İş Yerlerindeki Mescidlerde Cuma Namazı Kılınabilir mi?
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=VXyvOgyM0VU.
İçerisinde, küçük mescitlerde cuma kılınabilir mi? İşyerlerindeki küçük mescitlerde cuma kılınabilir mi? Hanif-i Meshebi’ne göre, işyerlerindeki veya özel şahsa ait olan hanlardaki mescitlerde imkan misbetince cumanın kılınmaması gerekir. Yani imkan varsa mutlaka büyük mescitlere gidilmesi gerekir. İşten dolayı, patrondan dolayı, birtakım zaruretlerden dolayı çıkılamıyorsa, izin verilmiyorsa da bu durumda mutlaka zuhru ahirin kılınması gerekir. İmam efendinin de bunu ilan etmesi gerekir. Çünkü yani işyerlerinde, fabrika tesisleri içerisinde, hastanelerde, dinlenme tesislerinde bu tür yerlerin içerisindeki mescit, İslam hukukuna göre hakiki bir mescit değildir. Zira İslam hukukuna göre bir yerin mescit olabilmesi, yani şu anki tabir ile cami olabilmesi için herhangi bir şahsın o malda yani o binada herhangi bir şekilde mülkiyetinin bulunmaması gerekir. Mahalle camileri gibi düşünün. Mahalle camilerinde hiçbir şahsın mülkiyeti söz konusu değildir. Ahmet’in, Mehmet’in, Hasan Hüseyin’in değildir. Zira buradaki mantık şudur, bir şahsın olmasın ki o Allah Teala’ya adanmış olsun ki oraya girecek çıkacak kişileri kimse yarım gün husumet yaşadığı adamı engelleyemezsin. Çünkü Allah’ın mülküdür. Aynı şekilde bundan dolayı hanefiler mescidin kendisi Allah’a adanmış olması şart olduğundan dolayı, ikinci şekilde mescide giden yolun da aynı şekilde başka kimsenin mülkü olmamasını şart koşarlar. Yani burada bir mescit var, burada mescide bir mescidi yaptık ama buradaki evet biri vakfetti bu birine ait değil Allah için adandı. Ama burada bir yol var, bu yol şahsa ait başka bir şahsa ait. İşte böyle bir yerdanefi mezhebine göre mescid olamayacaktır. Çünkü temel mantık orası beytullah olacaktır. Beytullah da kimseyi engellenil, engellenilmemesi gerekecektir.
Eğer oraya gidişte veya binanın kendisinde herhangi bir şahsın mülküreti söz konusu olacak olursa yarım bir gün kavga ettiği adam mescide sokmamı hakkı olur. E böyle bir şey dediğinden olamayacağına göre beytullah’a böyle bir tasarrufta kimsenin hakkı olamayacağına göre burası bir mescit olarak değerlendirilmeyecektir. Şimdi iş yerlerindeki fabrikalarda veya dinlenme tesislerinde veya büyük hastane gibi yerler tesislerinin içerisindeki mescit olarak sayılan veya mescit olarak hazırlanılan yerler hakiki mescit değildir.
Çünkü fabrika sahibi bütün arazisini sattığı zaman oraya yarım bir gün yıkılabilecektir. Dinlenme tesisinde adam bugün burayı alt katı mescit yapıp yarın değiştirebiliyordur. Mescitte dediğimiz gibi tasarrufa böyle bir imkan olmaması gerekiyor. Çünkü mülk Allah’tadır mescitte. Mülk Allah’ta olduğundan dolayı burada herhangi bir şekilde tasarrufta veya değişimde mübadelede bulunulmaması gerekiyor. Ama diyelim Han’ın en üst katında birileri kiralamış mescit olarak sayılıyor şu an.
Ama sonuç itibariyle kiralanması bir şahsa ait olduğunu gösteriyordur. İşçinin işine geldiği zaman kiracılarını çıkarma ihtimali vardır. Yine bir şahsın mülküdür. Bu yönü itibariyle fabrikalardaki, iş yerlerindeki, hastanelerdeki, dinlenme tesislerindeki veya Han’lardaki mescit İslam hukukunda hakiki bir mescit niteliğini taşımıyordur. Bu yönü itibariyle buralardaki kılınan cumalarda olup olmama şüphesi mutlak surette oluyordur. Çünkü cuma şartlarından bir tanesi mescit olmasıdır. İkinci olarak cuma namazının kılınacağı mescitlerde, hanefilerde bir de normal 5 vakit mescidi dışında bir de cuma mescidi olma kaydı vardır ilk dönem kitaplarımızda. Çünkü Asr-ı Saadet döneminde Allah Resulü’nün Medine’de bulunduğu dönemde Medine’nin sınırları şu anki Mescid-i Nebevi’ye sınırları söylenmektedir. Yani takriben 23000 insanın yaşamış olduğu bir yerdir ve Allah Resulü’de devamlı cumayı tek bir yerde kılmıştır. Bundan dolayı hanefi mezhebi fakirleri belli bir döneme kadar cumayı şehirlerde tek bir yerde kıldırmıştır.
Ancak sonraki dönemlerde nüfusun kalabalıklaşmasından dolayı, ihtiyaçtan dolayı başka başka yerlerde kılınabileceğine dair ruhsat vermişlerdir. Ancak sonuç itibariyle Allah Resulü’nün tek bir mescidde kıldığından dolayı imkan nispetinde yine cumaya kalabalık mescitlere ve kalabalık camilere, büyük camilere gidilmesi gerekir. Osmanlı’da ve daha önceki İslam devletlerinde devamlı cuma mescidi ile beş vakit mescidi arasında fak vardır. Cuma mescidi diyelim Farazî, Fatih Camii gibi büyük mescitler, beş vakit camiler ise kenar mahallelerdeki normal sıradan mescitlerdir. Bundan dolayı cumaya zaten büyük mescitlere ve camilere gidilmesi gerekir namazın sahi olabilmesi için bu şart vardır.
İkinci olarak iş yerlerindeki, demin dediğimiz gibi iş yerlerindeki mescitler bir şahsa ait olduğundan dolayı bir yerin mescit olabilmesi için bir şahsın mülkü olmaması gerekli olduğundan dolayı bu tür mescitler hakiki mescit olarak değerlendirilmediği için bu yerlerde imkan nispetinde cuma kılınmamalıdır. Mutlaka normal mescide gidilmelidir, camilere gidilmelidir.
Vatandaş dedi ki hocam çıkamıyoruz, izin vermiyorlar, başka şeyimiz olmuyor, seçeneğimiz yok, iş bulamıyoruz.
Biz bu durumda yaptığı işin yine caiz olduğunu söyleyemeyiz ancak mutlaka da mutlaka namazdan sonra zuhri ahirin kılınmasını tavsiye ederiz.