Prof. Dr. İlber Ortaylı: “Çin ataerkil bir toplum sayılabilir. Fakat kadınların da rolü var.”
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=sb3lFnXcfyg.
İslamiyet öncesinde de değişiyor. İslamiyet öncesi daha bile fazla eder. Yani hiç birisi yok. Çok enteresan ama her şeye rağmen bir yerde atayerkil toplum sayılabilir. Çünkü kadın da üretimin içinde. Çok önemli bir şey bu. Atayerkil mi anaerkil mi? Anaerkil bir toplum değil. Değil mi? Atayerkil tabi esas itibariyle. Fakat kadınların da rolü var.
Yani öyle tamamen eve kapanmış bir tipi. Üretimin içindeler. Onun için o önemli bir şey. Çünkü erkekler savaşçı bir kere. Yani mecbur o kadınlar orayı çevirmeye. Görünen o yani bunların hepsi yarı yarıya fiktif şeylerdir. Ekstrapolasyonla konuşuyoruz. Fakat şurası bir gerçek. Miladın orta çağın ilk başlarında artık Türkler tarih konusu. Yazılı tarih konusu. Başkalarının kayıtlarıyla değil kendilerine. Yani o orhun biraz daha geriye gidiyor. Dolayısıyla ileride çıkacak. Şimdi mesela Ötüken arabeleri, Ötüken bilmem ne falan diyoruz. İşte Orkun falan diyoruz. Mogulistan açıldı komünizmden sonra. Bir takım yazıtlar, taşlar yığıl oraları da etrafta.
Yani malzeme yeni yeni açığa çıkıyor. Ve biraz bakıldığı zaman kazılar yapılmaya başlandı müşterek olarak. Daha da derine gidiyor. Peki mesela Ruh’un kitabı için ne düşünürsün? Jampol Ruh’un kitabı için ne düşünürsün? Jampol Ruh son derece zekice ve iyi toparlayan biri. Yani Jampol Ruh ne eski Türk mitolojisi ne eski Türk yazıtlarına.
Ne Arapça ne Farsça ne Osmanlıcanın bir üstadı. Fransız tarih biliminde klasik orientalizmde. Eğer siz Osmanlı tarihi diyorsanız bu müteveffa J.W.E. Stein’ındır. Komedi, aman komedi Fransız’a gidiyor aklım. Collège de France’ın üyesidir. Bu enteresan çünkü bu dalda seçilen ilkidir. Ve ilginç olan da yani mesela bazı tarih yorumlarında da Bernal Luiz ile birlikte çok paralel olduğu için Fransız, Ermeni cemaatı onun protesto gitmesine Şirak Cumhurbaşkanı’ydı. Bunu tasdik etmeyin falan demişler. O da ha öyle mi? Bu makam bir asır evvel birine tasdik etmediydi. Şimdi o demiş, Şirak çok enteresan bir adamdı. Şey demişler, Enstrenand. Enstrenand’ın Fransız akademisi, akademisi değil mi? Collège de France. Reddedildi o kadar büyük hizmetleri olan orientalizmde, fenike biliminde yani. Tabii bu iş düşmüş yani. Sonra törenlerde falan demişler, repoliz çağırırız.
Bir ciddi tepki vardı ona karşı. Tamamıyla yazdıklarından çok galiba seminerlerinde falan bu tip şeyleri. Bir de şeyi destekledi Bernal Luiz’in tezlerini. O yüzden. Bu ama bizde ciddi olarak bu Osmanistlik’te vesika şeyini takip eden yeni nesil budur. Ondan evvel kim vardı derseniz size bir isim verebiliriz. Hepiniz biliyorsunuz. Belki yahut bilmiyorsunuz. Perdev Naili Borat. Orada. Ama bari burada folklor hocasıydı Türkoloji’de. Folklorla ilgileniyordu. Tabii Osmanlıca’yı biliyor. Bu siyasi çatışmalarda falan şunu da söyleyeyim. Ben Perdev Naili Bey’in böyle Marksist falan olduğuna hiç inanmıyorum. Bildiğine de inanmıyorum bu işi fazla.
Fakat o 47 hadiselerinde böyle bir güme gitmiş. Açığa çıkarılmış. Ve Fransa aldı onu hemen. Ve o başlattı bu işi ciddi olarak. Yani onun adamlarıdır. Çünkü Fransız Türkoloji, Türkoloji olmaktan çok tıpkı İngiltere’de olduğu gibi Araplarla, İranla falan ilgilenir.
Hatta Etiyopya’yla ilgilenir. Hatta işte Urdu falan gibi şeylere gider. Ama daha ziyade kendi sömürgelerinde Berberilik vardır, Araplık vardır. Efendime söyleyeyim işte İranla ilişkiler vardır falan. Türkolojiyi geç adım atan bir memlekettir dolaylı olarak. Ama atılmıştır tabii bir yerde. Dijon Dini ilk lügati yazmış. İlk lügati diyorum ciddi gramer. Polonya asıllıydı o. Langzodan yani mesela Langzo bir ara bütün büyük şeylerin toplandığı, Türkologların toplandığı bir yerdir. Yani Berna Lüzya Titse’de, İrem Melikov da hepsi orada. Talebe hocalarından birisi ve çok sevdikleri de Adnan Adıvar. Bayılıyorlar. Ne öğretiyordu size dedim böyle küçümser bir şeyle. Yani bir de dolduruyorlar bizi böyle. Adnan Adıvar cahil, sağcısız olduğu her şeyi dedi adam. Ben bunu çok tekrarlarım aslında. Nasıl her şeyi dedim? Faust’la Göte’yi bile anlattı bile. Size Ukala şey Batılı veyletleri o zaman gençlere evet ne zannediyorsun? Batının ve Doğu’nun efendisiydi dedi.
Adnan Adıvar için. Evet Adnan böyleydi. Yani Halide Edip Hanım da öyledir. Bazılarının hem sağdan hem soldan hem de meslektaşlarının ve akranlarının, asistanlarının küçümsediği biri olamaz. Yani kuru kuruya mektup da olmaz. Yok Türk kadının sosyal seviyesini çıkardığı falan öyle bir şeyin içinde yoktu. Yani burada o tip reformlar yapılırken Halide Hanım sürgündeydi.
Ama mesela Müslüman Hindistan’ın ortaya çıkışında çok önemli rolü var. Yani bilinir bu eserleriyle falan değil mi? Şimdi böyle bu zaman geldi bize. Düpedür Kemalizm’dir. Düpedür Atatürk’ün kimi getirdi? Hitler’den kaçan en önemli bir sinolog. Ve Japoncır. 47 olaylarına kadar bizdeydi.
Ve maalesef o olaydan sonra buradan gitmek zorunda kaldı. Ama Amerika’ya gitti, Almanya’ya dönmedi. Bunlar çok önemli. Bugün görüyorum ki o bir durgunluk zamanına göre neredeyse 50 sene sürmüş. Çin araştırmaları tekrar çıktı. Peki Batı Çin’i iyi biliyor mu sence o? Biliyor bize göre iyi biliyor. Ama her zaman için tabi engel var anlamasında. Türklerin dış dünyayı tanıması daha kolay oluyor. Çünkü biz tabulararız. Öngargılarımız yok. Boş tahta. Boş sayfa evet. Yani biz mesela bilmiyoruz. Biz Çinli’ye bilmem ne diye bakmayız. Bizim okumuş yazmış. Bilmem ne falan demez. Öyle Pelbak gibi de böyle naif duygularla falan da bakmaz. Amerikanlı romancı biliyorsun.
Amerikalı, Amerikalı. Ama yani böyle bakar, çalışır falan. Benim zamanımda bizim kuşağın ilk sinologları. Tayvan’da falan öğreniyorlardı. Bu işin kızılkı’na gidilmiyordu. Şimdi artık her yere gidiyorlar. Her şeyi öğreniyorlar. Yani isim saysan artık herhalde iki elin parmaklarını geçiyor bunlar tabi. Açılıyorlar. Yani Türkler böyle dalmaya başladı. Ve ön yargı şeyleri çok az. Yani onları açıyor da çok enteresan bir şekilde. Tabula rasa demek şey iyidir. Bir kısmı la diye küçümsü adam akıllı gördüğüyle yani o boş bakıyor. Bir kısmı da ama da ilginç pozuna giriyor. Bunu ben görüyorum. Yani çok enteresan bir şey.
Şimdi biz Çin’i tanımağa başladık. Ve tanıyoruz. Çin’le birtakım ilişkilerimiz var. Var yani bu çok açık. Herkesin var. Herkesin var ama herkes ipin ucunu kaçırmış. Yani Amerika’da neredeyse Çin’de yatırım yapmayan şirket kalmamış. İş gücü ucuz falan diye. Ve bu Çin’deki zenginliğin de en yaralı tarafı. Yani şey üretiyor, tüketiyor büyük bir miktarla, büyük bir suratla. Fakat hiçbir şekilde insanlığın profili olan eşitsizlik ve çoğunluğun fakirliği gerçeğini ortadan kaldıramıyorlar. Onu bir kere herkesin bilmesi lazım. Yani verilen rakamlar doğru bile olsa yalan.
Mesela Hindistan da diyor 250 milyon orta sınıf oldu. Hindistan’da 250 milyon Avrupa Birliği standarında yaşayan insan var. 250 milyon standar konmuş. Epeki nüfus kaç? 1,5 milyon. Bir şey kaldırmıyor ki. Bombay’da yok bilmem, Hyderabad’da yok bilmem nerede. Sokaklarda yatıp kalkan, orada doğan, orada evlenen, orada ölen insanları. Hem de çok büyük bir kalabalık o.
Çin’de de aynı şey var ve çok mutsuzlar onlar. Yani yabancı sermayeye kiralanan fabrikalarda ucuza çalışan ve hayatlarını cehennem olarak hisseden insanlar var. Bu çok önemli bunlar çıkıyor. Bir totaliter bir yapı var hakikaten. İlginç propaganda teknikleri var. Hiç ilginç değil yani ilginç olan hala onun geçiyor olması orada.
Epeki nüfus kaç?