Mahya Işıkları 17. Gün | Ramazan ve Bilim

Mahya Işıkları 17. Gün | Ramazan ve Bilim videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zdiS5K27xrY. MAHYA IŞIKLARI Merhaba. Mahya Işıkları’na hoş geldiniz. Yeni bir Mahya Işıkları’nda sizlerle birlikteyiz. 1824 yılında Gazi Antep’in, o yıllardaki adı tabii ki Antep, güzelce sokağındayız. Bir çocuk dünyaya geliyor. Mehmet Münif. Mehmet Münif’i siz, tarihimizdeki ilk bilim dergisini çıkaran…

Mahya Işıkları 17. Gün | Ramazan ve Bilim

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zdiS5K27xrY.

MAHYA IŞIKLARI Merhaba. Mahya Işıkları’na hoş geldiniz. Yeni bir Mahya Işıkları’nda sizlerle birlikteyiz. 1824 yılında Gazi Antep’in, o yıllardaki adı tabii ki Antep, güzelce sokağındayız. Bir çocuk dünyaya geliyor.
Mehmet Münif. Mehmet Münif’i siz, tarihimizdeki ilk bilim dergisini çıkaran insan olarak tanıyacaksınız. O Antep’li çocuk İstanbul’da 1862 yılında Mecmua-i Füynunu çıkarıyor. Bu tarihimizdeki ilk bilim dergisidir. Neler yok ki içinde! Mehmet Münif Paşa, kız çocuklarının mutlaka okutulmasını savunuyor. Bir ziraat mektebi açılmasını istiyor. Ve bir dans okulu açılmasını. Günümüzden 150-160 yıl önce. Daha neler neler önermiyor ki Mecmua-i Füynunu da. Onlardan birini anlatayım size. Özetle diyor ki, toparlayarak söylüyorum, özetle yani günümüze çevirerek aktarıyorum, diyor ki Osmanlı sınırları içinde bulunan kâtlardaki anıt eserlerin birer minyatürünü İstanbul’da bir parkta bir araya getirmeliyiz. Günümüzdeki minyatürk diye bildiğimiz o gezi alanını
yaklaşık 150 yıl önce öneriyor Mehmet Münif Paşa. Bakın, o minyatürk diye bildiğimiz gezi parkı ilk kez 1952 yılında Hollanda’nın Denak kentinde Modera Dam, evet Modera Dam adıyla açılmıştır. Ama Mehmet Münif çok daha önce bunu öneriyor. Neden? Bilgiyi bir araya getirmek için. Osmanlı sınırları içinde bulunan kentlerdeki anıt eserleri
gidip göremezsek de görelim, tanıyalım, öğrenelim. Marif Bakanlığı yapıyor. Yani bugünkü adıyla Milletin Bakanlığı. 1880 yılında Fahçı Sultan Mehmet’in yaptırdığı Çinili Köşkü Müzeyi Humayun’a dönüştürüyor. Günümüzdeki arkeoloji müzesinin ilk doğuşudur bu aslında. Dört yıl sonra Beyazıt Küllesinin ahırlarını kütüphane yaptırtıyor.
Ve bu müzenin açılışını da, kütüphanenin açılışını da Ramazan aylarında yapıyor. Özellikle. Cık! Neden mi? Çünkü bizim kültürümüzde, bizim kültürümüzde, Ramazan ayı insanın bilgiyle buluştuğu bir aydı aynı zamanda. İbadetin yanında, bilginin insanlara sunulduğu bir aydı. Bunun sanat boyutunu, tiyatrosuyla, edebiyatıyla sizlere anlatıyorum. Ama bir de bilim boyutu var bunun. Bakın, 1869 yılında bir karar alınıyor Ramazan ayında. Dariülfünün da Ramazan sohbetleri yapılacak. Şimdi sizlere 1869 Ramazan ayında her akşam Dariülfünün da yapılan o sohbetlerin neler olduğundan söz etmek istiyorum. Evet, bu sayfada. İlk akşam, teravih namazından sonra tabii ki,
Tahsin Efendi konuşuyor, konuşmasının başlığı su. Su! Bir Ramazan akşamında suyu anlatıyor insanlara. Sonraki akşam, Aziz Efendi konuşuyor. Ne mi? Konuşmasının başlığı. Yeryüzünde meydana gelen büyük değişiklikler. Ve sonraki akşam, Hıfsı Sıhhat Emin Efendi. Bir sonraki akşam, konuşma başlığı sindirim.
Sindirim, Vahit Efendi konuşuyor. Arkasından sinir sistemini anlatıyor Hüseyin Efendi. Sonra, Tarihi Tabi-i İnsan Rıfat Bey ve Vezâ-i Fî İnsâniye. Yani bugünkü adı insanlık görevi diyelim. Selim Efendi konuşuyor. Vahit Efendi tekrar kan dolaşımını anlatıyor insanlara. Bunlar Ramazan akşamında oluyor. Yani teravih namazından sonra Ramazan sohbetlerinde
bu konular ele alınıyor. Sonraki akşam, Tahsin Efendi ısı ve hareketin kimyevi değişimi konusunda bir sohbet gerçekleştiriyor. Onu Aziz Efendi ısı kaynaklarıyla takip ediyor. Rıfat Bey’in konuşma konusunun başlı ise hayvanlar. Ve 1869 yılının Ramazan akşamında Dar-i’l-Fünun’daki bir başka konunun adı astronomi. Evet, bizim ülkemizde, bizim kültürümüzde. Tahsin Efendi anlatıyor. Sorgu konu çok ilginç. Mıknat-i siyeti arz-ı hayvani Cevat Efendi. Silsili-i hayvanat Rıfat Bey. Makine. Ramazan sohbetlerinde bu insanlar konuşuyor. Tefik Efendi. Mekâbirin sıhhatçe tesiri. Vahit Efendi. Sanayinin gelişmesi ve servet kaynakları. Mehmet Münif. Evet, sözünü ettiği Mehmet Münif Paşa. Bir Ramazan akşamı 1869. Sanayinin gelişmesi ve servet kaynakları konusunda teravih namazı sonrası Ramazan sohbeti gerçekleştiriyor. Okrijen. Emin Efendi. İttihadi kuvve-i tabiye. Aziz Efendi. Yani doğal güçlerinin birleşmesi. Gezegenler. Selim Efendi. Mizaç ve iklimler. Aziz Efendi. Bütün bunlar 1869 yılının Ramazan ayında
sohbet konuları. Sonraki 1870 yılında diyorlar ki ya bu konular çok fazla böyle ayrıntılı kaldı. Daha genel başlıklarla bir araya girelim. Ve 1870 yılının Ramazan ayında yapılan sohbetlerin başlıkları fizik, kimya, meteoroloji, kozmografya, psikoloji, tıp, tabi bilimler, geomorfoloji, ziraat, ilim ve sanayinin gelişmesi, iktisat, hukuk, ahlak,
edebiyat. İşte atalarımızın bize bıraktığı Ramazan mirası buydu. Mehmet Ünlüpaşa, Erenköy’deki konağına bir zürafa heykeli diker. O heykelden dolayı o bölgenin adı Zürafalı Bahçe olarak anılırdı. İstanbul Ocak Müzesi’ne gelenler Göztepe’de müzemizin önünde üç tane zürafa heykeli ile karşılaşıyorlar. Neden? Söyledim.
O bölgenin adı Zürafalı Bahçe idi. Ben bütün aydınlanma tarihimize ona katkı sunan Mehmet Ünlüpaşa gibi bütün insanlarımızın anısına Ocak Müzesi’nin önündeki sokak lambalarını zürafa şeklinde yaptım. Üç tane zürafa var orada. Bunlar sokak lambaları. Ve ben şimdi buradan çıkıp müzenin önüne gittiğimde o karanlık sokağı aydınlatan
o çenesinin altından ışık saçan zürafa şeklindeki sokak lambaların altında duracağım ve diyeceğim ki hey koca Mehmet Münir bir gün ışığı hâlâ karanlığı aydınlatıyor. Mahya Işıklarından bu akşam da bu kadar. Yarın yeniden yine bu masanın etrafında aynı günle aynı saatte birlikte olalım. Unutmayalım, yarın da buluşalım. Sürçülisan ettiyse
Altyazı M.K.