Trabzonspor Fenerbahçe ‘den Neden Nefret Ediyor? İŞTE 5 SEBEBİ #5EBEP
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=wv8JzAd1LV4.
Hastalık bu futboldan hepinize merhabalar. Trabzon spor Fenerbahçe. Bu iki takımın isimlerinin yan yana okunması bile, adrenalin seviyesinin yükselmesi ve aklınıza pek de hoş olmayan gerilimli görüntülerin gelmesi için yeterli aslında. Her iki camiada birbirlerine karşı oldukça agresif ve düşmanca bir tavır sergiliyor. Ama Trabzon sporuların öfkesi Fenerbahçe’ye karşı büttükleri kin, aman Allah’ım anlamak mümkün değil. Bugün bunu anlamaya çalışacağız. Gerek yönetim kademesinde, gerek futbolcu kademesinde ama özellikle taraftar kademesinde bitmek bilmeyen bir nefret söz konusu. Bakın burada bahsettiğimiz sıradan bir nefret değil. Eşine benzerine çok az rastlanacak bir düşmanlık. Kale arkası tribünündeki direkleri yıkacak, şehri yakacak, maçın hakemini darp etmeye kalkışacak derecede bir gözü dönmüşlükten bahsediyorum. Kendi takımının kaptanına küfür edip, formasını ve eldivenlerini çıkarmasına neden olacak kadar kendini kaybetmekten bahsediyorum. Yıllarca Portekiz Milli Takımı ve Manchester United’da oynamış, dünyanın her yerinde on binlerce hayranı olan bir futbol starının formasını almak istedi diye, kendi takımdaşına zorbalık yapmaktan bahsediyorum. Peki ama neden, ne zaman bu seviyeye geldi bu düşmanlık? Hep mi böyleydi, sonradan mı böyle oldu? Beş sebebin bugünkü bölümünde, bu kez olaylar örgüsünden faydalanıyoruz. Trabzon Spor Fenerbahçe’den neden nefret ediyor? Arkanıza yaslanın çünkü beş sebep başlıyor. Sebep 1. Yenilmezlik Serileri İki takımında birbirine karşı oldukça uzun süren yenilmezlik serileri mevcut ve bu da aradaki yerginliği tırmandıran sebeplerden biri. Biliyorsunuz Fenerbahçe Kadiköy’de 22 senedir Trabzon’a kaybetmiyor. Son yıllarda Sarı Lacibertlilerin belirgin bir üstünlüğü mevcut ama 75-82 yılları arasında Trabzon Spor’un beş şampiyonluk yaşadığı ve Türk futboluna damga vurduğu dönemlerde de Trabzon Spor Fener’in belalısıydı. 8 Kasım 1975’ten 29 Kasım 1982’ye kadar 7 yıllık süreçte 20’si resmi, ikisi özel olmak üzere tam 22 maçta Fenerbahçe Trabzon Spor’u bir kez bile yenemedi. Hatta bu durum o dönemlerde çekilen umutulmaz Hababam sınıfı filmlerinden birinde de konu edilmiştir.
Bilirsiniz Hababam komple Fenerlidir ve ara ara okuldan kaçıp maça giderler. Bu maçlardan biri de yine Fenerbahçe’nin Trabzon Spor’a kaybettiği maçlardandır.
Trabzon’a yaktın bizi. Yahu şu takıma bir türlü şansımız tutmuyor. Aç kapıyı Behzal Efendi. Yahu siz ne zaman dışarı çıktınız? Biz çıkarız Behzal Efendi. Bana bakın çocuklar Mahmut Hoca yine her zamanki yerinde. Biz zaten hayatta iki şeyden çekiyoruz. Bir Mahmut Hoca bir de Trabzon Spor. Sebep 2. İki Can Kaç Şampiyonluk Eder Aslında Trabzon Spor’un birinci lige yükseldiği 74’ten 96’ya kadar geçen 22 yılda
birçok olaylı maç var iki takım arasında ama o yıllarda zaten maçların çoğu olaylı geçiyor. Hem teknolojinin gelişmemiş olması hem de güvenlik önlemlerinin yetersizliği sebebiyle sağa yabancı madde atılmasından tutun oyuncuların darp edilmesine kadar birçok olay yaşanıyor. Ama bunların çoğu normal karşılanıyor diyebiliriz maç bitiyor ve sağda olan sağda kalıyor. Kulüpler arasında öyle nefret doğuracak bir durum yok. Ancak bir maç var ki Trabzon’da Fenerbahçe düşmanlığını başlatan maç diye bilinir.
5 Mayıs 1996 tarihinde Avni Aker’de oynanan maç. Ligin bitimine 3 hafta var. Trabzon Spor beraber kalması durumunda bile şampiyonluk için avantajlı. Maça hızlı başlayan Trabzon Spor 18. dakikada Abdullah Ercan’ın yaptığı düzgün vuruşla 1-0 öne geçiyor. 55’te Oğuz Çetin free kickten klas bir gol atıyor. Hamim Andral’ının attığı free kicklerde Kaleci Rüştü Rejber’in yaptığı nefis kurtarışlar uzun yıllar spor programlarının jeneriklerini süslemişti.
82. dakikada bu kez Aykut Kocaman çıkıyor sahneye ve son sözü söyleyip maçın skorunu tayin ediyordu. Fenerbahçe maç 2-1 kazanırken sezon sonunda da şampiyon oluyordu. İlginç bir anekdot. Maçtan evvel futbolcu Aygün’ün başına bir taş geliyor. Doktor muayene ediyor. Bir şey yok oynayabilir diyor. Ama dönemin Fenerbahçe Başkanı Ali Şen çabuk kafasını olduğu gibi bandajı alın. Bir tek gözlerini göreceğim Aygün’ün diyor. Böyle davranarak jandarma birliklerinin şehre gelmesini tribünlere yerleşip Trabzon seyircisini bölmesini sağladım diyor Ali Şen. Ve yaptığı hareketten gayet gururlu bir şekilde biz o şampiyonluğu masa başında kazandık diye de ekliyor. Ama esas sebep biri çocuk yaşta iki taraftarın intihar ederek hayatlarına son vermesi. O gün bugündür Trabzon spor camiasının içinde hiç soğumayan bir öfke var. Sebep 3- Olaylı transferler
Trabzon spor en başarılı dönemlerini tıpkı bugün olduğu gibi öz kaynaklarına yöneldiği zaman yaşamıştır. Trabzon spor ara ara denese bile transfere astronomik rakamlar harcayarak yıldızlarla dolu toplama takımlar kurarak başarılı olamaz. Onların en başarılı dönemlerini anlatırken hep dozer cemillerden, kaleci şenollardan, ünallardan hamilerden bahsedilir. Bu kulübün altyapısından yetişerek yıllarını bu kulübe veren oyuncular hep el üstünde tutulur. Efsane olarak anılır.
O gün Temizkanoğlu ve Abdullah Ercan birer yıl arayla çıktıkları Trabzon spor A takımına yaklaşık 10 ar yıl hizmet ettiler. Ve kulübün ikonik isimlerinden biri olarak kabul görüyorlardı. Trabzon spordan Fenerbahçe’ye direkt transfer olmuş oyuncu sayısı yok denecek kadar azdır. 1999-2000 sezonunun başında Fenerbahçe’nin yaptığı transfer taarruzu Abdullah ve O günü Trabzon spordan kopardı. İki oyuncuya toplam 7 milyon dolar gibi astronomik bir bedel ödeyen Fenerbahçe hem iki efsaneyi Trabzon’dan koparmış hem de Trabzonlulara kendini sıradan bir Anadolu takımı gibi hissettirmişti. Kulübün iki simge oyuncusunun Trabzon’un ezelden beri savaş halinde olduğu İstanbul’a gitmesi nefretin körüklenmesine yol açtı. O gün ve Abdullah’ın Fenerbahçe formasıyla ilk kez Avniyaker’e geldiği 16 Ekim 1999 tarihli maçta büyük olaylar yaşandı. Fenerbahçe’li taraftarlara taş yağdı. Polis çareyi Fenerbahçe taraftarını sağ ortasına almakla buldu. Saatlerce olayların yatışması beklendikten sonra Fenerbahçe kafilesi stattan güçlükle ayrıldı. Sebep 4. Zokara ve Emre Bizim ülkemizde yaşadığımız coğrafyada siyah ırk olmadığı için bu konudaki deneyimlerimiz çok az olduğu için siyah beyaz ırkçılığı hakkında çok az şey biliyoruz. Ve haliyle bizim ülkemizde ırkçılık yoktur zannediyoruz. Geçen bir filmden öğrendim yakın geçmişte modern dönemde dahi siyahların beyazlarla aynı yerde yemek yemesi yasakmış. Yahu aynı tuvalete bile giremiyorlarmış. Şimdi bir Türk bunların hiçbirini bilemeyebilir ancak bir siyah bunların hepsini ya okumuş araştırmış ya da atalarından duymuştur öğrenmiştir. 2012 yılında oynanan derbi de Emre Belözoğlu Zokoraya burada sansürleyeceğim ancak ciddi miktarda ırkçılık barındıran bir küfür ediyor. Ben az önce bahsettiğim üzere Emre’nin bu konulara hakim olmadığını ve sarf ettiği hakaretin anlamını dahi bilmediğini ve art niyetle olmadığına inanıyorum. Ancak şu olay İngiltere’de yaşansa futbolcunun profesyonel lisansı ertesi gün iptal edilir. Ancak PFDK Emre’ye bu hareketi sonrası sadece iki maç ceza verdi. Adaletin olmadığı yerde anarşi başlar derler. Haklılarda Zokora kendisine ırkçı söylemde bulunan Emre Belözoğlu’na verilen cezayı beğenmemiş olacak ki bu kez 2013 yılında oynanan müsabakada cezayı kendi kesmeye kalktı ve Emre’nin apış arasına okkalı bir tekme attı. Başka bir skandal da hakem Abitoğlu’nun bu hareketi görmüş olmasına rağmen Zokorayı oyundan atmamış olması. Yanlışlar, yanlışlarla kapatılmaya çalışılıyor ve ortaya bir dizi yanlışlar silsilesi çıkıyor. Burası Türkiye, Yanlışlar ülkesi.
Öte yandan Zokora konuyla ilgili Emre Belözoğlu mahkemeye vermişti. Mahkeme yaklaşık 2 yıl sürmüştü ve sürecin sonunda gerekçeli karar Emre Belözoğlu’nun 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılması ile son buldu. Fakat takibinde Emre bu cezayı çekti mi, çekecek mi, para cezasına mı çevrildi bilmiyorum. Araştırdım, bir şey bulamadım. Bilen varsa yorumlara yazsın. Bu konuyla ilgili yüzünüzde tebessüm oluşturabileceğim tek şey Trabzon halkının her zaman için karikatürlere, fıkralara konu olmuş aşırı yaratıcı pratik zekası ve bunun bir ürünü olarak müthiş Zokora protestosu. Sebep 5 3 Temmuz süreci Şimdi ben burada sabaha kadar anlatsam da her iki tarafında koşulsuz şekilde kendini haklı gördüğü bir konuş iki davası.
O yüzden fazla detaya girmiyorum zaten hepiniz biliyorsunuz. Trabzonluların içindeki o hiç soğumayan öfke Fenerbahçe’nin 2010-2011 sezonundaki şampiyonluğunun tescillenmesi ile ical evlendi. 2015’te Fenerbahçe’nin Rize’de plasmanı dönüşünde Rize’de havalimanı olmadığı için otobüsle Trabzon’a geçtiği esnada tam da bir viyadük üstünde takım otobüsünün kurşunlanması sonrasında Fenerbahçe camiası da Trabzon spora karşı büyük bir nefret beslemeye başladı.
Olayın faillerinin hala bulunmaması, Fenerbahçe şampiyonluk için yarışırken bu olay sonrasında kupayı Galatasaray’a kaptırması, özellikle takımın yabancı oyuncularının ayrılmak istemesi ve kalan maçlarda konsantre olamayışı, tek teselli yaralanan otobüs şoförünün büyük bir gayretle aracı sağ salim yanaştırması ve can kaybının olmamış olması.
Fenerbahçeliler bu olayı Trabzon İz Sınırları içerisinde gerçekleşmiş olması itibariyle Trabzonluların şike sürecine misilleme olarak yaptığı bir intikam amelesi olarak görüyor. Tam da buraya kocaman bir virgül koymak istiyorum. Az önce bahsettiğim gibi bu olayın faili meçhul yani bunu kimin yaptığını bilmiyoruz. Yapanların Trabzon sporlu olup olmadığını da bilmiyoruz. Velev ki Trabzon sporlu olsunlar yine de bu olayı Trabzon spora mal edemeyiz.
Psikopatın biri gecenin kör karanlığında av tüfeğini alıp dağa çıkıyor ve Fenerbahçe takım otobüsünün şoförüne nişanlıyor. Yani Allah korusun ya o viyadükten aşağı devrilseydi o otobüs? Bu nasıl öfke arkadaşım? İşte bu spesifik örnek üzerinden ilerlemek istiyorum. Sevdiği bir oyun uğruna o oyunun gerçek kahramanlarının canına kastetmek, şike süreciyle ilgisi varmış yokmuş, o otobüstekiler evliymiş evlatları varmış gram düşünmeden böyle bir katliama kalkışmak.
Bakın tam da şu an her zaman olduğu gibi hiç eğmeden, bükmeden, o alınır beriki gücenir hiç düşünmeden lafın doğrusunu konuşuyorum. 2015 yılında yaşanan bu üzücü olaya kadar Fenerbahçe’nin zerre umrunda değildi. Umursamıyordu yani Trabzon sporu. Yani çünkü Fenerbahçe’nin her zaman uğraşacak daha büyük rakipleri var. Şike sürecinde Trabzon spordan çok Galatasaray ve Beşiktaş’ta uğraştı Fenerbahçe. Bakın yine doğru bildiğimi söylüyorum ki bu süreçte Galatasaray ve Beşiktaş’ın amacı Trabzon sporu desteklemek değildi. Aksine Fenerbahçe’yi güçsüzleştirmekti. Trabzon spor bu diğer iki İstanbul takımını dost bildi. Sonra bir baktı ki bir taraf Selçuk, Umut, Burak Yılmaz’ı almış diğer taraf Egemen ve Tolga Zengini. Yani kısacası Trabzon spor kimsenin umrunda değil. Hep yalnız kaldı hep yalnız bırakıldı. Çok yanlış yaptı Trabzon spor.
Yalnız kalan insan yanlış yollara sapar ya hani işte daha da çok yanlış yaptı. İşte tam da bu sebeptendir Trabzon sporluların hıncı. Bu sebepten üç büyükler lafını duymaya dahi tahammül edemezler. Dört büyükler denmesini talep ederler. Bu Trabzon spor camiasının travması. Ne zaman şampiyonluğa çok yaklaşsalar birilerinin gelip engel olacağına inanıyorlar. Azlar ve yalnızlar. Bu yüzden de çok öfkeliler. Bu yüzden nefret ediyorlar.
Bu yüzden Allah’ın verdiği canı almaya kalkacak intihar edecek kadar şuursuzlar. Yani Trabzon sporlar Trabzon spora bir futbol kulübü. Futbola da bir oyun olarak bakmıyor. Bakamıyor. Tekrar ediyorum. Derdim kimin haklı olduğunu bulmak değil. Zaten dava kapanmış. Fenerbahçe kazanmış. Kupayı müzesine koymuş. Öte yandan Trabzon halkı da kendi davasını kapatmış. 2011 takım kadrosunun posterlerini şampiyon kadro olarak duvarlarını asmış.
Trabzon spor kulübü ise resmi internet sitesinde kendisini 11 sezonunun şampiyonu olarak ilan etmiş. Derdim şu. Ey Galatasaraylılar. Beşiktaşlılar. Hatta Fenerbahçeliler. Bir an için Trabzon sporlu olun. Trabzon sporlu gibi düşünün. Trabzon sporu Fenerbahçe ile dalga geçmek için değil de gerçekten sevdiğiniz için destekleyin. Ne hissederdiniz? 2011 sezonunda ikinci olan takım Galatasaray olsa süreç böyle işler miydi? Her şey bu kadar kolay olur muydu?
Okula gidiyorsunuz. Herkesin bahsettiği şey Fenerbahçe ve Şiktaş Galatasaray. Gazeteyi açıyorsunuz. Trabzon spora ayrılan yer küçük bir sütun. Hastalık bu futbolda Trabzon’a ait tek bir video var. Sevin, sevmeyin, yüceltin ya da hor görün. Yüz ölçümü itibariyle Türkiye’nin en küçük illerinden biri. Nüfusu 1 milyon bile değil sadece 780 bin. Karadeniz’in doğusundan çıkıp boyuna bakmadan koca İstanbul’a kafa tutmak.
Denememişi denemek, başarılmamışi başarmak. Trabzon spor Fenerbahçe’den nefret etmiyor aslında. Trabzonlular İstanbul’dan da nefret etmiyor. Trabzon spor kendisine haksızlık yapılmasından ötürü de kızgın değil.
Trabzon sporun nefreti bugüne kadar hak ettiği değeri görmemiş olmak.