Why we are fighting with our faiths? | İnancımızla Neden Savaşıyoruz? | Spiritual Therapy |Synergy
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=y7gGF021MW0.
Size göre hayal, bize göre gerçek. Selamünaleyküm. Bu sohbetimizde ahlaki yapımızı neden kaybediyoruz? İnancımızla neden savaşıyoruz? Leddûn ilmi veya hâl ilmine neden ihtiyacımız var? Ve deizm? Ve deizm dalgasıyla, bu esen, bu rüzgârla ve devamında neler geleceğiyle ilgili Allah rızası için anlayabildiğimiz kadarıyla sizlerle sohbet etmek istiyoruz. Öncelikle ahlaki yapımızla başlayalım. Ahlaki yapımız Müslüman olarak Hazreti Kur’an’da dolayısıyla Efendimiz Aleyhisselam’ın hayatında, yaşantısında ve sözlerinde yani hadislerinde belirtilmiştir. Bununla birlikte bir de örf ve ananeler vardır, alışkanlıklar vardır. Bizler örfümüzle dini inancımızla bir araya getirdiğimiz bir harmanlama yapmaya başladık. Ancak dinimizin yani Rabbimizin emrettiklerini kesinlikle yapmamız gerekiyor.
Bu emirler çerçevesinde, anane alışkanlık geleneklerimizin de dine ters düşmeyen, hataya sürüklemeyen noktalarda bunları uygulayabiliriz. Bir örnek mi? Efendimiz Aleyhisselam Peygamberliği bildirildikten sonra, özellikle kız çocuklarının gömülmesini ve onlara yapılan bu zulmle ilgili bunlara müdahale etmiştir. Yani onlar önceden atalarından gelen bir alışkanlık örf adetti. Hazreti Kur’an yani Rabbimiz bunu yasakladı, men etti ki önceki hak dinlerinde,
yani kendi dönemlerinde de Hristiyanlıkta ve Yahud’ta, Tevrat’ta ve önceki suhuflar ve kitapta bunlar yoktu. Aradaki kazanılan alışkanlıklardı bunlar. Dolayısıyla bizler yeni bizim güncel konumuza göre konuşursak ki hep 10 yaşındaki çocuğun anlayacağı şekilde anlatılmasını istiyor manevi hocalarımız.
Güncele göre konuşursak yeni trendler, yeni alışkanlıklar, moda, tarz, giyim, kuşam, konuşma şekilleri, lehçeler vesaire gibi bütün bunların hepsini içine alırsak, bunların içinde dinimize uyan veya uymayanlar diye ayırmamız lazım ve ona göre toplumumuzun içine girmesine müsaade etmemiz gerekiyor veya redetmemiz gerekiyor.
İnancımıza göre olursa bu şekilde olması lazım. Ancak iblisin, dolayısıyla iblisin de uşaklarının, şeytanların, iblise ve iblisin kitabına iman etmiş olanların ki iki kısımdır.
Bir Hak’ka, Allah-u Teala’ya iman etmiş, gönderdiği peygamberlere iman etmiş ve o emirlere göre giden vardır ki Hz. Kuran’dan önce Hz. İncil, Hz. İsa Peygamber ve ondan önceki kitaplar ve peygamberler döneminde haktır. Ondan sonrakine de orijinal olarak değiştirilmediği ve yeni kitap gelene kadar o sürede haktır. Ancak tek bir harf bile değişmiş olsa, değiştiği için bu uygun değildir. Hz. Kuran’la birlikte tek bir harf bile değiştirmeden günümüze kadar Hz. Kuran gelmiştir.
Ancak Allah-u Teala kitabımı ben koruyacağım demiştir ve Rabbim vadini tutmaktadır, gönderdiği emirleri korumaktadır.
Bu da iblisin planına, programına ters düşmektedir. Çünkü insanlar uzun yaşamak ister, iblis ve onların uşakları şeytanlar, ifritler veya anunakiler gibi iblisin askerleri de üstün olmak ister.
Dolayısıyla Hz. Kuran’ı değiştiremeyeceğini bildiği için iblis, Hz. Kuran’a inanan Müslümanları değiştirmesi lazım. Bunu değiştirmesi için de Efendimiz aleyhisselamı devre dışı bırakıyor olması gerekiyor.
Yani Kuran bize yeter denmesi gerekiyor. Peki bunu nasıl başarıyor? Biz Müslümanlar ömür süremiz belli.
İnanmayan insanların da ömür süresi belli. Peki bu süre içinde nasıl oluyor? İblis zamanında çok iyi eğitim almış, cenneti yönetecek konuma kadar gelmiş ve bu aldığı eğitim üzeri nesline,
yani kendi çocuklarına ve uşaklarına, ifrit takımına ve ifritleri de kullanarak cinlilerin bir kısmına hitap etmektedir ve kendisine uyarlamıştır, kendi dinine, kendi isteklerine göre yönlendirmiştir.
Ve o kadar geniş bir tecrübesi ve ilmi de vardır ki, peygamberleri kastetmiyorum, onların haricinde, halifelerin haricinde eğer bir imam olacak olmuş olsaydı başımızda iblis olurdu. Çünkü o kadar derin bilgisi vardır. Dolayısıyla bu bilgi ve tecrübeleri aynı zamanda zamanında şunu bilelim, yeryüzüne insanlar gelmezden önce Azazel başka bir gezegendeydi ve cin soyundandı.
Fakat ifrit soyundan değildi, bunlar farklı kavramlardır. Ancak aynı familyadandır, aynı tiptendir fakat boyut ve ölçüleri farklıdır. Başka gezegendeki bir takım saldırıların neticesinde Arş-ı Alaya gelmiş, yükselmiş ve devamında da cennete bekçi olacak noktaya, cenneti yönetecek noktaya, cennetle ilgili kararları verecek noktaya kadar gelmiştir. Meleklerden üstün bir vasfa geçmiştir. Aman kesinlikle melek değildir ama onlardan üstün vasfa geçtiği için. Ve lehv-i mahuza bakabildiği için o zamanki donanımları ona göreydi çünkü iman etmiş, nefis taşıyan bir kul, dolayısıyla nefis taşıdığı için de nurani olan meleklerden üstün vasfa geçmişti. Ve devamında hem lehv-i mahuzdan hem de Dibâşe galaksilerde yaşanan ifritlerin yaptığı büyük bir mücadele ve savaşlar ve katliamlar vardı. Melekler ordusunu da, ki ifritler melekleri görebilir bu arada, cinliler göremez. Cinlilerin içinden bazı fıtrati özellikleri, nasıl insanlarda da bu fıtrati özellikleri var, olanlar anca görebildi.
Rabbim’in müsaade ettiği kulları algılayabildiği için cinliler de aynı şekildedir. Ama ifritler bunu görür çünkü zamanında başka başka galaksilerde, başka gezegenlerde birçok savaşlar olmuştur.
Ve Azazel, yani bugünkü iblis imanlıyken Azazel olan aynı şahıs melekleri göndermiş ve ifritlerle ciddi savaşlar yapmıştır. Meleklerle ifritler.
Dolayısıyla önceki yaratılan kulların neler yaptığını bildiği için burada insanoğlunun yaratılmasına karşı gelmiştir. Ancak levh-i mahuzdan Allah-u Teâlâ’nın yaratacağı kulları bildiği için Allah-u Teâlâ’ya karşı geleceğini de bildiği için lanet etmiştir.
O kadar çok lanet etmiştir ki ancak zaman gelmiş, kendi secde etmemiş, biliyoruz kısası uzatmayacağım, velhasıl imanını kaybetmiştir. Fakat edindiği bilgi ve donanım onda kalmıştır.
Ve Allah-u Teâlâ’dan izin istemiştir. Rabbim de ona müsaade etmiştir çünkü insanlara karşı bir projesi vardır, üstünlük taslamaktadır.
Ancak insanların tamamının, cinlerin tamamından veyahut da anınakiler veya ifritlerin o familyanın tamamından üstün olduğunu Rabbim bildirmiştir. Rabbimin emrine karşı gelmektedir.
Ve Rabbim buna müsaade etmiştir. O da yiyeceği içeceğinden kendisini nasıl savunacağına kadar birçok müsaade der istemiştir. Rabbim de bunları vermiştir. Ancak aynı zamanda da halife olarak seçtiği tüm insanlar, bugün inanmayan insanlar bile halifedir. Ancak arada bir fark vardır. Davete icabet edenler, etmeyenler. Edenler Müslümanlar.
Veyahut da önceki Hz. İsa Aleyhisselam’a gelen İncil, İncil’e uyanlar döneminde ama Efendimiz Aleyhisselam’a Peygamberlik geldiği andan itibaren tüm alemlere ve öncekileri tasdik edici olarak gelmiştir.
Dolayısıyla azazelken iblis olmuştur. Ancak aklı fikri yerinde öğrendiği önceki savaşlar, lehvi mahuz ve dahil birçok gezegenler, hayatlar, teknolojiler vs. vs. bütün bunların hepsi hakkında fikri ve bilgisi var.
Velhasıl, adem babamız ve nesline musallat olmuştur. Bu musallat olmada da önceki bilgi ve birikim teknoloji ile kullanaraktan kendine taraftar seçtiklerini destekleyerek uzunca bir yola girmiştir.
Hatta şeytanlar gidip babalarına, iblise, biz eskisi kadar başarılı değiliz, yapamıyoruz dediği zaman bazı dönemler olmuştur. Orada bile devam edin demiştir, onları desteklemiştir.
Ve Hz. Süleyman aleyhisselam ve Zülkanel aleyhisselam konularında da bildiğimiz gibi gökyüzünden kara delik diyebilirsiniz, geçiş noktalarını kapatılmıştır. Burada olanlar da toprağın altına hapsedilmiştir. Yani yecüç yerdekiler, mecüç, bize göre uzay diyelim, biz de uzaylıyız sonuçta. Velhasıl.
İblisin bu planı varken Rabbim de peygamberleri aracılığıyla kitapları göndermiş peygamberlere ve bunları da bir yazılı metin olarak iki yaşantı olarak peygamberlere emretmiştir.
Geriye dönüp de baktığınızda kitap indirilen veya indirilmeyen peygamberler vardır ama yaşantı olarak hepsi, bütün kitapların hepsi aslında birdir, orijinal olanları yani değişmeyenler. Önceki kitaplar için bahsediyorum. Aynı emirlerdir fakat bazı emirlerde kavimlere, toplumluklara indirdiği için oraya göre değişiklik arz etmektedir.
Ama oruçtur, ibadettir ve genel olarak aynıdır. Çünkü önceki peygamberlerden de namaz kullanan vardı. Peygambere namaz farzdır ama ümmetine bildirmesini Rabbim istememiştir. Bu ahir zaman peygamberine bize bırakılmıştır çünkü bu çok mükafatlı bir ibadettir. Ve onlar helak edilmiş, son peygamber Efendimiz aleyhisselam geldiği an, ona iletildiği anda tamam olmuştur. Ancak Hz.Kur’an geldiğinde öncekileri tasdik edici ve tamamlayıcı ve tüm alemlere geldiği bildirilmiştir.
Ve Rabbimiz burada iblisle müsaade ederken, kitaplar ve peygamberlerle de insan kullarına öğütler vermiştir. Bize örneğin besmele çekin deniliyor, neden çekmemiz gerektiği anlatılmıyor.
Besmele çekildiğinde cinniler, ifritler veya anınakiler nasıl düşünürseniz şeytan ve şeytangiller o familia yaklaşamaz. Onun için besmele çekin denilmiştir. Tuvalet adabından tutun da, gıybetten tutun da, faizden tutun da gibi gibi gibi emirler vardır.
Yani Hz.Kur’an bir şifadır. Ancak iblisin hedefine ulaşması için Hz.Kur’an’ı da değiştirmesi, insanlar değişmiş haline inandıklarında da Rabbimin o merhametinden nasiplenememesi gerekiyor.
Yani önceki kitaplara yaptığını tekrarlayarak devam ediyor. O kadar çok hile ve yolları var ki, çünkü iblis yaşıyor, şeytanlar ölümlü, belirli bir zaman sonra ölürler. Cinni tayfesinden bahsediyorum. Çeşitlerinden bahsediyorum ancak cinnilerin içinde Müslüman olanlar da vardır, iman olanları vardır. Onu bunun içine katmıyorum. Cinnilerin ehl-i kitap, başka kendilerine farklı tanrılar edilmiş olanlar var, ayrı yeten de iblisler vardır. Dolayısıyla Allah-u Teala kitaplar ve peygamberlerle insan kullarını da ve cinni kullarında inananları inanan kullarını desteklemiştir. Çünkü neden? Cinleri ve insanları kendisine yalnızca kulluk etsinler diye yaratmıştır. Amacımız kulluk etmek, Rabbimizi tanımak, emirlerine uymak, bu kadar. İblisin derdi nedir? İmansızlaştırmak, iman etmiş kimse kalmasın ve Allah-u Teala’nın huzuruna gidip bak sen bunları yarattın ancak gördün ki bunların hepsi seni reddetti. Yani imansızlaşınca üstünlük vasfını da kaybettiği için ancak ben sana karşı gelmedim, ben seni inkar etmedim. Dikkat ederseniz Allah-u Teala’yı inkar etmez. Çünkü Allah-u Teala’nın kulu olduğunu bilir,
Allah-u Teala’dan müsaade almıştır ve Allah-u Teala’ya tekrar gittiğinde kurtuluşu onda olduğunu bildiği için peygamberler ve kitapları reddettirerekten kendini üstün tutmaya çalışmaktadır. İşte tam bu noktada Rabbim peygamberlerden sonra, tabii birçok peygamberler vardır, isimleri bilinmedik, köylere, kasabalara belirli yerlere inenler Rabbim bilir. Ancak bir de aralarda her yüzyılda bir müjde yiğitler, görevli kullar göndermiştir. Kesinlikle son peygamber geldi başka peygamber yok ama dönemine göre evliyalar, veliler göndermiştir. Hani kimisi kendini bilmez, kimi kendini de bilir, kimisi kendi bilir, halk bilmez gibi yani. Ama sonuçta Allah-u Teala’yı anlatarak, yaşayarak o insanlar hayatlarını sürdürürler. Tüm bunlardan kurtarması gerekiyor, uzaklaştırması gerekiyor iman etmiş olanları iblisi.
Çünkü son kitabı Hazreti Kur’an’ı değiştiremiyor. Ancak ona iman etmiş olanları değiştirebilir. Hazreti Kur’an’ı değiştiremiyor ama onu anlamayı değiştirmesi için son peygamber Efendimiz aleyhisselamı,
halifeleri, ondan sonraki gelen Allah dostlarını, ehli beyti ve o yoldan giden Allah dostlarını kesinlikle unutturması lazım ve kabul ettirmemesi gerekiyor. Bunun içinde ne yapacak? Efendimiz aleyhisselamı kabul ettirmemesi gerekiyor. Yani Kur’an bize yeter denmesi gerekiyor.
Kur’an bize yetmiş olsaydı Hazreti Kur’an’da Habibim dediğini görürdük. Habibim dediğini biz de severdik, Habibim dediğine biz de itaat ederdik. Hani Hazreti Kur’an bize yetiyordu? Size yeten Kur’an’ı okumuş olsanız veyahut da anlamaya çalışsanız zaten peygamberleri ve Peygamber Efendimiz aleyhisselama zaten itaat edersiniz.
Dolayısıyla Hazreti Kur’an’ın iki yönü vardır. Bir yazılı olan kitap hali bir de Efendimiz aleyhisselamın yaşantısı. Örneğin sala namaz geçer ama bugünkü dilde duaya çevrilmiştir. Nasıl kılınacağını biz Efendimizin uygulayışından biliriz. Çünkü Hazreti Kur’an iki türlüdür.
Dolayısıyla emirler yazılıdır. Efendimiz aleyhisselam da uygulayarak bize örnek olmuştur. Onun döneminden sonra da gelenler Allah dostları, evliyalar, halifeler veliler bunları aynı şekilde kullara dağıtarak kendi bölgelerine bulunduğu yerlere dünyanın dört bir tarafına dağılarak bunu devam ettirmektedir. İnsanlara hatırlatmaktadır. Yani bu hatırlatmalar neticesinde de iblis bundan rahatsız olmaktadır. Rahatsız olduğu için, Kur’an’ı da değiştiremediği için Hazreti Kur’an’ı Efendimiz aleyhisselama iman etmeyi bıraktırmak istiyor. Yani Kur’an size yeter diyor. Hazreti Kur’an’ı da okuduğumuzda Peygamber efendimiz’e itaat etmemiz gerektiğini biliyoruz.
Nasıl bir yaman çelişkidir bu? Gençleri istediği noktaya çekebilmesi için uygulayışı ortadan kaldırmak, Allah dostlarının velileri nasihatları ortadan kaldırmak,
Hazreti Kur’an’ı değiştiremeyeceği için yazılı halini, buna itaat eden insanları veya cinlileri iman etmiş kullar diyelim, kulları imansızlaştırmak ama o kullar da yaşarken imansızlaştığını bilmemesi gerekiyor. Şimdi imansızlaştığını bilirse kendini toparlayacak.
Hani tek harfe inkar eden imami gidiyor ya, onlar komple Efendimiz aleyhisselamı inkar etmeye ve oradan gelen ehli beyti Allah dostlarını inkar ediyorlar.
Hazreti Kur’an size yeter deyip imansızlaştırma yoluna giderek Kur’an’ı değiştiremediği için gelecek nesli imansızlaştırarak da zaman sonra kendilerine göre tek din, din kavramı da insanların elinden bir şey alırsanız mutlaka yerine bir şey koymanız gerektiği için ve kendilerine göre.
Yani iblisin uşakları, şeytanlar, insan şeytanlar ve cinliği şeytanlar bir araya gelerekten ki Yecuç Mecuç de insan şeytanların bir çeşididir. O zaman sonra genetik kodlamalar, robotik yapılar vesaireyle inşallah bunu da anlatacağız. Bunlarla birlikte temel hedef deizmin sebebi kesinlikle ve kesinlikle iblise uşaklık etmeye yarar.
İblisin büyük bir oyunudur. Hazreti Kur’an’ı değiştiremediği için ona iman etmişleri imansızlaştırmak için Efendimiz aleyhisselam ve o yoldan gelen ehli beytle bağlantısını keserek anlaşılmaz bir hale gelmesini istemektedir.
Bunu dinlediğinizde kabul eden etmeyen bilemiyoruz nerelere gider ancak kabul etseniz ne olur etmeseniz ne olur. Kabul ederseniz Rabbimi daha iyi anlamaya çalışıp kurtuluşunuza sebep olursunuz.
Kabul etmediğinizde de Rabbim özgür bırakmıştır kullarını. Özgür bıraktığı için cehennem vardır. Özgür bıraktığı için cennet vardır. Çünkü bütün doneleri önünüze koymuştur.
Bunlardan aklınızı, mantığınızı, zekanızı kullanarak beni bulun demiştir. Uyarıcılar göndermiştir, kitaplar göndermiştir ve peygamberlerden sonra aralarda da veli kullar göndermiştir ki kullar bunları dinlesinler, özünü kaybetmesinler diye.
Bu aradaki kulları aradan çıkartılırsa ki keza, puta tapıma nasıl çıkmıştır biliyor musunuz kardeşlerim? Ki biliyorsunuz, peygamberin vefatından sonra beş tane Allah dostu kalmıştır döneminde.
Zaman sonra uzun bir dönem peygamber gelmediği için o Allah dostu kulların, evliya kulların söylediklerini zaman sonra nesiller birbirine aktarırken en son onların şeklini çizer.
Ondan sonra onların şeklini çamurdan, betondan, taştan, ağaçtan yapar hale gelmişler yani imansızlaştırmıştır. Bunu yapan aynı kişi iblis hala yaşıyor ve farklı şekilde taktikleri hala veriyor.
Birçok daha çok tecrübesi var ki bugün ilahiyatta veyahut da dinler üzerine araştırma yapan insanların ömrü kaç sene? 200 mü? 100 mü? 50 mi? 30 mu?
İblis hangi binlerce yıldır yaşıyor? Hangi yüz binlerce yıldır yaşıyor? Yani aradaki tecrübeyi anlayın diye söylüyorum. Dolayısıyla deizm eşittir, imansızlıktır çünkü iblisin tuzağına düşmüşlerdir. Rabbim doğru anlamayı, doğru hayatımızda uygulamayı ve doğru yaşayıp doğru aktaranlardan bizleri eylesin. İnkar ederek hiçbir yere varamayız.
Kabul ederek Rabbimize ulaşırız. Dönüş Allah-u Teala’ya’dır. Allah’a emanet olun.
İlk Yorumu Siz Yapın