TÜRKLERDEN SAKLIYORLAR! ÇİN DEKİ TÜRK PİRAMİTLERİ – BÜYÜK SIR
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=pBpN1pS3JZo.
Peygamberimiz bir hadisinde, ilim Çin’de bile olsa gidip onu alın demiş. Tüm dünyanın bilmesi gereken büyük bir gerçeği, özellikle Türklerin mi duymamasını istiyorlar. Uygu Türkleriyle başlayıp, tarihin üzerine gölge çekilmek istenilen Çin topraklarında bulunan ve Türklere ait olduğu iddia edilen D piramitlerin içinde bulunanlar,
Kur’an’da bahsedilen Yecüç Mecüç’ü hapseden Zülkarneyne mi ait? Büyük bir gizemi çözmek için, Türkiye’den havalanan bir araştırma ekibi, Çin topraklarına ulaştığında, acaba onları nasıl bir macera bekliyordu? Henüz, hiçbirinin yapacakları keşifte nelerle karşılaşacaklarından haberi yoktu.
Bu konu bugüne kadar birçok tartışmaya neden oldu. Çin’de bulunan ve Türklere ait olduğu düşünülen beyaz piramitler. Bazıları bunun gerçek olduğunu, bazıları ise gerçeklikten uzak olduğunu düşündü. Fakat kimi araştırmacılar ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin kesinlikle açığa çıkmaması gereken bazı bilgileri, bu piramitlerden bahsetmiştir. Şu da bir gerçek ki Çin’in Xi’andaki yasaklanmış bu bölgede bulunan piramitlere, günümüzde internetten uydu görüntüleriyle kolayca erişebiliyoruz. Önemli olan konu ise hayatınızı tehlikeye atacağınız bu yasaklı bölgede bulunan piramitlerin içinde ne olduğu ve neden Çin’in bu bilgileri tüm dünyadan, özellikle de Türklerden saklıyor?
Az sonra heyecanlı bir yolculuğa çıkacağız ve ilerleyen dakikalarda belki de hepimizi ilgilendiren çarpıcı detaylara geleceğim. Fakat öncesinde 5-6 bin yıllık yani Mısır piramitlerinden bile eski olan bu yapılar, bil kimlerin dikkatini çekmiş ve nasıl keşfedilmiş, kısaca buna bir göz atalım.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalı pilot James Gosson, Hindistan üzerinden Çin’in Van King bölgesine erzak taşıyordu. Fakat bu uçuş esnasında sıradışı bir şeyle karşılaştı. Gök yüzünden aşağıya baktığında, Kireç taşından yapılmış olduğunu düşündüğü dev piramitleri derhal raporlarını ekledi. Böylece bölgedeki bu gizemli piramitler, birçok yöntemde birçok bir şeyle karşılaştı. Bu da bir gerçek bir şey. Öncelikle Alman araştırmacı Hartwig Hausdorff, inceleme yapmak için bölgeye geldi. Fakat kısıtlı sayıda fotoğraf ve materyal toplayabilmişti. Zaten elde ettiği fotoğraflar da uzaktan çekilmişlerdi. Bunun akabinde Çin yönetimi bu durumdan oldukça rahatsız oldu ve derhal burada araştırma yapmaya yasak getirdi. Üstelik sadece yabancı araştırmacıların değil, Çinli arkeologların da bu durumda arasındaki bir şeyle karşılaştı.
Fakat artık piramitler keşfedilmişti ve dünyanın geri kalanının bunu öğrenmesi kaçınılmazdı. İlk olarak 1954 yılında C-54 uçağından çekilen fotoğrafı ünlü Life dergisinde yayınlandı. Sonrasında Alman araştırmacı Hausdorff ilginç iddialar ortaya atarak piramitlerin içinde ön Türklere ait yazıtlar ve ilginç mumyalar olduğunu söylemiş olsa da bu anlattıklarını sadece çevredeki yerlilerden duydukları birçok bir şeyle karşılaştı.
Bu anlattıklarını sadece çevredeki yerlilerden duyduklarından yararlanmış olması ve durumu kanıtlayamamış olmasından ötürü insanlar kendisine kuşkuyla yaklaştılar. 1984 yılına gelindiğinde eski Sağlık Bakanı Halil Şevk’in katılmış olduğu bir televizyon programında Çin’i ziyaret etmiş olduğunu ve orada eski Mısır medeniyetinden bile ileri tekniklerle yapılmış mumyalar görmüş olduğunu anlattı. Çin’deki bu gizemli piramitlerin günden güne daha fazla insan tarafından duyulmaya başlanmasıyla birlikte
meraklı araştırmacı ve arkeologların da Çin hükümetine yapmış olduğu başvurular bir hayli çoğalmıştı. Fakat yapılan tüm başvurular geri çevriliyordu. Piramitler bir yandan tüm dünyada yankı oluştururken diğer yandan Çin hükümeti elinden geldiğince onları saklamaya çalışıyordu. Hatta öyle ki piramitlerin üzerine toprak dökülüp ağa çekilerek onların dev birer tepelere dönüştürülmüş olduğu iddiaları dolaşmaya başladı. Az önce bir hadisten bahsetmiştim.
İlim Çin’de bile olsa gidiniz ve alınız. Araştırmacı yazar Oktan Keleş günümüzde bunun hadis olmadığını söyleyen kimseler olduğunu fakat böyle düşünen kişilerin işin gerçeğini bilmediklerinden masonic kararlarla organize edilen ve İngiliz gizli teşkilatçılarının hadisleri ayıklama planına yem olduklarından bahsediyor. Doğrusunu Allah bilir diyerek bu hadisi mana yönünden incelediğimizde acaba ariflere göre ne anlam ifade ediyor olabilir? Dünya tarihini ilgilendiren bir ilimin orada olduğunu işaret ediyor olabilir mi? Yüce Kur’an’da birçok kavimden ve bu kavimlerin kalıntılarından bahsedilir. Bir ayette yeryüzü diye başlar ve teşvik eder. Gezin, araştırın, bakın diye. Ola ki ilim Çin’de bile olsa gidiniz ve alınız sözünün hadis olmaması durumunda bile yüzyıllardır söylene gelen önemli bir söz olduğunu bu açıdan düşünerek de yorumlayabiliriz. Peki Türk tarihiyle alakalı Çin’de ilmi olarak gizlenmiş bir sırada bir adım var mı? İlmi olarak gizlenmiş bir sır olabilir mi? Şimdi sıkı durun. Çünkü ilk defa bir Türk bunun cevabını öğrenmek için her şeyi göze alarak piramitlere doğru tehlikeli bir yolculuğa çıktı ve hayret verici sonuçlara ulaştı. Çin’de en ufak suçlarda bile cezasını kellerinizle ödediğiniz bilinmektedir. Bu açıdan Çin uluslararası hukuk normlarına da uymayı reddetmektedir. Her türlü riski göze alan Oktan Keles ve ekibi Sincan Uyghur bölgesine gelirler ve burada özbe öz bir Türk ile buluşurlar.
Bu kişi bölgede ekibe rehberlik yapacak olan kişidir. Görev ise ekibi sağ salim piramitlerin bulunduğu yasaklı bölgenin yakınına ulaştırmak ve orada bölgenin Çinli yerlilerinden biriyle tanıştırarak yapacakları çalışmalarda yardımcı olmak. Uyghurlu rehberle birlikte yola çıkan ekip iki gün süren sıkı denetimli zorlu bir yolculuğun sonunda yasak bölgenin yanı başındaki haritada bile adı sanı olmayan bir köye varırlar. Bu köy piramitlerden yaklaşık 12 km güneyde yer almaktadır.
Misafir oldukları hanenin sahibi 80 yaşlarında Çinli bir adam. Uyghurlu rehber aracılığıyla iletişim kuran ekip yaşlı adamın annesinin de bir Uyghur türkü olduğunu öğreniyor. Fazla zamanları yoktur ve asıl amaçları bellidir. PIRAMITLER Yaşlı Çinli ekibin neden geldiğini tahmin edebiliyordur. Öyle ki lafı piramitlere getirerek köyü birçok paralı kişinin ziyaret ettiğinden bahsetmiş. Bu kişiler genelde Amerikalı, İngiliz ve İsrail zenginlermiş.
Köye yardım yapma bahanesiyle piramitlere ulaşmaya çalışıyorlarmış. Fakat her seferinde Çin devletine çalışan köydeki bazı görevli Çinliler bu gelen kişileri devlete şikayet ederek onları yakalatıyorlarmış. Bu yüzden ekip yaşlı adamı ikna etmenin kolay olmayacağını anlamış. Uyghurlu rehber uzaktan da olsa yaşlı Çinliyle akrabaymış. Bundan dolayı bir ihtimal onu ikna edebileceklerini düşünüyorlardı. Öncelikle piramitler hakkında ne bildiğini sormuşlar. Yaşlı adamın anlattıkları ise oldukça şaşırtıcı. Piramitlerin aslında Türklerin atalarına ait mezarlar olduğunu söylemiş. Çocukluğunda köyde hastalanan biri olduğunda onları piramitlerin içine götürürlermiş. Mumyaların yanında bir süre bekledikten sonra hastalıklarına iyi gelen bir şey olduğuna inanılıyormuş. Öyle ki ilginç bir şekilde piramitlerin etrafında otlayan hayvanlar da çok daha sağlıklı ve besili oluyorlarmış. Yaşlı Çinli’nin dedesi 120 yaşında ölmüş ve sağlığında hep piramitlerin Türklere ait dünyada kurulan ilk kütüphane olduğundan bahsedermiş.
Gök Tanrı’nın inancına sahip bu adam öldüğünde piramitlerin 3 kilometre yakınına gömülmüş. Bu durumu fırsat bilen ekip, mezarlığı görme şansınız var mı diye sormuş. Fakat yaşlı adam ekibin asıl amacının adamın mezarı olmadığını piramitler olduğunu biliyormuş. Aklınıza bile getirmeyin oraya asla gidemeyiz demiş. Neden? Askerler mi var diye sormuşlar. Hayır askerler yok fakat köyde birçok muhbir var sizi devlete yakalaçak olan diye cevap vermiş yaşlı Çinli. Uyghurlu rehberin araya girip uzun bir ikna konuşması üzerine yaşlı adam zar zor ekibi piramitlere götürmeyi kabul etmiş. Ekip çok heyecanlı. İhtiyar adam kesinlikle fotoğraf makinesi veya kamera almayın yanınıza. Yakalanırsak hafifletici sebep olur demiş. Tamam diye cevap vermiş ekip fakat tabi ki kameraları gizli bir şekilde yanlarına alarak yola koyulmuşlar. Yorucu geçen uzun ve stresli bir yürüyüşün sonunda bölgeye ulaşmışlar. Birkaç kilometre ötede piramitleri görebiliyorlardır artık. Çinli zaman zaman piramitlerin üzerinde bazı ışıklar gördüklerini de sözlerine ekliyor. Piramitlere 600 metre kalabir mağaraya ulaşıyorlar. Yaşlı adam girişin sadece bu mağaranın içinden olduğunu söylüyor. Ekip şaşırıyor ve karanlık mağarada fenerlerle yürümeye başlıyorlar. İçerisi oldukça soğuk ve ürkütücü. Uzun bir mağara yürüyüşü sonunda Çinli ihtiyar eliyle işaret ederek bakın diyor. Burası bir mezar odası. İleride yerde uzanan bir mumya var.
Ekip çok heyecanlı bir şekilde mumyaya yaklaşıyor. Mumyanın hemen yanı başında kaya üzerinde ay yıldız, kurt başları ve kaya’nın da hemen yanında büyük bir heykel duruyor. Her ne kadar dışarıda yakalanma tehlikesine karşı fotoğraf çekememiş olsalar da içeride sorun olmayacağından hemen bunları fotoğraflıyorlar. Heykelin iki boynuzu var. Bunun zülkarneyinle olan bağlantısını birazdan anlatacağım. Burada 7-8 dakika kaldıktan sonra ihtiyar Çinli artık derhal oraya terk etmeleri gerektiğini söylüyor. Fakat ekibin gözüne az ilerideki aşağıya inen bir merdiven batıyor. Oraya da bakmak istiyorlar. Fakat buna şiddetle karşı çıkan Çinli, oraya inişin çok zor, çıkışın daha da zor olduğunu söylüyor. İyice sinirlenmeye başlıyor ihtiyar ve ekibi artık dışarı çıkmaya zorluyor. Ekip akılları piramitlerde girememiş oldukları bölümlerde neler olduğu konusunda kalmış bir şekilde köye geri döner. Köye vardıklarında yaşlı Çinli’den orada gördükleri hakkında daha çok bilgi vermesini isterler.
İhtiyar Çinli, oradaki mumyanın bundan çok uzun zaman önce daha belirgin olduğunu, fakat köylülerin onun bozulmasında ve giderek yok olmasında rolü olduğundan bahsetmiş. Duvardaki heykele gelecek olursak en heyecan verici bilgilerden birini şimdi veriyor ihtiyar Çinli. Bu heykel siz Türklerin atası olan Oğuz Kağan’ın temsili suretidir demiş. Akıllarına derhal Kur’an’da bahsi geçen ve Yecüç Mecüç’ü yapmış olduğu bir set sayesinde kıyamete kadar hapseden Zülkanen gelmiştir. Kesinliği tartışılıyor olsa da birçok kişi Zülkanen’in Oğuz Kağan olabileceğini düşünüyor. Doğrusunu Allah bilir fakat Zülkanen kelimesinin Arapça’da çift boynuz anlamına geliyor olduğu düşünüldüğünde insan düşünmeden edemiyor açıkçası. İşin en ilginç yanına gelecek olursak teorilerin tavan yaptığı bir detay ise ekibin kayaların üzerinde gördüğü ve gelecekteki bazı tarihleri işaret ettikleri düşünülen yazılar. Peki Çin hükümeti neden bu premitleri gizlemek istesin ki diye düşünürken tam da bunun
üzerine ihtiyar çiftçinin vermiş olduğu bir detay herkesi şok ediyor. Yaşlı adamın dediğine göre dedeleri onlara bu piramitteki kayaların üzerinde bir efsane nin yazdığını dillendirirlermiş. Efsaneye göre Türklerin güneşin batmasını yakın bir zamanda orduları ile buralara tekrar geleceklerini Türklerin Doğu’ya, Asya’ya ve Dünya’ya hakim olacaklarını anlatırlarmış. Bazı insanlar ise Barış Manço’nun Türkiye ve gelecekle alakalı bazı gizemli bilgileri sözlerine şifrelemiş olduğu düşünülen Kayaların Oğlu isimli şarkısının bu piramitler ile bir ilişkisi olabileceğini inanmaktalar. Tüm bunlar bir yana dursun ekibe rehberlik eden Uygur Türk’ü ekibi piramitlere ulaştırdığından dolayı çok mutlu olduğunu dile getiriyor. Fakat mutluluğunun diğer bir nedeni de Çin hükümetinden yana yaşamış oldukları zulümlerden dolayı bir şekilde öç almış gibi hissettiğinden bahsetmiş. Çin’deki piramitlerin gerçek sırrı nedir ne değildir doğrusunu Allah bilir.
Fakat Peygamberimiz bir hadisinde Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın demiş. Dünya üzerinde her kim Türkler ile alakalı kötü niyetli planlar yapıyorsa şayet bilsinler ki Alman iktisatçı Fritz Numark’ın güzel bir sözü var.
Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz.