Mahya Işıkları 23. Gün | Satı Kadın

Mahya Işıkları 23. Gün | Satı Kadın videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=49xV28dTT0Y. İNTRO Merhabalar, Mahya Işıkları’na hepiniz hoş geldiniz. Bu akşamki öykümüz Anadolu’nun doğusunda. Oradan başlasın. Arıdağ’ın iteklerindeyiz. Büyük taarruzun başlayacağına haber alan birliklerden pek çoğu batı cephesine doğru yönelmektedir. Doktor Mehmet Derviş Bey, Sırhiye Birliği’ni toplamış, batı cephesine doğru hareket ediyor….

Mahya Işıkları 23. Gün | Satı Kadın

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=49xV28dTT0Y.

İNTRO Merhabalar, Mahya Işıkları’na hepiniz hoş geldiniz. Bu akşamki öykümüz Anadolu’nun doğusunda. Oradan başlasın. Arıdağ’ın iteklerindeyiz. Büyük taarruzun başlayacağına haber alan birliklerden pek çoğu
batı cephesine doğru yönelmektedir. Doktor Mehmet Derviş Bey, Sırhiye Birliği’ni toplamış, batı cephesine doğru hareket ediyor. Erzurum’a geldiğinde ona birisi katılıyor. Bir gönüllü. Bir gönüllü. Yanında cephanesi, tüfeklerin silahı ve Doktor Mehmet Derviş’le birlikte beni de aranızı alın diyerek yola koyuluyor.
Büyük taarruza katılmak için Erzurum’dan yola çıkıyor. Bir kadın. Evet, bir kadın. İşgale karşı son taarruzda Mustafa Kemal’in yanında yer almak üzere Erzurum’dan yola çıkan bir kadın. Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruz Öncesi’ne Şatnur-i Gündekin’in Çalıkuşu adlı romanını okumuştur. Ne vardı romanda? Anonslayacaksınız, evet.
Evet, bir öğretmen, bir kadın öğretmen. İstanbul’da çok iyi eğitim alan bir kadınımız öğretmenlik yapmak üzere Anadolu’ya gidiyor. Çok çok önemli. Bir kadınımızın yaşadığı zorlukları anlatır. O roman ve Büyük Taarruz Öncesi Atatürk başka ahramanı kadın olan bu romanı okuyor. Ve diyor ki etrafındakilere ne kadar güzel, başarılı olmuş Şatnur-i Gündekin. Şu barışı bir an önce sağlasak da
gerçek hayatın sosyal sorunlarıyla uğrassak. Yani bir an önce kadınımızı yücelsek. İşte o güzel insan, Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet döneminde 1930’lar bir gün Kızılcıhamam’a gidecek. Kazan’da soluklanmak için duruyor. Etraftaki bütün köylüler toplanmış. Ona ayran ikram edecekler ama kimse cesaret edemiyor.
Hiç kimse cesaret edemiyor ona yaklaşmaya. Ve bir kadın, bir köylü kadın alıyor ayran tepsisini, başlıyor Atatürk’e doğru yürümeye. ”Dur” diyorlar. ”Dur ne yapacaksın?” ”Seni asallar keserler.” Gülüyor. ”Ondan kötülük mü gelir ya?” diyor. Ve gidiyor Atatürk’e ayran ikram ediyor. Sohbet ediyor Atatürk onunla. Ve yanındaki afet inana kadının adını yazdırıyor. Satı kadın. 1935 seçimlerinde Satı kadın milletvekili olarak Ankara’ya geliyor. Atatürk adını değiştiriyor. Orta Asya Türk tarihinde çok önemli bir kadın olan Hatı adını veriyor ona. Hatı kadın. Altı çocuğuyla beraber, tabii ki eşiyle birlikte geliyor Ankara’ya ya Satı’da değişmiş demesinler diye bir köy evinde yaşıyor. Ziraat politikalarıyla ilgileniyor. Köyünden gelen ya da başka bir yerden gelen, ondan yardım isteyen herkesi evinde misafir ediyor. Orada yatırıyor, kaldırıyor bütün konuklarını. Bir gün Ankara Halk evinde bir tiyatro oyunu oynanacak. Hatı kanım geliyor, bakıyor. Büyük bir kalabalık. ”Hayrola?” diyor. ”Bizi içeri almıyorlar.” Soruyor kapıdaki görevliye. ”Neden bu insanları içeri almıyorsunuz?” ”Efendim, bu geceki gösteri sizlere, milletvekillerine özel.” ”Olur mu?” diyor. ”Biz vekiliz. Hasta olan onlardır. Onlar halk. Açın kapıları.” Kapıları açtırıyor ve bütün tiyatro seyretmek isteyen insanları salona dolduruyor.
Hatı kadın, milletvekili masrafları için Ankara’ya gelirken ona bin lira gönderiyorlar. Yani ihtiyaçları gider diye. O paran hepsini halkına dağıtıyor. Bütün kadınlarımız, Kurtuluş Savaşı sırasında mücadeleye katılan, destek olan bütün kadınlarımızı
bu Ramazan gecesinde sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz. Geldik bir Mahya Işıkları’nın daha sonuna. Yarın yeniden aynı saatte, burada yine birlikte olalım.
Sürçülisan ettiysem, affola.