Tarihin Fay Hatları / Celal Şengör / Bölüm 3: Kritik Rasyonalizm
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=pblRhr5Ieb8.
neathbetween lightweight K input
kritik, rasyonalizm veya eleştiren akılcılık denen şey epistemoloji de yani bilgi bilim. Bilim indi, evet. Bildiğimizi nasıl biliriz he? Cevap veren veya vermeye çalışan. Tam bir felsefe akımı sayılmaz bu haliyle. Hayır, felsefenin içinde bir branşa ait bir akım bu. Bu sizin kafanızı en iyi tarif eden akım, öyle değil mi? Ya evet, ya yalnız benim değil.
Yani bir Albert Einstein’i al. Bir Max Planck’ı al. Bir Jack Mono’yu al. Bir Sir Peter Medawar al. Bütün bu bilim adamları diyorlar ki bilim nedir? Bunu en iyi tanımlayan poperdir. Karl Popper. Evet. Karl Raymond Popper. Karl Popper kimdir, kritik, rasyonalizm nasıl çıkmıştır? Bize bir
anlatsanız hocam. Tabii. Karl Popper bin dokuz yüz ııı iki senesinde bir anada dünyaya geliyor. Eee daha sonradan ııı Hristiyan olmuş, Yahudi bir ailenin çocuğu hatta bunun ııı büyük dayısı da Yosef Popper diye bir adamdır. Çok ilginç kitapları falan vardır onun da. Eee Karl Popper’in babası avukat. Fakat ııı çok intelektüel bir avukat. Yani Popper babasından bayağı ciddi bir kütüphane tevarici olmuş. Eee Popper ııı Viyana’da büyüyor. Tabii Birinci Dünya Savaşı felaketini yaşıyor. Eee Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Viyana’da biliyorsunuz açlıktan insanlar ölmüştür. Bunları görüyor. Ve Viyana’da çeşitli akımlar var bu arada. Bir solcular var. Maksistler var. Öteki tarafta milliyetçi, Alman milliyetçileri var. Işte biz niye Almanya’ya katılmıyoruz falan diyenler var. Valla Popper bunun arasında Maksistlere gönül veriyor. Maksistlerin arasında ııı bulunuyor. Bir taraftan da tabii okula gidiyor. Valla bir gün ııı bir Maksist nümayiş esnasında ııı polis ateş açıyor. Ve Popper’in yanılmıyorsam üç arkadaşı öldürülüyor. Tabii Popper çok çok üzülüyor. Parti merkezine gidiyor. Parti merkezindekilere bakıyor aa bunlar memnun. Diyorlar üç şehit verdik. Bunlar ileride yeni Maksistlere örnek olacak, heyecan verecek falan deyince Popper diyor bir dakika ya diyor. Eğer diyor bu Maksizm dediğimiz şey hani iyi güzel geliyor bize. Eee bugünün birinde yanlış olduğu bunun ortaya çıkarsa bu çocuklar
boşuna ölmüş olmayacaklar mı? O zaman düşünüyor bu işte bir yanlışlık var diyor. Falan diyor ki ben diyor o zaman Vyana kahvelerinde diyor dört teori tartışılırdı. Bunlardan bir tanesi ııı işte Maksim, dialektik materyalizmi onun
onun taraftarları diyor. Dialektik materyalizmi naks edecek hiçbir şeyin olmadığına inanılır. Yani bir Maksist hangi gazeteyi açsa haber ne olursa olsun aa bak Maksim haklı olduğunu gösteriyor. Ondan sonra diyor Freud’un psikanalist teorisi vardı. Freud’un da diyor koltuğuna
uzandığın zaman. Ana ne anlatırsan anlat aa çocukluğundaki bir seksüel tecrübe seni bu hale getirdi diyordu diyor. Yani sen ne anlatırsan anlat bunu söylüyordu Freud diyor. Üçüncü teori diyor eee aşağılık Alfred Adler’in aşağılık kompleksleri teorisiydi. Ben diyor şahsi
tecrübemden biliyorum onu. Bu Adler’in yanında çalışmış. Vallahi işte çocuklara bakıyorlar. Küçük çocuklara işte bu çocukların yetişmelerinde ne gibi aksaklıkları oluyor? Işte niye aşağılık kompleksine diyorlar falan. Bir gün diyor bir çocuğu götürdüm Adler’e diyor. Geldik çocukla diyor işte çocuk oturdu diyor merhaba merhaba falan. Adler bakmış. Ben demiş ne olduğunu biliyorum ona demiş. Öyle deyince Profesör demiş daha
muayene bile yetmedi. Yok yok demiş benim demiş benim bin katlı tecrübem deyince hopar demiş herhalde bununla binde bir bin artı bir oldu demiş. Dördüncü teori Albert Einstein’ın teorisi. Relativite. Einstein diyordu ki diyor. Işığın
bir yıldızdan gelen ışık güneşin yanından geçerken sapmıyorsa benim teorimi derhal çöpe atabilirsiniz. Einstein’ın teorisi diğer üçünden farklıydı diyor. Diğer üçünü yanlışlamak mümkün değil. Her şeyi açıklıyorlar. Einstein’ınkini diyor yanlışlamak mümkündü diyor. O zaman benim kafama dank etti ki diyor. Gerçekle temasa gelen tek teori Einstein’ık. Ve bu düşünüyor bir teorinin diyor bilimsel olabilmesi için ne özelliği olması lazım? Şimdi diyor bir teorin var. Bir gözlem yapıyorsun teoruyla uyumlu. Iki gözlem teoriyla uyumlu. On bin gözlem teoruyla uyumlu.
Peki bu teori doğru mu demek? Bilemezsin diyor. Ne zaman bilebilirsin bir şeyi? Tek bir gözlem teorinin aksine çıkarsa ah işte bu teori yanlıştır. Ben bakıyorum diyor dinlerde bu mümkün değil. Din her şeyi izah ediyor. Freud her şeyi izah ediyor. Marx her şeyi izah ediyor. O zaman diyor fark ettim ki bunlar
hiçbir şey izah ediyor. Hakikatle temasa gelebilmek için hakikaten sana gelip çarpması lazım ki bilesin. Bu da diyor ancak yanlışlamayla mümkün. Şimdi o David Hume’dan meşhur örneği veriyor. Biliyorsun David Hume ııı on sekizinci yüzyılda ııı çok önemli bir şey vardır. Kitabı
vardır. David Hume orada diyor ki eee tecrübe etmediğimiz süreçlerin tecrübe ettiklerimize benzeyeceğini söyleyen hiçbir mantıki ilişki olamaz. Örnek sen diyor yüz bin tane beyaz kuğu gördün. Diyebilir misin ki bütün kuğular
beyazdır. Hayır. Bir tane siyah kuu çıkarsa gitti o iş. Filaktu biliyorsunlar. Avustralyalı, Avrupa şeyler, Hollandalılar şeye gittiler. Ne de Avustralya’ya gittiler. Batı Avustralya’da bir nehirde siyah kular buldular. O nehrin adı da Perth şehrinin içinden akar. Black Swarm River. Şimdi diyebilirsin ki efendim kular iki renkte oluyor. Siyah ve beyaz. Bu ne zamana kadar geçerlidir? Birisi bir kırmızı kuh bulana kadar. Şimdi dolayısıyla ııı biz bütün kular beyazdır diye bir hipotez ortaya attık. Bu bilimsel bir hipotez. Çünkü yanlışlanabilir bir şey. Yanlışladın. Siyah kuu çıktı. Şimdi diyorsun ki ha kula iki tür olabilir. Bu
eski teorinden daha geniş kapsamlı bir teori. Bilgin genişledi. Ama doğru olduğu hakkında emniyet yok. Kırmızı kuu çıktı. Diyorsun ki ya o teori de yanlıştı. Şimdi kular kırmızı beyaz ve siyah olan. Bilgin daha da genişledi.
Dolayısıyla bilim sürekli gelişebilen bir şey ama hiçbir zaman bu kesin doğrudur demiyor. Şimdi mesela ııı şu bir telefon değil mi? Yani bu Popper’in egzisansiyel yani
varlıkla ilgili bir ifade. E bunu nasıl yanlışlarsın? Yanlışlamazsa telefon ya değil mi? Ama Newton’un gravitasyon kanunu böyle bir şey değil. Çünkü onun onu doğrulamak için sonsuz sayıda gözlem lazım. Ve biliyorsun
Newton’un teorisi üç yüz sene artık bu o kadar doğru ki yani Newton bütün kainatın sırlarını çözdü bitti iş diye bakıyorlar. Yani hani biliyorsun bir şiiri vardır. Nature and nature’s laws were hidden night. God said let Newton be and all was light. Şu an inanamıyorum. Celal Şengör şiir okudu. Eee yani. Değil mi? Alexander Pope diyor ki Newton ama pardon tabiat ve tabiatız kanunları gecede saklıydı. Tanrı Newton’a ol dedi her şeye aydınlandı. E hocam hani siz şiir sevmezdiniz? E abi şiir var, şiir var. Mesela Hayyemi de çok severim. Değil mi? Aptal aptal şiirleri sevmem ama bunlar çok hoş şeyler. Eee Kant kritikler aynen fenunfta yani saf aklın eleştirisi kitabında Newton’un nihai gerçeği bulduğunu kabul ederek yola çıkıyor. Ve bu nasıl mümkündür diyor. Yani Hume’un söylediğini de biliyor. Yani tecrübe etmediğin bir şeyi tecrübe ettiğin bir şeyin aynısı olduğu konusunda fikir beyan edemezsin bunun hakkında. Eee ama diyorlar yahu yani Newton elmanın düşüşüyle Jüpiter’in dönüşünü aynı formülleri ifade ediyor. Yani daha ne istiyorsun? Eee bu ne zamana kadar geçerli? E bir bakıyorlar Merkür’ün Peri Helion’u yani güneşe en yakın geldiği yer. Takla atıyor.
Bu da beklenen bir şey. Ama Newton hesaplarına göre bir kaç saniye sürekli geçiyor. Diyorlar ya bunun bir izahı vardır. Herhalde diyorlar burada bir ilave çekim merkezi var. Vulkan diye görmediğimiz bir gezegen var herhalde diyorlar. O vulkanın işte boyu posu ağırlığı falan hesap ediliyor.
Gel gelelim vulkan bulunamıyor. Yok öyle bir şey. Bu nereden geliyor bu düşünce? Çünkü herif ııı şey Satürn’e bakıyor. Allah Allah diyor. Satürn’ün yörüngesinde bir gariplik var diyor. Şu kütlede bir gezegen olması lazım bu garipliği yaratmak için diyor. Bir bakıyorlar hakikaten Uran
Hüsnü’nü diyorlar. Sonra Uran Hüsnü yörüngesi hesap ediliyor. Ulan burada da bir gariplik var diyor. Bir tane daha olması lazım. Neptune bulunuyor. Tabii bu inanılmaz bir başarı Newton teorisi için. Yani hiç bilmediğin bir gezegeni küt diye buluyorsun. Şimdi Merkül’ü de böyle zannediyorlar. Ulan diyorlar elinde sonunda bulacağız bunun
şeyini. Bulunamıyor. Einstein’in bin dokuz yüz on altıda yayınladığı genel izafiyet çözüyor. Çünkü Newton çekimi bir kuvvet olarak düşünüyor. Uzaktan etkileyen bir kuvvet. Ve biliyorsun bu demiş o kültü. Yani sihir. Böyle şey olmaz
değil mi? Einstein diyor ki bu kuvvet falan değil. Kütle etrafındaki uzağı yüklüyor. Bu varsayımı yaptın mı Merkül’ü izah edebiliyorsun. Şimdi bu Newton’un teorisini yanlışlıyor. Daha iyi bir teori. Şimdi her şey Newton’un izah ettiği her şeyle beraber Merkül’ü de izah ediyoruz. Sonra Einstein
diyor ki güneşin yanından ışık gelirken sapması lazım. Eğer uzay bükülüyorsa. Bükülmüyorsa Newton haklı. Onun için ııı Mülüccüliya Savaşı’ndan sonra İngilizler hemen Serhat Eddington başkanlığında San Dome adasına Afrika’nın batısına çünkü orada bir güneş tutulması olacak. Gidin gözleyin doğru mu diyorlar. Şimdi güneş tutulmasının önemi şu. Güneş tutulduğu zaman ona yakın bir yıldızdan gelen ışığı görebiliyorsun. Aksi takdidi güneş o kadar parlak ki göremiyorsun yıldızı. Falan bunlar gidiyorlar. Gözlüyorlar falan. Evet. Ondan sonra geri geri geliyorlar Londra’ya. Thames nehrine gemi yanaşırken Serhat’a bir bakıyor bir gazeteci ordusu bekliyor. Gemiden inerken diyor lan Serah ne oldu? Arthur Eddington diyor ki arkadaşlar diyor. Kainatın diyor dokusu değişti diyor. Her Einstein haklı. Ertesi gün bütün dünyadaki yani medeni alemdeki gazetelerde kainatın dokusu değişti. Albert Einstein Newton’u yanlışladı. Bütün muazzam bir şey eee o sabah Elsa Einstein uyanıyor. O kocasından erken kalkıyor. Berlin’deki apartmanlarından dışarı bakıyor. Kadın dehşete düşüyor hemen gidiyor Einstein’a. Albert diyor bugün sokağa çıkma. Ne oldu diyor
Einstein. Sokakta yer yok diyor. Bütün Berlin toplanmış Einstein’ı görmek istiyorlar. Düşünebiliyor musun? Newton’u tahtından indiren adam diye bakıyorlar. Fakat Einstein diyor ki ya diyor güzel çok memnun oldum diyor. Ben bunun böyle olacağını biliyordum diyor. Ama diyor benim teorim de doğru değil. Diyorlar niye ya? E çünkü diyor ben
diyor atomun içindeki olayları izah edemiyorum. Kuantum. Değil mi? Mesela o bizim genç oğlan o zaman çok yirmi üç yaşında falan. Yani gösteriyor ki bir elektronun yerini ve momentumunu. Aynı hassasiyette hesap etmen mümkün değil. Bir tanesini çok hassas yaparken öteki çok
sapıyor. Bunu çok hassas yaparsan bu çok sapıyor. Ve Heisenberg diyor ki bu diyor tabiatın bir huyu. Orada Einstein’dan ayrılıyor. Einstein diyor ki bu olamaz. Çünkü Heisenberg diyor ki biz diyor atomun yapısını ancak diyor şeyden ifade edebiliriz. Ihtimal hesaplarıyla. Onun üzerine Einstein’ın meşhur cevabı vardır.
Tanrı zaratmaz. Popper bütün bu tartışmaları izliyor. Ve bakıyor ki bilim başka türlü çalışıyor. Bilim yanlış peşinde koşuyor. Yanlış buldu mu hemen onu yeni gözlemi de içine alacak yeni bir
teori. Onun için diyor popper eğer diyor bu kainat sonsuzsa bilim sonsuzdur. Sürekli gelişir. Ama elimizde de diyor kainatı anlamak için başka hiçbir silah yok. Bertrand Russell’ın meşhur lafı insanoğlunun bildiği ve bilimin bulmadığı hiçbir şey yoktur. Ne biliyorsak bilimden gelmene.
Kritik rasyonalizmin temeli bu. Bunun hayatının her safhasına uygulayabiliriz. Şu Einstein’i bitirmeden önce kritik rasyonalizme devam etmeniz izleyeceğim ama bir meşhur Hitler’in Einstein’a karşı oluşturduğu bir bilim kurulu gibi bir şey var değil mi? Evet. Hitler’in oluşturduğu değil bu. Denen. Ki bunlar arasında iki tane Nobel ödüllü adam var. Öyle mi? O da balavra adamlar değiller. Bunlar Einstein’ın
izafiyet teorisini bir türlü kabul edemiyorlar. Ve bir kitap yayınlanıyor Leipzig’te. Hundert Auton gegen Einstein. Einstein’e karşı yüz yazar. Yüz. Bunu Einstein’e gösteriyorlar. Einstein bakıyor kitaba. Gerçekten yanılıyor olsam bir tanesi yeter dedi. Bu tam operin dediği. Bir tane diyor adam gibi yanlışlayan çıkaydı bitti. Tabii. Müthiş. Peki tam sözünüzü kestim ben o an diyordunuz ki poperi günlük hayatımızda nereye uygulayabiliriz? Her yere. Her yere uygulayabiliriz. Yani şu anda koronavirüsle uğraşıyoruz değil mi? Aşı bulunmaya çalışıyor. Nasıl bulunmaya çalışıyor? Sürekli deneme yanılmayla. Ya bu şudur deniyor.
Ona uygun gelecek aşılar denenirken bir bakıyorlar aaa şudur denilen teoride bir yanlış var. Hadi bir adım ileri gidiyorlar. Tarikte de öyle. Sen diyorsun ki efendim eee Timur işte şu ovada mı bu ova da mı bulundu şimdi? Öyle bir
tartışma vardı. Ya bu hakikaten çubuk ovası mıydı? Mürt etmiydi. Değil mi? Eee çubuk ovasında uzay görüntülerinden adamın şeyini buldular. Yaptırttığı istihkam şeyleri. Bak yeni bir
gözle.