Yusuf Cevahir – Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=SX7tuT7X8GE.
Şimdi dava Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’den bu yana bize miras. Vakıfta Üstad’dan miras kaldı. Üstad döneminde darvekaya irtihaline kadar bir hizmet dönemi var. Şimdi ondan sonra da bu bir sadaka icariye gibi Üstad’ın amel defterini açık tutuyor.
Bu vakıfta öyle veya böyle hizmeti bulunan sizin de hepimiz için son nefes, mukaddar ve Allah hepimize iman kuranla göçmeni nasip etsin. Ondan sonra da bu vakıf doğru temeller üzerine kurulursa sizin de sizden sonra gelecek olanlarında vefatı durumunda hep hacı annemizin de amel defterini açık tutacak bir sadaka icariye olarak gidecek.
Siz burada elbette doğru kolonlar ve zeminler üzerine vakfı oturtmak ve bundan sonra da sekve idaresi noktasında hizmetlerin devamı için bir yol haritası, bir plan, bir şeyler yaptınız, yapıyorsunuz Üstad’ın vefatından bu yana. Bunlardan bize tabi hepsinden bahsetmek belki güç olacaktır. Programın da sonuna geldik ama bize hülasaten bahsetmenizi istiyorum. Akabinde bir hususta var, bu iki suali birleştireyim, sormuş olayım. Bir de Üstad’ın hususi arşivinin istifadeye açılmasıyla ilgili bir mesele Üstad’ın sağlığından beri söylenir durur. Üstad bunu söylüyor idi, bir projesi var idi. Vakıf bu projeyi aynı ile Üstad’ın sağlığındaki gibi gerçekleştirme idealinde midir? Eğer öyleyse bu evrakı metrukeye dair burada neler var bize birkaç cümle ne de olsa ondan bahsetmek.
Evet, peki önce şunu söyleyeyim, vakfın gayesini eğer okursam size, aslında ne yapacağıyla alakalı da işaretleri de almış oluruz. Buradan okuyan vakfın gayesini. Temel İslami esaslarla beşeri ve coğrafi gerçekçilerimizi en güzel bir sürette uzlaştırmış ve sahabeden sonra İslam’a ancak hizmet etmiş olan Canun Şumul
Osmanlı medeniyetine sahip çıkılması ve Osmanlı ilim ve irfanını araştırmaktır. Evet. Yani bizim kuruluş, Maksadımız bu. Gayemiz bu. Konu Kadir abi olunca ve Osmanlı olunca yine daha önce söylediğim gibi burada her dakika anlatılıyordu zaten ve canlı anlatıyordu. Evet. Çanlı anlatıyordu. Hemde Sehare’de irtihar ettikten sonra bir ara maalesef olduğu vakfımızda. Ama bugün itibariyle yeniden şekillendirdik vakfımızı. Çok kıymetli kardeşlerimizle beraber. Ve burada yine vakfımızın, Kadir abinin muhibbeni olan gençlerimizdeki hala hazırladık kardeşlerimiz. Onlarla beraber de bir takım çalışmalara başladık. İşte Osmanlıca dersinden tutun. Şuma akşamları ki Cumartesi akşamları. Pazar akşamları yine bir sosyal muhtevalı bir konu veya ders. Aynı zamanda Cumartesi günleri, günlüzleri, burada başka bir ders. Evet. Bunlar devam ediyor. Dolayısıyla burada bir de tabii pandemi süreci de olunca bazı faaliyetleri fiziki ortamda yapma imkanı ortadan kalktı.
Sosyal medya üzerinden bu faaliyetlerimizi yüklüyoruz ve bu dönemde de bu faaliyetleri yürütmek de belki ileri yönelik faaliyetlerimizin de temelini oluşturuyor. Evet. Şimdi burada yönümüzde olan azıcık şaşırıyor. Yani mücadeleyi bir veya birkaç kişi üzerinden değil yetişkin bir kadro üzerinde yapıldığı takdirde, sizler de onlardan birisiniz. Allah razı olsun. Teşekkür ederim.
O zaman burası temel gayeye uygun, o faaliyetleri daha güçlü bir şekilde yapma imkanını inşallah bulacak. İnşallah. Bu bir zaman meselesi. Eyvallah. Dolayısıyla inşallah da bu artan sayıda da derinlikte de bu faaliyetleri uzun vadede göreceğiz.
Burada mubana söylenecek sözümüz var, faaliyetlerimizde ilgilenmeleri hususunda azami dikkat etmeleri lazım. Yani bu dava bir bilgi kaynağı oluşturma yeri değildir. Aynı zamanda bir davanın temelini oluşturma, bir ortak şuur oluşturma ve bununla alakalı da mücadeleyi verme zeminini burada oluşturmak durumdayız. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Ve bu insanla beraber olur ve muhatap da insandır. Dolayısıyla genç kardeşlerimizin burada faaliyetlere dahil olması, faaliyetlerin yaygınlığı bakımından çok önemli kalem olacaktır. Şimdi Kadir abinin geriye bıraktığı eserleriyle alakalı, daha sonra değerlendirebilir miyiz diye böyle bir liste var. Evet abi. Çok kıymetli şeyler var. Burada 19 tane de farklı konu başlığı ile alakalı eserli şeyler de var, evraklar da var. Dolayısıyla bunlardan belli birkaç tane okunabilir. Ama hepsini okumaya kalkarsak vakit uzun olacak. Mesela birincisi Cennet mekanı Sultan Abdülhamid Han Hazretleri’nin cenazelerini çekilmiş bir film var. Evet orijinal bir film.
İlkiye Sultan Atlâziz sorunlarından Şehzade Mahmud Şeket Efendi’nin yüzü mütecaviz mektubu var. Evet bu çok ilginç bir şehzade. Hususen Mısır’da ve Filistin, İsrail’in kuruluş döneminde çok ehemmiyetli hatıralarını üstada anlatmış, yazmış. Çok dikkat edebilecek hususlar. Eski gazetecilerden hakkı Tarık Usbe’in Tadat-ı imkansız Mülner Cevrakı var mesela.
Öyle gidiyor yani. Ama burada önemli olan bir başka hususta. Gürbet içinde gürbet de var bu liste. Evet liste var. Burada tabi bu evraklar aile fertleriyle beraber muhafız evraklar. Dolayısıyla burada Aynur Hanım’ın ve varislerin müşterek çalışmasıyla ancak bunlar ihya edebilir. Çalışma yapılabilir.
Burada da böyle bir vazife. Bir sifan da olacak inşallah. Bunlar tabi kolay planlanan, hemen yaptım olduğu şeklinde olacak şeyler değil. Üstadın da bu hususta gürbet içinde gürbet de ve muhtelif başka eserlerinde de araştırmacı gençlere bu arşivden istifade etmelerini arzu ettiğine dair beyanları var.
Burada da gelenlere hiç iç sinap etmeden bildiklerini verildikleri paylaşır idi. Herhangi bir art niyet sezmediyse eğer. Burada hareketle vefatından önce de bundan istifade edilmesine dönük bir kurumsal yapılanma arzu ediyordu. Tabi buyurduğunuz gibi kolay şeyler değil. Neticede her biri kıymetli.
10 uygun belki 1 mekan, 10 uygun bir sek ve idare yönetim, bir kataloglama bu kolay bir şey değil. Bugünden yarın olacak bir şey değil. Burada yüz binlerce evrakta bahsediliyor. Bunların bizzat kendilerine zarar gelmemesi açısından muhtemelen elektronik ortama aktarılması ve bu şekilde istifadeye sunulması. Onların daha yangın ve iklimlendirme gibi uygun ortamlarda muhafazası uzun süreçte gerçekleştirecek bir şey. Ama en azından üstadın arşivinin ne kadar kıymetli olduğu ve bütün bir ömrünce benim bildiğim kadarıyla sizler daha iyi bilirsiniz. Maddi imkanlarının geniş olduğu ya da dar olduğu dönemlerin hepsinde çuvallarla birilerinin evraklarını alıp getirir. Evet çuvallarla. Bazen evraktan bir iki tane istifade edilecek çıkar. Bazen hiçbir şey çıkmaz. Yani böyle bir çuval doğrusu geliyor. Onları teyik teyik teyik yapıp karıştırmışlar.
Kimisi de seferat edip dedesinin velisinin gibi çuvalla gelir. Allah’ım bakar bakar kimisi böyle faturalar, güzonsuz şeyler, kimisi lüzumlu şeyler. Onları taslayıp eve hep kendisinin işiydi yani. Necip Fazıl’ın ifadesiyle kendisinde bir gün ben vesika faresi değilim dedi.
Size de muhtemelen bir vesileyle söylemiştir. Allah razı olsun.
İlk Yorumu Siz Yapın