Türklerle Ruslar geçinebiliyor mu? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=OkcoOTytzP0.
Peki Polonya niye bu kadar korkuyor? Polonya niye bu kadar korkuyor Rusya’dan? Polonya’nın aslında Almanya’dan korkması gerekmiyor mu? Almanya’dan da korkuyor da Rusya bastırıyor. Sen o sorunun psikolojisini bana soruyorsun. Onu anlaması çok sordur. Çünkü Almanya 11. asırdan beri kavga ediyor Polonyaz ülkeyle.
Polonyalıların oraya geldiğinden beri birtakım ülkeler içeri girmişti. Danzig falan, Şilezya falan değil mi bütün bunlar içindeydi. Ama Ruslarla da 16. asırdan sonra başladı kavga ve bölünme. Yani 16. asrı kadar Rusya’nın oralara müdahale etmiş söz konusu değil.
Ve Velko Polska denen Litvanya’yı da içeren bir Polonya vardı. Hatta bir arabu Çekia’yı ve Macaristan’ı da içerdi. Yani Macar tacı da oraya bağlı oldu. Çok ilginç değil mi? Şimdi bu ülkenin derdi bir yandan Almanlar da, Almanların durduğu yerde Rusya karşıya çıkmaya başladı. Ve o zaman için hem tampon devleti olarak hem de bir nevi böyle belki bir yakınlaşma olarak Polonya makbuldü. Osmanlıya çok makbuldü. Osmanlı çok desteklemiş orayı. Evet yani ticaretinde, kültürel hayatında da öyle. Ve mesela 19. asırda Rusya’nın ve Avusturya’nın zulmünden kaçan, ayaklanan Polonyalı askerler, subaylar bize sığındı. Saymakla bitmiyor isimler. Ve Türkiye’de birtakım kıymetli insanlar, aileler onların sonundan geliyor. Sağda ve soldaki birtakım münevverler. Siz Nazım Hikmet’in de Cevat Rıfat Atılhan’ın da Konstantin Borgeski’nin torunları olduğunu biliyor muydu? Biliyorum. Çok enteresan değil mi? Büyük dedeleri. Yani biri nerede biri nerede. Fakat müşterek bir şeyleri var. Bunlar kadınlı, erkekli, müşterek hayatı, sosyal hayatı getiren zümre İstanbul’a. Çok önemli. Müslüman olmuşlar ama bu Müslümanlık bizim bildiğimiz kültürle gelmemiş.
Yani onlar yine Polonya’daki hayatlarını bir şekilde sürdürüyorlar. Ve miliyetçiliğe mütemahiller. Müslüman olduk, bu ülke bizi kurtardı diye Türkler’i önüne çıkarmaya. Yani o eserleri Konstantin Borgeski yazıyor. Bu çok ilginç. Onun üzerinde mesela durmamız lazım.
Biz yakın tarihimizi de son 400 yılı da biyografik tetkitleri ciddi olarak yapmadan anlayıp değerlendiremeyiz. Bu çok açık. Ama şu durumda bir şey var. Sicili Osmani dediğimiz Mehmet Süreyya Bey’den sonra bu konudaki çalışmalar, hatta ansiklopedik değerlemeler bile çok az, yetersiz.
Yani bu çok açık. Onu bilmemiz gerekiyor. Şurada şunu söylemek istiyorum. Kavkazya 19. asrın ortalarında başlayan bilhassa Çeçen ayaklanmasını, Şeyh Şamil olayını bastırmadaki kanlı tedbirleriyle,
General Yerimogluyyev’in baskısıyla imparatorluğumuza sığınanlar ilk anda Doğburcu’ya sığınmışlar. Fakat orası da elden çıkınca gene bu tarafı. Ve o zamanki imparatorluğun kendilerine yakın her yerine gelip yerleşmişler. Çok uzak doğa Anadolu değil ama bütün mezroportamya’nın belirli bir tarafı.
Maraş falan, Antip, Kayseri tabii. Tam dağ havasının olduğu yerler, Pınarbaşı, Kayseri’de. Orta Karadeniz falan, buralar. Orta Anadolu’nun çok az fakat bütün Marmara bölgesi çok garip bir şekilde Ege’nin güneyi falan yok, sıcak yerler.
Ama burada nüfus çok kalabalık çek, Çerkesler dediğimiz işte büyük muhtelif kabileleriyle bu yerleşilmiş 19. asırdan beri Türkiye’nin nüfus panoraması içinde son derece önemli yeri olan bir şey. Lisanlarını unutuyorlar. Galiba evde konuşmamaktan falan olabiliyor bu daha çok fakat üzerinde konuşmak istemiyorum ama verilen örnekler hep öyle. Geçen asırda akaretlerde mesela bir Çerkez okulu vardı. Saraylı Çerkezlerin çocukları. Bugün öyle bir derli toplu, elit ümre oluşturma şey olmadığı için o okul yok.
Kurulması da söz konusu değil o çok açık. Zaten evde öğrenilmesi gereken bir lisan olduğu söyleniyor bu çok açık. Ama bu arada bir Kafkasya var yani Türkiye’de bir Kafkasya var bu çok önemli ve her türlü düşüncenin, her türlü siyasi davranışın içindeler. Ama bir şeyleri söz konusu hep Çerkez istiyor yani onu da tutuyor, öyle bir kimliği de tutuyor. Enteresan yani Kafkasya ile ilişkilerimiz budur bizim. Ve geriye kalıyor Slav dünyası da biz onların arası geçineceğiz. Geçinememiş miyiz mesela senin konudaki sen hep tarihe bakıyorsun. Tarihte ne olmuşsa bu iltiharında.
Yok geçinememişiz. Rusya İmparatorluğunun içinde 16. arsının ortasından beri Yılca Volga boyunun elden çıkmasıyla Müslüman azınlıklar var ve Türk bunlar. Başka bir Müslüman azınlık çeşidi pek yok. Türkler daha çok. Ve bu 18-19 boyunca devam etmiş. Yani yeryüzünde hatta Müslümanların kalabalık olduğu imparatorluklarından biri yani Fransız ve İngiliz sömürgeleri başla. Ondan sonra geliyor. İlginç bir yaşamlar var. Dini hürriyetleri var yok yerine göre. Devletin idaresine değil de orduya çok girmişler.
Yani Müslüman generaller var çünkü muharip bir zümre bu. Ama büyük elçi yok mesela. Niye mesela o kadar Türk kalabalığındaki Rusça’yı falan da çok öğreniyorlar? Yeterli sayıda üniversite profesörü yok.
Bir tek Türkolog vardır meşhur biri. Ebû Mûsâ Mirza Kazımbey. Mirza’dır. Azerbaycanlıdır. Derbent ahalisinden. Hatta onun o Lügatlarını falan Zenker Almanlaştırarak kullandı Almanca Türkçe Lügat diye. Başka birini pek göremiyorsun.
Niye göremiyorsun? Yok işte demek ki öyle bir gayreti yok o toplumu yani almaya. Geçen asırlarda altın orta hakimiyeti devrinde birtakım Ruslardan
ama daha çok Türk kabilelerden, Kıpçaklardan tanasır edenler olmuş Rusya’nlar var. Yani bunlar bilmiyor. Hatta böyle isimler var. Rahmanilov gibi falan. Çok ilginç değil mi bu suratların? Baskako var. Baskakvali demek. O golce bir kelimedir. Bunların üzerine tezler var.
Tezlerde bazen abartma da olabiliyor ama var. Bu Kafkasya ve Ukrayna, Slav dünyasının kendine göre bir kaderi var. Yani bunlar devamlı bu Osmanlı İmparatorluğu ve ona bağlı kuvvetlerle çarpışmak zorundadırlar. Hatta mesela Polonya’yı
Osmanlı İmparatorluğu ilgilenmez görünse bile Kırım Hanlığı ilgilenmiş. Zaten adeta orada sanki kendine göre bağımsız bir dış politikası var gibi. Dikkatli olamaz yani. Olamaz. Barşova devletleri neyse statüleri. Öyleydi ama bu şey gibi görünüyor. Tarafsız bir politika gidiyor gibi onlarla. Biz Rusya’yla çok çarpıştık biliyorsunuz. Ama o devir bitti galiba. Artık Rusya’yla Türkiye’ye çarpışmaz mı? Aslında son Rus-Türk savaşında bitmişti o iş. Yani şunu anladılar ki Türkiye’yle savaş yapılmaz.
Bağlaya mal oluyor. Bunu Ruslar anladı. Anladı ve söylediler Gorçakov çok akıllı bir politikacıdır, diplomattır. Berlin Konversi’nde dedi bu kadar asker bu kadar para boşuna dedi. Bitti ve 3. Alexander’ın sürçü politikası geldi. Tamam dinamit devriyle oturuyor. Birinci cihan harbine maalesef iki tarafta kendilerinin olmayan bir harbe girdiler.
Çünkü ikisi de borçlu, ikisinin de bağlı olduğu bir batı var.