Yaralarımız En Büyük Yeteneklerimiz! Haritamızdaki Chiron Ne Anlama Gelir? | Astroloji Gurusu
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HgeTDD-x83o.
Herkese merhabalar ben Holistik Astrolonuz Duygu Demir. Bu pazar günü yine bir astroloji sözlüğü videosuyla karşınızdayım. Güzel merhabalar ben Holistik Astrolonuz Duygu Demir. Geri döndüm, geri döndüm. Şimdiye kadar harita nasıl okunur, gezegenler neler, burçlar neler, bazı gezegenlerin özel anlamları diye böyle sırayla konuştuk birçok şeyi. Eğer ki daha önceki videoları izlemek isterseniz, daha genel bilgileri almak isterseniz, astrolic sözlüğü oynatma listesine sizi alabilirim. Yukarıya linkini bırakalım. Bugün neden bahsedeceğim? Hatırlarsanız bir süredir jenerasyon gezegenlerini konuşuyoruz. Yani Pluto nedir? Pluto haritamızda hangi evdeyse ne anlama gelir? Pluto belirli jenerasyonlara yakın vadede nasıl etkiler yaratacak gibi. Sonra Neptune’u konuştuk, Uranus’u konuştuk. Şimdi artık Chiron’u konuşalım istiyorum. Bir de Saturn’u da konuştuk arada. Çünkü Saturn ve Jupiter, şöyle söyleyeyim, Pluto, Uranus ve Neptune jenerasyon gezegendir. Bir grubun, bir kitlenin belirli bir jenerasyonun neler yaşadığını ve nasıl yaşayacağını anlatır. O dönemde dünyanın aldığı etkileri anlatır bize daha çok. Saturn ve Jupiter toplumsal gezegendir. Bu ikisi o iki yıllık süreçte, bir buçuk, iki yıllık süreçte hayatın nereye gittiğini, nasıl olduğunu, kuralların neler olduğunu, etik ve ahlaki bakış açısının nasıl olduğunu bize anlatır. Toplumsal gezegen diye geçer. Zaten çıplak gözle en son görülebilen gezegende Saturn’dur. Pluto, Uranus ve Jupiter, Pluto, Uranus ve Neptune’u görmeyiz. Bundan sonrakiler ise Mars, Güneş, Venus, Merkür ve Ay. Bu grup ise kişisel gezegenlerdir. Bizim kişilik özelliklerimizi, karakter yapımızı, sevdiğimiz sevmediğimiz şeyleri daha bize has olan şeyleri anlatır.
O yüzden Jupiter’a geçmeden önce araya bir şironu alayım istedim. Şiron bir astroit. Şiron, astroitler Mars ve Jupiter’ın arasında, gökyüzünde böyle öyle değil tabii ki ama hani katman katman böyle bir yuvarlaklar halinde yörüngeleri düşünürseniz, Mars’ın yörüngesiyle, Güneş’in etrafındaki yörüngesiyle, Jupiter’ın yörüngesinin arasında kalan böyle bir sürü astroit var. Şiron da bunlardan biri. 1977 yılında bulunuyor diyeceğim, tespit ediliyor.
Yaralış ifacı diye geçer. Daha çok psikolojik örüntümüzle ilgilidir. İtsel dünyamızla bağlantılıdır. Anlatacağım size birazcık detaylarını bu videoda. Ancak şunu söylemek isterim. 1977’de bulunmasının sebebi olarak diye söyleyeyim. Çünkü daha önceki çekilmiş bazı göğe der çekilmiş, göğün çekilmiş bazı fotoğraflarında şironun olduğu o fotoğraflarda ama insanların onu henüz göremediği ve isimlendiremediği söylenir hep. Şöyle diye geçer, 1970’ler artık psikolojinin iyice içselleştirildiği işte post-troidiyen, Jungian süreçlerle, Jung gibi şeylerle, bilgileriyle bize anlattıkları analitik psikoloji, bilinçaltı, bilinç bu ikisin arasındaki kavram, şey kolektif bilinçaltıyla bağlantılı bütün olaylarla ilgili olarak yani artık bizim insanlık olarak bu yaralı şifacı kavramını, arke tipini anlamaya hazır olduğumuzu o yüzden de artık görebildiğimizi söyler çeşitli yorumlama biçimleri. Bu arada şironu en böyle kapsamlı bir şekilde Melanie Reinhardt diye bir astrolok vardır. Kendisinden bulabiliriz, kendisinden dinleyebilirsiniz. Hatta bulursak şuralara bir yerlere fotoğrafımız var kendisiyle gidip böyle fotoğraf çekilmiştim. Çok hayran olduğum için onu da koyalım.
Oxford’ta bir yaz okuluna gitmiştim, Faculty of Astrological Studies diye astrolojiye yönelik orada kendisinden daha detaylı dinlemiştim vs. vs. Yani fotoğrafını koyarız buraya, Melanie Reinhardt muhteşemdir. Şiron’un Kraliçesi diye geçer, Astroliklerin Kraliçesi diye geçer, kendisinden de dinlemenizi tavsiye ederim. Şimdi şirona geri geliyorum tekrardan. O yüzden şiron bizim artık yeni insanlık sürecinde kavrayabildiğimiz bir gösterge.
Yörüngesi 49 yıl, o yüzden 40’lı yaşlarımızla beraber artık 42-43’lerden sonra kendi şiron dönüşümüzü yaşıyoruz. O yüzden genelde orta yaşlarda dönüşünü yaşadığımız bir gösterge. Dönüşünü ayrı bir videoda anlatacağım. Şiron ne? Bilirsiniz böyle mitolojik hikayelerde Zeus, yani Jüpiter hep böyle bir faniyi bulur ya da bir su perisini, perileri filan bulur, aşık olur ve işte bir şekilde tavlamaya çalışır.
Şiron’un annesinde yine öyle, nymphlerden biri, su perilerinden biri, Filria adı, şimdi onu söylemeyeyim diye okuyayım istedim, tavlamak istiyor ve Zeus at kılığına giriyor onu tavlamak için. Çünkü bir su perisi işte böyle göllerde falan böyle şahane bir şekilde duruyor, bir at kılığına giriyor, sanki su içmeye gitmiş gibi yanına gidiyor, sonra tavlıyor vesaire. Sonra Zeus olduğu ortaya çıkıyor, birlikte oluyorlar falan derken hamile kalıyor.
Ve çocuk, yani Şiron at vücutlu, insan gövdeli olarak doğuyor. Şiron’umuz at vücutlu, dur insan gövdelidir. Bunu görünce annesi Filria panik oluyor ve korkuyor ve Tanrılara ne olur beni uzaklaştırın, ben nasıl bakacağımı bilemiyorum diye yalvarıyor. Ve Tanrılar onu bir ıhlamur ağacına çeviriyorlar. Ve böylece Şiron doğduğu gibi annesi tarafından terk edilmiş olmanın acısını yaşıyor.
İlk yarası, ilk terk edilme temasını yaşıyor. Sonra Şiron büyüyor kendisi gibi Centaur ya da Kentaurlarla beraber bir sürü at gövdeli, at vücutlu, insan gövdeli kahramanlarla, mitolojik kahramanlarla beraber. Bu kişiler çok akıllılar. Fenden anlıyorlar, matematikten anlıyorlar, tıptan anlıyorlar, felsefeden anlıyorlar.
Bir yandan çok tabii ki güçlüler vücut olarak da yemeği, içmeyi, gezmeyi, tozmayı falan da seven karakterler, içmeler, miçmeler falan böyle bir karakterler. Ve Şiron’umuz aralarında çok dikkat çeken biri. Birçok kişiyi yetiştiriyor, birçok kahramanı yetiştiriyor. Hatta ve hatta Herkül’ü de yetiştiriyor. Hatta şöyle söyleyeyim Şiron’u da Güneş Tanrısı Apollo yetiştiriyor. O yüzden bir kahin gibi özel yetenekleri olan bir karakter Şiron. Neyse Şiron Herkül’ümüzü de yetiştiriyor.
Ne için? Bir binicilik falan, okula yayla talim yapmalar etmeler gibi konuları, savaş gibi konuları da yetiştiriyor Herkül’ü. Herkül bir gün böyle talim yaparken okunu zehire batırıyor ve öyle bir şeyi vurmaya kalkışıyor. Yanlışlıkla bizim Şiron’u kalçadan vuruyor. Şiron yere ölümlü çünkü babası Zeus.
Öyle olunca da çok kuvvetli bir zehir bu. Bu zehir ne olursa olsun birçok şeyi öldürebilecekken bizimki yere ölümlü olduğu için bir şekilde vefat etmiyor, ölmüyor. Ama iyileşemiyor da çok kuvvetli bir zehir olduğundan dolayı. Böylece bir sürekli bir yara içinde kalıyor ve kendini iyileştirme çabasına giriyor.
Çeşitli tedaviler araştırıyor, bir sürü ilaçlar yapıyor, buluyor falan sürekli kendini iyileştirmeye çalışıyor. Biraz işe yarıyorlar sonra yine bozuluyor. Biraz işe yarıyorlar yine bozuluyorlar. Bu arada etrafında onlar insanlar bu kadar çok araştırdığı için akıl fikir sormaya geliyorlar. Ne yapayım Şiron? Burası böyle, şurası şöyle ve onlara akıl veriyor. Ve verdiği akıllarla aslında insanlar hayatlarını düzeltiyor, iyileşiyor. Sağlıkları iyileşiyor, ruhsal durumları iyileşiyor, hayatları daha iyi oluyor ama Şiron iyi olmuyor.
Günün sonunda artık Şiron isyan ediyor ve diyor ki Zeus’a gidip de al benim canımı diyor. Zeus da diyor ki olmaz yani bu işin kuralları var sen böylesin yani olmaz. O esnada Prometheus var, Zeus’un bir şekilde cezalandırdığı insanlığa ateşi götürdüğü için cezalandırdığı Prometheus var. Bir dağın tepesinde zincirli şekilde duruyor. Her gün bir karga geliyor Prometheus’un ciğerlerini yiyor. Biraz acımasız bir hikaye. Şiron diyor ki Prometheus’un yerine koy beni. Kendini feda ediyor, kurban ediyor. Prometheus kurtulsun kendisi de cezalandırıyor, o cezayı çeksin ve böylece vefat etsin diye. Zeus buna tamam diyor. Prometheus özgürlüğüne kavuşuyor. Şiron’u dağın tepesinde zincirliyorlar ve şey olduğu için bir tanrı olmadığı için Prometheus gibi gelip de karga ciğerini vesaire şey yapınca artık vefat ediyor. En sonunda Zeus onu gökte bir takım yıldıza çeviriyor. Neden buraları anlattım? Şiron’un bütün arketipi, haritamızdaki bütün arketipi bunun içinde aslında saklı gizli. Hepimizin haritasında Şiron bir yerlerde ve bu Şiron bizim kendi kendimize işkence ettiğimiz yaralarımızı anlatıyor. Kimimiz diyor ki param yetmiyor. Kimimiz diyor ki ben yeni başlangıçlar yapmak istiyorum ama bir türlü o adımı atamıyorum.
Kimimiz diyor ki öğreniyorum, okuyorum ama bir türlü aktaramıyorum. Kimimiz diyor ki ben istediğim gibi kendimi ifade edemiyorum. Kimimiz diyor ki ben ilişkilerle yaşıyorum kendimi ait hissetmiyorum. Yeterince seviliyor hissetmiyorum. Yeteneklerim var kendimi ortaya koyamıyorum. Kendimi görülmüş hissetmiyorum. Neyse hepimizin zihninin içinde böyle ara ara konuşan bize belki yetersiz olduğumuzu belki bazı şeylerin iyi olmadığını kötü olduğunu söyleyen böyle tırmıklayan bir ses var.
İşte bu tırmıklayan ses Şiron. Sembolü de anahtar şeklinde aslında. Ne diyor Şiron bize peki? Sen bunu istediğin gibi iyileştirmek için uğraşabilirsin, koşturabilirsin, semptomları yok etmeye çalışabilirsin. Param yeterli değil diye düşünüp de daha fazla para kazanmak için çalışabilirsin. Kendimi ait hissetmiyorum, ilişki içinde problem hissediyorum deyip o kişiyi terk edip bir başka ilişkiye girmeye çalışabilirsin.
Ama çözüm orada değil. Neden? Çünkü Şiron da gördük yarısını iyileştirmek için her türlü şeyi yaptı. Ama ne zaman daha ıstırabından kurtuldu ve rahat erdi? E vazgeçtiği zaman. Her şeyi o çözüm çabasını bir kenara bırakıp gerekirse ben kendimi feda ederim, gerekirse vazgeçerim, ödün veririm, hiç sorun değil dediği zaman rahatakavuştu.
O yüzden haritalarımızdaki Şiron bizim kendi kendimizi yaraladığımız alanlar, bunu farkında olmadan yaparız, çözüm ararız sürekli. Aradığımız çözümler aynen sanki dışarıda bir egzamanız vardır ve krem sürerek bunun çözümünü bulmaya çalışırsınız. Aynen bunun gibidir halbuki psikosomatik kökemlidir. Bunu çözmeden de o egzama çözülmez. Bunun gibidir aynen Şiron.
O yüzden çok önemsiyorum, haritalarımızdaki yerlerini, yerleşimini, şeylerini çok fazla anlatacağım, uzun uzun anlatacağım. O yüzden bize acı veren duygularla yüzleşmeyi mecbur kılan bir yerleşimdir Şiron. Bir de şunu söylemek isterim, hep şey deriz şimdi Uranüs ve Saturn’u bir ayrı izleyin isterim. Çünkü Uranüs bizim için uyanıma gezegeni, uyanıma fark etme, yaşadığımızdan daha büyük daha farklı bir şeyler olabilir, bunu anlama göstergesi.
Saturn ise kurallarımız, bu hayatın içindeki limitlerimizle ilgili. Şiron için denir ki Saturn’un limitlerini aşmak, yani ben bu kadar yapabilirim, hayat bana vermiyor bir şeyleri, bu limitlerden aşıp o uyanışa gitmek sonsuz potansiyel var ve ben çok fazla şeyi elde edebilecek kapasite diyeyim demek istiyorsak
Şiron’un anahtarını çözmemiz lazım, işte o içsel yaralarımız bizi kendi kalıplarımız içinde tutan şey aslında, o anahtarı çözdüğümüzde uyanışa gideceğiz der, aslında Şiron bize. Bir de böyle bir dipnot şunu eklemek isterim, haritalarınızda eğer ki bulabilirseniz Astrocom’da falan vardır, Şiron’un eşi Çariklo var aslında.
Çariklo da bütün bu süreçte Şiron ne kadar çaba odaklı farkındaysanız çözmek için çabalıyor, vazgeçti yanda rahat ediyor bazı şeyleri. Çariklo ise bütün bu süreçte onu alan tanıyan eşidir, dişil göstergedir. Şiron mücadele eder, onu dener, bunu dener ve şey demez Çariklo ya deli misin sen ne yapıyorsun ya bir bırak Allah aşkına falan demez. Bırakır, dinler, alan tanır, şey yapar, duyguları için duygularını taşır aslında dişil göstergedir ve Çariklo aslında iyileşmektir. Çünkü Şiron’un mücadelesi yani biz şey gibi böyle bütün psikolojik çalışmalarda da ağırlıklı şimdiye kadar hep bir çözüm odaklı bir sürü şey var iken son dönemlerde zaman tanıma, alan tanıma, bedenle çalışma gibi şeyler görüyoruz. İşte daha Çariklo bakış açısına geçme, Çariklo’nun önemli haline gelme zamanı da bunlar. O yüzden Şiron ile beraber Çariklo’nuza bakmanız da iyi olur. Çariklo’nun bulunduğu yer bizim zamana yayarak daha güzel bir kendimizi toparlama enerjisi elde edebileceğimiz kısımları anlatır bize. Enteresandır. Bakalım bir dahaki şeylerde haftada önce bir Şiron dönüşünü, Şiron’un jenerasyonlarını sonra da Şiron’un burçlarını konuşacağız.
Umarım faydalı olmuştur. Hepinizi öpüyorum.
Görüşmek üzere.