Taha Kılınç – Suriye’de İran’ın Mezhep Politikası – Cumartesi Sohbetleri (24)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=WDkUlUHMV20.
Tabii İran’ın sürede çok ciddi bir şiileştirme politikası var. Bu bakımdan acaba, tabii Türkiye’nin de yaptığı hekim hafaretler var. Özellikle Fırat Kalkan’ın bölgesinde, Zeytinloğun harekatı bölgesinde. Bu bakımdan acaba biraz eksik mi kalıyoruz? Yani şöyle, dün bir yazı yazdım ben. O yazı da Hedefsizlik diye bir yazıydı gazetede. Şunu söylemeye çalıştım. Şimdi, Ortadoğu coğrafyasında toplumları böyle ateşleyecek,
bir ideolojik şeyiniz yoksa motorunuz, yolda kalıyorsunuz tabiri caizse. Bugün mesela ben düşünüyorum, şimdi İsrail’in de siyonizm var, İran’ın de şiilik var. Peki bölgenin sünni ülkelerinin elinde ne var mesela? Hani kitlelerini harekete geçirecek, kitlelerinin motor olacak, gerekirse uğrunda ölmelerini sağlayacak. Mesela Arap dünyasında işte bu ihvan çizgisi, öyle böyle nasıl bakıyorsak, bakalım nihayet de bir motordu. Yani ideolojik anlamda. Boğdular, siyasal islam dediler, bilmem ne dediler. Yerine mesela şeyi koymaya çalışıyorlar işte, ekonomik refah, siyasi istikrar, batıyla yakınlaşma. Olmayacak. Bunlar olmaz yani böyle bir coğrafyada. Şimdi batıyla istikrar, batıyla birlikte yaşamaya da ekonomik istikrar diyor mesela, birleşikrar pürbirlikleri. Bunu İsrail’e barış yaparak çözmeye çalışıyor mesela. Nasıl olacak yani neyin yerine neyi ikame ediyorsun? Ama İran ne yapıyor?
Afganistan’dan, Pakistan’dan işte coğrafyanın farklı yerlerine Seyide Zeynep’in türbesi tehlikede diye mesela sadece o sloganla 10 binlerce savaşçıya Suriye’yi akıttı. Düşününce şimdi sadece ideolojik bir şeyle böyle bir ateşle. İşin tabii bu yönü. Bir taraftan mesela Suriye’de işte bütün aşırılık ve sapkınlıklar için vehabiyle bir şey vardı. Mesela şimdi son 2 sene, 3 senedir Muhammed Bin Salma ondan da kurtulmaya çalışıyor şimdi. Yerine ne koyuyorlar? Yerine Riyad’da mesela konserleri koyuyorlar mesela. Toplumun önüne bir hedef olarak. Batıllaşmayı koyuyor, daha fazla açılmayı koyuyor. E ne olacak yani şimdi? Ne kazanacaksın bunun karşılığında? Hiç. Şimdi işin bu yönünü düşündüğümüzde Şiilik hakikaten coğrafyada çok itici bir güç. Yani ve bizim ehli sünnet olarak, sünni coğrafya olarak genel anlamda buradan özellikle Türkiye’den bakınca sahadaki etkisini çok algılayamadığımız bir güç. Biz diyoruz ya ne olacak canım işte hani onlar öyle, bunlar böyle falan. Ama karşı tarafta başka türlü bakıyor meseleye. Mesela Suriye’de kitapta da örneklerini verdim. Önceki yüzyıllarda bu derecede bilemeyen birçok böyle mezar, mezar bu arada Arapça, ziyaret yeri demek hani tam da şeyiyle. Şu anda İran’ın böyle ideolojik hedefi haline gelmiş durumda. Ve çok açık bir şekilde şu anda İranlı vaizler, Şiivaizler diyorlar ki ehlibeytin sevgisini ve gücünü ve işte devletini Em’evilerin başkentinde ihya edeceğiz. Em’evilerin başkentinde dişam. Ve her sene mesela çok bana enteresan geliyor. Hz. Hüseyin’in şehadet yıl dönümünde işte Kerbela hadisesinin olduğu şeyde yıl dönümünde 10 aşura gününde, 10 Muharrem gününde öyle bir retorik gelişiyor ki İran cephesinden bize doğru. Sanki Hz. Hüseyin’in sünniler şehit etmiş, sünni çoğunluk. Biz de her sene kendimizi böyle bir daha seviyoruz. Hayır biz de çok seviyoruz ya nasıl şehit ederiz? Hüseyin bizim de canımız falan demek zorunda kalıyoruz. Mesela İslam dünyasında yani İran dışında hiçbir sünni coğrafyada ben sen de tanıklama ne dersin bilmiyorum. Kerbela ile ilgili özel cuma hutbesi bilmiyorum. O Türkiye’de yapıyoruz. Çünkü şey gibi böyle hani söylemezsek şimdi onlar bizi hani ehli sünnet, ehlibet düşmanı zanneder. Ya zannedecek diye bir şey yok. Zaten seni oraya sıkıştırmaya çalışıyor şehir, retörük sürekli olarak. İşin bu yönü var. İşte sahada tabi Suriye’de fiili olarak ortaya çıkan bir durum var. Belki Arap Bahari dediğimiz bu sürecin en keskin sonucu Suriye açısından, Suriye ölçeğinde İran’ın Suriye’ye çok ciddi bir şekilde yerleşmesi oldu.
Önceden sadece siyasal etki çok kısıklı bir askeri şiir, askeri gücü de var. İdeolojik gücü de var. Şimdi mesela Halep boşaldı. Halep’e mesela ne koyacaklar? Halep’teki o asırlardır, yüzyıllardır orada bulunan vakıfların, eserlerin, medreselerin yerine mesela. Sen de takip ettin Suriye müftülüğü kaldırıldıması ilga edildi. Yerine üçte biri Şiiler’den oluşan bir heyet getirdiler. Bütün Suriye’deki vakıflarla ilgili, medreselerle ilgili, arazilerle ilgili, dini halde ilgili her şeyi
o üçte biri Şii olan o kurul verecek. Üçte biri Şii derken, Suriye’nin yüzde kaçı Şii’di acaba? Ülkenin bütün dini umurunu deruhte edecek grubun üçte biri Şii oldu mesela.
Şimdi bundan sonra Suriye’de böyle bir şey de başlıyor.