Afet arıcılığı nasıl etkiledi, arı üreticileri ne yapacak? Ziya Şahin yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=hNb2cKurDh0.
Bu yangınlar sonrası, arı konusunda ciddi bir sıkıntı, arıcılık konusunda ciddi bir sıkıntı olacağı başından belliydi. Ancak bu, zannederim umudumuzdan daha vahim ve daha riskli bir durumu gösteriyor. Nedir şu andaki sıkıntı ve Türkiye’nin genel olarak bölgedeki arıcılığın durumu nedir? Şimdi şöyle bakmak lazım. Özellikle Haziran ayına kadar biz endişelerimiz küresel iklim değişikliğiyle ilgili.
Sorunlarımız vardı. Bunu bakanlıkla devlet… Neydi o sorunlar? O küresel iklim değişikliğine kaynaklı olarak bal üretiminde çok ciddi bir azalış görüldü. Anadolu’da. Yani bu, bu şekilde sürerken tabi Temmuz ayında da yangınlar oluşmaya başladı. Hep bu olanın üzerinde uğruluyor. Antalya’da daha fazla alan yandı. Diğer tarafta Mersin ve Osmaniyeti alanlarımız yandı. Şimdi bunları biz bu sorunları gündeme taşırken bir de Antalya, Manavgat ve Muğla yangınları iç içe bulduk kendimizi. Şimdi Muğla’da bizim özellikle çan balı olunca tabi ülkenin can damarı. Çiçekle bal alamadığımız zaman biz direkt çan balına sarılıyoruz. Yani bölgesel olmasına rağmen ülkedeki bütün arıcılar buraya yoğunlaşıyor. Herkes kovandığını oraya taşıyor.
Tabii tabii yani bir Muğla’da bile üç buçuk milyon kovan, ülkedeki 8 milyon 200 kovanın üç buçuk milyon bal üretimine katılan bir konjektürden bahsediyoruz. Yani diğer bölgelerde çiçeklerden bal üretemediği zaman arıcı kovanları alır ve Muğla’ya giderdi çan bal üretirdi. Muğla, Aydın, Çanakkale, İzmir bu coğrafyaya dağılıyor Fatih Bey. Yani ama bunun ağırlığını Muğla çekiyor. Dolayısıyla bu yangınlarda 66 bin hektarlık bizim bir bastıralı orman var Muğla’da. Neli orma? 66 bin hektarlık bastıralı dediğimiz Kızı Çam Ormanları. Yani balı yapan halk arasında bastıra böceği, latincesi de marşelnike elinika adıyla anılır böcek. Yani böcek kendi yaşamını sürdürebilmek için yaşamın bir yıllıktır. Yaşamını sürdürebilmek için ağaçta konuşuyor olarak yaşar. Ağaçta yaşayan bir böcek bu. Böcek. Her yıl kendini yeniler. Bunu da tırağın içine söyleyeyim. Her yıl kendini yeniler. Bu böcek kendi yaşamı için ağacın öz sünemer. Özellikle Temmuz ayından Mart ayına kadar. Ağaca bir zarar vermez mi bu öz sünemer? Ağaca hiçbir zararı yok. Bilimsel olarak da yok. Yani artın kaybı yok ağaçta. Dolayısıyla bu balı biz 35-40 bin ton. Peki arı da o böceği mi yiyor? Arı böceği yemez. Böcen bal ifrazını, bal şemlemini arı alır. Yani böceğin çıkardığı bir suyu. Böcek ağaçtan bir şey emiyor. O evden bir ifrazat yapıyor. Onu da arı alıp bala çeviriyor. Bala çeviriyor. Ağaçtan emdiği öz suyum. Yüzde 80’e karbonhidrat, yüzde 20’si protein’dir. Proteinini alır böcek.
Karbonhidratları ifraz eder. Uzgun hava şartlarında yaşam gereği, uygun hava şartlarında bu şemlemi arı alır ve bala dönüştürür. Bu balın öyküsü bu. Yani bu bal şeyden üretilmiyor. Çiçeklerden üretilmiyor. Hayır çiçekten üretilmiyor. Bu balın çiçek balı değil. Tamamen. Bu bir böceğin çıkardığı bir ifrazatı arının alması üretiliyor. Almasıyla oluyor. Buna çam balı deniyor. Çam balı diyoruz.
Bu bir çamın dışkısı gibi, yani çamdan elde edilmiş bir ürün. Öz suyu diyelim buna. Yani ormanların öz suyudur. Bütün dünyada kabul görmesinin sebebi de budur yani. Bütün dünyada kabul görüyor ama. Yüzde 92’nin ülkemi üretiyor. Yüzde 8’ini de Yunanistan üretiyor. Diğer yerlerdeki, Alplerdeki ballar sedir ballarıdır. Yani Avrupa’nın bu balı çok sevmesinin nedeni kendi elindeki sedir ballarına benzetmesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla bizim bu yangınlarla 6 bin hektarlık bir orman alanımız yandı. Muğla’da 6 bin hektar orman alanda biz şunları tartışmamız gerekiyor. 2019 yılından bu yana biz ülkede çam balı üretimini nasıl arttırırız ve ülkemize nasıl dövüş yaparız. En çok ihrac ettiğimiz bal çam balı mı? Tamamen. Yani bunun çok düşük dilimlerden çiçek balı ihrac ediyoruz. Etek olarak ama biz Avrupa’ya 100 bin ton çam balı götürelim. 100 bin tonun kendi kriteriyle uyduğu sürece alabilecek kapasitesi var. Bu noktadan hareketle biz zaten Türkiyarcılar Birliği olarak bizim 110 bin hektarlık bir orman alanımız var. Çam balı alanı var Türkiye’de. Çam ormanında bu üretilmiyor mu? Kesinlikle böyle bir şey yok. Her çamdan mesela Muğla’da aşağı yukarı 455 bin hektarlık bir kızın çam ormanı var. Bunun hepsi bal balsıralı değil. Bu böceğin olduğu bölgeler önemi. Evet bu böceğin olduğu bölgeler 80-90 bin hektardır. Balanlardan üretiyoruz biz balı. Bunun ne kadar yandı şu anda? Bunun 6 bin hektarı yandı. Ama biz şunu söyledik Fatih Bey devamlı.
Bu yıl Muğla’da bal üretilmez derken 6 bin hektarımız yandı ama o yangın, kitlesel bir yangın diğer ilçelerde çok zarar gördü. Neyini zarar gördü? Sıcaklıktan zarar gördü. Dolayısıyla biz geleceğe yatırım yapmamız lazım. Yani orman yangını artık ısı daha ilklimdeki değişiklik bu böceğin yaşam alanlarını sınırlandırdı.
Ve böceği artık o ağaçlarda yaşayamaz hale getirdi. Bu yüzden de bal üretimi sıkıntıya girdi. Sıkıntıya girdi. Ama gelecek yıllarda olur mu yine Muğla’da? Tabii olur ama burada şunu dikkat etmemiz gerekiyor. Dikkat edecek ne istiyoruz? 6 bin hektarlık çok ciddi bir alan. Marmaris’te 7-8 tane köy. Milas’ta 11-12 tane köy. Seydikemer’de 3 tane köy. Tamamen yandı. Yani dolayısıyla bizim…
Kaç kovana tekabül ediyor bunlar? Şimdi Fatih Bey bizim çok sevineceğimiz bir nokta bu yangınlar olduğunda buradaki arıların 1 milyon 200 bin arısı var Muğla’nın. Kovanı? Kovanı. Arı kovanı var. Dışarıdan gelecek kovanlarla 3.5 milyon alıyordu. Mevsimin başında olması nedeniyle… Diğer kovanlar gelmemişti? Diğer kovanlar gelmemişti. Sadece gerel kovanlar girdi. Evet, gelen 2 milyon, 2 bin 300 kovan.
3 bin 500 kovan. Bunlar ciddi bir rakam değil. Yani bu rakamlarda zaten sağ olsun… Bakanlık, il müdürlüğü, efendime söyleyeyim valiliğimiz ulaştılar, karşıladılar. Şu anda arı kovanı olarak bizim ciddi zarar yok Muğla’da. Antalya’da da yok. Yani bakanlık bunları yaptı Orköy kanalıyla. Yani Antalya valiliği, il müdürlükleri hep beraber oldu. Burada kayıp yok. Bizim telaşımız şu Fatih Bey. Biz bunları 2019’dan bu yana arttıralım derken bu alanları… Bu alanları 7-8 bin hektarlık bir alanda kaybettik. Bakanlıktan özellikle bizim talebimiz şu. Bir ağacın tekrar eski haline gelmesi 35-40 yıldır. Biz bunu istemiyoruz. 35-40 yıl vatandaşın bekleme gücü yok. Biz transplantasyon, bakın can alıcı nokta burası. Can alıcı noktamız burası. Transplantasyon dediğimiz… Başka yerden ağaçları söküp oraya mı getireceğiz? Hayır efendim. Ağaçları sökmüyoruz. Böcek mart sonunda yumurtaya girer. Yumurtalarını alıp başka bir bölgeye kızı çam olan, uygun iklim olan…
Yine aynı bölgelere taşıyarak bunu iki yıl içerisinde tekrar eski haline getirebiliriz. Ancak burada temel sorun şu. Bu böcek değilmiş ki zararlı böcek. Bunun dünyada zarar yaptığı bir ağacı kuruttuğu hiç belgeler edememiş. Belgi yok. Yani çampa, koçlinin ağacı kuruttuğu bir belgesi yok.
Yani biz bu noktada Türkiye Arıcılar Birliği olarak, Türk insanı, Türk arısı olarak… Bu böceğin artık yasak kapsamından çıkmasını istiyoruz. Bir yanda da bu böcekle mücadele ediyor zararlı olduğu için. Şimdi zararlı olduğu için hiçbir mücadele edilmiyor ama… Yasalarımızda marşellik’e zararlı böcek kapsamda bir yerden bir yere nakledilmesi yasaktır. Oysa şimdi arıları yaşatmak için buna ne gidebiliyorduk? Bunu konuşmamız gerekiyor. Sayın Bakanımızın bu, yangın sürecinde Sayın Bakan’la istediğimiz her şeyi yerine getirdi Sayın Bakan. Bakın milli parklar yasaktı. Yıllardan bu yana milli parklar yasak. Milli parklara giremiyordun ayrıca. Şu anda Aydın’da milli parklara ayrıca giriyor. Ne güzel. Balır etiyorlar. Ne güzel.
Bir zarar var mı kimseye yok. Bak bunlar yaptı Sayın Bakanımız.
Ama Sayın Bakanımıza biz özellikle bu böceğin de artık yararlı böcek kapsamına alınmasını istiyoruz.