Dijital çağ beyne zarar veriyor mu? Prof. Dr. Derya Uludüz yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=pChaOS5JKCE.
Yani aslında baktığınızda bunu iki şekilde ayırmak lazım. Bir evrimleşme sürecinde, bir de yaşın getirdiği süreçte. Sinan çok haklı ama bir taraftan ben beyni biraz daha savunayım. Yani beyin çok akıllı bir organ. Ve neyi seçeceğini, nasıl davranması gerektiğini kendi karar verebilen bir organ.
Biz bundan binlerce yıl önce ilkel toplumda yaşarken bizim ilkel beynimiz çok daha iyi çalışıyordu dediği gibi. Yani işte git avlan, onu yeri veya şaşır. Saklan, pusuya yat, geliyorsa kaç. Evet ama teknoloji geliştikçe ortama adapte olması gereken beyin farklı bölgelerini daha fazla geliştirdi. Ne bu işte ön beynimiz. Bizim kaç beynimiz var?
İlkel beyin, orta beyin ve iyi çalışan, zekamızı, frontal lobe dediğimiz en gelişmiş beyin. Şimdi en gelişmiş beyin oluştuktan sonra artık şöyle bir sürece girildi. Bakın ilk döneme göre baktığınızda beyin %17 küçüldü gibi. Yani %17 demek siz 5 milyon sinir hücrenizi kaybettiniz demek.
Epey bir zam şey olan. Niye kaybettik ki bunu? Bu aslında iki türlü kayıp bir beyin kendisini kaybetmek istedi. Çünkü çok fazla sinir hücresi demek, çok fazla enerji kaybı demek. Ben en çok kullanacaklarımı, bana en çok lazım olanları kullanayım, diğerlerine at gitsin. Biz buna budama diyoruz. Yani bu doğumdan ölüme kadarki süreçte de bu var. Yaş itibariyle de baktığınızda aslında 30-35 yaşlara kadar biz hakikaten beynimiz çok aktif büyüyor. 25 yaşına kadar hele maksimum büyüyor ve buduyor bir taraftan da. İşe yaramayanları atıyor ve yarayanları geliştiriyor. İşte o yüzden Sinon’un dediği hani 65 yaşlarına kadar biz bunu çok iyi koruyabiliyoruz diyor. Ondan sonra küçülüyordu ama bugün şunu biliyoruz biz. Neuroplastiste diye bir şey var. Yani sinir hücresi geliştirilebilir, sinir hücresi beslenebilir. Demek ki siz bunu besleyerseniz, geliştirirsiniz aslında ölümü de azaltıyorsunuz. Bugün bir kötü olay var ki teknoloji beynimize ciddi zarar verdi ve küçülttü. Küçülttü hakikaten doğru mu bu? Evet küçülttü. Sadece beyni küçültmedi, zekamızı da küçülttü. Hani biz hep diyoruz ya Sinon diyor işte tamam beynimiz küçüldü ama bu bizim zekamız daha hiçbir zaman yansımadı. Yansıza zaten işte en büyük hayvan ne bir fil. Filin beynini düşünün. O zaman çok zeki bir hayvan oluruz. Veya Gürus. Aynen öyle ama bununla çok alakalı değil. Tamam bizim beynimiz hakikaten çok tüketici bir organ. Yani vücuda baktığında %2. %2 nedir? Ne kadar küçük bir yapı gibi görünüyor değil mi?
Ama %25 oksijenini kullanıyor. %25 kanını kullanıyor senin vücudun. Bu kadar aktif çalışan bir organı. Biz öyle kötü kullandık ki. Bak Norveç’te bir çalışma yapmışlar. 62 doğumlulardan 90 doğumlulara kadar insanları almışlar. Ve bunların süreç zarfında beyin büyüklüklerini değerlendirmişler ve IQ’larına bakmışlar. 1975 yılından sonra doğanların IQ’ların %3 daha düşük olduğu görüşler. Allah Allah. İnsan geriye doğru gidiyor yani. Bu çok ciddi bir çalışma. Norveçlerin yaptığı. Bunun anlamı şu. Teknoloji bize gerçekten bazı şeylerin kolaylaştırıcı etkisini sağlarken birçok şeyi de alıp götürüyor. Teknoloji bizim beynimize zarar veriyor. Hep Covid Covid diye konuştuk. Beyni küçülttü diye konuştuk.
Teknoloji keşifliği kolaylıkla mı zarar veriyor yoksa bu elektromanyetik ortam denilmiyor? Teknolojiyi bakın her şeyin azı da çoğu da zarar deriz biz. Teknoloji tamam bize bazı kolaylıkları veriyor. Ev ödüğümüz oradan yapıyoruz, yeni bilgileri oradan öğreniyoruz. Hakikaten işimizi kolaylaştırıyor. Ben arabaya bindiğimde artık hiçbir şey bakmıyorum. Navigasyonu açıklıyorum. Nerede en kolay yol, en kestirme yol diye bakıyorum.
Ama öyle bir aşamadan sonra beynine o kadar ciddi etki yapıyor ki birazdan konuşuyoruz. Teknoloji hastalığı diye bir şey var artık beyin için. Yaptığı zararlar yararlardan çok daha fazla. Şimdi hocam peki şunu merak ediyorum. Dediğinizde katılıyorum ben hala ilkokul arkadaşlarımın tamamının telefon numarasını hatırlıyorum.
Ama buna mukabil bugün eşimin telefonunu düşünmeden söyleyemem. Çünkü niye burada varlığız, esmer eve gerek yok diye. Peki bu bir yandan şöyle bir şey yapmıyor mu beyin de? Orayı ayıracağı kapasiteyi bambaşka bir şey koyuyor doldurmuyor mu orayı? Şimdi sizin söylediğiniz şey bakın eski şeyi hatırlıyorsunuz. Yenilerde zorluk mu yaşıyorsunuz bunu mu ima ediyorsunuz yoksa algıda seçicilik var eşiminkini mi özellikle onu tanıyor musunuz?
Mesela bugün artık telefon numası ezvelimi ihtiyaç duymuyorum. Çünkü telefon sizin hayatınızı çok kolaylaştırdı. Çünkü her şey burada var diye. Aynen her şey burada var. Oraya otomatik kaydetiyorum geçip gidiyorum. Ama o eskiden öğrendiğiniz arkadaşınızın numarasını o zaman zaten öğrenmişsiniz. Peki şimdi şunu merak ediyorum şimdi bunu koymadığım için bu numaraları koyma. Beynimde belli miktarda kıvrım belli miktarda döron belli miktarda işte bir buçuk litre bir beynim var.
Hayır benimki çok kıvrımlı ve çok kaliteli diyelim. Niyim hocam ne olursun izin verin. Tabii ki. Bunları oraya koymadığın zaman bir kapasite demek o. Orada bir boşluk oluşup da ben oraya başka bir şey mi koyuyorum yoksa beyin oradaki yerden imham ediyor. Gerek yok burayı kullanmayayım diyor. Şimdi beynin hafıza anlamında çok farklı yerleri var. Görsel hafıza, işitsel hafıza, kısa süreli hafıza, öğrenme.
Uzun süreli bellek şu anda bugün denge merkezinin yani ben dengesizlik yaşıyorum yürürken bazen denge mi şaşıyorum dediğiniz o merkezin bile aslında hafızanın ana motoru olduğu tartışılıyor. Biz bugün hafıza problemi olan insanların en çok denge merkezini tedavi ediyor. Çünkü orası bozulursa artık iş işten geçmiş fren patlamış oluyor. Şimdi bakın siz denge merkezi kulakta mıdır beyin de midir? Denge merkezi beyincik dediğimiz şu arka bölgede. Yani beynin birçok bölgesinde hafızayı kompansi eden sistemler var. Yani sizin öyle kolay kolay hafızanızı kaybetmeniz çok mümkün değil. Belli bir oran gidecek ki ondan sonra. Siz bunu öğrenmiyorsunuz ya yeni bir şeyi öğrenmiyorsunuz ya çok büyük ihtimalle sizin beyninizde o bölgeler başka şeylerle doluyor. Yani bardak o kadar dolmuş ki bir tane daha alacak yer yok.
Siz o beyni bir resetleyin sonra bu cep telefonunuzu çöpe atın. Bir ay boyunca siz eşinizin telefonunu bir süre sonra nasıl ezberlediğinizi göreceksiniz. Ya da başka bir hikaye. Yani bu rahatlık beyni eriyen bir şey değil. Navigasyonunuzu asla kullanmıyorum. Ne kadar ne şanslısınız işte bakın. Dönemiyorum. Navigasyonu atın kenara. Yolları kendiniz keşfederek gidin.
Ama İstanbul’da da bu mümkün değil ki büyükşehirlerde ben bir gün hiç unutmuyorum. Telefonum pil bitti Sinan. Kayboldum. Ya kaybolmadım gideceğim yere 3 saatte gittim. Çünkü hani kısayolları gösteriyor ya 3 saatte gittim. Ben niye ki Navigasyon daha hızlı gittiğim için işte kullanmıyorum. Yani bazı şeyleri. Şimdi trafik bilgisi için İstanbul’da şart. Ama yol bulmak anısına doğru yani hipokampuzunuz küçülüyor.
Öyle sen onu kullandıkça hafıza dediğimiz… Evet mesela geçen gün genç çocuklarla bir yere gidiyordum. Baktım ki hepsi telefonla oynuyor. Dedi ki çocuklar bir yola bakın da dedim nereye gittiğimizi öğrenin. Yarın öbür gün bu arabayı siz kullanınca yolunuzu öyle parmak ediyordu ki Navigasyon var. Evet bu kadar. Bakın dijital… Şimdi amaç oraya varmak. Yolu seyretmek değil artık yani. Dijital beyin hastalığı diye bir şey var.
Sadece cep telefonunuzu kullandığınız için hafızanızı etkilemiyor. O kadar ciddi etkileri var ki beyninizi strese sokuyor. Beynimizde bazı denge kimyasalları var. Bu denge kimyasalları ne? Sizi gerçek hayatta strese karşı yaşadığınız ortama adaptasyona karşı koruyan kimyasallar. Mesela GABA dediğimiz bir madde var. GABA ne işe yarıyor? Sizi sakinleştiriyor. Sizi rahatlatıyor.
Oysa bu cep telefonu gibi. Bu tip aletlerle yani dijital aletlerle sadece cep telefonu diye düşünme. Bu GABA beynin ürettiği bir şey mi? GABA beynin ürettiği bir şey. Şöyle bizim beynimizde sinir sistemi böyle denge gibidir Fatih Bey. Bir tartı düşünün. Tartının bir tarafında sempatik sistem vardır. Yani adrenalin ve kortizolle çalışıyor. Bu hep heyecanlı hep koşturan hep strese sistem. Diğer tarafında da parasympatik sistem vardır. GABA ile çalışıyor.
Sakin, relaks, etraftan gelen uyarılara anlamlı, düzgün cevaplar veren. Eğer GABA’nız eksikse… Karadenizlerde biraz GABA eksik. Ben de Karadeniz’im. Ben Karadenizliğine umadım yok. Bu taraf eksikse bu tarafın dengesi sizi hep gün boyunca stresli, canlı tutar, aksiyonlu tutar. O GABA’yı ortadan yok eden dijital işler.
Bilgisayarınızın karşısında bütün gün oturmak da aslında bir dijital çağın beyne yaptığı zarardır.