AHİT SANDIĞI KABE NİN ALTINDA BULUNDU VE ANTARKTİKA YA KAÇIRILDI İDDİASI
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=qsNzJl1ksbA.
İngiltere’nin en ünlü gazetesi Daily Star’da yer alan bir habere göre, yüzyıllardır aranan Kutsal Ahit Sandığı Kabe’nin altında bulundu ve Ruslar tarafından Antartika’ya götürüldü. Çılgın iddianın detayları oldukça çarpıcı. Kıyamete yakın ortaya çıkarak Hz. Mehdi’nin eline geçecek olan bu sandığın içinde ne olduğuna
ve onun şu anda nerede olabileceğine dair tüm merak edilenleri bu videoda topladım. Hazırsanız başlayalım. Ahit Sandığı
Hz. Musa Peygamber’in Sina Dağı’nda gerçekleştirdiği Allah ile konuşmasından sonra ona verilen ve üzerinde 10 emirin yazılı olduğu tabletlerin içinde yer aldığı Kutsal Sandık. Tabutu Sekine yani Ahit Sandığı için dünyanın en gizemli ve merak edilen nesnesi demek hiç de yanlış olmaz. Dünya üzerindeki birçok insan yüzyıllardır onun izini sürüp onu bulmaya çalışıyor.
Tabi iddialarda yer aldığı üzere zaten birileri tarafından çoktan bulunmadıysa. Bu sandık hakkında anlatacaklarım oldukça ilginizi çekecek. Sandığı nerede olduğu ile ilgili günümüze kadar o kadar çok söylenti dolaşıp durdu ki Tarsus’taki gizemli kazıda bulunmuş olduğundan, Ayosofya’nın içinde bir yerlerde gizli olduğuna, Antakya’da saklı olduğundan Mekke’ye kadar hatta Etiyopya’da bulunduğuna kadar birçok iddia atıldı ortaya.
Fakat son olarak tüm İngiltere’de olay olan Ahit Sandığının Antartika’ya kaçırıldığı iddiasının detayları öyle ilginç ki. Yaşandığı iddia edilen olayları ve olayda ismi geçen kişileri duyduğunuzda çok şaşıracaksınız. Ama öncesinde Ahit Sandığının ne olduğunu, içinde nelerin yer aldığını ve olağanüstü gizemlerini kısaca bir kez daha hatırlayalım. Kitab-ı Mukaddes’te yer alan bilgilere göre Ahit Sandığının ne şekilde ve hangi ölçülerde yapılacağı Allah tarafından bildirilmiştir. Yüksekliği 1.5, uzunluğunun ise 2.5 arşın olması ve Akasya ağacından yapılması emredilmiş olan bu sandığın iki kenarına da ikişer tane altın alka konulmalı, dışı ve içi ise altınla kaplanmalıydı. Bir yerden başka bir yere taşınabilmesi için de yine Akasya ağacından yapılmış
ve üzeri altınla kaplanmış birer tane de kol takılacaktı. Sandığın üzeri ise yine altından üretilmiş ince bir kapak ile örtülecekti. Kapağın üzerine ise yine altından yapılmış kanatlı iki adet kerri bir melek figürü yerleştirilecekti. Öyle de oldu. Emredildiği üzere tıpkı tasvirlerde yer aldığı şekilde üretildi ve yine Allah’ın emri üzerine bu sandığın içine 10 emrin yazılı bulunduğu levhalar konuldu. Sandığın içinde durması için özel bir çadır kuruldu ve çadırın içindeki gizli bir bölmeye sandık yerleştirilerek üzerine de perde çekildi. Ahit sandığının çok büyük kutsal bir önemi vardı. Ona yaklaşmak yasaktı. Yaklaşanlar ve dokunmaya çalışanlar hayatlarını kaybediyordu. Ama bu kayıplar sandığı korumakla görevli insanlar tarafından gerçekleştirilmiyordu. Çünkü inanışa göre ehli olmayan bir kişinin ahit sandığına dokunması durumunda helak oluyorlardı.
Kur’an-ı Kerim’deki Bakara suresinin 248. ayetinde ise ahit sandığından tabut olarak bahsediliyor ve içerisinde Hz. Musa Peygamber ve Harun’a ait kalıntılar olduğu belirtiliyor. Hakkındaki sayısız iddialardan ilginç olan birisi de Hz. Musa Peygamber’in denizi ikiye yardığı sırada ahit sandığını denizin ortasında bıraktı. Kim bilir belki de binlerce yıldır insanların peşinde olduğu ahit sandığı okyanusun dibinde bir yerlerde sessizce sahibini bekliyordur.
İsrailoğulları Allah’ın kendileriyle olan beraberliğinin bir sembole olarak kabul ettikleri, içinde levhaların, Harun’un asasının, Hz. Musa Peygamber’in bir takım eşyalarının ve benzeri nesnelerin yer aldığı düşünülen sandığı sürekli olarak yanlarında taşımışlar. Ahit sandığı uzun yıllar boyunca Kudüs’teki mabette koruma altına alınmış bir şekilde duruyordu.
Hz. Süleyman Peygamber onu mabedin kutsül akdes denilen bölümüne yerleştirmiş fakat sandığı açtırdığında içinde sadece iki taş levha bulunduğunu görmüş. M.Ö. 586 yılında Babil Kralı Buhtin Nasir tarafından istila edilen Kudüs’teki mabedin yağmalanmasıyla birlikte ise ahit sandığı ortadan kayboldu. O günden beri de 2500 yılı aşkın bir zamandır kayıp bir şekilde gizemini korumaya devam ediyor.
Hakkında sayısız kitap yazılan çok ünlü filmlere konu olan ahit sandığının önemli gizemlerinden birisi de onun doğa üstü bir güce sahip olduğu ve hatta bu gücün adeta bir silah gibi kullanılabildiği inancı. Ahit sandığından Kur’an-ı Kerim’de ise şu şekilde bahsediliyor. Peygamberleri onlara şunu da söylemişti. Onun krallığının, komutanlığının alameti size o ahit sandığının gelmesi olacaktır. Onda Rabbiniz’in ilahi kudretinin bir tecellisi, bir huzur, kalplerinize bir ferahlık, Musa ve Harun ailelerinin bıraktıkları eşyalardan asa ve levhalar vesaire vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer inanmış kimseler iseniz bunda sizin için kesinlikle bir ibret, bir ikaz vardır. Peki ahit sandığı şu an nerede olabilir? Bu konu hakkında birçok iddia gündeme geldi. O iddialardan bir tanesi de geçtiğimiz yıllarda Tarsus’la yapılan ve uzunca bir zaman büyük gündem oluşturan gizemli kazıda bulunmuş olduğu iddiası. Çok uzun bir süre kimsenin yaklaştırılmadığı kazının yapıldığı gizemli evin altından ahit sandığının çıkmış olma ihtimali sayısız mecrada defalarca haber yapıldı. Tabi bu durum sadece bir komplo teorisinden asılsız iddialardan öteye gidemedi. Çünkü kazının akıbeti hala bilinmiyor. Peki neden o kazıyla ahit sandığı ilişkilendirilmiş olabilir? Sanırım bunun en önemli nedenlerinden birisi ahit sandığının Hz. Mehti’nin zuhurundan sonra coğrafi açıdan yakın olan Antakya’da bir yerde onun tarafından ele geçirileceği inancının var olmasından kaynaklanıyordu. Sandığın nerede olduğu ile alakalı en çok dillendirilen yerlerden birisi de Etiyopya.
Etiyopyalılar ahit sandığının ülkelerinde olduğuna o kadar çok eminler ki ülkenin kutsal mekanlarında ahit sandığı sembollerine oldukça sık rastlıyorsunuz. Başka güçlü teorilerden birisi de ahit sandığının Ayasofya’nın içinde bir yerlerde gizli bir şekilde yüzyıllardır bekliyor olması. Tapınak şövalyeleri kutsal emanetlerin Türkiye’de olduğunu en önemlilerinden biri olan ahit sandığının da İstanbul’da Ayasofya’nın içinde gizlendiğine inanıyorlar.
Ahit sandığının büyülü bir güce sahip olduğuna inanan ve onun sayesinde Allah ile iletişime geçebileceklerini düşünen tapınak şövalyelerinin gözü uzunca bir dönemdir Ayasofya’daymış. Ahit sandığının Ayasofya’da olduğu inancına ise Aziz Polievkos’un ahit sandığının Ayasofya’da bulunduğuna dair gördüğü bir rüya sebep oluyor.
Şimdi gelelim ahit sandığının nerede olduğu ile alakalı son zamanların en bomba iddiasına. Haber, İngiltere’nin en çok okunan gazetesi Daily Star’da yayınlandıktan sonra dünya çapında internet ortamında çığ gibi büyüyen bir söylentiye dönüştü. Anlatılanlar o kadar çarpıcı ki. Ben haberi yapıldığı gibi sizlere aktarıyorum. Doğru veya yanlış herkes kendi fikrini belirtebilir.
Benim fikrimi gelecek olursak iddia tam bir komple teorisi. İddia’ya göre 2015 yılında Kabe çevresinin genişletilmesi amacıyla yapılan kazılar sırasında yer altında bulunan birçok tarihi nesne ve harita benzeri şeylerin yanı sıra kutsal ahit sandığı da bulunmuştu. Daily Star’ın haberindeki iddia’ya göre Mescidi Haram’da yapılan kazı sırasında bulunan ahit sandığı ne hikmetse Rus ordusuna teslim edildi ve sandık Ruslar tarafından Antartika’ya muhtemelen eski bir Nazi UFO üstüne götürüldü.
Hatırlarsanız 2015 yılında gerçekleşen ve 107 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Vinç kazası meydana gelmişti Kabe’de. Gazetedeki komple teorisi daha da ileriye giderek bu kazanın ahit sandığının çıkarılmaya çalışılması sırasında meydana geldiğini söylüyor. Halbuki Suudi yönetimi Vinç’in şiddetli rüzgarlar yüzünden devrildiğine öne sürmüştü. Gazeteye haberi yapılmış olan benim düşünceme göre paranayak bir teorisyen olma ihtimali yüksek olan Sorç’a faal şunları söylüyor.
Mekke’deki iki kutsal caminin muhafızı Rus Ortodoks Kilisesi’nin başı olan Moskova Patriği Kiril ile temasa geçtiler ve inşaatçılar Mescidi Haram’da yaptıkları çalışma sırasında gizemli bir kutu bulduklarını söylemiş. Bunu okuduğumda düşündüm ki Suudi Arabistan neden Rusya ile iletişime geçmiş olsun ki? Neyse Sorç’a faalin iddiasına göre tüm bunları ayrıntılı olarak bir Rus askeri raporunda kendi gözleriyle görmüş.
Her ne kadar kulağı oldukça paranayakça geliyor olmasına rağmen kayıtlara geçmiş olan resmi detaylardan bazıları dikkat çekici. Mesela Vinç olayının yaşandığı ayın başında Rus Amiral Wlademirski ciddeye askeri dini bir göreve çağrılmış. Ciddeye çağrılmasının nedeni resmi olarak açıklanmadı. Rus medyası bunu gizemli bir şekilde iş ziyareti olarak nitelendirdi. Suudi Arabistan ve Rusya arasındaki uluslararası ilişkiler çok zayıf olduğu için bu ziyaret son derece sıra dışı. Ayrıca Rusların ilginç bir şekilde Antarktika’nın en ucral köşelerinden birinde buzdan çölün bir ortasına yaptırdıkları bu ıssız kilise biraz tuhaf. Ayt sandığının nerede olduğu konusunda benim gönlümden geçen yer onun Türkiye sınırlarında bir yerde olduğu. Merak ettiğim en büyük gizemlerden biri. Ne dersiniz sizce onu görmek bize nasip olur mu?
Sanırım bunu zaman gösterecek. Bir sonraki videoda görüşmek üzere.