Zeki Müren Anıları | Zafer Algöz Anlatıyor
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=cwgxPzc6wtA.
Yetişkinlerin Lego Dünyası sunar. Hoş geldiniz efendim. Allah merhaba. Sevgili dostlar, Kapatv’de bugün bu programda sevgili Zeki Müren ile ilgili bir bölüm yapalım istedim.
Çünkü Zeki Müren gerçekten Türk Sanat Müziğinde, bizim müziğimizde paşa ünvanını layığıyla hak etmiş çok kıymetli bir isim. Daha önceki programlarda da söylemiştim. Ben 1961 yılında Kars’ta doğdum. İlkokulu Trabzon’da ortaokulu ve liseyi bursa’da okudum. Sonra Ankara Devlet Konservatörünü okudum ve ondan sonra da devlet tiyatrolarında oyunculuğa başladım. Benim rahmetli dedem Erzurumlu Kemani Haydar Bey. Haydar Algöz. Fakat sonradan, biliyorsunuz bu sanat müziği camiasında herkes yaptığı işe göre soyadını değiştirmiş. Mesela Kadri Şen Çalar yapmış Kadri Baba. Rahmetli dedem de Kadri Şen Çalar’la çok yakın arkadaş olduğu için,
Haydar sen kemanı çok iyi çalıyorsun, gel senin soyadını da telhümer yapalım demiş ve Kemani Haydar Telhümer Bey olarak tanınmış. Haydar dedemin bilinen birçok şarkısı ve türküsü var. Mesela Şafak Söktüğü Yine sunam uyanmaz. Dedemin türküsü Tanrı’dan Diledim Bu Kadar Dilek. Dedemin türküsü Geceler Yarim Oldu. Dedemin türküsü Mavi Yelek Mor Düğme.
Dedemin türküsü. Onun yüzünde dışında Türk sanat müziğinde kıymetli besleleri var. Leyla var, Hüsnü’ne Güvenmeyi Ruhi Mahım var. Dedemin bu Türk sanat müziğine karşı olan profesyonelce tecrübesinden sonra sevgili babam da dedem sayesinde birçok şarkıyı öğrenmiş. Babamın da sesi çok güzel olduğu için Cevdet Bey’in, Cevdet Halgöz’ün.
Hep dede bazı besleleri de notaya çektikten sonra kemanla çalıp babama söyletirmiş. Cevdet söyle bakalım bunu nasıl falan diye. Bizde de tabi bu Türk sanat müziği kültürü babamızın sayesinde oluştu. Babam yüzlerce şarkı bilir. Sözlerini hiç unutmaz ve güzel de söyler. Doğal olarak da dedemizden ve babamızdan gelen bu gelenekle biz de Türk sanat müziğiyle çok fazla haşır neşil olmuş bir aileyiz.
Ben hep babama sorardım ya baba Türk sanat müziğinde sence en iyi şarkıcı kim, en iyi yorumcu kim diye. Babam hep bana derdi ki oğlum herkes şarkı söyleyebilir ama herkes şarkı okuyamaz. Şarkı okumak diye bir deyim var. Şarkı okumak yani şarkın hakkını vermek hem güzel söylemek hem de söylenen sözlerin anlaşılması.
İnsanlar tarafından gerektiğinde şarkı sözünü hiç bilmeyen bir insan bile oturup kağıt kalemini ağrında yazabilmeli. İşte bu anlamda Zeküme Eren Türkiye’de hem şarkı söyleyip hem de şarkı okuyabilen yegane isimlerden biri. Aslında nadide bir orkide adam. Biz Trabzon’dan Bursa’ya tayin olduktan sonra annemin en büyük halası rahmetli Muhammed halam ismi Muhammed’di. Muhammed Hacı Muhammed Allah nurlarda yatırsın. Hacı Muhammed halam da Bursa’da tophanede Muradiyye semtinde bir evi vardı ve Zeküme Eren’in annesi Hayriye Hanım’la aynı apartmanda otururlardı. Zaman zaman da Muhammed halam bize gelir bazen de biz halama ziyarete giderdik.
Bir gün annem ben rahmetli anneannem Dürüya Hanım atladık hep beraber Muhammed halamızı ziyarete gittik. Muhammed halamızın evinde oturduk sohbet falan filan derken kapı çaldı. İçeriye bir hanımefendi girdi onunla da sohbet ettiler. Erzurumluların ve Karslıların meşhur keteleri vardır. Kete derler. Böyle undan bundan yapılır yufkalı falan. Kete ve çay içtiğinde muhabbet ederlerken bir hanımefendi geldi. Sonra sohbet sırasında bir vakıf oldum ki hanımefendi Zeküme Eren’in annesi rahmetli Hayriye Hanım apartman komşuları. İşte bak Hayriye Hanım da Zeki Bey’in annesi falan diye ben bir anda dedim Zeküme Eren de gelecek galiba evi falan. Hayriye hanım dedi ki Zeküme Eren nereden gelecek paşa o zaman ya İstanbul’da ya da Bodrum’da. Dedi ki biz dedi bir tarih söyledi ya önümüzdeki haftaya 10 gün sonra falan diye.
Rahmetli dedi eşimin dedi Kaya Bey’in. Biliyorsunuz Zeki Müren’in babası Kaya Müren kereste tüccarıydı Bursa’da. Kaya Bey’in ölüm münasebetiyle bir mevlit düzenleyeceğiz. Yeşil Cami’nde tarihi Yeşil Cami’de Bursa’da. Sizler de gelirseniz çok mutlu olurum görmek isterim dedi kadın falan. Ben hemen bir anda mevzuya şey oldum yükseldim çünkü yani Zeki Müren’i evet elbette biliyoruz.
Tanıyoruz görüyoruz ama hiç canlı olarak görme fırsatına nasip olmamış. En azından paşayı burada görürüz diye ben de heveslendim. Tarihi hemen kafama not ettim. Kadıncağız gittikten sonra hemen rahmetli anneanneme ve Muhammed halaya baskı yaptım dedim ki ya paşa madem gelecekmiş. Ben dedim sizi Yeşil Cami’ne götürürüm getiririm merak etmeyin dedim. Tamam evladım dediler. Beklenen gün geldi gittim taksiyle hem Muhammed halamı hem de rahmetli anneannemi aldım. Bursa’da Yeşil Cami’nin önüne getirdim. Camiden içeriye bunları soktum. Kadınların oturduğu ayrı bir yer vardı böyle parmaklıktı falan oraya rahmetli anneannemle Hacı Muhammed halayı yerleştirdim. Ben de dışarıya çıktım Zeki Müren’i bekliyorum. Paşa daha camiye gelmedi. Abi biraz sonra arabalar durdu falan filan böyle bir kolamın kaynıyor.
Paşa arabadan bir indi. Devlet başkanı gibi Yeşil Cami’nin bahçesinden içeriye doğru yürümeye başladı. Hiç unutmuyorum üstünde siyah bir takım elbise beyaz geniş yakalı bir gömlek. Siyah kalın kravatlar o zaman çok modaydı böyle geniş kravatlar vardı. Hani o kravatlar ayrıca bir de şortla yaptırabilirsin kendine.
Ve şöyle gözlüklere saçları falan filan Camiden içeriye girdi böyle bir huşu içerisinde. İnsanlar kenarda böyle dizilmiş. Herkese hoş geldiniz efendim merhabalar efendim hoş geldiniz efendim merhabalar efendim diyerek Paşa böyle içeriye doğru süzüldü. Ben de onun peşinden süzüldüm. Tam Camiden içeriye girerken ayakkabılarını çıkaracak Camide hemen tabi millet hamle yaptı falan falan. Bir saniye efendim ben çıkaracağım dedi Paşa ayakkabıları çıkardı. Yanında da bir tane yardımcısı var yardımcısına da ayakkabıları verdi adam da aldı ayakkabıları hemen bir torbaya koydu kucağına aldı. Adam bak bu tabi şimdi Paşa oraya ayakkabıları bıraktı çıkışta ayakkabılar yok koparıyor. Koskocak Paşa yalmayak eve bittim. Hemen ayakkabılar çıkartıyor. Eve mi duruyor hemen ayakkabıları kundakis yapıp korumayı aldılar. Şimdi Camiden içeriye girince müthiş bir anafor oluştu. Bir fark ettim ki herkes sanki Paşa’nın korumasıymış gibi davranıyor. Beyler beyler bir dakika yol açın. Beyler beyler bir dakika bir dakika bir dakika falan yol açın beyler yol açın beyler. Yol açın beyler diyen adamların hepsi öne doğru yürüyorlar Paşa ile beraber.
Ulan bu güzel dümen ben de dümenle içeriye sızayım dedim babacım bir yol ver abicim bir açılın falan diyerek. Ben de içeriye doğru süzüldüm. Bunlar abi caminin böyle bir set kısmına çıktılar. Şöyle bir yarım daire biçiminde bütün o şeyle beraber hafızlarla beraber oturdular. Ben de öyle bir kendime yer ayarladım ki yani Paşa 6-7 metre önümde tam karşısındayım. Öldürseler kalkmam oradan. Paşa’m kalkmışım numaralı tribünde yerime ben de tam böyle karşısına oturdum. Abi tribünde yerimizi aldık. Dualar okunuyor ilahiler söyleniyor falan benim gözüm hep Paşa’da. Sadece benim değil yeşil camine gelen kim varsa herkes zaten oraya Zekümreni görmek için gelmiş. Zekümreni yakından daha görebilmek umuduyla gelmişler ve herkes de oraya toplanmış vaziyette. Cami böyle izliham yani kapalı tribün böyle. Ben de böyle bakıyorum Paşa ne yapıyor diye baktım. Bazı dualara katılıyor ilahilere katılıyor ve Mevlüt’ten merhaba bölümünü o söyledi abi. Düşün yeşil cami. Tarihi yeşil cami mikrofon yok hiçbir şey yok müthiş bir akustik.
Paşa böyle alttan tizden alıp merhaba ey yâri-i rifam merhaba diye bir koydu. Allah! diye bir bağırıyor. Cami yıkılacak zannedersin. İnanılmaz bir performans. Abi böyle bayağı insanları ağlattı yıktı geçirdi diyorum. Bittikten sonra da çok çok teşekkür ederim efendim Allah kabul etsin efendim deyip
bütün zerafeti de Paşa böyle yürüdü ve gitti. Ya ben zaten Paşa’yı çok severdim hayatımda bir kere canlı performansını Ankara’da Gölbaşı gazinosunda seyretmek şerefinden naib oldum. Zeki Müren’den önce bir sürü sanatçı çıkardı çıkardı çıkardı sevgili dostlar. Zeki Müren çıkmadan önce şöyle bir anons yapılırdı. Efendim yarım saat sonra sanat güneşimiz Zeki Müren sahne alacak. Lütfen bu süre zarfında yiyecek içecek ihtiyaçlarınızı gideriniz. Çünkü Paşa konsere başladığı anda bir daha servis yapılmayacak efendim. Müsaade. Paşa’dan önce bir sürü insan çıktı çıktı çıktı falan neyse abi. Laf Zeki Müren çıkacağı zaman sahnenin önüne uzun bir te bir podium döşediler. Masaları açtılar. Podium yapıldı bayağı. Perdeli merdeli bir dekor geldi.
Garsonlar servislerini mermislerini falan filan tamamladılar her şeylerini. Ondan sonra perde kapalı iken tam Zeki Müren sahneye çıkacağı zaman ışıklar karartıldı. Alttan böyle bir fasıl başladı.
Ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram ram Ram diye perde böyle yavaş yavaş açıldı açıldı açıldı. Içıklar. Paşanın ses zaten önce Paşa’nın sesi gelirdi kendinden önce. Dükkan yıkıldı. Sesli şakıyor yani. Bir çağlayan geliyor böyle seyirciler üstüne doğru.
E sahnedeki adamlara bakıyorsun eşlik edenlere. 45-50 kişilik dev bir orkestra. Herkes teklik giyinmiş. Orkesta şefi beyaz simokinli rahmetli Ercüment Batanay ve huşu içerisinde sana bir şov yapıyor. Kostümler giyiyor, kostümler çıkarıyor. Her şey böyle bir Türk usulü değil de sanki yabancı bir ülkede şov seyrediyormuşsun gibi o kalitede.
Paşa sürekli kostüm değiştiriyor. Erguvanlar yalan söylemez. Kendi kostümüm efendim diyor. O bitiyor uzaydan gelen bilmem ne işte bilmem nereden gelen falan hep kostüm falan filan bununla inanılmaz bir şov yapıyor ve seni büyürüyor adam sonuna kadar. Hatta bir Zeki Müren’in başka bir konserinde de bir adam bir şey istemiş de garson böyle yerde sürülüyormuş adam komando gibi.
Paşa sahibi. Evladım nerede bir zimbuz? Garson böyle. Sevgili Özkan abim anlatmıştı İzmir fuarında Zeki Müren sahneye çıkmadan önce Zeki Müren çıkacağı kulisin bütün kapıları mapıları her taraf kapatılmış abi. Hiç kimse konserden önce bir gidelim de Paşa’yı görenin bir başarılandı diyelim öyle bir şey yok.
Kendisi de diyor Türkçülerle dualarla nazar dualarıyla kendini hazırlardı diyor ve sahneye çıkardı diyor. Zeki Müren’in en büyük tarafı Türkiye’de o ana kadar yapılmamış olanları deneyen ve yapan bir adam. Bir kere inanılmaz bir Türk sanat musikisi deneyimi var. Usul biliyor, makam biliyor, nota biliyor.
Söylediği her şey kırıl kırıl anlaşılıyor. Bazılarına göre mesela ya ben Zeki Müren’i biraz mübalağılı bulurum falan der ama ben Zeki Müren’i çok severim. En çok üzüldüğün nokta da bizden sonra gelecek kuşak ne yazık ki biraz Türk sanat müziğinden ve Türk halk müziğinden uzaklaştı.
Gençler daha çok böyle pop şarkılara takıldılar. Hani iki defa üç defa da söylendiği zaman hemen ezberlenen, üç hafta sonra modası geçince yenisi gelen. Ama bu konuda en büyük hizmete sevgili Cem Yılmaz yaptı.
Cem Yılmaz ne yaptı? Arif ve 216 filminde bizden önce ve bizden daha da önce yani oluşacak kuşakların değerini yeni gençlik kısmına tanıtmış oldu. Yani en azından mesela benim çocuklarım ya da sizlerin çocukları veya onların torunları Türk sinemasının eskilerini işte Ayhan Işıkları, Sadra Alışıkları, Filiz Akınları onları unutmuş olabilirler.
Ama Arif ve 216 filminde Zeki Müren’i bizzat kullanarak çok büyük bir hizmet yaptı. Hatta Arif ve 216 filmi yayınlandıktan sonra Türk müziğini seven gençlerin çok büyük bir çoğunluğu o film sayesinde Zeki Müren’i keşfettiler. Hemen YouTube’a gelip Zeki Müren diye yazdılar. Zeki Müren’in şarkılarını gördüler. Nasıl yorumladığını gördüler, nasıl okuduğunu gördüler.
Düşünün yani dünyada rock müziğinin en büyük solisti Freddie Mercury daha piyasada yokken Zeki Müren vardı. Zeki Müren de o çılgın iddialı kostümlerinin yanı sıra iddial olan tarafı sanat tarafıydı. O yüzden de Arif ve 216 filmindeki Cem Yılmaz’ın yapmış olduğu katkı bu anlamda hakikaten çok takdir eşyayen.
Onun dışında sevgili kardeşim Çağlar Çorum bunun da inanılmaz bir Zeki Müren performansı vardı. Yani Zeki Müren’i adam Zeki Müren’den daha iyi oynadı. Emin olun Zeki Müren yaşasaydı Çağlar’ı alnımdan öperdi. Çok çok teşekkür ediyorum efendim. Bahçiyar oldum efendim. Sizler gibi kıymetli sanatçıların benim taklidimi yapması beni son derece mesut etti efendim derdi. Ama nedense çocuk bir reklam filmi yaptı. Vay efendim Zeki Müren reklamda nasıl oynarmış? Zeki Müren’e saygısızlıkmış falan filan diye bazı arkadaşlarımız bazı gazetecilerimiz atıp tuttular. Kardeşim bu ülkede Mustafa Kemal Paşa’yı bir de reklamda kullandılar. Yalan mı? Atatürk’ü bir de bir banka reklamında kullandılar. Bu Atatürk’ü küçültmedi ki Atatürk’ü de yüceltti. Dolayısıyla da sevgili kardeşim Çağlar Çorumlu da muhteşem bir Zeki Müren temalı reklam yaptı. Reklamda ne yaptı? Bu işler öyle ince çizgilerdir ki sevgili dostlar. Eğer oynamış olduğunuz karakteri biraz daha abartırsanız, egzacarı ederseniz o oynadığınız karakteri sulandırmış olur. Ve oynamış olduğunuz karakteri ayıp olur. Ama ne yaptı? Mükemmel bir performans sergiledi. Hatta reklamın sonunda hatırlarsanız yanındaki adam Çağlar’a diyor ki çok çok güzel bir Zeki Müren yaptınız tebrik ederim diyor. Çağlar ne diyor? Taklitler aslını yaşatır efendim diyor. Onun için de buradan Paşaların Paşası Türk Sanat Müziği’nin en büyük üstadı, en büyük yoruncusu sevgiliniz Zeki Müren’e sevgiler, saygılar ve onu rahmetle anıyorum.
Paşam mekanın cennet olsun, ruhun şad olsun.
Bu filmlerin Lego dünyası sundu.