İnsanın değeri nasıl belirlenir? Ahmet Arslan yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=NPuOKfxgyBU.
Peki Doğu toplumlarıyla Batı toplumlar arasında bilmek istemek arası bir fark var mıdır? Şimdi işte Doğu toplumları derken neyi kastediyoruz? Yani ben tanıdığım Doğu toplum, ben Çin’i, Hind’i bilmem. Bilmem. Ben bizim Müslümanları bilirim. E Müslümanların da bilgiye ihtiyaçları yok. Çünkü bilgi var zaten. Tekrar ediyorum bak dikkat et. Ne dedim? Kitapta var zaten hepsi. E o bilgiler varsa, o bilgilerin dışında bir bilgiye niye ihtiyacımız olsun? Şu meşhur Hazreti Ömer’e izaf edilen şey.
Ne diyor? Mısır Fetheden sanırım Avrup İbn Ağız. İşte soruyor ya burada kitaplar gördüm diyor. Yazılar gördüm ne yapayım? Eğer diyor kitabımızın ele aldığı konularla ilgili ise at onu. Çünkü kitabımız bize yeter. E değilse gene yak onları at diyor. Bu anekdot doğru mudur değil mi? Önemli değil. Bu ihtimalle doğru değil. Neden? Çünkü onu fethettiğimiz zaman orada kitap var mıydı artık? Artık anlatıyoruz. Ama zihniyeti ifade etmek bakımından bu önemli. Eğer o varsa… Galiba ortadaki kitapları iyi çok edenler Hristiyanlar galiba. Tabii tabii. Özellikle 5. yüzyılda. Anladın mı? Evet. Ama sen bunu söyleyince şimdi Müslümanları pek sevinecek. Onlar çok bağırmaz Hristiyanlar. Biz de çok şeyiz zaten. Yani çok hoş görünüyoruz. Evet tabii. İslam dünyasında Orta Çağ’da Batı’dan Doğu’dan, Yunan’dan bilimi alanlar da Müslümanlar. Ona karşı çıkanlar da Müslümanlar.
Anladın mı? Yani bunun dinle ilgisi yok. Ama ben dinle bilgi ve felsef arasındaki metodolojiden bahsediyorum. Din öyle alırsın ki işte aldığın gibi benim şeye ihtiyacım yok. Onun dışında bir şeye ihtiyacım yok. Zaten söylenmesi gereken her şey orada söylenmiş. Kurulması gereken her kural orada konulmuş. Edersin. Ededir mi bitti. Ne gerek var? Başka bir şey gerek yoksa. Ne gerek var?
Peki onun yetmediği yerden yapacaksın. Onun yetmediği yerden yapacaksın. Onun yetmediği yer yok ki. Her şeye yetiyorum. Şimdi şeye girmiyorum. Teknikte ferahata girmiyorum. Canım orada ilkeler var. O ilkelerden şeyler çıkarırsın. İlkelerin kendisine dayanarak bilmem neler çıkarırsın. E çıkarırsın. Çıkarırsın da. Yani orada fizik yok. Orada kimya da yok. Orada bilmem biyoloji de yok.
Orada hukukta neler var biliyorsun değil mi? Orada kısas da var. Eee? Kan davası da var. Kölelik de var. Eee? Hadi yap. Hadi çıkar. Hadi çıkar. Bunları çıkar. Buradan bugün modern medeni anlamda insan, insan hakları, doğal insan hakları, kadın erkek eşitliği, kadın erkek eşitliği. Çıkarabilir misin? E çıkaracaksan çıkar. Çıkarırsan bir göreyim. Hadi bir çıkar. E çıkar hadi göreyim ben. Bir göreyim. E ben çıkardım sen görmedin. Bilmem anlatabildim mi? Bunun sonu yok. O başka bir şey. Başka bir paradigma. E canım bir zamanlar işte bak ne kadar önemli ve değerli hizmet geldi. Benim de ona itirazım yok. Ona da itirazım yok. Toplumların dinle kurulduğunu söyleyen benim. Efsane ile kurulduğunu söyleyen benim. Hatta şu anda bile onunla kurulduğunu söyleyen benim. Onunla kurulan veya onunla duruyor bir kısma. Ama toplumlar akılla, bilgiyla, felsefeyle, eleştiriyle deliştirilir. Düzeltilir. Tamir edilir. Yükseltilir. Onu da söyleyemem. Peki hocam buradan başka bir yere geçelim. Seni davet etmeye karar verdiğimde şöyle bir şey oldu. Biz bizim program ekibinden arkadaşlarla sadece program değil, genel mesele üzerine zaman zaman oturtur.
Sohbet ediyoruz özellikle Haluk ile. İnsana değer verme meselesinden bahsederken. Dedi ki Ahmet Hoca konuşacak bunu dedik. Ve seni bir kez daha buraya davet edip, aslında böyleydi o da ama tabi çok sınırlı bir konuydu. Doğu ve Batı felsefesine baktığımız zaman bir farklılık olduğunu görürüz. Bu insana değer verme noktasında. Çünkü insan sonuçta insanın en belirgini üzerinde düşünen var.
O zaman insana değer verme konusunda Batı ve Doğu felsefelerinin aslında ayrıldığını, hatta senin söylediğin Batı felsefesinin daha insancıl, daha düşünceye dayalı, daha bireye dayalı olduğunu söylemek mümkün mü? İnsana değer verme konusunda felsefenin bakışı nedir? Özellikle coğrafi açıdan baktığımızda. Fatih bu çok zor bir mesele ya daha zor karbaş mesele. Şimdi yani gene olarak söyleyin gene. E, Yunan dünyasında, Yunan dünyasında insana deyim yerindeyse tabi hangi insana? Köleye değil, kadına değil, erkek, akıl sahibi insana değer verilir. Öyle değil mi? Evet. Şimdi hatta istiyorsan yani insana her şeyin ölçüsü olarak değer veren yine Yunan dünyasında.
Güzel. E, Suacılar da insana değer verirler. Değer verirler. E, Hıristiyanlık insana değer vermez mi? Evet, tabii ki değer verir. Hem o kadar değer verir ki Hıristiyanlık insana işte Tanrı’nın oğlu veya özel ilgisine mazhar. Tanrı’nın özel ilgisine mazhar. İlk günah işlemiş olduğu halde onu kefaretini ödemek için tekrar ona şans verir.
Hatta bundan dolayı işte Hıristiyan hümanizm diye bir şey vardır. Yani Hıristiyanlık asıl hümanizm bizimkidir, Ruslanki değildir, Maksınlıkı değildir diyenler vardır. Haklıdırlar. Belli bir işte. E, gene insana, insanda da, insanla ilgili olarak da tabii ki değer verenler var. Ama gene de biz işi daha da esaslı olarak alalım.
Şimdi ne diyor mesela tasavvuf da insana değer vermek? Diyelim ki şeyden daha önemli. Onun İslambındaki öbür geleneklerden daha önemli. Hangi gelenek? İslamı bir fıkıh veya bir şeriat, bir hukuk olarak görelim deneneklerden daha önemli. Ama şöyle düşünelim, daha basit düşünelim. İnsana insan olarak, doğal bir varlık olarak, doğal bir varlık olarak,
hakları olduğunu kabul eden bir gelenek var mı? Bak doğal bir varlık olarak diyorum. E, o iş orada biraz çatallaşmaya başlıyor. Yani mesela Yunan’da o var. E ama e geliyor İslama kelime-i şahadet getirirsen nedirsin işte? Efendim insandan bahsederken veya nedirsin işte? Abdüveresur, insan Tanrı’nın kuludur. Kulu kelimesine o kadar çok şey yapmaya gerek yok. Allah’ı kullanmaya kölesidir. Tanrı Lord’dur. İnsan da köledir. Ama Hristiyan’da da Tanrı Lord’dur. İşte aynı şeyi söyleyeceğim. Ama orada köle değildir. Kul değildir. Arasına girmiyorum. Otaçmaya girmiyorum. Şunu demeye çalışıyorum.
Şimdi insana insan olmak bakımından doğal bir varlık olarak insan olmak bakımından hak ve hakların öznesi olmak bakımından değer veriyor mu? Eğer insana değer veriyorsa mesela kadına değer veriyor mu? Kadına değer veriyor mu? Kadını erkeğe değer veriyor mu? Eşit değer veriyor mu? Yoksa insanı kendisine değer veriyor mu?
Kendisine tanımış olduğu statü içerisinde o statüye uygun olarak ve o statüye oranlı olarak mı değer veriyor? Bilmem anlatabildim mi? Yani Müslüman özgür insan, hür insan değerli. Peki Müslüman kadın insan onun kadar hukukun, hakların öznesi olmak bakımından değerli mi? Meras da değerli mi? Değil. Anladın mı? Peki gelenin Müslüman olmayan insan değerli mi? Değil. Peki niye hep mesela biz kıyaslamayı Hristiyan Müslüman diye yapıyoruz? Bir de Yahudilik devili mi var? E aynı şey. Ben de Yahudilik de İslam’da Yahudiliğin şeyi yeni Yahudilik. Yani kimse buna hakaret olarak almasın. Bir de bu vardı yani.
Ya bilmem işte kötü bir şey İslamiyet’e, politik olarak siz kavganızı yapın. Beni ilgilendirmiyor ki. İslam’ın Kuran’da kabul eden peygamberlerin hemen hemen hepsi Yahudi. Kitapları kabul edelim peygamberlerin. Kitaplar öyle. Bilmem anlatabildim mi? Yani buradan bakacaksın meseleye. Yani insana değer vermek, insana değer vermek ne şekilde insana değer verir?
İnsana insan olarak mı, doğal bir varlık olarak mı? İşte bilmem bir özgürlüğün, bireyselliğin kaynağı olarak mı? Yoksa kul olarak mı? Veya şey bir nisbi, oranlı, statü olarak mı? İşte söyledim kadını erkek eşliğini söyledim. Müslüman Müslüman olmayan arasındaki farkı söyledim. Mesela değerli mi? Müslüman olmayan bir insan değerli mi? Bir Müslüman için. Yani teorik olarak konuşuyoruz. Peki Hristiyan için değerli Müslüman olan bir insan?
Şimdi onun için de değerli değil. Gayet tabii. Benim zaten aman bu bizimki çok kötüdür, o çok iyidir anlamda söylemiyorum. Bizim dinler kendi dışındakileri. Evet, aynen öyle. Dinler kendi dışındaki şeyleri hatta teorilerde ne olursa olsun pratikte de öyle değil. Onu da söyleyin ben. Teoriler ne olursa. Ama bakalım yani olaya bakalım. Şimdi ben yine aynı şey geleceğim. Ben ne dedim ben? Persefe nasıl bir şeydir?
İşte bunlar konuşuyoruz biz.