Sosyal Darwinizm ne demek? Prof. Dr. Sinan Canan yanıtladı

Sosyal Darwinizm ne demek? Prof. Dr. Sinan Canan yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=CVYv8e3wtlE. …ni bilmek, ön beyin hediyesiyle gelen mevzuyu nasıl kullanacağımızı bilememek. Ve onun işte bu diziyi Haluk Bey’in Aradığında program için……ben izlememiştim çünkü gençlere sordum birkaç tane bizim ufaklıklara. Nasıl dedim? Yok falan dediler, ben pek sevmedim dedi bir…

Sosyal Darwinizm ne demek? Prof. Dr. Sinan Canan yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=CVYv8e3wtlE.

…ni bilmek, ön beyin hediyesiyle gelen mevzuyu nasıl kullanacağımızı bilememek. Ve onun işte bu diziyi Haluk Bey’in Aradığında program için……ben izlememiştim çünkü gençlere sordum birkaç tane bizim ufaklıklara. Nasıl dedim? Yok falan dediler, ben pek sevmedim dedi bir tanesi. Öyle kenara atmıştım. Sonra Haluk Karayınca Açtığımız dedim ve……birinci bölümdeki bir sahne burada da ara ara ve terlerde geçiyor……benim gözlerimin dolmasına sebep oldu. Yani bir anda o vahşet falan tam benim sevdiğim…
…ben böyle gore filmleri severim yani işte……Vu Verho’nun falan filan gibi şeyler var ya……tam öyle sahneler falan var, o oylama yapılıp da……insanların dönüklenmemeye karar verdiği anda……yani çok basit bir şekilde orada beliriyordu sonuçta. Herkes geri gidecekti. Fakat fanosu indirip de para dökülmeye başladığı anda……yani insanla ilgili o kadar uğraştığımız şeyi öyle güzel resmetmişler ki……duygulandım. Yani neye taptığımız o kadar kaderimizi belirliyor ki. Orada yani o insanların çaresizliğinin falan altında……psikolojik bir faktör var, toplumun dayattığı……paran varsa varsın yoksa yoksun. Çünkü onlar öyle bir kaybedişten geliyorlar. Bir anda gerçekten o tanrısal……çok potansiyelli para denen şeyi gördüğün anda… Para tanrı değil ama tanrı neredeyse……onun kadar çok şey……orada para tanrı. Kadirdir diye bir de. Tabii o sahne de yukarıdan iniyor, yukarıdan. Göksel bir şey yani. Her sorunun sonuçları ekliyor. Bu sembolojimi bizim gençlerin niye de çok beğenmediğini anlayabiliyorum. Onlar belki sembolojimi ağır gelmiştir biraz. Yalnız hep şey söylerler, yüresini sarar çok çarpılacaksın diye……onlara itaat ettiğinde iki bölümü izleyebildiğimde ama……yani gerçekten bence iyi işlerden bir tanesi. Kore ritmini sevmiyorum, yani Kore filminin ritmini ama……ahlaki paradoks her zaman ilgimizi uyandırıyor. Halaki paradoks. Kendimiz diyor acaba biz olsak ne yapardık? Burada bu soruyu galiba bol bol sormaya vakit var. Bir şekilde bizi hatta buna provok’a ediyor yani bu soruları soralım diye. Ama tabii bu soruları sorarken…
…ve bunlara cevap üretirken……bizim zihnimizi şekillendiren felsefelerden ve fikirlerden……onların temellerinden habersiz olursak……bu dizilerin, bu metinlerin, bu senaryoların bize verdiği dönelerle……düşünmek zorunda kalır. Mesela ben çok sevindiğim bir şey oldu bugün buraya gelirken. Mesela bir sosyal dervinizm meselesi. Aynen, şimdi farelendir. Evrimle sosyal dervinizmin farkı ne? Yani tabiatta olan şey, biz de birbiri çalışır mı? Falan konularını konuşmaya vesile oldukça böyle senaryolar çok güzel.
Çünkü biz sanıyoruz ki bazı fikirler var ortada. Öyle sonuna bir izim geldiğinde bu bayağı hatasızdır. Üzerine düşünülmüştür. Ya al ya terk etmediğimde düşünüyoruz. Halbuki çok öyle değil. Bizim bence insan olarak en temel sorunumuz……oradaki senaryoya da yansıyormuşuz. Tabiatı unuttuğumuz için, tabiattan ayrı düştüğümüz için……onun derslerine kapalıyız. Ve dolayısıyla onu zihinsel modellerle algılamaya çalışıyoruz. Mesela bizim için biyoloji bir ders. Zihinsel bir model.
Halbuki dışarıda milyonlarca canlı türünün arasındaki……multi kompleks bir etkileşim, bir şeyler oluyor orada. Ondan haberimiz yok. En fazla saksında bitki yetiştiriyoruz. Bir de televizyonda, okulda ne sevlendiysen onu biliyoruz. Her bir biyolojik bir varlık olarak nasıl yaşayacağımızın dersi……ha babam dışarıda oynayıp duruyor. Ama ona temasınız olmayınca modellere indirgiyorsunuz hayatı. Bilmem ne izim, şu izim, bu izim, hangisini yapsam acaba? Hayat bizim zanlarımızdan daha büyük.
Ahlaki ikilemler bunları sormaya vesile olduğu zaman çok güzel. İşte o zaman öğrenme başlıyor. Bilemediğimizi fark ediyoruz. Mesela ben şimdi o adamcağızları iyi ya da kötü yapıyor diyemem. Ya da o fırsattan istifade edip öyle bir oyun ortamını kurup……ilk denemede 200-200 kişiyi öldüren sisteme de eleştiri getiremem. Çünkü o yapı içerisinde doğal gözüküyor. Yani her şey doğal, o verili… Ama tabiattan bakarsanız, daha doğanın mantığı içerisinden bakarsanız……insana ne kadar sefil ve kötü bir halde olduğunun resmi aslında. Kendi içimizde bazı konuları uzun uzun konuşur, ciddiye alırız böyle. Senelerce felsefe yaparız ama bazen bir doğa bilgisi getirir. Bir sorar bir tane iş. Ne yapıyorsunuz siz yani? Böyle bir kitap vardı biliyorsunuz değil mi? Yok bilmiyorum. Kitabın adı Atımlardı galiba. Türkçe’ye başka bir el ele çevirdi. Gerzi Kozenski değil midir? Büyük Derv filmi. Büyük Derv filmi. Sen tabii film olarak hatırlıyorsun.
Büyük Derv filmi. Bu adamcağız şey, bahçıvan. Ve hayatı boyunca bir adamın çocukluğunda itibaren yanında girmiş. Hiç evinden dışarı çıkmadan bahçıvanlık geç. Müthiş. Sonra adam ölünce mirasçılar evi satmışlar, bahçıvanın da kapı önüne koymuşlar. Elinde bir tane tahta bavul, bir tane şemsiye ve soğukta gezmeye başlıyor. O sırada başına bir kaza geliyor.
O kaza da ötürü bir aile son derece üzülüyor kaza da ötürü. Bunu arabaya alıp evlerine götürüyorlar. Ve sorulan her soruyu bildiği tek şey olan bitkiler üzerinden cevap veriyor. Fakat o kadar bilge cevap veriyor ki en sonunda Amerika başkanlığına gidiyor. O bilgiliği sayesinde. Geçmişi de yok, hiçbir defosu da yok. Bilinmiyor da böyle. Herkes böyle bu ne falan, hiçbir yerden bir şey çıkmıyor. Ama bütün verdiği örnekler ağaç üzerinde işte. Ne bileyim işte, suyu bol verirsem bilmem ne olur falan diyor. Vay muazzam bir lefet. Yani o çiçek sulamaktan başlıyor. Atılıyor musunuz diyor ki orada işte ağaçta verirsen çok verir diyor. Ondan şöyle diyorum diyor, piyasada bundan sonra yatırırsın. Hapşun istes çok olacak. O yatmıyor. Bence bize çok çalışırdı bu. Çok acayip bir şey. Doğan’ın dersi bu işte. Böyle alırsan böyle verirsin. İşte biz biraz daha bunları konuşmaya vesile olursa bence bu tip her senaryo hayırdır. Ben Mad Max’ten sonra çok fena sebeb yaptım biliyorum yani. Beni çok çok zorlamıştı. Petrol krizi olsa ne olacak? Küçük yaşımda tabii.
Petrol krizi o apokaliptik şey diyeyim. Tabii tabii o filmler o zaman mesela çok daha sert tabii Amerikan stili biraz da işte. Ama şimdi bunlar hakikaten ezberi de bozan, ritmi de bozan bir şey. Ama özellikle şeyi hoşuma gitti yani baktım internette de……Squid Game yazınca yanında bir yada Darwinizm, evrenizm. Evet sosyal Darwinizm çok konuşuyor bununla ilgili. Bunu bunlar görüyor. Bu güzel. Sosyal Darwinizm nedir hocam tam tarifi nedir sosyal Darwinizm? Sosyal Darwinizm çok kısaca işte bizim biyolojide…
…devrim diye gördüğümüz şeyi Darwin bir açıklama getiriyor 160 sene kadar önce. Tabii bu açıklama çok etkili olunca çeşitliliğin nasıl oluştuğu……canların bugünkü durumlarına nasıl geldiği… Doğal seçilim. Doğal seçilim tabiatta olanı. Tabii insan toplumlarının mühendisini yapmak isteyenlerin de……fikir üretme konusunda bayağı uzun bir geçmişleri var. Bu döneleri alıyorlar Darwin’den sonra. Diyorlar ki yani tabiatta işleyen kuralların aynısı insan toplumlarında da işlemelidir. İşte oradaki seçim unsurları falan burada çalışırsa……biz de tabiatta gibi mükemmel bir sistem kurabiliriz. Kafa bu ama küçük bir aksaklılık var minik bir aksaklık. Tabiatı yarım yamalak anlayıp insana model bitmeye çalışıyorlar. İşte buradan özeni çıkıyor mesela. Yani işte Hitler’ın ve ekibinin yaptığı kötülere götürelim işte eksikleri buduyalım. İnsanları bir ağır yürk yapalım. Sosyal Darwinizm daha çok bu sosyal devlet anlayışına karşı çıkıyor. Tabii tabii yardımlaşmalarına. Fakirlere yardım etmeyin, eziklere yardım etmeyin onlar yok olup gitsinler. Güçlüler yaşasın, böylelikle daha güçlü nesiller……daha rekabetçi bir dünya, o rekabetin getirdiği daha büyük daha hızlı gelişim olur. Diyeyim mi? Siz sadece güçlüler yaşar gibi Darwin’in bile itiraz ettiği bir mantıkta……ya da bağlamda yer alırsanız böyle bir sonuç çıkması normal ama……biraz özellikle yüksek memeli gruplarını tabiatta çalışma şansınız olursa……Frans De Waal’ın kitaplarını okursanız……yardımlaşmanın rekabetten çok daha üstün bir yer olduğunu görürsünüz bürocide. Özellikle canlı gruplarının sosyal ilişki bağlamı karmaşıklaştıkça……yani farklı sosyal hiyerarşiler ilişki içerisinde oldukça bir canlı türünde……orada yardımlaşmanın çok daha sofistike gelişmiş biçimlerini görüyorsunuz. Şimdi insanın sosyalliğine bir bakın, işin merendi yok. Biz bu kadar büyük bir beyni aslında tamamen sosyal ilişkiler üzerinden……geliştirmişiz gibi gözüküyor. Evde işte birinin çocuğuyuz, annesi babasıyız, apartman sakiniyiz……efendim mahallenin üyesiyiz, efendim işte bir şehirde bilmem ne……o hem şehirlerimiz var, bir ülkenin vatandaşıyız…
…bir futbol takımının taraftarıyız, bir partiyi tutuyoruz……bir müzik dinliyoruz, bir sürü kimliğimiz var iç içe……ve bütün bu sosyal ağları içerisinde bunu tek bir beyinde taşıyabiliyoruz. Bu çok enteresan. Şimdi bu karmaşık ve sofistike yapının içerisinde bizim çok daha farklı……yardımlaşma, çok daha fazla destekleme, kredi geliştirmemiz lazım diyor tabiat. Peki hocam şimdi siz böyle söyleyince doğru bilir mi? Mesela şey hatırlarsınız Gombe şempaze savaşlarını. Tabii, o da var.
O da başka bir şey şempanzeler, aynen insanlar gibi……sadece bir bölgenin kontrolü için aynı bölgede yaşayan iki şempaze grubu……çok kabuk değildir Allah’tan, birbirlerine gidiyorlar ve……yıllar süren bir şempanzeler savaşı başlıyor. Beyin büyüdükçe savaşta yardımlaşmada daha……yani daha sofistike, daha yapılandırılmış hale gelir. Bizim savaşlarımız da birinci, ikinci dünya savaşı akıl işi mi? Milyonlarca insanı öldürdük yani evet akıl işi. Bunu ancak insan planlıyor. Ancak akıllı insan yapabiliyor.
Ama aynı düzeyde insan topluluklarını bir arada tutan şey……yani birlikteliktir, muavvenettir, yardımlaşmalar… Diyerkamlık yani. Tabii diyerkamlık şimdi bizim toplumun da tabii bunun neleri……bunların neler getireceğini anlayabilmek için……kadim kültüre de bakmak gerekli. Yani tamam, biyolojiye herkesin ulaşımı olmayabilir ama……kadim kültür bize defaatle insanın……belli gruplar, menfaatler ya da dar fikirler etrafında toplandığında……yıkıcılastığını defaatle göstermiştir.
Yani efe’sin yıkılışı bile bundanmış. Ben gidip orayı dinleyince öğrendim. Dünyadaki bütün büyük savaşlar, dertler, yalnızlıklar, uzaklıklar bununla ilgili. Dolayısıyla kadim bize diyor ki……daha büyük bir grup olmalısın, daha anlayışlı olmalısın, daha birleştirici olmalısın. Ayıran varlığın belli bir tarafına önemli, diğer tarafına önemsiz. Diyelim sen zenginler önemli, zengin olmayanlar önemsiz diye.
Gruplayan bütün zihin yapıları şizofreniktir, gayri tabiyidir, şeytanidir ve yıkıcıdır.