Gıda fiyatları neden el yakıyor? Sencer Solakoğlu yanıtladı

Gıda fiyatları neden el yakıyor? Sencer Solakoğlu yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=sjj3PVYKqZc. Hocam hoş geldiniz. Sencem ile başladım. Sonra size geleceğim çünkü asıl formüller sizde. Iıı nasıl bu iş toparlar diye. Sence hocam ııı iyi ki geldiniz. Teşekkür ediyoruz. Bursa’dan ııı geldiniz buraya kadar zahmet zahmet verdik size ama tarımda herkesin…

Gıda fiyatları neden el yakıyor? Sencer Solakoğlu yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=sjj3PVYKqZc.

Hocam hoş geldiniz. Sencem ile başladım. Sonra size geleceğim çünkü asıl formüller sizde. Iıı nasıl bu iş toparlar diye. Sence hocam ııı iyi ki geldiniz. Teşekkür ediyoruz. Bursa’dan ııı geldiniz buraya kadar zahmet zahmet verdik size ama tarımda herkesin anlamadığı bir şey var. Fiyatlar uçarcasına yukarı gidiyor. Ancak biliyoruz ki çiftçi zarar ediyor. Evet. Kim
kar ediyor, kim zarar ediyor, çok belli olmakla beraber. Neden bu fiyat artışı ve çiftçi neden şikayetçi? Şimdi şöyle öncelikle davetiniz için çok teşekkür ederiz. Iıı biz sektör olarak ııı bu programı çok önemsiyoruz çünkü tarım yeterince ııı gündeme getirilmiyordu. Şimdi gıdanın fiyatının artmasıyla beraber tabii ııı gözler ııı buraya doğru bir ııı biz defa arttık ama çok da insanlar izlemiyorlar şu an. Evet. Ayrıca çok izlemiyorlardı. Şimdi tabii bir panik havası var. Evet. Öncelikle şöyle söyleyeyim. Iıı Türkiye’de hiçbir şey pahalı değil. Ne yazık ki bunu söylerken ııı farkındayım tepki alacağımın ama uluslararası fiyatlara göre pahalı değil. Şöyle ııı temel gıda da mesela et üretiyorsunuz, süt üretiyorsunuz. Bu hayvancılıkla yapılan bir şey. Bunun dünyada bir geçer fiyatı var, akçesi vardır. Yani Almanya’da maliyeti vardır. Türkiye’de maliyeti vardır. Arjantin’de vardır. Şimdi Türkiye dünya maliyeti dünya ortalamasının yüzde yirmi üç üzerinde bir maliyetle üretim yapan Türkiye. Yem maliyetleri daha yüksek. Çünkü iki sebebi var. Bir tanesi protein kaynaklarını kendisi üretmiyor. Yani soya fasulyesi gibi. Esasını Türkiye yemin tabii yüzde ellisinden fazlasını ithal ediyoruz. Şimdi hal böyle olunca dolara endeksli, nakliyen avlum maliyetleri vesaire de üzerine bindiği için dünyanın bir tık üzerinde. Artı genel verimliliğimiz çok düşük. Hani Türkiye’de yetiştirdiğimiz ürünleri de pahalıya mal ediyoruz. Bir Avrupalı kadar ucuza mal
edemiyoruz. Dolayısıyla dünyada işte geçen sene açıklanan rapor da Türkiye yüzde yirmi üç daha pahalıya mal ediyor. Ama fiyatları dünyanın ortalamasının çok altında. Yani hem maliyet çok yüksek hem fiyatlar altında olduğu için çiftçi sürekli zarar ediyor. Ben şimdi buraya gelmeden önce oturdum. Almanya’daki özellikle fiyatlara baktım. Çünkü Almanya biz esasında hem nüfus olarak hem yapı olarak nispeten benzeyen bir ülke. Ondan sonra siz karar verin.
Pahalı mıyız, ucuz mıyız diye. Iıı şimdi bir kilo kıyma Almanya’da yüz seksen TL. Iıı bir bonfile sekiz yüz TL kilosu. Türkiye’de bu fiyatlar henüz yok. Yani Türkiye’de biz bunun yarısı sekiz yüz TL de daha elli yuvar. Elli iki elli üç yuvarlar ııı mertebesinde. Bir kilo bonfile. Bir kilo bir kilo bir kilo. Bu kadar yani altı yüz kırk lira antrikot. Sekiz yüz TL. Sekiz yüz seksen TL bonfile. Şimdi Türkiye’de henüz burada değiliz ama çiftçinin giderleri
Almanya’dakinin giderlerinden farkı değil. Dolayısıyla bu nasıl oldu? Eskiden kurulmuş böyle işte et süt kurumu gibi, TMO gibi, toprak mahsulleri ofisi gibi çiftçinin dostluğu, kötü gün dostluğu olarak kurulmuş şeyleri fiyatı regüle edip gıda infilasyonu düşük tutmak için eee terse çevirdiler ve terse kullanmaya başladılar. Yani toprak mahsulleri ofisi mesela ben Buday’da yetiştiriyorum. Buday yetiştiricisinde dedi ki Türkiye’deki çiftçiden iki bin beş yüz liraya alırım
dedi. Ama Rusya’dan altı bin lira yani yani Rus çiftçisinin altı bin lira verdiği şeyi Türk çiftçisine iki bin beş yüz lira vererek yıllardır hasat döneminde yanlış ithalatlarla işte gıda enflasyonu. Peki niye Türk çiftçisine altı bin lira vermiyor Türk çiftçisine? Eee evet bu çok güzel bir soru. Biz de aynı soruyu sürekli soruyoruz. Içeride ki. Peki verse üretim artacak ona göre. Ama ekmek fiyatlarını arttırmamak için bunu yaptığını iddia ediyorlar. Yani esasında tabii ki yanlış bir politika. Altı bin vermedi, dört bin ver. Niye dört bin versin? Altı bindi yedi bin versin. Hepsinden daha fazla üretelim. Yani Türkiye’de Buday verim rekoitesi iki yüz elli kilo dekarda yani iki bin beş yüz, iki bin tonlarda eee hektarda. Eee bu yeni Zelanda’da bir ton. Iki yüz elli kiloya bir ton veya işte iki iki tona on ton gibi düşünebilirsiniz. Çünkü sulama sistemi yok. Yani altyapı, sulama altyapısı. Bizde verimli daha düşük dekar başı. Dörtte bir. Dörtte bir. Yani eee verimliğin
düşük olduğu yerde bir şey daha ucuzla mal edemezsiniz. Eee bir de üstüne üstlük fiyatı kırdığınız zaman bu sefer çiftçi havlu atıyor. Bakın bu genel anlamıyla anlatıyor. Mısır hasatı yaparız. Tam böyle Ekim ayın, Kasım ayında hasatı biz bitirmeye başlarken hop ithalat açılır, gemiler gelir, limanlar mısırla dolar. Eee psikolojik man piyasada da o zaman iç piyasada eee fiyatları düşürüyorlar. Eee bir sene, iki sene, üç sene derken özellikle son üç senede çiftçi artık üretmez oldu. Şimdi. Çünkü ürettiği zarar ediyor. Sütte böyle. Tahılda böyle. Şimdi bu sene tahılda bir değişiklik oldu. Geçen senenin maliyetleriyle bu sene satış yaptıkları için kar ettik zannediyorlar. Şimdi gübre almaya başladıkları zaman herkes feryat ediyor, anladılar bir anda ah biz bu parayla bunu yerine koyamayacağızı. Şu anda herkes yeniden bağırmaya başladı. Eee hal böyle olunca hem maliyetlerimiz yüksek hem üretimimiz düşük. Ithalata dayalı bir sistemde hem dolar artıyor, hem dünya imtiha fiyatları artıyor. Türkiye’deki gıda fiyatların artıştan başka şansı yok. Dolayısıyla hem zarar ediyoruz gıda enflasyonu düşürmek için çiftçinin fiyatını düşürüyor. Işte süt fiyatını bir dönem bir buçuk iki seneye yakın süt fiyatını sabit tuttular. Tabii. Eee tuttular da ne oldu? Bütün hayvanlar kesildi. Hayvan ve şu anda da aynı şey yapılıyor. Eee hayvan kesildiği zaman bakın iki bin on da Türkiye’ye bunun maliyeti biz hesap ettik ziraat odalarıyla beraber dokuz nokta iki milyar dolardı. O zaman bir milyona yakın damızlık hayvan kesilmiş
de. Şu anda bizim hesabımıza göre bir nokta yedi milyon mertebesinde kesildi. Bu sene. Bu sene. Eee bunun bir nokta yedi milyon hayvan mı kesildi bu sene? Biz öyle hesap ediyoruz. Anaç hayvan bu. Anaç hayvan. Damızlık hayvanla. Etlik hayvandan bahsetmiyoruz. Besis hayvandan bahsetmiyoruz. Yani normalde bundan süt alınır ve bundan yavru alınır. Yavru alınır. En önemlisi yavru. O da besi materyaldır yani. Evet yani. Damızlık dediğiniz yani bu sene bir nokta üç milyon yedi. Bir
nokta yedi milyon beş damızlık hayvan yani yavrulayacak hayvan kesildi mi şu anda? Kesildi. Peki bakanlık bunu biliyor mu? Eee bakanlık bunu anlamaya çalışıyor. Çünkü ııı üzerimizden bir talihsiz bir üç yıllık bir dönem geçti ve bu üç yıllık dönem içerisinde her şey her geçen gün daha fazla saklandı. Bilgiler saklandı. Sayımlarda hatalar yapıldı. Şimdi işte yeni yeni sayımlar yapılmaya başladı. Orada tabii tabloyu
gördüler. Peki bir şey merak ediyorum. Şimdi geçen gün ben bir yazı yazdım. Iıı bu ııı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın manda yoğurdu yemesinin yediğini açıklamasının üzerine bir manda tarışması başladı ve ben bu tarışmayı hayretle izledim. Niye hayretle izledim? Tarım Bakanlığı açıklama yapıyor. Diyor ki yüz seksen dört bin var diyor. Iıı devlet isa
kurumu açıklama yapıyor. Yüz doksan beş bin var diyor. Bir başka Tarım Bakanlığı yetkilisi yüz yirmi üç bin var diyor. Manda gibi çok kolay yani neredeyse gözle sayabileceğiniz kadar az sayıda bulunan bir hayvanla ilgili bile elimizde bir istatistik yok. Türkiye’nin tarımsal ististiği var mı güvenilir mi? Biz neyimiz var, neyimiz yok? Bir ev vatinimiz var mı bizim? Şöyle seyirciler de şöyle bir düşünsünler. Kendilerini bizim yerine koysunlar. Şimdi çiftçiye desteklemeler yapılıyor. Bunlar genelde hayvan başına yapılıyor. İşte Ziraat Bankası’ndan ucuz kredi kullanabiliyor. Hayvan küpesi de hayvanla eşleştiği için kaç tane hayvanı olduğunu oradan takip ediyorlar. Şimdi banka kredisi küpeye bağlı. Toprak Mahsulü Ofisi’nden yem tahsisi küpeye bağlı. Eee para yok, hayvanı kestirmek zorunda muazzam bir kaçak kesim yapılıyor. Yani şu son beş altı aydır yapılan kaçak kesimin kimse yani o hayvanları devlet yaşıyor zannediyor. Yaşıyor zannediyor çünkü birçok işletmeleri damızlık işletmesinde çekmecenin içerisinde torbayla küpe var. Şimdi bunun sebebi garibanlık bir de kestim derse banka diyecek ki o zaman ben de aldığım krediyi geri getir çünkü ben bu hayvanı beslemen için o krediyi vermişler. Haklı olarak isteyecekler. Bunun yapma şansı yok çiftçinin çünkü hep zarar etmeye mahkum edildi. Hep anlatmaya çalıştık. Böyle olmaz. Yani girdi maliyetlerini kontrol etmediğin bir yerde çiftçi yani ara tampon bir bir yarı mağmurlu alıyor, mağmurlu çeviriyor, sanayiye veriyor, sanayiyi, perakendeciye,
perakendeci de sizlere ulaştırıyor buyurun. E hal böyle olduğu için şu anda Tarım Bakanlığı’nın elinde sayın olmadığı gibi saymak işlerine de gelmiyor. Çünkü gerçekler ortaya çıkarsa hangi çiftçinin peşinden koşacaksınız? Hangisinin tahsilatını yapacaksınız? Bunun Türkiye’ye maliyeti ne olur? Biz bunun hesabını yaptığımızda yaklaşık on dokuz milyar dolarlık bir bugün her şeyi durdursalar telafi ediyoruz deseler Türkiye bunun faturası buralarda olacak. On dokuz milyar dolar üç yıllık yanlış bir tarım politikasının Türkiye’ye ne yazık ki bedeli olarak hesap ediyoruz. Yine bir şey azmış on dokuz milyar dolar. Bu sadece bakın sadece süt inekçiliğinde bu. Ha süt inekçiliğinde bu. Sadece süt
mitigation’i yaptıkları.