Muhammed Mahmut Bakır – Farklı Devirlerdeki Yeniçeri Yaftaları/Muhtıraları – CS (12)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=7a3oXQ-Jqck.
Ben burada 1826’da ocağın ilgah sürecine kadar ki Vetiyyede 2. Mahmud’un yeni şirkler tarafından çok ağır tahkir, tezif ve bir nevi padişaha usandıracak hareketlerin maruz kaldığını çok kısa bir şekilde söyledim. Yani detayına giremiyorum, biraz da vakit de uzadı ama burada şunu söyleyeyim. Bu yeni bir şey midir? Yani 3. Selim yenilik oldu, 2. Mahmud yenilik oldu, Yeniçeriler de ondan mı isyan etti? Bura inhisar edebilir miyiz bu mevzuyu? Acaba dendiği gibi Yeniçeriler tarihte müthiş, muti askerler idi.
İşte 4. Murat gibi padişahlar onları dize getirdi de, taakatsiz ve gücü olmayan padişahlar da güçlerini gösterip, muhalefeti de temsil ederek karşı mı durdular? Böyle mi yaptılar? Buna dair, şimdi yanımda da getirdim. Hemen şeyini yapalım.
Efendim? Efendim? Çok erken bir devir. Kanuni devri, Kanuni’nin yaşlılık zamanları. Şimdi izleyicilerimiz anlasın diye şuradan şöyle bir gösterelim.
Şimdi bizde 27 Nisan ayı muhtırası oldu malum, bir siteye böyle askerler yazı koydular ve bir nevi hükümeti tehdit eder. Yani muhtıra nedir izleyicilerimiz biliyor zaten. Gelenemizde de bu vardır. Biz bunlara yafta diyoruz. Yeniçeriler şöyle gösterelim. Mesela bu 1. Abdülhamid’e yazılmış bir yaftadır. Bunu ne yapıyorlar? Gidiyorlar böyle sarayın kapısına yapıştırıyorlar. Gidiyorlar Bab-ı Ali’ye, sadrazamın kapısına yapıştırıyorlar. Sağa sola salıyorlar. İnsanları da alıyor okuyor ve eyvah diyorlar ve sultana kadar gidiyor. Yani sana sorsam Ufuk, desem ki en kudretli Osmanlı padişahı veya padişahları kimdir? Bana böyle 3-4 kişi say. Yani Fatih derim, Kanuni derim, Yavuz Sultan Selim derim. Yani ilk düşündüğüm zaman aklıma gelecek olan bunlardır.
Özellikle Kanuni için zaten herkesin kabulüdür. ÇAĞ olarak isimlendirilir. 46 yıl tahta kalmıştır vesaire değil mi? Bak Kanuni’ye Yeniçerilerin bu az önce gösterdiğim yafta gibi orijinalini de getirdim onun. Şimdi okuyacağım şey bu belgeyi okuyacağım size. Biraz da uzun ama bakın ne diyor.
Olayı anlasınlar diye şunu söyleyeyim. Yeniçeriler pek çok şeyden rahatsız bir de üzerlerine ağ olarak atanan bir kişis var. Bu ağ vasıtasıyla ocağa birazcık dizayn yapılmaya çalışılıyor. Ve Yeniçeriler de artık bıçak kemiğe dayanmış ve bu yaftayı kaleme almışlar. Kanuni’ye karşı. Bak ne diyor. Devletli hünkârın ayağı toprağına Yeniçeri kullarının arzı hali budur ki hali ya ağımız olan kimeslerinin elinden aciz ve fermanda kaldık. Şikayet ediyor ağdan. Âli Osman peydâ olalı ve Yeniçeri Yeniçeri olalı böyle zalim böyle haramzade müfsid suret uğrusu şeytan sofusu az yemez ağ ne gelmiştir ve ne gelecektir. Ayağı burada verip veriştiriyorlar. Bunun zamanında Yeniçeri olmaktan gâvur olmak yeğidir. Devletli padişah sen bunu adam sanırsın. Kanuni’ye diyor. Bu adam değildir bu şeytan aleyhül lâne kendisidir. Bu da ayağı diyor bakın. Hayf yazık senin buna ittiğin itikada.
Haşa ve kella bu senin terbiyende büyümüş ola. Yazık değil midir ne hak bilir ne şeriat bilir bir zalim müfsittir. Kandan geldi nereden geldi nereden çıktı bu adam diyor. Evvela her kim bunu ortaya getirip ağ olmasına sebep olduysa Tanrı rahmetinden mahrum ola. Burada da bak bu Tanrı lafı ki padişahların şeylerinde de geçer. Bizim şu an bu muhafazakâr camiyada böyle bir irreti vardır bu kelimeye karşı. Yapmayın yani bizim geleneğimizde padişahlarımızda da yazıyor. Bak Yeniçeriler de yazmış. Bu tatku birlikte Tanrı azze ve celle diye başlıyor. İşte öyle. Neyse onu da eğinmiş olduk. Gün olur mu ki seni mazlemeye koymaya bir günah bunca kişinin dirliğine mani olup ve nice kimsenin dahi katline sebep olur? Ağanın fecaatini anlatıyor değil mi?
Ahirette bunun cevabı senden mi talep olunur yoksa kendisinden mi? Padişaha yavaş yavaş gözdağı vermeye başladı bak. Niçin görmezsin padişahı âlem penahsın hakkatinde ne cevap vereceksin? Kendi şikârı kande bir oğlan var ise ileri çekip yani kendine uygun arkadaş dosyolarıcı adam varsa onu ileri getirip
yabana olanlara yaya başlık ve bölük başılık verip kande bir ihtiyar var ise bir bahane ile ya Erzurum Hisar’ına veya Dizdar’lığına çıkarır oldu. İşine gelen adamları iyi yerlere atadı eski oğlu adamları ise sürdü. Bunu diyor. Atan ve deden zamanında Yeniçeri kullarının bir günahı oldukta Rum elinden gayriye çıkarmazlardı. Bak kanuni tevri adam neden şikayet ediyor senin atan ve deden zamanı böyle olmazdı sen niye böyle yapıyorsun diyor.
Demek ki bu diskur hep var yani bu söylem her zaman var. Her zaman insan bulunduğu zamandan rahatsızdır. Ah geçmiş ne güzeldir falan diye hayıflanır olur. Bu anın zamanında Erzurum’a gider oldu. Kızılbaş’a gitmesi kolay olsun. Teftiş eylem görürsüz. Bu ağa elhamdülillah yok. Bu ağa zamanında ulüfesi kesilen Yeniçerilerin kaçı Kızılbaş’a çıkıp gitmiştir. Sapebiler katsele. Evet. Elhamdülillah İslam padişahısın. Her ne yireki kastetsen elin yeter. Bu melun ağa olmazdan evvel Kızılbaş ne miktar tüfenkliye kadir idi. Şimdi ne kadar tüfenklisi vardır. Kutlu olsun. Çöze bak. Sancak beylerinde şimdiye değin maruz pek yok idi. Bu ağa zamanında gidilere dahi sancak verilir oldu. Bir orada bir kuyumcu Kasım diye birinden bahsedecek şimdi. Kuyumcu Kasım ki kendiye üsküfler ve kemerler işlemekle. E işine geleni ağa yapıyorsunuz. Onlara bir sürü şatafatlı şeyler malzemeler veriyorsunuz. Bunca kulların var ki kimi atan ve deden kuludur. Eskiden kalma ihtiyar Yeniçeridir yani. Ol zamandan beri taş yaslanıp toprak döşenip hizmette tururlar. Anlara ancak müyesser olamaz. Kuyumcu Kasım gibi kızı sohbette gidilikle meşgul meşhur iken ana sancak alıverirsin.
Ve bak padişah ne diyor? Gafilsin. Kanuniye diyor bunu Yeniçeri. Bu melunun hangi fesadını ve kangı kabatini idelim. Fe emma ol hacetimiz değildir ancak canımız acıdığından söyleriz. Bizim günahımız nedir ki bu Macar kafiri ki dün gavurdan gelmiş henüz domuz iti ağzında koka duruyor. Yeni devşirildiği şey olduğu için diyor. Müslüman olduğu için bize havale edesin. Nahak ırzımızı ve namusumuzu paymal edip türlü türlü hakaretler eder. Eğer günahımız var ise kendi elinle bizi öldür. Bir uğurdan kurtulalım. Adil padişah oğlusun. Atan kimesineye itimat etmez idi. Kulun ahvalini kendi görürdü. Sen bir alay zalime itimat edip irahe inan etmişsin. Anların ise eksikleri değildir. Her kangısına varıp halimizi ağlasa us gidip kime diyor birine halimizi anlatıp alasak. Ben bilmezim ol anuzdur ol bilir deyir cevap ederler. Ya biz halimizi kime ağlayalım? El hasır sabır sabır ve takat kalmadı. Bıçak söküye erdi. Gayetle canımız acıdığından sana arzu hal ettik.
Ya bu zalimi bizden gider. Bizi bunun şerinden halas eyle. Yahut bir külli fesad ederiz. Nice can telef olup nice Müslümanın rızkı zayı yola. Açıkçayı isyan ederiz. İsyan ediyor. Bu darbe ya bildiğin. Bu kadar açık. Bugün genel kurmay başkanı şu cümlelerin benzerinin modernini kursa ya hükumete. Bugün ne insanlar ne tepki verir. Bunu kanuniye kuruyor.
Bu bir adı değil. Cümleler değil. Kanuniye. Nice can telef olup nice Müslümanın rızkı zayı yola. Irz ve namusa halel geldiğinden gayrı. Hakkatında dahi mesul olursun vebali boynuna. El asıl sözün doğrusunu söyleriz. Senden dahi ve oğullarından dahi ve paşalarından dahi bizar olduk. Padişah diyor bunu.
Bir fesad ederiz ki Mustafa zamanında olan fesad bunun zerresi olan olaydı. Onun yanında. Solda sıfır kalır diyor. Bizim de Cengiz fesad. Mustafa’yı da hatırlatıyor bir yerde yani. Bu a. Bak şimdi şeye. Sultan Mustafa ölmekten biz kırılaydık. Senden sonra bu oğulların dahi kalan şehzadeler senin yerine gelip anların zamanında böyle bir acemi gavurdan gelmiş. Huduzudu bilmez oğlan gelip ağ olup bize nahak böyle eza ve ceza edip hor ve hakir olasavuz gerek. Sen gideceksin bir de oğulların da böyle bu tip şeyler hepcik öyle mi diyor? Hem ahir ömründür. Allah’tan kork. Bizim halimizi gör. Adam kıtlığı değildir. Bu haramzadeyi üzerimizden gider. Şerrin def eyle ve illa ancak yapmazsan olacağı biz dedik. Sonra günah bizden değildir. Ve bu hususta bir muhassal kağıt dahi Rüstem Paşa’ya ve Ali Paşa’ya atıp dururuz anları göresiz. Diğer devlet adamlarına da yollamışlar. Vay bize ne devletsiz başımız var imiş ki Sultan Mustafa gidip biz kalmak. Bak görüyor musun? Ölmüş şehzadenin arkasından. Bu mektup zaten yeniçerilerle onun ilişkisine dair her şeyi afişe eden bir mektuptur. Ve padişahı resmen sultan Mustafa olsaydı onu tahta çıkaracaktık demeye de varır yani bu laflar. Bari olsaymışsa iş bir türlü dahi olurdu. Bak evvela bu bizim çektiğimiz nedir buna kim katlanır? Her gece odaya geldiğimizce yeniçeri ocağında odalarına geldiklerinde koyun bıçağa gider gibi ardımıza bakıp dururuz ki bu gece kimin beratı gelir deyiyor. Gel devletli padişah nola padişah oldun ise hele bu kulların halin dahi insaf eyleye. Böyle bir zalimi havaleyleyip hor ve hakir ettirmek olmaz. Bu miskinlerin içinde nice emeklaların vardır bize dahi hayf değil midir? Sen esirgemezsen ya bizi kim esirgesin? Ve garip bir laf söylüyor burada. İleri zaman yeniçerileri gibi şarapta, avratta ve oğlanda değiliz. Kavga ve galabede değiliz. Beş vakit namazımızda ve hayır duanızdayız. Belki fesat ve şenat eden yine birkaç diner vermekle iyi olur. Biz mücrim ve günahkar oluruz.
Vallahi lazim adımız yeniçeredir şehre pazara çıkmazız. Bu anın zamanında şöyle hor ve hakir olduk ki şehirde ve pazarda at oğlanı bizi döver oldu. Korkumuzdan kimez neye söyleyemez olduk. Allah’tan reva mıdır ilahir. Devam ediyor. Evin Allah. Yani orada bir söylenti de var ki avratta, kadında, oğlanı değiliz. İleri zaman yeniçerisi dediği kanuni zamanında yeni yeniçeriliğe girmiş kişilere tıpkı biz diyoruz ya ocak bozuldu bilmem ne oldu bu kanuni zamanı böyle bir haftada bunu söylüyor. Biz eski yeniçerilerde böyle değildik şimdikiler böyle diyor. Eskiye gitsen eski degiler de böyle diyecek. Bu hep böyle zaten yenileri belirlemez sevmezler. Mahmut bu arada kim yayınlamış nerede yayınlamış söylersen belki merak eden olur. Şimdi şöyle Osmanlı arşivinden orijinalini böyle gösterelim. Bu orijinali yani bunu bildiğin atıyorlar padişaha.
Bu da at kaçlı yıllarda bakayım şimdi. İsmail Akkuz’un çarşılığının ismi gayet uzun. Şehzade Mustafa’nın ölümünde medhale olan Veziri Azam Rüstem Paşa’nın 2. sadaretinde yeniçerilerin ağlarından şikayeti havi. Kanuni Sultan Süleyman ile Rüstem Paşa’ya pek ağır mektupları. Makalenin adı bu. İsmail Akkuz’un çarşılığının belleten de yayınladığı makalesi efendim. Bir de burada İbrahim Paşa yazdıklarından iki cümle okuyacağım. Bu da yeniçerilerin şeyi. Biz hod bir koyun sürüsüne benzer tayfayız. Birimize ne olursa cümlemizedir. Bunca yoldaşlara nahak hakaret olmuştur. Bugün onlara ise yarın bize el hasıl bilmiş olasın. Cümlemiz ölüm eri olmuşuz. Şimdi bu yeniçeri değil mi bunlar? Burada da aynı. Bu da 2. Mahmut’un babası Abdülhamid. 1. Abdülhamid’e yazdıkları. Senin şeyhülislamın, veziri azamın hepsi kafir diyor. Sen gafilsin diyor. Ya bu sefer için, o maçın boykotu olmadan evvel, daha Selim Tahta geçmezden evvel o son hengamesi. 1. Abdülhamid’in. Ona da böyle bir yafta asarak yaptılar. Peki 2. Mahmut’a yapmadılar mı? Yaptılar. 2. Mahmut’a ne diyorlar? Sekbanı Cedidi kaldırdı. Yeni ordu teşebbüsü vesaire bir savaş hengamesinde, sırasında. Seni eder ramından beter. Genişleri tükenmez, mantar gibi yerden biter diyor adam. Attığı yafta da. Yani hamilelerin var, ne oldu diyor. Padişahın daha şehzadesi olmamış. Hani bize söz vermiştin, bir daha bu ilişeleri tevessül etmeyecektin. Ne oldu? Ve sonra seni derramından beter, yenişleri tükenmez, mantar gibi yerden biter diyor. Yusuf Paşa. Sadrazam olunca, padişaha mı itaat edeceksin? Literatürde bizim Osmanlı kaynaklarında devlet gayretkeşi diye geçer bu. Devletin mi gayretkeşi olacaksın, ocağın mı gayretkeşi olacaksın? İki etbaalı yani tabi olduğu iki tane kişi manasında. İki etbaalı Adem sağ komayız. Ya bize tabi olacaksın, ya padişaha tabi olacaksın.
Şimdi buna ne yapılır?