarıyor. Öyleyse o yaptırmıştır. Hiç şey etmeye gerek yok. Aramaya gerek yok. Yine de tabi yapanı bulup oradan ifade alacaksın. Şimdi İran terörizmi şey ediyormuş. İran’ın bildiğinden şey devrim muhafızları teröristmiş hepsi.
Amerika bütün terör devlet terör gruplarının hepsinin ana babasıdır. Yani. Öteki gizli gizli terörü destekliyor bu açıktan destekliyor. Ona kimse bir şey demiyor. Sen teröristsin sen sen terörist devletsin diyen yok. Evet. Çünkü herkesin oradan başka bir hesabı var. Almanlar diyemezler. Fransızlar hiç diyemez.
İngiliz zaten öz kardeşidir onlar birbirlerini hiçbir zaman ayırmazlar. Biraz siyaset gibi oluyor ama basiret gelsin diye konuşuyorum. Uyanalım diye konuşuyorum. Evet. Böyledir efendim bu iş. Efendim varmış şimdi ben başka bir şey hazırlamıştım. Nereye gidiyorsun demektir.
Ey insanlar siz nereye gidiyorsunuz. Bizim aynı kuvadis kelimesinin karşılığı Kur’an’da da var. Siz nereye gidiyorsunuz. Biliyor musunuz gittiğiniz yeri. Peki nereye gideceğiz hocam. Allah’a gideceğiz. Allah’a doğru koşun. Allah’a koşun diyor. Kur’an’ı Kerim. Hocam Allah. Nerededir biz ona nasıl koşacağız nasıl bulacağız falan. Bu ifade şeydir. Mecazdır tabi. Eğer hakiki manayı alırsan. Allah neredeki hocam diyeceksin yani o tarafa koşacağız falan. Allah’ın esmai hüsnası var. Esmai hüsnaya koşacaksın efendim. Allah’ı bulmak mı istiyorsun. Evvela nedir Allah’ın birinci vasfı. Hak Cenab-ı Hak diyoruz. Hak’tan ve hakikatten ayrılmayacaksın. Aleyhine de olsa doğruluktan ayrılmayacaksın.
Allah yani şu esmai hüsna dediğimiz 99 isim Allah’a giden 99 tane yoldur. İstanbul’a işte birden geliyor Edirne’den geliyor. Şile’den geliyor. Bilmem İzmit’ten geliyor. Deniz yoluyla, kara yoluyla, hava yoluyla dünyanın her tarafından geliyor. Değil mi yollar. Allah’a giden yollar Allah’ın esmai hüsnasıdır.
Birincisi en büyük adı. Khaliqin namü tenahi adı var. En başı hak. Ne büyüktür kul için hakkı tutup kaldırmak diyor. Hak ehli olacaksın. Peki ikincisi. Rabb’dir Rabb. Rabbül alemin. Allah. Rabbül alemindir. Rabb nedir? Mürebbiyye.
Bir defa yaratan, yaşatan, besleyen, büyüten, kollayan, gözeten, tehlikelere karşı onu himaye eden. Rabb odur yani bir anne çocuğuna ne yapmak gerekirse, ne derden korumak, neleri yedirmek, neleri işirmek, neleri giydirmek gerekiyorsa işte Rabb odur. Sen de onun gibi olacaksın.
Sen de değerlerini, sahip olduğun değerleri, manevi değerleri, dini, islamı, vatanı, devleti, bayrağı, sancağı neye sahipsen, sahip olduğun kıymetli manevi değerleri tıpkı üzerine titreyerek koruyacaksın efendim. O zaman Allah’a yaklaşmış olursun. Allah’a benzemiş olursun yani.
Allah’a diyor ki Hz. şey imam-ı gazali Allah’a gitmek yahut da Allah’a şey olmak yakınlaşmak, ”leyse bi mekadin ve la bi mesafetin” diyor. ”Mekanla, mesafeyle değildir.” diyor. ”ve lekin bil hal.” Hal sahibi olmak, o ismin sen de tecellisini istemektir. Ondan sonra nedir?
İlah’tır. Tapınacak şey, mabut yani tapılması gereken. La ilahe illallah diyor işte. Allah aynı zamanda mabuttur, ilah’tır. Tapılacak bir kudret, tapılacak bir Allah var. Ondan başkasına tapmayacaksın diyor zaten. Allah yolunda ne yapacaksın? Allah’ın emrettiği ibadetleri yapacaksın. Ne olursun Allah’a doğru koşmuş olursun işte böyle.
O yoldan gitmiş olursun. İlah isminden gitmiş olursun. Hak isminden gitmiş olursun. Ondan sonra Rab isminden gitmiş olursun. Merhametli olursan Rahman isminden gitmiş olursun. Eğer güzellik seviyorsan, sanatla uğraşıyorsan, Bedi isminden ona yaklaşmış olursun. Zaten büyük sanatkarların hepsi bakıyorsun sonunda evliya oluyorlar. Hepsi.
Mesela benim gördüğüm çok insan var. Mesela Hattat’tır. O kendi sanatında ilerleyerek, ilerleyerek, ilerleyerek o güzel şeylerle uğraşarak. Bir yerde o yoldan Bedi ismi şerifinin açılan pencereden Allah’a yaklaşıyor işte. O kapıdan giriyor. O kapıdan giriyor. Şurada saydım epeyce şeyler, esim var. Tek tek şey etmeye gerek yok. Ali’imdir Allah. İlim sahibi olursan Allah’a yaklaşmış olursun. İlim için koşarsan Allah’a koşmuş olursun. Hakimdir. Allah hikmet sahibidir. Sen de bir işin hikmet tarafını, iç yüzünü öğrenmeye, sebeplerini bulmaya, sebebin sebebini hatta keşfetmeye gayret edersen,
sen de Allah’a yaklaşmış olursun. Hakim ismi şerifiyle beraber, Hakim ismi şerifinin yolundan gitmiş olursun. Basirdir. Basiret sahibidir Allah. Sen de basiretli olacaksın. Ne demektir basiretli olmak? Kötülüklere göz yummayacaksın. Gelecek tehlikeleri önleyip önceden tedbir alacaksın. Basiret budur. Muhtemel tehlikelere karşı önceden tedbir almak demektir. Basar görmek demektir. Basiret başka bir şeydir. Basiret manevi tedbirler almaktır. Olabilecek, gelebilecek şeylere. Allah rahimdir. Sen de merhametli olursan Allah’ın rahmet kapısından Allah’a yaklaşmış olursun. Allah kerimdir. Kerem sahibidir. Cömerttir yani.
Sen de cömert olursan Allah’a o kapıdan o yoldan yaklaşmış olursun. Allah afurdur, gafurdur. Sen de affedici olursun. Allah şekurdur. Şükreden. Sen de şükredersen, nimet kıymeti bilirsin, nankörlük etmezsen, nimetin hakkını verirsin, hukukuna riayet edersen,
sen de şekur kapısından Allah’a yaklaşmış olursun. Hadd kapısından Allah’a yaklaşmış olursun. Biraz söyle diyorum, vakit geldi diye. Allah muhsindir yani ihsan edendir. Siz de ihsan eder, iyiliksever olursanız, muhsin isminle dolayısıyla Allah’a doğru koşmuş ve ona yaklaşmış olursunuz.
Hasılı hayat bütünüyle Allah’a doğru bir koşuştan ibarettir. En son söyleyeceğim şey Allah’ın esmâ-ı hüsnesinden her biri ona götüren birer yol, ona açılan birer kapıdır. Hangisinden gidersen git, yolun sonunda ona varmış olursun. Ama en kestirme yol hangisidir? İhd-i nasr-ı atar müstakîm. Fâtiha’da okuduğumuzdur.
Aynı şeyi Dost-i eski Karamazof kardeşlerinde yazmış. Allah diyor güzellikte de vardır, iyilikte de vardır, başka diyor işte merhamette de vardır, her yerde vardır ama en çok doğrulukta vardır diyor. Çünkü Cenab-ı Hak orada vaadini açık söylüyor. Burada biz şey diyoruz, keşfedip söylüyoruz.
Ama orada inne rabbi alâ sırâti müstakîm. Habibim de ki Rabbim de benim sırâti müstakîm üzerededir. Allah hep doğruyu söyler. Vallâhu yekûlûl haq ve huve yehdis sebîl. Allah hakikati söyler ve doğru yolu gösterir diyor. Biz de ihd-i nasr-ı atar müstakîm diyoruz.
Ya Rabbi bizi doğru yoldan doğruluktan ayırma diyoruz. Çünkü o yoldan gidersek en kestirme yoldan Allah’a varmış oluruz. En kestirme yoludur, doğru yoldur. İki nokta arasındaki en kestirme yolu da doğru çizgidir. Onu size söyleyeyim. Yani geometrideki de öyledir yani. Başka bir şey yok. Allah’ın kara kuralları aynıdır. Matematikteki kuralları, fizikteki kuralları, dünyadaki kuralları, ahiretteki kuralları.
Herkes diyor kendi ektiri biçecek. Kendi amelinin neticesini görecek diyor. Vameâ rabbukebizallâmin lil abîd. Allah katında la zulmeliyûm. Kattiyyen zerre kadar zulüm yoktur Allah’ın şeyinde. Sen kendin gideceksin. Allah şey aynen şey gibi işte. Uçak şeyleri var ya. Uçak havalarında dereye kalkanacak uçakları bakıyorsun buluyorsun falan. Sana bir bilet verecekler. Biletini de kendin alacaksın zaten. Kıra kitab et diyor. Kitabını oku. Bastır oraya düğmeye. Al biletini. Cehennemin altıncı köşesi çıktı mesela. Tamam. Bitti. Elindeki biletle kendin kuzu kuzu gideceksin efendim. Allah öyle zulümle haksızlıkla boşaltıyor. Haşa haşa. Allah’ın zalim ismi yoktur.
Allah’ın gafur rahim ismi vardır. Allah batıl din yaratmamıştır. Batıl insanların elinde bozulmuş halidir. Hakikatin insanlar tarafından bozulmuş haline batıl diyoruz. Allah’ın batıl dini hani kitaplarda yazıyor ya bu batıl din falan. Allah batıl din yaratmaz. Allah’ın çünkü batıl ismi yoktur ki yaratsın. Allah’ın hak ismi vardır.
Hakikati söyler, hakikati gönderir. Sen o hakikati mıncıklayarak kendine menfaat elde ederek falan ederek o hakikati bozduğun zaman batıl olur zaten. İşte çocuğun oyuncağını bozması gibi. Bu diyor çalışmıyor diyor. Çalışmaz tabi bozmuş. Evet efendim. Saati yere düşürmüşsün. Kırılmış onun birkaç tane şeyi. Ondan sonra saat çalışmıyor. Sen bozarsın.
Allah hakkı söyler, insanlar elinde hakikat bozulur. Aynı şeyi Janja Kruso’da kitabının birinci cümlesidir. Yaratılıştan her şey mükemmeldir. Her şey insan elinde bozulmuştur diyor. Evet. Cemiyeti de insanlar bozarlar. İnsanlar düzeltirler. İsterlerse tabi. Gayret ederlerse düzelir. İşimiz büyük. İşimiz çok. Vazifemiz ağır. Evlatlarımız, ümmeti Muhammed’in bu evlatları, çocukları şu efendim yine etek giyiyor. Şunun başı açık falan sakın ha. Hepsini kurtarmak bizim vazifemizdir. Evet. O mine etekliği de başı açık olanı da falan filan onların o hale düşmesinden de sorumlu olan yine biz biz. Sorumluluk alacağız. Ve onlara iyi davranacağız. Sevi göstereceğiz. İşte demin o ilk bisyonerler, doktorlar gitti diyor. Sonradan askerler geldi. Sömürge oldu milletler. Hatta çok acı bir sözü var şeyin. Bir sömürge şeyinin, aşiret reisinin. Diyor daha önce diyor. Yüz sene önce diyor burada bizim bağlarımız, bahçelerimiz, çiftliklerimiz vardı diyor. Sizin diyor inciliniz vardı diyor. Şimdi diyor bizim incilimiz oldu fakat sizin çiftlikleriniz oldu diyor. Evet. Değiştiler. Gittiler böyle güzellikle, incille güzel nasihatlarla işte güzel hizmetlerle orayı ele geçirdiler. Ondan sonra da askerler geldiler çiftlik kurdular. Sömürge başladı. Maden ocaklarını falan petrol kaynaklarını falan. Hepsini böyle. Evet Allah bize hidayet ihsan eylesin, dirayet ihsan eylesin, basiret ihsan eylesin. Bu milletin yapacağımız çok iş var. Yılmadan, usanmadan, hocunmadan, iğrenmeden, küsmeden sahip çıkacaksın. Vatan da senin o serseri dediğin şu anda altmış bin binler çocuklar. Sokaklarda yaşayan İstanbul gibi bir yerde onlar da senin. Onları kurtarmak da bizim görevimizdir.
Vazifeden kaçmak yok. Efendim bu başı kapı örtü şey değil. Kısa etek giyiyor, bilmem başı açmıyor. Yok öyle bir şey ya. O sor bakalım niye öyle oluyor? Neden düştü o hale? Kim öğretti ona öyle giyinmeyi, öyle şey soyunmayı falan, çıplak gezmeyi falan? Evet. İşte moda, modaya sen hükmedemiyorsun. Sahip çıkacağız efendim. Kurtarmaya çalışacağız. Vazifemiz vazifemiz. Allah bize soracak. Evvele kendi çocuklarımızın hidayetinden ve eğitiminden sorumluyuz. Eğer ecdadımız gibi hareket etseydik bütün Almanya’yı şimdi Müslüman etmiş olurduk. Eğer buradan gidenler o dört milyon insan gerçekten iyi Müslüman, dürüst, hakikat ehli olsalar, orada gidip itibar kazansalardı onlar bugün Almanların yarısı Müslüman olmuştur.
Çünkü insanlar güven duydukları yere giderler, güvendikleri insanları severler. Evlilikte de odur. Sakın güvenmediğiniz kimseyle evlenmeyin. O size gösterdiği o şeyi, size elde edinceye kadardır. Sonra size atar başka birisiyle olur. Öyle şey yok. Öyle. Sevginin de, arkadaşlarında, dostluğunda, ticaretinde hepsinin kaynağı dürüstlük ve güvendir efendim. Sağ olun, var olun beni dinlediğiniz için nice senelere hayırlar diliyoruz. Allah Allah eyvallah diyoruz. Vakti şerif hayır ola. Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Niyazımız indi ilahi de makbul ola. Allahu zülcelal ismi zatının nuriyle kalplerimiz pür nur kila. Demler safalar ziyade ola.
Dem Hazreti Mevlana, sır Cenabı Şemsi Tebriz’i, kerem Hazreti İmam Ali, şefaat Muhammed’in, Nebi’l-Ummi rahmeten lil alameen. Hu diyelim, huu eyvallah.
Allah hayırlı akşamlar, iyi geceler efendim.
İlk Yorumu Siz Yapın