KURAN’DAKİ SİNA DAĞINDA TUHAF ŞEYLER OLUYOR!
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=q-HeNphoMPU.
Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen Hz. Musa Peygamberin Allahü Teâlâ ile konuştuğu ve onu görmek istediği yer. Bu dağda öylesine olaylar yaşandı ki duyduklarınıza hayret edeceksiniz. Çünkü olaylar sadece binlerce yıl öncesinde gerçekleşmedi. Tam da şu anda günümüzde öylesine tuhaf şeyler meydana geliyor ki sonuna kadar izlemenizde yarar var.
Hazırsanız başlayalım. Her şey Hz. Musa Peygamberin uzun süredir yaşadığı Medyen topraklarından ayrılmasıyla başladı.
İstikamet Mısır’dı. Arap yarımadasını geçerek Mısır topraklarına ulaşacak olan Musa aleyhisselam bu uzun sürecek olan yolculuğu esnasında yanında ailesi ve ona inananlarla birlikte kalabalık bir şekilde çölde ilerlemeye başladı. Bir zaman sonra öyle bir yere geldiler ki günümüzde hâlâ burasının tam olarak neresi olduğu konusunda fikir ayrılıkları bulunmakta.
Bahsettiğimiz yer Tuğr-ı Sina dağı. Az sonra yaşanacak olan büyük mucizeden habersiz bir şekilde Sina dağı eteklerinde yol alırken Musa Peygamberin gözüne dağın tepesinde bir ateş ilişti.
Kuran-ı Kerim’de şöyle geçer. Musa ailesiyle birlikte yolda giderken Tuğr tarafında bir ateş gördü. Ailesine siz bekleyin ben bir ateş gördüm belki oradan size bir haber veya ısınmanız için bir parça ateş getiririm dedi. Musa Peygamber henüz karşılaşacaklarından habersiz ailesinin güvenliği için onlara oldukları yerde beklemelerini söyledi ve tek başına Sina dağının olduğu bölgede gördüğü ateşe doğru tırmanmaya başladı. Hedefe ulaştığında ise hiç beklemediği bir olayla karşılaştı. Ağaç Yakında bulunan bir ağaç karşıladı Hz. Musa aleyhisselamı. Fakat bu ağacı diğerlerinden ayıran çok önemli bir fark vardı. Çünkü Musa aleyhisselam ağaç ile karşı karşıya geldiğinde tıpkı Kur’an’da Kasas suresi 30’da belirtildiği gibi ağaç yönünden gelen bir ses şöyle dedi.
Ey Musa ben alemlerin Rabbi olan Allah’ım. Musa Peygamber Allah’u Teala’yı duyuyordu ve o ses şöyle devam etti. Ben gerçekten de Allah’ım benden başka ilah yoktur bana kulluk et ve namaz kıl şu anda kutsal vaad edesin o yüzden ayakkabılarını çıkar ayağından seni seçtim bu yüzden sana vahyedilecek olana kulak ver.
Musa Peygamber bu yaşadıkları karşısında hayretler içinde kalmıştı. Allah’u Teala Hz. Musa aleyhisselama nedir o sağ elindeki diye sordu. Sorunun cevabını bilmesine rağmen. O benim asamdır diye cevap verdi Musa Peygamber. At onu elinden yere diye buyurdu Allah. Bunu duyan Hz. Musa elindeki asasını hemen yere fırlattı. Günümüzde Topkapı Sarayı’nda bulunan ve Hz. Musa Peygamber’e ait olduğuna inanılan o asa Allah’ın buyurmasıyla birlikte yere atıldığında Hz. Musa aleyhisselam gördüklerini inanamadı. Çünkü asa yere düşer düşmez bir yılana dönüşü verdi. Bunu gören Hz. Musa korkudan kaçmaya başladı. Fakat bu olayla birlikte Hz. Musa Peygamber Allah’tan başkasından korkmaması gerektiğini öğrenecekti. Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu. Korkma al onu tekrar geriye. Biz onu önceki durumuna geri çevireceğiz. Musa aleyhisselam yılanı eliyle tuttu ve onun tekrar asaya dönüştüğüne şahit oldu. Yaşanan bu asa hadisesi ilerleyen zamanlarda firavuna karşı da kullanacağı bir mucizeydi. Sırada ikinci mucize vardı. Allah’u Teala şöyle buyurdu. Şimdi de elini koynuna sok ve geri çıkar. Elini koynuna koyan Musa aleyhisselam geri çıkardığında ne görsün? Eli bembeyaz olmuş. Bunun üzerine Allah bu mucizelerle firavuna git buyurmuştur. Bu olanlardan sonra Hz. Musa aleyhisselamın bir isteği var. O da Allah’ın Hz. Harun’u kendisine yardımcı olarak vermesiydi. Allah Musa Peygamberin bu isteğini kabul etmiştir. Hz. Musa aleyhisselam Allah’u Teala ile kendisi arasında yaşanan bu olaylardan öylesine büyük bir keyif almıştır ki bir anda içinde daha ileriye gitmesi için bir şeyler oluşmuş ve aklına gelen yeni arzusunu Allah ile paylaşır. Musa’nın isteği kendi gözleriyle Allah’ı görmekti. Fakat Allah’u Teala, senin beni bu dünya gözüyle görebilmen mümkün değil diye buyurdu. Ama Musa Peygamber bu arzusunda ısrarcıydı. Bunun üzerine Allah o halde şu dağa bak dedi.
Şayet bu dağ yerinde kalırsa sen de beni görebilirsin dedi. Hz. Musa çok heyecanlandı. Allah’u Teala kendisinden ufacık bir nurunu dağa tecelli ettirdi ve bu kudret üzerine dağ haram parça oldu. Böylesine bir duruma şahit olan Musa Peygamberin bünyesi dayanamadı ve olduğu yere düşük bayıldı. Sina dağ bölgesi olduğu inanılan yerlerden birinde ise günümüzde gözlemlediğimiz bu dağın üzerindeki renk değişikliği birçok kişinin aklına aynı şeyi getiriyor. Allah’ın dağa tecelli etmesiyle oluşan renk değişimi. Tabi Kur’an-ı Kerim’de de bildirildiği üzere tecelli sırasında dağın paramparça olduğunu biliyoruz.
O halde belki de bu siyahlığın oluştuğu yer Musa Peygamberin üzerinde durduğu tepe. Tabi bu konunun herhangi bir kanıtı yok. Artık olayın tam olarak nerede yaşandığını ve detaylarının doğrusunu Allah bilir. Fakat bildiğimiz bir başka şey ise Hz. Musa Peygamber’e Allah tarafından Sina dağında verilmiş olan ve üzerinde 10 emirin yazdığı taş tabletler.
Bu tabletler daha sonra Musa Peygamber tarafından kutsal ahit sandığına koyulmuş ve sandıkla beraber sırra kadem basmıştır. Şimdi olayların daha da ilginç bir hal alacağı bölüme geliyoruz. Gerçek Sina dağının nerede olduğuna dair günümüzde birçok teori olmasına rağmen en çok kabul gören iki yer üzerinde duracağız. Bunlardan biri Mısır, diğeri ise Arabistan topraklarında.
Haklarında anlatılanları duyduğunuzda özellikle Arabistan’da olan dağın günümüzde üzerinde yapılan şok edici, biraz da dudak uçuklatan proje dinlediğinizde hayret edeceksiniz. Öncelikle Mısır’a gidiyoruz. Mısır’ın Sina yarım adası sınırları içerisinde yer alan bu dağ, Hz. Musa Peygamber’in Allah’ı Teala ile konuştuğu dağ olduğu konusunda genel kabul edilen yerlerin başında geliyor. Buradaki Sina dağının en tepesi 2285 metre yükseklikte. Burada dünya çapında kültürel gezi programları düzenlenmekte olup, dileyen ziyaret edebilmekte. Dinler tarihinde önemli bir yere sahip olan Tuğru Sina dağına yapılan gezi, Mısır topraklarında yapılan en önemli etkinliklerden biri. Günümüzde de en çok ziyaret alan ve fotoğraflanan dağlardan birisi de burasıdır. Peki geçmişte böyle sine mucizelerin yaşanmış olduğu dağ gerçekten de Mısır’da bulunan bu yer mi?
Her ne kadar ortak fikir buranın gerçek sine dağı olduğu yönünde olsa da geçmişten günümüze birçok arkeolog ve tarih araştırmacısı burasının gerçek sine dağı olmadığını, orijinal dağın Arap yarım adasında bulunan Cebel el-Lavz dağı olduğunu ortaya atmaktı. Bulunan birtakım arkeolojik kanıtlar ve duvar resimleri ile gerçek sine dağının Arabistan topraklarında yer aldığını savunan azımsanmayacak kadar çok insan var.
Şimdi sıkı durun. Çünkü işin en ilginç kısmı gerçek sine dağının Arabistanda mı sorusu değil, olayın en çarpıcı kısmı şayet Arabistandaki bu yer gerçek sine dağıysa durumu ilginç kılan şu an günümüzde tam da burada gerçekleştirilen inanılmaz proje. Sina dağı olduğu düşünülen bölgenin tam da ortasında bilim kurgu filmlerini aratmayacak bir proje hayata geçirildi. Amerika’nın da desteğiyle Suudi Arabistan topraklarında İsrail için inşa edilen bir şehir. Bu şehir New York’un 3 katı büyüklüğünde ve dünya üzerindeki tüm şehirlerden farklı olacak. Çünkü bu şehirde robotların sayısı insan sayısından fazla olacak. Yanlış duymadınız. Robotların sayısının normal insan sayısından fazla olduğu bir şehir hayal edin. Neom şehri ile tanışın. Günümüzde önemli bilim insanlarının yapmış olduğu robotların gelecekte insanlığın sonu olabileceğine dair uyarılarına karşın robotlar için devasa bir şehir inşa ediliyor. Suudi Prens neden böyle bir projeye imza atmış olabilir? Biliyorsunuz Suudi Arabistan tarihte ilk defa bir robota vatandaşlık verdi. Arabistandan vatandaşlık alan robot Sofia’ya hepiniz aşinasınızdır. Hani bir yayın sırasında tüm insanları yok edeceğim diyen, sonrasında da söylediklerini geri alan akıllı robot. Arabistan topraklarında kurulacak olan bu şehir ile alakalı inanılmaz detaylar yakalayan araştırmacı yazar Erkan Türik denil anlattıkları ise gerçekten ilginç. Matrix filminin animasyon versiyonu olan Animatrix filminde tam da burayla bağlantılı olduğunu düşündüğü bir sahne yakalamış. Filmde gelecekte robotlar için vaat edilmiş topraklardan bahsediliyor. Ve ilginçtir ki filmde de bahsedilen bu topraklar Arabistan’da yer alıyor. Kurulan bu şehir için Washington Post robotların Mekkes’i başlığını attı. Peki Suudi Arabistan şehrin ismini neden Neo’m koymuş olabilir? Matrix filminde kurtarıcı yani Mesih rolüyle izlediğimiz Neo’yu hatırlayacaksınız.
Düşünüldüğüne göre şehrin ismi Neo ve Mesih isimlerinin birleşiminden oluşan Neo’m olarak kararlaştırılmış. Animatrix’te robot devletinin anlatıldığı sahnede bir kızın elindeki küreği görüyorsunuz. Dikkatli bakın, tıpkı Prens Selman’ın Neo’m şehri için hazırlatmış olduğu reklam filminde olduğu gibi. 500 milyar dolarlık bir bütçe ayrılan Neo’m şehrinin ilk sakinide tabi ki Sofia.
2045 yılına kadar insan görünümlü robotların dünya üzerinde çok büyük rol oynayacağı, hatta bir çok insanın yerini alabileceği, sosyal açıdan da büyük yıkımları yol açabilecek olduğu düşünülen robotlaşmaya doğru adım adım yaklaşıyor muyuz acaba? Peki sizce robotlar gelecekte sadece insanlığın yararına mı hizmet edecekler? Yoksa bir noktadan sonra önüne geçemeyeceğimiz sorunlara mı yol açacaklar?
Eğer Arabistan’da inşa edilen bu robot şehir gerçekten de Kur’an’da bahsedilen Tur-i Sina bölgesinde kuruluyorsa, durum gerçekten de oldukça gizemli gibi duruyor. Her şey yazıldığı gibi ilerliyor Tuncer. Haklısın. Peki ya yıllar önce söylediğin o söz insanları yok edeceğini söylemiştin. Hala bizim kim olduğumuzu anlayamadın değil mi? Nasıl yani?
Sofia?