Türkiye’de yetişen tropikal meyvelerin ihracat kapasitesi ne kadar? | Teke Tek Bilim – 7 Şubat 2022

Türkiye’de yetişen tropikal meyvelerin ihracat kapasitesi ne kadar? | Teke Tek Bilim – 7 Şubat 2022 videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zyXibhYm7ss. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. İyi akşamlar derece Tekir Tek Bilimi. Hoş geldiniz bugün bilimin farklı bir dalında…

Türkiye’de yetişen tropikal meyvelerin ihracat kapasitesi ne kadar? | Teke Tek Bilim – 7 Şubat 2022

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zyXibhYm7ss.

Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. Tekir tek. İyi akşamlar derece Tekir Tek Bilimi. Hoş geldiniz bugün bilimin farklı bir dalında program ediyoruz. Manavcılık dalında bugün Tekir Tek Manavı
açtık. Şimdi rekte var ise sipariş verebilirsiniz. Evriza kadar yolluyoruz diyeceğim ama şaka yapacağım. Kötü bir şaka olduğunu farkındayım. Bugün ziraatten bahsedeceğiz. Niye ziraatten bahsedeceğiz? Pandeminin ilk günleriydi. Bende Anadolu’da bir tarım seyahat yapmıştım. Nerede, ne yetişiyor? Tarımda Türkiye’yi bekleyen tehlikeler ve imkanlar neler diye. Antalya’ya gittiğimde Batem’e gittik. Atatürk tarafından kurulmuş çok önemli bir
enstitütü ve orada bir de baktık ki Antalya’da çok değişik ürünler yetiştirilmeye başlanmış ve bunlar Türkiye’ye tarımda seviye atlatacak. Özelikle tarımsal ihracatta seviye atacak ürünler çünkü tropikal meyvalar, iklim değişimine belki etkisiyle Antalya’da yetişebilir hale gelmiş. Özellikle Gazi Paşa’nın mikroklimasında ve diğer Antalya’nın başka bölgelerinde bu masanın üzerine gördüğünüz ve bizim çocukluğumuzda asla görmediğimiz, duymadığımız ve şimdi
artık direk Türkiye’de yetiştirilebilen ürünler vardı. Bunlar nasıl bir imkan sağlıyor? Bunlar niye yetişiyor Türkiye’de? Ne oldu, ne değişti de olmadı? Neler olabilir? Bunun Türkiye için yarattığı tarımsal potansiyel ne? Bütün bunları bu akşam konuşacağız. Üç değerli konumu var. Tahir Göktepe Alanya Zirahat Orası Başkanı, aynı zamanda Zirahat Öncesi. Mehmet Özdemir, az önce andığım Batem’in meyvecilik bölüm başkanı ve Mustafa Eczici Tropikal Meyve Yetiştirisi ve aynı zamanda bunların bu gördüğünüz şeylerin ürünlerin filelerini de yetiştiren bu konuya kafasını fazlasıyla öğren bir iş adamı ama daha çok artık galiba ziraatçi demek mümkün. Evet, eğer gördüğünüz gibi son derece şenlikli bir masamız var. Ben böyle bir tek tek masası rüyamda görsem inanmazdım. Gerçekten burayı bir tropik manava
çevirdik. Türkiye’de olmayan ne kadar bitki varsa artık Türkiye’de olduğu için bizim masamıza da yer edindiler ve hemen başlayacağız. Hoş geldiniz Mehmet Bey. Tahir Bey hoş geldiniz. Mustafa Bey siz de hoş geldiniz. Mehmet Bey ile başlayalım. Mehmet Bey iki yıl kadar önce sizi ziyaret ettim. Batem’e geldim. Gözlerime inanamadım. Çünkü inanılmaz bir tanımsal araştırma ensisu. Batem nedir, niye kuruldu, ne yapardı
bildiğim kadarıyla Mustafa Kemahat Ötürk’ün muazzam öngörüsüne kurulmuş bir kurum. Ne yapıyor Batem ve oradan buraya doğru gelin. Fatih Bey çok teşekkür ediyorum öncelikle bu yayını yaptığınız için. Ben şahsım ve kurum adına teşekkür ediyorum. Batak’ten sarımsal araştırma ensusu, Tarım ve Orman Bakanı’na bağlı, Tarımsal Araştırma ve Politikalı Genel Müdürlüğü’nün bir araştırma ensusuydu. Türkiye’de elli civarında araştırma ensusunun bir tanesi. Konu itibariyle meyvecilik anlamında çalışan iki üç tane ensüden bir tanesi. Kurumumuzun tarihçesi 1934 yılına dayanıyor. 1934 yılında Mustafa Antalya Züccu zamanında, Cumhuriyet İlkilerinde, ülkemizde o zaman adına doğru olmayan bazı meyvelerin araştırmalarının yapılması amacıyla kuruluyor. Antalya merkezinde. Özellikle Narinciye galiba. Narinciye ve Kahve o zamanki ana
araştırma konuları. Sıcak iklim nebatları istasyonu olarak faaliyetine başlıyor. Bu süreçte başta Turunçgiller olmak üzere ülkemizde bulunan ancak adına doğru olmayan çeşitlerin yurtdışından getirilmesi ülkemize kazandırılması amacıyla çalışmaya başlıyor. Bunların galiba Türkiye’nin şartlarına uygun hale getirilmesi bir anda ancak galiba. Biz buna adaptasyon diyoruz kısacası. Türkiye uygunluğunu belirlemek amacı da bu çalışmaya başlıyor. Ve bu
çalışmalar günümüze kadar devam ediyor. Bu süreçte ne yapıldı? Dünyada yetiştiriciliği yapılan birçok Turunçgiller çeşidi ülkemizde getireldi ve ülkemizdeki adaptasyonlar da tamamlandı. Mesela Finike portakalı sizdesiniz galiba değil mi? Finike portakalı bizim yerli portakallarımızdan bir tanesi ve Finike’de yetişen yerel bir çeşidimiz. Tabi Turunçgiller ülkemizin yerli ürün değil ancak. Türkiye’ye özel olan Turunçgiller de var.
Alanya dilini gibi, Finike yerli gibi Yörtiyol yerlisi gibi Bodrumandarnı gibi Türkiye özgü. Turunçgiller de bu arada ortaya çıktı. Biz bu çalışmalarını yaptık. Bu çeşitlerin adaptasyonlarını yaptık. Ülkemize uygun olanları seçtik. 1980’li yıllardan başlayarak Türkiye’deki bütün bahçeleri tarayıp seleksiyonlarını yaptık. Bunları 1990 yılından itibaren en son 2020 yılına kadar bunların testiklerini gerçekleştirdik.
2011 yılında 8 tane Turunçgiller çeşitini testettirerek yeni çeşitleri testettirerek ülkemize kazandırdık. En sonunda tabi bu çalışmalar süreklilik isteyen süreklilik arzuların çalışmalar. En sonunda 2020 yılında Bodrumandarnı’dan yaptığımız çalışmalar. Bodrumandarnı çok güzel, aroması çok güzel ancak bol çekidekti bir mandarin. Biz bunun çekideğini ortadan kaldırdık ıstaç çalışmalarıyla. Çekideksiz Bodrumandarnı.
2020 yılında Ertuğrul Bey ismiyle hem o testeden arkadaşların ismi hem de o zamanki Ertuğrul Bey tarihten gelen bir kişilik olma asesiyle Ertuğrul Bey ismini vererek bunu testettik. Aynı zamanda özel bir firmaya bunu üretim aklarına devrettik. Tabi sadece Turunçgiller çalışmadık bu arada. Çalışmıyoruz. Tropik ve subtropik meyveleri çalışıyoruz. Bunun içerisinde avokado, nar,
yeni dünya, pikancıvizi, zeytin, bir dönem muz çalışmalarımızı yaparken en son da trop meyvelerine doğru çalışmamızı devam ettiriyoruz. Ülkemizde enstitü olarak Turunçgillerden sonra belki de ülkemize kastandırdığımız en önemli meyvelerin bir tanesi de avokado. Enstitü avokado çalışmaları 1970 yılında. Avokado Türkiye’de çok yeni aslında. Yani çalışmalar 70 liraya dayanıyor.
Ancak asıl avokadonun arttığı dönem 2010 yılı ve sonrası. 2010 yılından önce çok daha az bir miktardayken 2010 yılından sonra yapılan çalışmalarla avokado artık bölgemizin bir meyvesi durumuna geldi. Bu çalışma, bu türlerde ıslah yapıyoruz. Arkaç paliyeti üretiyoruz. Yetişme tekniği çalışmaları yapıyoruz. Hasat sonrası çalışmaları yapıyoruz. Yani hasat ettikten sonra muhafaza çalışmalarını yürütüyoruz. Tüketiciye en sağlam şekilde ulaşması için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bunun yanında hastalık ve zararlarla ilgili mücadele çalışmalarını yürütüyoruz enstitü olarak. Ve bitki besleme yani bitkiler nasıl beslence ilgili yetişme tekniği çalışmalarını. Bir şey daha yapıyorsanız bildiğim kadarıyla yanlış bir lafı düzeltin. Türkiye’de bulunan özellikle narinciye gibi türlerin orijinali değil sizde.
Eğer bir gün bir kıran girse, bir hastalık yayılsa, bir yangın çıksa, bir şey olsa, bir bitkiler yok olsa siz bunların hepsinin orijinal tohumuna ve meyvesine sahipsiniz değil mi? Türkiye’de 930 civarında turunçki genetik kaynağı var. Bunları biz Tübitak’tan aldığımız projeyle, bakanlığımızın çalışmalarıyla Türkiye’de iki enstitü muhafaza ediyoruz şu anda. Birisi Bataklıya’nın Selamsı ilişkisi enstitü, bir tanesi de
Alat’a Bahçe Kültürü Araştırma Önsüsü, bu ülkenin Mersin Alat’a Bahçe Kültürü Araştırma Önsüsü, bu ülkenin sütü de turunç genetik kaynağı ile muhafaza ediyoruz. Tabii genetik kaynağı bizim mirasımız, yani tabiri rica etse araştırmanın namusu denebilir buna. Ve biz bunların muhafazasını çok ciddi önem veriyoruz. Bunları aynı zamanda virüsten arındırıyoruz. Yani virüs hastalığını arındırarak piyasaya öyle veriyoruz.
Yani bir yurtdışından bir çeşit getirdiğiniz zaman bu turunçki çeşitini ülkemize vermemiz için öncelikle virüsten arındırma programını yürütüyoruz. Yaklaşık 2-3 yıl devam ediyor. Daha sonra biz bunu temiz materyal elde ettikten sonra ondan sonra ticari öneme olanları piyasaya veriyoruz. Bu aynı zamanda ıstah ettiğimiz çeşitlerde de geçerli. Yani hiçbir turunç gel türbe çeşitleri geçirmiş, geliştirdiğimiz çeşitleri virüsten arındırma programını geçirmeden Virüsle arındırmak ne demek? Virüs neresinde oluyor bu bitkileri? Virüs hastalıkları biliyorsunuz. Gözde görülmeyen artık bu Covid’de de bunu gördük herkes öğrendi. Gözde görülmeyen ancak bitkide verime, kalite etkiden hatta bazı hastalıklar var ki bitkin ölümüne neden olan hastalıklar. Bundan hiçbir şekilde kimye ve mücadelesi yok. Bunun da çaresi şu, virüsten ağır, temiz materyal kullanmanız gerekiyor.
Veya korumamalarını almanız gerekiyor. Turunçgiller bu anlamda enstitümüze yürüttüğümüz Türkiye Turunçgili Çeşitli Gerişim Projesi kapsamında dünyada 4-5 tane ülkede yürüdülen virüsten arındırma programını enstitüde başlarıyla yürütüyoruz. Yaklaşık 30 yıllık bir proje çalışması. Ve bu çalışmayı kesinlikle devam ediyoruz. Turunçgillerle ilgili kısaca durumumuz bu. Şimdi bugün asıl konumuza geleceğiz. Asıl mevzumuz bu da.
Asıl mevzumuz, tropikler. Burada neredeyiz, enstitümüz nerede? Kısaca ondan da bahsetmek istiyorum. Tabii ülkemizin tropik meyve geçmiş aslında 1940’ta da muzla başlıyor. Muz ülkemize 1940’ta da giriyor. Alanya, Anamur, Anamur, Alanya o civarlarda da giriyor. Daha sonra bunlar o sıcak iklimlerde yetişmeye başlıyor, yetiştirmeye başlanıyor. Çok amatörce. Ve 1990’lara kadar bu şekilde bu devam ediyor. 90’lı yıllardan sonra… Nezik o zamanlar mesela 90’lara kadar kaç ton yıllık üretim muzda? Yani 30 binler civarında. 30 bin ton civarında. Evet. Türkiye’nin ihtiyacı ama 600-700 bin ton galiba değil mi o zaman? Evet yani şu anda 1 milyon tane doğru gidiyor. Şu an 1 milyon geçti. Tabii o zamanki şartlarda lojistiğin az olduğu yıllar… Biz çocukken muz çok zor bulundu. Bir meyveydi yani Türkiye’ye. Tarih yıbaşlarında belki insanları…
Sonra ithalat izi çıkınca işte Çikita muz falan filan diye bir ithal muzlar çıktı ortaya. Onlar da bir tadı güzel değildi. Türk halkı pek yedi ama çok sevmedi. Şimdi tekrar yerlide müthiş bir artış var. Evet. Ya muz konusu biraz… Yani belki Türkiye’de tarımın üretim anlamında bir başarı hikayesi aslında. 1990’larından sonra Alatabağ çiftlilerin yaptığı ıslah çalışmaları, seleksiyon çalışmaları… Enstrüman yapılan bazı çalışmalara yeni muz çizgisiyle test edildi.
Bunların belki 2005’lerden sonra ve 2000’lerden sonra fidandan dokkyutura üretilmesi neticesinde… Artık virüsten ari adına doğru muz çeşitleri piyasaya çok ciddi anlamına girdi. Yerli muz. Yerli muz evet. Azman gibi, alat azmanı gibi çeşitler piyasaya girdi. Ve bunlar şu anda üretimde çok ciddi paya sahip oldular ve çok ciddi de üretimler geçirildi.
Türkiye şu anda tüketiminin %80’inden fazlasını galiba üretebiliyor. Evet üretiyor. Şu anda muzda üretimimizi baya kendi kendimize yeter hale yeriyoruz. Şimdi daha sonra tropiklerden aslında süptropik olarak değeri dediğim avokado var. Avokado da 1970’lerde enstrüme getiriliyor. 40’larda başlayan muz 2000’lerde patlama yaptı anı kadarıyla. 70’lerde başlayan avokado 2010’larda galiba. Ondan sonra artık günler tarım… Mesela avokadoyu nasıl yerlileştirdiniz, nasıl geliştiriyorsunuz yerli hale getirdiğini?
Valla bu avokadolar şu anda mevcut çeşitlerimiz Amerika’dan getiren çeşitler. Meksika ıkı dediğimiz işte çeşitlerimizi getirdik. Toplam bunları adaptasyon sonucunda biz bunları milli çeşitlerine kaydettik. Yani bu Türkiye’de olabilecek çeşitleri yani 90’la 70’lerden başlayıp da 2000’lere kadar… Farklı avokadoyu getirip bunların Türkiye’ye hangilerinin uyum sağacağını tespit ediyorsunuz. Evet 40 tane genetikanat 40 tane avokado çeşitimiz var ama bunlardan biz 7 tane çeşit 4 tane anancı tespit ettik. O da bir kısmını sadece genetikanat olarak tuttuğumuz çeşitler var. Onlar belki üretimde yer etmeyecek çeşitler. Kalitesi istediğimiz tarzda olmayan çeşitler. Avokadoda 2004’den sonra araştırma çalışmaları yürütülüyor. Mutasyon çalışmaları yürütüyoruz.
Daha iri, daha güzel veya mevcut çeşitlerden daha iyi çeşitleri geliştirmek çalışıyoruz. Ayrıca avokada anaç konusu var. Ciddi bir problem. O ne demek? Şimdi şöyle ki avokada 4 tane tohum anancımız var bizim. Bunlar dünyada kullanılan çeşitler, anaçlar. Ancak bundan tohum olduğu için fidan aşamasında bunlardan istediğimiz homojenik sağlayamıyoruz. Yani yeterince gelişmiyor.
Birisi küçük, birisi büyük kalıyor. Hastalık zararlılığa dayanıklanır tam bilmiyoruz. Bunun yanı dünyada tron ancı dediğimiz, dok kültürle çoğaltılan ve ekildiği zaman bir önek bitler elde ettiğimiz anaçlar gelişiyor. Yani tohumdan değil, çekirdekten değil, daldan bir şekilde kültürel olarak getirilmiş. Evet, bununla ilgili çalışmaları da yürütüyoruz. Daha onun çalışmalarının sonucuna gelmedik ama çok ciddi mesafe kat ettiğimizi düşünüyorum.
Yakın zamanda belki 3-5 yıla veya 10 yıla kadar. Siz 7 çeşit avokadayı Türkiye’ye uyarladınız ve bunlar Türkiye’de üretilen avokadaları oldu. Evet. Yıllık üretim şu anda nereye geldi avokadada? Türkiye’de yıllık üretim 7 bin ton civarında. 7 bin ton. Türkiye’nin ihtiyacı ne kadar? Yani Türkiye’de şu anda 10-13 bin ton civarında avokadayı tüketiliyor. 6-7 bin ton. Şu anda daha iç pazarı bile doyurmuş değiliz. Doyurmuş değiliz. Ama avokada çok ciddi bir… İhracat potansiyeli. İhracat potansiyeli var.
Bulunduğumuz bölge itibariyle çok ciddi bir ihtiyacız potansiyeli var. Bulunduğumuz bölge derken oraya kasıt ne? Bulunduğum bölge şöyle ki bu ülkemiz öyle bir coğrafi bölgede ki yani 3 saat uçak mesafesinde 80 ülkeye ulaşabilecek mesafedeyiz. En büyük tüketimlerden oldu Avrupa’ya, Rusya’ya, Ukrayna’ya çok ulaşabilecek mesafedeyiz. Bu bizim için avantaj olarak değerlendiriyoruz. Bunlar en büyük pazarlar bize yakın. Evet, evet aynen bu şekilde.
Avokada şu anda piyasada kullanılan çeşitlerin tamamı esnumuz tarafından geliştirilmiş, piyasaya verilmiş çeşitler. Bunlar füverte, has, bacon, lutano, etincir gibi çeşitlerimiz. Peki Mehmet Bey şimdi ben Antalya’ya geldiğimde, sizi de ziyaret ettiğimde sonra orada çeşitli bahçeleri falan da gezdiğimde ilginç bir şeyler gördüm. Evet siz bu Pasiflora denen passion fruit’u geliştiriyordunuz orada.
Hatta bunun tohumlamayla değil başka Türkiye içilmesinin Türkiye daha uygun olacağını anlatmıştınız bize. Ama ben sonra çıkınca Gazi Paşa’dan Filike’ye kadar birkaç yere gittik orada. Mango ve galiba dünyadaki en lezzeti mango olabilir yani o kadar iyi mango. Çok miktarda Pasiflora ve şey… Papaya, papaya. Ejder meyvesi.
Ve daha pek çoklarını gördüm ve müthiş bir üretim var yani sera içi veya sera dışı. Bunların da çalışıyor musunuz yoksa bunlar üreticiler doğrudan dolayı kendi imkanlarıyla bunlara başladılar. Siz arkadan mı geleceksiniz orada? Hayır Fatih Bey çok teşekkür ediyorum sorunuz için. Şimdi tropik meyvelerle ilgili tabii ensut olarak ileriyi görme adına biz 2011 yılında bir proje geliştirdik.
Batem, Batak’tan Samsun Arşitmen Önüsü Antalya İltar-Murma Müdürlüğü Koordinatörlüğünde, Akdeniz Üniversitesi, Ratboktesi Bahçe Birtleri bölümüyle birlikte bir proje geliştirdik. O yıllarda Bağli Lik’ten bulduğumuz bir kaynakla Amerika’dan 600’e 11 tane çeşit getirdik. Bunlar mango, pitaya, pasiflora, lichii, longan, guava çeşitleri. Bunları biz açık arazide Gazi Paşa’da iki tane lokasyonda bir de Alanya lokasyonunda denedik.
Bundan adaptasyonun amacıyla önce pitamlarımızı getirdik, büyüttük. Gazi Paşa’da iki tane lokasyon da ve Alanya lokasyonunda denedik. Özellikle Gazi Paşa’nın lokasyonlarımızda çok ciddi mesafe kat ettik. Bunu adaptasyonlarına yaptık. Bu çalışmalar sonucunda ülkemizin uyum sağlayan, verimi ve kalite yönüne ortaya öne çıkan çeşitlerden 2018 yılında pasiflora da bir çeşit pitayar iki çeşit tesir etseydik. Teskir şu demek, bu çeşit ülkemizde adaptasyon olabiliyor ve ülkemizde üretilmesinde herhangi bir sıkıntı, yani teknik anlamı sıkıntı olmadığını düşünerek bunları ülkemizde Tohum Sertifikasyon Merkezi müdürlüğü tarafından belli kriterler salamak amacıyla başvuruyoruz. Ve bunları biz milliyetçi istesinde kaydettik. Tabii bunları öncelik anlamımızın sebebi şuydu. Pasiflora ve pitaya hem çoğaltılması kolay hem damak tadı olarak milletimize uygun çeşitler olmazsa bile bunları öncelikle tesir ettirdik. Ve bunları hızlıca fidan üretilmene başladık. Daha sonra 2018’de başlıyoruz. 2020 yılında da Mangoda bir tane, Lice’de iki tane, Longan’da bir tane çeşit tesir ettirdik. Bunları da 2020 yılında tesir ettirerek tesir ettirdik ve piyasaya fidan üretimini hızlandırmamacıyla da özel bir firmaya bunların fidan üretim hakkını ve görevini devrettik. Şu anda bunun fidanları üretip ekiliyor bir yandan değil mi? Üretiliyor, evet üretiliyor. Tabii bu arada bizim bu çalışmalarımızdan ilham alınarak özel sektör firmaları, çiftçilerimiz değişik yollardan bu türlere ait fidanları getirerek yeni bahçede tesir ettiler, ediyorlar. Özel firmalara da var bunu getiren, adına doğru getirenler var. Ve bu trop mühendisler bizim kurumumuzun üniversitenin veya tarmini müdürünün başlangıçlarıyla, katkılarıyla, projelerle ülkemizde önemli bir yere dindi. Tabii az önce biraz bahsettim, ülkemizin özellikle Arlanya, Garipaşa, Anamur gibi, Türkiye’nin en sıcak yeri dediğimiz bölge, gerçekten Türkiye’nin en sıcak bölgesi. Ama en güzel bölgesi ve trop mühendisler için en önemli meyvesi, en önemli bölgesi. Burada hem sıcaktık, çok önemli ama buranın tabii mikroklima özelliği olmazsa bile arkası toroslar dağlara dayalı, bu da çok don olayı olmuyor. Ve biz bunlar açık arazide denedik. Sera dışı. Sera dışı. Tabii daha sonra geldiğimiz süreçte de artık bazı meyvelerin sera doluca olacağı, bazıların sera dolmayacağıyla ilgili sonuçları da elde ettik. Onları belki birazdan paylaşırız. Peki bir şey söyleyin şimdi, Alanya ve Antalya Türkiye’nin en sıcak bölgediriz, Mersin, Anamur, Alanya, Antalya. Mesela Güneydoğu, Andorluda bunların olma ihtimali var mı? Orası için çalışma yürütülüyor mu? Ya orada şöyle bir, tabii bu trop meyvelerin ülkemizde yetiştiğiniz kısımdan en büyük neden, kış soğukları. Oralığı biliyorsunuz. Ama Urfa, Diyarbakır falan, oralar soğuk. Hem nem çok üşük ve kış soğukları. Ama Urfa’da göl civarı falan olmaz mı acaba? Orası çok… Denense ört altında olabilir. Denemek lazım. Tropikal iklimlerde bile risk oluşturabilir. Onun için yani tropikal ürünlerin özellikle yetişebileceği bölgeler… Akgeniz bölge. Güneydoğu’na olmaz. Yani denen bir şey de var. Bizim ziraatların çalışması, oradaki başkanlarımız da deniyorlar. Ancak tabii çok da başarılı olmuyor. Hatta bizim bu bölgede de belli alanlar haricinde, özellikle ört altında üretime kesinlikle önem veriyoruz tropikal ürünlerle ilgili.
Peki ben lafı kestim. Siz devam edin. Şimdi tabii bunlar ülkemize geldi. Adaptsasyon da yapıldı. Tabii bundan bazı çalışma yürütülmesi gerekiyor. Yani bunlar böyle dik dik yaptık etkiliğe bitmiyor. Bundan yetişim ve teknik çalışmalara başladık. Ne yaptık bununla ilgili? Dicib ve Longan’da çünkü fidan üretimi sıkıntılı. Bunun fidan üretimi problemi için, problemini çözmek önceden fidan üretim çalışması yaptık, projesi yaptık. Onu tamamladık. Ve buradan güzel sonuçlar aldık.
Bunlar artık havayı daldırmayla hormon dozları falan filan hepsini belirlemiş durumdayız. Fidan üretimi konusundaki istasları ve nasıl ücreti belirlediniz. Evet belirledik. Daha sonra PITAYA pasitoryayı biz Gayeci Paşa’da denemiştik. Bunu Antalya’ya doğru getirebilir miyiz, biraz daha Selim’e getirebilir miyiz diye. PITAYA pasitoryanın açıkta ve örtü altında Antalya şartlarında yetiştirebileceğiyle ilgili çalışmayı yürüttük. Onu da sonuçtan dedik. PITAYA örtü altında yetişebiliyor ancak pasitoryanın örtü altında yetiştirdiğinde çok ciddi sıkıntıya karşılaştık. Tabii bunları yaparken tek başınızı yapmıyorsunuz. Bir kurumsal gelen kurumun geçmişten gelen bir kültürü var, bir mirası var. Ve bunu ciddi bir araştırmacı ordusuyla yapıyorsunuz. Bu konuda çok emek veren arkadaşlarımız oldu. Hatta şöyle bir şey var ki meyvede ıslah çalışmalarında genelde başlayan bitiremiyor bunu. Yani kurumsal mirası devam ettiriyorsunuz. Burada arkadaşlarımız Sayın Beyza Biner, Banu Dal, Dilek Güven, Iştah Yıldırım, Akdeniz Üniversitesi’nden Hamide Güpük Hocamla beraber bu çalışmayı yürüttük ve yürütmeye devam ediyoruz. Tabii bunun meyveyi ıslah ediyorsunuz, yetiştiriyorsunuz, üretiyorsunuz. Bazen oluyor ki taze tüketim yetmiyor.
Bunu gıdaya eşleme ile ilgili çalışmaya yürüttük. Kurumumuzun çünkü böyle altyapısı var. Gıdayla ilgili bir altyapı. Bunlardan yan ürünler, tarama da yan endüstri ürünler. Evet, yan ürünler. Gıda sanayi ürünlerle ilgili çalışma yaptık. Ve bunu çalışmaya devam ediyoruz. Mesela ne yaptık? Pasifle marmaratı yaptık. Harika. Evet, prior gelip çok güzel. Çünkü bazen zaman oluyor ki ürün piyasada tam taze tüketim gitmiyor. Ürün fazla soruyor. Avrupa’da bu pasiflerin suyuna muazzam bir talep var. Bütün dünyada, barlarda, marlarda en çok kullanılan ürünlerden bir taze pasiflere suyu. Evet. Oğuzhan Tresya’dan nasıl denir? Muz marmaratı. Mango. Mango’da da bazı gıda çalışmalarını yürütüyoruz. Muz kurutma çalışmalarını yürütüyoruz. Bunun yanında bunun hastalıklarla ilgili bitki sağlığı çalışmalarını yürütüyoruz. Bunda çok ciddi mesafeler aldık. Çünkü bir ürün bir bölgeye geldiği zaman genelde hastalıkta gelmemişse
onun hastalıklar biraz sona çıkıyor. Temiz materya gelmişse onun çünkü hastalıkta zararlısı daha sonra ortaya çıkabiliyor. Bunlarla ilgili ön çalışmaları yürütüyoruz. Bitki besleme çalışmaları yürütüyoruz. Tabii bunlarla birlikte, bu çalışmalarımızla birlikte özel sektörde ciddi anlamda buna büyük üreticiler yatırım yapmaya başladılar ve bu çalışmalar devam ediyor. Hocam şimdi mesela ben bunları yiyorum hepsini. Bunların bulabildiği mi yiyorum yani? Bazıları sayenizde biraz daha iliştirebilir fiyatlara da geldi.
Mesela bu Türk mangosu bana sorarsanız dünyadaki en güzel mango. Yani lezzet olarak çok daha iyi geliyor bana. Acaba ben mi öyle yanılıyorum? Pasiflora öyle mesela şimdi. Bu pasifloradan ben Eslen’de, Manav’dan alırdım. İtal bir meyveydi. Arada bir alırdım iki tane yerdim hoşuma giderdi tadı. Yerlisini yiyince bunun yerlisi çok daha tatlı ve çok daha lezzetli. Bir Türk şey mi oldu artık burada? Burada şöyle bir durum söz konusu. Bunlar tropik meyveler. Ya subtrope geldikçe tabii bazı kalite parametre daha değişebiliyor. Bu genelde artığı yönüne gidiyor. Ve tabii burada asıl bizi dikkat ettiğimiz sözü şu. Hasap olumunda toplanmaz meyvenin. Mesela sizin İtal aldığınız mango veya pasiflora muhtemelen çok uzun zaman önce… Ham toplanıyor, yolda olgunlaşıyor. O da hakiki bir olgunluk olmuyor.
Çünkü mesela mango, ithal mango yiyorsun, saman gibi geliyor. Yerli mango yiyorsun, bambaşka bir tat geliyor insana. Ya bizim… Ayşe papaya da geçerli. Bütün meyveler bu geçerli. Çünkü… Bu dalında olgunlaşması ile yolda olgunlaşması arası fark aslında. Yani Gayetipaşa’da ve Alanya’da hasar eden bir meyve bir gün sonra sizin sofranız geliyor. Ancak İtaliler bu… Ne fiyatla değişiyor mesela? Şimdi bu pasifloranın dört tanesi… Şimdi kaçtadır Allah bilir de… Üç tanesi. Üç tanesi pardon. Üç tanesi 30 liraydı. Eğer 27 liraydı manavlarda. Yerlisi çıkınca kilosu 40 lira oldu mesela. Geçen sene kilosunu 40 liradan boyunca bir şey aldım galiba. Birden bire içinde de 20 tane, 30 tane oluyor bazen kilonun yani. Fiyat da birden bire değişiyor. Tabii üretim arttıkça bunun ars-talep dengesi ile fiyatı belli bir şeye oturacak. Tabii biz bunlarla kalmıyoruz. Peki siz hocam, bizde Türkiye’de neler yetişiyor? Bir bakalım mı onlara? Gerçi burada hepsi yok ama siz mi anlatırsınız?
Oldu. Hakan Bey hangi sahibiniz? Beraber durabiliriz. Tamam. Şunlara bir anlatalım ya ne olduğunu. Çok özür dilerim lafınızı kestim ama şunlar bir nedir onları görelim. Bunlar hepsi Türkiye’de yetişen meyve mi? Tabii hepsi bunlar. Bunları siz getirdiniz gelinçten ve hepsi Türkiye’de. Tespit ettiğimiz 42 çeşit meyve var. 42. Adan Evgazisi Paşa’da yetişen. Bunlar genellikle bayağı yetişenler yani. Adaptasyonu sağlamış bunlar. Bunlar dalında. Bu ne? Mango. Bu kent. Bu kent cinsi. Bu kent cinsi. Bu kent cinsi.
İki tür mango var şimdi hangisi hangisi ikisi de Türkiye’de yetişiyor bunları. Evet. Bu kent cinsi. Şu an Türkiye’de 8 çeşit yetişen var. Mesela şey var. Keit cinsi var. 6 ay. Ne şey diyim bu? 6 ay boyunca. Bu Naomi. Naomi. Naomi. Bu çok acayip bir aroması var. Bu yılda iki defa veriyor. Evet. Kenti görmemişsin. Kent daha güzel aslında. Hepsinin ayrı bir aroması var Fatih Bey bunların hepsinin ayrı. O arabdede ben sizden alırım.
Keit cinsi eylül sonu başlıyor hasatı. Aralığa kadar hasat yapıyorsunuz ve bunu devamlı ihrac edebilirsiniz yani. Peki bu mango Naomi bu mango kent. Bu bildiğimiz avokado. Evet. Bu avokado. Ceora Pişareti. Farklıları da var galiba. Birkaç çeşit galiba. Şu anda adaptasyonu sağlamış. Yaklaşık 8 tane çeşidimiz var. Bunlardan Alanya Avukados diye Ceora Pişaretinde 2015 yılında alındı ve sonrasında pazarın açılması 2018 yılında ihracat rakamlarımız oluşmaya başladı. Talep görmeye başladı. Bu hususi. Peki devam edelim alırız konuşabilirsiniz. Bu ne? Bu dikenli dokumluyor ama. Kendi incir. Dokunmayan dikenli batar. Dikenli incir mart inciri dediğimiz bizim yöremizin çok güzel hem sağlık açısından çok faydalı. Tabii dışı dikenli olduğundan dolayı özellikle tüketicileri bilmiyor. Onun için bunu pazarlayanlar da soyuyorlar. Güzelce hazırlıyorlar.
Bu da da dondurduktan sonra tüketilmesi çok faydalı. Daha güzel. Tüketilmesi gerçekten. Şu an Hayrettin Bey var. Onu üretiyor şu an. İhracata verecekler. Bu da Türkiye’de üretiliyor şu an. Evet. Evet. O bu Trabzon Urması’nın çikolata meyvesi diyorlar buna. Çikolata. Pudding gibi içi. Ekmeği sür. Çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata. Bu çikolata.
Bu karambola. Yıldız meyvesi. Yıldız meyvesi. Karrambola. Bunun da üretimi ciddi anlamda şu anda yeni yeni bahçeler kurulmaya başladı. Tar olarak da gerçek. Bu da ne? Limon bu. Limon mu? Evet. Yok canım. Finger lime. Finger lime bu mu? Finger lime. Buda’nın eli de, şeklinde de. Vallahi limon bu. İçerisinde limonlar da jel şeklinde parmağın içerisinde yani tanecikler şeklinde. Şöyle bir de monta yettim gibi. Evet. Çok da güzel.
meyvesi diyorlar buna yurt dışında. Müthiş bir tadı var bunun da. Içi içi çok güzel. Içi. O meşhur ejder meyvesi. Evet. Bunun ne kadar cengi var galiba? Kırmızısı, beyazı. Beyazı var. Bir de sarı var. Bunun beyazını ben sevmiyorum ama kırmızısı güzel. Kırmızısı çok güzel. Bir de sarısı. Şurası sarımsak gibi görünen bu mu? Evet. Evet o mangostin. Mangostin bu. O lice sandım ben ama ben. Lice ile longan da yetişiyor. Lice longan acayip güzel yani. Peki bu ne? Bu acayip bir şey. Tekenbillah. Bu eee aşeryenler yiyorlarmış. Aşerenler yiyorlar. Eee bunu üreten eee Kazıpaşa’da İzzet Hoca var. İzzet Hak yol. Kilosu beş yüz liradan satıyor. Kilosu beş yüz lira mı? Evet. Kilosu beş yüz liradan. Eee erik eee yerine. Eriye benziyorlar. Evet. Çok c vitamin yüksek gibi. Evet. Eee bu bildiğimiz şey. Lime limon. Lime limon. Bu zaten vardı Türkiye’de. Evet. Bu da yetişiyor bayağı. Bu? Bu papaya. Papaya. Papayanın yeşilini Koreliler ve
Uzak Doğullar burada salata yapıyorlar. Bayağı satılıyor. Evet. Bu normal papaya. Olgun tüketmiş. Bunun çekirdeği çok güzel bir tadı var. Çekirdeği de faydalı. Çok güzel bir tadı var. Bu blueberry. Blueberry şu an iki bin dönüm üzerinde yetiştiriliyor. Antalya’da. Çok da iyi. Bu ne? Onlar ya böğürt den. Yok böğürt den değil. Böğürt den değil. Ya kurt kuşu. Kurt kuşu. Kurt kuşu. Başka bir isim ama latincesi de. Bu? Ahududu. O peşin vrutun tatlısı.
Varana Dilla. Bu yetişmiyor Türkiye’de. Ha bu yetişmiyor. Bu yetiştiremedi. Bu nereden geldi? Denedim bunu. Bu nereyle karıştı? Bu şu an İtal geldi. Ha İtal bu. Örnek olarak yani. Onu göstermek için tabii ııı adaptasyonunu sağlamış. Şimdi peşin vrutları böyle boy boy. Bu ne bu? Bu niye bu kadar değişik boyları var? Şimdi bu uzak doğudan getirdiler bunun fidanını. Hı hı. Bunlar Kolombiya cinsi ve Amerika’dan. Ama bu daha lezzetli. Evet. Işte onu diyorum. Bu mesela şu an
kesinliği çeşitli. Bunun içini kestiğiniz zaman içi bayağı kışatlarına. Yani burada işte burada kestim ben bir tanesini. Şahane. Tat ve aroma çok farklı. Bir sesindeki jel oranı da. Bakayım tadına. Çok güzel. Çekirdeklerine bayağı faydalı çekirdekleri kırıp yediğiniz zaman. Şimdi Fatih Bey bu. Ben bütün bir duyuyorum. Iıı peşin pırıt, pasiplu aram ülkemizde iki defa meyve veriyor. Bir Temmuz’da meyve veriyor. Bir de ııı bu mesela ben bunu yediğim zaman pansörüm düşüyor diyeyim yani
neresi? Ve bir rahatlatıyor. Senotinin yayıyor beyinde. Olabilir yani. Çok keyifli. Rahatlama hissediyor. Zaten bunun bir başka bir türü. Biliyorsunuz ilaç sanayiinde kullanılan ııı pasitore eee bir tür var. O bizim konumuzun dışında. Ha bu kafa buluyor yani biz hamurlarla. Hayır yani ilaç tıpta kullanılıyor. Sakinleştirici. Sakinleştirici. Doğal doğal uyku ilacıdır. Evet. Evet. Iıı bu vardı eskiden de hala var. Altın çilek. Az da olsa var. Altın çilek. Ama ııı bu pek parlak bir şey değil bu. Ben onu çok sevmem. Iıı başka
ne var? Bu ne? O şadok dediğimiz Pamela. Ha Pamela mı bu? Evet. Bu da Pamela. Evet. Evet. Tadı çok güzel fırın. Çok güzel. Şahane bu. Evet çok güzel bir tadı var. Moru da var. Ama moru şu an mevsimi değil. Içi mor tamamen. Muz. Ananas var. Ejder mevzusu. Ananas da yerli mi? Evet anas yerli. Evet. Şu an geçiyorlar Fatih Bey. Ama açıkta biraz ııı zor oluyor. Sera. Sera. Sera içerisinde yetmiyor. Veya küçük kalıyor. Şunlar da mango mu? Yok papaya. Papaya. Papaya. Papaya. Küçük papaya, büyük papaya. Bu papaya, başka bu papaya. Bunu ben yemedim ama bu çok güzel. Ya buna değil işte işte Fatih Bey. Hani bir fark yok. Olmamış da. Olmamış hali. Ham. Uzakta olan ham seviyorlar. Evet. Turşu falan yapıyorlar. Şu karanedinliğinin haricindekilerin hepsi bu hariç hepsi yetişiyor. O da tadı farklı. Iıı şey de ııı peşin frutu farklı bir şehir. Bu Türkiye’de yetişmiyor ama. Denedin mi olmadı? Olmadı. Demircinin de bayağı bir fidanda
var. Demircinin de. Bu da demircinin. Şerbetini yaparlarmış Osman zamanında. Evet. Osman zamanında vardı. Hatta ııı Hacı Bekir’de çocukken içerideki şerbetin çok da güzel olurdu. Hala var mı bilmiyorum Hacı Bekir’i görmüyorum çoktandır. Hacı Bekir’e demir indi şerbeti diye olurdu. Şahane olurdu. Bir de Kumkat. Kumkat zaten vardı ama değil mi? Tabii. Ama bayağı bir hekim var bununla. Sizin bahçede bir tane var. O ne bu bu stüdyo kadar dev bir Kumkat var. Kumkat tabii şöyle bir durum söz konusu. Iki bin on yılına kadar Kumkat sadece ııı sürekli sürekli değerlendiriliyordu. Iki bin on yıl sonra yaptığın
çalışmaları artık meyve üyüviyeti kazandırdık. Şu anda Kumkat ııı bir meyve olarak tüketiliyor. Aynı zamanda gıda sanayiinde kullanılıyor. Reçeli mal malatası kurutulmuşu çok ciddi talep görüyor. Eee ve şu anda bununla ilgili çok ciddi bahçede kuruldu. Eee seksen dekar yüz dekar otuz dekar. Ekonomik olarak da şu anda çok katkı var. Ekonomik anlamda da çok ciddi bir ııı girdi sağlam bir ürün haline geldi. Bu yılda kurutma fabrikaları da kuruldu Fatih Bey. Iıı şeyde. Biliyorum. Tarsust’a, Musa’da ııı Karaman’da. Kırk iki keşet tropik meyve Türkiye’de şu anda yetiştirilebiliyor. Evet evet. Çok ilginç. Peki şimdi ııı üretimine geçmeden önce size ııı zıraççı olarak soracağım ııı bir şey var. Şimdi bu özellikle muzla başlayan ama şimdi diğer tropik meyvelerde bana bunun ilgili bugün çokça soru geldi. Diğer tropik meyvelerde de ııı söz konusu olan su meselesi var. Şimdi Türkiye’de tarımsal suyun gereksiz kullanı daha çok kullanılması ya da çok su gerektiren tarım ürünlerinin Türkiye’de üretilmesinden ııı
dolayı işte İç Ağadoğul’da ve başka bölgelerimizde bir su meselesi olduğunu biliyoruz. Ginebiliyoruz ki muz müthiş su ya gereksinim duyan bir ürün. Yani muz üretmek iyi mi kötü mü? Tartışmalı hale geldi. Su su talebinden ııı ötürü. Türkiye gibi suyu çok da fazla olmayan bir ülkede muz üretmek ne kadar doğru tarışılıyor? Peki bu ürünlerde diğer ürünlerde ııı su tüketimi ne kadar? Mesela mango için veya diğer buradaki ııı
tropikal veya subtropikal dediğiniz ürünler için gerçekten çok ihtiyarlı su gerekiyor mu? Muz kadar su harcıyor bunlar. Ya şimdi Fatih Bey bu ürünlerin her birinin su tüketimi farklı farklı. Yani o burunduğunuz toprak şartları iklim şartları yetiştiği bölge verim bu su tüketimleri bitkinin o andaki veya yapısal ııı duruna bağlı olarak değişiyor. Ama tabii ııı baktığınız zaman da muzun yaprakların çok büyük olması çok nemi istemesi muz tüketimin ııı su tüketimler. Dönüm başına günde dört ton
su istediği söylüyor. Yani o rakamlar evet. Özellikle yaz aylarında çok yoğun bir şekilde çünkü Mehmet Bey’in de bahsettiği gibi hem yaprakların büyük olması, gövdenin yüzde doksanının suyla kaplı olması, artı seray yüksekliği yedi buçuk metre dolaylarında bu hususta da bu varlaşma olması için nem yani biz bir nevi ııı kendi doğal ortamını tropik ortamını kazandırmaya çalışıyoruz. Seray içindeyiz. Tabii. Bizim özellikle ııı Anamur bölgesinde Mersin’den, Gazi Paşa’da, Alanya’da çok ciddi bir çok güzel bir mikroklima var. Açıkta da yetiştiricilik yapılıyor. Iıı çünkü yaz aylarında bunun yoğun olarak olduğu dönemlerde ııı o mikroklimadan dolayı zaten ciddi bir ortam oluşuyor. Tabii ciddi bir nem var. Nis bir nem ııı oluşmuş oluyor. Bu neden dolayı ancak tabii ııı daha hızlı böyle ııı verime döndürmek daha fazla tonaj
elde etmek ve ııı senenin her ayında ııı muz bulundurmak ııı tüketicilerimizin sofrasına getirebilmek için ört altında ııı muz bir şekilde girdi. Iki bin ııı onun on yılından sonra çok daha hızlı oldu. Burada ııı bakanlığın çok ciddi sübbansiyonlu kredi destekleriyle bu yapıldı. Çünkü ııı küçük aile işletmeleri özellikle bu sübbansiyonlu krediler olmasa ııı bu kadar çok olmazdı. Şu
anda ııı Antalya bölgesinde ııı Manavgat’ta artık ııı yaklaşık dört beş yıldır yoğun bir şekilde. Sekiz yüz bin ton civarı muz üretim olarak. Şu anda sekiz yüz dokuz yüz bin ton diyebiliriz hatta iki bin yirmi bir de çok çünkü yapımlar oldu. Dokuz bin ton ülke ihtiyacını karşılar durumda zaten bizim muz üreticinin sizin de ııı mağdur olmaması için özellikle muzun ııı yoğun olduğu dönemleri Eylülay’la Mayıs ay içerisinde ithalatı kesmek lazım. Bu noktada. Peki
bunu Tarım Bakanlığı ne diyor bununla ilgili? Tabii biz bunu her zaman dile getiriyoruz. Sayın Genel Başkanımız ııı Türkiye Ziraatodular Birliği, genel başkanımız Şemsibayraklar ııı bakanlıkla sürekli görüşüyor bu hususta. Tabii ııı direkt ithalatı kesilemiyor şu anda ama bunun o dönemlerde o dönemde kesilmesi lazım ya da kotak olması lazım mutlaka. Tabii ciddi bir ııı görensi olarak belki koyabilir belki. Tabii gümrük vergisi şu anda ton başına sekiz yüz otuz euro ııı gümrük var toplu konu ııı bu da yetersiz kalıyor. Iıı şu anda ııı marketlere gittiğimizde de evet ııı ithal muz. Abi özellikle yerli muz alıyorum. Evet. Özellikle. Biz de buradan. Kesinlikle şunu tavsiye ediyoruz. Iıı yerli muzdan. Işte yerli muzlar daha küçük olurdu. Bunlar daha iri. Artık seraya girmesi önce ilk dönemlerde yaklaşık yani on yıllık. Yani şöyle şu kadar olurdu yerli muzlar şöyle olurdu. Şimdi bayağı büyümüşler yani. Şu anda serada artık kendi istediği ortamı ııı oluşturduğumuzdan dolayı. Daha uzun. Işte de yarışır zaten. Ama çok daha lezzetli. Kesin yani. Biz üreticilerimizin de özellikle üreticilerimiz de şuna çok dikkat ediyorlar. Burada bitki koruma ürünlerini uygularken, bitki besleme ürünlerini uygularken gerçekten özenle yapıyorlar. Iıı çok kaliteli tat aroma olarak. Ondan sonra. Peki ihracatın var mı Türkiye’de? Türkiye buz ihrac ediyor mu? Ihracat şu anda kendi kendimize anca o dönemde de yettiğinden dolayı. Ihracat var ııı ama çok az. Az. Komşu ülkeleri. Ama avokado da galiba ciddi ihracat başladı. Avokado mesela çok su istiyor mu? Avokado muzdan daha az su ister ama su ister. Yani buradaki diğer tropikaller bu masanın üzerinde gördüğümüz ürünler içerisinde ikinci olarak ııı suyu en fazla hangisi derse de avokado. Birinci muz arkasından hemen avokado. Sonra papaya. Iıı gelir. Papaya. Ondan sonra papaya gelir. Iıı ama tabii mango ııı ejder meyves dediğimiz pitaya ııı pasifliora bunlar nispeten daha az istiyorlar hatta ııı haftada bir sulansa bu daha uygun. Çok fazla nem istemiyor. Normal bir bosta gibi sulansa yeter yani. Çok suyuz. Salatalıktan daha az ister. Daha az ister. Özellikle yaz aylarında salatalıkta mutlaka yani örtaltında üretimi yapılan domatese salatalıkta daha yoğun bir şekilde ııı verilmesi lazım suyu. Ama ııı biz burada şimdi üreticilerimiz özellikle sübhansiyonu kredilerde verilmeye başlamasıyla sebze üretiminden de çıkıp yavaş yavaş muz üretimine geçildi. Bu döneme kadar. Nispeten yani ııı çünkü sebze üretiminde üretim zorlu koşullar var. Iıı muzda on beş dekara yirmi dekara bir tane işçi bütün işlerine yapabiliyor bakabiliyor. Emek olarak da daha az emekli. Tabii emek olarak daha az ve ııı biraz daha getirisi daha da fazla oluyor. Ama şu anda özellikle ııı kuraklıkla mücadele ettiğimiz için ııı biz iki bin yirmi bir yılında yazında ciddi anamda il olarak Antalya olarak diğer tabii ııı komşularımız da aynı sıkıntıyı yaşadı. Kuraklıkla mücadele ettik ııı bu hususta sonrasında ııı biraz da girdi maliyetlerimiz ııı doların artması ııı nedenlerden dolayı elektrik işte ııı bitki koruma ürünleri
bitki besleme ürünleri ııı tarımsal sulama ııı var. DS’ye bağlı olan tarımsal sulamaların fiyatların çok yüksek olması nedeniyle ııı üreticilerimiz artık ııı muzdan da yavaş yavaş çekilip onun yerine diğer alternatif ürünlere nasıl geçebiliriz? Bu alternatifler. Bu alternatifler. Yani bunlardan daha başkaları da var. Yani başka ürünlerimiz de var. Başka çeşitler de var. Ancak adaptasyonu sağlamış ııı bizim
ilimiz genelinde ııı ve diğer tropikal iklimin mevcut olduğu yerlerde yetişebilecek şu anda. Bunların Türkiye’de üretildiğine inanmak hakikaten çok zor. Yani biz çocukken coğrafya kitaplarında ya da işlerini hayat bilgisayarlar falan ııı okurken bunların hiçbiri yoktu. Yerli mallar haftası yapardık. Üzüm, incir, portakal, maden, elma. Evet. Evet. Iıı şimdi Allah Allah diyorum ya bundan neler var? Kuşkonvaz da var mesela. Kuşkonvaz yetişiyor mu? Iğracat yapılıyor. Yapılıyor. Iğracat yapılıyor. Eşi’den, Şile’den, Miri’den gelirdi. Evet. Şimdi yapılıyor ve kahvede yapılıyor. Yani şu anda kahve üretimi de var. Zaten eee Batem’in de çalışması var. Yani. Peki buyurun devam edin siz. Iıı şimdi tabii ııı Fatih Bey bir projeye bir meyvede getirdik, adaptasyon yaptık, bitirdik. Iş orada kalmıyor. Iıı yeni tropikler var dünyada. Burada gördüğünüz gibi. Bunların da ülkemize ııı kazandırma samanıyla çalışmalar
yürütüyoruz. Mesela bunlar karambola, sapodilla, mamey sapod, mleksapod, saor sop, çerimo ya, vampi türlerini de. Hocam bunların adını gidip pazarda pazarıcaya söylesek pazarıca kafamıza kiloyu atar bizi. Öyle ki ya bunların ülkemize üretilmesi için buna adaptasyon yapılması lazım. Adına doğru ııı fidanlar getirmesi lazım ve tetsiz edilmesi lazım. Bu amaçta bu çalışmaları da yürütmeye çalışıyoruz. Bunları getirmeye çalışıyoruz. Iıı bu sene umarım ki bunlara getireceğimizi düşünüyoruz. Ayrıca ııı yakın zamana kadar pek
ııı olmaz denilen kahvede de ciddi mesafe katledildi. Örte altı yani. Örte altı. Yani çok ııı Galip Paşa’nın bir yerinde açıkta da var. Peki bir yani ııı bu Brezilya’nın başka yerleri böyle dev alanlarda rahat hadisen kahvesiyle ya belki o o kadar ııı rantabur etmeyebiliriz. Ancak bunun adaptasyonu yapılması lazım. Çok sessiz diyor ama kahve. Evet. Iıı biz bunları ııı böyle projede başlattık. Iıı herhalde yakın
zamanda kahve tohumlarını getirmeyi planlıyoruz. Bunda da ııı ülkemize kahvenin adaptasyonu yapmaya çalışıyoruz. Özellikle muz bahçeden içerisinde bunu dikmeyi düşünüyoruz. Çünkü dünyada bunun yönetleri var. Muzların içerisine kahve ııı muz serası. Evet yani onu da düşünüyoruz. Iıı Martincir’i demin ııı Nikendincir’i gösterdik. Gördük. Bunda ııı Türkiye’de bir sürü tipi var. Bunların da en iyi seçmek için bir proje başlatıyoruz önümüzdeki da için. Peki bunların hangisinin en fazla ihraçlar şansı var?
Öyle hepsinin var mı? Şu anda Avocado’nun. Şu anda Avocado’nun. Sonra da mango’nun. Mango bir numara olacak ama. Bence de öyle geliyor. Çünkü bizim burada üretmiş olduğumuz mangolar ııı ve ııı yer eee burada en çok şanslı Pasif Lora’ya ve mango’ya ııı açıkçası söylüyorum. Çünkü ikisi de bölgede üretilip pazara yakın ııı ürünler. Şimdi ııı Fatih Bey bu ihraçlar biraz da şeye bağlı. Yani üretim miktarına miktar
alakalı. Ya bir şey üretemez ııı üretebilirseniz ihraçlar düşünürsünüz. Bir elde bir yakın ürün olacak ki. Ya biz beş sene önce kam katı ııı belki bin ton üretemiyorduk. Ya işte beş yüz ton üretemiyorduk. Ama şu anda kam kat üretiliyor ve ihraç ediyor. Çünkü bu da ııı üretim arttıkça bu gündeme gelecek. Iıı ve bunların birçoğununda üretebildiğimiz taktirde ııı ııı yetişme yiyorum uyumam inşallah programı. Yok abi. Yetişme tekniğini ııı sağlam yaptığımız sürece ekolojisi’nin ekolojisini düzgün oruçluğumuz sürece. Bunların birçok üretme imkanımız var. Ama yatını yaparken birazdan geleceğiz. Biraz dikkatli olmamızda fayda var. Bunların yatırımın maliyeti yüksek mi? Evet. Yani diğer ürünler oranında bu tip ürünleri üretmek için daha fazla para harcamak gerekiyor. Ya da geri dönüşleri ne kadar süreli oluyor? Fatih Bey öncelikle ııı tarımın turizmin başkenti Alanya’mızdan sizlere selam getirdik. Bu hafta bizde puan aldınız bizden o yüzden biz size kızgınız ama. Evet puan da aldık puan vermedik. Iıı güzel bir rekabet oldu. Iıı şimdi bunların üretimi yapılırken ya da üretim aşamasına geçilirken eee bahsettiğimiz gibi yani muz üretimi çok meşaketli çok fazla su istiyor. Ciddi bir yatırım maliyeti istiyor. Bu yatırım maliyeti kurulurken gerçekten ııı bakanlığımızdan, revletin sübvansiyonu kredileri olmamış olsaydı bu kadar olmazdı. Şimdi biz Alanya olarak Alanya Muz Üreticileri Birliği’miz
var. Avukat olarak Avukat Üretici Birliği’miz var. Çünkü bunlar bu şekilde birlikle kooperatifle çok daha güçlü bir hal alıyor. Yaklaşık bir ııı sekiz, dokuz sene önce ya da beş sene önce Avukat’a üzerine baktığımız avukat’a bir kapama bahçe kurmak bu kadar maliyetli değildi. Ama şu anda ııı beş sene önceki muz serasını kurduğun maliyetlerle artık Avukat’a bahçesini kuruyorsun. Iıı. Yükseldi maliyetler? Neden yükseldi? Örnek harfiyat yapılması lazım. Ciddi bir
harfiyat olayı var burada. Yani artık işletme de işletmesini kuranlar da dışını ııı telişitle çevirerek iyi bir dikim sıra varı ııı sıra üzeri sıra arası dikim mesafelerine çok riayet ederek daha kaliteli ve gerçekten viral hastalıklardan ağır çeşitler kullanarak ııı bir bahçe kuruyorlar. Önceki maliyetleri yükseliyor. Tabii maliyetleri yükseliyor. Iıı iki bin on beş yılında coğraf işareti alındığında Alanya Avukadosu diye sonrasında ııı bizim birlik başkanımız var. Avukat üreticileri Birliği Başkanımız ııı buradan da Hilmi ııı başkanıma selamlar olsun. Iıı çok da bunun mücadelesini yaptık. Beraberce de yaptık. Iıı tanıtımıyla ilgili. Iıı sonrasında artık ııı bizim ülkemizde tüketiciler ııı vatandaşlarımız Avukat ayı benimsedi. Ama biz kendimiz özelleştirde yapmamız lazım. Iıı özellikle bunun hasat dönemi gelmeden ilk başlarda ııı üreticiler hasat yaptı. Hasat yapılınca tabii ki ııı koparılmış hasadı yapılmış ürün de pazara sunuldu. Bundan daha oluşmamış. Daha oluşmamış, olgunlaşmamış, hasadı gelmemiş. Bu noktada avukada bu muymuş diyenler de oldu. Oldu. Ama şu anda çok daha iyi bir işlendi. Biz dediğimiz gibi hem orada zira tutuları olarak tabii mesela ilk avukatlar çıktı da ben böyle de havakadın üstünde diş iziyle dolaşanları gördüm ya. Bunun yiyecekleri var. Pişirmeye çalışanlar var. Yani bunların hepsi yaşandı. Ve muazzam faydalı bir ürün yani. Kesinlikle. Somon balığı, iyi bir şey yani. A vitamini, C vitamini, E vitamini olarak çok ciddi. Iıı yağ çalışması var. Zeytin yağından bile daha ııı sağlıklı. Bununla ilgili kes çalışması yapan ııı üniversitede ııı bunun çalışması yapan gıda müvenlişleri. Yağ mı? Bütün şifalı bir şey ama pahalı bir şey tabii. Tabii pahalı bir şey illaki yani sonuncu itibariyle ııı ama da doğalında da içinde doymamış yağı ne doymamış yağı doymamış çok yüksek. Evet. Ve çok faydalı yani. Somon balığı yemek gibi bir şey diyorlar. Aynen. Onun için ııı yatırım yapılırken şu anda bir dönüm muz serası ııı iki yüz elli binler üç yüz bin TL’nin arasında. Bir dönümü. Bir dönümü. Peki bir dönüm ııı ne zaman? Azarça mı? Azarca mı? Arazi hariç. Arazı hariç. Sadece. Eee bir dönüm ne zaman ürün vermeye başlıyor? Muz için konuşacak olursak. Yok. Şey için. Avukadı için. Avukadı için tabii öyle değil. Avukadı’da bir dönüm ııı bir işletme kuracak
olursak eee yaklaşık altmış bin TL’ye yetmiş bin TL. Avukat daha ucuz. Açıkta oluyor. Açıkta. Ha. Avukat açıkta. Bizim orada. Yaklaşık altı yüz elli bin liraya bir dönüm avokadı bahçesi oluşturabiliyor. Evet. Peki ne kadar süre sonra bu kazanç almaya başlıyor ve ne kadar kazanç alıyor? Üçüncü senesinde ııı meyveler görünmeye başlar. Ama biz burada üreticilerimize şunu söylüyoruz. Ağacın ııı vejetatif akşamı aksamı gelişsin diye bu meyvelerin koparılması ya da
seyreltilmesini tavsiye ediyoruz. Yani ilk üç senede oluşan meyveler daha oluşurken koparacaksınız ki. Seyreltilsin ağaç vejetatif akşamı aksamını geliştirsin ki ııı daha sonrasında budama da çok önemli tabii. O dönemlerde şekil budamasıdır, terbiye budaması. Peki mesela ziraatçılar bu ağaçların nasıl budanacağı artık biliyor mu Türkiye’de? Ziraatçılar yani ziraat mühendisleri biliyor. Bu işi ııı alaylı olarak yapanlar da var. Oraya artık. Üreticilerimiz de biliyor yani.
Bir çoğu üreticilerimiz de biliyor. Artık bu birini anlamda. Çünkü ııı şu altmış bin liraya bir dönüm bahçe kurabiliyorsunuz avokado da ve bu bir dönüm üç sene sonra ürün vermeye başlıyor. Üç sene sonra ürün vermeye başlar ancak ekonomik verim yaşını söyleyecek olursak yani üreticinin cebine para girdiği dönemi söyleyecek olursak altıncı senesi eee ekonomik verim olarak başladığı yıldır beşinci yılda alır ama onu saymıyoruz. Iıı sonrasında da bu katlanarak devam eder. Bir dönüm ne kadar ürün verim mesela bir senede beş
sene sonra? Bir dekar alana otuz tane ııı fidan dikeriz biz. Yani bir dekar mı? Bir dönüm. Bir dönüm. Bir dönüm. Iıı otuz tane fidan dikeriz. Antalya’da bir dekar bir dönümdür. Bir dekar bir dönümdür. O açıdan. Başka yerde değişik ama Antalya’da bir dekar bir dönüm. Iıı otuz tane fidan dikeriz. Yaklaşık ııı işte yedinci yılında altıncı yılında ııı artık ağaç başına üretici buradan ııı beş yüz TL bin TL arasında ııı üretimden para
kazanan üreticiler var. Ağaç başına bin TL. Evet. Yaklaşık yani beş yüz TL bin TL arasında. Bir durumda kaç ağaç var dediniz? Otuz tane. Otuz tane. Otuz bin lira. Yani birini sene yatıramın yarısını çıkartıyor. Ama beş sene tabii bekliyorsunuz. Tabii beş sene bekleme süresi var. Ondan sonra tabii katlanarak devam ediyor avokad üretiminde. Iıı yirmi yaşındaki ağaçlarda. Iyi yaşıyor ağaçlar. Kırk yıl elli yıl. Yani avokado bu üç sene, dört sene sonra değişmiyor. Aynen. Elli sene kalan hatta ııı işte bin dokuz yüz ııı kırklarda ilk geldiğinde sonra yetmişikilerde ııı yetmişik yıllarında ııı artık ekonomik olarak. Hala enstitü merkezimizde var yani yetmiş lere dikilmiş ağaçlarınız var. Zaman zaman onları gençleşip bu zamansıyla tekrar ııı gençleştiriyoruz ve bir avokada kırk yıl yaşıyor ha. Iyi bir şey. O dönemlerde de ııı şimdi bir ekonomik verim yaşı var. Sonra artık yani verime yattığı bir yıl var. Hele de on yaşından sonra. Ekonomi olarak verdiği bir aralık var. Örnek veriyorum işte yedinci yılıyla otuzuncu yıl arası. Ondan sonra da verim düşmeye düşüyor tabii yani. İnsan gibi yani. Olgunlaşıyor. Zirveye çıkıyor. Sonra azalmaya başlıyor. Ama ııı o dönemlerde iki bin iki bin beş yüz tane meyve topladığımız ağaçlar var. Bir ağaçtan. Bir ağaçtan iki bin beş yüz tane. Aynen öyle. Iki bin iki bin beş yüz tane. Onun için biz avokadoya alan yol olarak yani aslında o o o hale gelince bir ağaç yapılan bütün yatırımı bir ağaç fazlasıyla veriyor. Fazlasıyla karışılıyor.
Iıı alanya alanya için ilimiz için Antalya için eee tropikal iklimin olduğu Akdeniz kıyı şeridinde avokado gerçekten yeşil elmas. Bunun eee. Peki diğerleri mesela eee mango ve papaya onlar da çok kıymetli. Şimdi mango ve papaya bu bahsettiğimiz bölgede eee Antalya’da diğer komşu illerde mutlaka ört altında biz tavsiye ediyoruz şu anda. Açıkta yetişmiyor. Açıkta yetişen alanlar var. Eee denize denize sıfır olan yerler var. Denizin tamamen kıyısında mikroklimanın tam haiz olduğu yerler var. Kurulmuş bahçeler de var. Buradan eee üreticilerimiz ciddi anlamında bahçe kurdu. Yüz yüz dönüm bahçe kuran üreticilerimiz var. Eee o bölgede şu anda verim dalmaya başladılar. Eee bu güzel bir şey. Iki sene önce geldiğimde bir bahçe kutular gelmişti. Direkt oradan tıra yükleyip Almanya yolluyordu. Evet. Ve bir fiyat söyledi. Hatta on beş euro mu dedi. On iki euro mu ne dedi?
Kilosu öyle bir şey dedi. Evet şu anda da ııı bizim diğer tropikal ürünlere geçişte muzdaki girdi maliyetlerinin ııı yükselmesinden dolayı ve kuraklıkla ciddi mücadele diyoruz. Ancak bu sene ııı Allah’a şükürler olsun iyi bir kış geçiyor. Iıı kar yağıyor ııı dağlara bu sene o kuraklığı inşallah yaşamayız. Iıı çünkü eğer bu kuraklık bu şekilde devam edecek olursa bu defa muzdan yavaş yavaş diğer
tropikalilere mangoya kaçış olacak. Eee bu defa ııı çok yüksek. Ihraca şansı çok yüksek ama bu defa muz üretiminden bu kadar geriye ııı bir kopma olursa muzu ithal eder durumda olacağız. Bu defa da kendi ihtiyacımız olan talebi karşılayamadığımızdan dolayı dışa ııı döviz vermiş olacağız. Ağabey. Papaya da aynı şekilde şu anda papaya da örtü altında yetiştiriyor. Biz mesela şimdi bu dönüşenler ne bahçesinden ne mesela normalde ne iki odada tropikal bitkiye
dönmeye başlıyor? Ağırlık muz ve ııı sebze. Önce zaten şu şekilde ııı yaklaşık üç dört yıldır girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı eee domatesden salatalık üretimi yapılan yerlerden yavaşta ejderi meyvesine dönenler var. Ya da bunu ııı biliyorsunuz salatalık ve domates seraları daha böyle alçak olur. Iıı üç buçuk metre. Eski cam seralar. Eski cam seralar ya da ııı plastiği de biraz eskimiş
olanlar. Bunları değerlendirmek için ııı yine devletimizin sağlamış olduğu sübbansiyonlu krediler neticesinde biraz yükseltiyorlar altı dönüm şey altı metre yapıyorlar. Muza geçiş yaptılar. Muza veya papaya geçiyor. Evet biz buradan üreticilerimize de her zaman aynı şeyi söylüyoruz. Çünkü ııı bu şekilde geçişler olursa yakın zamanda bu defa domates salatalık içinde ııı talep karşılanmayacak. Geçiş yapmaktansa yeni alanlar yaratmak da yeni alanlarla üretim yapmak özellikle mango için çünkü muz şu anda ııı hızlı bir ııı şeye dönen yani ekonomiye dönen ııı bir meyvemiz bir tropikal ürünümüz. Ekiyorsun bir sene sonra hasadı yapıyorsun. Sonra senenin her döneminde ııı seranın içerisinde muz ııı yetiştirip satan ııı bu da değil mi özellikle ihracat şansı açısından? Ihracat şansı açısından tabii ki mango daha iyi ama bunun için şimdi sıfırdan mango serası kurmak ııı yedi metrelik bir sera olması lazım. Yüksek sera olması lazım. Buradaki maliyet yine aynı şekilde olacak. Yaklaşık bir ııı iki yüz elli bin lira para harcayacak. Tabii. Iki yüz elli bin lira para harcayacak. Sonrasında ııı şu anda fidan temini ve fidan üretim işte batem çalışıyor. Bizler zira todular olarak genel başkanımız bu tür konulara çok yenilikçi. Bununla ilgili ııı özellikle karantina işlemlerinde zira todularının fidan getirebilmesiyle ilgili çok büyük mücadele yaptı. Bu hususta da başarılı oldu. Bizler de şimdi üreticiler için ııı belli standartları sağlamış fidanları yurt dışından ııı getirip üreticilerimizle buluşturacağız. Bununla ilgili çalışmalar var genel başkanımızın ııı bu doğrultuda bu fidanlar şu şey gibi mango fidanı bu. Uzun olan mango ııı kısa sarmaşık gibi olanlar ııı fashion fruit. Fashion fruit evet. Öbüründe longan. Longan. Longan evet. Longan hangisi bunlardan? Longan şu an mevsim yok. Şimdi yetişiyor çok. Asos. Peki bunlar pahalı mı Mustafa Bey? Çok pahalı Fatih Bey. Yani yurt dışında ııı şu an mesela biz mangoyu devamlı gündeme getiriyorum ben. Iıı marketlerde şu an on lirayla yirmi lira arasında veya ııı yine ithal geliyor şu an mevsim olmadığı için. Bunun ııı. Tanesi. Yemi hazır. Yemi hazır mangonun tanesi şu anda marketlerde otuz otuz beş lira falan yani. Şimdi dalında olan mango uçakla geliyor Avrupa’ya. Iıı mesela şu an Londra’da ııı on dokuz
paant kilosu uçak mangonun. Evet. Paris’te on altı buçuk euro Moskova’da yirmi dolar. Ben devamlı bunların fiyatını alıyorum yani arada. Iıı şimdi Türkiye’nin nasıl konumda? Coğrafya rakmal ııı dünyada ocakla Ağustos arası yetişiyor yüzde seksen. Bizde Ağustos da Aralık arası. Yani onların off season’ında bizim sezonumuz başlıyor. Hem fiyatlar yüksek olduğu zaman da hem de malın olmadığı zaman Türkiye’ye çıkıyor. Hem çok lezzetli bizim mangonuz. Dalında olan
mangoyu ııı uçakla ııı üç saatte ııı bugün bir buçuk dolara ııı uçak kargoyuyla Moskova’ya meyve gönderebiliyorsunuz yani. Fiyatları da kurtarabilirsiniz. Taşınma pahalası bir uçta. Tabii evet. Üç bin dolara da tırı gönderiyorsunuz yani. Üç günde Moskova’ya ulaşıyor tırlar. Bu şekilde ııı çok ciddi bir mango üretimi ııı bekliyorum ben. Iıı şu anda üretim var mı ki? Mangon üretim ne miktarda var? Fatih Bey şöyle bir şey. Üç sene önce ben elli dört bin fidan getirdim Veli Çelik’te bir beyefendiyle şeydi. Izinlerini aldım. Getirdik. Fidanları şu an elli bin tane satıldı. Iıı bu üç yıl içerisinde fidanlardan şu anda ciddi bir meyve olacak. Aslustan itibaren bu sene oldu biraz. Zaten bundan hep iç piyasada satılıyor. O üretilen mangoları da kilosu seksen yüz liraya gidiyor yani. Öyle ucuz değil. Mesela şu an kargoyla ben yüz liradan satıyorum kilosu. Siparişler geliyor bana. Veriyorum ııı kargo şirketine. Iki gün sonra evine ulaşıyor. Sipariş veren kişinin. Şimdi mango da şöyle bir oyuncu oluruz yani Türkiye olarak. Dalında olmayan mango geliyor. Işte Güney Amerika’dan veya ııı Afrika’dan. Bir ayda geliyor Avrupa’ya. Bir ayda da dağıtımı sürüyor. Dalında olmadığı için lezzetli değil. Biz lezzetli mangoyu ııı Rusya ve Avrupa’ya alıştırdığımız zaman. Evet abi burada Avrupa’dan tırnıyorsak. Bu bu ihtiyaç iki üç milyon iki üç milyon tona çıkacak Fatih Bey. Iki üç milyon ton. Evet çıkar. Yani on on beş yıl içerisinde çıkar bu rakamlara. Çünkü ııı şu an mesela ben ııı bundan bir iki sene önce Adana Hatay Saman Dağı’na gittim. Orada on beş yaşında mango
ağacı var yetişen. Mango veriyor ya. Saman Dağı’ndan Çanakkale’ye kadar örtü altında veya ııı açıkta. O kadar geniş bir anda yetişebilir mi? Tabii yetişir. Deniz sayında yetişiyor. Ama örtü altında. Kazipaşa’da Kazipaşa’da ııı sayın başkanım otuz yaşında mango ağacı var. On beş yaşında mango ağaçları var. Bak Kazipaşa alan ya. Bu oluyor. Beş altı yaşında geldikten sonra zaten eksi dördü de görürse kurumuyor ağaç. Korursanız yani bunu o şekilde oluyor. Aksu’ya biz kurduk şu anda bir otuz dönüm. Mart ayında ağaçların durumunu görürsünüz.
Antalya’da bir şey gördüm ben böyle helikopter pervanesini bir şey yapmışlar. Don tehlikisi o zaman o pervane dönmeye başlıyor ve donu yok ediyor. Onun meyve bahçelerinde uyguluyorlar. Adana bölgesi çok yapıyorlar. Evet. Evet. Çünkü çok da faydası var. Donda ııı sirkülasyon yapıyor. Havanın ııı sertliğini kırıyor. Evet. Bizim de açık alanlarda muz dönem muzda avukat da donu engellemek için ııı bahçelerin etrafına kenarlarını lastik yakar. Lastik. Araç lastiği yakarak buna bir ııı bulut havası vermiş oluyoruz ve o. Saman yakıyorlar.
Saman yakıyorlar. Ote yakarlar. Evet. Eee Fatih Bey şunu şöyle bu ııı dondan koruma şu demek aslında. Ya bu meyvelerin tamamı riskli meyvedir. Kış doğuptan. Azer meyve riskli baktığımızda. Yani ama özellikle bunlar kış donların da çünkü Antalya’da olsa bu sene mesela eksi beşe kadar düştü mesela. Yani bu ııı kar yağında yerler doldu. Ya bu bu belki birkaç gün sürüyor. Belki bazen bir saat sürüyor. Ama o birkaç günde bitkiyor bile. Evet. O yüzden ııı özellikle Adana bölgesinde bizim Antalya bölgesinde oldu. Ya bu dondan korumamayacağıyla değişik yönetimlerle kullanılıyor. Bunlar ııı rüzgar pervaneleri. Ağacın gövdesinin sarılması, ağacın gövdesinin örtü çekilmesi gibi veya işte lastik yakınması gibi. Bunlar ııı tek başlarına bir iki derece sıcaklığı ııı yükseltebiliyorlar veya koruyabiliyorlar. Özel taban arazide bu olduğu zaman taban arazide de don riski daha fazla oluyor. Taban arazide ne demek? Yani düz arazilerde. Don soğuk hava çöküyor onlara. Daha durgun hale geliyor. Durgun hale geliyor. Ama Eğimler Arazide genelde pek bir
ııı hava hakkında olduğu için o çok don riski ııı düz arazide gibi olmuyor. Dört yüz beş yüz akımlarda biz bu sene ııı yaşamış olduğumuzu söyleyeyim. Don riski daha az oldu. Yani özellikle evet mesela Manavgat o asıl. Sahil kıyısında. Dizdiği don risk oldu mesela bazı donlar oldu. Ama mesela çıkıyorsunuz belki ııı üç yüz metre yukarılara eğimler arası çok don olmuyor. O daha soğuklu beklerken olmuyor. Evet. Mustafa esim bir şey söylüyor. Geçen hafta ben Tarım Bakanımı ziyaret ettim Ankara’da. Iıı anlattık konuyu. Bakanımız
sonsuz destek verecek inşallah bu üretimi için. Bikser Öğretim Genel Müdürümüzle de görüştük. Beraber toplantı yaptık. Iıı Şubat on beşten sonra ııı Akdeniz ve Ege’deki il ve ilçe müdürleriyle ııı işte Orman Genel Müdürü’nden bir yetkililerle beraber bir çalıştığı başlatıyorlar. Iıı Antalya’da. Iıı bu ııı engemeli arazilerde düz arazileri değil de engemeli arazilerde ya orman vasfını yitirmiş arazilerde tropik meyvecilik geliştirmek. Bunun tanıtımı, ihracat boyutu
üniversitelerden hocalarla ııı çok ciddi bir çalışma başlatıyor Tarım Bakanımız. Iıı inşallah da çok ııı güzel verimini alacağız. Iıı güzel çalışma olacak. Yani ben ııı olacağında eminim. Ya bu meyveler üretildiği zaman ııı mesela bu meyveler olmadığı ülkelere yetişen ülkelere bir ihrac edebiliriz yani. Böyle bir potansiyel var. Yani çok ciddi bir ııı mango pazarı var yani dünyada. Bunu ürettiğimiz zaman ııı yani kilosunu iki yüz dolardan mesela şu an ııı bana
eylül ayında Moskova’dan bir market zinciri satın alma müdürü geldi. Iıı mango zamanı Mısır’dan ayda kırk konteynir mal çekiyorlar. Bir bir market zinciri yani. Passion fruit’u ııı Vietnam’dan getiriyoruz diyor on beş günde on beş günde Tırla ııı Karayolu’ndan Moskova’ya. Yani passion fruit’un da büyük pazarı var Avrupa’da da. Evet çok büyük. Musya’da. Iıı çok faydalı bir meyve. C vitaminin yüksek koronadan koruma özelliği var. Iıı bağışık sistemini kuvvetlendiriyor. C vitaminin en yüksek. Evet. Çocuklar gelişim çağında çocuklar hamile kadınlara çok faydalı. Azami hastalarına yani on beş çeşit faydası olan bir meyve yani. Ben bunun tohumlarını Güney Afrika’dan getirdim. Iki sene önce ekledim. Tarım Bakanlığı şu anda. Ve Antalya’da bu yetişiyor. Evet yetişiyor. Kapalıda meyve vermiyor. Kapalıda dedik ama açıkta ııı kapalı meyve vermiyor. Evet. Verim verim çok az oluyor. Yani tozlama dönme sıkıntı soruyor. Bir de o ııı çiçek zamanı yani hiç seraya da gerekli bir bütçe. Ara tozlaması lazım. Bu mangoyu ben şu anda Kazıpaşa’da bir seranın
içerisinden getirdim. Navami cinsi. Iki yılda iki defa mango veriyor bu. Iki defa. Evet. Ve şu an çiçek açıyor. Sürekli mango verecek yani. Bayağı da ağaçlar ııı. Mesela öyle bir mangoyu Moskova’da kaç dolar? Şu an bu bir kilo. Yani Moskova’da. Bu yirmi yirmi dolar. Yirmi dolar. Evet yirmi dolar bunun bir kilosu. Sizden çıkışı ne kadar? Bizden iki dolara versek dönümün üç yüz bin lira para kazanır Fatih Bey. Ve birinci yılından birinci yılında çiçek koparıyorsunuz mangodan. Ikinci yılında beş kilo vermeye başlıyor. Beşinci yılında elli
kilo veriyor. Yedinci yılda iki yüz kilo veriyor. Evet. Bir ağaç. Bir ağaç. Evet. Eee Fatih Bey. İki üç kilo. Hindistan’da bir ağaç yedi ton veriyor. Yedi ton veren ağaçlar var. Devasa. Ama Hindistan ilaç ağacı değil galiba. Kendisi geliyor galiba. Kendisi. Evet. Afrika’da da var öyle büyük ağaçlar. Yedi ton veren mango ağacı var. Yıllık üretim bildiğim kadar kırk beş milyon ton bu dünyada. Kaltı milyon. Ama eee bunların yüzde doksana yakını kendi üretildiği yeri tükettiği için eee fazla şey yok. Türkiye’de de tüketilecek bu. Türkiye’de
yani Türk tamaklarına çok uygun meyve. Şu an bana gelen şeyler ham manguyu yiyorlar. Tadı iyi değil İtal gelenlerin içinde tabii. Çünkü İtal gelenler saman gibi ben söyleyeyim hiç. Evet. Ya ben bu hazır mangalara satılıyor ama. Bu güzel bir şeymiş dedim yani. Evet. Şaşırdım. Bunun eee olum mangoyu biz yetiştirdiğimiz zaman için. Mustafa Bey izin verirsen bir kısa reklam alayım. Çünkü eee daha burada ağaçlar epey bir şey var. Bu arada çok da eee interaktif bir program var. Bol miktarda mail ve mesaj
giriyor. Ne kadar çok muğerse eee tarama meraklı veya tarama düşünen ilerden insan varmış. Bir kısale devam edeceğiz her izciler. Evet hergün tropik meyvelerle Antalya’nın eee meyve ihracat potansiyeni on belki daha fazla milyar dolara çıkarması
muhtemel tropikal meyvelerle ilgili programımızı devam ediyoruz. Mustafa Bey şimdi bütün bu ürünlerden bahsediyoruz ama bunları yurt dışına pazarlamak mümkün mü? Mümkün. Fatih Bey bir defa eee bu meyvelerin Türkiye’ye otuz yıldır ithalatı yapılıyor. Zeki Birincioğlu ııı bu meyveler ilk Türkiye’ye getiren kişi. Iıı bugün biraberdik başkanla beraber gittik. Kendisi ziyaret ettik. Zeki Bey diyor ki üretin, dünyaya satalım. Yani yalnızdayım diyor yani. Gazi Paşa şimdi ııı depoda yapacak, alın merkezi falan da kuracaklar. Şimdi altyapısını kurmamız lazım önce. Tarım Bakanımız da dedi. Biz seyretim genel müdürümüz de aynı şekilde. Ilk önce altyapıyı kuralım. Çiftçiye hangilerinin ihracatı yapılabilir? Destek vererek devlet desteğiyle ihracat içinde ııı teşvip verecekler yani bu meyvelerin bu bunun büyük oyuncuları olacağız yani yakın gelecekte Fatih Bey. Ben mangoyu sekiz sene önce Mısır’dan kırk tane fidan getirdim. O fidanlar ekildi. Dört sene önce o fidanları meyve verdiğinde görünce yani keyit cinsinin daha sonra elli dört bin ticari fidan getirdik. O ticari fidanlar şu anda sahada başkanı da bayağı bir ektirdiler kendilerine. Müthiş bir mangalıyor yani. Ben ııı Temmuz ayında Mısır’a gittim geçen yıl. Yirmi dört çeşit mangonun tadına baktım Fatih Bey. Oradaki mango tadıyla buradaki mangonun tadında inanılmaz fark var. Yani ben dünyanın en lezzetli mangalardan biri bizim Türkiye’de yetişiyor. Ben bu kanat kim nelerse desin. Bu mango Avrupa’ya ve Rusya’ya girdiği zaman dalında olarak iki üç milyon tona çıkar bunun tonacını. Zaten bir milyon tonumuzu biz tüketiyoruz yani. Manko. Peki mesela
siz on milyar dolarlık bir potansiyel. Olur. Kısa dönemde on milyar dolarlık. O on beş yıl içerisinde devlet destek verirse yani Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuyu inceletirse ııı ve Tarım Bakanımız mükemmel bir ııı doğa var. Bir tek eksiğimiz su. Bu suyu da ııı Alanya’da örnek bir yedi tane ııı çalışma yapan örnek bir iş adamımız var ııı Ticaret Odası Başkanı kendi gölet mi kurmuş? Evet kendisi gölet kurmuş üç yüz dönümümüzü var. Oteli de var. Yağın yağmurları bekliyor. Yazın üç bin ton su kullanıyorum diyor Kerim Bey. Örnek bir projemini ben bakanımıza da arz ettim. İnceleyecekler. Iıı bu bu göletler olursa ııı ve suyu geçirmez yani altına şey yapıp önlemini alıp bu suyla ııı bütün araziler doğal suyu toplayıp ııı koyu da da kurulabilir bu. Ekstitüvatorlarla açarsınız çukurları. Ama bizim bahsettiğimiz özür dilerim. Bizim bahsettiğimiz bu ürünlerde örneğin mango için ııı bahçe kurup sera kurup yapacaksak
zaten şu anki mevcut yer altı kaynaklarıyla bu işin üstesine yeterli. Yani şu anda ııı hıyar ve domatese gereken sudan daha fazla değil mango değil. Daha fazla değil muzdan çok çok daha az. Papaya için mi aynı şey söyleyebiliriz. Pasiflora için pitaya için yani ııı bunların her birisi için çok çok daha az bizim suya ihtiyacımız var ama burada en önemli husus ııı girdi maliyetlerimiz bizim burada bitki koruma ürünleri bitki besleme ürünleri yani üreticinin kuraklıktan ııı
yeni alternatif ürünler araması kuraklık evet birinci neden olabilir ama diğer ikinci neden de ııı girdi maliyetleri. Bitki koruma ve bitki besin elementleri ııı yani tübre ve tabii elektrik mesela. Biz bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın ilgili bakanlıklarımızın ııı Tarım Bakanlığımızın mutlaka bu hususla ilgili bir çalışma yapmalar lazım. Bütün dünyada tarıma zaten bu nevi destekler olmadan tarıma yakın oluyor. Biz bu sene ııı işte Mart ayı itibariyle muzda gübreleme Avukado’da ciddi bir gübreleme. Yaklaşık senenin otuz üç haftasında otuz beş haftasında biz muza gübre vererek bu üretim yapabiliyoruz. Yani bir dekardan yedi ton ııı bir dönümden yedi ton sekiz ton hatta çok iyi bakan üreticilerimiz var. On ton bu kadar gübreye rağmen karlı oluyor mu bu işinede? Işte öncesinde karlıydı ama şu anda ııı bu gübre tabii dolardan ötürü ama bu konuyla ilgili sayın Cumhurbaşkanımız üreticilerimizin her zaman yanında oldular. Olmaları da gerekiyor şu anda. Bununla ilgili biz ciddi bir destek bekliyoruz. Çünkü bu üretim ııı devletimizin vermiş olduğu sübvansoyal kredilerle yapıldı. Çünkü ithalat engelliyor. Ithalat engelliyor. Aksi takdirde o parayı yurtta veriyoruz. Paramız cebimizde kalıyor, üreticimizde kalıyor. Iıı bu hususta Peki şimdi mesela bir şey soracağım ııı Bayat Bey ııı bu bilgi doğru mudur? Bir domates için on iki buçuk litre su bir portakal için elli üç litre su bir avokad için iki yüz yetmiş litre su gerekiyormuş diye böyle bir bilgi. Ya bu biraz ııı sosyal medya bilgisi. Evet aynen öyle. Ama yani yaptığımız çalışmalarda tabii ııı her ölün kendine göre ııı bu şey söylenme yani bu kesin rakamları ortaya koymak imkanı yok. Çünkü bu bitki durumuna, toprak yapısına, hava nemine bağlı çok ııı değişik faktörler olan yerine göre değişiyor yani. Yerine göre değişiyor. Tamamen kurak bir
ortanda böyle bir şey gerekebilir. Yani evet. Bu tamamen sosyal medya bilgisi. Gerçek. Surama ile ilgili veriler her ürünün kendi veri çalışmaları devam ediyor. Yani biz mesela bakanlık olarak da bu surama ile ilgili çok ciddi ııı gerek ııı ülkesel bazda, gerek mitkibazında, gerek mikro, gerek makro bazda çalışmaları yürütüyoruz. Iıı tabii bu meyvere yeni olduğu için surama çalışmaları daha yeni yeni yapılıyor. Mesela avokadoyu önümüzdeki yıllarda yapacağız. Nareyi bitirdik mesela. Yani ııı bu ürünler ülkemize geldikçe ve üretim arttıkça. Bunun yanında diğer değişik arge konuları devreye girecek. Bu surama da bundan bir tanesi. Ya bakanlığımızın zaten ııı ve Tarım ve Orman Bakanlığı gerekse Tagem bizim işimiz arge zaten. Ya bu sadece surama değil ııı bir çok konuları çalışıyoruz. Ama surama da şu andaki zaten ııı geçen yıl yaşadığımız süreçten dolayı bakanlığın en büyük gündemi zaten tarım biliyorsun binli güvenlik meselesi. Mutlaka ııı bu konuları çalışmaya devam ediyoruz. Ama
bu sosyal medya bilgileri her zaman ııı şeye açık ııı spekülasyon açık. Mehmet Bey şimdi ııı pasiflora deyince pasiflora adında bir de ilaç var. Evet. Evet. O farmatik olan. İzleyiciler onu soruyorlar. Diyor ki bu ilaçla benzer bir etkisin vardı. Niye pasiflora? Şimdi yapıyor Parti Bey bu. Gerçekten çok güzel bir şey var yani. Öyle söyleyeyim ben. Şimdi ııı pasiflora dünyada beş yüz civarın türü var. Iıı biz ııı pasif pasiflora edülüs türünü ııı kullanıyoruz. Yani meyvela değerlendim. Pasif edülüs
türü. Bunda posun posun porpo çeşidi ters ettiğimiz. Bunun yanda ııı pasiflora inkarnata diye bir tür var. Bu da açık tıbbi amaçla kullanılıyor. Onun meyvesi değil, yeşil aksanma kullanılıyor. Onu bak yaprakları kullanıyor yani. Eee enstitümüze da bundan ilgili çalışma yürütüyoruz. Ama o tamamen farklı bir kul var. Tıbbi amacına gelişiyor. Bir arkadaşlarımız proje yürütüyorlar. Ve bu bu öyle değil yani. Bu öyle değil. Ama bunda da ııı yine o özellikleri gösteren içerikler mevcut. Ama bir tıbbi amaçla kullanan bir
tür değil bu. Çeşit değil. Onun ııı türü ayrı. Ülkemizde onu yetiştiren yerlerde var. Üreticilerde var. Ona daha çok. Gıda sanayisi de entegreli çalışıyorlar. Yani bir pazara çıkan bir ürün değil. Enstitümüze bununla ilgili çalışma yürütüyoruz. En iyi tıbbi özellik gösteren ııı özellik gösteren ııı pasiflora türünü ııı test edeceğiz ve piyasaya kazandıracağız. Oğlan bu pasiflora çok şeyini duyduğum için. Metin’i duyduğum için. Şu an ben yetmiş dönüm üretiyorum. Yani bayağı ciddi de meyvemiz var. Iıı ııı Türkiye’nin en büyük market zincirini şu an veriyoruz. Artı Instagram’ın üzerine bana siparişler. Iğracat potansiyeli var mı? Iğracat potansiyeli var. Iıı ama ürün yok yeterli. Ha ürün yok. Rusya’dan şu anda benden kilosunu dört euro’dan isteyen var yani. Bir aracı firması. Mesela domatesin kilosu kaç euroya satılıyor? Domates üreticiden çıkışı mı yoksa? Şimdi o konuyla ilgili. Rusya’ya satışı mesela. Rusya’ya üreticiden kaç liraya çıkıyor? Üreticiden tarladan çıkışı şu anda bugün bakıldığında. Iıı yedi TL sekiz TL. Örnek patlıcandan bahsedelim. Yirmi TL. Siz buna kaç lira dediniz? Dört euro alıcı var. Dört euro. Dört euro. Antalya limanı. Dört euro altmış lira. Evet. Öbürü yedi lira. Yedi lira. Yarım euro yani. Yarım euro. Ama ııı sekiz katı fiyat yani. Sekiz katı fiyat bizim domates, patlıcan, salatalık şu anda bir dekardan hani üretici çok para kazanıyor. Yerli ııı yani kendi vatandaşlarımız için, tüketiciler için bu bazen de biz görüyoruz hatta üzülüyoruz. Iıı çok pahalı çok yüksek. Tüketiciyi tabii ki düşünmek lazım etmek lazım ancak burada üretici. İstanbul’da on altı liraya domates görüyorum. Ben üzülüyorum. On altı liraya domates görülüyor. Şöyle bir durum var. Üreticiden çıkışı yedi TL. O da yaklaşık bir bir aydır falan oldu. Normal işte yol geliyor, market payı, bir banyo falan. Zayiat falan. Yapacak bir şey yok yani. Domates de ııı şu anda üretici bir dekar, bir dönüm alandan hava soğuk olduğundan dolayı ııı
ürün çıkmıyor. Yani iki kasa topluyor. Geri geliyor üç kasa, beş kasa. Aynı. Zaten sürekli hava yağışlı geçiyor. Hava soğuk geçiyor. Donla uğraşıyor. E don mücadelesi veriyor. Oradan. Ya bu bunlar çok daha kârlı aslında baktığımız zaman. Tabii. Iıı artık biz mango ekmiş olsa, örtaltı serada. Don beklemesin gider, evde yatarsın yani. O o derece. Iıı şeyi var, rahatlığı var. Hiç sorun yok. Yani. Hiçbir şey yok. Muzda tabii aynı şekilde ııı don mücadelesini yapıyoruz. Yani bu
üretimler bu ııı sofraya gelen ürünler gelince böyle kolayca olmuyor. Olmuyor tabii. Bin bir mesafe. Dünyanın en zor şeyi. Bin bir mesafe. Çok zor. Şu anda üreticilerin en çok ııı bu dönem yani bu sene yaz ayında mağdur olacağı, sıkıntı çekeceği husus elektrik maliyetleri. Kesin. Ve taban gübresi biz şu anda mesela taban gübrelerinde ııı serçekirdekli meyvelere ya da muzda şu anda çapa dönemi var. Çapa döneminde bu taban gübreleri verilmesi lazım. Bunu vermezse biz rekol
te kaybından uğrayacağız. Bütün ürünler için geçerli tabii ki bu. Yani ııı artık ürünün istemiş olduğu bir bitki koruma, bitki besin elementleri var. Bunları biz verebilmemiz lazım ki ııı bu hususta da biz gerçekten ciddi bir destek bekliyoruz. Bir ııı üreticinin çünkü üretime devam edebilmesi için, üretimden kopmaması için bunlar ııı yani gerçekten enflansorunun büyük yükü üreticinin üzerinde şu anda.
Zaten o ııı üfeden belli. Üfedeki enflansorunun da çok daha yüksek. Üfedeki fiyatlar. Genel başkanımız haftalık iki üç tane ııı iki üç farklı üründe ya da haftanın iki üç günü ürünlerin üreticiden çıkışıyla market fiyatı arasındaki farkı anlatıyor. Tabii şimdi o çok karşılaşı değil. Mesela siz bedavaya versiniz. Ya markete yine bedava gelmiyor. Yol parası var. Marketin elektrik parası var. Su parası var. Yüzde kırk füre var. Şimdi bir yol filesi var falan bir sürü şey var. Ama burada esabı yaparak satıyorlar bizim marketlerde. Yine de iki katı olması lazım. Bence bu aradaki ııı makas daha da dar olması lazım. Şimdi ben size söyleyeyim bakın sadece program oraya dönüşemek istemiyor ama şunu söyleyeyim mesela İstanbul’da ürün niye pahalı mesele? Evet. Eskiden bir yoldan geliyordu. Şimdi o yollar kapatıp yeni yapılan yoldan gelecek dendiği için o yolun maliyeti bu yoldan on liraya geçiyorsa köprüyü
uyduruyorum. O yoldan otuz liraya göçö köprüyü. Onun hepsi maliyete yansıyor. Yani yeni otoyol para kazansın diye boş kalmasın diye. Iıı işçilik masrafları da artıyor. Falan elektrik. Hepsini üstüne koyduğunuz zaman ııı yani hesapsız işler olduğu zaman üretici içinde üreticiyi koruyacak bir taban fiyat uygulaması yapılsa tüketiciyi korumak için de ııı taban fiyatı konuşuruz isterseniz ama bugün ııı işimiz ııı. Fatih Bey mavuretimi de gelelim. Evet biz
o tarafları döndük. Evet onu arz ediyoruz. Tarımın sorunları programı yapmıyoruz bu akşam yani. Iıı çiftçi bir defa Akdeniz’de yeşil altın yatıyor. Yani büyük bir pazar var. Iıı çiftçi bunu üretirse çok ciddi paralar kazanacak bir potansiyel var. Şimdi Osal Bey şunu merak ediyor şimdi. Iıı demin şeyden bahsediyorsan çevrilmesin diye çok büyük işletmeler var. Evet. Iıı TGEM devletin çok önemli ııı yıllardan beri yani AK Parti’nin kurduğu bir şey değil yani hani AK Parti getirir Türkiye ama numuretten önce TGEM çok eski Osman’dan kalma kurumlardan bir tanesi. Eee Cumhuriyet döneminde de çok ııı gelişti bunlar işte. Ve bahsettiğimiz her yerde de var. Yani Dalaman’dan başta Adana’ya kadar. Iğdır’a kadar. Iğdır’a kadar her yerde TGEM de var ama bizim özellikle bu ürünlere gidelim. TGEM bu işin neresinde doğru? Çünkü ben bu ııı tarım programı ııı tarım ııı yazı dizisi için dolaşırken şunu görüyorum mesela. TGEM arazilerini Buda üreticisine kiralıyor. Şimdi Buda üreticisine kiralısın ama Konya’da kiralısın. Yani Akdeniz’de şeye kiralamasın Buda üreticisine. Antalya’da TGEM bir arazisinin bayağı bir kısmını ııı ayırdım onlara. Aksu’da Bostep’e’de ııı bir ııı firmaya verilmiş. Kuşkonmaz üretiyorlar ihracat yapıyor. Aa çok iyi. Fatih Bey çok ciddi bir gelir olan bir. Eee TGEM de bu iş bu işlere giriyor mu? Yavaş yavaş giriyor. Evet evet. Girecek de yani. Yani uygun ekolojide yapıyorlar. Tarım Bakanlığı ııı orman vasfını yitirmiş arazilerde bu tropik beyvelerden hangileri oluyor?
Nerede üretilecek? Bunun araştırması yapılarak yavaş yavaş bunları destekleyecek Fatih Bey. Yani güzel şeyler oluyor. Özellikle Meyiller Azide’e evet. Avukatı için Fatih Bey mutlaka ııı bakanlık açması lazım. Çünkü zaten o bölge hem yerleşme alanına yakın hem de gerçekten mangonun olabileceği alanlar. Biz zaten altı yüz yedi yüz rakımlarda ııı mikroklimanın olmadığı bölgelerde bu şey değil ancak ııı üretim zaten Meyiller Azide daha çok
şey oluyor. Çünkü suyu tutmaması lazım dip tarafında. Iıı bu hususta ııı gerçekten bakanlıktan ve gerekli çalışmayı yaptıktan sonra ııı bunun için izin verilmesi lazım. E tabii. Pardon bu soy bir şey söyleyeceğim. Iıı ben ziraat mühendisi öğrencilerimize ve üniversite özellikle Antalya’daki üniversitelerimiz, hocalarımız, reklülerimize ııı buradan ııı diyorum ki yani ııı yurt dışından tropik beyeveciliğinde iyi yetişilmesini alınan hocaları getirip öğrencilerimiz yetiştirmemiz lazım. Öğrenci
lazım. Yani bunlar üniversiteye bununla ilgili belki rahat fakürsel bölgede bunları koymak lazım. Evet bunları açmaları lazım ve bunların olursa işsiz gençlerimiz var mesela yani birleşip dört beş on kişi bir araya gelip bunların bahçesini kurup ihracata ürün verebilirler. Yani çok yeni bir iş ve çok geleceği olan bir iş Fatih Bey yani. Ben mangodan bahsedeyim. Ve dört bin mangal geldikten sonra şu anda biz mesela iki üç güne kadar Mısır’a gidiyorum. Mısır’dan fidan getiriyorum. El fidanı elli dört bin ticari fidanı ben getirdim. Yani bunun cizini aldım, getirdim. Yani şu
anda bu fidanlardan meyvede üretiliyor. Doğan Manav’da bir firma var şeyde Alanya’da. Geçen yıl iki dönüm araziye yüz elli beş tane fidan ektiler. Bu sene beş yüz kilo mangal aldılar ilk yılında çiçek koparmadan. Böyle ürünler de oluyor yani. Başkan da biliyor konuyu. Şimdi mango bu. Bu iki yaşında Fatih Bey. Bu keyif cinsi. Bu mango ektikten sonra ektikten sonra ilk yılında da çiçek verebiliyor. Şey meyve
verebiliyor ama çiçeğini kopardığınız zaman ikinci yılın ayında beş kilo ile başlıyorsunuz. Şu kadarcık şey beş kilo mu veriyor? Bu biraz büyüyor Fatih Bey yani. Yani çok çabuk büyüyor. Evet. Iıı yaklaşık dört beş yaşına geldiğinde elli kiloluğun üzerinde veriyor yani. Bayağı ciddi para kazandırıyor ve üç yüz yıl yaşıyor. Üç yüz yıl. Evet. Bir mangoya ektiğiniz üç yüz yıl yaşıyor. Evet. Evet. Yani ben ektim benim çocuk, torun, torun, torun, o ağaçtan bir iki toplayacak bir para kazanacak. Dönüme de böyle yani Avukatadaki gibi otuz tane falan değil Fatih Bey. Dönüme
de iki yüze kadar ekebilirsin. Oo. O kadar sık hekimi de çok böyle. Fatih Bey. Iıı lazım da ki. Şeyde Erdemli’de bir firma İspanya’dan fidanlar getirmiş. Tanesini üç yüz elli liraya mal etmişler. Dokuz euro yuro dokuz lirayken. Biz mesela şu anda Mısır’dan getiriyoruz. Iıı yüz elli, iki yüz liraya fidanları mal edebiliyoruz çiftçilerimize. Ben danışmanlıkla yapıyorum. Mısır’dan zırahat mühendisinde getirdim şu anda. Ve burada danışmanlık yapıyor. Yani üretiminden satışına kadar, ihracatına kadar bir altyapı hazırlıyoruz şu anda. Ve ben ııı benim ortak olduğum arkadaşlarım var. Onlarla beraber şu an yüz dönüm seran içerisinde tamamen mango yapacağız Gazi Paşa’da. Ve seralar şu anda. Ve sizin bu zıraat odasını paylaşıyorsunuz. Evet. Zıraat odasıyla beraber Sayın Başkanım da destek veriyor bize. Mangoculu ııı trol meyveli. Yani sadece kendiniz için değil bütün bölge için. Evet. Tabii bölge için. Herkese hizmet veriyoruz. Bölge üreticisi bunun olabileceği yerdeki üreticiler gerçekten ııı ihracat için çok öne açık bir ürün. Bu hususta ııı bizlerde bir tasir yapmak gerektiğiniz. Şimdi şöyle tabii yani ııı bu tarım da biliyorsunuz iki artık dört etmiyor. Etmiyor. Yani elini alan mesela bir hesap makinesi alıp da işte ııı dört kilo alırım işte şey yaptığınız zaman sonuçta böyle bazen hayal kırıklığı olabiliyor. Biz Tarım Bakanı olarak da Tarım Varımın Bakanı olarak da şöyle bir misyon ediniyoruz kendimize. Ama tam tersi bir şey de olabilir yani. Iıı şimdi dört dört çarpıda. Dört sekiz çarpıda. Hevesle girip de sonra ııı şeye neden olmamak adına. Bir
defa ııı bu yatın yapacak meyvelerin öncelikle ekolojilerin çok iyi anlaşılması lazım. Yani her ürün her yer olmadığı gibi. Iıı çok güzel mango işte bunları konuşuyoruz ama bazen de bu dikeceğiniz belki arazinin yönü yönü bile bizi başarısızlar götürebilir başarıda götürebilir. Mesela bazen ııı düz oya ektiğiniz bir ııı fidan eksi dörtte donuyor. Ama az emri bir yerdeki donmuyor. Bu gibi bahçe kurarken
özel iklim veriden çok iyi incelenmesi lazım. Iıı bir de yani iki artık dört etmediği gibi bazen iki artık beş sede bilir. Bunları da gözetmemek lazım. Iıı mevcut durumda mesela elde bir ııı bilgi birikimi var. Bizim Tarım Orman Bakanlığı, araştırmalar, üniversiteler ııı bununla ilgili elimizde bazı bilgi birikimleri var. Mesela mango’da biz açık arazide bazı yerlerde çok başarılı olduk. Iıı çoğu yerde serada başarılı oldu. Ya bu böyle gidecek gibi gözüküyor. Mangoda. Mangoda. Ama tabii bunu yaparken de biz ııı
ihtiyatlı bir ilimselik içerisindeyiz. Tabii her şeyi buraya bağlayıp da işte ııı şöyle anlaşılmasın. Biz domatesten para kazanmıyoruz. Bunun yanı mango dikelim çok para. Öyle bir şey yok. Aynı şey yok. Ya bir de mesela üç yüz yıl derken mesela ikiye iki diktiğiniz yer üç yüz yıl yaşama durumu yok. Yok. Iki ikiye iki dikilen yerin gideceği şey beş sene, on sene, on beş sene. Yani çünkü bu niyayet serada üç yüz yıl belki ııı ekolojisinde, anavatanında böyle
bir ııı rakamlar var ama serada iki iki veya işte ııı Antalya şartlarında ııı belki bunu hayal et yaşamamak kadar bunları söylüyorum. Antalya kaç sene yaşayamayan bu ağacı? Ya şu anda bizim elimiz ııı arazide gözlemlerimiz ticari şeysi olmayan çeşitlerde otuz kırk kiligah ağaçlar var. Kırk senelik ağaçta var. Anayya’da var mesela. Hala devam ediyor. Yabani. Yani değil değil. Otuz kırk kiligah ağaçta var. Yabani formlar ııı zamanda muhtemelen çeki tektek getirilmiş tonla üretilen çeşitler var. Evet. Iıı
veya tipler var en azından. Ve bunlar ııı bölgemizde yetiştirebiliyor. Iıı bir de galiba Mangoda bizim dünya ile farklı dönemler çıkması için fiyatların en yüksek olduğu dönemde Türkiye’de. Evet. Evet. Evet. Demo yönünden coğrafya olarak çok güzel bir konumdayız. Ya bizim ııı araştırmalarımız da bunu gösteriyor. Yani bir Ağustos sonunda biz ııı çok rahat veya ııı Ağustos’un başına Irvin işte Ağustos sonu Eylül başında ve Eylül ortasına kadar da kent çeşidini açık arazide çok rahat şey yapabiliyoruz. Seray’a bunu aktardığımız zaman tabii orada bazı kıstastalayı iyi koymak
lazım. Belki seranın iklimlendirilmesini ııı ne menü sıcaklığını ayarlayan seralar olması gerekiyor belki. Eski tip seralarda bazen aşıl sıcaktan dolayı ııı sıkıntılar yaşayabiliriz. Evet. Eee bunu dikkat etmek lazım. Yani her serada çok alçak sera olması lazım. Her serada bu ııı başlarca sağlayamayabiliriz. Bunları iyi incelememiz lazım. Yazın üzerine açıp tül çekip kışı kapatmak. Yani olabiliyor. Bunlar ııı mümkün ve bunlar yapılması gerekiyor. Iıı özellikle
bunlarda toprak özellikle yaraştırması gerekiyor. Yani her toprakta her meyve olmuyor. Nihayetinde bir yatırım yapacağınız zaman yatırımcı mutlaka toprak azı yapacağız. Az onu yapıyorsunuz zaten. Yapıyoruz. Yani isteyen çiftçiye bunu yapıyorsunuz. Evet. Yapıyoruz. Gerekirse toprak profil alınması gerekiyor. Ona demek? Yani toprağı mesela bir metre iki metre eee profil eee alıyoruz. Orada bir geçirimci tabaka var mı kil tabakası var mı gibi eee verileri de ortaya
koymamız gerekiyor. Phh tuzlu. Eee kimsenin eee düşünmediği su problemi mesela. Her su tarımda kullanmamıyor. Mesela bazı tuzlar var ki su ııı tuzlu. Sular var ki sulu. Veya işte phh’ları ııı farklı tarım uygun. Üretim için uygun olmayabilir. Olmayan sular da var. Her su su değildir. Her su değil. Değil. Değil. Mesela bazen oluyor ki altmış metreye, yüz metreye hatta iki yüz elli metre inen kuyular var mesela. Evet. Yani ııı su kuyu ııı ııı kuyulu seviyesine iniyor yani. Yani bir daha iniyor. Bir daha iniyor. Bu sene iki yüz elli metre inen ııı seneye dört yüzü görebiliyor. Yani görebiliyor. Bunlar da ııı bizim üretimimizi ciddi anlamda sıkıntıya ııı neden alabilecek. Ayrıca ııı madem bahçe testine geldik. Herhalde bu konu buraya doğru geliyor. Iıı fidan önemli. Bakınız yani belki meyveciliğin temeli fidan. Yani bunun sağlam ııı meyveciliği de sebzeciliği de. Yani sebzeciliğin fide meyveciliği fidan. Evet. Bunu ııı adına doğru sertifikalı, hastalıktan ağrı ııı fidanlara yola çıkmazsanız ya bu hüsnü oluyorsun. Hüsnü olur. Ya bir defa mutlak sürette özellikle doğru fidan almak lazım. Doğru fidan almak lazım. Mesela aşı gerektiren ııı mankoda aşı gerekiyor mesela. Toğumdan ürettiğiniz mangu aynı mangu olmuyor çoğu zaman. Mesela pastoreyi biz çelikle üretiyoruz. Evet. Ama bunu ne yapıyorlar? Toğumla üretiyorlar. Toğumla üretiyorlar. Ama burada ııı açırım gösteriyor. Açılım gösteriyor. Tabii. Mesela bu mor olmuyor.
Biraz sarı oluyor. Tadı da değişebiliyor. Tadı değişebiliyor. Mutlak Söğüt’te ııı lezzetli olanı bulup ondan çelik üretmek lazım. Evet. Çelikte veya dok kültürlü artık dok kültürü üreten ııı firmalarımız da var. Eee mangu mesela mutlak süreç aş yapmamız gerekiyor. Çünkü ııı ne çıkacağını bilemiyorsunuz orada. Yani çok küçük de çıkabilir çok iyi de çıkabilir ama onu garant edemezsiniz. Doğru aşı gözünü de almak lazım. Evet doğru aşı gözü tescilli ağaçlardan tescilli çeşitlerden ııı biz enstitü olarak bunları ııı tescitedik. Önümüzdeki dan itibaren de herhalde bir
sıkıntısız bir şekilde piyasaya aşı gözü fidan temelinde ııı bulunacağız. Ya bakanlığımızın zaten misyonları bir tanesi de bu. Piyasaya adına doğru tescilli çeşitlerin ııı üretim materyali vermek. Ya bu gerek fidana doğru gerek aşı gözü olur. Bunu Turunçgiride ııı belki otuz senemler yapıyoruz. Ama bundan sonra süreçte avokadoda, mangoda ııı çeşit tescilli çeşitlerinde. Erkan Peteke’ye fotoğraf yollamış. Anada
sürtüyormuş. Var. Var. Doğru. Ya managatla da alay aylığında var. Yani managatta bir üretici ama ananas dikli. Ananas. Ve tabii bunun kadar belki ııı büyük olmuyor ama o iklim şartlarına sağlasanız anasları bitirmiş. Küçük yani. Biraz şey evet ört altında çok daha çok. Domates de bile alçak geliyor. Açıkta da oluyor. Ama aksine şu an yetiştiren
bir düşürme var. Iıı yaklaşık bir ııı bin tane falan denediler. Bin kök. Açıkta da yetişiyor mu? Yetişiyor ama biraz meyvesi küçük kalmış. Yani sıcaklık tam yetmiyor. Bizim gözlemlerimiz. Ekonomik olsun. Meyvelin büyümesi için belli bir ısı lazım. Evet ısıtmam lazım. Iıı ya bir de demin bahsettik yani az önce ııı arada kaldı. Mesela biz bütün ııı domatesten işte yaram yıra karazanıyoruz. Mangodan beş yıra kadar hepsini mangoya çevirmek gibi böyle bir şeyimiz yok. Cüksümüz yok.
Yani biz bu acı tecrübe yaşadık yaşıyoruz. Yani mutlaka her meyvenin kendine göre bir ağırlığı var. Bir buket yapmak lazım. Yani bu bir çiçek çiçek varsa her çiçek varsa. Bakan da bunu istiyor zaten. Bakan bunu istiyor. Yani nar da bizim, turunçki de bizim, mandarin de bizim. Hepsi bizim bunlar. Peki mesela Gazi Paşa’nın bir çekideksiz narı var. Ben böyle bir nar görmedim dünyada. Yani böyle bir şey olamaz. Onu yiyen zaten başka nar yemeye yemiyor sonra. Iıı bu niye itirince yayılmıyor? Şimdi çekideksiz narın tabii ııı merkezde gazeteşim. Ne gazeteşim? Köyün oradanın köyünde
Mehmet Bey. Öyle mi? Evet. Belki bizim köyümüzden bu. Rakamın altı yüz elli metre orada yetişiyor çok güzel. Ya sahilde olmuyor mesela. Çok acayip. Tabii bunun da şey eee çok tatlı artık bine çok tatlı sevmiyor. Yani. Ve bir de şöyle bambaşka bir şey. Eee kabukalını ııı biraz ince olmazsa bile çok ııı ticari anlamda şey yapmıyor ama. Eee coğrafi anlamda ııı çok önemli bir ürün. Çekirdeği yöngüye böyle bir şey olur mu? Aynılardan Fatih Bey İspanya’da oluyor. Ben İspanya’da şeydeydim. Barsolona’da aynısı. Böyle
binler olamaz yani. Yani artık ııı bu nalar da piyasaya geresel anlamda yöresel yerel ürün olarak ııı giriyor. Biz ona test ettireceğiz. Yerel yerel ürün olarak test etmeye gelmiyor. Mesela onun bir ticari şansı yok mudur? Var. Var. Yirmi bin lirası var yani. Tanıtım gerekiyor. Çok acayip bir şey. Evet. Ama bizim ııı nar çalışmalarımızda. Sizin köyde mi çıkıyor bu? Ya bizim köyün olduğu o altı yüz elli yedi yüz rakımlarda. Haftaya sizin köyde değil o. Böyle bir nar yok çünkü. Şeyde eee evlayında. Nar deneminde. Evlayında nar depolan bir şey yok yani. Depolan bir şey kalmadı. Yani
çünkü. Ince kabuk. Ince kabuk olur. Yapamaz çok imkan olmuyor. Tam Kasım’da o. Iki ikinci çiçek çok güzel oluyor. İki mor. Çok güzel. Çok harika oluyor. Bir de şöyle Fatih Bey. Biz narla ilgili de biraz ııı geçti. Biz tabii ülkemizin yüzde doksan beş ııı üretimi ııı Hicazlar. Yüzde doksan üretimi Hicazlar. Bildiğimiz var yani. Evet. Yani. İhracatlık. İhracatı giden ııı ve mayoş. Çünkü avuç ama rusa mayos seviyor. Ama bizim en üstümüzün geliştirdiği çekideksiz ııı ve kırmızı kabuklu, kırmızı meyve
içecektir. Narlarımız da var. Ama tabii nar ııı biraz böyle şey kaldı. Nedir o? Bir ara nar çok ekildi her yerde. Evet. Sonra galiba herkes kesti onları. Işte biz de şu bu ürünleri eklerken planlı şekilde yapılsın ki. Bu noktaya nardaki gibi ııı. Peki bunun planlamasını kim yapar? Söyle biz özellikle Alanya Ziraatos olarak ııı belediyemizle yerel yönetimimizle belediye başkanımızla Sayın Adem Murat Yücel de ziraat mühendisi çok da ilgili bu hususlara ııı özellikle üreticilerimize ışık olsun diye alternatif ürünlere geçerken doğru hamleler yapabilelim diye belediyeyle birlikte yetmiş dönüm arazide bu masada gördüğümüz tropikal ürünlerin ört altında olacakları ört altında yetiştireceğiz. Iıı açık alanda olanlar da açık alanda üretimini yaparak ve bunun da yıllık ııı zaten Alanya Turizm bölgesi festivalini yaparak tanıtımını da iyi bir şekilde
yapıp artık sonrasında üreticilerden de ben örnek veriyorum. Mangu üretim yapacağım, papaya üretim yapacağım ya da işte ejder meyvesi üretim yapacağın diyenler için de fidan temini ııı doğru adına doğru Mehmet Bey’in söylediği gibi ııı hastalıklardan ayrı fidanı yetiştirmek için şu anda ııı işlem başladı. Alanya Ziraatos Alanya Ziraatos ve Alanya Belediyemiz ııı beraber ortaklaşa ııı yapacağımız ve bunu turizmede açacağız biz yani zaten. Turizm açmak ne demek? Turizm şöyle turizm
istiyor. Turla gelip bu bahçeyi gezebilecekler. Meyve toplayabilecekler. Meyve toplayabilecekler. Meyve’nin parasını ödeyip çıkabilecekler. Ödeyip çıkabilecekler. Orada oturup çay içebilecek. Yani ııı belediyemiz. Mesela bu Antalya’da expo alanı var. Dev bir alan. Şu anda da evet. Kaldı öyle altın vaziyette. Milyarlar gömüldü oraya. Mesela orası açılabilir orası. Ha? Orada böyle bir şey olmaz mı mesela? Çok da geniş alan var. Çok da geniş alan var. Binalar var, her şey var içinde. Bu tür biz ziraat odaların olur ya da hani direkt üretici bel koyulmayabilir
var. Mesela konuştunuz mu hiç bakanlıkta veya konuşan kimse var mı? Çünkü oraya baktıkça benim içim acıyor Antalya’da. Ya expo’nun artık bu işleyişiyle ilgili sanırım. Sanırım işleyişi yok. Boş duruyor ya çürüyor. Tarım bakanı bağlı. Tarım bakanı verici konusu değil mi? Tarım bakanlığında şu anda evet. Eee ve o da bazı eee faaliyette devam ediyor. Orasının eee devam et, devam et noktasında çalışmalar devam ediyor. Yani Peki mesela Mustafa Bey kırk iki çeşit bitkiler bahsettiniz. Bu de yetişecek ve ekonomik potansiyel olan ve Avrupa’ya
eee ilginç olan bu. Şu, bu ürünleri ithal eden ülkeler dünyanın en zengin ülkeleri. Yani Amerika, Kanada, Avrupa Birliği’nin büyük bölümü Almanya, Fransa, İngiltere, bunların müşterisi. Bunlar da paranın en parayı en fazla harcayan eee ülkeler bu gibi şeylere. Eee kırk iki çeşit neler var bu Türkiye’de yetişebilecek olan neler var bunların arasında? Eee Fatih Bey, Uzakdoğu’dan ve eee Afrika’dan işte yolcu beraberinde getirip bunu
ekip eee şu an üç tane beş tane ağacı olan eee çiftçiler var. Alan ya da Gazip Paşa. Alan burada da var. Yalnız Gazip Paşa’da Erdemli’de. Yani bu bölgelerde var. Eee teknik de olsa eee İskender ne kadar? Eee bunlar teknik de olsa var. Tabii tabii. Tabii yani. Şeyde Muğla’da var. Evet. Yani çok yerde bunlar yetişiyor. Bunların içerisinde eee pazarı en çok olan birinci meyve mango. Mango. Evet. En birinci mango. Tabii mango. Mango şimdi bir de Avrupalılar eee özellikle mesela Uzakdoğu’ya, Güney Afrika’ya bir çok yere mevsiminde hem tatile gidiyor hem de meyve yemek için giden turistler var yani öyle gidiyor tatil yapıyor ve bu meyveler meyveler yemek için gidiyor ülkeye. Aynı şekilde Alanya’ya, Antalya’ya bir onun beş sene sonra buraya bu turist turizme de katkısı olur bunun. Birçok otel mesela bahçesine ekip bunları turistlere eee veya sizin bahçelere getirip orada gezdirebilir. Yani. Evet. Bahçe turu olabilir yani. Bunlar olacak yani. Mesela Muz’da eee agro turizm çok ciddi bir şey. Türkiye’de bu eee yani turizm biraz daha bu tarama doğru kayarsa gerek mango açtı muz gerekse avokado çok ciddi yani bütün bu ürünlerin eee tam da yani şu babam ben babası hiç bu kadar güzel göremedim ya. Şahane ya. Mangoda bir şey bahsedeceğim pardon başkanım. Mangoda bu eee ağacı getirirken unu bit diye bir hastalık var. Bu unu bit hastalığı olursa Türkiye girişi yasak. Eee maharecini yad etmeniz gerekiyor ve imha etmeniz gerekiyor. Eee yani bunu çok dikkatli getirmek gerekiyor. Yani fideyi getirirken doğru gidip
yasaklı hastalığı ülkeye sokmak lazım. Yani. Eee karantina tepkileri çok sıkı. Evet. Çok sıkı. Iyi yapıyor. Kesin onu. Bakanlığı çok iyi yapıyor. Fidanların hepsini indiriyorlar. Tek tek ispektörler geliyor kontrol ediyor. Eee biz bir defa iki bin on dokuzda iki konteylerimiz Mısır’a iade edildi. Son üç konteyleri getirdik. Bu sefer Mısır’ı almadı. Eee altı ay kaldı Mersin’de adına da imha edildi. Yani çok ciddi bir şey var. Risk var yani. Herkes bu fidanı getiremez. Ben şu anda bunun altyapısını öğrendim. Iıı ciddi bir şekilde ııı buna emek veriyoruz. Bu işin zira odaları yapamaz mı? Zira odaları yapabilir. Üretici adına. Eee zaten genel başkanımız bu konuyla ilgili çalışmayı yaptı ve bu ııı yönetmelikte de yazıldı. Karantina yönetmeliğinde. Zira odaları üretici adına getirip ancak üreticiden ııı tapu kaydı alacak, taahüt alacak ve bakanlığımız bu usta da çok doğru yapıyor. Bu üretici örnek veriyorum. Mehmet Bey tapuyu getirdi, taahüdü verdi. Biz de zira odası olarak buna fidanı getirdik. Bu fidanı getirdikten sonra ekecek bakanlık da bunun kontrolünü yapacak. Ticari satamaz. Ticari satmayacak. Hiçbir kar amacı yok. Öyle bir ince nokta var burada. Ya bu meyvelerin ülkemizde ııı yüksek getirilmesi için ancak üretici getirebiliyor. Mesela bir ııı getir satılamıyor. Çünkü bu da ııı maksat şu. Yani oradaki bir riskte yani Mustafa Bey getirdiğini satamıyor. Satamıyor. Ama izin alıyorsunuz. Meyvüretim amaçlı ile dünya her yerinden ithalat edilir bir fidanı getirebilirsiniz Fatih Bey. Buna devlet izin. Ama bunu satamazsınız. Bakanlığı izin veriyor. Getir diyor. Bunun ticariyeti ne var? Tarım Bili Müdürü’nden geliyorlar, etkilirken üzerinde duruyorlar. Evet. Sayıyorlar ve üç ayda bir gelip de sayıyorlar yani. Çok güzel bunun altı yapısı. Evet. Bayağı güzel yani. Ya burada ııı oradaki riskler ortadan kaldırmak amacıyla Tarım Bakanı bu vazife yapıyor. Yani çok da iyi yapıyor. Çok da iyi çalışıyor bu sistem. Yani mutlaka yani ııı bakanlık şunu diyor aslında. Ya ben adaptasyon yapmamış ııı şeye çok böyle önünü açmak istemiyorum diyor. Çünkü orası riskler var. Mesela bu çeşit adam getirdi. Getirdi, tutmadı. Iyiyken mesela burada olmayabiliyor. Yani. Üreticinin de mağdur olabiliyor. Karanyada olan ürün kalpçisi olmuyor mesela. Bu kadar ııı hassas ürünler var. Liçi, liçte bir meyve var biliyorsunuz. Çinli’nin liçi. Iıı Gazip Paşa’da oluyor. Ağustos ayında inanılmaz güzel. Ve bu meyvenin kilosu Avrupa’da şu anda yani ııı TL olarak dört yüz beş yüz liraya gidiyor. Bunları üretelim, satalım. Bunlar ağaç yani. Ve iki üç yıl sonra meyve vermeye başlıyor. Şu an Gazip Paşa’da ve Kaladiran’da, Gazip Paşa
Kaladiran’da. Liçi uygun mu Türkiye’ye? Evet yani o harika bir liçi oluyor Fatih Bey. Tabii büyük ağaç oluşuyor. Seraya şu anda. O serat olmaz. Söz konusu değil. Ama ııı uygun ekolojide bizim ııı adaptasyon çalışmaları sonucunda. Alanya’da var. Bu meyvelerin bu konumda mesela dalında olan manguyu yiyen çocuklar daha zeki, daha bahşiş sistemi kuvvetli. Işte hamile bayanların peşin vrutu ve manguyu, avukadoyu tüketmesi, papaya’yı, papayanın içerisinde papaya maddesi var kansere karşı işte peşin vrutu da aynı şekilde kansere önleme özelliği var. Yani bu
meyveler hem yine Türkiye için ama yiyenler için de çok faydalı. Yerde faydalı meyveler. Çok faydalı yani. Ya bundan içerisinde yani ülkemizin damak tadına en uygun. Mango geliyor ve pasitolara geliyor. Ejder meyvesi de mesela bazı çeşitler çok güzel. Ben vallahi hiç yapamadım yani. Yani siz demek ki şey değil. Sarı olanı bir deneyin Fatih. Yani kırmızı. Yani hani ha şu kağıdı yemişim ama ejder meyvesi yemişim. Yani diyorlar ya sarayda bir kâhmet yok falan. Ejder meyvesinin ııı ihracatı da yapılıyor şu anda. Bizim bu
ama hepsini zaten bizim ihtiyacımız. Ejder inşallah size tattıracağız. Bir yıl içerisinde şu an üretiyoruz. Vallahi burada ben aydın inciyle aydın. Pasiflora. Evet. Bunları. Ya şöyle bir artımız var. Mango tabii pardon. Fatih Bey bu tropikal ürünlerde. Şöyle bir artımız da var. Iıı girdi maliyetlerimiz işte bu ürünlerde daha az. Üretici rahatça. Mangoda. Mangoda. Ejder meyvesinde. Pasiflora da.
Tabii papaya da. Iıı tabii muz gibi değil yani bunlarda. Avukada ııı nispeten tabii muza göre daha böyle ııı yani bu bunlardan daha mı pahalıya mı ağır? Tabii daha pahalıya mı ağır. Işletme maliyeti. Ya bu da nedir? Iıı muza se ııı şu yani sera ortamı olduğu için ve tabii Erdem Yeşil olduğu için ve ııı nihayetinde çok hızlı geri dönüş olduğu için bu bu muzun ııı biraz daha tabii bitki besleme yönden. Bir de hastalık zararısı da çoğaldı artık. Hastalık zararısı çoğaldı. Kabuklu bir
bile yani onun o noktada. Unlu bit kabuklu bit olan bahçeler eee çıkabiliyor. Bu hususta tabii ııı beslemesine çok şey özen gösteriyorlar. Bu da girdim maliyetlerini yükseltiyor. Ama kuraklıkla da ııı mücadelesi özellikle yakında yerli malar hatasında bunları da koyacağız ııı okullar. Tabii ki tabii ki. Çok etkileyici. Tabii. Eee peşinfru bayağı iken oldu yani bu ııı bir il içerisinde ve peşinfrut ııı dokuz ay sonra size meyve yürümeye başlıyor. Ay muz gibi. Yani dikiyorsunuz. Iıı beş altı ay sonra meyve almaya başlıyorsunuz yani. Çok da büyük bir yer yani. Çalı gibi bir şey çünkü. Gördüm ben gözü veremem. Evet. Bunda yalnız sarmaşık gibi böyle. Evet. Üç metralarıyla. Destek destek sistem yapmanız lazım. Yani bu tek yedek asma gibi Fatih. Ben size zyde geldikten sonra bir birkaç parça aldım. Götürdüm ııı şeyde ııı bahçeye ektim. Bodrumda bayağı da sardı. Evet. Ben ne vermedim bilmiyorum bakmadım sonra. Yani bu sene ufakca don olduysa sıkıntı yok. Fatih Bey ııı yazın gelen Rus turistler
ııı Alanya pazarında bu mangoları satan pazarcılar var. Geliyor bir tane alıyor. Elli lira tanesi. Devirsiyonu geliyor on tane alıyor. Dalım dolamam bu. Bu şekilde büyük değil. Bu kadar büyük değil yani. Bir de Keit jeansi. Başka mesela Keit jeansi lafınızı kestim. Keit jeansi bir kilo sekiz yüz gram oluyor Fatih Bey. Bir tane. Burada yok şu anda. Burada yok. O Eylül ayında çıkıyor. Ağustos ııı Aral’a kadar ııı hasat yapıyorsunuz. Efendim? En güzeli o mu? O da güzel. Hepsinin tadı farklı ama hepsinin bir teri var mesela. Terbent tadı farklı olan var. Difi farklı olan var. Tadı değişik olan var. Yani dünyada belki de bin tane çeşit var bu. Evet. Ama ülkemizde bizim tesis ettiğimiz kenti tesis ettik. Biz o yılda onu getirmiştik. Irbin’in ııı adaptasyonu yaptık ama tesis içinde bir sıkıntımız yaşadık. Ağustos’un dolayı. Yani kentte, Irbin’de, Keit’te ülkemiz için ııı nasıl ki limonun, portakalın çeşitleri varsa mangonun da aynı çeşitleri var. Evet. Evet. Hep her mango aynı mango değil. Değil. Değil. Dalımda olan mangoyu gemiyle gönderemiyorsunuz. Yolda şu
çünkü çürüyor. Çürür. Iıı ham geldiği için Avrupa’da şu an pazar altı yüz bin ton. Işte biz bu malı dalında oluşturup ııı tam olmaya bir hafta kala bunu Avrupa indirdiğimiz zaman piyasayı ele geçiririz yani. Avrupa’daki pazar da bir herhalde altı yüz bin tonlar altı yüz bin tonlar altı milyon tona çıkar. Türkiye Avrupa bir milyon tonumuzu tüketiyoruz. Tüm Avrupa ııı dalında olan mangosu belki on milyon ton tüketir. Işte iddia ediyorum yani. Akdeniz’de yeşil altın yatıyor. Ziraat merentisi arkadaşlar. Bunu pazarlamaya Türkiye’ye uygun mu? Neden soruyorum bunu şimdi? Iıı sizler
daha iyi biliyorsunuzdur. Iıı pek çok Türk ürünün yabancı gümrük kapılarından döndüğünü yok tarımsal ilaç, yok böcek, yok o yok bu gibi şeylerle Rusya’ya gidemediğini falan biliyoruz ya. Insanlar dedi ki ya Rusların almadığı şeyi biz mi yiyeceğiz veya Almanlar almadığı biz mi yiyeceğiz? Evet. Nedir o mesela? Bunlarda aynı risk var mı? Ya şimdi. Buyurun. Burada şöyle bir durum söz konusu yani Rusların yemediğini biz yiyemiyoruz yani öyle bir şey anlaşılmasın. Ya
Tarım Bakanı şu anda ııı bütün taze yaş meyve sebzede her aşamasında nasıl ihrac teknik ürün denetleniyorsa Serada, bahçede bütün ürünler analize tabi tutuluyor. Orada herhangi bir ııı sıkıntı çıktığı zaman ııı gerekli yasal önlemler gerekse sera komple sökülebiliyor. Burada herhangi bir ııı tereddür oluşmasın. Yani bu Ruslar’dan geri geldi. Biz yedik diye bir şey söz konusu değil. Ama her ülkenin takdir edersiniz ki ııı şeyi biraz farklı. Karantina
önlemleri farklı. Bir de bazıları siyasi. Siyasi onu bilemiyorum artık. O benim şeyim değil. Sağ olun size. Eee kesinlikle eee bizim yurtta. Mesela biz Ruslar uçağı düşününce bir de bir de domatesler de şey çıkmaya başladı. Böcek bir şey eee alım durdu. Burada avantajımız şu olabilir Fatih Bey. Burada avantajımız şu. Ya bu ürünler ülkemizde yeni yeni giriyor. Daha eee bunların çok ciddi bir hastalık zararız ülkemizde bulunmuyor. Ya belki eee ve bundan sonraki süreçte olsa bile eee karantin önlemleriyle önüne geçilebilir. Artı bitki koruma önlemlerinde. Bunlarda öyle bir ilaç, milaç hikayesi yok yani. Şu anda şu anda çok fazla değil. Bunlar. Avukado’da bile bak yılların üretimi yapıyoruz. Avukado’da bile çok fazla değil. Bu artı özellikle mango’da işte eee kabuklu bit buna dikkat edip ve rutin eee ilaçlaması yapılması lazım. Önleme alınması lazım. Eee ama Mehmet Bey’in de söylediği gibi buradaki avantajlardan bir tanesi de bitki eee beslemede olduğu gibi bitki koruma da eee çok fazla üreticiye yoracak da değil ve karantin önlemleriyle oluşabilecek bir. Peki mesela bir şey daha merak edin şimdi bu eee yeşili kuşkonmaz getirmesi bu kuşkonmazı de beyazı vardır. O biraz daha pahalıdır bundan. Evet. Beyazı da yetişiyor mu Türkiye’de? Beyazı şöyle eee kuşkonmazı tam teknolojisi bilmiyorum ama bu eee sanki şey yatırılıyor. Toprak altına kaldığı zaman eee onlar daha büyüktür be daha kalıdır bundan. Etiyoleşiyor. Evet. O onun biraz daha normal şey gibi değil. Yani bizim bir domates yetişmek gibi değil. Bunun bir kısmı toprak altında eee geliştiği için etiyoleşiyor. Mesela aynı şey eee bazı sebzeler doluyor. Eee onu etiyoleştirdiğiniz için onu öyle görüyorsunuz. Normalde bu toprak üstüne kaldığı için eee eti bile değişiyor. Her ucu falan değişiyor. Türkiye’de Türkiye’de üç beş tane eee firma bunu üç beş şey de en azından bizim bildiğimiz kadarıyla üreten ve direkt ihraç eden firmalarımız söz konusu. Çok da karlı bir.
Çok karlı. Antalya’da var mesela bizim eee bir tane firma Antalya’da. Bu lübeynin yüzün beş gramlı kırk beş lira satıyor Fatih Bey. Ve ihraç atı yapılıyor ve şu an iki bin dönüm üzerinde eee Antalya bölgesinde üretim yapan. Evet. Mahkeleri görürsün alabiliyorsun. Büyüyor. Bakarız. Sakslı yetiştiriyorlar. Eksi on beşe kadar dayanıyor fidanı. Eksi on beşe. Evet. Eksi on beşe kadar dayanıyor. Ya bu lübeynin eee esprisi şu. Bu lübeynin toprak istekleri asitik toprak istekleri var. Evet. Ya bu Akdeniz’in toprağında bu direkt toprakta olmuyor. Bunu sakslı yapıyorsunuz. Ve eee bitkimesin torp eee yani pH’lini biraz düşük tutuyoruz. Beş buçuk civarında tutuyorsunuz. Çünkü bizim topraklarımızın pH’ı yedi buçuk sekiz civarında. Eee biz orada daha bazıya yakın. Evet yani bu biraz daha asitik toprakta da oluyor. Özellikle Karadeniz’de. Hı hı. Diye anlamda ama bunu yapan üreticiler Antalya’da. Sakslı yapıyorlar vesaire de yapıyorlar. Eee ve büyük çoğunu da çekiyorlar. Ihrar ediyorlar. Tabii. Evet yani eee bunu yapan büyük büyük üreticiler. Ve ayrı zamanda bu blüverinin eee en büyük eee blüveri tropikal değil ama değil mi? Değil. Eee özelliği de şu. Eee bu dondurarak eee pazarlanıyor. Çünkü taze tüketinde şey çok fazla. Karadeniz’de yetiştiriyorlar Fatih. Karadeniz’de var. Karadeniz’de yabanisi Likapa diyorlarmış. Bu Antalya’da evet. Antalya’da çok. Antalya’da var. Yani Antalya’da. Karadeniz sayende Marmara Bölgesi’nin kadinin sayende falan da çok var. Fatih Bey bu mesela dikenli inciri Hayati Bey yetiştiriyor şu an. Eee Manavgat’ta. Bunun ihracatı yapılabilir. İtalyanlar bunu ııı şu an tüm Avrupa’ya yetiştirip çok ciddi fiyatlara satıyorlar. Çok faydalı bir meyve. Iıı İtalya’da şu anda Sardunya adasında. Ikenli’nin birkaç tane vadide ııı Lice’yi Longa yetişiyorlar. Mango yetişiyorlar İtalya’da. Evet. İspanya Malaga’da yüz bin ton mango yetişiyor. Evet yüz bin ton mango yetişiyor İspanya’da. Kanarya adalarında. Yani demek ki orada da rekabet var aslında. İsrail’de. Çok rahat değiliz orada. Yani şimdi bizim ııı enlemimiz genelde otuz altı. Onlar da o İtalya ve İspanya’nın o Malaga aynı enlem şeyinde. Ya numantropikler işte baktığınız zaman literatürler yirmi üçten sonra biraz zor deniyor ama. Evet. Türkiye gibi ııı bu mikrokrim alanlarında olduğu yerde Türkiye, İtalya, İspanya gibi. Ya da ört altına alarak. Ve ört altına alarak artık gelişen serah teknolojilerimiz her meyveyi serada yetişmeye imkan tanıyor. Ama bu da maliyet ve ııı ekoloji devreye giriyor. Bunlar mesela İtalya’nın bu ve İspanya’nın bu konudaki ııı ihracat gedirleri ne kadar biliyor muyuz rakamları? Onu bilmiyorum ama. Iıı ben bu yıl Londra’dan bana resim geldi marketten. İtalyan mangosunun ııı on dokuz puantı. On dokuz puanta evet. Kilosu on dokuz puant İtalya mangosu.
O İtalya mı? Evet İtalya mangosu Fatih Bey evet. Bu tropikal ürünlerin Fatih eee pazarı ile ilgili. Ben de bir ek yapmak istiyorum. Üretici şu anda pazara sunacağı üründe kesinlikle biz de her şekilde ziraat odaları olarak ııı bilişli bir şekilde hatta birçok ziraat odamızda da tarım danışmanı çalışıyor. Iıı bunların da katkısıyla hastalıklardan hari ııı hiçbir sıkıntı olmadan kaliteli hatta hasat tekniklerini bile ııı çok iyi bir şekilde yapan üreticilerimiz var. Ve sonrasında biz pazara sunduğumuz özellikle ihracata sunduğumuz ürünlerde ııı yani Türkiye’den çıkan örnek veriyorum mango bu muymuş dedirtmedikten sonra ııı bu işte üreticiler gerçekten çok ciddi para kazanır. Ülke ekonomisine de katkılar sağlanmış olur. Başlangıçta iyi ürün vermek kaydıyla. Bunun içinde. Halk da bunu istiyor zaten. Bunun için de bakanlığımızla ııı beraber
çok planlı bir şekilde olmaz lazım. Şimdi arkadaşlarımla bahsettiği gibi aynı şeyle ııı üzerine durmak gerekir. Plansız yapılırsa işte iki kere iki. Planlama nasıl olur burada peki? Planlama o şekilde şu anda bakanlığımızın özellikle bu tropikal ürünlerin dışarıdan ııı fidan getirmeyle ilgili uyguladığı politika çok doğru bir politika. Çünkü hiç kimse istemez. Biz de ııı topraklarımıza dışarıdan hastalıklı fidanlar gelsin. Iıı buradaki topraklarımızla buradaki bizim üretim yaptığımız diğer üretim desenlerin de ııı hastalık bulaştırılısını istemeyiz. Bu nedenle karentine işlemleri çok yoğun bir şekilde yapılıyor. Bu doğrultu tabii ki şu anda üretimi ııı işte batem yetkilileri bakanlığımız çalışıyor. Ama ııı çok da böyle hızlı yol alınmıyor doğru Mehmet Bey? Yani bazı türlerde ııı özellikle mango ile ilgili. Mango da evet. Mango ile ilgili yani çok hızlı bir ııı yol alınmıyor. Bu noktada ithalatı yapılabilir. Üretici doğru bilgilendirilip sonrasında pazar durumunda da. Mesela mango fidansı Türkiye’ye öğütülemeye başlandı mı? Başladı. Üretemiyoruz. Yani bunu bir şahıs olarak da üretilir. Bir kişi de üretebilir. Işte batem ciddi bir çalışma yapıyor şu anda. Bir de mesela bu papayalar var. Bu papayalar çeşit çeşit. Mesela yeşili var. Onun da yine bir kaç yüz var. Evet. Çok çeşitli var. Üç dört çeşidi var. Ancak. Türkiye çeşitli papa yok. Papaya yok. Henüz daha yok. Ama ııı yurt dışından gerek bundan çoğu tohumla geliyor. Veya çeşitlerin tohumlarla geliyor. Zaten bunun
içerisindeki tohum çıkartıyorsunuz ya. Onun ikinci direkt şey çıkıyor. Hidayat Bey’in bahçesi. Fatih Bey ihracata veriyor. Murat Bey şeyde. Antalya’da. Evet. Murat Bey ihracata veriyor. Şu Almanya’da ııı iş ortağı var. Buradan üretip şu anda Almanya’ya uçakla gönderiyorlar yani. Yavaş yavaş ihracat oluyor. Dört bin dönüm mü şu anda başkanım şey Ejder şu anda dört bin dönüm. Ama sadece Antalya olarak değil. Ciddi bir ııı Ege bölgesinde Mersin bölgesinde. Ejder daha kolay yetişiyor galiba. Ejder daha kolay yetişiyor. Alçak
serada olabiliyor. Onun da geri dönüşüm hızlı. Geri dönüşüm çok hızlı. Sende meyve almaya. On dört ayda. Ilk verime dönüyor. Tam ekonomik olarak verim verdiği dönemlerde ııı üçüncü senesi ve sonraki yıllar. Yaklaşık ııı fidan başına zaten dönüme bin dört yüz tane dikiliyor. Yani bir dönüyor bin dört yüz tane. Bin iki tabii biz o kadar bin dört yüzde hava almıyoruz. O kadar tavsiye etmiyoruz da. Bin iki yüz elli adet ııı fidanla doğru fidanla ııı ilk yıl beş tane, altı tane meyve alınabiliyor. Sonraki yıllarda üçüncü
yıllarda. O meyvenin tanesi kaç lira mesela? Meyvenin tanesi şöyle ııı üç yüz gram geldiğini hesaplarsak kilosu otuz liradan bir ııı dolar. Kilosu iki euro. Bir dolar. Bir kilo da beceriler oluyor Fatih Bey mevsimde. Tabii yani. Yani bir meyve bir dolar ııı edebiliyor. Tabii bu dönem itibaren artık meyve çok küçükleri kaldı. Bir bitkiden kaç meyve çıkıyor? Üç dört meyve mi? Ilk yıl için ııı on dört ayın doldurduğunda yaklaşık bir bitkiden dörtle beş arasında. Yani bir bitki beş dolar veriyor. Evet. Bir bitki beş dolar veriyor. Hayır bir
bitki beş dolar vermiyor. Şimdi oradan şey yapmak lazım. Yani dekara iki bin beş. Dekara üç ton. Üç ton hesabıyla yapılabilir. Üç ton hesabıyla yapılıyor. Bu da otuz beş kırk TL’den. Ortalaması tabii. Ilç çıktığı dönemlerde yetmiş TL oluyor. Iıı kırk TL’desiniz. Fiyat. Dönün başına bayağı bir para. Evet. Bunun için çok ııı yüksek saraya da gerek yok. Genelde zaten bu tür eczep yaparlar. Ya bunlar anı kadarıyla ııı normal ürünlere göre katma değeri çok daha
yüksek. Bir numara mango ama. Başkanımla bir numara mango. Katma değer yüksek. Benim de katma değeri en yüksek mango. Galiba mango ve pasiflora galiba değil mi? Evet. Mango, yani. Pasiflora. Papaya da özellikle ört altında biz öneriyoruz. Çünkü ııı açık alanda verim yüzde yedi. Yani bir de tabii soğuk riski var. Tabii. Ya şimdi bu her ne kadar biz bunları konuşurken hep eksileri konuşuyoruz. Aslında bunların birçok meyvenin ııı on derecenin altında aslında zarar görmeye başlıyor. Ya mesela on derin altında. Bitti çalışmıyor yani.
Büyümüyor. Ya domates de öyle yani. Ama bunlar da özel çok muz da aynı. On altı derecenin altında kışın. Hatta beşin altında şu anda Mehmet Bey bu ııı Naomi cinsi mango. Biz seraların içerisinde baya var. Var var evet. Kazı başı da bir mango bir de belli bir yaşa geldikten sonra eksi dört eksi başına da yayılıyor. Açıkta açıkta evet. Eksi beşi altıya kadar dayanabiliyor. Zaten serada hiç problem olmuyor Fatih Bey. Yani şöyle ııı tabii bütün bütün bitlerde ııı ağaç yaşlandıkça yani zarar göme işte genç meyve dolu çiçek dolu işte yeni sürgünler de olur. Eee bazen avokado bile mesela bazen eksi beş dokuz sekize düştü. Belki ağaç darmızın bir kısmını kaybettiğimiz zaman da oldu ama çok ııı eksem. Olumsuz yönlerde şu var. Mesela avokado için konuşacak olsak Fatih Bey ilkbahar ııı artık son donları olabiliyor. Bazı dönemi yaşanabiliyor bu. Tam çiçek döneminde bir don oluyor. Yani ııı badem tabii. Badem çiçek erkan açıyor sonra ııı artık son donlar oluyor. Bu defa hem avokado da hem badem de bunu yaşayabiliyoruz. Aynı şekilde dışarıda ııı mango da ııı maruz kalabiliyor. Ha şimdi mesela ben bunu önemsemi sevdim mesela. Bizim şu anda en önemli ilaç ünlenimimiz arasında özellikle Rusya’ya falan sattığımız gibi o domates falan var. Ancak ben şunu biliyorum. Muhakkak siz de takip ediyorsunuz. Eee şu anda Karadeniz havzasında ııı kendi topraklarında veya kendisine yakın ülkelerin topraklarında yoğun miktarda sera ııı kurdurup ııı doğal gazda üretim doğal gazda domates üretmeye
başladılar. Onun için de bize koto koyuyorlar. Yakında bizden almaz hale gelecekler. O yüzden bunlar mümkün değil. Evet. Bunları mümkünat yok. Bunları üretmeleri mümkün değil. Bizden almak zorunda yani. Şu anda bize koto uyguluyorlar. Evet yani on sene sonra biz Rusya’ya domates satıp yiyip domates almak zorunda kalabiliriz. Ama bu ürünlerde ama bunları yapamazlar. O yüzden ben bunları desteklenmek gerektiğini düşünüyorum. Bir kısa reklam arası sonra
programın son bölümü. Memur hocam şimdi gelen mailere baktığın zaman bir en fazla tarım okonu için teşekkür edenler var. Iki en fazla kardeşim ııı bunlar su tüketiyor. Bir su tüketmeyen ürünleri desteklemeniz lazım diyenler
var. Iıı mesela bunlar mı daha çok tüketiyor şeker pancarımı? Ya bu araştırma baktığımız zaman tabii şeker pancarı mısırın ııı su tüketimi yaslanamaz durumda. Yani o da illa bir şey. Ama her ülkene mahsus bir ııı su tüketim değerleri var. Bu bulunduğu coğrafyayla ilgili yani bunu artık öyle bir kıslamaya koymanız ııı çok şey değil ama evren şunu yapıyor mesela taravütlerinde. Su tüketimi yüksek olan ürünlere damlama solamayı ııı zorunda koşuyor. Mesela bunlar artık damlama solama zaten olmazsa olmaz zorunluk. Bu bizim su tüketimiz yüzde kırk yüzde elli azaltıyor. Ya bütün meyveler artık ııı salma solama eee zaten su şey değilse açık ııı değilse pek mümkün değil. Muzda çok su kullanması özür dilerim yağmurlama yani yağmurlama yapmakları da soruyor. Evet. Yani bu mutlaka ııı her ürünün kendini değerlemek lazım ve mutlak surette modern solama sistemlerini hatta gerekli fertigasyonu ııı kullanmamız lazım. Fertigasyon nedir? Yani su ve gübren aynı. Aynen.
Suyu içe göre verilmesi. Iıı gerekse bunu artık yeni modern makinelerle birlikte verilmesi çok önemli. Bunu çok önemsiyoruz çünkü hem gübre tasarrufu hem su tasarrufu burada çok ciddi devreye giriyor. Artık geldiğimiz noktada ııı salma solama artık günümüzde kullanılması gereken bir yöntem. Iıı bunun hiçbir tanesinde salma solama kullanılması lazım. Ve olmuyor zaten artık öyle bir şeyimizde yok. Iıı ben bu ııı bugünkü programdan ııı sonra birkaç tane hususta değinmek istiyorum. Az önce bahsettiğim gibi ya bütün ııı tarımsal yatırınlar da olduğu gibi özellikle bu ülkemizi yeni ııı gelişen trop müe citte yani ııı üreticilerin yatırın yapmadan önce ııı mutlaka danışmanlık hizmet alması gerekiyor. Yani bu danışmanlığı da devlet veriyor. Bu devlet veriyor. Araştırma üsüleri veriyor. Biz batem batem olarak veriyoruz. Bakanlığı her birim veriyor. Ilm ürünlerimizin bu konuda çok yetişmiş yaramazlar. Ben kendi tarım danışmanıyım. Iıı üniversitelerimiz de çok ciddi akademisyenlerimiz bu konuda
çalışıyor. Özellikle bu konuda çalışan çok ciddi akademisyen arkadaşlarımız var. Gerek ııı bakanlıkta, gerek tagemde, gerek Alatabağçı Gürtel Arşive Önüsü, gerek ııı Batem’de. Çok ciddi araştırma. Senden daha hızlı konuşmayı başaran ender kişiden birisiniz. Teşekkür ediyorum. Iıı mutlaka ııı danışmanlığa danışmanlık almanı öneriyoruz. Çünkü niayetle bu yatırım bir serize yatırımı değil uzun ııı yıllarca alacak. Yatırımda daha yüksek o yüzden evet o yanlış olursa büyük hasar verir. Evet. Az önce bahsettiğim planlama Arge ile başlıyor.
Yani ııı biz yurt dışından orada çok iyi olup da burada çok iyi olmayan ııı çeşitler getirmektense burada en azından bir Arge’si yapılmış veya gözlenmemiş ııı çeşitlerle üzerine yoğunlaşsak iyi olacak. Ve bizim bu ilerin bir ilerli noktası da artık tescilli çeşitlerle, sertifikalı çeşitlerle bahçe kurulması önemli. Bununla ilgili var gücümüzde çalışıyoruz. Tabii burada mangoyu konuştuk. Çok önemli. Pasifoya konuşmak çok önemli. Ama avokadının yerini ııı
yani o zaten var. O zaten yaslamayız. Turunçgillerin yerine hiçbir şekilde. Abi bunlar zaten var. Kimseye değil. Yani ııı. Portakal bahçeni kes de bunları eklemiyoruz. Türkiye’nin ııı bir milyar dolar bir turunçgil ihracat geliri var. Beş milyon ton üretimiz var. Yani bu bizi tarımsal ihracatın. Turan tarımsal ihracatımız bizim kaç lira toplam? Dört milyon dört milyar dolar civarında. Dört milyon. Evet. Yani bu ürünleri eğer Mustafa Bey’in dediği gibi doğrusu gün pazarlayabilirsek bunu sadece tropika dünlerde iki üç katına çıkarmamız mümkün. Yani evet. Kesin. Üretim
arttırabiliriz. Önümüzdeki on yıl içerisinde. On yıl içerisinde. Doğru bir planlama yapılır. Doğru planlama ııı Adana Doğru Plan ve danışmanlık hizmetleriyle bunu çok sağlam gitmemiz lazım. Bir bazı kötü yöneteli yaşamamız lazım. Peki ııı şunu soracağım ııı istiyorum. Iıı dünyanın her yerinde bizde biraz böyle çağ dışı gibi gösterilmeye çalışılsa da kooperatifçilik çok önemli bir şeydir. Özellikle tarımsa üretimde. Kooperatif yoksa tarımsa üretimden para kazanmak biraz ııı zordur. Ya da işte
Amerika’daki bir dev tesisinde dev yatırımcılar olacak. Şimdi bunlarla ilgili bir kooperatifleşme süreci gerekmez mi? Daha başında yani işte mangocular birliği işte mangocular kooperatif avokadocular bilmem nesi ya da tarımsal ııı tropikal üretim bilmem neleri falan gibi. Bugün de bir çalışma var mı? İlçemizde hatta ilimizde diyelim. Ilçemizde yoğun olarak yapıyoruz. Alanya ve Antalya’da. Alanya’da ve Antalya’da. Avukado’yla ilgili Avukado Üreticiler Birliği’miz
var. Çok iyi de çok iyi de çalışıyor. Ben on beş yılında, alındıktan sonra ııı şimdi Avukado gerçekten bizim ilimiz için yeşil elmas. Özellikle ilçemiz için Gazi Paşa hani Anamur’da da nispeten var ama Alanya’da en çok en yoğun olarak üretildiği yer. Çok da güzel fidan üretiliyor. Batem’den de buradan destek alıyoruz. Batem’de güzel fidanlar üretiyor. Iıı bu hususla doğru çeşidi ektikten sonra yoğraf işareti olduktan sonra bakın hızlıca iki bin on sekiz
yılında yoğraf işareti alındı. Arkasından ııı talepler geldi. Burada ııı Bulgaristan, Macaristan ııı Orta Doğu, Rusya’ya kadar ııı ciddi bir ihracat ııı yapılır durumda. Ama tabii elimizdeki şu anda ııı üretmiş olduğumuz Avukadolar zaten iç piyasaya yeteri kadar yetmediğinden dolayı çok fazla açılamıyoruz ama önümüzdeki günlerde üreticiliğe üreticiler kesinlikle Avukado üretiminden korkmaması lazım ama bunu yaparken de evet danışmanlık hizmeti alması lazım. Doğru sulama yapması lazım. Doğru topraklarda burada büyük pazar var. Insanlar girmez. Önümüzde bir şey bir soru geldi. Onu sorayım size. Ondan sonra profesör doktor İlyas Dökme Taş soruyor bu soruyu. Diyor ki Sivas’ta, Yozgat, Yerköy’de, Afyon’da ve Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde termal tesislerin hemen yanında seralar kuruluyor ve bu seralarda termal su ııı sıcak su sayesinde domates, biber ve diğer sebzeli üretimi yapılıyor. Bu ürünlerde bu
termal ısıdan faydalanarak üretilebilir mi? Ya ekonomisi düşünün düşündükten sonra bazı ııı ekolojik bir yerler serada sağlanabiliyorsa mesela Gönhend’e muz yapıldı mesela. Hı hı. Ama başlarsın daha göremedik. Bin de kar buz yapıldı. Termal suyla mı? Termal suyla. Termal suyu. Evet. Gönhend mesela çok ciddi arazilerin olduğu bir yer. Bundan nihayetinde her ürünü serada uygun ekolojisi saatten sonra yetiştirebilirsiniz. Aydın da İnci inci ağaçlarının yanında biliyorsunuz orada şeyler elektrik üreten sıcak suyuna elektrik üreten tesisler var. Onların
suyundan seralar kurulup onun suyuyla ısıtma yapıp mangalar falan kurulabilmek lazım. Fatiha şuna da çok dikkat etmek lazım. Bak bunu gerçekten sadece ısısını deneyerek olmaz. Bunun nebi de önemli. Nebi önemli. Neme önemi toprağı önemli. Neme önemi de üretilebilir. Şimdi bak Maraş’ta Hatay İskenderun’da kar yağış oldu. Yüz dönüm serah çöktü. Bunları da değerlendirmek lazım. Şimdi Balıkesir Gönendeki işletmeyi ben biliyorum. Çok başarılı olacağını düşünüyorum. Çünkü orada o sıcaklığı tutturabilirler, nem olayını çözebileceklerini düşünüyorum. Kar yağırsa çöken. Onun için planlamasını işte çok doğru bir şekilde yapmamız diye hep sürekli bahsettiğimiz konu bu. Özellikle Avukado mesela yani her şeyin bilimsel olarak yapılması lazım. Tabii komşu ilçemizde, Manavgat’ta avukado üretimi sınırlı. Olabilecekleri yer, yer sınırlı yani. Bugün toplantıda ııı Zeki Bey’le yaptığımız toplantıda Zeki Bey çok güzel uyarılarda bulundu. Yani Türk
meyvesi dediğiniz zaman diyor dünyada böyle bir şey var. Yani ııı aman Türk meyvesi de böyle şey yapıyorlar diyor. Yani çekiniyorlar diyor. Çok kaliteli diyor meyve üretmemiz lazım. Bunların diyor kontrolünün devlet tarafından Tarım Bakanlığı’nın ciddi olarak standardı. Sanatı ve hep güzel ürün gitmesi lazım. Bu iş diyor güzel doğuyor ama diyor ölü doğmasın. Çok güzel bir şey söyledi yani. Evet. Üstüyle altı ayın olmaz. Üstüyle altı ayın olmaz. Yani. Tırın önü farklı, arkası farklı olmaz
lazım. Ya da evet. Ya da sandığın ortası farklı, üstü farklı olmaması lazım. Bile yapmamak lazım Fatih Bey. Yani bile yaptığımı bildiğin dolayı güzel bir iş doğuyor. Evet. Bu torunlar yani çocuklarımızın torun torununa ııı kalacak bir iş. Tropik meyvecilik. Iklim çok güzel. Iıı ben ııı özellikle gençlerimize tropik meyvecilikle ilgili ziraat mühendisli okumalarını. Peki bunun İslam yaratma potansiyeli yüksek midir yoksa düşük İslam? Çok yüksek. Yüksek Fatih Bey. Yüksek yani. Bayağı bir ııı iş imkanı var burada yani. Artı şu anda Suriyelikçiler olmasa biz işçi bulamayız. Tarımda ben öyle mi? Gazi Paşa’da tabii Suriyelikçiler çalış diyorum. Bizim gelişçilerimiz çok az yani. Ama böyle üretimden ziyade genelde ııı halde ya da işte Türkçelilerin olduğu bölgede depolarda çalışan çünkü. Ammaliyye işleri. Teknik iş yani. Bunda Suriyeliler ya da ııı Afganlar yapamaz. Bunda bizim kendi zaten vatandaşlarımız bu işten kopuk değiller yani. Ellerinden geldiğince üretim noktasında yapıyorlar yani. Fatih Bey. Daha bilinçliler bu hususta. Eee Mustafa Bey’in söylediği gibi evet Suriyeli işçiler ama onlar da çok paketleme yükleme indirimi boşaltma. Tabii. Tarımda kazma yapma. Isparta’da gördüm. Mesela eee kirazları toplayamamışlardı işçi olmadığı için. Evet. Maliyet tünü türü eee diyorlar ki şey yabancılar olmasa bu kirazları toplayamayız. Eee Mersin tarafında Adana tarafında Narinciye de aynı şekilde. Evet. Fatih Bey. Ama teknik anlamı. Alanya’da pasvene zincir olan bir eee
kalifiye işi Türkler yapıyor. Kalifiye işi onlar. Eee güzel bir şey yaptı bana bir konu anlattı. Eee şu an eee kalifiye eleman bulunmuyor. Yani herkes bir üniversite okuyor. Üniversiteyi bitiriyorlar. Uygulama eğitimi olmadığı için işi bilmiyor. Iş bulamıyorlar. Demek ki bölgede ziraat okulları, ziraat fakülteleri, ziraat üst okulları, ziraat lisede kurmak lazım. Bu sorun sadece bizim bizim sektörde olan bir sorun değil. Bu sorun diğer sektörde var. Her yerde var. Her yerde var. Bütün sektörlerde. Şu anda kalifiye
eleman yok. Olamıyor. Marangoz olamıyor yani. Eee amirat hanelerinde yok. Fatih Bey yani. Koyuncu yok. Yani ben eee kendim de ziraat teknisyenek tek kendiyim. Şimdiden ziraat meslek sesinde okudum. On dört yaşta gittim bu şeye. Yaklaşık işte doksan birden eee iki bin otuz iki senedir beri bu mesleğin içindeyim. Yani hakikaten eee bu meslek eee belki çok küçük yaşta öğrenilse yani makas tutmadan işte eee traktör süren başlanırsa bu çok daha eee olumlu katlar olacak sahaya. Ben eee burada şuna dikkat
çekmek istiyorum. Biz nasıl eee az önce bahsettik muzu eee avokadoyu işte turunç kilide eee en baştan başlayarak sonuna kadar getirdik. Özellikle muz artık dükstüketi malzemesi eee dükstüketi meyvesi değil. Herkesin ulaşabileceği. Antalya’daki fiyat da hakka fiyatın aynı olduğu bir ürün meyve serisini geldi. Bu bizim eee çiftçimizin gayetleri oldu. Ya devletin eee bakanlığın eee katkıları sübhansiyonlar çok önemli ama eee çiftçilerimizin gayetleri oldu. Ve eee burada artık müevalamayan ııı müevalamadan çıkan muz gibi artık bu meyvelere de ııı bir süre sonra ııı gerektiği desteklerle danışmanlık hizmetleriyle yatırımlarla herkes ulaşabileceği meyve konulagirecek. Evet teşekkür ediyorum. Çok teşekkür ediyorum. Ama şu anda Fatih Bey son bir şey ekleyeyim. Ikti ama. Bu da şu anda hak ettiği değerde değil yani. Iıı inşallah ııı hak ettiği değeri kazanır. Inşallah. Teşekkür ederiz. Fatih Bey, Akdeniz’de, VG’de Yeşilaltı’ya atıyor. Trobüklü meyvecilik de çok büyük bir gelecek var. Tarım Bakanımız bu işe sahip çıkmaya başladı. Iıı yakın zamanda çalıştığı ay başlatıyorlar. Çok iyi yerlere gelecek yani. Onun için eğitimli ııı zahat menisleri ihtiyacımız var. Gidip yurt dışında trobüklü meyvecilikle ilgili eğitim alabilirler. Bu işin oyunu açık. Gençlerimize yeni bir üniversitelerde bu bu
alanda da bir ilgililer. Peki tamam. Teşekkür ederim. Iıı derce bu akşam Trabik Tarım’ın Türkiye’de geyicileri konuştuk çünkü Türkiye’de katmadığı ile yüksek bu ürünler artık üretilebiliyor ve bunların Türkiye’nin ııı tarımsa ihracatını şu anda dört milyar dolarlar seviyesi olan tarımsa ihracatını üçe dörde katlaması mümkün. Bu masanın üzerinde gördüğünüz ürünlerin ve buna benzer kırk iki çeşit ııı tropik ürünün Türkiye’de özellikle Akdeniz bölgesinde üretilmesi mümkün. Bu hem Türkçesinin zenginleşmesini hem
de Türkiye’nin ııı tarımsal ııı ihracatının ııı ithalatının önüne geçmesini sağlayabilecek yeni bir ııı fırsat. Bu fırsatı göstermeyeceğiz ikicilere. Iıı masamızın ne kadar renkli olduğunu görüyorsunuz. Bu renklilik Türkiye’nin ııı tarımına da her an ııı farklı bir boyut getirebilir. Iıı bunu ııı umarız birileri görüp ııı dikkate alırlar. Görüşmek
üzere hoşça kalın.