Türkiye’deki dünyaca ünlü eserler hangileri? Prof. Dr. Nevzat Çevik yanıtladı

Türkiye’deki dünyaca ünlü eserler hangileri? Prof. Dr. Nevzat Çevik yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=MzREeV3OZLo. Biraz anlatır mısınız bize? Türkiye’de müzeciliğin tabi temel taşlarını bu erken dönemler Geç Osmanlı döneminden atılan bu temel taşlarıyla başlıyor ve en büyük taşını da tabi İmparatorluk Müzesi kuruyor. Ondan sonra tabi esas mesele bina yapmak, mekan…

Türkiye’deki dünyaca ünlü eserler hangileri? Prof. Dr. Nevzat Çevik yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=MzREeV3OZLo.

Biraz anlatır mısınız bize? Türkiye’de müzeciliğin tabi temel taşlarını bu erken dönemler Geç Osmanlı döneminden atılan bu temel taşlarıyla başlıyor ve en büyük taşını da tabi İmparatorluk Müzesi kuruyor. Ondan sonra tabi esas mesele bina yapmak, mekan yapmak değil. Yani önemli olan bir şey eski eserlerin, o tarihin bütün o belgelerinin önemli bir şey olduğunu fark etmek ve bunları korumaya alma bilincini yükseltmek.
Bunun karşılığı olarak bu binalar yapıldığı için önemli esasında. Dolayısıyla o güne kadar çok da farkında olunmayan ve hatta Türk kültür tarihinin belki de karanlık yüzyılı dediğim benim 19. yüzyıldaki felaketi bir daha yaşamamak için de işte bu günlerin başlaması gerekiyordu. Yani kültür varlıklarına karşı yüksek bilincin oluşması gerekiyordu. Onun karşılığı olarak aslında bu bina Osmanlı Hamdi Bey ile başlayan bu ateş öyle devam etti. Biz Osmanlı Hamdi Bey’in öncesi ve Osmanlı Hamdi Bey sonrası deriz.
Millattan önce ve sonra gibi. Türk’ün arkaolojisi’nde yani karanlık dönem ve aydınlık dönem. Ama öncesinde Osmanlı Müze… Şimdi ben müze deyince yanlış anlayanlar oluyor. İlk müze deyince ilk müze olarak yapılan binayız. Evet, tabii. Daha öncesinde bina var. Ay-ı İrini de başlıyor. Ayrıca 1846’da esas başlıyor Ahmet Fethi Başa tarafından. Bizim ilk müze dediğimiz aslında orası Ay-ı İrini’deki müze başlıyor. Sonradan gelişiyor. İhtiyaca karşılık olarak tabii esas müze binası yapılıyor. Aslında Çemberli Taş’ta daha önce proje vardı yapılsaydı çok daha büyük bir
müze müze olacaktı. O başaralamadığı için daha sonraya kalıyor ve bu yapılıyor. Hikaye tabii erken zamanlar hep meşakatlidir yani zordur ve şimdiki düşüncenizle bakmayın. Yani işte 100 yıl, 150 yıl önceki ortamlar düşünerek düşünmeniz lazım. O gün için neredeyse imkansız işlerden bahsediyoruz. Hem aslında Osmanlı’nın tabii düşüş dönemi ekonomide… Büyük problemler var….kötü büyük problem dönem vesaire. O dönemlerde bunu yapmak, bütçe ayırmak ve eski eserleri toplamak falan
mucize gibi bir şey aslında yani. Biraz da böyle bakmamız gerekiyor. İşte o mucizenin üzerine yeni bir mucize daha geliyor. Cumhuriyet kuruluyor tabii ve erken cumhuriyetteki Atatürk’le beraber o zaman da yepyeni bir bilinç dönemi başlıyor ve sayıda, çok sayıda müze her yerde açılmaya başlıyor. Bursa’da, Konya’da vesaire bütün müzeler şu almaya başlıyor ve Anadolu’nun bütün o dünyanın özeti gibi olan Anadolu ki Akdeniz’den, Karadeniz’den, Transkafkasya, Orta Asya, Yakın Doğu, İran vesaire, Balkanlar hepsinin özetlendiği bu büyük toprakların içeride inanılmaz zenginlikteki ve her dönemde katman katman zenginliği olan, sadece bir dönemde değil ve bütün bu on binlerce yıllık zenginliğin karşılığı olan objeler toplamaya başlıyor. Ve bunun yanında da esas ne bileyim antropoloji vs. diğer bilim dalları da tabii gelişe gelişe bu, bu, bu müzelerin içi dolmaya başlıyor. Peki hocam izleyiciler hep şunu merak ederler, Türkiye’den çalınan tarihi eserler. Evet. Bunlar en önemlisi, birisi British Museum’da, yani ufak tefek çok şey çalınmış ama çok. British Museum’da, Ali Karnas şeyde de. Bergama. Bergama. Bergama müziğinde, Berlin’de de. Zeus Altar. Zeus Altar. Bu ikisi nasıl gitmiş, hangi dönemde gitmiş, o zaman henüz daha bu bilgi yok muymuş? İşte yoktu, o az önceki hikayenin devamı bu sorunuz. 19. yüzyılda yok. 19. yüzyılda yani 1800 esas 30 civarlarından kabaca alırsak Osman Hamdiye kadar ki o yarım yüzyıl, aradaki yarım yüzyıl felaket bir dönem ve o dönemde her şey gidiyor. Yani Batı Anadolu’dan, Doğu Anadolu’dan, Orta Anadolu her yerden gidiyor. Sadece şeyden değil ama daha çok böyle estetik değeri yüksek, görsel değeri yüksek, böyle hani görkemli eserlerin bulunduğu mermer uygarlıkları, Batı Anadolu, Akdeniz ve Ege sahillerindeki müthiş kentlerdeki müthiş anıtlar gidiyor önce yani. Onun için bu mesela British Müslüma gideni düşünün işte Kisantos, Likyan’ın başkenti, oradaki en önemli anıtların üstelik de kabartmaları kesilerek. Çünkü hepsi taşınamıyor, kabartma kısmı önemli onlar için. Onları kesip kesip taşıyorlar. Ya dağlardan yollar yapıyorlar mesela en önemli anıtlardan biri de hani herhalde Alman Fransız olmasın diye. Biraz da belki Avusturyalılar felan da çok yani Alman, Avusturya, İngiliz, Fransız en çok böyle sırayla sayarsak. Hepsi çalmışlar. Hepsi çaldılar evet. Mesela Tüliza, gölbaşı, Heronu çok ünlüdür. O Viyana müzesinde şimdi. Bütün o yüzlerce metre kabartma kuşağı, mükemmel kabartma kuşakları, klasik çağın eseri, olduğu gibi Viyana müzesinde. Yunanistan’dan da almışlar, biz de soymuşlar. Yunanistan’dan da almışlar. Elgin Mermeleri mesela ünlü hikayedir. Bizim Kisantos Mermeleri gibi onlar da Elgin Mermeleri meselesi vardır. Ve o zaman da Osmanlı orası. Yunanistan yine bizden güçlü yani aslında.
Ama Osmanlı egemenliği Yunanistan’da bittikten sonra Yunanistan o yıllarda karar alıyor ve bir daha bir şey göndermiyor. Ve çok keskin bir karar alıyor. Elgin Mermeleri de müthiş bir hikayedir. Aslında o da bizim hikayemiz. Bakmayın şimdi hani. Aslında hepsi Osmanlı topraklarından çalmış. Ama tabi burada yasaların eksikliği olmamasından. Yasa mı bilinç mi acaba? Bilinç yoksa yasa yok zaten. Bilinç yoksa yasa yok. Bazen yasa oluyor ama bilinç olmuyor. Ama bilinç varsa yasa yapılıyor. Tabii bilinç varsa yapılıyor. Ama eskiden bilinç oluyor.
Yasalarınızı yapıyormusunuz sonra o bilinç kaybolup yasa uygulanmadığı da oluyor.