Tarihin Fay Hatları / Celal Şengör / Bölüm 11: Sokrat, Platon, Aristo… Aristo İyi Ama Çevresi Kötü!

Tarihin Fay Hatları / Celal Şengör / Bölüm 11: Sokrat, Platon, Aristo… Aristo İyi Ama Çevresi Kötü! videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=lJKvxJPTM-0. Müzik Müzik Arthur Whitehead, Russel ile beraber meşhur Principia Mathematica yazan Cambridgeli felsefeci, diyor ki bütün Batı felsefesi Platon’un yani Arapların Eflat’ın dedikleri Platon’un eserlerine dipnotlardan ibarettir. Hakikaten bir sürü…

Tarihin Fay Hatları / Celal Şengör / Bölüm 11: Sokrat, Platon, Aristo… Aristo İyi Ama Çevresi Kötü!

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=lJKvxJPTM-0.

Müzik
Müzik Arthur Whitehead, Russel ile beraber meşhur Principia Mathematica yazan Cambridgeli felsefeci, diyor ki bütün Batı felsefesi
Platon’un yani Arapların Eflat’ın dedikleri Platon’un eserlerine dipnotlardan ibarettir. Hakikaten bir sürü felsefi kavramı ilk defa ortaya atıp tartışan Platon’dur. Şimdi Platon’da bir sorun var. O sorun da şu konuşan Platon mu hocası Sokrat mı? Bu aslında Sokrat problemi diye bilinen bir
şeydir. Felsefe tarihinde. Şimdi biz Sokrat hiçbir şey yazmamış. Doğal dolayısıyla biz Sokrat’ı nereden tanıyoruz? Işte bir onun öğrencisi ksenofon ki ksenofon asker. Şimdi bir onun tanıttığı Sokrat var bize. Bazı kişiler diyorlar ki onun ki en doğrusudur. Çünkü bu adam asker. Yani felsefeyle falan da çok ilgili de değil. Dolayısıyla Sokrat neydi, ne söyledi? Aynen yansıtmıştır. Diğer bazılar da diyorlar ki ya bu mümkün değil. Bu adam ııı çok akıllı bir adam değil de anlamamıştır Sokrat’ın dediklerine. Ikinci kaynak Platon. Şimdi Platon yani felsefe tarihinin gördüğü en büyük dehalardan biri adledilen bir adam. Ama Platon’un dehası bana sorarsan sanatta. O diyaloglar muhteşemdir yani. Değil mi? Şimdi Platon bir sürü fikir anlatıyor fakat bunları hep güya Sokrat anlatıyor. Şimdi bu Sokrat hakiki Sokrat mı? Yoksa Platon’un kullandığı bir aktör mü? Gerçekle alakası olmayan bir aktör mü bu? Bu tartışılıyor. Bunu bilmiyoruz. Sokrat’ı dediğim gibi Eskilos eee şey ksenofon ve Platon üç tane adam anlatıyor Sokrat’ı. Bunlar bir araya koyamıyorsun. Veya hani çok az kısımlara uyuşuyor. Dolayısıyla gerçek Sokrat nerededir? Bunu çıkartamıyorsun. Çıkarttığımız yani kesin bildiğimiz bir şey var. O da üç yüz doksan dokuz senesinde, milattan evvel Sokrat Atina’da Halk Mahkemesi tarafından ölüme mahkum et. Ve eee zehir içerek baldıran otunu içerek hayatına son veriyor. Hayatına son verirken de işte eee dostları, arkadaşlar, öğrencileri denebilecek kişiler de onun etrafında işte
son bir konuşma yapıyorlar. Meşhur tablosu olan sahne. Evet. David’in değil mi? Meşhur tablosu. Evet. David’in tablosu. Şimdi orada en sonunda Sokrat giderken eee diyor ki ya diyor unutmayın diyor eee Eskiliyos’a bir horoz borcum var diyor. Şimdi bu ne demek? Hayat denen hastalıktan
kurtuluyorum. Eskiliyos kim? Tıp tarlası değil mi? Beni kurtardı. Dolayısıyla bir horoz borcum var. Ona bu horoz kurbanını vereyim diyor. Ve onun üzerine de biliyorsun Bertrand Russell ne diyor? Sokrat için. Diyor ki bizim yani diyor Platon’dan gördüğümüz kadarıyla Sokrat eee kötü bir papaz tipini andırıyor diyor. Münakaşası namuslu değil diyor tartışması. Namuslu değil diyor. Kendi hoşuna giden şeyleri ispat etmek için uğraşıyor diyor. Bu diyor felsefeye yapılabilecek en büyük ihanettir diyor. Biz diyor Sokrat’ı ahlak olarak bilmem ne
olarak. Eee çok beğenebiliriz. Onun için azizlerin yanında bir yer verebiliriz kendisine. Ama bir felsefeci olarak diyor. Eee bir bilimsel Araf’ta epey bir vakit geçirmesi lazım. Şimdi buradan ne çıkıyor? Şimdi Sokrat’ın kendi ifadeleri ama dediğim gibi oradan buradan toplama bunların yanlış olması mümkün değil. Çünkü yani böyle bir şeyi icat etmek için eee sebep yok ortada. Diyeyim sana. Sokrat diyor ki gençken Anaxagoras Atina’ya gidiyor. Anaxagoras kim? Bizim Urla oğlu bir adam. Felsefeci. O Atina’ya gidiyor. Atina’da ders veriyor. Eee Sokrat da öğreniyor söylediklerini.
Söylediklerinde Anaxagoras diyor ki kainatın yapısına baktığımızda diyor belli bir zeka eseri olduğunu görüyoruz. Nus tabirini kullanıyor. Falan Sokrat’ın çok hoşuna gidiyor bu. Şimdi diyor bunları kim yaptı, niye yaptı anlatacak. Kalbine Anaxagoras hiç öyle bir şeyden bahsediyor. Bahsettiği fiziki. Sokrat büyük bir hayal kırıklığına uğruyor. Eee diyor ki bizim amacımız tabiatı falan öğrenmek değil. Bizim amacımız iyi insan olmak, ahlaklı olmak. Peki iyi insan
kimdir? Nasıl tanımlanır? Iyi insan Tanrı’ya benzeyen insandır. Tamam mı? Şimdi Tanrı’ya benzeyen insanda Tanrı’nın kim olduğunu nereden biliyoruz? Neye benzediğini nasıl biliyoruz? Bütün bildiklerimiz o zaman mitolojinin söyledikleri. Bir de tabii unutmayalım Sokrat’ın zamanında doğudan gelen ciddi dini rüzgarlar var. Mesela zer
düştüğünü falan gibi şeyler Yunan toplumuna girmeye başlıyor. Eee daha önce zaten eee orfik dinler var. Hep bunlar doğudan gelenler. Sokrat bunların etkisinde. Şimdi diyor ki biz diyor iyi insan olmalıyız. İyi güzel. Iyi insan olalım da peki kime benzeyeceğiz iyi insan olmak için? Değil mi? Belli bir kriter yok. Sokrat’ın en büyük verdiği en büyük zarar ki ksenofona söylemiş bunu açıkça. Biz insanlar demiş tabiatla uğraşmamalıyız. Hatta tabiat bilimleriyle uğraşmak günahtır. Şimdi Sokrat’ı burada bırakalım. Çünkü ondan sonra platona geleceğiz. Bir dakika durun Sokrat’ı bırakmadan şey söyleyeyim size. Sokrat eee Atina’da yargılandı dediniz ya orayı da küçük bir anlatır
mısınız? Niye yargılanıyor? Ha yargılanmasının sebebi şu Sokrat’ın etrafında gençler toplanıyorlar. Ve Sokrat eee bunlarla tartışıyor. Şimdi Sokrat Atina’daki düzeni sorguluyor. Gençler arasında eee içinde bulundukları topluma karşı bir hava yaratıyor. Şimdi Atinalılar bozuluyorlar
buna. Ve en son da Sokrat’ı mevcut dinlere karşı gelip yeni bir din icat ettiği için ve gençleri zehirlediği için yargılıyorlar. Ve Sokrat’a diyorlar ki kendini savun buna karşı. Ben savunmam diyor. Daha da kızdırıyor adamları. Onun üzerine ölümü mahkum ediyorlar. Platoya geçelim hocam o zaman. Tamam mı? Yalnız. Hı. Bertrand Russell ne diyor biliyor musun? Eğer Sokrat diyor ölümden sonra bir yaşam olduğuna ve öldükten sonra tanrılar arasında keyif süreceğine inanmıyor olaydı o zaman bu yaptığı kahramanlık çok daha değerli olur. Anlatabiliyor muyum? Şimdi Platona
geçiyoruz ama Sokrat’la beraber geçiyoruz. Çünkü dedik ya Platon’un eee diyaloglarında hep Sokrat var. Ve klasikçiler genellikle hepsi aynı fikirde değiller ama genellikle Platon’un diyaloglarını üç kronolojik sıraya diziyorlar. Bir Sokrat’ın tamamen etkisinde olduğu dönem. Iki Sokrat’ın etkisinden kurtulmaya başladığı dönem. Üç tamamen Platon’un kendi dönemi. Bu şekilde üçe ayırıyorlar. Ama dediğim gibi hepsi aynı fikirde değil bunun böyle olduğu konusunda. Mesela bazılarına göre Sokrat hiç yok ortada. Aslında hepsi Platon o fikir. Diğerleri ki mesela Bertrand Russell falan öyle kabul ediyorlar. Diyorlar ki biz buradaki Sokrat’ı
tarihi Sokrat kabul ediyoruz. Şimdi Platon eee neyi yapmaya çalışıyor? Platon’un yapmaya çalıştığı tek bir şey var ki o da aslında Sokrat’ın yapmaya çalıştığı şey. O da demokrasiyi öldürmek. Neden? Çünkü Platon gençken Platon biliyorsun çok üst sınıf aristokrat. Atina’da. Platon’un iddiası şu. Atina’yı çökerten cahil halkın yönetimidir. Dolayısıyla demokrasi gerekmez. Ilginç olarak Sokrat da aynı fikirde. Sokrat da demokrasi düşmanı. Şimdi eee Platon diyor ki biz ne yapmak istiyoruz o zaman? Değişime mani olmak istiyoruz.
Eğer değişime mani olmazsan her şey değişecek, yozlaşmayı engelleyemeyeceksin. Dolayısıyla toplum çökecek. Dolayısıyla değişime mani olmamız lazım. Bunun için başlı başına bir felsefe geliştiriyor. Bu felsefenin içerisindeki en önemli faktörlerden biri demiyarhus.
Yani Tanrı. Bir Tanrı fikri var. Sokrat’ta da var mı? Şimdi dikkat edersen bu Tanrı fikrini Yunan felsefesini tekrardan eljekte ediyor bunlar. Ama biraz değişik bir şekilde. Şimdi eskiden Tanrılar işte Dike’ye tabiyle bilmem ne falan
filan. Değil mi? Çok da ciddiye alınmıyorlar. Ve bizim Sokrat öncesi fizikçiler diyorlar ki ya bu fikre lüzum yok. Hatta dalga geçiyorlar. Fakat Sokrat’la beraber ki bu bir toplumsal felaketin arkasında hemen gelen bir olay ki dikkat et bütün büyük dinler bu tip toplumsal felaketlerin yani bir toplumun ümidini kaybettiği zamanların hemen arkasından
gelmiştir. Dolayısıyla bunlar diyorlar ki işte bir ııı demiyarhus var. Bu demiyarhus kainatı düzenleyen kişi. Yani yaratan değil de düzenleyen kişi. Ondan sonra bu kainat bu demiyarhusun detaylarını yarattığı yer. Peki demiyarhusu nasıl yaratıyor detaylarını? Şimdi demiyarhusun kafasında
ideyalar var. Fikirler var. Şimdi bu fikirler nedir? Iıı sen ve ben kendimize insan diyoruz. Değil mi? Ama ne sen bana benziyorsun ne ben sana benziyorum. Işte bunları insan yapan demiyarhusun kafasındaki insan ideyasıdır. Yani insan
fikridir. Fakat Platon eserlerinde iki kelimeyi karşı t olarak kullanıyor. Birbiriyle eşitmiş gibi kullanıyor. Biri idea diğeri eydas. Şimdi idea fikir. Eydas şekil. Esa bir şeyin esansı yani tam kendisi. Bunları birbiriyle eşitmiş gibi kullanıyor. Şimdi kedi. Ne yani? Talma kedi var. Ama bir kedilik fikri var. Değil mi? Taş, her taraf taş. Ama bir taş olma fikri var. Şimdi bunlara biz evrensel kavramlar diyoruz bugün. Üniversaller
denir felsefede. Tamam mı? Bunun ilk defa böyle vurgulayan Platon’dur. Diyor ki bu ciddi bir sorun. Bu nasıl ortaya çıkıyor? E nasıl ortaya çıktığını bunun çözebilmek için diyor ki işte bu demiyarhusun kafasında olan şeyler ve diyor biz hepimiz demiyarhusun kafasındaki
idealin kötü kopyalarıyız. Anlatabiliyor muyum? Başarısız kopyalarız. Onun için hepimiz çok değişikiz. Biz diyor bir eee hayal dünyasında yaşıyoruz. Bu demiyarhusun kafasındaki dünyanın biz yansımalı kötü yansımalıyız.
Oradan Platon’un meşhur mağara benzetmesine geliyoruz. Şimdi mağarada bazı adamlar ısınıyorlar. Dışarıdan da ışık geliyor. Kendilerinin duvarda gölgelerini görüyorlar. Ama mağaranın dışını göremiyorlar. O gölgelere bakıp gerçek o zannediyorlar.
Halbuki dışarıda bir gerçek var. Platon diyor ki işte diyor biz diyor o gölgelerle yaşıyoruz. O gerçeğe ulaşamıyoruz. Şimdi dikkat edersen giderek felsefe mistisizme kayıyor. Ve Plato’ya göre gözlem falan önemli değil. Mühim olan senin kafandaki inanır. Demir Argos’un yarattığı ortam hakkındaki inancın ve düşüncelerin. Onun için mesela matematiği büyük önemlidir. Hocam helende bir bozulma başladı diyebilir
miyiz? Tabii tabii yani Sokrat’la başlıyor. Sokrat’la başlıyor. Yani pre Sokratik dönemde neler konuşulur? Şimdi neler konuşuyor? Adamlar felaket. Demokrasi düşmanı eee tenkit de pek yoklar. Eee gözlem falan bilimsel hiçbir şeyde işleri yok falan. Evet. Yani bu felaket hakikaten. Yani eee bakarsan efendim Sokrat sorgulamayı getirmiştir. Sokrat
eee sorgulayan zekayı öne çıkarmıştır. Ya okuyun bu şeyleri, diyalogları. Tam tersi. Sokrat sorgulamıyor. Sorgu sorup sorup sorup duruyor ama soruyu. Hep çaktırmadan da cevabı kendi veriyor. E peki bu Plato’yu falan şey diyor överler hep hocam. Bu akademinin, üniversitenin bildiğimiz anlamdaki kurucusudur. Ilk odur. İşte
Platon’un devletinden yola çıkarak eee birçok kuruma dair eee insanoğlunun bir şeyini temeline atmış adamdır falan diyor. Bunların hepsi uydurma mı? Hayır bunlar hepsi doğru. Hepsi doğru. Içinde yaşadığın dünyanın durumuna bak abi. Presokratiklerin dünyasında mı yaşıyorsun? Platon’un dünyasında mı yaşıyorsun? Söyle bak. Tabii ki. Tabii ki Platon’un döneminde yaşıyoruz maalesef. Ama yani eee. Ama
maalesef ama değil mi? Platon o kadar egemen olmuş ki aklım durur. Yani bak Platonsuz Hristiyanlık düşünülemez. Platonsuz İslam düşünülemez. Esas Hristiyanlığın felsefesini oturtan Aziz Augustinus’tur. Ibi Kuzey Afrika’da ibi oda. Aziz
Augustinus. Ya Aziz Augustinus’un şeyi oku de çivitati değil değil mi? Tanrı’nın evi bir de konfesyonları yani itiraflarını oku. Eee bir bakıyorsun kardeşim onun çoğu Platon. Ve bu adam Platon’u bilen bir adam. Aziz Augustinus. Değil mi? Platon’la beraber başlıyor. Platon’un devlet diye bir eseri var. Ve bu devlet için hep denir ki yani hep duyarız biz üniversitedeyken
de sonrasındaki toplum yaşamındaki tartışmalar da duyaruz ki işte mutlu bir toplum hayatı için eee ideali olan devlet modelinin en iyi anlatıldığı eserdir denirdim. Evet nasıl o model biliyor musun? Bu model Sparta modelidir. Yani kişisel özgürlük olmayacak. Mesela müzik olmayacak.
Mesela toplumu filozof krallar yönetecek. Platon’un o Politeia adı ve adını verdiği kitabı eee yani bir Hitler’e versen efendime söyleyeyim bir eee Mussolini’ye veya Stalin’e versen çok güzel kılavuz ol. Eğer Popel’in açık toplum ve
düşmanlarını okursa onun birinci cildi Platon hakkında. Gömer mi yani hocam? O da çok güzel anlatıyor. Abi felaket diyor. Değil mi? Ikinci cilt Hegel Marx falandır. Yani sıraya bak. Yani benim de Platon okumaya Platon’a özellikle Sokrates’e yani eğer Sokrates hakikaten Platon’un bize takdim ettiği Sokrates’e Eskilos’un ııı
karikatürize ettiği Sokrates’e eee Xenofanes’in söylediği Sokrates’e bu adam Yunan düşüncesini öldüren adamdır. Sokrates. Ve bu Platon’a da çok uygun gelmiştir. Çünkü demokrasi başımızı belaya soktu diyor. Bundan kurtulmamız lazım. Platon’un bütün davası bu. Son bölümde isterseniz eee Aristo Talysi gömelim. Aristo o o o bambaşka bir iş. Makenonya kralı Filip. Filip’in babasının doktoru Aristo’nun babası. Aristo’ya diyor ki gel buraya benim oğlana hocalık yap. Benim oğlan büyük İskender.
Aristo bunun üzerine Makenonya’ya gidiyor. Büyük İskender’e hocalık yapıyor. Falan işte büyük İskender tahta geçtikten sonra bu tekrar Atina’ya dönüyor. Orada kendi mektebini kuruyor. Ve tabii bu şeyin koruması altında. Büyük İskender’in koruması altında. Ve biliyorsun büyük İskender ölür ölmez. Atinalılar bunu dinsizlikle
suçluyorlar. Bu da eşine ait eee Kalkis’te bir arazisi varmış. Eğriboz içerisinde oraya gidiyor. Hatta giderken de diyor ki Atinalılar’a diyor felsefeye karşı ikinci defa bir suç işleme imkanı vermek istemedim diyor. Sokrat’ı öldürüyorlar ya. Öyle bir imkan vermek istemedim diyor. Dolayısıyla o oraya gidiyor. Şimdi Aristo çok değişik bir adam. Bir kere Aristo gözleme dayanan iş yapan bir adam. Yani Platon gibi değil. Mesela Platon’un o ideyalar fikrine falan filan pek sıcak bakmıyor Aristo. Dolayısıyla ııı Aristo zooloji de olsun, jeoloji de olsun, ahlakta hatta olsun falan hep gözleme dayalı çıkarımlar yapmaya çalışıyor.
Bunu Aristo mantığı denen şeyde galiba biraz bu. Hayır, Aristo mantığı başka bir şey. Aristo mantığı büyük ölçüde silo gizmdir. Nedir hocam? Silo gizm yani Gezegenlerde yağmur yağar. Dünya bir gezegendir. Dolayısıyla dünyada yağmur yağar. Bütün insanlar ölümlüdür. Sokrates bir insandır. Dolayısıyla Socrates ölümlüdür. Bunlar silo gizmlerdir. Evet şimdi Aristo mantığı büyük ölçüde buna dayanan bir şey. Fakat şu kesinki yani mantık dediğimiz bilimi formal bir hale getirerek kuran Aristo’dur. Fakat bir sürü bilimin başında Aristo var. Yani Küvye’ye bakıyorsun on dokuzuncu yüzyılın başında Küvye’nin hayvan kavramı ve bir hayvanın nasıl fonksiyon göster yani nasıl çalıştığı bir hayvan mekanizmasının Aristo’nun fikirleri ya. Ha düşünebiliyor
musun? Aradan iki bin küsur sene geçmiş. Aristo’nun fikirleri ve onun için Küvye Aristo’cu olduğu için evrime karşı hayvanların değişmesine izin vermiyor. Aristo’da pasajlar vardır okursun. Ulan ha şimdi evrime anlatacak. Ha şimdi doğal seçmeyi anlatacak diye bekliyorsun. Yani ben sonuna
geliyor ama bu olmaz. Şimdi eee Bertrand Russell’ın çok güzel bir lehı vardır Aristo hakkında. Diyor ki Aristo kendi başına düşündüğü zaman güzel düşünüyor. Sapıttığı zaman aldığı eğitimin etkisi belli oluyor diyor. Aristo iyi ama çevresi kötü gibi oldu hocam. Evet aynen. Şimdi Aristo’nun
dünyasında da bir tanrı var. Ilk hareket ettiren. O her şeyin dışında yaşıyor. Ondan sonra böyle kristal küreler var. İçiçe içiçe, içiçe, içiçe, içiçe. Biz de ortadayız. Dünya olarak. Değil mi? O dışarıdaki hareketi başlatıyor. Ondan sonra bütün evren hareket etmeye ve bugünkü yaşamımızı
ortaya çıkarmaya başlıyor. Değil mi? Aristo’ya göre mesela bir köpek niye köpektir? Bir köpek köpek olduğu için köpektir. Ama köpek olduğu için işte şöyle dişleri vardır. Böyle tırnakları vardır. Böyle bir kuyruğu vardır. Yani modern bilim halbuki ne diyor? Ya işte şöyle tırnakları, şöyle dişleri, şöyle dili, şöyle kulakları, şöyle kuku alma
özellikleri olan hayvan köpektir. Aristo bunu tersine çeviriyor. Köpeği bilinir kabul ediyor. Köpeğin bütün özellikleri niye vardır? Köpek olduğu için vardır. Ve onun için evrime izin veremiyor.
Anlatabildim mi? Gayet anlatabildiniz. Hocam ııı Aristo’yla ilgili Aristo klasik kavramı genelde Aristo’ya referi edilen bir kavram. Bıçok birçok birçok felsefeci de der ki hayır hiç alakası yok. Tamamen Plato’ya ait bir kavram. Yani tamamen Plato. Aristo tabii her şeyi
sistematize etmiş bir adam. Şimdi Aristo diyor ki ideel yönetim tarzları. Iyiden kötüye. Monarşi var. Oradan demokrasiye geçiyor. En iyisi krallık diyor değil mi hocam? En iyisi en iyisi evet monarşidir diyor. Ama
yozlaşmamış olacak. Yani bir oligarşiye dönüşmeyecek. Değil mi? Mesela ııı krallık tiranlığa dönüşmeyecek. Bunları fakat ııı Polybiyos meşhur tarihçi Polybiyos diyor ki ya demokrasiden de beteri var. O da ohlokrasi. Polybiyos Roma
anayasasını anlattığı kısımda o meşhur ııı tarihler eserinde. Adam diyor ki her şeyi diyor krallıkla başlıyor. Ondan sonra diyor demokrasi oluyor. Ondan sonra tiranlık oluyor. Şimdi demokrasiden birden bire tiranlığa geçmiyor ama şey. Iıı Polybiyos. Önce diyor krallık, güzel. Sonra bu diyor demokrasiye gelişiyor. Fakat demokrasi diyor giderek yozlaşıyor ohlokrasi oluyor. Bunu toparlayabilmek için tiranlık geliyor. Ohlokrasiyi tekrar anlatalım mı hocam? Ayak takılır. Ohlokrasi cüruhun yönetimi. Yani cahil ve görgüsüz kütlenin topluma edemen olmaz. Var mı dünyada böyle ohlokrasiyle şu anda yönetilen ülkeler hocam? Aa
ekseriyeti. Yani ben başka bir örnek vereyim ki o çok garip gelecek bir sürü seyircimize. Amerika Birleşik Devletleri. Tabii. Ya bir felakettir yani. Veyahut ııı ruh ihtilalinden sonraki durum. Hemen arkasından gelen durum ve Stalin’in tiranlığıyla biten durum felakettir yani. Sokrates
Platon Aristo. Bunlar arasından gönlüne yakın olanı seç derse Aristo Aristo’yu seçerim. Çünkü Aristo bayağı bayağı bilim adamı. Yani Russel’ın dediği gibi algı eğitimin kötü etkileri var adamın üstünde. Yani büyük ölçüde bilim adamı. Yani Çörnüs’ün güzel bir kitabı vardır mesela. Aristo’nun presokratiklerine yönelttiği eleştiriler diye. Onu oku. Orada
adamın aldığı kötü eğitimi görüyorsun. Kendisini değil.
Kötü eğitimi görüyorsun yani.