SUBHANALLAH! HZ MUHAMMED’İN sav KABRİNDE YAŞANAN TÜYLER ÜRPERTİCİ OLAYLAR

SUBHANALLAH! HZ MUHAMMED’İN sav KABRİNDE YAŞANAN TÜYLER ÜRPERTİCİ OLAYLAR videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=19wro4fgWF4. Hiç Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselatü Vesselam’ın kabrinde yaşanan ilginç olayları dinlediniz mi? Mesela küçük bir çocuğun kabrin üzerinde bulunan yeşil kubbedeki pencereden içeri sarkıtıldığını, sonrasında da içeride insanın türlerini ürperten bir şeyle karşılaştığını, ya da Peygamberimizin bedelini çalmak…

SUBHANALLAH! HZ MUHAMMED’İN sav KABRİNDE YAŞANAN TÜYLER ÜRPERTİCİ OLAYLAR

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=19wro4fgWF4.

Hiç Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselatü Vesselam’ın kabrinde yaşanan ilginç olayları dinlediniz mi? Mesela küçük bir çocuğun kabrin üzerinde bulunan yeşil kubbedeki pencereden içeri sarkıtıldığını, sonrasında da içeride insanın türlerini ürperten bir şeyle karşılaştığını,
ya da Peygamberimizin bedelini çalmak için uzun yıllar plan yapan kişilerin başına gelen olağanüstü olayları, daha fazlası için hazır olun. Çünkü az sonra duyacaklarınız sizi oldukça şaşırtacak.
Hazırsanız başlayalım. 8 Haziran 632 Pazartesi Günü
Son elçi Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselatü Vesselam 13 gündür hastaydı. Vefat edecek olduğu gün geldiğinde 63 yaşındaydı ve ashabına her maddesi günümüze de geçerliğini korumakta olan tüm insanlık adına evrensel mesajlarla dolu veda hutbesini verdi. Peygamberimiz ayrılık vaktinin yaklaştığını bildiğinden herkesle vedalaşmıştı.
8 Haziran Pazartesi Günü Medine’de odasında vefat etti. Cemaat onu nereye gömeceklerini düşünmeye başlamıştı. Sonra Peygamberimizin sözünü hatırladılar. Peygamberler son nefeslerini verdikleri yere gömülürler. Böylece bulunduğu odada gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra Peygamber Efendimiz gömilerek son yolculuğuna uğurlandı. Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam bugün Mescid-i Nebevi’de yeşil kubbenin altında yatıyor. Kubbe inşa edildiği zamandan beri yüzyıllar boyunca defalarca bakım ve onarımdan geçerek sağlamlaştırılmış ve bugüne dek korunmuştur. Peki ya kubbenin yapılışı? Peygamberimizin kabrinin üzerine ilk kubbeyi Memlük Sultanı Kalavun yaptırmıştır.
Fakat nasıl olacak da Peygamber Efendimizin üzerinde ona saygısızlık olmadan çalışabilecekler diye günlerce düşünüp durmuşlar. Mademki böyle bir kubbe inşa edilecek yapı bitene kadar tek bir dünya kelame etmeyelim diyerek çivisinden tahtasına kadar her bir inşaat eşyasına Allah’ı ve Peygamberi hatırlatacak kod isimlerle hitap etmişler.
Kubbenin üzerinde bulunan ve Peygamber Efendimizin kabrinin tam baş hizasının üzerine denk gelen bu küçük pencerenin ise ayrı bir hikayesi var. Resulullah’ın gökyüzü ile teması için güneş ışığının ve yağmurun girebileceği açık olan tek pencere burası. Bu pencere harici kabrin içine başka hiçbir yerden giriş yok. Fakat en başında kabrinin üzerinde böyle bir pencere yoktu. Bakın pencerenin oraya konulması nasıl olmuş. Peygamberimizin vefatından sonraki bir dönemde Medine’ye uzun bir süre yağmur yağmamış. Tarlalar kurumaya başlamış ve kıtlık görünmeye başlamıştı. Medineliler ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Aralarından bazı yetkililer bu durum hakkında Hz. Ayşe validemizle konuştuklarında onun bir isteği üzerine derhal harekete geçtiler.
Hz. Ayşe validemiz, Peygamber Efendimizin kabrinin üzerinin tamamen kapalı bir kubbe olmasından rahatsızdı. Peygamberimizin kabri ile semanın gökyüzünün arasındaki bağın kesilmiş olmasına bir çare bulun dedi.
Yetkililer, Güneşten ve yağmurdan korunmak için üstünü kapalı yaptıklarını ama Hz. Ayşe validemizin isteği üzerine derhal bir çözüm üreteceklerini bildirerek kubbede içeriye yağmur ve güneşin girebileceği bir pencere açmaya karar verdiler. Resulullahın kabrinin tam baş hizasında açılan pencerenin yapılmasının hemen ardından Medine’ye 3 gün boyunca yağmur yağdı. Şimdi sıkı durun.
Az sonra pencereden Peygamberimizin kabrinin bulunduğu odaya giren küçük bir çocuğun içeride şahit olduğu olayları dinlediğinizde tüyleriniz diken diken olacak.
Ama öncesinde Evliya Çelebi’nin seyahat namisinde de bahsedilen Papa tarafından Peygamberimizin kabrine ulaşmak ve içeriye girip Hz. Muhammed’in cenazesini çalarak Avrupa’ya kaçırmakla görevlendirilen iki kişinin başlarına gelen film gibi olayı anlatmak istiyorum. 12. Yüzyıldayız
Selçuklu atebeyi Nurettin’in döneminde Papa ruhbanlarıyla bir araya gelerek hain bir plan yaptı. Hz. Muhammed’in izinden gidenlerin dinlerine ve devletlerine zarar vermek.
Bunun için birkaç adamına Firavunun hazinelerinden bile fazlasını vaat ederek onları Peygamberimizin naaşını çalıp Roma’ya getirmekle görevlendirdi. Bu işi en iyi şekilde yapabileceğine inandığı yetenekli adamlarını karşısına alan Papa konuşmasını yaptı. Eğer Muhammed’in cenazesini buraya getirirseniz Hz. İsa ile beraber haşrolacaksınız ve isminiz zariye yazılacak. Böylece planlar ince ince yapıldı ve iki adam Avrupa’dan Medine’ye doğru uzun bir yolculuğa çıktı. Kılık kıyafetleri değişmişti. Çok da iyi Arapça konuşuyorlardı. Günler sonra Mısır üzerinden Peygamberimizi ziyaret etmek bahanesiyle Medine’ye ulaşan adamlar, Mescid-i Nebevi’nin kıble tarafında Peygamber Efendimiz’in kabrine en yakında bulunan evi kiralayarak oraya yerleştiler.
Uzun zamana yayılmış bir planda bu. Müslüman gibi görünük, çevredeki herkesin güvenini kazanmak zorundaydılar. Öğlesine profesyonel diler ki her namaz vaktinde Mescid’de hazır bulunuyorlar, ardından Peygamberimizin kabrini ziyaret ediyorlardı. Bölgede bulunan fakirlere sürekli yardım yaparak birçok kişinin sevgisini ve güvenini kazandılar. Güneş gökyüzünde kendisini gösterdiği zamanlarda tüm bunlar yaşanırken gece olduğunda ise bambaşka bir macera onları bekliyordu.
Çünkü karanlık çöktüğünde kiralamış oldukları evde hummalı bir çalışma başlıyordu. Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın bedenini çalmak için her gece oturdukları evin içinden açtıkları tüneli kazıyorlardı. Kimsenin şüphelenmemesi gerekiyordu. Bu yüzden ceplerine doldurdukları toprakları her ertesi gün kabirleri ziyaret bahanesiyle
Zetülbaki mezarlığına giderek oraya döküyorlardı. Böyle böyle geçen uykusuz geceler sonucunda açtıkları tünel ile Peygamberimizin kabrine kadar yaklaşmışlardı. Medine halkı olan bitenden habersizken ayaklarının altında Peygamber Efendimizin kabrine kadar uzanan koca bir tünel oluşmuştu. Görevli adamlar artık sona gelmişlerdi diye düşünüyorlardı. Peygamberimiz ile aralarında çok kısa bir mesafe kalmıştı. Fakat hiç düşünmedikleri bir şey gerçekleşecek ve Peygamber Efendimiz bu kazıya müdahale edecekti.
Şimdi işler değişiyor. Selçuklu Atabeyi Mahmud Zengi o gece bir rüya gördü. Rüyasına Peygamberimiz girdi. Daha önce de belirttiğim üzere rüyasında Peygamber Efendimiz’i gören bir kimse onu gerçekten görmüş demektir.
Rüyasında Resulullah’ın yanında iki tane de sarışın adam vardı. Peygamberimiz Selçuklu Atabeyine bu iki sarışın adamı işaret ederek Mahmud beni şu iki adamdan kurtar buyurdu. Gördüğü bu rüyadan heyecan ve korkuyla uyanan Mahmud Zengi hayırdır inşallah dedi
ve kalkarak abdest aldı iki rekat namaz kıldı. Ardından tekrar uykuya dalan Sultan Mahmud aynı rüyayı tekrar görmesindi. Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam yine bu iki sarışın adamı gösteriyordu. Fakat bu rüya son değildi. Aynı gece Mahmud Zengi üç defa aynı rüyayı görünce gece yarısı vezirini çağırdı ve gördüğü rüyaları ona anlattı. Veziri rüyaları yorumladı ve Peygamberimizin size emri var efendim dedi. Derhal Medine’ye gitmeliyiz oraya varınca anlarız dedi. Mahmud Zengi bunun üzerine kimseye haber vermeden apar topar veziri ile yanına aldığı süvarilerle birlikte Medine’ye doğru yola çıktı. Günler süren yolculuğun ardından Medine’ye ulaşan Sultan Mahmud Mescid-i Nebevi’ye vardığında Peygamberimizi ziyaret etti. Yanlarında Medine halkına dağıtmak için pek çok hediye ile birlikte gelmişlerdi.
Vezir Cemalettin halka seslenerek Sultanın Peygamber efendimizi ziyarete geldiğini herkese de hediye dağıtacağını söyledi. Herkes ismini yazarak listeye göre Sultanın huzuruna çıkarak hediyesini alsın dendi. Vezirin bu çağrısı üzerine Medineliler sırayla gelip hediyesini alıyor. Sultan Mahmud da herkesin yüzünü detaylıca inceliyordu. Fakat bir türlü rüyasında gördüğü o iki kişiye denk gelemedi ve neredeyse tüm Medine halkı hediyesini almış ve dağılmıştı.
Hediyesini almayan kimse kaldı mı? diye seslendi Vezir. Endülüs’ten gelen iki kişi var efendim. Onlar mescidin yakınındaki bir evde kalıyorlar denildi. Sultan onların da çağrılmasını istedi. Bunun üzerine o iki kişi de Sultanın huzuruna getirildi. Mahmud zenginin bu iki kişiyi görünce gözleri yuvalarından çıkacak gibi oldu. Rüyasında Peygamber efendimizin gösterdiği iki sarışın adam tam karşısında duruyordu çünkü. Derhal heyecanını gizleyerek serin kanlı davrandı ve sizler kimsiniz? diye sorarak kendilerini tanıtmalarını ve nerede kaldıklarını öğrenmek istedi. Endülüs’teyiz efendim. Hac için geldik ve zamanımızı Peygamberimizin yanında geçirmek istedik. Yakındaki bir evde kalıyoruz. Sultan Mahmud onların evini görmek istediğinde beraber yaşadıkları eve gittiler. Evde tuhaf görünen bir şey yoktu. Yerdeki hasır çarpmıştı Sultanın gözüne.
Elini hasıra attı ve altından çıkan şey karşısında çok oldu adeta. Hasırın altında koca bir tünel bulunuyordu. İki adam yakalanmıştı. Sultanın askerleri iki suçluyu tuttukları gibi konuşmaları için baskı yaptılar. Adamlar bir önceki gece yaşadıkları olayların şokuyla tüm planlarını bir bir anlattılar.
Müslüman olmadıklarını ve Peygamberimizin naaşını çalarak ülkelerine götürmek için senelerce özel eğitim aldıklarını anlattılar ve sözlerini eklediler. Tünelde Peygamberin kabrine yaklaştığımız esnada öyle bir gök gürültüsü ve sarsıntı meydana geldi ki adeta şehir kafamıza yıkılıyor sandık. Korkudan ne yapacağımızı şaşırdık. Ertesi günde sizin geldiğinizin haberini aldık. Böylece iki adam yakalanmıştı ve sonrasında Sultan Mahmud tarafından idam edildiler. Yaşanan bu olay ise Peygamber Efendimizin kabrindeki güvenliğin arttırılması için bir sebep oldu. Önce tünel kapatıldı. Sonra da Peygamberimizin kabrinin etrafı derinlerdeki kayalara kadar kazılarak kurşun ve kala eritildi ve bu boşluklara döküldü. Böylece kabre giden yollar emniyete alınmış oldu.
Tabi o günden bugüne kadar alınan önlemler daha da geliştirilmeye ve örülen duvarlar güçlendirilmeye devam etti. Şimdi öyle bir bölüme geldik ki sıkı durun.
Mekke ve Medine ziyaretinde bazı hocaların hacı adaylarını anlattığı ve suudi devlet arşivlerinde de yer aldığı iddia edilen dinleyenlerin tüylerini diken diken eden bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle. Tabi yaşandığı söylenen bu olayın en doğrusunu Yüce Allah Azze ve Celle bilir. Her şey küçük bir kuşun yeşil kubbeden içeriye girip mahsur kalması ve orada hayatını kaybetmesi üzerine yaşanmış.
Anlatıldığına göre buna tanık olan yetkililer kuşun peygamberimizin kabrinden dışarıya nasıl çıkartılacağı konusunda düşünmeye başlamışlar. Bilir kişilere danıştıktan sonra tek çarenin akil baliği olmamış 6-7 yaşlarındaki bir çocuğun yeşil kubbeden içeriye sarkıtılarak kuşu içeriden çıkartmasının sağlanmasına karar verildi.
Tıpkı Mevlana Hazretlerinin kabrinin bulunduğu odaya düşen tespihi dışarıya çıkartmakla görevlendirilen çocukta olduğu gibi bu işe uygun bir küçük çocuk bulunduğunda onu yeşil kubbenin penceresinden içeriye soktular.
Kendisine kimsenin giremediği yere girmek nasip olan çocuk beklenilenden daha fazla içeride kaldığında dışarıdakiler iyice meraklanmaya başladılar. Yaklaşık yarım saat gibi bir süre sonra çocuğu elindeki kuşla birlikte dışarı çektiler. Fakat küçük çocuk sadece kuşta değil diğer elinde bulunan bir salkım üzümle birlikte dışarı çıktı. Herkes içeride neler olduğunu ve elindeki üzümü merak ediyordu. Ayrıca çocuğun bir yanağında da hafif bir kızarıklık vardı. Çocuğa sordular ne oldu içerde? Bunun üzerine çocuk anlatmaya başladı. Efendim ben aşağıya indiğimde içeride ortalarında bulunan üzümü yiyen 5 tane amcanın oturduğunu gördüm.
Muhammed ismindeki bir amca beni yanına çağırıp bana üzüm verdi. Yanında Ebu Bekir, Osman, Ali ve Ömer isminde başka amcalar da vardı.
Bana neden içeri girdiğimi sordular. Dışarıdaki amcalar beni gönderdi içerideki kuşu almam için dedim. Muhammed ismindeki amca da hafiften yanağımı sıkarak beni sevdi ve bana üzüm vererek dışarıdaki amcalarına söyle birbirlerine çok sıkı sarılsınlar. Birlik ve beraber içinde olsunlar. Kul hakkına riayet etsinler dedi.
Evet tekrar belirtmeliyim ki yaşandığı söylenen bu gibi olayların en doğrusunu Allah bilir. Fakat gerçekten de etkileyici bir olay. Her şey bir yana Allah hepimize Peygamber efendimizin kabrini ziyaret edebilmeyi veya onunla rüyamızda karşılaşabilmeyi nasip etsin inşallah.
Bir sonraki videoda görüşmek üzere.