Yoğun Bakımdan Çıkan Kişi Namazları Kaza Etmeli mi? – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=52TgzT8M2to.
Belli bir süre yoğun bakımda kalan kişi sonradan iyileştiğinde bu süredeki namazlarını kaza etmesi gerekir mi? Allah Teala Ayet-i Kerime’de buyurmuş olduğu Allah kuluna gücü yetmeyeceği şeyle mükellef tutmaz ilahi emri nispetince
gerek oruç olsun, gerek namaz olsun bütün ibadetlerde bir takım mazeretler olması durumunda Mevla Teala kulların mükellefliklerinden bir takım takvifliğe, bir takım kolaylığa izin vermiştir. Örneğin oruç seferdeyken namazın 4 dekattan 2’ye dönmesi veya seferdeyken insanların oruç tutmama ruhsatının oluşması hep bu kula meşakkatin ağır gelip ona bir takım kolaylık sağlanması ile alakalıdır. Hasta olan kişi için de aynı durum söz konusudur. Şayet hasta olan kişi namazını ayakta kılamıyor ise bu durumda şeri şerif o kişiye oturarak namaz kılma hakkı tanır. Yani tabiul nur namazı kılıyor gibi oturur ve secdesini yapar.
Önce buna gücü yetiyor mu bunu dener. Şayet buna da gücü yetmiyor ise bu durumda ima ile namaz kılmasını emreder. İma ile namaz da nedir? Başını eğmesidir. Yani başını ruki de biraz eğer, secdesi de başını biraz daha eğer. Bu şekilde namaz kılmakla emrolunur. Hanifin mezhebine göre bu 3 şekilde kişi ibadetle sorumlu olur. Yani asılı ayakta, ayaktakine gücü yetmeyen tabiul nur gibi oturarak secdeli, secdeli kılmaya da gücü yetmeyen başı ile ima eder. Şayet kişi başı ile de ima edemiyorsa ruki ve secde için bu durumda sadece göz ile ima yani gözünü kıpırdatmasıyla şu an rukiye şu an secdeye şeklindeki bir ima ile namaz kılınma durumu söz konusu değildir. Bu kişi çünkü gözünü oynattığı zaman da ima tahakkuk etmez. Hani hibe sebine göre ima tahakkuk etmediğinden dolayı bu kişi namaz kılmaya gücü yetmiyordur. Namaz kılmaya gücü yetmediğinden dolayı o vakitte o ibadetle sorumlu olmaz. İbadetin edasıyla sorumlu olmaz çünkü bu adam başını oynatamıyor. Şimdi yoğun bakımdaki hastalarda veya baygınlık geçiren kişiler de aynı şekildedir.
Kişi söz gelimi diyelim 5 gün baygınlık geçirdi veya yoğun bakımda işte baygın bir şekilde uyutuldu. 5 gün boyunca bu şekilde oldu. Sonrasında ne yaptı? Bu kişi iyileşti. Bu 5 gün içerisinde bu kişinin kendinde olmadığından dolayı namazı kılma durumu söz konusu değil. Namazı kılma durumu söz konusu olduğundan dolayı sonrasında bu kişi nasıl hareket edecektir? Bu konuyla alakalı kaynaklarımızı şu şekilde geçmektedir.
Şayet kişi hastalığından dolayı ayakta kılamıyor, oturarak kılamıyor ve başıyla da ima edemiyor ise bu durumda bakılır. Şayet bu kişinin bu durumu 1 gün namaz 1 günlük namaz dediğimiz 5 vakitten az sürecek olur ise yani 2 vakit oldu 3. vakitte iyileşti. Bu durumda 1. ve 2. vakiti diyelim kılamadı ise 3. vakitte iyileştiği zaman gerinin kazasında yapar. Burada herhangi bir tarif ve söz konusu değil. Söz gelimi diyelim 4 vakit uyuyakaldı veya baygın kaldı sonrasında iyileşti. O 1. 2. 3. ve 4. rekatları namazları kaza eder 4. son vaktinde zaten vaktindedir edasını yapar. 5 vakitin altındaki durum bu şekildedir. Yani namaz kılamayacak şekilde ima yapamayacak şekilde olsun isterse baygın olsun fark etmez her halükarda geriyi kaza eder. Ancak şayet bu baygınlık veya bu ima yapamama durumu 5 vakit aşacak olur ise yoğun bakımlarda kişilerin 1 hafta 10 gün 1 ay veya 6 ay olduğu gibi sonradan kişi diyelim iyileşti. Böyle bir durum oldu bu kişi başını ima edecek şekilde değil veya işte boynunda birtakım problem oldu felç geçirdi bu kişi boynunu kıpırdayacak gibi değil ama sonrasında Allah Teala şifa takdir etti ve iyileşti.
Bu kişilerle alakalı ki durum ise hanefi kaynakları arasında ihtilaflıdır. İmam Mevsili’nin ihtiyarda yapmış olduğu görüşe göre bu kişi 5 vakit namazı aşmıştır ve 5 vakit namazdan sonra daha fazlası kazaya kalmıştır. Ne edasını yapabilmiştir burada ne de sonuçlı kazasını yapabilmiştir.
İşte bu kişi imam Mevsili hazretlerine göre 5 vakit aştığından dolayı sadece 1 günlük yani 5 vakitlik namazı kaza eder. Geri kalan 10 gün müydü o 9 günün kazası gerekmez. Çünkü bu kişi bu ibadeti yapmaya güç getirememiştir. Sadece o 5 vakit yapması gerekir. İmam Mevsili hazretlerinin tercihi bu yöndedir yani kişi ima yapamazsa yapamaz haldeyse veya baygun oldu bu şekilde yapamadı. Bu durumda ise bu durumda sadece 1 günlük kazasını yapar 5 vakit. Vittir ile beraber ondan sonraki günlerse sorumlu değildir.
Ancak meselette diğer görüşe göre ki Zahir rivayeden akledilen Muhyiddin Burhani’den akledilen Beda-i Sanayi’den akledilen ve imam Nerginen’in tercih etmiş olduğu ve Fetah-i Hindye’nin tercih etmiş olduğu görüş ise şu şekildedir. Şayet kişi ima yapamaz ise veya namazı bu şekilde kılamaz ise ve bu da 5 vakit aşmış ise az önce dediğimiz gibi 5 gün, 1 hafta, 10 gün, 20 gün bu şekilde durumu olmuş ise başını kıpırtılacak durumu yok veya yoğun bakımda geçirdi günlerini bu şekilde ise bu durumda bu kişi hiçbir şekilde, hiçbir namazın kazasıyla sorumlu değildir. Yani az önce imam Mehsul Hazretlerinin dediği gibi sadece 1 günlük 5 vakit namazın kazasıyla sorumlu görüşünü nakletmiştik. Onunla da sorumlu değildir. Mutlak surette bu kişi ima yapmaya güç getiremediğinden dolayı ve ima yapmaya güç getiremediğinin ötesinde bu 5 vakit aştığından dolayı
tekrar yani kişinin üzerine kaza 6. vakite geçtiği zaman da artık kesrettir. Kesretle kula zorluktur prensibince. Sahibi tertipte de biz aynı yaklaşım üzerinden hareket etmekteyiz. Burada artık 6 vakit geçtiğinden dolayı kulun kendi ihtiyarı kendi gevşekliği ile de alakalısı yoktur. Bundan dolayı bu kişi bu süreçte yani ima yapamamış olduğu ve namaz kılamamış olduğu hiçbir namaza sorumlu olmaz.
Geriye dönük herhangi bir kazasını yapma durumu olmaz. Çünkü kulun namaz kılmaya veya namazın fiillerini yerine getirmeye istihdatı gücü kudreti yoktur. Kudret olmayınca Allah Teala kulu ibadetle sorumlu tutmaz. Bu prensip gereği mezhepte asıl olan görüşe göre şayet bu hastalık ve bu ima yapamama durumu 1 gün aşacak olursa
6-5 vakit aşıp 6. vakit olacak olursa kul geriye dönük herhangi bir namazla sorumlu olmaz.
Saygı olan görüş bu görüştür.