Namaz Kılmayan ve Kul Hakkı Olan Kişi Şehid Olur mu?

Namaz Kılmayan ve Kul Hakkı Olan Kişi Şehid Olur mu? videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=3q97y3CAk3Y. Namaz kılmayan veya kul hakkı olan bir kişi şehit olabilir mi? Bu soru aslında çok sorulmaya başlandı hem de defaatle. Şimdi şehit kimdir? İlk önce ona bakmak lazım. Şehit denilince akla Uhud şehitleri gelir. Çünkü şehit hükmünü…

Namaz Kılmayan ve Kul Hakkı Olan Kişi Şehid Olur mu?

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=3q97y3CAk3Y.

Namaz kılmayan veya kul hakkı olan bir kişi şehit olabilir mi? Bu soru aslında çok sorulmaya başlandı hem de defaatle.
Şimdi şehit kimdir? İlk önce ona bakmak lazım. Şehit denilince akla Uhud şehitleri gelir. Çünkü şehit hükmünü Uhud şehitlerinden alır. Hatta bu mesela çıksa kitaplarımızda şöyle zikredilir. Şehidin şehit olarak kabul edilmesi, Uhud şehitlerinin manasını bulundurmasıyla, mükafatı da Uhud şehitleriyle aynı değerlendirilmesindedir. Örnek veriyorum. Tabi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellemin şu şehittir. Mesela boğulan şehittir. Vebe hastalığına düşen şehittir. Malını savunurken ölen şehittir. İlahi Kelimatullah uğruna adam ömrü boyunca din için, vatan için,
müdafaa için çalışmış ama yataklı ölmüş. Bu da şehittir. Ama bunların aralarında bir takım farklılıklar var. Bazıları şehit iki çeşit. Bir dünyevi şehit, bir de uhrevi şehit. Hatta üçleyelim bunu. Bir de hem dünyevi hem uhrevi şehit. Dünyavı şehit nedir? Biz onu şehit zannediyoruz ama gerçekte değil. O zaman biz ona zahiri şehit muamelelerini yaparız.
Ne yaparız? Onu yıkamayız. Mesela savaşta şehit olmuş ama niyeti savaşmak değil. Bu hayatta din için, vatan için savaşmak değil. Belki hainlik. Ama bu adam orada şehit düşmüş diyelim. Biz bilemeyiz bunu. Biz bilemeyeceğimiz için biz ona dünyalık olarak şehit muamelesi yaparız. Yani ne yaparız? Yıkamayız, kefenlemeyiz. Üzerine namazını kılarak o şekilde defnederiz. Dünyevi şehidin muamelesi bu üçüdür. Yani dünyevi şehitle uhrevi şehidin tek farkı bu üç madde.
Yıkanmaz, kefenlenmez ve üzerinde namaz kılması hususunda zaten aynılar. İkinci olarak uhrevi şehit. Yani bir savaşta ölmemiş ama adam Allah için, hen için, vatani için mücadele etmiş ve yatağında şehit düşerek ölmüş veya boğulmuş şehit olarak ölmüş. Bu şehittir ama dünyevi olarak şehit muamelesine tabi değildir. Yani ne demek? Yıkanma ve kefenlenme olayı söz konusudur bunun için. Ama ahirette uhu şehitleriyle beraberdir. Dikkat edin. Şehit derken hep benzetilen nokta uhu şehitleriyle aynı olunmasıdır. Mesela askerimiz, polisimiz şehit oldu. Allah muhafaza eylesin onları her türlü sıkıntılardan, her türlü tuzaklardan, her şeyden inşallah muzaffer eylesin.
Diyelim ki şehit oldu askerimiz veya herhangi işte diyelim polisimiz. Bu kimse hem dünyevi şehittir hem uhrevi şehittir. Yani ne demek? Yıkanma kefenlenmesi yapılmaz namazı kılınır ama ahirette de uhu şehitleriyle beraberdir. Ama adam savaşta ölmedi. İşte az önce dediğim gibi bir gerekçeyle öldüyse buna kefenlenme ve yıkanma yapılmaz ama ne yapılır? Ahirette uhu şehitleriyle beraberdir. Bu uhrevi şehit. Bir de hem dünyevi hem uhrevi şehit. Bu dünyada Allah için samimi olarak din için savaşıp vatan için savaşıp ve bu uğurda ölen kimsedir. Bu öldüğün zaman da bu kimse eğer filhâl yaralandığı yerde ölecek olursa şehit olarak kabul edilir. Yıkanma ve kefenlenmesi yapılmaz namazı kılınır ve o şekilde defnedilir. Ahirette de derecesi uhu şehitleriyle beraberdir.
Peki hocam şimdi sorumuzun şeyine gelelim. Şimdi biz şehit derken hep uhud şehitlerine kıyas ediyoruz. Uhud şehitleri şehitlerin efendileri Hz. Hamzaların olduğu, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek dişlerinin kırıldığı çenesinin mübarek çenelerinin eziyet gördüğü bir yer ve birçok sahabe kiramın öldükleri bir yer. Yani bir adam namaz kılmıyorsa o insanı bunlarla nasıl aynı kefeye koyabiliriz? Böyle midir? Olabilir mi? Bunu biz yine şehitler miyiz? Denilecek olursa el cevap bunlar da şehittir. Hatta İbn-i Abidin rahmetullahi aleyh bu hususta müstakil bir matlab açmış. Yani bir kısım açarak, Eşşehidül Asî diyerek bir ifade de kullanıyor. Sadece önünde değil diğer kitaplarınızda meseleyi zaten açıklık veriyor.
Ama müstakil bir matlab olarak İbn-i Abidin bunu zikrediyor. Şehit bir kimse Allah yolunda öldürülse, dini için, vatani için öldürülse bu kimse şehittir. İlahi kelimatullah, Allah’ı adını ve dinini yüceltmek uğruna bu insan yaşasa ölse bu insan şehittir. Ama üzerinde kul hakkı var, onu ödemeden cennete giremeyecek. Şehit dahi olsa o sorumluluğunu vermeden cennete giremeyecek.
Hocam namaz kılmıyor. O namaz hesabını vermeden cennete giremeyecek. E hocam peki bunun şehitse o zaman ne farkı vardı? O ve sorumluluklarını, o cezalarını çektikten sonra Allah-u Teala onu şühedayla aynı yere koyacak. Peygamberler ve şehitlerle aynı statüye koyacak. Tabi burada dikkat etmemiz gereken olay şu yani namaz da kılmasa, kul hakkı da olsa eğer az önce sayılmış olduğumuz gerekçelerle vefat etmiş şehit olmuşsa bu kimseye ölmüşse yani şehit denir. Ama o kul hakkını ödemeden cennete giremeyecek, o sorumluluklarını gidermeden yine aynı şekilde cennete giremeyecek. Ha Rabbimiz affedebilir mi?
Rabbimiz fazıl ve rahmet sahibidir. Dilediğine dilediği şekilde günahlarını affedebilir.