Namâz Bahsi 83: Cuma Namazının Bazı Hükümleri – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=okPE98y8e6Q.
Eyyatüz billah min ash-shaytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin. Vessalatü vesselamu ala rasulina Muhammeden ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Değerli dinleyenlerimiz bu haftaki dersimizde inşallah yine kaldığımız yerden cuma namazı ile alakalı ahkamlardan bahsedeceğiz. Şimdi ilk olarak Musannif Hazretleri bizlere cuma günü, cuma vaktinde asıl sorumlu olunan vakit.
Cuma namazı mıdır yoksa öğlen namazı mıdır bu konudan bahsedecek. Sonrasında yine bu konu ile alakalı olan cuma gününde cuma gitmeme ruhsatı olan insanlar, hapistekiler veya ne bileyim camiye uzak camilere gidemeyecek olan özürlü kişiler. Bu tür kişilerin cuma namazı esnasında diğer camilerde, büyük camilerde cumalar kılınırken bunların cemaat yapmasında herhangi bir kerahat var mıdır yok mudur bu konudan bahsedeceğiz.
Son olarak da inşallah cuma vaktinde kendisinde cuma’nın vâcip olan sahi’nin vâcip olma durumu. Yani Ayet-i Kerime’de Esra Zübillah ve İlâ Nûdiyelis Salâtim Yemîl Cuma’tı Fes’âmilâ Zikril’ah. Bu Ayet-i Kerime’deki zikredilen ezan okunduğu zaman, nida olunduğu zaman da cuma’ya sahi edilin emri hangi ezanla alakalıdır.
Yani bugün dışarıdan cami dokunan birinci ezan mı yoksa imamın hutbeye kalktığı ezan mı yoksa üçüncü ezan mı bu konuyla alakalı rivayetlerden bahsedeceğiz inşallah. İlk olarak dediğimiz gibi vakitte asıl olan nedir bununla alakalı. Vemâ sallâ ezûrhu ezûrhu reyûmel cuma’ti. Bir kişi eğer cuma gününde öğlen namazını kılsa bi gayri özrün özür olmak sizin câze ve yukrahu.
Ebu Hanife Hazretlerine ve İmam Ebu Yusuf Hazretlerine göre bir kişi cuma gününde cuma namazını değil de tutar da öğlen namazını kılacak olur ise mükellef olmasına rağmen bu durumda günahkar olur ancak öğlen namazı da olmuş olur. Ve gal eczufer imam züfer la yecûzu ona göre caiz olmaz ve aslûhu bu konunun aslı nedir. Yani Ebu Hanife ile Ebu Yusuf’a göre caiz, İmam Muhammed’e göre değil, İmam Züfer’e göre de değil.
Bu aslı, el-ihtilâfe fi farzil vakti o gün cuma günü öğlen vaktindeki asıl farz ne bunun hususunda ihtilâftır. Gal Ebu Hanife ve Ebu Yusuf, İmam Ebu Hanife Hazretleri ve İmam Ebu Yusuf Hazretleri ne göre o vakitte asıl olan hüvez-zûhruh yani cuma vakti nasıl olan öğlendir. Lâkinne l-abde me’murun bis katıhinde edâil cuma’ti ancak kul cuma’i edâ etme suretinde o ibadeti düşürmekte sorumludur. Vakale Muhammed, İmam Muhammed’e göre o vakitte farz olan hüvez-cuma’dı cuma’dır. Lânehu me’murun bihâ çünkü ayet-i kerimede ve izanü diyeziz salâtim yiyemez cuma’ti fesavilâ zikr ile bununla emr-i olunuyor. Vel farzuhu vel me’muru bihi onun için me’murun bihâ farz olur, me’murun bihâ olan o vakitte cuma’dır. Vel hü o şahıs için vardır en yuskutahu bil duhri ruh satan. İmam Muhammed Hazretleri de ki asıl olan öğlen ancak, asıl olan cuma ancak onu öğlen namazını kılma şeklinde düşürebilir demektedir. Vâ anhu imam Muhammed Hazretlerinden ennel farzuhu vel hüvez-cuma’da olabilir, öğlen de olabilir, ikisidir, bi muayyen yok, tayin edilmez ve ta’iyyenu bi edâihi kulun edâsı ile tayin eder.
Kul öğleni kılacak olursa öğlendir, kul cuma’yı kılacak olursa cuma’dır. İmam Muhammed’den bir rivayet de böyledir. Niçin? Leynel eyyüme etâ sakete anhu’l farzuhu. Yani hangisini yerine getirse farz düşer. O vakitte bi sorumlu kalmaz. Fedele ennel vacibu ve hüvez-cuma. Bu da vacibin yani farz olan ibadetin ikisinden biri. Yani ya öğlen ya cuma olduğunu gösterir. Tabi kerahat bunların hepsinde olmakla beraber. Yani mesele burada şu, kıldığı zaman sayh olur mu? İmam Muhammed Hazretlerinden bu görüşe göre ve Ebu Yusuf ile İmam Ebanıfı Hazretlerine göre kıldığı zaman sayh olur ancak günahkar olmuş olur bu kişi. Ve enne Züfer, İmam Züfer Hazretlerine göre ise kıldığı namaz olmaz. Niçin? Çünkü vakit ona göre nedir? Vel cuma’tu. O vakitte kişinin sorumlu olduğu şey cuma’dır. Ve zuhru öğlense bedelunu anha fi hakkil mağdur. Sadece özürlü olan kişiler hususunda nedir? Ondan bedeldir. Lennehu mevmurun bil cuma’ti. Çünkü bu kişi cuma ile emredilmiş. Menhün yunani zuhri öğlenden de nehye edilmiştir. Feidha fatihil cuma’ti cuma’tu. Cuma kaçtığı zaman da umirabil zuhri öğlen ile emrolunur. Bunların hepsi cumanın asıl olduğunu gösterir diyor. Ve hâdâ âyetül bedeliyeti bu da asıl olanın cuma olduğunu gösterir. Velenâ bize göre enne teklife sorumluluk yâ temid-i el-kudrete. Kudrete yani kulun imkânının olmasına bağlıdır. Vel abdu kul tek başına innema yektur àlâ edâil ruhr bi nefsihi. Kul kendi başına ancak öyleni yapabilir. Çünkü öylende kendi başına camazsız kılma durumu vardır. Dünye cuma’ti cuma’di niçin liyâna tete veqafu alâ şara’ita teallaka bi ihtiyaril gayr. Başkalarının da katılması gibi hutbe imam, üç cemaat, bak başkalarının şey. Peki gelmediler onlar. O zaman ben cuma ile sorumlu olmayacağım. İşte cuma ile sorumlu olmama ihtimalim ve cuma’da bu şekilde gayr ile alakalı birtakım şartların olması o vakitte benim asıl sorumlu olduğum şeyin öğlen olduğunu gösterir.
Velhâsıl bundan dolayı lefâtedül cuma’tı yani öğlen asıl olduğundan dolayı cuma’yı kaçıracak olsa umira bi kadâzı zuhri öylenin kazâsıyla emr olunur. Cuma’nın kazâsıyla değil lefdül cuma’tı. Cuma’nın değil. Ve cüz-ü caizdir en yekun el farzı el zuhra. Bundan dolayı ve cüz-ü en yekun el farzı el zuhra farz olarak öylenin olması mümkündür. Ve umur bi takdîmi gayrihi. Diğer vakitlere nedir? Takdim edilir.
Ke inha ke inca ille gharik ahir al-vakti kables salâti. Ne gibi? Yani kişi diyelim vaktin sonunda ama biri var birini kurtarması gerekiyor. Bu yönüyle ne yapması gerekir? Bu takdim edilir. Bu yönüyle de bu vakitte farz olan öylendir. Farz olan öylen olduğundan dolayı bütün diğer şeyler üzerine öylen takdim edilir.
Ama şu kadar var ki öylen asıldır. Cuma’nın edâsıyla meşru olma tarihine de cuma öyleni de düşürür. Sahibi Ebu Hanife ile Ebu Hüsvazetler de bunu tercih etmişlerdir. Teinşâ-i Ekizçi isterse en yusalli el cumaate bar dezâlik. Yani diyelim öyleni kıldı ilk vaktinde. Cuma namazının ilk vaktinde öylen kıldı. Farz cuma’ya gitmeyecekti.
Burada desek ya ben cuma’ya gideyim. En yusalli el cumaate bar dezâlik namazını kıldıktan sonra batelet zuhruhü bis sahi. Onun öylen namazı cuma’yı gitmeyi kast etmesiyle, yürümesiyle beraber sahiyle beraber batıl olur. Ve gâla sahibeğine göre onun kılmış olduğu öylen direkt batıl olmaz. La yabdu l-mâlem yad khul ma’l iman. İmamın namazına yani bizzat cuma’ya katılıncaya kadar batıl olmaz. Niçin? Le enne sahye şartın. Çünkü cuma’ya sahi şarttır. Kesetre l-âvretü ve tâhâreti. Yani cuma’nın içinden değildir. Bir adamın cuma’ya girmesi gerekir derler. Ve lehu, Ebu Hanif Hazretlerinin delili, enne sahye min farâ’idil cuma’ti ve khasâ’i sahâli l-emri. Cuma’ya sahi cuma’nın hususiyetlerindendir. Ona husus olan bir şeydir. Ona husus olan bir şey yapmak bu kişinin cuma’ya gitmesini kast ettiğini gösterir. Onun için öylen batıl olmuş olur.
Ve l-iştigâli bi farâ’idil cuma’ti l-muhtassati biha’ yuptilu zuhraket tahrîmeti. Tahrimede olduğu gibi cuma’yı ne yapar? Cuma’ya meşgul olan bir şey yapmak o öyleni iptal eder. Ve yukravu mekruhtü l-eshâbil âzâr en yusallü ez-zuhraye mecumâti cema’aten fil-mısri. Bir diğer konu cuma namazı. Cuma’atle alakalı olan topluluğun demaat olduğundan dolayı o namazda o vakitte başka bir yerde cema’at yapılması mekruhtur.
Onun için kişilerin cuma’ya gitmeme ruhsatı söz konusu olabilir ama bu kişilerin ne yapmamak kaydıyla cema’at yapmamak kaydıyla. Çünkü niye? Cema’at yapacak olurlarsa bu durumda takdirli cema’ya sebebet verebilirler. Veya işte ne bileyim cuma’ya gitmesi gereken kişi gider onlara katılır onlarla birlikte namaz kılar, öyleni kılar. Halbuki o kişinin katılması lazımdı bunlar özür sahibidir. Özür sahibi olduklarından dolayı gidemiyor. Yani kötürüm ama gidemiyorlar büyük camiye. Onun için onlar mahallelerde kılıyor.
Bundan dolayı ne olmaz? Cema’at ile özür sahipleri ne yapmazlar? Namazı kılmazlar. Şimdi bununla alakalı şeyin hususunda kitaplarımızda hapistekilerden de bahsedilir. Yani hapistekilerden hapisteki kişilerin de cema’at yapması bu yönüyle mekruhtur denilir. Çünkü niye? Orada da yine cuma’ya gitmeleri gereken insanların onlarla beraber öyleni kılma ihtimali söz konusu olur.
Tıpkı diğer özür sahiplerinde olduğu gibi. Niçin bu yönüyle bunların özür sahiplerinin cema’at yapması mekruhtur? Liyenne fihi ihlalem bil cuma’ti cuma’ya hâler getirir. ferubbama yaktadibihim gayruhum. Başkaları onlara uyar. bikhlâ fil qurâ. Köyler böyle değildir. Liyenne hüla cuma’ta lehim. Çünkü köylerde cema’at yapılabilir. E köyde Ebu Hanifazettin’e göre cuma olmadığından dolayı ne olmaz? Onların cema’at yapması herhangi bir beyesi yoktur. Çünkü takdirli cema olmaz.
Vagad cerâ ettevarusü fî cemil emsâr vel âsâr. Bütün şehirlerde ve asırlarda tevarus edilen uygulama şöyledir. bi gâlgül mesâcit vaktel cuma’tîm. Cuma vaktinde mescidlerin kapıları kilitlenirdi. ma ennehe lâ taqdu an asâbil âzâr. Halbuki özürlü insanlar bulunuyordu. Buna rağmen kapılırdı. Niye? Çünkü onlar eğer cema’at yapacak olursa orada. Onların dışında cuma’ya gitmeleri farz olan insanlarda gider.
Onlara uyar. Bu yön ile cuma’ya gitmesi gereken ve kalabalık olması gereken cuma’da takdirli cema’atin azalma durumu olur. velevler kerâatü lemâ gâle guha. Eğer kerâat olmasa bunu kapatmazlardı. veydâ karacel imâmu yemel cuma’tî. Cuma günü imam efendi mescidîye çıktığı zamanda, minbere çıktığı zamanda istakbale hunnas insanlara yönlenir. bi hicârat tevasür tevasür. Yani sünnet bu şekildedir.
ve istemiû ve ansatû. İnsanlar onu dinler çıktığı zamanda ve susarlar. Çünkü imam çıktığı zaman kelam kesilir. likavli itâle istâ’zib la fe istemiû lehu ve ansatû. Ayet-i kerime de mevla teala susûm ve dinleyin buyuruyor. gâle gâlu denildi ki nezelet fil khutbeti. Bu ayet-i kerime bununla alakalı denilmiştir. Bazı hivayetlerde de bu ayet-i kerime imam okurken imamın arkasında cema’atin okumaması ile alakalı denilmiştir. vemen kâne be’îden bir kişi uzaksa imam efendi’nen la yesmâ duymuyosa
gîle yaqro fiî nefsi. Kendi içinde bir şeyler okur. vel asâ ennehu yeskutû li’l-emrî. Yani sanki duyuyormuş gibi susar. Bundan bahsedilmektedir. ve tuqrahu es-salâtû namaz mekruhtur. Val imâmiyya hukubu. İmam efendi hudbede bulunuyor iken namaz kılmak nedir? Mekruhtur. Onun için bazı kardeşlerimiz cuma’a sonradan yetiştikleri zamanda imam efendi hudbeye başladığı anda yani duaya başladığı anda nafileye durulmaz. Buna dikkat etmeleri gerekir.
İmam efendi hudbeye çıktığı an konuşma kesilir. Hudbeye başladığı an namaz kesilir. Onun için namaza başlanmamalı. Peki başlanacak olursa Musa’nıf hazretleri bahsedecek. li ennel vacıve el istima. Çünkü vacip olan işitmektir, dinlemektir. velikavliyye aleyhisselâtu vesselâm izâhâracel imâm fela salâtu velâ kelemâ. İmam çıktığı zamanda namaz da yoktur, kelam da yoktur. Tabi hanefiler diyorlar ki çıktığı zamanda konuşmak kesilir. Ama hudbeye başladığı zaman namaz kesilir. velâvşerâfîn nefli kable kurûcihî. İmam efendi çıkmadan önce nafileye başlayacak olur ise sellemâle rekat-i ennîki rekatla bitirir. feyinkâne şerâfî fişşef isşâni etemmehu. Eğer 3’e 4’e başladıysa bu durumda 4’ü bitirir. velâvkâne şerâfî fil erbay kable cuma’ti. Cuma namazından önceki o 4’e kat müeket olan 4’e kat bütün halindeki o sünnete başlayacak olsa
etemmehu 4’ü tamamlar. Şimdi kaynaklarımızda uzun uzadıya tartışan bir diğer konulardan bir tanesi de şu. Ayet-i kerime’den öyle hatta az önce de okumuştuk. esrâhu izbillah ve izânü deyilissâlâtimîn yevmîl cümayetî fesvâvîlâ zikirillâh yani cuma günü hudbe okunduğu zaman zikre koşun. Peki bu zikre koşmak, o ezan okunduğu zaman zikre koşmak hangi ezanladır?
Bundan bahsedecek. ve izâ ezdenel ezânel evvele ilk ezan okuduğu zamanda tebeccühü ile cümâti cümayet önlülü li kavli talep fesvâvî. Ayet-i kerime’de sa’yedin buyurulmaktadır. ve izâ sa’edel imâm el minbere celese ve ezdenel müezzinûne beyneyedehî el ezânes sâniye İmam efendi minber oturduğu zamanda 2. ezan okur. 2. ezan okunur.
Şimdi 2. ezan denilir ama ”ve huvellezî kâne âlâ ahdi rasûlillah ve ebî bekrümü Ömer radıyallâhu anhûnûn” Aslında imam efendi hudbedeyken imamın önünde oturan ezan Allah Rasûlü döneminde 1. ezandı. ”ve lemme kâne zemine osman ve kesüren nasübe tebeâdite l-menâzil” Evler uzaklaştı, insanlar çoğaldı böyle olunca ”zâde müezzinûne âkârî üezinû kablu cülûsi hâlel minber”
Osman radıyallahu anh, zeval vaktinden yani öğlen vaktinin girdiği vakitte 1. dışarıda 1. ezan okunmasını emretti. Ve Hz. Osman radıyallahu anh böyle bir uygulama çıkardı. Hz. Osman radıyallahu anh bu uygulamasından dolayı 1. dışarıda okunan ezan, 2. içerideki ezan, 3. hutbeden sonraki okunan ezan diye toplam 3 tane ezan çıkmış oldu.
Şimdi musannif hazretleri yukarıda ”ve izâ ezzelel ezânele evvel” demiş olduğu ezan peki hangisi? Allah Rasûlü dönemindeki ezan mı yoksa Hz. Osman radıyallahu anhın vakit girdiği zamanki ilam için okuttuğu dışarıdaki ezan mı? Şimdi bana bundan bahsedecek. ”zâde müezzinûne âkârî üezinû kablu cülûsi hâlel minber” ”fe izâ celese” imam efendi oturduğu zaman da ”ezzele ezânele el ezâne sani” 2. ezan okur. ”ezzele ezzele” imam efendi indiği zaman hutbeden akâmet sani kâmet getirir. 2. ezanı okumuş olur. Normalde 3 oluyor. ”vuhu el müeteber” itibar edilen budur yani içerideki ezandır. ”fî vucûbis sahî ve terkil beyi” alışverişin terk edilmesi hususunda itibar bu içerideki hutbe esnasındaki hutbeden önce okunan ezandır. Çünkü niye? Orada insanların sahi yapıp da alışverişi bırakmaları ve cümaya sürat etmeleri cumanın farzı olan hutbeyi kaçırmamak içindir. Bundan dolayı o hutbenin öncesindeki ezan başladığı an hemen insanlar oraya sahi etmeleri gerekir. Bundan dolayı asul olan bir rivayete göre nedir? Budur. İmam sahibi hazretleri de bunu tercih eder. ”vaqîl” bazıları dedik ki ”el esahhu ennihu el evvel” İlk ezandır yani Hz. Osman’da adıyla koyduk. ”izâ ve qâbâde zevali” ”zevalden sonra olma” kaydıyla. Bu görüşü de hasam ziyattan rivayet olarak alınır. İmam kâfi isimli eserde hakim şehit de bu görüşü benimser. Yani zeval vaktinden öğlen namazından vakti girdikten sonraki ozuna okunan ezan bu sahi’in vacip olduğu ve alışverişinin terk edilmesinin gerektiği ezandır der. Bazı kaynaklarda bunu tercih eder. ”el esahhu ennihu el evvel” ”izâ ve qâbâde zevali” ”liyittâki kavli teâlâ esâ izüle izâ nûdi el-issalâti” Ayet-i kerime de bu şekilde mutlak olduğundan dolayı. O zaman toparlayacak olsak tahaviyye gibisine göre cümayye sahi etmenin vacip olması ne ile alakalı? İmamın mimbere çıkması ile alakalı. Ancak kâfi gibi hakim sahibi, hakim şehit gibi ve hasam ziyattan yapılan rivayete göre ise dışarıdaki ezandır.
”ve izâ etemme el-kutbete eqâmu” imam efendi kutbesini bitirip de kutbeyi tamamladığı zaman da ne yapılır? Kâmet getirtilir ve bu şekilde namaza başlanılmış olur. Evet burada kalmış olalım. İnşallah bir dahaki hafta bayram namazı dersinden devam ederiz.
”Ve Elhamdülillahi Rabbil Alemin”