VAN ZİYARETİ | 3. BÖLÜM | Synergy Kendiyas |

VAN ZİYARETİ | 3. BÖLÜM | Synergy Kendiyas | videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=cr1CplUn_zA. Aslında hastalıkları anlatmaya çalışıyoruz konumuz bu ya hastalıkların içine girdiğimizde çok farklı yönler var. Hani konuşurken hangi birinden bahsedeyim diye düşünüyorum ve hepsi birden geliyor ama önce bir temelden gidelim. Öncelikle hasta olmak için hem ruhun zedelenmesiyle de…

VAN ZİYARETİ | 3. BÖLÜM | Synergy Kendiyas |

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=cr1CplUn_zA.

Aslında hastalıkları anlatmaya çalışıyoruz konumuz bu ya hastalıkların içine girdiğimizde çok farklı yönler var. Hani konuşurken hangi birinden bahsedeyim diye düşünüyorum ve hepsi birden geliyor ama önce bir temelden gidelim. Öncelikle hasta olmak için hem ruhun zedelenmesiyle de birlikte ruhun müdahale ettiği, hakim olduğu organı müdahale edemediği haliyle çok uzun cümle oldu değil mi? Evet. Ruhun hasar aldığı yerdeki organ arızalanır kısacası.
Peki bu imansız olanlarda da aynı mı? Şimdi bize göre konuşuyoruz ya. Evet. Şimdi kul hakları demiş Rabbim kul haklarıyla bana gelmeyin. Tamam. Kul haklarının neticesinde de Efendimiz aleyhisselamın hadisi şerifi merhamet etmeyene merhamet olunmaz. Tamam. Çok kısa geçiyorum burayı. Tamam.
Anladığımı aktarıyorum bir kul ne kadar merhametli olursa Allah’u Teala’dan o kadar merhametinden faydalanıyor. Bu benim istihareden aldığım netice.
Bunu anlamaya çalıştığımda da şimdi aslında buradan desteklemeye çalışıyorum nedenini alt aldığım bilgileri anlatmaya çalışıyorum. Allah’u Teala katilleri de canileri de hepsini affeder o kadar sonsuz merhamet sahibi ki adaleti de sağlayacak kullarına bırakmış bunu da.
Onun için Efendimiz aleyhisselam merhamet etmeyene merhamet olunmaz demiş ve buradaki anlatmak istediğimiz kul hakkı. İmansızsa eğer kalbi mühürlendi fakat yine ruhu besleniyor. Eğer insanlarla ilişkilerine dikkat ederse bakın bunu gözlemlesinler. Hani bir insanın dışarıdan bakıp çok sağlıklı görünüyor diye tanışarak bir araştırsınlar.
Kul haklarına dikkat eden insanların genelde sağlığı ruh sağlığı daha iyi olur. İmanlı ya da imansız olarak burada ayırmıyorum. Bakın yılların verdiği tespitleri anlatıyorum. Bunu herkes düşünsün işine yarayana alsın. Bir de bunun üzerine ruh sağlığı hani iyi bir de bunun üzerine bu ruhla alakalıydı.
Beden var bedene de ne kadar bakarsan gerekli vitaminleri sağlarsan vücutta o kadar desteklendiği için kendini yeniliyor. Yani vücudumuz öyle bir şey ki kendi kendini tamir etme onarma özelliği var. Ancak onarabilmesi için de gerekli hücrelere yakıtı da bizim veriyor olmamız lazım. Neyle? Besinle, yediğimiz içtiğimize dikkat etmekle. Aynı zamanda bedenle yani herhangi bir hastalığınız varsa ana hatları anlatmaya çalışıyorum. Kesinlikle ruh sağlığıyla ilgili önce başlayalım. Bir defa ruhunuzun sırtındaki ruhunuzu aldığınız zaman aynı zamanda bedeninizi de alıyorsunuz.
Hayatınızdaki olumsuz olan tüm her şeyden önce bir kurtulun. Yani haklarınızı helal edin. Enerjiciye göre olumlu düşünce yayın, evrene pozitif bakın gibi. Nedir buradaki karşılığı? Efendimiz aleyhisselamın hadisi şerifine cihayet etmemiz. Peki sizin canınızı çok yaktı, malınızı elinizden aldı gibi hakarette, iftiralarda bulundu, namusunuza bile laf söyledi. Bunlar bile affedilir mi? Ki karşılaştıklarından bahsediyorum. İşte burada bakış açınız eğer merhamet etmeyene, merhamet olunmaz,
Efendimiz aleyhisselamın sözünün üzerine hareket etmeye her şeye rağmen gayret ederseniz, ruhunuza yani bedeninizi de aslında üzerinize aldığınız yükleri böyle bir kenara bırakırsınız. Enerjici de aynı söyler, bilim adamları da aynı söyler, psikologlar da psikiyatrisler de hep aynı şeyi söyler. Çünkü herkes kendi bilimine, kendi dalına göre araştırdığında sonuç aynı şeye çıkar. İster bunu imanlı bir şekilde yapın, isterseniz imansız bir şekilde yapın. Affedin. Affedin. Helal edin. Helal edin. Yani enerjici demiyor mu? Yani enerjici söylerken uyuluyor da bakın enerjiyi kullananlara demiyorum burada. Ama enerjiyi ilk başta, yani enerji konusuna girdiğin zaman ta Adem babamız dönemine kadar gitmek lazım. Enerji derken onun içeriği çok farklı konular. Metafizik, para psikoloji falan birçok şeyi içine alıyor aslında da ama bu konuya girmiyorum. Çünkü bunu belki 10-15 saatlik bir farklı dallarla izahat gerekir en az. Bu da yetmez. Onun için girmiyorum ama kısaca, Peygamber efendimizi dinleyin.
Merhamet edin. Yani Rabbimizi dinleyin. Sırtınızdakileri bir bırakın. Bıraktığınızda kul haklarından bakın onları affedin. Affettiğinizde evet çok zor olacak. Bunu Allah-u Teala’nın rızası için yapın. Aslında kendinize iyilik yapıyorsunuz.
Bir ağır sıkıntıya girmek, insanlardan maddi manevi zarar görmek var. Bir de o zararın üzerine affetmeyerek onun yansımasını üzerinizde taşıyıp kendinizi de hasta etmek var. Yani zararınız daha da fazlalaşıyor. Bunları mümkün olduğu kadar sade olarak anlatmaya çalışıyorum insanlara.
Ruhunuzu yükten kurtardığında, Müslümanlar için söylüyorum, bununla birlikte ibadetlere de sarılınca, özellikle farz ibadetlerinde inanılmaz bir tat ve lezzet alırsınız. E diyeceksin ben sıkıntıya düştüm, zarar gördüm. Affetmesi zor. Affetmesi zor.
Ama kim dedi ki cennete o kadar Allah-u Teala’nın rızası o kadar kolay elde edilir diye? Çünkü sen imtihana geldiğini biliyorsundur Müslüman sen. Allah rızası için gayret etmen gerektiğini biliyorsun. Allah-u Teala’nın rızası da bedeli affetmeyle değil mi? Çünkü Allah-u Teala seni affedecek ki.
Sen de affolunanlardan olasın da Rabbimin rızasına göre istediğin yere gidebilirsin. Diğer kullarını affet ki Allah-u Teala diğer kullarını cezalandırmak zorunda kalmasın. Merhamet konusunu biliyorsunuz. Allah-u Teala merhametler merhametli. En merhametlisi küçük bir şey gibi değil. Sıradan çok basit bir sözmüş gibi merhamet etmeyene merhamet olunmaz. Olur mu işte her şey orada başlıyor. Buradan baktığın zaman şimdi sen hastasın. Bu senin hastalığına sıkıp oluyor. Sen hastasın ve Allah-u Teala’dan merhamet istiyorsun. Şimdi merhamet istiyorsun şifa istiyorsun.
Bakın belirli bir gayret üzerine eğer hastalığınız tanımlanamıyorsa, iyileşmeye geçmiyorsa bir takım sebepleri varsa Allah-u Teala hiçbir zaman şer vermez. Hastalığınızı siz şer gibi görüyorsanız eğer sizin şer gördüğünüzde nice hayırlar vardır. Ama siz o an için onu bilmiyorsunuz. İşte buradan yola çıkarak affetmeyi öğrenirseniz affedilebilirsiniz. Ve Allah-u Teala en ufacık zerreni bile karşılıksız bırakmaz zerreyi bile. E bunu da biliyorsunuz çünkü Müslümanlara konuşuyoruz elhamdülillah. Müslümanız ve kelime-i şehadet getiren insanlara söylüyoruz bunu. Yani şu yaşadığınız şeyden sonrasında geldiğiniz noktada hastalıkların temelinde kişinin affetmesinin yattığını mı? Tabii ki. Niye? İbadet ediyor, dua ediyor, gayret ediyor. Tamam. Gayret ettiğinde diğer insanlar sıkıntı vermiş ama affetmemiş.
E sen kulsun. Tamam sana sıkıntı verdi kulları affetmedin ama senin yaptığın başka hatalar var. Çünkü Allah-u Teala’nın hakkı ve kulların hakkı var. Kulların hakkı affetmek sana ait. Allah-u Teala’nın hakkını affetmesi Allah-u Teala’ya ait. Ama sen kulları ne kadar affedersen Rabbimden de o kadar isteyebilirsin.
Sen hem merhamet etmeyeceksin hem affetmeyeceksin ama Allah-u Teala’dan aff isteyeceksin. Şimdi daha önce konuşmanın başında demiştim ya birçok şeyi araştırıp da en son size geldim diye. Enerjiyle uğraşanların çoğu affet ya da selves bırak diyor. Ondan sonra bir ferahlama başlıyor.
Bunlar da ciddi bir dönüşümle yüresif esiyor. Şimdi sizin söylediğiniz de orayı birleştirdiğim de aslında kaynağının… Ya o enerji… Ya öncekiler de… Şimdi bakın Allah-u Teala’nın dini tektir. Evet. Tamam mı? Bunlar insanlar affettiğinde bakın 2D, 3D ile diğer gözle, onlara göre astral seyahat yapanlar, gözlenmeyenler, madde boyutunu görebilenler birçok farklı insanlar vardı geçmişte.
Bizlerinin sarmaları daha fazla iken, sarmalarımızı da düşürdüler. Eğer onları düşürmeseydi şu anda biz buradan geçen cinnileri ya da onlara göre negatifleri algılayabilirdik. Veyahut da burada baktığımızda buradan geçen deniz değil mi? Van’dayız Van Gölü’nün kenarındayız. Buradaki balık oradan geçerken konuştuğunda onu duyup onunla konuşabilirdik. Bu özellik de var çok zorla değil.
Yani hastalanan bir köpek oluyor benim karnım ağrıyor diyebiliyor anlayan anlıyor bunu. Neyse onlara girmeyeyim. Demek istediğim sarmaları önceden daha fazla olanlar ama inançsız olanlar bütün bunları hep hazırladılar. Yani bu bakın bugünkü 100 sene, 500 sene, 1000 sene, 2000 sene gibi bir olay değil bu enerjicilerin anlattıkları. Onların söyledikleri işe yarıyor ama imanlı şekilde yapıldığında ama imanlı şekilde enerjicinin dediğini yapmıyorsun. Yani evreni pozitif göndermiyorsun. Alnını secdeye koyuyorsun. Yarabbi senin rızan için Resulü Ekrem Efendimiz aleyhisselamın hadisi şerifi üzerine de af ediyorum diyorsun. İşte bütün anlatmak istediğim bütün gayretim enerjicilerin söylediklerinin dinimizdeki karşılığına ne yaptılar. Karşılı derken Rabbimizin bize söylediğinin karşılığı orada. Onlar kendilerine göre çevirmişler. Lazım olanı almışlar. Onu anlatıyorum. Enerjiye gidiyorsunuz diyor ki pozitif enerjinin yay diyor affet diyor oluyor.
Benim peygamberim merhamet etmeyene merhamet olunmaz. Yani merhamet edin deyince olmuyor öyle mi? Peki adam affetti geldi sana benim şu sıkıntımlara. Ya bana gelmesin ben eşime dostumu anlatıyorum sadece. Etrafındaki insanlar geldi dedi ki böyle bir sıkıntım var. Sen de dedin ki şundan kaynaklanıyor sen şunu bir affet bir helallik ver. Dedin o da verdi. Verdiğini söyledi. İnanmam genelde çünkü niye? Bunu söylemezse o olma yan oldu mu diyecektim. Çok oldu. Çok oldu geliyor söylediğiniz ben yaptım ama diyor olmadı diyor. Diğer hattan bir inceliyorsun ruhundaki ruh yapısındaki tabii daha nefise geçmedik. Nefis var onun da bedeni var. Nefisindeki ve bedenin içerdeki emareler duruyor. Diliyle yapmış kalbiyle yapmamış ki. Onu da anlayabiliyorsun canım o kadar da hani konuşurken de bir takım materyallerimiz bir takım algılarımız olmasa nereden bileceksin? Ama hiçbir zaman tövbe etmiş olana da senin tövben geçerli değil de diyemiyorsun. Biz kafire bile kafir diyemiyoruz ya. Evet yani bir müslüman olarak bunu söyleyemez. Diyemiyoruz. Onun için sen tövbe yapmaya devam et diyoruz. Allah-u Teala’dan iste gayret et şimdi merhamet et ki merhamet bulasın. Şimdi ruhtayız daha değil mi? Evet. Bir de Müslümanlar için söylüyorum. Bir de inanç Müslüman olmayanlar için anlatmak istiyorum. Müslüman olmayanlar. İçinde Allah-u Tealayı kabul edip tek Tanrı olarak hani söylüyorlar ya.
Böyle olarak kendine göre ibadet etmeye çalışanların ruh haliyle Allah-u Tealayı hiç kabul etmeyenler yine kabul edenlerin bile ruh halinde farklılık var. Ama temelinde kulları af edenler ruhları belirli bir doyuma ulaşıyor.
Bu fark ediyor bunu enerjiciler de görür Müslümanlar da görür. Görenler görür bunu anlar ve bunun ne olduğunu biliyorlar. Asıl bu konu içinde olanlar benim ne demek istediğimi anlıyor. Dışarıdakiler anlamaz belki saçma gelecek kapatacak düğmeye basacak. Aslında çok önemli şeyler anlatmaya çalışıyoruz. Yılların birikimini anlatmaya çalışıyoruz. Ve özellikle Müslüman olanlarda bunu farz ibadetlerini yükünden kurtuldu ya ruhtan bahsediyoruz. Daha böyle bir feyiz alır bereket alır daha kolay yapar daha bir ferahlar zikir çekerken daha bir ferahlayarak zikir çeker tadını almaya başlar. Önceden affetmedikleri vardı ibadet yapmaya çalışıyordu. Affetmedikleri sırtında üzerinde olduğu için arayı kapatıyordu. Yani ibadet ederken frekans mı diyeceğiniz enerji mi diyeceğiniz ben Rabbimin nuru
olarak biliyorum geliyor ve onlara çarparak bir kısmı geri yansıyor. Bunu o gözle enerjiciler gördüğünde ona göre kendilerine göre isimlendiriyorlar. Allah razı olsun. Sağ ol. Şifa olsun. Teşekkür ederim. Bir tek bu mu abi şimdi sadece adamı affetti. Gönülden bütün benliğiyle affetti. Artık iyileşmesi şey mi gerçekleşti mi?
Şirk var. Müslümanlar için konuşursak gizli şirkler var. Kıyaslamayla gidelim yani sadece Müslümanlara Müslüman olmayanlarda da şirk varsa ne oluyor o zaman? Şimdi zaten Müslüman değilse zaten bir başka bir kap ve kılıfın içerisinde. Onların zaten dış bakışları tenleri daha farklı oluyor.
Bir Müslümanın nurundan anlayabilirsin o kadar insanların içerisinde. Temelinde faydalı işler yapan yani kişi diyelim ki işine gidiyor geliyor ve atay isteyelim. İnsanlara davranışları genelde onların çok iyidir. Bakın çok iyidir. Veyahut da Müslüman değilse diğerlerinin davranışları aslında çok iyidir.
Yani zaten bunların ruh yapıları zedelenmesin de taraftarımı kaybetmeyeyim. Diğer iman etmiş olanların önünü kesebileyim diye onların yaşantılarını bir kısımların genelinde ama çoğunlukta daha böyle mütevazı tutar.
Ben de şey soracaktım Japonlar mı Çinler mi herhalde Japonlar adamların en pahalı yiyecekleri cenin adamlar insan yiyor çocuk yiyor. Yani buradan baktığın zaman bu adamların yani hiç sağlıklı olmaması lazım ya da çok ciddi sağlık problemlerinde olması lazım. Onların aile içindeki çevresindekilere nasıl davrandığına bakın. Mutlaka bakın.
Hani düşünün bütün inançlardaki kişileri alın. Bunların nasıl ahlaki yapılarını demiyorum. Bakın yani cinsel anlamda veyahut da bunları söylemiyorum. Onun da bir başka açılımı var aslında. Burada kişilikle iyilik mi orada davranış derken insanlarla davranışlarında bakın derken oradaki anahtar kelime iyilik etmek.
Allah Allah. Bu onlara ruhlarına bir tatminlik veriyor bir rahatlık veriyor. İmanı yok. Yine sıkıştırıyor. Biraz toparlamaya gidenlere hemen çok çabuk şeytan onları kontrol ettiği için veyahut da işte dedin ya tabi Japonlardan veyahut da Çin bölgesinde hayvan yiyorlar.
Onların ahlaki yapıları birbirlerine hani davranışları daha kibar daha naif ya. Ama şeytan onları da kaybetmemesi lazım. Böyle giderse toparlanabilirler diye işte bilimum yasak olan şeyleri yedirir. Bir taraftan da zehirler ama bir taraftan da sağlıklı bırakmaya çalışır. Biz hep şeytanı şey düşünüyoruz değil mi? İnsanları öldürmek ister yok etmek ister falan diye. Hayır şeytan insanları yaşatmak kulları yaşatmak istiyor. İmanlı olanları bile yaşatmak istiyor. Ben kendi tecrübelerimden bahsediyorum. Beni bağlıyo söylediklerim çünkü niye? Ne kadar süre uzun olursa o kadar çok imanını çalarım diye.
İmansızlara da gayret ediyor ki dikkat edin Azazel Adem babamıza ne demişti? Daha uzun yaşamayı vaat etmedi mi? Evet.
Ve ruhla ilgili daha bir çok açı var ama ruhla da iş bitmiyor ama temeli ruh. Bir de vücut yapısı var. Şimdi ruhla alakalı kısmı da sadece affetmek mi? Hayır hayır değil. Bir çok yönü var.
Bakarsan negatifleri veya bize göre ifritlerin vücuda girmesi var. Vücuda girer. Ben de bir çok insanların yönlerinde film çekmişler doktor. Gördüm gördüm. Gördün değil mi? Gördüm evet. Bildiğin içinde yılanların şekilleri insan şekli gibi de var. Cinniğinin şekli de var. Bildiğin hastaneden alınmış raporda bir iki gün önce geldi bununla ilgili sordular. Hal ile şimdi bir de ruhlara onların saldırısı var. Ruhu kemirir. Ruhu yaralamak ister. Ruhun enerjisini almak ister. Ruhu atıyorum beynini kemirdiyse ruh girdi vücuda. Beyne gelen kısmı yok mu? Ruhun beyin kısmını kemirirse o. Ruh beyne geldiğinde beyin dalgalarını kontrol edemez.
Bu sefer psikolojik rahatsızlıklar, bipolar ve benzeri konular olur. Aynı zamanda musallat olanlar, ruhu eğer orayı zedeleyebildiyse ruhun hakim olduğu gündüz vakti bile, hani gezerken bir kısmı ayrılıyor da oradaki bu sefer beden, lopları beyni kemirmeye başlar. Onun o kemirmesini sen böyle bir köpeğin ısırır gibi düşünme. Maddenin alt boyutlarındaki oradaki akımları bozduğunu düşün. Çok uzun süre girip çıkarsa aynı yere kinetik enerji potansiyel enerjiden aklına gelsin. Duran enerjiyi hareketli enerjiye çevirir bak ısındı. Isıtarak oraya yakar. Cevdeleri yakar. Yakar. Baş ağrısı çok olur. Başı çok ısınır. Vücudu çok ısınan insanlar var. Ateşi düşmeyenler var. Bir de bunların kendi arasında havası, ateş, toprak gibi olamayın. Herkes biliyor. Kendi özelliklerine göre de verir. Bazılarında da mesela girer, vücuda hep soğuktur. Hem kan akışını engeller damarın içine girer. Ama hastaneye film çekersin bir şey göremezsin. Çünkü hastanedeki makineler maddeyi bir yere kadar çekiyor. Daha altını çekemiyor. Haliyle kan akışını engeller. Ayrıca kendisi diyelim ki hava usurlu veya su usurlu o zaman ateşini çıkarmaz ki soğutmaya doğru götürür. Hani bir hastalığı tek bir noktada açıklayamıyoruz. Birçok yönü var. Ama temelinde ruh ve beden olarak ayırıyoruz. Ama ikisine de ruhu sağlamdır. Bedenine hasar vermeye çalışıyorlardır. Hani karabasanlar falan olur. Veyahut da gece uyurken ben çok böyle şeyler gönderiyorlar. El işaretleri, tutma işaretleri birtakım hâller olur ya. Ruh, ruh bağlantını daha uzaktadır. Çünkü içeride olursa uyuyamazsın. Öyle olunca da ne yapıyor? Ete zarar vermeye çalışıyor. Ruh gelmeden, ruh varken tam onu yapamıyor. Çünkü uyanık oluyor o zaman. Dua okuyor, yardım istiyor. Allah-u Teâlâ’dan yardım gelince ayetleri okuyor. Manevi ordudan görevler gelince bu sefer kaçması gerekiyor. Bir de işin böyle bir yönü var. İyileşmeyle alakalı affetmekten başladık da. Affetme kapıyı açıyor.
O kapı açık değilse bu hastalığın biraz iyileşirsin tekrarlar. İyileşirsin tekrarlar. Böyle gider. Tekrarlıyor der. Bir de der ki mümkün değil. Ben kurtulamam der. Şeytan çok güçlü. Allah muhafaza. Şeytanın ne önemi var Rabbimin yanında? Efendimiz aleyhisselamın yanında. Bu bile yani gizli şirk, açık şirk ya. Bazıları bunu kabul etmiyor da onun için diyorum gizli diye. Bence açık şirk. İşte hastalıklara bakınca çok farklı yönleri var. Yani soydan sirayetler genetik olarak gelenler var. İfritlerin saldırıları var. Normal cinniler var. Ehli kitap. Yahudi veyahut da Hristiyan vesaire. Bunlar da aynı şekilde insanlara sıkıntı verebiliyor. İfrit değil. Bir insan şeklinde. Ama ifrit olanlar daha farklı tipler. Onlar da vücuda girip çıkarak hareket ediyor. Yani hiçbir şey yok. Sen eğer kapını kilitlemediysen delikten içeri girebiliyor. Cinniler şey geçemiyor. Kapatılan yeri geçemiyor. Ama hele besmele çektiysen o zırhlandığı için o balon gibi düşün. Onu da delemiyor. Şimdi buraya da girmeyelim de. Hastalıklarla ilgili hem ruhsal, ruhunun tedavisi ve onarımı. Aynı zamanda bedenin de tamiri ve onarımını bakman lazım. Yani bir kere boyuna göre işte belirli bir kiloya düşmen lazım. Mutlaka ki su oruçları, hacimat mesela. İşte kan verme arada. Ondan sonra diyeti senelere gidip diyet yapma.
Çünkü ne kadar vücut yağlı olursa, ne kadar kilolu olursa onların içinde çok daha rahat hareket edip gizlenebiliyorlar. Benim size dikkatimi çeken yani sende dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi de bu oldu. Sen asla şunu yapmayacaksın demiyorsun. Evet. Asla şundan uzak duracaksın da demiyorsun. Yani psikoloğa git, diyetisine git, hastaneye git. Bir sınırlandırma yok. Hatta şunları tavsiye et. Özellikle gitmeleri istiyorum.
Yani birisi doktora gitmiyorsa, psikoloğa veya farklı neyse ona göre yere gitmiyorsa… Ben sana dua ettim, ben sana okudum artık. Tavsiyede gitmediği gibi bir şey yok yani. Şimdi dua… Tamam. Dua ettiğimiz kişi için benim duam günahsız bir an. Bunu biliyorsunuz. Dua ettiğimizde karşındaki kişi onu hak etmiyorsa
Allah-u Teala imtihanın içinde yaşarken o kuluk temiz gelsin diye, hatalarının karşılığını temizlesin diye o hastalık için muhafazasını çektiyse… Bak hastalığı vermiyor muhafazasını çekti mi şeytan zaten boşluğu dolduruyor. Yapıyorsa o zaman amaç yerine ulaşmıyor ki bu kişi nasıl temizlenecek. Yani şöyle düşün hastalığı çekiyorsun bir mükafatın var. Ya sana bu mükafat… Şöyle düşünün, hastalanınca kişi eğer Allah-u Tealayı anıyorsa, çokça şükrediyorsa, Allah-u Tealaya daha yakınlaştıysa Allah-u Teala o rahatsızlığı müsaade etmiş kendine yaklaştırsın, yaklaşsın ve affetmek için yani onun derecesini yükseltmek için. Kefaret. İşte tam burada sadaka verin, kefaret verin diyoruz. Yani niye? Sen kefaret verdiğinde tövbe namazı kılıyorsun,
pişmanlığını dile getiriyorsun tam nokta ateşi tespit edemesen bile Allah-u Teala rızasını kazanmak için Rabbimin hoşuna giden amelleri işliyorsun ki bunun kefareti olsun diye ama Allah-u Tealaya dua ediyorsun. Hastalandıkça isyan etmiyorsun. İsyan edenler, Allah-u Tealaya karşı gelenler, ben buna müstehak mıydım, bunu bana niye verdi gibi söyleyenleri de Allah-u Teala kendisine ne kadar asi olduğunu, ne kadar hani karşı gelen bir kul diyelim en kibarca, olduğunu ona delillendiriyor. Hani elimiz kolumuz vücudumuz konuşacak ya, kayıt altındayız ya, ses kayıtlarımız tutuluyor ya, her halükarda bunu anlatmaya çalışıyor. Anlatmak istediğim konu bizim hal ve durumumuz ya, eğer Allah-u Tealaya hatırlatıyorsa sana yaklaşıyorsan bu sana rahmet, merhamet. Ama sen Allah-u Tealaya’dan eğer uzaklaşıyorsan bu senin yaptıklarına karşı şimdiden kefaret ve cezalandırma başlamış oluyor. Bir de şöyle bir durumla karşılaştım, bazı insanlar var,
üzerinde hem musallatları var, nefsi de üst plana çıkmış, ruh ufalmış, ruhu baygın yatıyor, baygın yatma tabii ki yine canlı ama, onu bir mecazi anlatıyorum ama baygın seviyesine yakın, bedeni de sağlıklı, hiçbir ağrı ve sıkıntı hissetmiyor. Yani o kişi kalbi mühürlenmiş, Allah-u Teala tüm cezayı o tarafa bırakmış. Bunu nereden anlayabiliyorsun? İşte istihare yapınca, aldıklarımızdan ve zaman içinde farklı olaylar gerçekleşince, bu tecrübeyle bunu anlatıyorum. Yine söylüyorum, anlattıklarımdan kardeşlerim ihtiyaçlarını alsınlar, inanmadıkları konular olursa da en azından olabilme ihtimalini düşünsünler.
İstiharlı vurguladığın şey şu oldu gördüğüm kadarıyla, yani anladığım kadarıyla, Allah’ın vermiş olduğu bir şeyle nimet ya da imtihanla birlikte ruhsal ve bedensel anlamda, hastalığın kaynağının ruhsal ve bedensel olduğunu, kaynaklı olduğunu, bunların da tedavisini yıllar içerisinde araştırarak insanlar üzerindeki, yakın çevresindeki insanlar üzerinde deneyerek, evet öyle oldu.
Bir şekilde bunun nasıl çözüleceği konusunda bir tecrübe vardı. Peki son sorum şu olsun, bana bir tanım lazım. En başta sorduğum soruyu tekrar söylüyorum. Benim tanımlamaya çalıştığım Mustafa Kaya’yı ben tanımlayamadım. Mustafa Kaya kim? Mustafa Kaya, Allah-u Teala’nın karşısında nasıl hesap vereceğini düşünüp,
gençliğini nasıl geçirdi, ömrünü nasıl geçirdi diye düşünüp, bugüne göre cihat nasıl yapılır, bugüne göre sefer nasıl yapılır, bugüne göre Allah-u Teala’ya yani Allah-u Teala’nın dinine nasıl hizmet yapılır diye düşünmüş. Ama bir donanımı olmadığı için olan donanımıyla yola çıkmış bir kul.
İstediğin cevap değil mi? Çok mu teknik oldu? Ya yaşadığım sıkıntıları, o yaşadıklarımı çözmek için gayret ettim, dua ettim. Öğrendiklerimi başkaları da sıkıntı çeker halde görünce faydalı olmak istedim. Faydalı olmak isteyince sorulan soruları da istihareyle öğrenip, daha geniş geniş insanlara anlatmak istedim.
Hala da devam ediyorum ama herkese değil, yani bu bir sistem halinde değil. Kendi eşime dostuma anlatabildiğimi, bunları niye kaydediyoruz? Sakın bize gelin diye değil, öyle bir derdimiz yok ya istemiyorum da. Ama neler yaşadığımızı bu yolla anlatabileyim. Konuşma içerisinde benim çok faydalı olacağını düşündüğüm birkaç nokta var.
Bunlardan bir tanesi. Şimdi insanlar ruhsal bunalımlarından kurtulmak için çare aramak adına bir şekilde enerji tarafına geçiyor. Bakıyorum kuantumla alakalı bir işte bilmem ne eğitimi. Ondan sonra işte hayata pozitif kat para kazanmak için şunları yap falanla alakalı. İnsanlar geri dönüş aldıkları için umut besleyip buralara yönelmişler. Şimdi Allah nasip eder de şu kaydı izleyip bunun ne kadar İslami olmadığını, Allah’ın bundan hoşnut olmayacağını ve bunun yanlış olduğunu birileri anlarsa yanlış ifade etmiyorum değil mi? Eksik ifade ediyorsun bana göre. Bakın bunlardan söylenilenleri insanlar yapınca fayda da görüyor. Görüyor zaten. Ama bir süre sonra tekrarladığı için bunlar aynı şeyi farklı farklı ammalajla tekrar sunuyorlar. Mesela reiki miydi? Benim enerjim konuşuyor diyorlar. Şimdi o zaman konuşuyorsa bunun bir aklı ve mantığı vardır diyorum. İnsanlarla istişare ediyoruz. Peki bu enerji diyorum ki yok diyor o bir enerji. Yani ondan hiç bahsettirmiyor. Ya bakın kardeşim bu bir enerjiyse konuşuyorsa bunun daha önceki madde boyutlarından bir varlık olması lazım. Bu sana bilgi verebilir mi? Ben bunun enerjinin konuştuğunu biliyorum. Yaşıyorum zaten. İçinde olarak bahsediyorum. Bakın diyorum bu konuşan enerji hangi yöne hareket ediyor onu diyorum anlamaya çalışıyorum. Sen bunun söylediklerini ilettiklerini biriktirip Hz.Kur’an’a göre hadis-i şeriflere göre karşılığını araştırıyor musun? Neresi olur neresi olmaz diye. Bunu istiyorum yani ben size bunu kullanın ya da kullanmayın demiyorum. O benim haddime değil. Ben öğrendiğimi anlatıyorum. Sadece değerlendirin işinize yarar ya da yaramaz. Siz de bunları anlatın. Benim enerjim konuşuyor dediğinizde madde kuantumu da araştırdım bu arada. Yani çok basit dille kuantumu anlatabilirim. Biraz daha farklı boyutta. Ama ona da girmeyeceğim. Tabii ki bakın bunları anlatırken şimdi karşınıza sarıklı bir zat geliyor. Diyelim ki rüya kontrol edilebilir rüyalar falan var onları da araştırdım ne demek istediklerini. Bir şey söylüyor rüyalasın. Şimdi kalkıyorum hemen diyorum ki rüyayla amel edilmez. Bu çok doğru. Fakat sonra araştırıyorsun şeytani bir rüya var Rahmani rüya var.
Sonra Allah dostlarının veya peygamberlerin hayatına bakıyorsun. Mesela Hz. İbrahim’in hayatına baktığında değil mi? Yani bir veyahut da Yunus Peygamber balığın karnındaydı.
Veyahut da Hz. Yusuf kuyuya düştüğünde yani bunları anlatıyorum. Yani kuyuya düştüğünde işte sonucunda tabirler biliyoruz sonucunu. Şimdi bu rüyaların da bir anlamı olduğu belli. Evet yani. Şimdi belli olunca bunlar bize bir şeyler anlatıyor. Şimdi hepsine şeytani dediğin zaman ee Brahmani de geliyor. Demek ki burada bir teknik var. Peygamberimize gelen vahiy yollarından bir tanesi rüya yoluydu yani. Onu da hiçe sayamayız yani. Her halükarda bunun içeriğini araştırmamız gerekiyor. Ama tespit ettiğim şu var. Bütün anlattıklarımı bırakın da bu çok önemli. Şeytan rahat hareket edebilmek için Müslümanlarda dönemine göre iman etmişler. Dönemine göre derken Hz. İsa’ya iman edip gerçek Hristiyanlar yani Hz. O zaman Peygamberi son Peygamber. Gerçek anlamda ona iman edenler veya Efendimiz aleyhisselama iman edenler
veya daha önceki Peygamberlere hak ve hak yolunda iman etmiş olanların açılan manevi pencerelerden insanlara faydalı oluyorlar ya. Bunun önüne geçebilmek için çok yoğun mücadele etmiş. Önce bu hattı bozma üzerine gitmiş. Çünkü tüm insanlarda aslında değişik kademelerde bunlar var. Efüfez bezini, çünkü madde boyutunda manevi hattı veya şeytan hattı görebilmek için buradaki madde boyutundaki yer burada herkes biliyor. İzah etmemize gerek yok. Burada da ne oluyor? Onu ne kapatır? Flörür mesela. İstifade edilecek şeylerin önüne geçerek diğer taraftan da
bir şey anlatıldığında da diyor ki bilen söylemez. Söyleyen de bilmez. Yani söylersen de bilmiyorsun. Bilmeyen de söylemez. Söyleyen de bilmez gibi. Ama oturduğumun üzerine düşündüm. Biliyor musun? Bakın çok eleştirdim kendimi. Oturduğum düşündüm. Sonra dedim ki Efendimiz aleyhisselam Peygamber’dir. Rabbim bildirdi.
Cebrail aleyhisselam kardeşim diyor geleni aktardı. Peygamberimiz bildirdi. Önceki peygamberler. Sonra Allah dostlarını inceledim. Düşündüm. Anlatmışlar. Sonra bakıyoruz. Yakın döneme baktığında bir mesnevi var değil mi? Evet, verilen hazretleri. Erzurumlu İbrahim Hakk hazretlerinin eseri var.
Peki bu Allah dostları biliyordu. Veyahut da Muhittin Aravi Hazretleri. Veyahut da tıbbi nebevi İbn-i Sinâ değil mi? Veya astronomi ile uğraşan gibi. Bunlar bu Allah dostları bu insanlar. Veyahut da bir keşif yapmış, bir şey yapmış olan insanlar da yazmış eser bırakmış. Peki bunlar niye yazdı bıraktı? Niye anlattı? Anlattılar sonuçta. O dönemde anlattılar. Bir de yetmedi üzerine kitap yazdılar. Peki bilen anlatmazsa eğer. Yani nasıl olacak, nasıl çıkacağız bundan diye düşünerekten anlatan da bilmiyorsa eğer. Bilen söylemez söyleyen bilmezse eğer. O zaman o Allah dostları niye söyledi? Bilmiyorlar mı yani? Hadi gelin çıkıncının içinde. En büyük benim açmazımdan bir tanesi buydu. Yani klasik bilmiş olanları. Ama şöyle bir şey diyeyim mi ya? Şimdi süresimden okuyoruz sürekli iman etmek, sahil amel istetmek, sahil amel istemek ve hakkı ve sabrı tavsiye etmek. Bir Müslüman en önemli görevi iyiliği emredip kötülükten sakındırmak değil mi? Evet. Ama sen eğer onu. Söylemek zorunda bir kere zaten bir Müslüman. Tamam da yok. Eğer sen anlatıyorsan o zaman söyleyen bilmez. Olur mu? Şeytanın işine yarar mı bu? Yani kandırıyor bir şekilde. Anladın mı? Anladınız mı? Nasıl bilen söylemez söyleyen de bilmiyordur? Hani Afikalı yapıyor ya. Yani aynı şey. Yani böyle bir şey yok. Yani dinim bana diyor ki bildiğini anlat her insan emrimi varuf yapacak. Yani kötülükten sakındıracak. İyiliğe teşvik edecek. İlmin zekatını vermek diye bir kavram vardır. O da bu da aynı şey. Yani onun zekatı insanlara bildiğini anlatmak. Erişemediği insanlara da yazdığı eserlerle sadaka-i cariye nitelinde geçecek bir şey bırakmak. İşte bilen söylemez kardeşim. Söylediyse bilmiyordur da. Her türlü kesmişler kıstırmışlar kenara. Şimdi bakın.
Nasıl bir program yapmışlar şeytancıklar? Evet. Anladın mı? Niye? Bu özelliği olanlar anlatmasın diye. Ve bu özelliği bakın. Bir de şunu dikkatime çekti. Yani öyle bir şey ki yok saymamış. Yerine bir şey ikame etmiş. O inanılmaz bir şeyden bahsetti. Şimdi dikkatimi çek. Çok önemli bu konu.
Şimdi biz dua ediyoruz elimize rahmet ve nur geliyor. Sürdüğümüzde rahmani olarak faydalanıyoruz. Evet öğrendim. Nurun yerine böyle yap diyor. Bu da duanın karşılığı olarak geçiyor. Yani alternatif. Ama bunun altyapısında da mesela çakra noktaları var vücutta. Şimdi bir takım dengeler var. Bunlar gerçekten var. Hep alternatif var yani. Yok saymamış, dua etme dememiş, isteme dememiş. Evet.
Pozitif enerji ver demiş. Bakın namazı alıyorsa yerine yoga koymuş. Yapıyorlar ya, dinginleşiyorlar. Ben öyle biliyorum. Şimdi niye? Zikir çektirmemek için grobi via sayıları çıkartmışlar. Onları da inceledim karşılıklarına. Yani şu dünyadayız hani hırs ve daha çok kazanma hırsı var insanda.
Paranın bir rakamı var, 400 binmem kaç. 400 binmem kaç kere şöyle yaparsan sana para gelecek diyor. Ya sana ya Rezzak çektirir mi? Çektirmez yani. Yani bir Rezzan alamıyorsun. Allah’ın 99 isminden bir tanesi rızkı veren Rezzat. Sen rızkı verene ismini zikretme de şu kadar sayıyla şunu söyle. Allah-u Teala haşa bilmiyordu sanki rakamı söylemeyecekti.
Yani Allah-u Teala nasıl söylediyse, Efendimiz aleyhisselam nasıl bize yapmamızı istediyse biz öyle yapacağız. Yani sen bunu bugün gelip karşılığına rakamı koyuyorsan, Müslümanlar bir düşünün ya. Şimdi bunu yapan Müslümanın deva edip sorumluluğu olur mu? Veya üzerine bir şey çekmiş olur mu? Olmaz mı? Şeytana göre zikir çekiyor vatandaş.
Ha çok net oldu. Allah’ın zikrini çekmez. Tamam şöyle düşün. Peygamber Efendimiz aleyhisselam ne dedi? Zikir konusunda. Eee dediği gibi mi çekiyorsun? Yok. Neye döktün? Matematiğe döktün. Peki şöyle düşün. Allah-u Teala’nın ismini zikrederek gitmenin sana ne zararı var da sen bunu matematiğe çeviriyorsun? Tamam her şey bir matematik onu biliyoruz. Bu başka bir şey.
Dediğini yapmıyorsun ki. Dediğini yapmıyorsun. Bakın bir şeyi alırsa yerine mutlaka başka bir şey koyuyor. Boş bırakamaz. Evet. Ama şu var. Boş bıraktığında tekrar insanoğlu gider onu arar yine aynı şeyi yapar. Yerine bir şey koymak mecburiyetinde. Peygamberlerin yerine de putları koyması gibi. Yani bakın mesela diyelim bir kişi çok güzel ibadet ediyor her şeyi tam yapıyor. Engellemez. Engellemez. Onlarda ne yapıyor biliyor musunuz? Sen güzel müslümansın iyi müslümansın onu yaptın bu kadar zikir çektin gece namazı kıldın evvel kıldın işte vesaire vesaire böyle oruç tuttun böyle kapalasın deyip sen cennetliksin falan o da böyle yapıyor.
Sen diyor namazını kıldın mı sen bunu yaptın mı sen gece namazını kıldın mı onu yap bunu yaptın mı torbada arkada bir yırtık hepsi boşa gitti. Bay Burdu’nun umre peygamberimize gitmesi hesabı. Ümmetin geldiği arasıl. Bu gibi yani bakın efendimiz aleyhisselam ne söyledi nasıl uyguladıysa öyle devam edeceğiz. Evet. Temeli bu ben şunu ama bilim ve teknolojiden bakın uzak durmayacağız. Çünkü bilim ve teknoloji bizi Allah’u Teala’ya daha da yakınlaştırıyor kuantımı öğreneceğiz kuantımı inceledim uzun bir süre ne demek istiyor diye Allah’u Teala’ya daha da öyledir yani içimdeki duygularımı anlatıyorum niye oradaki maddelerin oluşumları dönüşümleri vesaire bunları içine girince daha da böyle yaklaşıyorsun. Bilim ve teknoloji daha da yaklaşıyor. Yani bir kalp gözünü izah ederken cep telefonu ile karşılıklı anlatabiliyoruz. Veyahut da teleses havada gidiyor değil mi nasıl gidiyor. Frekans sistemini buradan anlayabiliyoruz işte portallar açılıyor kapılar açılıyor falan muhabbeti yapıyorlar ya. Ya bil değil belirli noktalarda baktığınız zaman odaklanın bakın böyle yuvarlaklar var oradan gidip gidip geliyorlar. Yani buradaki Mars’a başka bir yere gitse ya boşlukla gitmiyor ki o enerji kalkanı şeyi var yuvarlığa var uzadıkça uzuyor. Şey düşün şeyle ben onu anlatmayı düşünmüştüm karşılığını. İntel fiberoptik kavlu yok mu çok bilmem neye kadar uzuyor. O öyle uzarken onun maddenin daha altyapısı düşün. Buradan nereye kadar gider var. Düşünün ya teknoloji Allah’u Teala’ya daha da yakınlaştırıyor. Ama onlar o teknoloji kullanarak şeytangil ne yapıyor. İnsanları Allah’u Teala’dan uzaklaştırmaya çalışıyor. Halbuki tam tersi daha çok yaklaştırıyor.
Allah’u Teala’nın anlattıklarını Hazreti Kuran’ın anlattıklarını daha iyi anlıyorsunuz. Efendimiz aleyhisselam diyor ya ayakkabı bağcıklarınızla konuşmadan kırbacınızın ucuyla konuşmadan diyor kıyamet kopmaz mikrofon var mı kardeşim var. Ayakkabı bağcı gibi telefon telgrafın telleri var mıydı var. Tamam artık yok ihtiyaç yok ama benim peygamberim söyledi.
Hani bugün Efendimiz aleyhisselamı daha iyi anlayabiliyoruz demek istiyorum. Ama tabi anlamak isteyene. Hastalıklar konusuna gelirsek de hem ruh hem beden temizliğiyle birlikte olur. Ama sen eğer doktora gitmezsen vücudunu inceleyecek vücudunun içindeki eksik vitaminler varsa
veyahut da vücudunun içinde çürümeler varsa ya birçok tansiyon hastalığından tut da akça nefes alamadan mesela bakıyorsun bir bakıyorum buradan bir girmiş içerlerden böyle sims yap böyle gidiyor bir bakıyorum diş köküne geliyor. Oradan yıllar içerisinde sıza sıza sıza içeriye kurum bağlamış. Boyun ağrısı oluyor baş ağrısı oluyor işte midede rahatsızlık oluyor.
Bel kemiğinin üzerinden gidiyor kemiklerin arasına giriyor. Bu tıbbi bir şey. Bu da niye? E kardeşim misvak kullanmamışsın. Dişlerini fırçalamamışsın. Yine geldik mi aynı noktaya? Şimdi burada vücudunu içeride kilerin yumuşaması lazım.
O zaman tıbbi nemevi yani o zaman otlara otlardan gelecek şifa onlar vesile tamam ama onu da kullanman lazım. Onlardan faydalanacaksın ki yumuşatacaksın. Doğduğundan beri dolaşan kan hariç diğerlerinin hep aynı kan duruyor. Zaman içerisinde hasarlanıyor mikrop alıyor vesaire. Ve sen onu hacmatla alacaksın vücud oraya yeni kanı doldursun. Bak vücuda bak vücuda eksik olan yeri tespit ediyor. Oraya lazım olduğu kadarı gönderiyor ve şamandıra kapatıyor sanki. Görüyor musun mükemmelliği? Yani hacmat olmuyor şifalı otları kullanmıyor bir de mevsimlik yemiyor gibi. Yani hangi yönünde anlatayım mesela yıldızlarda anlatabilirim. Bir insanın adını, bir zamanın söylediği ne? Yıldızname var mesela hak. Yıldıznameyi ama doğru anlayan. O kişinin kendi manevi hali yıldıznameyi doğru anlayacak şekilde olması lazım. Bir de yapacağı her şeyi eline yüzüne yani bütün yerlere de Rabbim gizlemiş anlayana. Şifreler koymuş yani. Bu da var gibi.
Var mı soracağım bir şey? Hastalıktan çıktık nereye geldik? Yani şimdi seni dinlerken her şey ama her şeyin Allah’ın varlığına ve birliğine delil olduğunu, ona şahil ilk ettiğini anladım. Allah razı olsun. Ne olursa olsun yani nereye çıkarsan çık her şey Allah’a Rabbimize çıkıyor. Nereye gidersen git. Allah razı olsun.
Allah razı olsun.