#ASTROSOHBET Jüpiter retrosu ve Progress haritalar üzerine -Nisan 2019

#ASTROSOHBET Jüpiter retrosu ve Progress haritalar üzerine -Nisan 2019 videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=6DhrF1j87zM. Merhaba arkadaşlar, hepinize selamlar. Merhaba, nihayet bir astro sohbette buluşabiliyoruz. Merhaba, hepinize selamlar. Allah nasip ederse Burçin ile görüşeceğim. İnşallah Burçin’in… Muazzam sevindim seni gördüğüme. Ben de hocam. Merhaba. Merhaba, o kadar uzun süredir seninle görüşmek için uğraşıyoruz…

#ASTROSOHBET Jüpiter retrosu ve Progress haritalar üzerine -Nisan 2019

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=6DhrF1j87zM.

Merhaba arkadaşlar, hepinize selamlar. Merhaba, nihayet bir astro sohbette buluşabiliyoruz. Merhaba, hepinize selamlar.
Allah nasip ederse Burçin ile görüşeceğim. İnşallah Burçin’in… Muazzam sevindim seni gördüğüme. Ben de hocam. Merhaba.
Merhaba, o kadar uzun süredir seninle görüşmek için uğraşıyoruz ki bir türlü görüşmek nasip olmamıştı Burçin. Allah demek ki bugüne nasip etmiş. O zaman konuşacak çok şeyimiz vardır diye düşünüyorum. Nasılsın? Aynen öyle, iyiyim hocam. Yaklaşık 3 hafta her çarşamba makyaj yapıp oturdum. Ay kıyamam.
Ama arka planda biz sizinle konuştuk tabi duyulmadı görülmedi ama benim için çok keyifliydi her şeye rağmen. Öncelikle çabanız için de ben çok teşekkür ediyorum. Yılmadan başka biri de seçmeye geçmeden benim hakkımı tuttunuz. Onun için çok teşekkür ediyorum. Sağ olun. İki tane önemli şeye denk geldi. Bir tanesi iki zırhlı iş açılıma denk geldi. Bir tanesi Esma ile Edildiş ile denk geldi.
Ama ben kıyamam. Ve seninle konuşamadığımız için de biliyorsun belki retrolarımdan geldik geldik. Evet aynen. Neyse kısmet bugüneymiş Burçinciğim. O zaman seni tanıyan arkadaşlar vardır belki ama sen gene de kendini tanıt. Ve ondan sonra nelerden konuşacağız bugün Astrologide? Başla.
Tamam. Burçin Yalçın 35 yaşındayım. Evliyim bir kızım var. Sağ olun. O zaman da söylemiştim. Astrologi aşığıyız hepimiz gibi. Hepimiz. Aynen. Onun dışında bu kadar hocam. Sorularımıza geçecek olursak güncel olarak Jüpiter retrosundan başlayalım isterim ben de.
Tamam. Jüpiter bize neyi anlatmak istiyor retrodayken? Retroların çok korkulacak bir şeymiş gibi düşünüldüğü gibi bir algı da var. Eyvah işte şu retro bu retro diye bir kaygı da var. Bir de burada çok merak ettiğim bir şey var hocam. Jüpiter yayda retro ama Jüpiter balığı da yönetiyor. Klasik Astrologide bildiğimiz kadarıyla.
Balığın kestiği evimize de dikkat etmeli miyiz yoksa sadece Jüpiter yayın olduğu ev alanlarımız mı alakadar ya da natalımız da illa o açıda bir gezegene mi değmeli? Bazen diyoruz ya belki de bu retro sizi hiç ilgilendirmeyecek. Bu konuda çok bir kargaşa var açıkçası benim açımdan da. Önce bunları sizden dinlemek isterim.
Şimdi teknik olarak ben Jüpiter retro için bir video yapmayı planlamıştım ama ayrıca bir video yapmak yani bunu seninle konuşmak benim için çok daha iyi oldu. Şimdi Jüpiter gibi bir sosyal gezegenin retro yapması hem de kendi burcunda retro yapması tabii ki bütün herkesi ilgilendirir. Yani öncelikli olarak şunu söylemeyiz. Benim Jüpiter ile hiç alakam yok haritamda. Öyle bir evim de boş zaten falan gibi bir şey de söyleyemeyiz her durumda.
Jüpiter haritada hem yay hem balık evlerini yönetir. Kaldı ki transit gezegenler açısından düşünüldüğünde Merkür’ün balıkta olması, Neftün’ün balıkta olması, Venus’un balıkta olması Jüpiter retro’su ile çok direkt ilgili. Yani sadece natal haritanızdaki balık burcu evlerini ve yay burcu evlerini değil bu transit gezegenlerin enerjilerini de düşünmemiz gerekiyor.
Bu açıdan Merkür’ün özellikle Venus ve Neftün’le hepsinin Jüpiter’e bağlanması ve retroda olması kelime karşılığını mesela söylemek gerekirse inner wisdom derdim ben. İtsel bilgelik Merkür’ün balıkta olması, Neftün ve Venus’ün ilahi enerjide çok ruhsal ve mistik bir noktada olması ve bu noktada Jüpiter’in de retroya dönmesi
inner wisdom, itsel bilgelik ve vicdan kanalıyla direkt bir muhatap olduğunu, zamanın başlıyor olduğunu gösterir. Şimdi arkadaşlar ben hep şunu söylüyorum ben Satürn’den korkmuyorum. Çünkü Satürn çok neftir hani sınırları bellidir, istedikleri bellidir. Satürn’ün istediği şey çok bizde bir şeylerin hep düzeltilmelisidir. Düzeltilme ihtiyacımızdır ve biz Satürn’e göre davranırsak zaten o bize vize verir yani o bize geçit verir. Fakat Jüpiter çok daha bana göre tehlikeli bir gezegen. Çünkü Jüpiter bizi doğru zannettiğimiz şeylerdeki yanılgılarımızı ya da doğru kabul ettiğimiz yargılarımızı, ön yargılarımızı, vicdani kararlarımızı, hak, hukuk, adalet ve etik konularımızı çok gündeme getiriyor. Özellikle retroda olduğu zaman bir tür ister istemez çifte standartlara doğru kayan bir meyil olabilir.
Ve bu durumda Jüpiter’in retro’sunda sizi vicdanen kendinizle çok net olmanız gerekir. Asla ikilemde kalmamalı, etik değerler konusunda asla kendi vicdanınızda çelişkiye düşmemelisiniz. Eğer etik değerler ya da ikilemlerde sorunlar yaşarsanız ve kendi vicdanınızın kabul etmediği şeylere eğilim gösterir ve onları eylem planında hayata getirirseniz,
işte bu noktada Jüpiter directe döndükten sonra tokatı çok sert olur. Çünkü Jüpiter şunu aslında bize retrodaya kendisi söylüyor. Diyor ki sizin bir teraziniz var ve bu terazi vicdan terazisi ve içsel bilgeliğiniz burada. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyor. Çoğu zaman bizler toplumsal anlamda, hangi toplumun içerisindeysek onun etik kurallarını, onun ahlaki değerlerini, onun inanç kalıplarını alırız ve bunları asla doğru kabul ederiz. Bu her toplum için böyledir. Ve fakat çoğu zaman evrensel ahlak ve evrensel vicdan noktasında genelde yeniliriz. Yani bir şey bize hak olarak verilmiş olabilir ve fakat bir şeyin bize hak olarak verilmiş olması hakikaten evrensel ahlak ve evrensel etik açısından doğru mudur?
Aslında Jüpiter bunu sorgulaktırıyor. Yani şimdi diyelim ki patronunuzun önüne iki proje sundunuz. Sizinle beraber bir arkadaş daha sundu ve ondan sonra patron da iki projeyi de doğru düzgün şey yapmadı. İncelemedi. Ben de zaten hafif böyle oynakta bir enerjideydim yani. Böyle azıcık canibemi kullandım. Projeyi aldım mı yani? Aldım mı yani aslında? Almış mıyım o benim? Onu hak ettiğimi mi gösterir? Yani burada söylemek istediğim şey şu. Yaptığınız şey kendi içinizdeki etik değerlere, etik kurallara çok uygun olmalı ve burada bir ilahi etiği gözetmelisiniz. Dışarıdan başarı gibi görünen şey ne kadar başarıdır?
Ya da toplumun sizi takdir ettiği şeyler aslında sizin kendinizi gerçekten evet ya ben bunu doğru yaptım. Hani herkes bana hayır diyor ama ben doğrusunu yaptığımı biliyorum noktatındaki bir duruşta mı hayata bakıyorsunuz?
O yüzden Jupiter aslında retroda arkadaşlar insanı denemeye geliyor. Yani başarı algısı vicdandan ön planda mı? Orada hırs daha mı ön planda? Mars’ın ikizlerde olduğunu unutmayın.
Mars ikizlerde bir şeyleri çabuk yoldan halletmek isteyecektir. Sonra Mars’la yengeçe geçtiği zaman bazı şeyleri aşırı duygusal alınganlık hatta bazı durumlarda çirkeflik enerjisinde çıkartacaktır. Çünkü Mars’la yengeçte de çok zarardadır biliyorsun. Hani kavga dövüş olacaktı ve bu noktada kişi kendini haklı çıkartmak için Mars’ın ikizler ya da Mars’ın yengeç etkisiyle kendini haklı çıkartmak için bir takım durumlar yaratabilir.
Ve hep şunu söylüyorum gerçekten haklı mısın? Gerçekten doğru musun? Gerçekten hani vicdalen sen yaptığın şeyin arkasında mısın? Yani yaptığın şeyin arkasında durmak çok önemlidir biliyor musunuz? Yani ben bunu yaptım ve bunun hani şu sebebi bile önemli değil. Doğru olduğuna inandığınız şeyi yapmış olmak çok önemli. Ve tabii ki buradaki doğru evrensel doğru olmalı. İlahi adaletle muhatap olmak istemiyorsanız ve birisi size bir şeyi yap dediği için değil, siz onunla evrensel doğru içerisinde bir eşitlik noktasına gidiyorsanız yapmalısınız.
Eee aksi takdirde kimse kurban değil. Ben bunu anlatıyorum. Yani mesela bana bir emir veriyorlar. Diyelim ki ben askerim. Ondan sonra diyorlar ki şu ülkeyle savaşıyoruz git burada kadın, çoluk, çocuk kim varsa öldür.
Şimdi benim görevim zaten bu. Hani bana verilen emri yerine getirmek zorundayım. Ve fakat benim oradaki içsel vicdanım bana diyorsa ki bu benim doğru değil bu yanlış bir şey. Yani ben tamam savaşta olabilirim ama kadın, çoluk, çocuğu öldürmemeliyim.
Duygusunda isem eğer ve bunun arkasında durabiliyorsam işte etik değerim daha doğrusu sınavım budur. Ne demek istediğimi anlatabildim mi bu için? Yani orada sistemin size yüklediği şey sizin göreviniz olabilir. Sizin hani zaten emir kulu olabilirsiniz. Ya da ne bileyim işte bir şekilde doğru toplumsal algıda doğru olan görünen şey olabilir. Ama gerçekten doğru mudur? Gerçekten vicdanınızda bunun yeri var mıdır? Kendi etiğimizle onu kıyaslayacağız ve yaklaşık 3 ay sonra retro bittiğinde de herkes ekleyeni biçecek gibi ya da ödülünü ya da cezasını bulacak gibi bir durum var. Kesinlikle çok tehlikeli. Yani ben Jüpiter’in transitlerinden gerçekten korkuyorum.
Çünkü oradaki vicdan ve ahlak ilahi kanalın maksimum rotasında olmazsa biz beşer şaşarız. Hakikaten o andaki anlık başarılar, anlık farkındasızlıklar, işte Mertürk Balıklı, Mert İkizler aman ne bileyim bana söylediler ben de yaptım falan demek de olmuyor arkadaşlar.
Yani sistem bizim andan gafil olmamızı istemiyor. Jüpiter de bunu test ediyor. Ne kadar şuur sahibisin, ne kadar değerin var yani senin bir değerin, buradaki değer yaşama dair duyulan değer yani insana saygı duymak, hayvana saygı duymak, yaratılana saygı duymak.
Sen evrensel yasalara ne kadar saygı duyuyorsun, ne kadar idrak ve şuur sahibisin ve kendine nasıl bir duruş belirliyorsun? Birilerinin emri denir misin? Hani yap denileni mi yapıyorsun ya da kısa yoldan köşeye dönmek için o kadar haklı hukuka çok riayet etmeden kendi işini kurtarmayı başarımı zannediyorsun?
Gerçek başarı nedir? Yani gerçek başarı toplumun sana yüklediği titreler midir, isim midir, orada kazandığın para mıdır yoksa vicdalen ben doğruyu yaptım hani bütün herkes bana karşı ama ben doğruyu yaptım buna kalben eminim noktasında olduğun. Yani çünkü arkadaşlar şu Jüpiter Retrosu, huzura çıktığınızda Allah’a vereceğiniz cevap aslında Allah size soracak, sen burada doğru mu yaptın, yanlış mı yaptın, sana göre sen ne yaptın? İşte bu soruyu Allah’ın huzura çıkmadan bizim cevaplarımızın hazır olması gerekiyor. Türkçesi bu. Bu kadar. Harika. Teşekkürler.
Hele ki yay retrosu bu. Çünkü bütün gezegenler balıkta ve bütün gezegenleri Jüpiter yönetiyor. Yani sizin aşk uğruna saçmalamanız diye bir şey olamaz. Ya da dalgınlığıma geldi affedersiniz sorayım olamaz. Anlatabiliyor muyum? Yok böyle bir dünya yani.
Sizin orada tam maksimum idrat ve sezgiyle hatta hissiyatla yani hani bir dakika ya bu hani bana doğru gelmiyor burada bir yanlış var noktasını ayıkmanız gerekiyor. Yani oradaki… Sorgulamak gerekiyor. Evet oradaki hissiyat vicdan ana kanaldır. Bende çok anlaşılır olduğunu düşünüyorum.
Aynen öyle yani hocam burada Jüpiter retro da yönettiği balıktaki gezegenler de bir nevi retro gibi mi düşünmeliyiz? Yani fikirsel, haz olarak, ilişkiler olarak işte Neptune’de var hayaller olarak daha etik, daha doğru dediğim gibi. Daha kendini kandırmaya yönelik. Kandırım evet.
Yani çünkü ben inanmak istiyorum hani bir şeylerin doğru olduğuna inanmak istiyorum yani işte Neptune’un ve Venus’un aslında şu iki gün boyunca Jüpiter ile retro’ya girer girmez de kavuşuyor olması çok önemli. Çok manidar.
Çok manidar değil mi yani orada ben ruhsal bir yükselmedeyim ama ruhsal yükselmeye vicdan yüküyle gidemem. Dolayısıyla kendimi konuşlandırdığım yer hakikaten ilahi ahlak birinci olmalı ve bu kolay değildir biz nayeti insanız ve nihayet de merkür balık.
Yani içinizdeki bir ses size tamam hani olabilir çok yüksek duygulara sahip olabilirsin ama burada bir yanlışlık var diyorsa kesinlikle oradan kınava giriyorsunuz dur. Kaçarıyorsun.
Ve Venus Neptune kavuşumu da konuşmuş olduk ucundan ama ayrıca değil. Ben de konuşamadım. Venus Neptune kavuşumuyla ilgili arkadaşlar benim size uygulamanızı çok arzu ettiğim bir durum var.
Yani şöyle ki bunlar çok ilahi kanallar. Biz üç aylardayız biliyorsunuz. Bunlar çok değerli zamanlar. Bunlar çok değerli zamanlar ve bu değerli zamanlarda maneviyat, titreşim, işte frekans, enerji çok yükseliyor ve bu yüksek enerji aslında hakikaten bir tür uçurtma tesiri de yapar.
Haritalarda uçurtmaları da teslikeyecektir. Yani ben şunu demek istiyorum. Bu Neptune ve Venus’u o kadar yüksek bir sezgisellik kanalında kullanmanızı arzu ediyorum. Eğer siz ilahi plan ile bir şekilde size bir şeylerin işaret edilmesini, gösterilmesini açıkça önünüze serilmesini istiyorsanız, bunda samimiyseniz yani sisteme beni kandırma.
Yani ben zaten kendimi kandırmaya çok müsaitim diyorsanız, Jüpiter’in retrosundaki bir durum sizin gerçekleri görebilmenizi de sağlar. Yani Jüpiter eğer direct olsaydı ben hani böyle bir alıp giderdim. Çünkü orada kendi hızımda olan bir gezegenden bahsediyoruz.
Ama Jüpiter retroda değil ya şimdi ben aslında biraz daha, şey retrodaya biraz daha görebilirim. Yani hem bir şeyleri görmek istiyorum hem de kendi kendimi yükseltmek, işte o Jüpiter’in genişleyen etkisini yaşamak istemiyorum. Bu noktada Venus Neptune için şunu söyleyebilirim. Gerçekten cevabını istediğiniz bütün soruların, cevaplarını bu sürede alabilirsiniz. Yani hissiyat olarak eğer bana doğruyu gösterin, neyse net bir şekilde önüme serisin talebinde bulunursanız, burada kendi üst planınızdan, kendi rehberliğimizden, işte dualarınızla, ibadetlerinizle, enerji çalışmalarınızla, yani bir şekilde meditasyonla bunu yaptığınız takdirde emin olun size istediğiniz bütün cevaplar verilir.
Yani kullanabileceğiniz en üst boyut burası. Maneviyatı zaten saymıyorum. Orada hakikaten sizin ilahi planı yükseltebileceği kadar yükselebileceği bir enerji var. Harika. Peki ilişkiler bazında bunun bir tesiri var mıdır hocam? Sanki oradaki Neptune olunca böyle hem balıkta olması böyle biraz kaotik bir ortam ya da olmayacak ilişkiler hayali kurmak gibi bir şey verebilir mi bize?
Yani… Zikirsel retro olduğu için vermez işte onu anlatmaya çalışıyorum. Anladım. Oradan alıp yürütmüyor retro oluşu bu anlamda. Evet. Ve şunu da unutmayın yani arkadaşlar hep söylüyorum. Gerçek aşk duygusu, Venus Neptune ilahi aşk demektir. Şimdi biz gerçek aşk duygumuzu zaten ilahi aşkı eşitlemeliyiz.
Yani sonuçta insan aşkı, fani aşk, dünyasal aşk enerjisi hep düşük yani beşer forma ait enerjilerdir. Biz kendi içimizdeki duyguyu yükseltmezsek ve doğru kanala kendimizi kanalize etmezsek o zaman bize gelen enerjiler de doğru olmaz. Daha doğrusu muadil olmayız, eşit olmayız. O yüzden orada Neptune, Venus ile ilahi aşk kanalında kendimizi yükseltmemiz gerekir. Ve bu frekansa çıktığınız zaman o frekanslan insanlarsa gelir. Yani doğru insanın gelebilmesi için bunu kullanmak lazım aslında. Ya da ilişkiyi doğru seviyeye taşıyabilmek için bunu kullanmak lazım. Yani ben seninle dünyasal anlamda sadece hani beşer formunda bir ilişki yaşamadığım bir anlamı yok ki bir şey kazandırmaz. Bizim ruh enerjimiz var ve ruh enerjimizde bir birlik temasına, bir doyum temasına, bir sevgi temasını yakalamalıyız. Yoksa biz seninle sadece dünya şartlarında ve dünya standartlarında ki algıya göre bir hayatı hani sanki hiç ölüm yokmuş gibi sadece bu dünya içerisinde bir şekilde kurgulamaya çalışırsak bu sefer zaman algısına yeniliriz. Sakin külütü güne yaydığımı işte hayatın zorlukları bizi ayırır. Ondan sonra zaten sen bana hiç faydalı bir insan değilsin. Ben seni siler atarım çıkar ilişkisi devreye girer. Beklentili bir aşkı dönüşür. Beklentili bir aşkı dönüşür. Yani bunların üstüne çıkmamız gerekiyor. Biz çünkü madde planını deneyimleyen çok naif ruhlarız. Öncelikli olarak bunu bilmemiz gerekiyor. Bence çok güzel bir zamanlama. Bunları yaşayabilmek için.
Herkes kendi inancına ya da şeyine göre bir yerinden tutmalı diyorsunuz. Enerji, meditasyon, dua, namaz. Herkes uygun olduğu şekilde. Harika. Yine evler konusuna geleceğim hocam.
Biz Saz Gökgüz’e olarak baktık ama mesela benim Jüpiter’im 7. ve 8. evimi ilgilendiriyor, kesiyor. 10. evimde balık. Ben sınava hangi alanda tutulacağımı evler bazında mı algılamalıyım bu durumda?
Ya da dinleyen herkes için. Demek ki benim yüzleşmem, gerçekleri görme açısına ya da Allah’a karşı, Yaralara karşı kendi içime dönüp tam doğruyu bulmam 7. 8. ve 10. evlerimle alakalı olacaktır diyebiliyoruz değil mi? Doğru anladıysam.
Şimdi Jüpiter Retrosu’nun verecek yaşam sınavlarından bir tanesi de şu. Güç size geçtiği zaman ne kadar zalim olabilirsiniz? Şimdi diyelim ki biz seninle evliyiz 7. evli konuşuyorum. Sen bana çok haksızlık yaptın evliliğimiz boyunca. Yani ilişkimiz süresince ben seni hep böyle şey yapmak zorunda kaldım, toplamak zorunda kaldım. İşte bir türlü bir şekilde ilişkimizde bir denge yoktu 7. evli konuşuyorum. Şimdi öyle bir durum oldu ki ben artık kendi içimde çok güçlendim. Jüpiter Retrosu’yu girdi 7. evve geldim ve ben aslında şu anda senden daha güçlü pozisyondayım. Ve hak bana geçti.
Ve şu durumda ben senin bana yaptığın eziyetleri bir bir sana yapmalı mıyım? Çünkü hak ettin. Yani yaparsam kısasa kısas çalışacak çünkü teknik olarak sen bana çok eziyet ettin evlilik boyunca. Ben bunu yapmalı mıyım? Bunu yapıyor olmak beni seninle eşitler mi? Yoksa ben ya evet evet o bana çok hani büyük haksızlıklar yaptı ama benim algım, benim değer yargım bunu değil.
Ben hani büyüklük bende kalsın. Deyip affedici mi olacağım? Evet, toleru edebilecek miyim noktasına geçebiliyor muyum? Örnek mesela evliliklerle ilgili konu bu. Ya da 10. evde kariyer hayatında diyelim ki hakikaten senin hak ettiğin ya da bir başka hak ettiği bir tarifi olabilir, bir pozisyon olabilir, bir hak ediş olabilir 7. ve 8. evlerde.
Ve diyebilirler ki yani işte biz sana 10 söz vermiştik ama hani 3 verebiliyoruz. Ya da işte bir şekilde yasal boşluklardan kıtıp kıytırıp mıytırıp sağdan kopartıyoruz, soldan kopartıyoruz. 10 liralık hakkını 3 liralık veriyoruz sana. Şimdi senin bu durumdaki reaksiyonun tepki nedir? Şimdi burada hakkını ararken köprüleri yıkarak mı? Yok hani ne olursa olsun her şeye rağmen haklı yığın davasını güleceksin. Yoksa karşındaki insanlarla bir masaya oturup en doğru, hakkaniyetli, makul bir şekilde orta yolu bulabilecek misin? Yani bu özellikle boşanma davalarında, ortaklıkların ayrılma süresinde. Sen ne kadar çalıştın, ben ne kadar çalıştım, hangimiz ortaya ne kadar sermaye koydu, bu sermayenin ne kadar iş için kullanıldı.
Belki yedin içtin, gezdin eğlendin, ben sürekli çalıştım şimdi oturup da eşit ortaklıkları mı almalıyız yoksa hakikaten kim ne kadar hak ettiyse, çalıştıysa onu mu almalıyız gibi gibi durumlar. Anlaşmaya varma konuları masaya yatırılıyor. Yani bunlar konuşulur, konuşulması gerekiyor. Tabii ki bulunduğu ev çok önemli.
Yani ikinci evde yaşıyorsanız eğer siz böyle bir transiti, o zaman öz değerleriniz ve kaynaklarınızı kullanan insanlar ya da sizi sömüren insanlar var demektir belki etrafınızda. Belki hak ettiğiniz geliri gerçekten size vermeyen ama sizi gece gündüz 24 saat çalıştıran insanlar olabilir. Bu noktada kendinize bu haksızlığın yapılmasına daha ne kadar müsaade edebilirsiniz ya da buna nasıl bir çözüm getirebilirsiniz?
Burada adam da benden çalıyor zaten ben de onun şusunu alsam acaba bir şey olur mu diye mi düşünüyorsunuz? Yani dediğim gibi bu MUA İçicik sınav konusu. Tam bir hakkaniyet doğum günü içerisinde. Evet ve hep şunu söylüyorum. Jüpiter biliyorsunuz çok kibirle çok alakalıdır. Yani büyüklük bende kalsın derken bile kibir yapmamak gerekiyor.
Yani ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum acaba Burçin? Yani çok haklı olabilir insan. Haklı olmak o haklılığının tahsilatını yapmak anlamına gelmez. Ben her zaman hak hukuk konusunda olayı Allah’a bırakılması gerektiğine inananlardanım. Çünkü o gerçekten hani ben birebir hakkımı senden almaya karar verirsem ve buna yönelik eylemler yaparsam iki türlü tehlikesi var.
Birincisi hakkımı fazla almış olabilirim senin hakkın bana geçer. Yani hani senden hak alacağım derken fazlasını almış olabilirim. Gene bir adaletsizlik olur. İki senden hak alacağım derken işte yeteri kadar alamam bu sefer gene bana yazık olur. Yani o yüzden her iki durumda hakkım birinden almamakla ilgili bir noktada kalıyorsanız eğer bir ruh olarak ne yapıştı zannederim.
Benim hakkımı bahsedir Allah benim hakkımı bana verir zaten deyip kendinizi oradaki konunun içinden çıkartmakla. Çünkü bu konu gerçekten çok zor bir konu. Yani ilişkilerde evliliklerde belki yıllarca süren şeyler oluyor. Yani birbirini eziyet eden insanlar var maddi manevi birbirlerine yük olan insanlar var.
Şimdi oradaki hak hukuk o kadar incedir ki biz bilemeyiz ki orada belki bir karma borcu ödeniyordur. Ya da belki bir yaşam sınavı vardır. Belki bir sabır deneyimi vardır. Belki bir hani bir ruhun bir diğer ruha hizmeti vardır. Yani bütün bunlar ilahi kanalda bilinebilecek şeyler ama dünyevi açıdan bakıldığında bunu bilemeyeceğimiz için. Yani bunu yaşayan bile idrak edemeyebilir çok doğal olarak.
O yüzden benim hakkım belki de hakkımın sahibi de Allah’tır. O bana verir zaten demeyi. Yani eğer kalbim buraya gelebiliyorsanız en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Harika teşekkür ederim hocam. Progreslerle ilgili girelim mi yoksa? Veynüs ya da Neptün ile ilgili bir şey var mı sizin ürünün?
Veynüs ya da Neptün ile ilgili mesela rüyalara dikkat edin. Merkür de balıkta hazır. Merkür balıktan çıkmadan. Merkür koça gerene kadar serbest. Bütün sevgiler tavan yani. Bütün şifa çalışmaları, her türlü işte regresyon terapileri, testa heening gibi tür terapiler. Herhangi birinin biriyle telepatik şekilde konuşma.
Mesela bazen öyle şeyler olur ki Burçinciğim, şimdi aramızda bir kusumet olmuş olabilir. Ben de suçlu olduğumu biliyorumdur ama şimdi dünyasal boyutta senden gelip özür dileyemiyorumdur. Yani birçok sebepten olabilir. Yani bu benim içime dersdir ama seninle de bir yüz yüze gelemiyorumdur. Mesela böyle durumlarda… Rüyama giriyorsunuzdur. Rüyama giriyor olabilir de en azından ruhsal boyutta gelip senin ruhundan özür dileyabilirim. Yani hani yüz yüze dünyasal anlamda gelemiyorsan bile hani ruhsal bir boyutta enerji olarak sana gelip samim bir şekilde ya yanlış yaptın beni affet diyebilirim. İnsan insana bunu diyemez ama ruh buna bunu der. Yani eğer böyle şeyler yaşıyorsanız hayatınızda hani aranızda küskürlükler, kırgınlıklar olan insanlar varsa bir şekilde barışmak ya da tekrar görüşmek istiyorsanız bir adım atılması gerekiyorsa ve bu real boyutta olamayacak bir noktada iseniz başka şehirlerde olabilirler, başka ülkelerde olabilirler.
Hiçbir şey olmazsa arada o kadar şey yaşanmıştır ki hani insanlara artık yüz yüze gelecek duruma gelmemiş olabilir. Bu boyutta mesela bu açıları yani bu kombinasyonları hani ruhtan ruha yani kalpten kalbe konuşmak olarak kullanmanın çok büyük faydası var yani telepatik. İletişim için muazzam zamanlar yani Venus Neptune’a ilgili daha da fazla bir şey söylemek istemiyorum ama anlaşılır olduğunu zannediyorum.
Kesinlikle hocam şimdi verdiğiniz örnekler benim tüylerimi ırpaktı. Hayatımdan öyle kesitler verdiniz ki bu son verdiğiniz örnek, onun öncesinde verdiğiniz hak hukuk mevzu anlatamayacağım tabii uzun mevzular ama çok özür dilerim. Verdiğiniz örnekler benim kafamda tek tek oturdu.
Hepsi şu an çok daha net kafamda yani rüyalarla ilgili kısmı o telepati kısmı birebir yaşadığım iki günlük üç günlük durumlar. İşte bu hak hukuk mevzu eskiden gelen iş yerimle ilgili süren davamın sonucunu bekliyor olmam vesaire yani hep örnekleriniz. Ben bunu hissederek söylediğinize çok inanıyorum. Sizin o anlamda yatsınamaz bir durumunuz var zaten. Takdir etmek bana düşmez zaten. Gerçekten tüylerimi ırpaktınız hocam bir kez daha. Çok sevindim. Ama genelde benim bütün konuştuğum kişilerin hayatını dahi bilgileri bana konuşturuyorlar diye düşünüyorum. Çok enteresan hocam evet yani. Bunu çok duyuyorum çünkü.
Bu benimle ilgili değil bu maksimum kanal olmaya niyet etmiş olmamla alakalı. Neden bu örnekleri seçtiğimi bile bilmiyorum. Muhtemelen bu senin enerjinin bende ki yansıması. Eğer hani bu tarz zaten kanallar açıksanız karşınızdaki insanın maksimum fayda niyetiyle oturuyorsanız şu andaki benim niyetim o. Herkese maksimum fayda niyetiyle oturuyor. O yüzden kanal bilgisi açılıyor.
Çoğu zaman hani oradaki verdiğim örnekler söylediğim cümleler bana ait gibi hissetmiyorum bile yani. Genel bir ilgiyi söylüyorum öyle bir şeyler. Evet öyle yani. Muhteşemsiniz hocam gerçekten yani. Tüylerimi gösterebilseydim keşke. Sevindim ama. Teşekkür ederim. Hocam progress ile ilgili de yine benim kafamda deli sorular var. Bir kere progresse baktığınızda ben Sevilay Erinçten progresse baktığında ilk neye bakıyor? En önemli şey ne progres de görmemiz gereken? Ayfazı. Ayfazı. Süper. İlk ona bakarım. Neyi anlatacak hocam bize Ayfazı? Şimdi benim bir natal Ayfazım var diyelim. İkizim ikizim var.
Natal Ayfazı bana zaten bir içsel driv, içsel motivasyon veriyor. Benim hayattaki arabamı nasıl sürdüğüm, hangi motivasyonla sürdüğüm benim Ayfazımdır. Yani hepimizin bir arabası var. Yaşam arabası diyelim. Hepimizin bir arabayı sürme şekli var. Yani tırıs tırıs mı sürüyorsunuz, rallimi yapıyorsunuz. Başkasını kullanıyor. Başkasını kullanıyor, direksiyonunu veriyorsunuz. Yani neyse orada yani. Oradaki Ayfazı çok önemlidir.
O hayatın sürücüsü enerjisindedir. Şimdi progres haritalardaki Ayfazı o dönemdeki arabayı nasıl kullanıyor olduğumuzu gösterir. Diyelim ki gerçekten öyle. Benim ayım galzamik bir ay. Yani Berlim genelde bütün herkes gider. En son ben giderim. Yani enerji öyle çalışıyor. Bende mümkünse gitmeyeyim ama gitmek zorundayım. Hay Allah kahretmesin gideyim bari diyen bir şoförüm yani. Ben kendi hayatım için söylüyorum. Ama benim Ayfazım yeni ay enerjisine girmişse, ben şunu diyorum, kaçılın kaçılın yani. Çekilin çekilin ben geçeceğim. Çünkü neden orada bir şey, bana bir enerji geldi. Benim bir öne geçme ihtiyacım var. Bir şeyi bir başlatma enerji var. Evet natal Ayfazım ne olursa olsun. Progres Ayfazım benim o süreçte ya da dolumay olabilir. Yani beni hiç kimse yarımdan kıpırdatamaz. Mesela valzamik Ayfazı.
Bir ilişkim var benim şu anda benim o ilişkiyle ilgili yaşamak istediklerim var. O zaman hiç kimseyi tanımam yani. Direkt dolunay Ayfazım çalışıyordur. Yani tamamen odaklı olduğum konum vardır orada. Ya bir ilişkidir ya bir ortaklık, bir şeydir yani beni yöneten ana enerji. Ve ben birisine göre kendimi ayarlıyorum. İki arabanın ralli yaptığını gibi düşünün dolunay Ayfazım’da. Hani bir şeyleri yakalamaya belki yenmeye çalışıyorum.
Kendimi ispatlamaya çalışıyorum. Bu bir ilişki olabilir, bir şey olabilir. O zamanki motivasyonum çalışıyor. Dolayısıyla progres haritaların temel konusu şu. Hayatı o anda nasıl yaşıyorsunuz? Çünkü ben progres haritalara şöyle diyorum. Natal haritalar bizim doğumdan ölüme kadar ataylet içeriği, sabit olan haritalarımız ya. Yani ben doğdum evet eyvallah sevgiler. Ama ben bir bebek olarak kalmadım.
Yani bebek oldum, genç oldum, yetişkin oldum, yaşım ilerledi. Evlendim, çoluğum, çocuğum oldu. Yaşlanıyorum, bilmem ne ölmeye doğru gideceğim. Yani mesela böyle bir sürecim var. Şimdi natal haritamın üzerindeki enerji aslında ilerliyor. Yani ben de ilerliyorum. Her şeyden önce fizik olarak ilerliyorum. Büyüyorum, gelişiyorum, öğreniyorum. Yani ben aslında bir şekilde değişiyorum.
Evet benim zeminim değişmiyor ama yani ana enerjim değişmiyor ama benim üzerindeki her şeyim değişiyor. Ben artık bebek değilim, çocuk değilim, ergen değilim, genç değilim. Yetişkinlik enerjisi var şu anda bende. Demek ki ben aslında bir zemine basıyorum ama o zeminin üzerinde, farklıım aslında doğduğum günkü gibi değilim. Dolayısıyla hayatı nasıl algıladım?
Bastığım zemin üzerinde nasıl durduğum progres haritalardır. İksel yaşam enerji. Süper. Peki hocam, progres de sizin için ne olmalıdır? Maksimumu nedir bunun? Vallahi ben şimdi progres haritalarda öncelikle onları bir natal harita gibi değerlendiririm.
Bir progres haritaya baktığım zaman natal haritayı unutur, kişi o anda nasılmışa bakarım. Yani sanki ona bir natal harita muamelesi yaparım. Bu durumda üstüne transit yüklüyor musunuz hocam progese bakarken? Tabii ki. Üçlü bakarım progreslerden. Önce bir progres haritayı kendi başında bir ele alırım. Progres haritanın ayı, güneşi ne durumda? Ascendantın ne olmuş? Ondan sonra satürnler, jupiterler retro’ya girmiş mi? Nerelerdeler? Çok enteresan mesela satürn 29 derecedir natalda. Progres de belki burç değiştirmiştir, bu çok önemlidir. Ya da retro’ya dönmüştür, geri geliyordu falan. Şimdi bunlara bakarım ve onu bir natal harita gibi yorumladıktan sonra natal haritayla üst üste koyar, sinastiri yaparım. Yani kendimle kendimi sinastiri yaparım Türkçesi. Kendimi kendimle sinastiri yaptığım zaman şunu alırım. Şu andaki mevcut halim ile doğum haritasındaki halim birbiriyle uyumlu mu? Yani birbiriyim. Kendi içimde kendimle uyumlu muyum bir kere? Yani düşünme biçimim neymiş ne olmuş? Merk Rızlı gidiyor biliyorsunuz. Ya da benim sevme biçimim ne olmuş? Marfım eylemlerim nasıl olmuş? Jupiterim satürnüm ne durumda? Burç değiştirmişler mi? Retro’ya girmişler mi?
Doğduğumdan bu güne nasıl evrildim? Ona bakıyorsunuz. Evet şu andaki halim nedir benim açıkçası? Ve konu şudur arkadaşlar. Progress haritalar her zaman çok enteresan çalışır. Her zaman şunu söylerim natal üstü transit kuru fasulye üstü külah gibidir. Dümdüzdür yani. Hani sizin orada bir şeye hazır olup olmamanızla ilgili değildir transit. Transit natala gelir. Yani transiti natala yaşarsınız. Ve fakat progress sizin o gelen transiti kaldırıp kaldıramayacak enerjiniz olup olmadığını gösterir. O yüzden haritalara trivial yani üç şekilde bakarım. En altan natal ortaya progress en üstte transiti koyarım ki transit üstü natal. Yani ben ne yaşıyorum? İki, içsel enerji bu yaşadığım şeyi kaldırabiliyor mu?
Buna hazır mı? Buna açık mı? Yoksa kaldıramıyor da bir bunu eziyet gibi mi yaşıyorum? Yani sürünüyor muyum yerlerde? Yoksa bunu bir fırsat olarak alıp değerlendirip kendimi daha da bir ilerletebiliyor muyum? Yani transiti yönetip yönetebilme becerisi progress haritalardadır. O yüzden natal üstü transit, progress üstü transit ve nihayetle natal progress ve transit üçlü haritalara bakarsanız
şunu sakın unutmayın, asıl konu şudur. Sistem sizde bir şey yaşatacaksa hazır olup olmamanıza bakmaz yani. Onu yaşatır. Ama siz kendi enerjinizde ne kadar onunla uyumluysanız dünyanın başkalarına göre en zor gelen şeyi bile sizin için çok kolay, çok rahat gelebilir. Ve ben çok sevgimi söylüyorum. Benim natal haritam çok sert ve zorlu bir haritadır tutulma çocuğum. Progress haritalar beni çok kurtarır. Neden? Çünkü benim enerjim transiti daha iyi göster. Yani göz listobu gibi natal enerjim daha sert yaşarken progress haritam transitle onu taşıyabilir enerjide kaldığında temelim çok sallanmamış ama transiti yaşamış oluyorum. Ne demek istediğimi anladınız mı? Bunun tersi de olabiliyor ama. Hani bazı haritalarda o şekilde çalışılabilir.
Natal güçlü, o anki progressi kaldıramıyor ama temel sağlamsa onu bir şekilde yaşayıp atlatabiliyor gibi. Evet aynen. Ve üç aşağı beş yukarı ben bir insanın progressinin hangi buçuğu olduğunu tahmin ederim ve ben hep şöyle söylüyorum. Bir insan hayatı boyunca üç tane buç değiştirir. Yani siz örnek bucun ne senin buçu?
İki derece boğayla doğdum hocam artık ikizler. Demek ki sen boğa, ikizler ve yengeç belki aslanı görürsün belki görmezsin. Yani hayat içerisinde bu üç burçu yaşayacaksın. Boğayı bitireceksin, ikizleri bitireceksin, yengeçi Allah ömür verirse de bitireceksin.
Şimdi her insan eğer normal bir ömrü varsa maksimum üç burç yaşayabilir. Yani hiç kimse doğduğu burçta kalamaz. Isn’t it? Yani progress açısından. Dolayısıyla çok belli bir şeydir ki siz hangi burçta doğarsanız doğun aslında önümüzdeki iki burcu daha deneyimleyeceksiniz.
Onlar sizin sırada bekleyen konularınız. Özellikle bir de oralarda bir Venus varsa, bir Mars varsa, bir Merkür varsa veya öbür gezegenler varsa bu kafadan size progress deneyiminizin ne yönde olacağını söyler. Ve çok basit matematik vardır gökyüzünde. Venus ile Merkür güneşten çok ayrılamaz. Yani ya arkadadır ya önündedir yani. Eğer arkadaysa geride bırakacaksınız. Önümdeyse onları deneyimleyerek, toplayarak gideceksiniz. Bonusları toplamak gibi bir şey. Progress’te önünde Merkür ve Venus olanlar erken yaşta evlenirler. Erken çocuk sahibi olur. Erken aşk ilişkilerine vesaire şey yaparlar. Ya da arkasında olanlar, işte bunları daha ilerleyen yaşlarda yapar. Güneşin açı alması gerekir oralarla filan filan.
Yani bu aslında herhangi birinin burcunu biliyorsan, eğer onun progress’ini rahatlıkla hesaplarsın ve o insanın hangi enerjide olduğunu da hesaplarsın. Yani boğadasın ama sen şu anda boğa olarak benimle konuşmuyorsun. Sen şu anda ikizler olarak benimle konuşuyorsun. Ben de seninle başarığım ama akrep olarak konuşuyorum şekerim.
Ben şuna bakarım sinastrilerde. Progress, progress uyumlu benim için çok önemlidir. Bir insanın natal, natal harita, natal sinastrisi uyumlu olmayabilir. Yani diyelim ki seninle natal sinastrilerimiz hiç uyumlu değil, hiç anlaşamıyoruz. Progresslerimin slaps diye üst üste oturduğunda o kadar mükemmel şeyler yaşayabiliriz ki.
Asıl sinastrili progress’e bakmak lazım çünkü benim şu anki enerjim seni seviyor. Natal enerjim sana gıcık oluyor olabilir ama şu anki enerjim seninle bir şey yaşayabiliyor. Ve hep şunu söylüyorum mesela özellikle atıyorum çocukluk döneminde lise aşkı olup da aradan işte o başkası ile evlenir, öbür başkası ile evlenir, birinin karısı ölür, birisi kocası falan filan.
20 yıl sonra bir araya gelenler progress harita uyumu ile bir araya gelir. Natal harita uyumu onları bir araya getiremediği için zaten öyle bir ayrılık tekrar birleşmişlerdir. Aynen bazen natallarda bakıyorsunuz çok uyumlu ama bir taraf yok ortada. Demek ki progress de adam ya da kadın onları gıcık oluyor ya da hazır oluyor, hazır olmuyor. Hep söylüyorum progress ayı natal serisinde gelmişse partnerin size o dönemde evlenilecek kadın görür yani bu tam benim çocukluk. Ama o ikisi 3 tane önce görmüyordur zaten çünkü o arada çalışmıyordur harita. Ama o yüzden progress seriselere bakarak çok böyle zaman ayarlarımız yapabilirsiniz. Şu anda bu insanla benim aramda gelinim var ama işte 3-5 ayın durumuna göre tabi orada ondan sonra ayıma üçgen veriyorsa Allah yani o zaman iletişime geçebilirim.
Yani astroloji bilen bir insanın yapamayacağı şey yok arkadaşlar. Eskiden kızın delillerin isimlerini ve doğum tariflerini hiç kimseye vermediğini biliyor musunuz? Çok iyi astrologlar doğum tarihini vermezler. Tabii çok iyi astrologe olmadı o da. Her yerde bilgilerimiz dolanıyor ama konuşuyor. Çünkü sanırım söylüyorum yani kadim astrologlar kesinlikle bunu vermezler. Çünkü bir insanın doğum haritasını biliyor olmak onun hakikaten çok mahrem alanına girmek gibidir. İnsana istediğiniz her şeyi yani insaklı olsunuz ayarlar bulur. İstediğinizde evet derseniz. Yaptırtabilirsiniz. Özellikle külütonik bir insaltınız yani her türlü manipülasyon… Sakın tutsun.
Benim ay külüton güneş külüton nüfus edemeyeceğim insan yoktur. Yeter ki kafama takmayayım yani. Ama başak enerjisi öyle çalıştırıyor. Zaten astrolojideki bu konu da oralardan geliyor. Yani o motivasyon öyle bir şeyin dilini görmeden rahat etmeyen bir enerjisi olduğu için başakta.
Harika tüyolar verdiniz hocam. Progres ile ilgili. Tekrar dinlerken onları açıp bakacağım tekrardan. Hatalına tanıştığı program her şeyi… Özellikle merkur verin önünde ise erken evlenir. Arkada ise geç evlenir.
Bunlar… Progresin anladığım kadarıyla ruhsal olduğunu düşünüyorsunuz değil mi? İster enerji. Ruhsal demeyelim. İster enerji. İster enerji. Yani şimdi ben 10 yaşındaki sevileyle 40 yaşındaki sevileyin enerjisi bir olabilir mi şimdi? Böyle düşün hayatı. Şimdi orada çok ruhsal da demek istemiyorum.
10 yaşındaki bir insanın enerjisi ne kadar deli dolu, daha deneme yanılma ile öğrenirken 40 yaşındaki bir insan daha bir böyle bir tecrübeleri hareket eder. Dolayısıyla şimdi oradaki enerji sadece ruhsal enerji değil. Yaşanmışlıkların getirdiği ben diyelim. Yaşanmışlıkların getirdiği ben enerjisi. Bu yaşımda neredeyim? Nasıl biriyim? Anladım. Peki, Progres’te bizim fizikken bir şey görmemiz mümkün mü?
Yani mesela bizim öğrendiğimiz kısımda ASC ve DSC burç değiştiriyorsa bu neyi ifade eder? Bunlar önemli midir sizin için? Tabii ki. Tabii ki. Progres’te mesela Ascendant, Lisendant aksını öncü burçlara geçmişse, hayatı, yapılama, kurgulandırma enerji çalışmıştır. Ascendant yengeç, oğlak aksına geçmişse konu evlilik ve çocuk sahibi olmakla alakalı konulara dönmüştür. Tam tersi oğlak yengeç aksına geçmişse konu kurumsal olmak, ortaklık yapmak, şirket kurmak üzerine dönmüştür. Eğer Aslan Kova gibi sabit aksa girmişse ilişkilerde ben-sen dengesini, ben-biz dengesini bulmakla ilgilidir. Hangisi dönüyorsa yani Kova geliyorsa Ascendant’a bu sefer bağımsızlıkla ömürlük ön planda olmalıdır.
Akslar zaten çok önemli. Ve şunu unutmayın, hayata hangi aksla başlarsak başlayalım. Aynı güneşin burç değiştirilmesi gibi bizim akslarımız da burç değiştiriyor. Tabii ki burada Ascendant güneş gibi yılda bir derece gitmez. Doğduğunuz zamana göre, yazın mı doğduğunuz, kışın mı doğduğunuz bazen daha hızlı gidebilir, bazen daha yavaş gidebilir.
Ama şunu söylemek istiyorum, samimi olarak mesela güneşin, güneşi değişken de doğmuş bir insanım, sabit aksa doğmuş bir insanım. Güneşi değişken ve sabit aks gibi ya da senin gibi güneşi sabit, yükselen bu cümle? İkizler. İşte güneşi sabit, aksı değişken olan bir insanın hayatta ilerledikçe güneşi değişken ama aksı öncüye ya da aksı sabite geçebilir.
Şimdi bu ne demek olur? Yani öncü enerji ile bir araba kullanıyorsan sen, altındaki araba çok fonksiyonludur. İstediğin her şeyi yapabilen bir noktaya getiriyordur sistem. Ama bu sefer değişken sen olduğun için acaba ne istiyorumu araştırmak yoluna gidersin. Ne demek istediğimi anlatayım biliyor musun? Yani altındaki araba çok iyi de nereye gideceğim? Karar vermen. Karar vermen gerekir. Ama tam tersi mesela sen öncüsündür de aksın sabitdir. Bu sefer sen bir şeyler yapmak istiyorsundur ama araba gitmiyordur. Benzin yok. Yani işte bir benzin yok ya da orada durman gerekiyor bir sabır işte orada asıl deneyimdir. Sen çok şey yapabilirsin ama hiçbir şey yaptırmazlarsa çünkü araba gitmeyince bu sefer sen durduğun yerde birtakım icatlar hani kendini oyalamak için. Çünkü öncülü enerjinde de var yapacak bir şey yok yani.
O aksın enerjisi senin hangi hızla gidiyor olduğunu gösterir. Öncü aksa girdiğin anda ben çok samimisim oh be dünyam varmış dedim. Çünkü ben sabit aksa doğdum. Sabit aksa doğdum. Yıllarca sabit kaldım. Değişten aksa doğdum. Kimleri götürürse oraya gittim. Ondan sonra öncü aksa geldim. Oh be dedim çok şükür. Nihayet ben artık yani hani kendim……arakete geçebiliyorum. Bu sefer güneşim sabit e geldi ama bu harekete geçmek istemiyorum. Allah kahretsin noktası. Ya hayat çok komik. Ben çünkü o kadar hani bu enerjilerle artık o kadar içli dışlı oldum ki böyle dalga geçiyorum yani kombinasyonlarla. Hepinizin öyle olmasını isterim. Çünkü en sevmediğim şey şu biz kurban değiliz. Yani biz hiçbir yaşam deneyimini işte Allah da senin belanı vermiş zaten ne halin varsa gördüğü yaşamıyoruz dünyada.
Misafeten onlardan bir şeyler öğreniyoruz aslında. Ve bir şey öğrenirken bu illaki trajedi olmak zorunda değil. Yani bir şeyi de bir keyifle hani bir acıklı bir filmi seyrederken ağladığınızda bile bir orada bir keyif ağlaması vardır canım. Yani öyle alın hayatı diyorum. Sert bir bir şey yaşıyor olabilirsin ama orada da bir hasafiyet olur bir duygusal yüksel bir alışveriş durumu olur.
O yüzden kendiniz eğer astrojik olarak dalga geçebilmek çok değerlidir yani. Kesinlikle. Bu konuda geçin isterim. Herkes için çok keyifli. Zaten hocam astroloji o farkındalığı astrolojiyle kazanıyorsunuz ve neyin neden olduğunu ya da ne anlatmak istediğini biraz anladığınız zaman o kabul ve bekleme ya da ne yapacağını bilme olayı çok daha rahat geçiyor. O zaman isyan etmiyorsunuz biraz daha ne bileyim hazır oluyorsunuz ya da kabul edip bu da geçecek ya da bu sonu bu olacak diyebiliyorsunuz. En güzel tarafı da bu olsa gerek. Şunu da söylemek istiyorum. Mesela gökyüzü öyle enteresan ki mesela asla enerjiden kaytarmanıza izin vermez çünkü ben denedim.
Kaytarabiliyor muyum diye. Kaçabiliyor muyum diye. Şöyle bir olay anlatmak istiyorum size. Şimdi çok ağır bir kırık benim Mars’ın 8. evinde sürekli kaza potansiyeli. Tatile çıkacağız ailecek. Bana gelmişler yine tepemde satır bir şeyler var. Dedim ki benim kesin araba kullanmamam lazım kaza potansiyeli var dedim. Ondan sonra dedim ki eşimiz var mı hiç bana araba kullandın mı sen kullan araba dedim.
Biz hergüzel gittik. Hatta yolda önümüzde bir geyik çıktı falan böyle eşim böyle bir şeyler yaptı. Ondan sonra dedim kazayı da atlattık. Trainsit’i geçirdim ben dedim. Ondan sonra gittiğim katil köyünde bisiklete bin sen. Bisikletten düş omuzunu kır. Ondan sonra dedim ki bana diyorlar ki sen Sevilay takıl bizi hani bizimle dalga geçme.
Senin transitini sana yaşatacağım. Yani sen üzülme hani direksiyonu ona vererek zannetme ki kaytardığın sorudan. Kaçamadın. Araba kazası olmaz bisiklet kazası olur. Çünkü ben nasıl olsa bir kaza atlattık önümüzde geyikte çıktı ya. Araba da ben kullanmıyorum direksiyonu da böyle gittik. Yok dedim ya vallahi transit gitti dedim içimde. Ama onlar da hani kul kurar kaderbiler derler ya çok doğru.
Transitten kaçamıyorsunuz arkadaşlar. Bunu bana özellikle yaşattıklarını düşünüyorum. Hani sırf orada uyanıklık yapma olmasın bunu bil yani böyle bir şey yok dedik dediler. Hocam astralağada bu yapılmaz ki ama. Ya sorma. Ama yapmayı çalıştım. Niyetim öyleydi. Ben bu transiti atlatmak için ne yapabilirim çalışıyordum. Şimdi konu şu. Olayı şöyle kabul etmek gerekiyor. Bu transiti ben atlatamayacağım.
Ama bunu pozitif ve en güzel nasıl çevirebilirim. Aynen. Retrosunu da anlattıklarınız gibi. Evet. Yani sonu değil. Bir şeyler durabilir yavaşlayabilir alıp sizi bir yere götürmeyecek. Ama bunu size bir şeylerin farkına varıp kendi iç dünyanızdaki o hesabı yapmanız için retro yapıyorum diyor dediniz. Muazzamdı. Muhteşem.
Yani transitlerden kaçmaya çalışmak doğru değil. O transiti yaşıyor olmanın size bir bilgiyi açığa çıkartacağını bilerek dolayı girmek gerekiyor. Ve fakat bu bilgi trajedi olmak zorunda değil. Yani bunu trajedi olarak almak zorunda değilsiniz. Burada aldığınız bilgiyi iki türlü almaya niyet etmenizi öneriyorum. En azından ben bunun böyle olması gerektiğini öğrendim. Bir. Birincisi şu. Bunu bana en az canım yakacak şekilde öğret. Yani ben anlamak istiyorum eyvallah ama canım yaksın istemiyorum. Ama sistemle konuşmamız gerekiyor arkadaşlar. Buradaki samimiyet çok önemlidir. Yani evet tamam bir şey bana doğru geliyor yani bir transit var üzerime doğru görüyorum. Bir şey yaşayacağım belli bir aydınlanacağım burada ama hani mümkün olduğu kadar bunu benim canımı çok yatmadan anlatın bana. Benim anlayacağım dilde anlatın. Ben bunun pazarlıkları çok yapmış birisiyim. Hadi bir de şunu da yaparım yani diyelim geldiler canım yaksan bir de bunu başka türlü anlatamaz mıydınız? Bu kadar canım yaksanız mı gerekiyordu falan diye bir de kafa tutarım yani zıtlaşırım onlarla sistemle. Şunu bana doğru düzgün anlatın madem öyle anlamıyorum şöyle anlatsaydınız falan diye. Çünkü neden? Çünkü sistemin herkesin natal varikası parmak izimiz gibi herkesin anladığı bir dil var.
Ve ben şunu da fark ettim bazen bazıları ben de dahi böyle kafamızı duvara vurunca anlıyoruz. Hani anlamak istemiyoruz orada bir şey inat direniyoruz yani oradaki akışa. Ne kadar direnirsek o kadar sert anlatıyorlar. Yani en iyisi kuzu kuzu baştan tamam ben bunu anlamaya niyetliyim. Her şeyi anlamaya çalışmak. Anlamaya niyetliyim ama bir dakika yani böyle yavaş yavaş beni alıştıra alıştıra anlatın dersek.
En azından bu samimi bir şekilde tabi bu da samimiyet çok önemli. Emin ol orada hakikaten samimi niyetin karşılığını sistem veriyor. Bazen çok kolay ben daha sert bir şeyler bekliyordum ama çok kolay geçti bu transit diyebiliyorsunuz. Şu andan sonra herkes pazarlığa başlayacak hocam eminim. İyi mi oldu, kötü mü oldu bilmiyorum ama şunu söylemek istiyorum. Sistem kaytarmayı ya da işte böyle benim yaptığım gibi o omuzumun kırılma meselesi manipüle etmeye gelmez. Ama samimiyete gelir. Eğer bir şeyi kandırmak niyetiyle sistemi kaytarmak niyetiyle değil ama gerçekten tamam anladım burada bir şey var ama yani bunu benim en az anlayabileceğim şekilde. Çünkü eğer çok büyük bir yaşam deneyimi varsa da zaten ondan kaçamıyorsunuz. O zaman şuna şu şekilde dua etmek gerek. Bunu benim en kabul edebileceğim, en kısa yolda hazmedebileceğim, en kolay taşıyabileceğim noktada yaşamayacağım. Çünkü genelde bizler büyük kayıplar yaşadığımızda ebeveyn kaybı gibi çok ciddi anlamda eş kaybı gibi fiziksel anlamda hayatımızın bir yarısı gittiğinde
isten istemez bunlar ağır şeylerdir ama bunlar aynı zamanda hayatın kaçınılmaz şeyleridir hani doğum ve ölüm, ayrılık olsun vs. olsun. İşte bunları da ruhun kaldırma ve taşıma gücüne göre zaten şey verilir. Ve ben her zaman şunu söylüyorum Burçin, hayatı sondan başa doğru değerlendirmek gerekir.
Yani ben şunu çok öneriyorum bütün Asturji ile ilgilenenlere, ortalama 70-80 yaşına kadar bir çıkartın haritayı ilerletin, ondan sonra geri geri geri getirin haritayı. Maksimum ne transit yaşayacağınızı bir görün isterim. 90 yıl alın kendinize, 90 yıl boyunca yaşayacağınız transitleri böyle bir liste yapın.
Hani burada en kırılma transitleri, en ağır transitler ne olabilir? Ondan sonra en o ağır transitlerde sizin progres haritanız nasıl olabilir? Yaşları orayı ayarlayın. Ondan sonra onların içerisindeki en hani size göre şu anki algınıza göre sert ve zor olanları da şöyle bir ayıklayın. Gerisi önemli. Görün bakalım hangisi ağırdır, doğru.
Aslında bizde de şeydir ya hocam hani bir iki seneye bakarız böyle hani o zamana daha var gibi bakarız. Benim mantığım öyledir açıkçası. İyice dibe kadar gidip gelmek çok daha şey. Yani bu bazı insanların kitap okuma tarzı gibidir. Hani polisiye kitap alır, ev sonundaki bir sahne okur sonra tekrar döner boşuna okur.
Ya bu böyle bir şey belki de bilmiyorum ama ben önce bir filmin sonunu anlayıp sonra geriye doğru geliyorum. En azından benim kendim ailemde ya da özel hayatımda herkes için bunu yapmışlığım vardı. Bu insanın bir lifetime’da maksimum çıkacağı zirve transit olarak nedir? Hani ne olabilir bu insana?
Çocuğuma yaptım mesela en benim için önemliydi. Ondan sonra aşağıya doğru indim çünkü en kötüsüyle bir öyle bir karşılaştığınız. Tabii de neyin kötü neyin iyi olduğunu siz de bilemezsiniz. Çünkü nihayet ne kadar astroji biliyor olsak da bile karşımızda bir enerjin o insanın hayatında çok daha bana göre negatif ama ona göre pozitif hani göreli bir enerji de çalışıyor olabilir.
Bana göre örneğin benim kızımın beni bırakıp yurt dışına gitmesi benim için çok yalnızlık veren bir enerjiyken örnek onun için hayatın başlangıcı olabilir. Al sana satın pluto. Benim için üzüntü ama onun için çok büyük bir heyecan. Şimdi burada neye göre bu transiti kötü alabilirim ben? Doğru.
O yüzden hayatı tek boyutunu görmemek gerekiyor. Böyle olduğu zaman diğer insanların yaşam deneyimlerinde saygı duymayı öğreniyorsunuz. Ve o zaman uzak tefek üzüntülerde şunlarda şunlarda şunlarda geçer geçer deme enerjisi çalışıyor. Yani eskilerin annemler bize öyle derlerdi bir şey olmalı geçer geçer bir şey olmazlar doğru söylüyorlarmış. Geçiyor hakikaten. Hakikaten öyle. Ama bu geceler gelmez. Öyle yaşamıyoruz yani.
Asıl hocam yeni başlayın arkadaşlar. Birden bire bütün transitleri sanki böyle bir faciaymış da böyle her an bir şey olacakmış gibi kıyak tuza yaşıyorlar ya. Hani buna gerek yok demek istiyorum. Yani hayat Allah ömür veriyorsa uzun uzun da zaten binlerce transit yaşıyoruz. Bir anımız boş geçmiyor ki. İşte neyse çok konuşmuş olabilirim. Harika.
Estağfurullah. Peki hocam progres de ayın ve güneşin bulunduğu evler burçlardan bahsetmiştiniz. Öncü veya sabit de olması ile alakalı. Mesela ay bir yerde ise bu çok önemli midir? Çünkü ilk baktığı şey ay fazla dediniz. Ayın bulunduğu burç ev o an ki konsantre noktanızı anlatıyor ya da güneşin bulunduğu ev ve burç bize neyi anlatacak?
Progres de ya da baktığınızda ne gösteriyor size? Şimdi progres de ay kazına baktıktan sonra ikinci baktığım şey güneşin nerede olduğu bile değil direkt ayın nerede olduğu. Çünkü güneşin nerede olacağı belli yani. Aynen az çok. Elere gider en fazla. Ama ay 28 yılda bir döndüğü için bütün evleri dolaşıyor olduğu için. Mesela ayın kriz evi olan 8. evde olması dikkat çekici bir dönemdir. O 2.5 yıl boyunca duygusal fiziksel maddi krizler en azı öyle hissedecektir. Olmasa bile kişinin hayatı algılama biçimi o şekilde gelecekler. Mesela en korkulan konulardan bir tanesi ayın 12. evi transitidir. Ay 12. evi transitini kendim için şöyle bir bekledim açıkçası. Benim şu an ayım 12. 3. evlerde 12. ev transit bundan 6-7 yıl önceydi.
Benim de 2.5 sene sonra 12. ev. Evet ve hep böyle şeylerde bekliyorsun ya acaba ne yaşayacağım falan falan. Yani benim işte tam anlamıyla astrojinin dibini bulduğum kitabımın, tasratlarının hepsini hazırladım. Hani daha 12. evi en azı olarak izole oldum ama en faydalı işler yaptığım zaman dilbiden de gelmiştim.
Ve ben çok samimi söylüyorum bütün şifa çalışmalarının başlama zamanı ayımın 12. evde olduğu zaman oldu. Yani o bilinçaltı koridorlarını öğrenmeye, onları keşfetmeye o kadar dolu dolu bir 12. ev enerji geçirdim ki ben hatta üzüldüm ki Allah dedim 1. eve çıkıyor. Yani keşke çıkmasa falan dedim yani çünkü o kadar beni doyurdu, besledi, ruhsal olarak ikizlerde 12. evde çalıştı. Yani araştırmadığım yer, girmediğim kapı kalmadı ve o 12. evde hapishanede duygusuzdur falan hiç olmadı bende. Ama dışarıdan bakıldığımda çok daha sosyalliğim azaldı. Daha izole kaldım. İzole oldum, daha yalnız kaldım ama daha ruhum doydu. Şimdi bu sizi nasıl algıladığınıza bakıyor harita. İşte orada natal harita devreye giriyor. Natal Ayfazı’nın devreye giriyor.
Yani bir parlayan ay enerjisi 12. ev ayını çok sıkıntılı yaşıyor biliyor. Ama ben zaten bazen ilk ayım yani bana… Sıkıntı bir şey yapmaz. Yani anlata bilir mi? Doğal yani bir şey. O yüzden bana hiçbir şey yapmadı. Hatta çok da iyi geldi yani.
O yüzden… Öyle söylüyorum. Mesela yeni… İyi evrelerdir. Ayın asendansı…
Nasıl? Genelde kendisini sağlık açısından çok iyi hissetmez. Çok böyle bir kalabalıklar, aile işleri falan böyle bir önüne düşer. Onlarla ilgilenmek zorunda kalır. Ay 9. ev çok güzeldir. Seyahat edersiniz Doğul Doğul’la mesela. Valla ben çok heyecanlandım şu an hocam. Bende çünkü 2.5 sene sonra ayı 12. evinde ikizlerde yaşayacağım. Güneşle kavuşacaklar orada.
En güzel deneyimdi söyleyeyim. Çünkü işte bütün o bilinçaltı çalışmalar, pilapıt çalışmaları, ruhsal meditasyonlar… Bütün vizyonlar takır takır takır yani… Hani çok değerliydi ya gerçekten. Asendanta geçtiği zaman direkt böyle bir… Ay palla geldi bana yani istemedim aslında ama… Neyse o da ölü bir dönemdi yani. Geldi, geldi. Gelir gelir. Gelir hemen.
Onun dışında hocam ben… Süremizde bitiyor. Ama sizden şunu dinlemeyi çok istiyorum. Karşınızda bir harita geldi. Kişi geldi bilgileri aldınız. Not alına baktınız. Progresini açtığınızda… Nelere baktığınızı söyleyiniz. Peki öngörü yöntemleri için… Sevila Erinçdem’in ilerlediği yol nedir? Nereden başlar? Neleri önemser? İşte solar return mu? Gezegen ASC’lere mi bakar? Ya da her harita… Şunu da diyebilirsiniz. Her harita bana başka bir yere gitmemi söyler. Onlara bakar mı yoksa… Olmazsa olmazlarınız nelerdir? Ben sizin öngörü yaparken… Neyi takip etmenizi çok merak ediyorum. İki türlü bir progres harita… Burçin’cim cümlemizi bitirmeden yayını bitirmek istemedim ya. O yüzden eğer tekrar bağlanabilirsem bu soruyu cevaplayayım. Öyle haftaya kalmasın. Burçin’i bekliyorum. Sorumu cevaplayacağım. Evet bence de çok heyecanlı gidiyordu. Cümlem bitsin. Hiç olmazsa bu soru haftaya kalmasın. Bunu… Burçin’le… Burçin’le bunu bir konuşalım istiyorum gelebilirse. Geldi. En heyecanlı yerde. Biliyorum biliyorum. Bu cümlemi de dedim toparlayayım. Öyle bitirelim canlıyı.
Bir saat dolmuş. Önceden haber veriyordu. Bana haber de vermedi. Şimdi klasik haritayla eğer başlıyorsam… Yani klasik haritayı onu yapacaksam… Sıralanım şöyledir. İlk önce profeksiyonu hangi evi yaşadığına bakarım. Natal ve profeksiyon. Profeksiyonu bitirdikten sonra… Progres haritasını açarım. Progres’i bitirdikten sonra return. Solar return’ı açarım. Ve dördüncü, beşinci olarak da transit. Daha doğrusu haritanı dört ile açıyorum. Natal, profeksiyon, progress, solar return. For real oluyor zaten. Bu klasik astrojideki yorumun… En nihayet de bunların hepsine baktıktan sonra da… Natal üstü transit ile konuyu toparlarım. Oradan ilerletirim. Eğer Uranya’nın açısından bakıyorsam… Orada yaptığım, kullandığım yöntem solar arc yöntemidir. Natal üstü solar arc. Üzerine de transit koyar bakarım. Uraya’nda progress, profeksiyon ya da… return haritalarına bakmaya gerek yoktur. Çok fazla detay veriyor zaten. Evet, çok fazla detay veriyoruz zaten. Solar arc daha çok olay odaklıdır. Zaten Uranya’nda zaten daha çok olay konularına çalışırız. O yüzden Uranya’nda da natal üstü solar arc. Sonra da transit şeklinde bakıyorum, Gürçinciğim.
Harikasınız hocam. Çok teşekkür ediyorum tekrardan. Ben teşekkür ediyorum. Hakkımı saklı tuttuğunuz için… Ne demek? Güzel sohbetiniz için… Çok şey öğrendi herkes bence. Şimdi tekrar izleyeceğim, kaydırı bekleyeceğim. Öpüyorum sizi. Herkese iyi akşamlar. Hoşça kal.
Hoşça kal.