Aksiyon Filmlerinin En Büyük Üstadı | Zafer Algöz Anlatıyor
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Ds9YOx2dfks.
Yetişkinlerin Lego dünyası sunar. Kayboldu gitti. Aykartal Bey. Ne oldu? Goolll. Aslanım benim. Sevgili Kafa TV izleyicileri tekrar merhabalar. Efendim biliyorsunuz şu anda dünyada aksiyon filmleri kategorisinde
en büyük aktör olarak değerlendirilen Tom Cruise var biliyorsunuz. Bana göre Tom Cruise falan hava gazı. Kimse kusura bakmasın. Akıllı ol Tom diyorum buradan. Daha çok onlar tabi böyle stüdyolarda falan filan yok uçağa sarıldı. Uçakla beraber 10.000 metre havalarda dolandı indi filan. Bunları yemezler. Çünkü uçağa sarılıp 1500 metre yükseğe çıktığın andan itibaren hava şartları değişir. Saatle 500-600 kilometre süratle giden uçağa tutunarak uçmak mucmak bunların hepsi yalan dolan işler. Şu anda tabi gerçek bunlar. Asla dublör kullanmıyor filan filan diyorlar ama yıllar sonra film şey yapsın ne biz bunları hiç dublörsüz çekti Tom abimiz. diye itirafta bulunanlar olacaktır. Bana göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aksiyon filmleri ustası Cüneyt Arkındır abi. Çünkü Cüneyt abi başka. Cüneyt abi sinema hayatına çok enteresan tesadüflerle başlamış biri. Tam böyle Göksel Arsoy’un tap olduğu işte Türkiye’de ilk defa sarışın Avrupalı bir jön olunca Göksel Arsoy’a Altın Çocuk demişler ve zaten Altın Çocuk serisi diye bir çok film yapmış. Sonra Eskişehir’deki bizim hava kuvvetlerinde Şafak Kartalları mı öyle bir film galiba çekilirken bu orada askerlik yapan yedekçisi subayların içerisinden de yakışıklı eli ayağı düzgün olan adamları da bulalım ufak tefek rollerde falan ya da kalabalık sahnelerde Göksel Arsoy’un arkadaşı olarak kullanalım demişler. Cüneyt Arkındır o arada Eskişehir’de askerlik yaptığı için yedekçisi subay olarak ilk defa o filmde küçücük bir rol oynamış. Sonra film piyasaya çıktıktan sonra bakmışlar demişler ki ulan burada baya yakışıklı bir adam var kim bu? Fahrettin Cürekli Batur doktor yedekçisi subay güzel.
Ondan sonra Cüneyt Abi’nin sinema serüveni başlamış. Türk sinemasında belli bir dönem tabi sürekli hep işte jön erkek, jön fi kadın, fakir erkek zengin kız ya da fakir kız zengin erkek hikayelerinden belli bir doyuma ulaşınca artık aksiyon filmleri yapalım demişler ve aksiyon filmleri yapma konusunda da Cüneyt Arkındır kendini bu yolda hazırlamış.
Kim ön ayak olmuşsa ya abi böyle bir talep var piyasada sen de gel bu aksiyon filmleri konusunda bu işe biraz ağırlık ver demişler ve benim bildiğim kadarıyla o dönemde Cüneyt Abi işte İstanbul’a gelen bir sirkten sirkteki adamlardan, eğitmenlerden falan ders almış. Bir de Yahşi Batu filminde küçücük bir rol oynamıştı sevgili Yılmaz Köksal abim Allah rahmet eylesin.
Yılmaz Köksal abimle de o zaman çok sohbet etme fırsatı bulduk dedi ki ben naçizane Cüneyt Abi dedi o zamanlar ee tabi ki hep işte jön oynamaya alışık olduğu için kılıç tutmak, kavga etmek, atlamak, zıplamak, ata binmek o işleri çok vakıf değildi ama ben çok o işlere sıcak bir adamdım ve çok daha iyi bildiğim için ben de zaman zaman Cüneyt Abi’ye bir iki öğretme durumunda bulunum dedi abi şöyle olur böyle olur fakat zaman içerisinde boynuz kulağı geçti hepimizi solladı ve aksiyon filmlerinin en büyük üstadı oldu diye Cüneyt Abi hakkında gıyabında söylemişti biz de Yahşi Batu’yu çalışırken gözlerimizle gördük. Sultanbeyli çiftliği taraflarında bir yerde at binmesi gereken oyunculara binicilik dersi verecekler. İşte Ozan Güven, Cem Yılmaz, Demet Evgar onların üçü ata binecekler biz de oraya gittik arkadaşlarımızı seyredeceğiz falan diye Sevgili Yılmaz Köksal abim de geldi çetin arkasında bir tane at vardı atı aldı kafadan seviyordu canım oradan yarım elma verin bana dedi yarım elma getirdiler hayvana böyle bir atı yedirdi abi bunu güzel biz ne oluyor demeye kalmadan hayvanın böyle yularından tuttu bir anda üstüne at etti kayboldu gitti abi tozu dumana kattı 45 dakika sonra geldi kan ter içinde böyle falan diye özlemişim çocuklara ata binmeyi diye hayran olmuştum ya dedim bu eski kuşaktaki adamlarda böyle bir yetenek var hani en azından at binme becerisi var ben mesela yıllar önce bir at binme konusunda bir tecrübe yaşamıştım az kalsın öldürüyordu beni at
canımı zor kurtardım onu da sonraki bölümlerde anlatırım ama çocukluğumdan beri Cüneyt arkana ayrı bir hayranlık duyardım yani benim için çok başka biriydi bir kere yakışıklılığı işte sırım gibi vücudu ne bileyim iki tane atın arasından böyle gitmek atın arasından ok atmak atla beraber devrilmek atlamak üstelik de bunları dublörsüz yapabilmek becerisi yani herkes de olabilecek bir şey değil
onun için hakkını teslim etmek lazım Cüneyt arkanın zamanında bu kara Murat ve Malkoçoğlu serisi başlayınca yeşilçam piyasasında da ya bu aksiyon filmleri bayağı revaçta biz de aksiyon filmi yapalım yeni kahramanlar bulalım yeni kahramanları çıkaralım ortaya diye bir talep başlamış Suat Yalas’ın da o zaman çok meşhur bir çizgi romanı var
Kara oğlan ya demişler ki bu Kara oğlanı sinema filmi yapalım Suat Yalas demiş ki bunu sinema filmi yaparsak ben yaparım abi demiş fakat kim oynayacak Kara oğlanı ya acaba Cüneyt arkamı mı oynar o mu oynar bu mu oynar hep böyle İstanbul piyasasında adı dolaşılırken Suat Yalas demiş ki ben aradım Kara oğlanı buldum demiş nerede abi senin Kara oğlan benim Kara oğlan Ankara devlet tiyatrolarında oyuncu demiş şu anda Allah Allah
ismi ne Kartal Tibet hiç adı duyulmamış aktör Kartal Tibet benim mezun olduğum okuldan yani Ankara devlet konservatuvarından mezun olmuş tiyatro eğitimi görmüş biri gençlik yıllarında okuldan mezun olduktan sonra devlet tiyatrolarında kaligula gibi hamlet gibi böyle bayağı ağırlıklı roller oynamış
çünkü yani profesyonel bir tiyatroda iki buçuk üç saatlik öyle performansları göstermek her baba yiğidin yapacağı iş değil o anlamda Kartal Tibet’i Türkiye’de sadece Ankara seyircisi tanıyormuş İstanbul’da henüz böyle bir Kartal Tibet’in oyunculuğu hakkında ya da yakışıklılığı hakkında böyle insanların pek bir fikir sahibi olduğu bir durum yok
Kartal Tibet’i ben seçtim demiş ve Kartal Tibet de bunlar çalışmaya başlamışlar Kara oğlan filmiyle bir anda Türkiye’de tanınmaya başlamış sonra da devamında Tarkan’ı yaptı biliyorsunuz o da önemli bir çizgi romandı ben çocukluğumda da Tarkan çıkardı o zamanlar klasik lafı vardı iki ekmek bir hürriyet bakkala giderdim iki ekmek bir hürriyet
yolda zaten hürriyet gazetesinde hemen Tarkan’ın olduğu bölümü açar o serüveni okurdum sonra eve gelip evde bir daha okurdum okuduktan sonra da onları kesip bir klasörde biriktirirdim roman gibi unuttum zaman baştan tekrar bütün o çizgi roman serisini okurdum sinemaya aktarıldığı zaman da çok büyük sükse yapmıştı benim hiç Kartal abiyle oynamak şansım olmadı ama birlikte çalışma şansımız oldu
yıllar önce Yasemin Yalçın ile bir televizyon dizisi yapıyorduk yönetmen de Kartal Tibet’ti Kartal abinin de adından da anlaşılacağı gibi hasta Beşiktaşlıydı yani kara Beşiktaşlı böyle bir şey olamadı mesela bana herkes der ki abi sen çok fanatik Beşiktaşlısın ya ben rahmetli Kartal Tibet’in yanında ben fanatik falan değilim ben light Beşiktaşlıyım
Kartal abi Beşiktaş’ın başına bir şey geldi mi cehennem gibi kararırdı üç gün beş gün kendine gelemezdi yani o derece bir gün yine çekim yapıyoruz o günde Beşiktaş Fenerbahçe derbisi var Kadıköy stadında Kadıköy’de oynanıyor Saracoğlu stadında
ben acayip sinirlendim çünkü şeye kızıyorum ulan diyorum Fenerbahçe Beşiktaş derbisi zaten seride iki defa oluyor tam da bu derbinin olduğu gün ve saati bize çekim koymuşlar olacak iş değil hep aklım maçta çünkü neyse o arada prodüksiyon geldi Kadıköy tarafında bir yerde bir iş hanı var iş hanınıza birinci ya ikinci katını bize verdiler adamlar en üst katta da bir kafeterya var orada da şifreli yayın var televizyondan insanlar maç seyrediyorlar Kartal abiye gittim dedi ki ya Kartal abi olcak iş değil dedim ne oldu evlat ya dedim abi bugün Beşiktaş’ın maçı var Fenerbahçe ile tam da bizim sahneleri koymuşlar yapma ya kim yaptı onu ya kim yaptı falan hemen asistan kızlar gelsin buraya kızlar geldiler hocam buyurun falan yavrum bundan sonra dedi Zafer Bey’in çekiminin olduğu günlerde ve saatlerde Beşiktaş maçlarına göre programı organizeydim. oyuncumun dedi aklı maçta kalıyor dedi olur mu ya böyle saçma şey falan bana da yaptı tamam hocam falan dediler bana dedik evladım ben senin sahneyi biraz daha öne alırım araya bir de yemek boşluğu koyarız sen dedi atla git yukarıda maçı seyret ama dedi arada da bana haber ver ne oluyor ne bitiyor durum kaç kaç tamam abi falan dedim Allah razı olsun dedik bizde 2-3 kişi sette bizim o sahnede işi olmayanlar yukarıya çıktık beşinci katta. maçı seyredeceğiz diye neyse maç başladı Fenerbahçe o zaman bize göre daha baskılı oynuyor kendi sahasında sağdan geliyor soldan gidiyor ben arada devamlı telefon ediyorum Kartal abi ne oldu ne oldu evladım diyor sette kan sıçıyoruz fena geliyor fena geliyor yapma ya kaç kaç durum abi sıfır sıfır tamam tamam diyor. Devre arası oldu hemen beş kat daha aşağıya indik geldik ne oldu yavrum dedi abi dedim böyle böyle falan Sergen oynuyor mu oynuyor Sergen işi bağlar dedi Sergen’in bir numaralı hastasıydı Sergen Yalçın benim en büyük evladım derdi Sergen’i çok severdi ben hayatımda onun gibi topçu görmedim derdi ben de görmedim onu da söyleyeyim siz de görmediniz değil mi paşa teşekkür ediyorum.
2.yarı başladı abi 2.yarı yine sağdan soldan geliyorlar gidiyorlar arada hep arıyorum o da beni arıyor ne oldu yavrum ne bitti falan abi diyorum tamam tamam bana yavrum Sergen bağlar Sergen atar falan diyor hala dakika 80 81 falan oldu sonra Sergen bir tane bir frikik attı top böyle döndü falso aldı yanağlara girince biz beşiktaşlar gol zannettik kafeteryada çok kalabalık böyle 70-80 kişi tez avratlar bağırtılar. Ama biz beşiktaşlar daha az sayıdayız yanımda da bir Nihat abi var o da hastafer Naberç dedi Nihat abiye dedim ki abi dedim bu provaydı bunun dedim ikincisini yakalasın affetmez dedim bakacağız falan filan dedi Kartal abiye telefon açtım tekrar ne oldu evladım baba dedim Sergen bir frik attı yanağlara girdi dedim ama gol oldu zannettik olmadı dedim yavrum yakalasın ikinciyi affetmez o dedi aynı benim gibi söyledi.
Ama abi ben sana haber vereceğim dedim geldi ondan sonra o meşhur 90 artı 1 bir frikik oldu çift vuruş verdi hakem izleyenler de zaten çok iyi hatırlarlar hatta merak edenler Google’dan girip de bakabilirler.
Kalede rüştü vardı barajı kurdular topun önünde Ertuğrul vardı Ertuğrul topu şöyle hafifçe bir ayağıyla itti Sergenoğlu muhteşem sola ayağıyla topa vurunca top barajın üstünden gitti tam topun geçebileceği kadar bir aralık vardı zaten rüştü atladı ama büyük kalecidir rüştü de Allah için atladı ama tam o topun geçebileceği kadar yerden geçti ağlara girince böyle kasap perdesi gibi ses yaptı.
Kurs yapınca biz tabi kafeteryadakiler gol diye bir fırladık bak ben var ya fırladım daha havadayken ayakların patenaj yaptı çünkü aşağıya gidip müjde vermem lazım imparator benden haber bekliyor Kartal abi abi o 5 berdiveni uçarak iniyorum aşağıya kadar maçın sonunu bile beklemedim çünkü söylemem lazım Kartal abiye bunu patır patır patır patır patır patır patır patır indi.
Tam o arada sette böyle bir boşluk vardı boşluk koymuşlardı beni görünce Kartal abi coşkulu da geliyorum ya ne oldu lan ne oldu dedi abi dedim bir sıfır bitirdik dedim işte kim attı golü lan Sergen mi dedi evet abi Sergen aslanım benim falan filan savunduk birbirimize böyle patak kütü öpüyor beni seviyor falan herkes şaşırdı settekiler.
Bu arada sette yardımcı rol oynayan kadınlardan biri bir gaflette bulundu dedi ki ay Kartal bey yoksa sizde mi Beşiktaşlısınız sizde mi Beşiktaşlısınız ne demek dedi sizde mi Beşiktaşlısınız lan dedi benim adım Kartal sizde mi Beşiktaşlısınız ne demek dedi ya benim adım Kartal oğlumun adı Kanat sen ne konuşuyorsun ya bir de bir de coştu Kartal abi.
Kadına bak ya ne diyor bana Kartal Bey bir şey demedim hangi takımı tutuyorsunuz dedim. Diyince kadın dedi ki bak şimdi burada söyleyeceğim ayıp olacak hangi takımı tutuyorsunuz diyor hala ya bak bu takımı tutuyorum bunu. Canım Kartal abim benim ben.
Hakikaten çok kalite adamdı ben çok severdim Kartal abim Allah rahmet eylesin kıymetli bir oyuncuydu hem tiyatrocu hem sinemacı hem de yönetmen olarak mekanın cennet olsun Kartal abim ruhun şad olsun.
Yetişkinlerin Lego dünyası sundu.