Ödül alan çalışması hangisi? Doç. Dr. Nilay Yapıcı yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=CQkmlrpTcsk.
Şimdi baktığın zaman şöyle bir tanesi, mesela bazıları daha başlarda yaptığınız araştırma çok ilgimi çektim. Hayvanların metabolik karar sürecine, fizyolojik durumlarını ve çereden alakları, dış duysal öğrenleri nasıl entegre ettiklerini anlamaya çalışmışsınız. Çok acayip bir şey. Yani bunu ben de çok merak ederim. Tabii benim bunu açacak halim falan filan da yok ama mesela bir köpek niye böyle davranıyor meselesini veya başka bir hayvanın yani… Bazen evde köpeğin böyle duruyor, diyor acaba şimdi ne düşünüyor? Veya işte birdenbire duruyor, dururken tırırırır giriyor balkona. Şimdi niye bu balkona gitti mesela? İnsanlar bir nedenle gidiyor, bu niye gittiği ben de çok merak ediyorum. Bu öyle bir araştırma mıydı bu? Evet, onun gibi. Yani sonuçta ben sinir bilimine girmemin sebebi en çok, organizmaların, hayvanların, insanların nasıl karar verdiklerini dediğiniz gibi işte köpek mesela orada oturuyor, ondan sonra bir şey görüyor, oraya gidebilir de gitmeyebilir de… Mesela niye gitmeyi tercih ediyor veya başka bir zaman niye gitmiyor? Yani aslında bizim, benim daha çok doktoradan itibaren anlamaya çalıştığım soru bu.
Tabii bu çok büyük bir soru. Çok büyük bir soru. Ve bunu insanlarla ama daha da hayvanlarla ama. Çok daha tabii ki sabah meselesi siz kalkıyorsunuz işte bu kravatımı takacağım, bu kravatımı takacağım. Mesela yani yaşamımızın her zamanında devamlı bir karar veriyoruz ve bu nasıl veriyoruz? Şimdi bazen beni gibi yanlış karar veriyorsun, mesela ceketimi tarayıp duruyor şimdi ekranda, yanlış ceket giymişim.
Evet, yani asıl konu bu ama bunun tabii daha çok medikal olarak da düşünebilirsiniz. Ben araştırma yaparken bir yandan da dediğim gibi biz zaman doktor olmayı istemiştim. O yüzden hep araştırmalarımın bir şekilde hani insan sağlığına ve topluma yarar olmasını istiyorum. Yani ben temel bilimci olsam da gene de o güzel bir motivasyon bizim için. O yüzden doktor yaparken düşündüm hani nasıl hem karar vermeyi, beynin karar verme mekanizmalarını çalışabilirim hem de mesela insanlığa birazcık daha yardımcı olabilir, katkıda bulunabilirim.
Düşündüm en fazla yani her hayvanın veya her organizmanın yani tek hücreli vardıkların bile karar vermeleri gereken şey yemek. Evet, evet bir şey yok. Evet, yemek yemezseniz ölüyorsunuz veya doğru şeyi yemezseniz mesela çok fazla zehirli besin var. Bu hayvanlar bunları anlamak zorundalar ve bu konuda çalışmaya karar verdim çünkü bu konu gerçekten çok ilginç.
Hem de insanlarda eğer kötü tabii yemek yeme bozuklukları olabiliyor veya insanlar da işte yemek yemeyi kontrol edemeyebiliyorlar. Bu tip şeyler tabii çok büyük hastalıklara sebep olabiliyor. O yüzden bu konu gerçekten hani düşünüp taşındıktan sonra çok ilgimi çekmişti. Bizde burada birkaç hafta önce Yemek Bozuklukları Üstü’nün programını yaptık. Evet, izledim çok güzel bir programdı. İlginçti keşke siz buradasınız, siz de alsaydınız çünkü bambaşka bir açık. Evet sizin ödül alan çalışmanız zaten bunun üzerine değil mi? Evet. Sinir sisteminin yemek yeme güdüsünü ve metabolizmi nasıl kontrol ettiği üzerine yapmış olduğunuz çalışma. Evet. Çok önemli bir çalışma. Çünkü bugün dünyada en önemli sorunlardan bir tanesi yeme bozuklukları. Çok yeme, az yeme, yanlış yeme gibi çok farklı dallarda şey…
Ortoreksiye diye bir şey var mesela değil mi? Sağlıklı yeme takıntısı. Anoreksiye diye bir şey var. Yememe takıntısı. Bloomiye diye bir şey var. Yeme ve çıkarma hastalığı ve daha çeşitleniyor bu zaman içerisinde. Bizim eskiden pek bilmediğimiz ama bugün artık dünyada özellikle Gelenç ülkeleri daha da yaygınlaşan, bir medyayla da yaygınlaşan, bir medyayla da biraz dayatılan. Mesela ben çocukken bizim evde işte komşular falan gelirdi.
Hiç kimse kimseye ne kilodan bastı, ne bileyim işte. Melahat teyze vardı, o biraz tombikçeydi. Öbür gün Memle teyze vardı, o sızkaydı falan ama hiç kimse birine o Melahat’cım kilo abisi falan demezdi. Şimdi bakıyorum bütün sohbetler her şey bunun üzerine başlıyor ve bu ciddi bir sıkıntı alsın. Kültüler bir sıkıntı ama ne yazık ki oraya geldi iş. Siz bu yemek gücü, metabolizmi, nasıl kontrolü yapmışsınız, çalışmayı bize biraz anlatır mısınız? Nasıldır bu iş? Ben de merak ediyorum çünkü ben yemek güdümü tutamıyorum mesela ama zorladılarak tutuyorum sonraki… tutuyorum bir yer bırakıyorum dağılıyorum mesela. Onun da bir yerde var galiba değil mi? Olabilir. Binge eating değil mi? Evet binge eating. İstiyorsanız bu görsellerden birini alabilir miyiz? Bir numaraya alalım. Bir numara görseller arkadaşlar. Şimdi bizim çalıştığımız konu beynimizin yemek yemeği nasıl kontrol ettiği. Eğer bunu algoritmik olarak düşünürseniz beyin ne yapıyor? Beyin dışarıdan gelen, yemekten gelen, koku, tat gibi sinyalleri entegre ediyor. Tabii vücudumuzdan da sinyaller geliyor metaboloik olarak. Ve bunları siz düşünüp diyorsunuz ki önünüzde bir yemek var mesela ve açsınız tamam bunu yiyeceğim diyorsunuz. O yedikten sonra tabii vücuttan yine farklı sinyaller gelmeye başlıyor.
Bir yerde durmanız lazım. Tabii bu çok kompleks bir yapı. Ve biz bunu bir şekilde beynin nasıl kontrol ettiğini anlamaya çalışıyoruz. Anladınız mı derseniz diyemem gerçekten. Çünkü gerçekten çok kompleks bir yapı böyle yavaş yavaş belki ucundan ucundan kazımaya başladı. Berdi yarıları başladı.
Bulduğumuz şeylerden tabii bu konuda o model organizmalarda çalışıyoruz. İnsanlarda şu an bir çalışmamız. Model organizmalar ne demek? Model organizmalar genetik açıdan genetiği ile oynayabileceğimiz ve biyoteknoloji açıdan değişik teknikleri kullanabileceğimiz organizmalar. Mesela drozofila dediğimiz meyve sinekleri var. Bu meyve sineklerini bütün genomunu biliyoruz.
Bütün genlerin nasıl çalıştığını tam olarak bilmesek bile genleri modifiye edebiliyoruz. Yeni zamanda hatta 2-3 yıl önce drozofila bu meyve sineklerinin bütün beyninin konektomu çıkarıldı. Bu ne demek? Hangi sinir ücresinin hangi sinir ücresine bağlı olduğunu şu an biliyoruz. Bütün hepsini? Hepsini. Kaç sinir ücresi var bunlarda? 250 bin. İnsandan az.
İstiyorsanız bakalım böyle bir görsel 9’a geçebiliriz. 9 arkadaşlar. 9, 9 gelir şimdi yavaş yavaş. Bu konektom insanla da çalışılıyor yani şu anda ama tabi o skaladan çok yüksek. Bu insan beyni. Evet. Bu tarafta çıkmak. Öbürü sinek beyni. Geldi.
Bunlar birebir boyutlar değil mi? Birebir orantılı yani. Sayılır tam tam olmasa bile daha aslında insan bini çok daha büyük. Ama şöyle bir şey var. İnsan beynine baktığımızda 86 milyar sinir ücresi var. 250 bina karşı 86 milyar. Evet. Ve 250 binin en azından bizde bir haritası var şu an. Farelere baktığımızda farelerde 71 milyon sinir ücresi var.
İnsan en yakın sinir ücresine sahip hangi hayvanın beyni biliyor muyuz? Muhtemelen primatlar dediğimiz şemkanzeler, maymunlar gibi hayvanları. Yunus derler Yunus derler mi? Yunusların beyinleri daha farklı. Mesela Yunuslar beyinlerinin bir tarafını uyutup diğer tarafını uyutmayabiliyorlar. O yüzden fonksiyonları birazcık daha farklı. O Türkler’de de var biliyorsunuz. Onu bilemiyorum. Ben de izin vermemeliyiz. Olabilir.
Ama işte o yüzden bu model organizmaları kullanmamızın sebebi eğer küçük bir beynin mesela yemek yemeği nasıl kontrol ettiğini anlayabilirsek o zaman bu algoritmaları bir şekilde mesela farede de bakabiliriz. Ve biz bunları da yapmaya başladık. Fareleri de çalışıyoruz. Sineği çözdünüz. Çözüyoruz. Çözüyoruz. Belki bir 10 yılı daha var diyelim. 10 yılı var sineği çözmeli. Tabii. Belki 10 yıl bilmiyorum. Çünkü şöyle bir şey oluyor. Ne kadar çok bilgi edinirseniz bir bakıyorsunuz. Yani hani sanki bir mağarayı kazdınız. Altından böyle bir medeniyet çıkıyor. O yüzden hani 10 yıl bir de belki çok optimist olabilir. İşte bildiğin böyle bir şey. Evet. Bizim çalışmamız bir tane belki… Niye geçelim? 12’ye geçelim. 12’ye geçelim.
Birazcık şey yaptık ama… Denebiliriz. Sizi bozmayalım mı? Yok. 12’ye geçelim. Bizim bu aslında çalışmamız, benim bu 2016’da yayınlanan çalışmam ve şu an laboratuvarımın çalıştığı konuda, bu sindirim sisteminin beyni nasıl entegre oldu? Ve bu şekilde yemek yemeyi nasıl kontrol ettiği?
Mesela biz bir sinek beyninde bu ortada gördüğünüz beyin sinek beyni. Hatta ben şuraya gidebilirim istiyorsanız. Tabii ki. Kırmızı olan sinek beyni mi? Evet. Bu sinek beyni, burada gördüğünüz yeşil sinir hücrelerini biz bulduk sinek beyninde. Burası sinek beyninin tad alma organı.
Sineğin tad alma duygusu var. Var. Hatta bizden çok var. Sineklerin hem ellerinde hem ayaklarında hem vücutlarında tad hücreleri var. Sineğin bütün vücudu dil gibi bizim. Çok enteresan. Ve bu sinekler zaten böyle devamlı ortamlarını anlamaya çalışıyorlar ve kullandıkları çok duyulardan bir tanesi tad ve koku. Burası sineğin tad merkezi. Bu gördüğünüz iki tane üzüm gibi görülen yerlerde koku merkezleri. Çok enteresan. Bizim bulduğumuz bu sinir hücreleri de bu tad merkezinde bulunuyor. Ve bu sinir hücrelerini biz bir şekilde çalışmaz hale getirirsek bu sinekler aç olsalar bile yemek yemiyorlar. Aa.
Ve bu biz başka yöntemler mesela optogenetik dediğimiz bir yöntem var. Işıkla bu hücreleri biz aktive hale getirebiliyoruz. O zaman yaparsak da sinekler aç olmasalar bile yemek yiyorlar. Yani bu hücrelerin bu sinir hücrelerinin biz bir şekilde sineğin nasıl yemek yediğini. Yeme gülsün nasıl kontrol etmiyor. Yemek kontrol ettiğini düşünüyoruz.
Şimdi bu sinir hücrelerini biz takip ettik ve şu gördüğünüzde sineğin midesi. Ve burada da sinir hücreleri var. Ve bu sinir hücreleri bu mideyi tamamen kapsıyorlar. Gördüğünüz gibi buralarda bir şeyler var. Beğinden daha çok varlar ve daha yoğunlar sanki. Burada yaklaşık 60 tane hücre var sinir hücreti. Ama bunlar ilginç bir şekilde bu sinir hücre dedim ya connectom elimizde var. Bu sinir hücreleri beynindeki bu sinir hücrelerine direkt bağlantı yapıyorlar. Bu ne demek? Sinek bir şey yediği zaman bu sinir hücreleri uyarılıyor ve bir şekilde buraya beyne feedback geliyor. Abi şahane bir şey yedik devam et yemeye. Aynen öyle ya da kötü bir şey yedik bundan bir daha yeme. Aynen öyle.
Ve bu şekilde biz sinir hücrelerinin bu sinirim sistemi ve beyin aksesinde ne kadar yemek yediğini kontrol etmeye çalışıyoruz. Şimdi sinek beyninde bunu bulduk. İnsan beyninde veya fare beyninde bu mekanizmalar var mı? İnsan beyninde artık o hücreyi arayabilirsiniz o zaman. Evet ve bunları da aslında şu an potansiyel olarak düşündüğümüz sinirler var. Farelerde ve insanlarda bu yapıda olabilecek ve aynı fonksiyonları taşıyabilecek. Mesela şimdi çok alakasız ve çok erken bir şey oluyor mesela onları keşfettiğiniz zaman, obez bir insanın yemek yemek gülüsünü, midesini, küçültme operasyonu yapmadan çok daha farklı bir şekilde ortam kaldırabileceksiniz ve böylelikle insanlar lüzumsuz yere yemek yemeyecekler. Gibi. Aaa çok enteresan. Evet. Peki bu dediğim noktaya vermenize 40 sene mi var, 35 sene mi var?
İnşallah ben ölmeden önce değilim. Belki çok daha hızlı olabilir. Varabiliriz belki olabilir. Bir de 13’e geçebilir miyiz? 13 arkadaşlar. Tabii dediğim gibi biz sineklerle çalışıyoruz. Bu meyve sineğinin beyni ama gördüğünüz şu canlı bu sivrisinek. Bu ADC-Cypdiaz, zika taşıyan sivrisinek. Hayır en fena. Ve eğer bu sivrisineğin beynine bakarsanız meyve sineklerin beyniyle çok benzer. Daha mı fazla hücre var? Ortalama aynı olduğunu düşünüyoruz şu an evet. Ve böyle yani bizim çalışmalarımızın sivrisineklere de direkt aplikasyonu var. Çünkü eğer bu sivrisinek sizi ısırmasının sebebi aç olması. Ve kanın tadını sevmesi. Kanın tadını vermesi.
Onun sinirlerine, kanın tadının iyi olmadığı yolda bir hissiyat aşılarsanız geletik olarak artık o gelip sizi ısırmayacak. Evet. Gidip başkalarına ısıracak. Gidip belki hayvanlara ısıracak veya başka birine ısıracak. Süper. O zaman mesela yeni nesil ensektisitler sizin sayın. Biz o sineğe onu sıkacağız ve o hücreleri o ensektisit etkileyecek. Sineği öldürmeyeceğiz ama insanları yemesine geleceğiz. Aynen öyle. Vay anam vay. Oooo çok iyi. Bununla uğraşan dünyada başka birisi var mı sizden başka? Tabii bu konuda çalışan benim zaten doktoru sonrasında çalıştığım Leslie Vosso. Bu konuda çok dünyaca hatta bu konuyu neredeyse ilerletmiş insanlardan bir tanesi. Siz ondan da daha ileri götürmeye çalışıyorsunuz şu an. Biz sivrisineklerle çok çalışmıyoruz. Ama kolaborasyonlarımız var sivrisineklerle çalışanlarla.
Ve onlara daha çok mesela meve sineklerinde bulduğumuz mekanizmaları iletiyoruz. Onlarda sivrisineklerdekileri çalışıyorlar. Biz daha çok birazcık daha farelere ve insanlara yönelmeye başladık. Şöyle. Vav. Fakat yani bu aynı iştah molekülleri sadece sineklerde yok yani farelerde de var. Kana çeken sivrisineği aynı iştah hormonu beyinde farede de var, insanda da var. Ve aynı fonksiyonu görüyor. Aynı sinir. Oradaki başka değil yani aynı siniriciyiz. Sinirin içerisindeki molekül yani o bilgiyi ileten şey ortak olabiliyor. O kadar büyük fark olmazsa. Peki şimdi buradan yola çıktığımız zaman hep şu söylenir ya son yıllara söyleniyor. Daha önce de vardı ama son yılda daha iyi.
Sindirim sistemi ikinci beyindir. Bağırsak ikinci beyindir diye. Doğru demek ki o zaman. Valla bence birinci bey bile olabilir yani. Gerçekten yani son yıllarda yapılan en azından yemek yeme açısından olabilir. Çünkü beynin çok daha fazla fonksiyonları var. Kognitif işte hafıza gibi. Ama yemek yemeği gerçekten sindirim sistemi belirliği olabilir. Bu konuda da zaten… Yemek yemeği zaten en temel gücü olduğu için de bir numara zamanın orası oluyor aslında. Olabilir. Yani şu an bizim alanımız oraya yönelmeye başladı. Bir de bu tabii bağırsak florası ile de çalışanlar var. Biz çalışmıyoruz ama bağırsak florası da çok büyük bir şu an bilimsel olarak odak noktası. Çünkü bu bağırsak florasına çok iyi bakteriler, kötü bakterilerin olduğunu düşünüyorlar.
Ve onun da sinir sistemiyle direkt temasa geçip insanların ve hayvanların davranışlarını değiştirdiğini düşünüyorlar. O yüzden çok büyük bir şu an araç sürmak. Ne yersen olsun da lafı biraz doğru oluyor. Bence doğru. Evet. Vay. Yani her iki tarafa doğru da çalışıyor. Hem ne yersen olsun hem neysen onu yiyorsun.
Aynen öyle. Aynen öyle.