TARSUS KAZISINDA BOYUT KAPISI MI BULUNDU? SOSYAL MEDYAYI SALLAYAN İDDİA
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=2xJ5jOoRqis.
Kodayı yine geldi mi Tarsus kazısına? Haklısınız. Türkiye tarihinin en gizemli olayı haline dönüştü çünkü bu kazı. 2016 yılında güvenlik güçlerimizin gözetimi altında bir yıl süren ve tüm dikkatleri üzerine çeken kazıda yer altında ne bulunduğu ile alakalı ortaya öyle iddialar atıldı ki bugüne kadar Hz. Musa Peygamberin kabrinden ahit sandığına binlerce yıl önce dünyaya düşmüş bir uzay aracından kutsal objelere kadar saygı verilmiş bir uzay aracından kutsal objelere kadar sayısız iddia yıllardır gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Fakat içlerinden öyle bir tanesi var ki bu hafta tekrardan gündeme gelmesiyle deyim yerinde ise sosyal medyayı karıştırdı adeta. İki arkeolog, araştırmacı yazar Haluk Özdül ile konuşurlarken hayatımız tehlikeye girer diyerek kimliklerini gizli tutmuşlardı.
İddialara göre yer altında karşılaştıkları şey bir boyut kapısıydı. Tüm hafta boyunca bu konuyla alakalı gerek Youtube’tan gerek Instagram üzerinden bana mesajlar yolladınız. O halde gelin başka diyarlara açılan bu boyut kapısı olayının biraz delinine inelim.
Size anlatacağım önemli şeyler var. Tarsus Kızılmurat mahallesinde bir bina yapımı sırasında yer altına giren 15 işçi
arkalarında hiç iz bırakmadan bir daha yüzeye geri dönmediler. Evet, yer altına giren ve ortadan kaybolan işçilere dair ilginç iddia bu hafta yeniden gündeme geldiğinde konuşulan tek bir konu vardı. Tarsus’un altında insanların başka boyuta geçmelerini sağlayan bir yıldız geçidi olduğu. Belki pek çoğunuz kulağa fazlaca bilim kurgu gibi geldiğini düşünüyor olabilirsiniz. Bu yüzden konuyu açıklık getirmek zorundaydım.
Bu tarz araştırmalarla ilgilenenler, dünya üzerinde var olduğuna inanılan boyut kapıları ve yıldız geçitlerinin hiç de küçümsenmeyecek bir konu olduğunu çok iyi biliyorlar. Fakat konudan uzak olan ya da ilk defa bu olguyu duyanlar şunu bilseniz iyi olur. 2015 yılında Amerikan Uzay Araştırma Merkezi NASA uzun yıllardır dünya üzerindeki boyut kapılarını araştırıyor olduklarına dair bir itirafta bulundu. Konunun ciddiyetini fark ettirebildiysem, NASA’nın dünyadaki bu yıldız geçitleri
yani başka boyutları açılan kapılarının varlığına dair yaptığı çalışmalarına az sonra değineceğim. Fakat öncesinde gelin Tarsus’ta neler oluyor bir göz atıp sonrasında da bazılarının Türkiye’de yer aldığına inanılan dünya üzerindeki boyut kapılarının gizemini aralayalım. Sıkı durun çünkü videonun sonuna dek duyacaklarınız sizi bir hayli şaşırtacak. Tarihi 2016 82 Evler Mahallesi Tarsus Türkiye tarihinde ilk defa böylesine güvenlik önlemi alınan ve kimsenin içeriye girmesine izin verilmeyen gizemli bir kazı başlatıldı. Olup bitenin dışarıdan görünmemesi için de büyük brandalarla üzeri kapatılan kazı alanındaki çalışmalar bir yıl kadar sürdükten sonra ani bir kararla 3 Kasım 2017’de bitirilmişti. Açılan çukurlar ise can ve mal güvenliği sebebiyle tekrar açılmasını imkansızlaştıracak şekilde beton dökülerek kapatıldı. Resmi açıklamalar çalışmalarda söz konusu kazı alanında envanterlik nitelikte taşınır taşınmaz herhangi bir kültür varlığını rastlanılmadığı bu yüzden de çalışmaların sona erdirildiği yönündeydi. Ama kazının gizemi daha en başında önce Tarsus halkını sonrasında tüm Türkiye’yi kasıp kavurmaya başlamıştı bir kere. Birbirinden farklı söylentiler, gerek kulaktan kulağa, gerekse yazılı ve görsel medya yoluyla ışık hızıyla yayılmaya başlayınca
ortaya birbirinden ilginç iddia çıkması da kaçınılmaz oldu. Bir süre sonra olay öyle bir hal aldı ki bölge halkının zaman zaman cep telefonlarını gizemli bir şekilde arızlanmaya başlaması hatta arabaların aniden duruyor olması iddiasıyla yer altında var olan ve yüzeyi etkileyen bir nesnenin varlığı inancı oldukça popüler bir hale geldi. Özel korumalı elbiselerle yer altına giren kazı ekibinin görüntüleri de bu söylentileri alevlendiren etkenlerden biri olmuştu.
Kazının sonlandırılmasının üzerinden 5 yıl geçti fakat bu süre zarfında birçok araştırmacı gizemli kazının peşini bırakmadı ve bu durum Tarsus’ta yer altında neyle karşılaşıldığı konusunda sayısız iddianın da ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu 5 yıl içinde ortaya atılan teorilerin başlıcalarını sıralayacak olursak, kazıda bulunduğu düşünülen şeyler içinde binlerce yıldır kayıp durumda olan Kutsal Ahit Sandığı, Aziz Paoğol’un Kayıp İncili, İmparator Dakyanos’un yer altı şehri ve büyük hazinesi, küp küp altınlar, antik zamanlardan kalma dünya dışı bir uzay aracı, Hz. Musa Peygamber’in kabri ve daha belki saymakla bitiremeyeceğimiz pek çok iddia, değerli araştırmacıların yaptığı araştırmalar ve görgü tanığı olduğunu söyleyen kişilerin açıklamaları ile gündeme geldi. Kimin %100 doğru bilgiyi ulaşmış olduğundan emin olamadığımızdan dolayı da Tarsus kazısı üzerinden geçen bunca zamana karşın gizemini hala korumaya devam ediyor.
Bu yüzden anlatılanların birer iddia olduğunu, gerçeği yansıtıp yansıtmadığının kesinlik taşımadığını aklınızda bulundurmanız daha sağlık olacaktır. Yapılan iddialardan bir yenisi ise sosyal medyayı adeta sallamış durumda.
Aslında şimdi dinleyecek olduğunuz bu açıklama yeni değil, araştırmacı yazar Haluk Özdel’in 1,5 yıl önce anlatmış olduğu bir olay, nedense bu geçtiğimiz hafta yüzlerce haber sitesi tarafından deyim yerinde ise yeniden hortlatıldı ve bir anda viral hale gelmeyi başardı. Söz konusu açıklamada can güvenliği endişesi sebebiyle kimliklerini açıklamak istemeyen iki arkeolog, Tarsus kazısında yer altında karşılaşılanların yukarıda saydığım teorilerden hiçbirine ait olmadığını söyledi. İttihaya göre kazıda bulunan şey, antik dönemden kalma bir yıldız geçidi yani içinden geçtiğinizde sizi başka bir boyuta taşıyan bir kapıydı. Yok artık dediğinizi duyar gibiyim fakat az sonra boyut kapılarıyla ilgili anlatacak olduklarımı bekleyin derim. Araştırmacı yazar Haluk Özdel’in kimliğini gizli tutan arkeologlarla yaptığı konuşmanın ses kayıtları sosyal medyada yayınlanınca oldukça dikkat çekti. Söz konusu videoda konuşulan konulardan en dikkat çekici olanı Tanı’ın Tarsus’ta yer altında var olduğunu iddia ettiği bir yıldız geçidiydi. Hatta kazıda ulaşılan tünellerden ilerleyip bu boyut kapısına yaklaşınca nereden geldiği bilinmeyen bir frekan sayesinde kulaklarda güçlü bir çınlamaya yol açtığını ve gizemli kapının girişinde kapıyı koruduğuna inanılan tılsımlı iki siyahi adam heykelinin var olduğunu da sözlerini ekledi.
Üstelik yıllar önce yer altında kaybolan işçilerin de bu boyut kapısına denk gelmiş olabileceklerinin altının çizildiği ses kaydı ise günlerdir yüzlerce haber sitesinde en çok okunan haberler arasında yerini almayı başardı. Söz konusu iddialar her ne kadar oldukça çarpıcı olsa da bu iddiaların gerçeklik boyutunu maalesef bilemiyoruz. Kimileri bu duyduklarına inanırken kimileri için ise fazlaca bilimkurgu olarak kabul edildi. O yakınlarda ikamet edenler ise doğal olarak yaşadıkları yerin bu kadar çok ilgi odağı olmasından rahatsız gibiler. Hatta bölge halkı kazının devlet gözetimi altında yapılmış olduğunun altını çizerek yer hakkında çıkan iddiaların asılsız olduğu, telefonların yer yer çekmiyor olması veya yer altında boyutlar arası bir geçişin olduğu gibi haberlerin gerçeği yansıtmadığını dile getiriyor. Tarsus kazısında gerçekten bir boyut kapısıyla karşılaşıldığımı bilmiyoruz.
İddialar ne kadar dikkat çekici olsa da devletimiz bir açıklama yapması gerektiğinde halkını bilgilendirecektir diye düşünüyorum. Fakat konumuz madem boyut kapılarına geldi, gelin Tarsus kazısını bir kenara bırakıp nedir bu boyut kapısı mevzusu, Türkiye’de ve dünya üzerinde bu yıldız geçitlerinden nerelerde olduğu düşünülüyor, NASA’nın da işin içine dahil olduğu bu esrarengiz konuyu yakından öğrenelim. Çünkü kimilerinin düşündüğü gibi bu konu öyle hafife alınacak bir mevzu değil.
Dilerseniz işin bilimsel boyutuyla başlayalım ki bu gizemli geçitlerin ne anlama geldiği hakkında kafamızda birtakım şekiller oluşsun. Aslında çoğumuz yıldız geçitlerini Yıldız Geçit ismindeki bir bilimkurgu televizyon dizisiyle öğrenmiştik yıllar önce. Sonraları pek çok filme de konu oldu fakat daha önce de dediğim gibi eskiden sadece bilimkurgu olan pek çok şeyin kurgu kısmı zamanla silindi ve bilimkurgu dizisiyle ilerledik.
Çok değil, 20-30 yıl önce sadece filmlerde gördüğümüz birçok teknolojik aleti günümüzde kullanmaya başladık. Her ne kadar geleceği dönüşteki Martin’in uçan kaykayı hala olmasa da teknolojinin geliştiği ve bilimin yeni keşiflere yayken açtığı bir gerçek. İşte boyut kapıları diğer isim ile yıldız geçitleri de onlardan biri gibi görünüyor olacak ki kimsenin beklemediği bir anda NASA şok edici bir itirafta bulunarak uzun yıllardır dünya üzerindeki boyut kapıları üzerinde çalışma yaptıklarını açıkladı.
NASA’nın resmi web sitesine girdiğinizde Dünya’nın manyetik alanındaki gizli portallar başlığı altındaki yazısına kolayca ulaşabiliyorsunuz. Özetleyecek olursam bilimkurgu’da bahsedilen dünya üzerindeki boyut kapılarının bir nevi gerçek olduklarının ortaya çıktığından bahsediliyor. LOVA Üniversitesinde NASA tarafından finanse edilen fizikçi Jack Scudder Dünya üzerinde nerede olduklarını tam bilemediğimiz fakat yapılan araştırmaların bu boyut kapılarının varlığına işaret ettiğini ve bu portalların her gün
onlarca defa açılıp kapandığını, kimisinin kısa aralıklarla açılıp kapandığından, kimisinin daha uzun süreli açık kaldığından, kimisinin de sabit açık kaldığından bahsediyor. Bazı portalların ise manyetik alandaki değişimler sebebiyle aynı yerde durmayarak o geçiş kapısının da yer değiştiriyor olabileceğinin altını çiziyor. Peki ne demek bu boyut kapıları nasıl var oluyorlar ve içine girdiğimizde nereye gidiyoruz ya da başka boyuttaki varlıklar bu kapılar sayesinde bizim boyutumuza geçebilirler mi?
NASA’ya göre, Dünya’nın manyetik alanının güneşin manyetik alanına denk geldiği noktalarda kendi gezegenimizden 93 milyon mil uzaklıktaki güneşin atmosferine giden kesintisiz bir yol oluşuyor ve bu manyetik alana giren kişi veya nesteler manyetik alanın çekim etkisi sayesinde ışık hızına ulaşarak bir anlamda bulunduğu yerden başka bir yol alınan bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir
bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir
gerçekse bu manyetik alan zamanda yolculuğun da önünü açıyor olabilir. NASA bu fenomeni incelemek için manyetosferik çok ölçekli misyonun kısaltması olan MMS isimli bir görev planlamış durumda. MMS ismini verdikleri ve manyetik sensörlerle dolu dört uzay aracı bu boyut kapılarının izini aramak için görev yapmaktalar. Fakat bilim adamı Skadr tek bir sorun var.
Bu portallar görünmezler, kararsız ve anlaşılması güçtür diyor. Herhangi bir uyarı vermeden açılıp kapanıyorlar ve bizi içeri yönlendirecek hiçbir işaret levhası yok diye belirtiyor. Makalenin kalanını dilerseniz okuyabilirsiniz. Fakat hazır bu boyut kapılarının nerelerde olduğuna dair bir işaret levhası yok diye belirtilmişken NASA’nın makalesini sonlandırıp aslında belki de bu boyut kapılarının nerelerde olduğunu biliyor olabileceğimiz konusuna değinelim.
Çünkü bizlerden binlerce yıl önce yaşamış olan atalarımız bu boyut kapılarının nerelerde olduklarını biliyor ve buralara işaretler bırakıyorlardı gibi görünüyor. Her zaman dile getirilen bir konu da şu ki, acaba çok eskiden yaşamış insanlar bizden daha gelişmiş olabilirler mi? Şu bir gerçek ki teknolojinin gelişmesi ve şehirleşmenin artmasıyla insanın doğa ile olan ilişkisi de aynı oranda kesilmiş durumda.
Pek çoğumuz iş yoğunluğu, betonlaşma, stres, sosyal medya, cep telefonlarına bağımlılık, gereksiz televizyon dizileri ve programları derken esas ait olduğumuz yerin doğa olduğunu unutmuş durumdayız. Epifiz bezimiz de yine birçok etkenden dolayı körelmeye yüz sütmüş durumda. Atalarımız doğa ile çok daha içli dışlıydı ve bu durum bizlerin aksine, dünyanın manyetik alanlarındaki bu portalları keşfetmelerine olanak sağlamış olabilir ki bazı gizemli antik yapılar bize bunu işaret ediyor gibi duruyor.
Dünyanın enerji merkezleri diğer ismiyle ley hatları antik medeniyetler tarafından biliniyor olacak ki günümüzde yapılan araştırmalar birçok eski yapının bu ley hatları üzerine inşa edilmiş olduğunu gösteriyor. Bu yapılardan bazılarının bir boyut kapısı görevi görüyor olması, oralarda yaşanmış birtakım esrarengiz olaylarla daha da güçlü bir teori halini almış durumda.
Gelin bu yapılara bir bakalım. Peru, Hayumarka’daki bu gizemli kapı bir zamanlar bölgedeki yerli kabileler tarafından başka dünyayı açılan bir geçit olarak kabul ediliyordu. Hatta 16. yüzyılda yaşanan bir olayda İspanyol kaşiflerin Peru’ya gelip inka zenginliklerini yağmaladıklarında arkasında mavi bir ışıkla parıldayan bir tüneli açılmış bu kapının kullanılmış olduğu da anlatılır. Buranın haricinde Mısır’daki Abu Ghurab, 1891 yılında bir yelkenlinin 7 mürettebatı ile birlikte gölde kayboldukları olayın yaşandığı ve sonrasında Michigan Üçgeni ünvanını kazanan bu yer ve İngiltere’nin meşhur stonemçi de boyut kapısı olduğu düşünülen yerlerden diğerleri.
Dünyanın en çok bilinen yapılarından biri olan stonemçide yaşananlar da oldukça çarpıcı. 5.000 yıllık olduğu düşünülen bu gizemli yapıda Ağustos 1971 yılında açıklanamayan bir olay yaşandı. Bir grup genç alanın titreşimlerinden yararlanmak istediklerinde sabah saat iki sularıydı ve aniden şimşekler çaktı, yapının üzerinde bir fırtına oluştu. Stonemç de mavi bir ışık gördüğünü söyleyen polis memuru oraya ulaştığında gördüğü tek şeyin gençlerden arda kalan çadırları oldu. Grubun esrarengiz bir şekilde mavi ışıkla birlikte yok olması buranın bir boyut kapısı olduğu iddialarını alevlendirdi. Sümer metinlerinde de Fırat nehrinde başka bir boyuttan bizim boyutumuzu açılan bir geçidin varlığına dair anlatımlar bulunmaktan.
Bolivya’daki Güneş Kapısı, Mısır’daki Eidos, Şanlı Urfa’da Göbekli Tepe, yakın zamanda videosunu çektiğim Pamukkale’deki Cehennem Kapısı, İstanbul Kapalı Çarşı’da gizlenmiş bir nokta, Kapadokya ve son olarak etlenen Tarsus’ta ülkemizde dillendirilen diğer boyut kapılarının olduğu iddia edilen noktalar.
Arizona’daki küçük bir kasabı olan Sedona’da bir zamanlar Kızılderili kabileleri tarafından anlatılan ve içine giren insanları başka bir aleme ulaştıran geçitlerin yer aldığı Sedona Vortex’leri ve yine bir başka popüler mekan olan Sri Lanka’daki Ranmasu Uyana yıldız geçidi.
Büyük bir taş duvar üzerine oyunmuş, kayalar ve mağara sistemleri arasında gizlenmiş olan antik bir yıldız haritası bu dünyadan evrenin bir başka bölgesine seyahat etmeye yarayan kapıyı açan bir kod olduğu anlatılmış yüzlerce yıldır. Fakat tüm bunların haricinde sanırım en dikkat çekici olan teori zamanında Amerika’nın Ira’ya girmesinin altında yatan asıl sebebin Irak’ta bulunan ve Sattam’ın da varlığından haberi olduğu bir yıldız geçidiydi. Oldukça meşhur olan bu teoriye göre Amerika, Irak’ta bulunan yıldız geçidini öğrenmişti ve esas hedefleri bu boyut kapısına sahip olmaktı. 2003 yılında Doktor Michel Salla’nın kaleme aldığı bu makalede Bağdat’ı 370 km güneydoğusundaki antik Uğur şehrinde bulunan büyük zigguratın içinde bir yıldız geçidi yer alıyordu. Bunu öğrenen Amerika, Sattam’ın böyle bir güce sahip olmasını istemedi ve bu yüzden işgal planını devreye sokmuştu. Michel Salla bu teori kaleme alan ilk kişi değildi ama olayı en detaylı şekilde anlatan makaleyi yazan ilk kişi olmuştu. Ona göre bu boyut kapılarından bahseden insanlar birileri tarafından ya kasıtlı bir şekilde karakter suikastıyla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor ya da bu konuda başarılı olamadıklarında tamamen susturulmaları sağlanıyor. Dünyanın manyetik alanları ve yapabilecekleriyle ilgili keşifler insanı heyecanlandırmaya devam ediyor. Ama ya birileri bu keşifleri çok önceden gerçekleştirdiyse ve bilinçli olarak belli amaçları doğrultusunda dünyanın manyetik alanına müdahalede bulunmaya çalışıyorlarsa? Bugün SIRN’da gerçekleştirilen büyük hadron çarpıştırıcısı deneylerinin bir boyut kapısını aralayabilecek hatta bu kapıdan farklı boyutun varlıklarının dünyamıza salınabilecek oldukları da konuyla ilgili olanlar tarafından oldukça konuşulan bir deday.
Yine de sizsiz olun nereye açıldığını bilmediğiniz bir geçit ya da kapı benzeri bir yapıyla karşılaşırsanız uzak durmaya özen gösterin. Ne olur ne olmaz.