Tarikatların farkı ne? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=J12ShpS3cLc.
Peki… Türkiye’nin… Türkiye’nin demeyeyim. Türklerin diyeyim. Bütün bunlarla ilgili… yeterince çalışma yaptığını düşünüyor musun? Türkiye… Hayır, yeterince yapılmıyor ama yapılıyor. Mesela… Ben değil… bizim gençlerden…
Polonya Spirolosu kuruldu, Lehici, Lehdet ilkleri. Ona gidip okuyanlar var artık yani. Şurası mühim. Mesela Polonya’da… Yunus Emre’nin su kurduğumuz zaman… prelsip şuydu, bu dili bilmeyen orada müdür olamaz… ve orada yaşayıp o mantariteyi kapan adamlardan bulun diye bulunuyor. Bulunuyor mu? Bulunuyor artık tabii.
Ve aslında bu Almanca için falan da doğru. Yani oralarda doğup büyüyen… doğru dürüst okuyan çocuklar bulunuyor. Bu önemli yani Türkiye yayıldı. Önce işçi olarak yayıldı, sonra iş adam olarak yayıldı, sonra gitti meslek adam olarak yayıldı. Bir taraflardan da hiç bunları bilip de oralara yerleşmeyenler… burada bu işi merak edenler var.
Bazen şeylere hayret ediyorum. Bu kadar İspanya mühimdi tarihte. İspanyol filozisi bile yoktu. Sonra bir gün bir baktım, bir mühendis aradı beni. Bir şeyimi sordu, konuştuk falan eksik olmasın. Siz dedim, ne dil biliyorsunuz? Bana İspanyolca dedin. Nerede öğrendin? İspanyada mı? Hayır. Orada öğrenmiş. Kimden öğreniyorsunuz? Hangi çevre dedi? Gül Işık dedi. Gül Işık vardı, hatırladın mı bu ismi? İspanya… kan ağlarken falan gibi böyle şeyler, yakın tarihini falan yazan güzel kitaplar. İşte bilmiyorum, birden bire Kürsü’yü falan terk etti. Bir İspanyol beyefendiyle evlenmiş.
İspanyada da tabii kimseye iş vermezler. Yok çünkü. Doğrudan doğruya üniversitede Türkçe lektörlüğü almış. Bütün o Kürsü başkanlığı falan. Kayıp tabii ama ne yapayım yani. Buradan da çekildi. Halbuki bunun etrafında fanlar vardı. Bu bir kulüp gibi böyle.
O insanlar İspanya’yı okuyorlar. Bu gibi kitapları teşvik ediyorlar yaz diye. İspanyolu da öğreniyorlar. Böyle bir adamlar vardı. Bunlar eskiden yoktu yani. Şimdi o raddeye geldik ki Servante Sensüsü biraz ötemizde. Yer bulunuyor. Gitti gir bakalım girersem. Ve öyle maymun istahlılar mekanizması değil. Söğümeştirin başında girecekler yarısı kaçacak sonra. Bizim zamanımızda öyleydi. Kültür derneklerinin kurslarına gider yarıyı bulmadan kaçardı yarısı. Şimdi öyle değil. Tıkış tıkış. Şurada Şişmanov Ruhan var. Yunan konsolosluğu. Onların gayri resmi yani. Takti yapılmamış yani tasdik edilmemiş bir enstrüman. Lisan kursları. Vallahi yer bulunuyor. Ve bir giden orada kalıyor böyle. Benedikten Manastırındaki raib gibi kalıyor. Mükemmel Rumca öğreniyorlar. Dimetik Emdi yani eski Yunanca falan değil mi? Çok önemli. Böyle bir Türkiye çıktı ortaya. Bundan para kazanmak için öğrenen var. Bunu keyif için yapan var. Yani bu yerin eski Yunanca’yı bunu keyif için yapan var. Yani bu yeri nesillerin farkı Türkiye’de. Yeterli mi? Galiba yetersiz ama olacak. Hoşça kalın. İzleyici de ilginç. Şöyle bir şey sormuşlar. Konumuzun dışında ama. Benediktenler, Benediktin Rahipleriyle, Benediktin Terikatı’yla, Cezuid Terikatı… Benediktenlerle, Cezuid’le arası fark nedir?
Fransiz Skender arası fark nedir? Fransiz Skender, İtalya’da çıktı San Francisco’da. Esası… Merhamet, merhamet, sevgi gibi. Fransiz Skender’ler, fakirlik. Fakirlik. Şimdi tabii pek fakir değiller artık. Üstlerindeki cübbenin kısmetin altındaki
giyindikleri şeyler var. Ortaçağ’da çıplak ayak üstüne sandalet giyerlerdi. Fransizken sandaleti diyor ya, açıkça çek, yaskaç. Bunlar şimdi bir pantolon giyiyorlar. Benim takım elbisemden pahalı. Ücünler yani. Ayakkabıları falan öyle. Yani değişti tabii. O eski ortaçağın öyle…
Peki bunlar ne savunurlar? Nedir farkları, temel farkları? Söyledikleri şu, iman, sevgi ve fakirlik. Bunlar Fransiz Skender. Fransiz Skender. İtalya’da çıktı. Sonra bunların fonksiyonları artıyor. Beledik denenler de sen Benediktus adına kurulmuşlar. Ama bunlar işte aynı şekilde. Bir de ona buna yardım ederim, hastane kurarım. Fakirlere bakarım. Bir takım rahibeler. Yani gençliğimde…
Mesela ben Avusturya’da biz köyde otururken, 2. Ağabey’den sonra ben bebekken… gelir rahibi iğne yapar gidermiş birisine. Bana bile yapmışlar bir kere. Belki üşüttüm falan. Yani… dolaşıyor. Doğum yapan fakirlere yardım ediyorlar. Doğum yapan evet yani doğuruyor tabii. Çok yok bunlar ama şimdi ben 2. Ağabey’den sonra bu artık…
belki hastanelik ister oldu ama hastane kuruyorlar. Yani St. George tarikatı da öyle. Hacca gidenlere güya misafirperverlik yapıyorlar. Hastalık bilmem ne, aşivi falan. Ondan sonra kavga da ediyorlar tabii. Mukaddes memleketi korumak için bir sürü şövalyeler. Sonra gidip baltığı tefeyi yapıyorlar. Ele geçiriyorlar. Tötön şövalyeler işte. Onlar Alexander Nevski tepeleyip attı Rusya’dan. Fakat aynı Alexander Nevski, Mogollar’la, Altın Ordu’yla… son derece muti ve iyi ilişkiler içinde. O kadarına giremeyi istemiş. Çok enteresan o. Böyle şeyler var. Ondan sonra mesela kim var daha? İstersenler var. Hakikaten sarnış gibi yerde oturuyorlar. Sarnışları yapıyorlar. Su için. Ayakkabı dikiyor, bilmem ne dikiyor. Fakir şey bir hayatın içindeler. Uykuları bile sınırlı. Sabah akşam kilisedeler böyle. Bu böyle bir çilekeş hayat yani. Bir takım rahibeler var. Bugün bile mezhepler kuruluyor mesela Hindistan’da işte… Tereza’dan. O Hristiyan Annavut bir rahibedir. Şimdi artık Aziz ilan edildi. Yani onun yaptığı şey o çalışma……salgın hastalıklarla uğraşma, bakma. Hristiyan tarikatlarla, İslam tarikatlar arasındaki benzerlikler veya farklar nedir? Bizde o tip tarikatlar yok. Bizde tarikat demek, inanç yolunda gidiyorsun. Sosyal hizmet verdikleri olabilir. Yani mislik yoldan, tasavvuf yoluyla gidiyorsun. Bu bir tarikattır. Şey ilme dayanır diyorlar. Tarikatlar değil de şeyler, talebelik yapıyorlar onlar mezhepler. O da öyle peki yani ama bundan tabii……kuvveti ve ahidiyeti öbürleri gibi değil yani Hristiyan dünyası daha çok bağlı o tarikatlara falan.
Sosyal hizmetler bakımından da……inancın yorumlanması bakımından da. Ama hepsini de Papa tabii tasdik etmiş yani Hristiyan dünyada öyle Papaya bağlılar. Malta şövalyeleri dediğin Senjörş’ün……bilhassa bizden Bodrum’dan ve Rodos’tan sürüldükten sonra……Malta’dalar en son kuvvet orası. Baksın Fransa’ya gidiyor. Fransa’da falan var ama Malta onların müsteheksi mekânı. Kaybettiler Rodos ve Papaya Bodrum’u, Halikarnas’ı. Geride tam anlaşılmıyorsam… Temel fark ne mesela? Müslüman tarikat, İslam tarikatları daha……fıkıh ve hukuk aradığındaki farklılıklar, diğerleri daha sosyal… Onları tam mukayese etmek mümkün değil ama bunlar bu mezhepler……fıkık tarikatına, fıkık tarikatı olmaz, fıkık……mektepleri olur. İşte o mesela, sünniyiz hepimiz ama……Ebu Hanife’ye bağlı olan Hanife’ler……Hanefiler yani onun talibesi Ebu Yusuf’a falan……yok mesela vakıf nasıl yapılır? Ağzından çıktığı an mı yazıldı? Tehsis edilmiştir. Efendime söyleyeyim abdest meselesi mesela Şafi’lerle Hanefiler arasında. Çok önemli yani Malikiler… Mesela Malikiler diyor ki……akar sudan, köpek içerse bir şey olmaz. Bekler alırsın abdest. Öbürü olmaz. Şafi de zaten su o kadar dikkatli kullanılıyor ki……birikme yetiyor yani müayene miktarda biriktirme ama bunlar……etrafa şeyi dahil de ve çok bağlamaz meselesiz yerine göre……Hanefi de olsa bu konuda amelim olabilir der. Bu fıkıh çünkü. Dikkat meselesi değil. Hatta Mısır’da öyle hakimler var ya dört mezhebe göre…
…hanım bu senin işi burada çözersem olmazsan falan git öbürüne git dermiş yani onun menfaatini olacak. Ne yapalım meselesi falan. Öyle şeyler oluyor. Bunların……bu tip şeylerle ilgisi yok. Bunlar örgüt. Kilise örgüttür. Bizde öyle bir örgüt yok. Yahudilikte de yok. Bunlar örgüt yani. Tastik edilen şeyler oluyor. Ha şimdi…
…hiç yok biz ruhani teşkilat yok Yahudilikte ve Müslümanlıkta. Olmamış mı? Git gör Kudüs’te. Her rabayn bir şulhof var. Orada geliyorlar sabahtan akşama hep ona bağlı. Ona içtahatlarına şey yapıyorlar. Bu ikisi evlenebilir mi diyor mesela. Ona soruyorlar.
Ve onların içinde müthiş şeyler çıkmış ya. Biyojenetikçiler falan. Yani belirli hastalıklar var kapalı cemaatlerde irsi. Siz evlenemezsiniz diyor. Çocuğunuz olamaz size. Vermiyor izin. Doktor değil bunu yapın haham. Haham evet. İnanıyor kendisi. Çünkü diyor böyle bir şey var.
Tecrübeyle sabit ne olacak? Evet yani normal görü. Bu kılıkta gezemezsin. Böyle yapamazsın. Bunlar önemli bazıları çok sert mesela. Her şey şey bu önemli. Sonra hukuk bakımından……gene ayrılma var yaşadıkları coğrafyaya göre. Safaratlar var. Eskinazlar var İspanyalı. Ve Almanyalı benziyor olanlar. Bu bugün iki tane ayrı şey gibi. Bunlar itikat meselesi değil yani. Günlülik hukuk. Çünkü orada da şeriat var 24 saatini. Ona bağlı olarak yaşıyorsun. Müslümanlıkta da öyle bir şey bu. Ama size şunu söyleyeyim. Mesela bankacılık meselesinde……sigorta mevzuatında……bir takım Sünni Müslümanın, Hümeyni’nin içtihatlarını…
itibar ettik çok açık. Biliyor çünkü o işi. Hangi Caferi değilmiş? Şii Caferi. Türkiye’yi Caferiler de… İran’a mı bağlıdır yani? Evet Caferi mezhebi var bizde İran Şii’lerin. Bilhassa Iğdır’da falan. Tabii göçle, Turgutlu’da bile gördüm.
Var tektükarı ama daha çok… Yo baya şibih aynalini yapıyorlar. İstanbul’a çok baya. Şii Caferiler… Alevi değil. Sıkı yani oruç namazı aç. Sıkı içtihatlar var. Örtün falan yani. Alevilikte uzak yakın arka soran bir şey bambaşka bir şey yani. Alevilik başka bir şey.
Çok dalga şeyler var. Hüsnü var yani o gibi inançlar.