Zamanın yönü değişebilir mi? Prof. Dr. İbrahim Semiz yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=8c0x0pqs25A.
Evet hocam buyurun. Eee zaman nedir? Niye? Bir soruya başlayalım. Eee şimdi bunu eee filozoflar, bilim adamları eee yani yüzyıllarca yıldır eee bunu konuşmuşlar. Böyle değişik eee cevaplar vermişler. Benim en son şey ettiğim Wheeler Lafeinman’ın iki cevabı vardı. Birisi şey diyor eee işte hiçbir şey değişmezken değişendir. Eee filan gibi böyle eee yuvarlak şeyler söylemişler. Ben eee çok hoşuma gitmedi
bunlar. Ben düşündüm düşündüm. Ve benim eee şeyim zaman tanımım şu. Eee yani biz dört boyutlu bir yapının içinde yaşıyoruz. En az dört boyutlu değil. Eee bir yapının içinde yaşıyoruz. Eee ve eee bu boyutların eee bu dört boyutun arasında eee birisi diğerlerinden ayrılıyor. Bu zaman dediğimiz ve ne şekilde ayrılıyor? Şöyle ayrılıyor. Efendim şu X boyutu. Ben bu X boyutu yönünde bu yöne de gidebilirim, bu yöne de gidebilirim. Y boyutu eee burada da bu yönde de bu yönde de gidebilirim. Z boyutu bunda da böyle böyle gidebilirim. Ama zaman yönünde eee gitmeme şansım yok. Yani bunda gidebilirim, gitmeye debilirim. Sabit de durabilirim. Eee ama zaman yönünde gitmeme şansım yok. Ve
dediğimiz kadarıyla ters dönme şansım da yok. Yani eee şeyi eee operasyonel olarak yani gerçekten elle tutulur eee bir eee fark bir tanım isterseniz benim bulabildiğim eee tek tanım bu. Yani o yönünde gitme gitmemenin elimizde olmadığı boyut. Zaman bu. Ve bunun eee aslında matemeksel bir karşılığı da var. Şimdi biz bu dört boyutlu yapının içinde
dedik. Iıı bu yapı nelerden oluşuyor? Bir sürü noktadan oluşuyor. Yani şu mesela işte bu iki boyutlu bir yapı ııı bu iki boyutlu bir yapıyı ııı şöyle böyle bir sürü noktadan oluşuyormuş gibi düşünebiliriz. Hocam bilgisayarını kapatırsanız o daha iyi görünür. Efendim? Bilgisayarın kapağını kapatırsanız. Hı hı. Eee tabii bunlar aslında sonsuz sayıda ve birbirine çok yakın noktalar var. Şimdi bu ııı komşu notaların aralarındaki
mesafeyi veren bir matematiksel ifade var. Bu komşular bunlar farklı yönlerde de olabildiği için bu ııı bu ifade bir matriz şeklinde efendim. Eee ve eee buradaki eee uzay ve zaman boyutlarına karşılık gelen bu matematiksel eee şey bu matematiksel şeyin ifadenin uzay ve zaman boyutlarına karşılık gelen birleşenler arasında da bir fark var. Yani bu uzay boyutlarına karşılık gelenlerin gelen birleşeni
pozitif zaman boyutuna karşılık gelen eee birleşeni negatif. Yani böyle bir matematiksel karşılığı da var. Yani eee yani bunun ötesinde eee verilen eee zaman tanımları bana çok eee hani yuvarlak eee hani lafı yüze af geliyor açıkçası. Peki zamanın ölçü birimidir? Zamanın ölçü birimini biz saniye olarak tanımlamışız ama yani bu şart değil bir sürü şey
var. Yani yani bu zaman içinde eee hareket eden eee cisimlerden eee ve eee hareket ederken de periodik işler yapan eee cisimlerden ya da sistemlerden birisini seçiyoruz. Ondan sonra bunun eee yaptığı hareketin bir tekrarına bir zaman birimi diyoruz. Biz de eee saniye seçmişiz. Eee aslında eee saniyeyi neye göre belirlemişiz? Saniyeyi şöyle belirlemişiz. Eee şimdi bunun
bazı bir kısmını biliyorum, bir kısmını bilmiyorum. Erkecan hoca belki daha şey yapabilir. Eee ya temel olarak biz günden başlamışız. Bir gün eee gayet bariz işte güneşin iki doğuşu arasındaki fark olarak düşünülmüş. Gerçi ondan sonra daha şey yapılmış iki iki güneşin iki tepe noktası arasındaki fark daha şey. Eee bu dünyanın dönüşüyle eee alakalı. Eee ondan sonra bir günü eee iki çarpı on iki saate
bölmüşüz. Niye iki çarpı on iki? Tahminim şu. Iıı ikisi gece ve gündüz den geliyor. On ikisi de on iki burçtan geliyor. Diye düşünüyorum. Eee aslında Yunanlar da şeyle başlıyor. İlk önce güneşin ııı doğuşu ile batışı arasında on ikiye bölüyorlar. On ikide bu meşhur şey rakamlar var. Iıı en fazla böleni olan ııı sayılar. En zor diyaktaki burçlar. Mesela on
iki de öyle altmış da öyle üç yüz altmış da öyle bunlar hani o listede hatırlıyorsunuz. Işte o sayılardan bir tanesi on ikiye bölüyorlar. Tabii ama yani yıl içinde sürekli değişiyor gün. Eee ama ortalama on iki daha sonra gece on ikiye bölmüyorlar. Bir önce üçe dörde falan bölüyorlar. Sonra en son ikisini de eee Yunanlı yine ııı astronolardan bir tanesi o da on ikiye bölüyor. Böylece on iki on iki yirmi dörde tanımlanıyor. Yani birazcık bir süreç halinde. O zaman onu işte bir saati altmış dakikaya bölmek. Iıı sonra da on altmış saniyeye
bölmekle yine altmışın o özelliği yüzünden. Aynen. Altmışı şeyler de galiba. Babiller filan da bayağı kullanıyorlar altmış şeyini. Daha sonra bu şey saatte günü şey saatte dakikaya şeyler yapıyor galiba daha ııı el kindi filan çok daha geç olması lazım. Iıı tabii saniyenin çok daha geç olması lazım. Çünkü onu ölçecek ııı saat on altıncı yüzyıla
kadar falan yok. Evet aslında şöyle bir şey şey var.