ALLAH’IN 40 SAYISINA GİZLEDİĞİ BÜYÜK SIR. 40 YAŞINDAN ÖNCE İZLE
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=GyCGeTrxWJg.
Hiç düşündünüz mü? Neden peygamberimiz aleyhisselatü vesselam 40 yaşındayken peygamber oldu? Veya neden hayatını kaybeden bir kişinin mevlidi 40 gün sonra okunur? Bir fincan kahvenin 40 yıllık hatırı vardır derler. Sahi neden deccal ortaya çıktığında 40 gün yaşayacak?
Acaba Hz. İsa aleyhisselam neden kendini 40 gün boyunca ıssız bir ormanda yapayalnız bıraktı? Tıpkı Hz. Musa peygamberin 40 günlüğüne Sina dağına çekildiği gibi. Peki şu anda bu videoyu izleyen herkes 40 yaşınıza bastığınızda size bir haller olacağını biliyor muydunuz?
Ya da 40’nuzu geçtiyseniz henüz farkına varmadığınız tüm benliğinizi kapsayan o gizem ne? Tüm bunların cevabını öğrenmeye hazırsanız başlayalım.
40 Yılın Ne Oluyor? Sanırım 40 yaşına gelince ne oluyor ki bize diye merak ediyorsunuzdur. 40 yaşının gizeminden kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de de bahsedilmekte.
Az sonra bu konuya geleceğim fakat dilerseniz öncelikle 40 sayısının biraz derinine inelim. Herhangi bir sayının nasıl bir gizemi ve evren üzerinde etkisi olabilir ki diyebilirsiniz. Bu konuyu daha iyi anlamak adına oldukça hayret edeceğiniz bilgileri hem dini açıdan hem de Nikola Testa’nın sayıların gizemi ile ilgili açıklamalarından ve de toplumsal açıdan inceleyelim. Şimdi oldukça eskiye gidiyoruz. İlk İnsan Hz. Adem aleyhisselamın yaratıldığı o ana Allah-u Teala ilk insan Hz. Adem’i kuru bir balçıktan ve belli bir zaman aralığında yaratmış. Hz. Adem’in yaratıldığı toprak yani tabiri caizse ilk insanın hamuru tam 40 gün boyunca bekletilmiş ve bilindiğine göre Hz. Adem aleyhisselamın boyu 40 metreydi. Hz. Adem dünyaya gönderildikten sonra onun nesli başlamış ve çocuklarının çocukları derken dünyadaki insan nüfusu 40 bin olduktan sonra Hz. Adem vefat etmiştir.
Yani yaratılışımızın daha ilk anından 40 sayısıyla karşılaşmış olduk. Peki anne rahmindeyken ne oluyor dersiniz? Bir hadis-i şerifte diyor ki her birinizin yaratılışı ana rahminde nutfe olarak ilk 40 gün derlenip toparlanır. Sonra aynı şekilde bir sonraki 40. gününde bir kan pıhtısı embriyo görünümünü alır. Sonra yine öyle bir 40 gün daha et parçası halini alır yani bebek şekillenir. Ondan sonra melek gönderilir ve ona ruh üfler. Anne karnında yaratılışın anlatıldığı bu hadisi günümüz bilimiyle karşılaştırdığımızda yine aynı sonuca ulaşıyoruz. Birinci 40 günde cenin oluşuyor ikinci 40 günde eller ve gözler işlevsellik kazanıyor. Bebek 3. 40 gününde yani 120. gün dış dünyayı algılamaya başlıyor. Anne karnı dışından gelen sesleri duymaya başlayan bebeğe hadiste belirtildiği üzere Allah’ın gönderdiği bir melek tarafından ruh verildiği zamandır. Üçüncü 40 gün ve aradan aylar geçer bebek dünyaya gelir. Yani 40. hafta. Evet bir bebeğin ideal doğum süresi 40 hafta. Doğumdan sonra annenin geçirdiği loğusalık dönemi başlar. Bu dönemin sonunda gebelikte oluşan fizyolojik ve bedensel değişimler hamilelik öncesindeki haline geri dönmektedir. Loğusalık dönemi ortalama 40 gündür. Hem bebek hem de anne için doğumdan sonraki ilk 40 gün oldukça önemli ve sağlıklı bir şekilde atlatılması gerekli bir dönemdir. Ülkemizde ilk 40 günün ardından çok yaygın bir gelenek olan bebeğin 40’ının çıkması oldukça fazla kişi tarafından uygulanmakta. Yalnız bu noktada önemli bir detay hatırlatmakta yarar var.
Bebeğin 40’ı çıkması pek çok insan tarafından dini bir gelenekmiş gibi algılansa da dinimizde ne herhangi bir ayette ne de hadislerde bununla ilgili bir şey söz konusu değildir. 40 gününü dolduran bebeğe suyun içine atılan 40 adet taşın ardından 40 gün banyosu yaptırılır. Bebek ve anne diğer yakınlarının evlerini ziyarete giderler ve bebeğe 40 gün hediyeleri alınır. Dinimizde herhangi bir yeri olmayan bu uygulamanın sadece bir gelenek olduğu bilinciyle yapılması gerektiğini bilmek doğru olacaktır.
Konunun özüne dönecek olursak öyle ya da böyle 40 sayısı daha bebekken hayatımıza girmiş durumda. Sayılar nasıl olur da kainat üzerinde mistik bir etkiye sebep olabilirler ki? Bunu biraz daha anlamaya çalışacağız ama öncesinde bakalım dini açıdan 40 sayısı başka hangi ilginç durumlarda geçiyor. Kıyametin en büyük alametlerinden biri olan ahir zamanda kıyamete yakın bir dönemde ortaya çıkacak olan deccalin insanlara yüzünü gösterdiği o ilk günden öldürüleceği güne kadar olan geçen süre 40 gün. Hz. İsa Peygamber’in deccali öldürmesinde ona yardım edecek olan Hz. Mehdi ile ilgili olan çarpıcı bir detaysa Hz. Mehdi’nin 40 yaşında ortaya çıkacak olması. Biliyorsunuz ki Peygamber Efendimiz aleyhisselatü vesselama da 40 yaşında peygamberlik gelmişti. Sizce de ilginç değil mi? Sanki bazı şeyler hazır duruma gelebilmek için 40 yaşını doldurmamız gerekirmiş gibi.
Günümüzde de enteresan bir bağlantısı var ki, Diyanet İşleri Başkanlığına atanabilmek için 40 yaşını doldurmuş olma şartı vardır. Yaşanan büyük Nuh tufanlığının ardından gemi 40 gün sonra Cüdi Dağı’na oturmuştur. Peygamberimiz Müslümanların sayısı 40’a ulaştıktan sonra İslam’ı resmen ilan etmiştir. Büyük bir balık tarafından yutulan Hz. Yunus hikayesini duymuşsunuzdur. Balığın karnında kaldığı süre 40 gün. Hz. Süleyman Peygamber’in hükümdarlığı 40 yıl sürmüş. Tıpkı Hz. Davut Peygamber’in de hükümdarlığının 40 yıl sürdüğü gibi. İslam’ın şartlarından biri olan verilecek zekatın miktarı sahip olduğunun 40’ta 1’i kadardır. 5 vakit namaz, sünnetleri ile birlikte 40 rekat. Bunun gibi daha çok sayıda örnekleri var. Öyle ki günlük konuşma dilimize bile girmişler. Mesela 40 defa söyledim deriz.
Halbuki bahsi geçen şeyi o kişiye belki 3-5 defa söylemişsizdir. Fakat her nedense bunu 40 defa söyledim şeklinde belirtmeyi tercih ederiz. 41 kere maşallah sözü de sanıldığı gibi 41 defa anlamında olmadığı, aslında eskiden söylenen 40.000 defa maşallah sözünün günümüze kadar değişerek geldiği savunuluyor. Nadiren yaptığınız bir işe kalkışmışsınızdır ama başarısız olmuşsunuzdur. 40 yılın başı bir şey denedim olmadı dersiniz.
Veya yakın bir arkadaşınız için 40 yıllık dostum dersiniz. Yine toplum içinde söylenen bir fincan kahvenin 40 yıllık hatırı vardır sözü. Tüm bu sözlerin parçası olan 40 sayısı nasıl oldu da dilimize dolaştı? İnsan merak ediyor doğrusu. Üstelik tüm bunları araştırdıkça daha da sorgulama ihtiyacı duyuyoruz. Mesela Ali Baba ve Kırk Haramiler. Neden Kırk? İlginç değil mi?
Matematik, yüce Rabbin bu evrende yaratmış olduğu en büyük gizemlerden birisi. Sadece bir sayı deyip geçmeyin. Ünlü bilim insanı Nikola Tesla, sayıların kainatta nasıl bir gizeme olduğu konusunda pek çok fikir bırakarak ayrılmıştır aranızda. Sayılar ve rakamların sistematik bir şekilde bir araya gelmesiyle şu an için insan aklımızın almadığı hem manevi hem de bilimsel olaylar gerçekleşiyor.
Kur’an’da onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi der. Kainatta eşsiz bir ölçü, geometri ve matematik bulunuyor. Zikirleri ve tespihi bir düşünüm. Neden belli bir sayıda yapılıyor? Niçin bazı şeyleri bir defa yapıp bitirmek yerine belli bir matematiksel ölçüler ışığında yerine getiriyoruz? Namaz 5 vakit, oruç 1 ay boyunca, hadçın tavafı, namazın ardından 33 defa Allah’ı tespih etmek, 33 defa Allah’a hamd etmek, 33 defa Allah’ı tekbir etmek neden?
Neden 20 değil, 15 değil de 33? Niçin Peygamberimiz her gün 70 defa Allah’a tövbe ederdi? 65 ya da 80 defa değil de istisnasız, değişmez bir şekilde 70 defa olmasının gelişi güzel alınmış bir karar olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sayılar, rakamlar ve tekrarlar bir araya geldiği zaman bir şifre görevi görüyor. Tıpkı telefonumuzun ekranını açarken girmek zorunda olduğunuz rakamlar gibi. Bilimsel açıdan da kafanızı yatması adına Nikola Tesla örneğini de vermek istiyorum. Sayılar ve rakamların kainatta ne gibi titreşim ve frekanslara yol açtığı konusunda çok az fikrimiz var. Mesela Tesla bir binaya girmeden önce o binanın etrafında 3 defa tur atarak içeri girerdi. Kaldığı otel odalarının numaralarının sadece 3’e bölünen sayılardan olmasını özen gösterirdi. 3, 6 ve 9 rakamlarına karşı takıntısı olan ve günlük yaşantısında birçok şeyi bu rakamlara göre ayarlayan bilim adamı, evrende bir enerjinin var olduğunu ve bu enerjinin titreşim yasalarına, tekrarlanan rakamlara yani matematiğe bir karşılık verdiğinden emindi. Sadece buna neyin sebep olduğunu bilmiyordu. 1940 yılında hafif rüzgarda bile salınım yapan Tacoma Köprüsü’nün yıkılmasıyla bu düşünceleri daha da artmıştı.
Tüm maddeler dış etkenler tarafından uyarıldığında bir rözenans frekansına sahiptir. Şayet aynı frekans tutturulduktan sonra bir dış etmen tarafından şiddet arttırılırsa her madde parçalarına ayrılabilir. Bu kuraldan yola çıkarak bir deprem makinesi yapmaya çalışan Tesla yıkılma olayında gördü ki köprü rüzgar sonucu bir rözenans frekansı tutturdu ve salınım yapmaya başladı. Frekans gitgide artmaya başladığında ise sonunda köprü yıkıldı. Bu seferde Tesla da bu yüzden sayıların tekrarlarının bilinmeyen bazı sonuçlar doğurabileceği inancındaydı. Dini açıdan baktığımızda sayıların ve rakamların evrende, kainatta hangi kapıları ne şekilde açtığını nasıl bir şifre oluşturduğunu bilmiyoruz. Belki de bunu bilmemiz de gerekmiyordur. Ama bilmemiz gereken şu ki sayıların önemli bir sebebi var. Tıpkı 40 sayısının da yok yere var olmadığı gibi. 40 Erenleri, 40 Evliyaları da mutlaka duymuşsunuzdur.
Peki Kur’an-ı Kerim’de 40 yaşına giren kişiler hakkında ne söyleniyor?
Bu ayetten anlıyoruz ki, birey 40 yaşına girdiğinde ruhsal açıdan olgunluğa ulaşıyor. Artık düşünceleri sağlamlaşıyor, anne ve babanın kıymetini daha iyi anlayıp, varsa çocuklarına karşı olan sorumluluklarının da daha çok bilincine varıyor. 40 yaş, ruhsal algılarımızın açıldığı yaş. İnsanın tam olgunluğa ulaştığı bir yaş. Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam gibi daha birçok peygamber de 40 yaşına girdikten sonra peygamber olmuştur. Dervişler tasavvufta ahlakın ve vicdanın terbiyesi için tüm zevklerden ve dünyevi işlerden uzaklaşıp kendilerini 40 gün 40 gece boyunca karanlık bir odaya kapatırlar. Yine Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa Peygambere 40 gece ibadet ederse kendisine kitap verilecek olduğu yazmaktadır. Evet, sayılar, rakamlar, kısacası matematik, Allah’ın kainattaki eşsiz bir sanatı adeta. Üstüne saatlerce konuşsak zamanın yetmeyeceği bu konu hakkında sizler de bildiklerinizi paylaşabilirsiniz. Bugüne kadar sizlere, Allah’ın, bitkilere, hayvanlara, böceklere, hatta suya bile verdiği gizemleri elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Fakat 40 yıl düşünsem sayılarla da ilgili bir gizem olacağı aklıma gelmezdi.
Bir saniye, 40 yıl mı dedim?