Muhammed Mahmut Bakır – III. Selim, Nizam-ı Cedid ve “Batılılaşma (?!)”- CS (12)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HFOkSW_GTiw.
Ve Selim ve Nizam-ı Cedid hareketi ki Selim niye Nizam-ı Cedid mühim? Mahmud’u etkileyeceğinden mühim. Şimdi dedik ya bunlara kardeş gibi yaklaşıyor ve öyle büyütüyor. Selim’in bir ekibi vardı. Atabakanlı Saltanat der onlara Cevdet Paşa. Bu ekip böyle 10-12-13 kişiden falan oluşur. İsimleri değişiyor o zaman. Bu ekip Nizam-ı Cedid ricalidir. Bu ekibin tavsiyeleri veya bir nevi bunları kalbi devlet gibi görerek bunlarla istişarede bulunarak bu yeni pratikleri ve uygulamaları hayata geçirmiştir 3. Selim. Fakat başta yeniçeriler olmak üzere ve Şehzade Mustafa daha şehzadeliği sıralarından bili itibar tahta geçmek için farklı planlar yaptığından dolayı yeniçerileri de yanına alarak ve birtakım hizipleşmelerden de faydalanarak
2. Tarihi ikinci edirne vakası olarak geçecek Çorlu’da Nizam-ı Cedid askerlerinin yeniçeri grubuna karşı bir nevi mağlubiyeti vuku buldu. Ve 3. Selim bu Çorlu vakasından sonra Nizam-ı Cedid ordusunun yeniçerilere karşı bir isyandı bu tabi. Yeniçeriler Nizam-ı Cedid ordusuna baş kaldırdılar diyebiliriz.
Hatta hutbelerde 3. Selimin adını çıkardılar. Orada kadar vardı. Ve 3. Selim burada dik durmadı. Ne yaptı? Sadrazamını azletti ve yeniçerilikten gelme ya da yeniçerileri yakın. Öyle söyleyelim bir kişiyi sadrazam yaptı ve o az önce söylediğim İngiliz hilosunun gelmesi ve Habîlilerin kutsal topraklarda isyan başlatıp atlı haccılarını kesmesi vs. bütün karizmayı da sildi.
Bunun üzerine bu son vakadan kuvvet alan muhalifler 3. Selime karşı artık 4. Mustafa’da işin içerisinde zaten yavaş yavaş aşağıdan el altından muhalif faaliyetlere başladılar. Ve devlet harp halindeyken 3. Selime karşı ihtilal başladı.
İşte bu ihtilal çok acil bir ihtilaldir. Yani böyle yamak dediğimiz çok alt rütbe askerlerin 1000-2000 arasında rakamları değişiyordu ki Osmanlı Nizam Ciddi ordusuyla o dönemde mukayese edildiğinde bunların ne eğitimleri ne statüleri isyan etmeye falan öyle isyan yapacak, padişahı tahttan indirecek buna müsait değil. Çok karmaşık bir ortamdır. Ben şimdi mevzuya girmek istemiyorum. 2.Mabu’ta gelemedik çünkü daha.
3. Selimi tahttan indirdiler ve 4. Mustafa’yı tahta çıkardılar. Hatta 3. Selimin tahttan inerken çok acayip bir sözü var. Zamanı halkına padişah olmaktansa hiçbir şey olmamak iyidir diyor. Bu artık vazgeçtiğini gösteriyor yani öyle söyleyebiliriz. Burada olan şey şu onu söyleyeyim Ömer. O ekip var ya Nizam-ı Cedid ekibi dediğimiz ekip. İşte bizim bu modern tarihçiler bunların hepsi kafadan uydurmuyorlar. Bizim Asım tarihçi, vakaniyüs olan Asım efendi, o da Selimi kenara koyarak atebekân-ı saltanat dediğimiz bu ekibe karşı ağzınıza gelebilecek en fazla, en kötü ne kadar söz varsa hepsini bunlara söylüyor.
Frenk taklidi yaptıklarını, Frenkleştiriklerini, Dehri mezhepte olduklarını, Tabiyun mezhebinde olduklarını falan böyle yani ne kadar hakaret ediyor yani baya baya hakaret ediyor. Kötü söz varsa söylüyor. Bizimkiler de buradan rivayetleri alarak Asım kaynağıyla, ki Cevdet de Asım’ı aslen kullanmıştır onu sadileştirerek, Nizam-ı Cedid ekibini batıcı falan gösteriyorlar. Bu Cevdet tarihinden belki bunu neşet ettirebilirsiniz. Asım’a döndüğünüzde, Asım o Frenk, Meşreplik vesaireyi söylemekle beraber birkaç yerde, çoğunlukla Nizam-ı Cedid ricalinin, hani şimdi litayatürde senin de çok aşina olduğun heterodoksi kavramı var ya, bir nevi bunlar sapık diyor yani. Bunlar acayip acayip tasavvufi fikirlere girmişler, acayip acayip Hindularla falan yatıp kalkıyorlar,
bunların fikirlerine şey yapıyorlar, bunlar cifir, bilmem ne böyle, acayip batın iyi yollara sapmış adamlar falan diyor Asım. Ama Cevdet tabii buraları çok fazla zikretmekten hazer ederek, bunları daha böyle batıcı vesaire şey yapıyor ve tasvir ediyor. Üzerine bizim Cumhuriyet tarihi de tarihte batılı adamlar aradığı için kendine, ya da aydın bürokratlar, aydın padişahlar cumhuriyeti verecek bir rahim olarak Osmanlı’yı gördükleri için,
buralardan bir padişah birkaç ekip çıkarmak lazım, 3. Selim’e çıpayı atıyorlar. Burada şunu söyleyeyim, hemen 2. Mahmut’a geçeceğim bundan sonra. 3. Selim’in yadigarları, Atabek’i Anı Saltanat olarak zikredilen bu Nizam Celid ekibi. İki kişiye örnek vereceğim bunların içerisinden. Birisi sır katibi Ahmet Faiz Efendi, 3. Selim’in sır katibidir, ruznamesi de vardır.
Bu bunların başıdır diyor hatta şey, Asım. Yani en azılılarından biridir falan. Demediği laf yok. İşte el-Uhtetü aler-Ravi. Oo acayip bir mesele. Bu sır katibi Ahmet Faiz Efendi, işte Selim Tahtan indirildiği hengamede kaçıyor tabii öldürecekler adamı.
Bu Bozdoğan kemerinin yakınlarında bir aşçı başı diye makamdan bahsedebiliriz. Aşçı başısı olan bir arkadaşı yahut da elemanı diyelim. Birisi var onun evine sığınmış. Yeniçeriler fellik fellik her tarafta adamı arıyorlar ki o isyan oldu geldiler, kabakçı isyanı diye meşhurdur. Daha sonra yeniçeriler falan da bu isyana dahil oldular. Sır katibi Ahmet Faiz Efendi baktılar ki bunu beni buldular.
Şeyin üstüne çıkıyor, çatıya çıkıyor aşçı başının evinin. Dam dam dama atlayarak kaçacak yani. Osmanlı’da devriler sıkışıktır ya. Fakat garip bir olay olmuş orada. Sır katibi Ahmet Faiz Efendi ellerini üç defa şıklatarak bu okçular ok attıktan sonra ya hak diye bağırırlar ya. Ya hak diye bağırıp kendisini aşağı atmış adam. Yani karşı tarafa geçeceğini zannediyor da. İntihar değil yani. Uçmak için yani ellerini üç defa vurup ve bizim tarihlerinin hepsinde var. Yere diyor çakıldı diyor adam. Ve bu vakayı anlatırken Asım, bu adamlara bu kadar sözü söyleyen Asım şunu söylüyor diyor ki. Bunun diyor bir şeyhi varmış buna diyor bir muska vermiş ve ona bu virdi söylemiş. Eğer bir gün bir zorda kalırsan bunu yap ve karşı tarafa salimen geçersin vesaire demiş.
Bu diyor yazık diyor hayf bu herif de diyor böyle yaptı diyor rezil usva oldu falan diye. Ölmüyor da başını kesiyorlar başını ayrı yere bedenini alıp götürüyorlar falan. Bir tanesi buydu sır katibi Ahmet Faiz Efendi. Bir de Valideket hüdası Yusuf Ağa var. Valideket hüdası Yusuf Ağa’yı da örnek vereceğim ondan sonra da Mahmut’a geçeceğiz. Bu adamlar batıcı mıydı yani bu adamlar öyle Avrupai miydi? Valideket hüdası Yusuf Ağa hüccet işer iyiye diye bir şey vardı. Bunu söyleyeyim kadı huzurunda ve şahitler huzurunda dinen bir kağıtta hüccet hazırlanır. Şeridir bu ve kadı huzurunda yapıldığı için de aynı zamanda kanuni hukuki yasal oluyor. Ölümden herhalde korktuğu için olsa gerek. Seven bir onu seven bir kişi var orada. O diyor ki ben diyor ömrümden şu kadar yılı sana diyor hüccet de diyor veririm leyyühi mahfuzdan ömrümden şu kadar yılı.
Vallahi yapar mısın yaparım diyor. Tamam diyor. Oturuyorlar ömründen ben yedi diye hatırlıyorum yirmi falan diyen de var. Ömründen yedi küsür yılı leyyühi mahfuzdan daha yaşamadığı ömründen yedi yılı. Evet aşaik bir iş değil mi? Yusuf Ağa’ya veriyor. Bu adam da nizamcıdır zalinden ve bunlar batıcı.
Yani bu iki örnek kafidir diye umuyorum.