Yunus Emre Hz. Makamı | Ordu-Ünye | | Synergy Kendiyas | HASTALIKLAR VE RUH-BEDEN İLİŞKİSİ
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Mrtbhdj7yew.
Abi bir önceki söyleşimizde kendi deneyimlerinden yola çıkarak bir insandaki hastalığın temelinde önce ruhun zayıfladığını, yara aldığını daha sonra bedendeki organların hastalanmaya başladığını anlatmıştım. Çeşitli sebepleri vardı. Onları da ayrıntılı bir şekilde konuştuk. Daha da ayrıntıya ihtiyacımız olacak.
İnşallah yani izleyenlerin de şey olması için, bilgilenmesi ve kendi kendine tedavi bilmesi için. Burada şunu merak ediyorum. Biz tıbbın atası olarak İbn-i Sinai’yı biliriz. İbn-i Sinan’ın bir sözü çok dikkatimi çekti. Söylediklerinizi kıyaslamak için soracağım. Öfke kara ciğeri, keder ak ciğeri, üzüntü mideyi, stres kalp ve beyni, korku böbrekleri yorar.
Bunlar vücutta artınca ve süreklilik arz edince de o organ hasta olur. Şimdi bir kıyaslama yapacak olursak? Tabii ki yapalım. Karşılaştıklarımı yine tecrübelerimi aktarıyorum. İnsanları farklı gözlerle incelediğimizde ki hastalık ruh ve beden iki kısıma ayrılıyor ve ikisinin bütün halde iyileşmesiyle toparlanma oluyor.
Bazen insanlar rahatsızlanıyor, bedende ağrılar oluyor, ruhsal görünmüyor veyahut da ruhsal görünüyor ama bedende bir problem olmadı görülüyor ama bir arka perdeye geçtiğinde aslında ikisinin de incelendiğinde rahatsız olunduğunu algıladık, istihare yaptık. Aynı zamanda buraya girmeden bir şey anlatayım ki daha iyi temeli olsun.
Bir de bilinçaltı temizliği vardır hani bugünlerde anlatılıyor ya. Şimdi bunun ne olduğunu, neyi anlatmak istediklerini öğrenmek istedik. Hani daha önce enerjidecilerden bahsettim, söylediklerinin karşılığı nedir diye dinimizle anlayabildiğimiz kadarıyla gayret ettik.
Bilinçaltı da ruhun Allah-u Teala’ya söz verdiği anda ama imtihan yerine gelince üst beyne, üst bilince ruh istediğini tam aktaramadığını algıladık. Yani hani vicdanımız sızlıyor ve rahatsız oluyor ya. Evet. Aslında tam sorunun şeyi burada başlıyor.
Çok dikkatli dinlersem vicdanımızın sızlaması demek ruhumuzun yaptığımız işe karşı çıkıyor olması demek. Ya da bunu daha da düzelt. Yani bununla bir karar, bu kararına bir yanlışlık var. Biz birlikte imtihanımızı kaybedeceğiz ya da cezaya uğrayacağız demek. Vicdanımızın rahatsız olması.
Yani alt beyin yani ruhun beyniyle çünkü ruhun beyni var ruhlar aleminde konuştuğunu verdiği sözleri her şeyi hatırlıyor, biliyor ve Allah-u Teala’ya hesabını verecek. Aynı zamanda bedenimizin de bir beyni var. Hani hafıza kartı gibi düşünelim. Günümüz teknolojisine göre.
Fakat ruh bedene istediğini aktaramadığında bu sefer ruh rahatsızlandığında delikler açıldığında problem yaşamaya başladığında vücuda tam hakim olamadığında işte tam orada ruhsal veya bedensel veya her ikisi birden rahatsızlıklar başlıyor.
Tam da organların rahatsız olmasındaki sebep ruhun zayıfladığını anlatıyor. Şimdi bunun aslında bunun da iki boyutu var. Bir beynin gönderdiği frekans ve sinyaller var. Bunlardan dolayı o organlara gerekli iletişimi sağlayamıyor.
O alayamadığımızın sebeplerinden bir tanesi tıbbi olarak rahatsızlıklar, eksik vitaminlerdir, gerekli desteği sağlamamasıdır. Bir diğeri de ifritlerin veyahut da enerjicilere göre negatiflerin vücuda girip aradaki damarla giden kanlar veyahut da işte giden sinyalleri engel olmaları ya da kısıtlamaları neticesinde beden gerekli desteği alamayınca, gerekli uyarıyı alamayınca bu defa rahatsız oluyor. Tıbbi rahatsızlığa dönüşüyor bu beden tarafından. Ne yapıyor? Çekildiğinde oradaki kan akışı veyahut da beyinden gelen yönetim kararı, sinyaller aksamaya uğradığında ya da zayıfladığında ya da negatiflerle veya ifritlerle o kısmi olarak engellendiğinde tam ne yapacağını bilemiyor. Yani örneğin mide yemek yedi, ondan ne kadar salgı göndermese lazım, işte asiti var vesaire, bunları tam istediği gibi ayarlayamıyor. Karaciğer kese aynı şekilde yani yapmaları gereken görevi tam emir alarak yapamıyorlar. Hani bunu anlayacağımız şekilde anlatmaya çalıştım. Ruh da üzerine gelen sıkıntıyı hani insanlar karabasan bastı veyahut da bir an bir yerde ağırlık sıkıntı hissettik veya sabah çok yorgun kalktık gibi yani sabah her yorgunluğun sebebi bu değil ama bu da onların içerisinde ruhun da beslenmesi ve desteklenmesi gerekiyor. Desteklenmediğinde ruhun da ne istediğine kulak vermediğimizde ki burada nefis giriyor bir de perdeleyen. Ruhu tam dinlemediğimizde ruh darlanıp bunaldığında veyahut da kişinin bedeninin, ruhun bedeninin işlediği günahlar neticesinde zedelendiğinde metafizik olarak vücuda
girenler veyahut da bitkisel olarak gıdaları vücuda girdiğinde gıdaların da gerekli açılımlarda bulunmadığında hani besmele çekerek suyu içiyorsun açılıyor gibi düşünün. Bütün gıdaları düşünün veyahut da haram yediğinde besmele bile çeksen haramdır. Onun üzerine bir hani besmele çekmiş olmanın bir şeyi yok çünkü haram. Bunların bedene verdiği rahatsızlıklar dahil bütün bunların hepsini ruh alt beyin üst beyine hep iletiyor ama hata yapar ama günah işler etmeden vesaire bütün bunların hep sinyallerini gönderiyor yani birlikte yolculuğa çıktık birlikte bitireceğiz. Aksi mümkün değil buradaki yaşantıyı. Bedeni burada bırakacak ama ruh devam edecek kabir hayatına. Şimdi buradaki kendine geçici kamufle olmuş olan bedeni yönlendirmek istiyor çünkü ruhlar aleminde Allahuteala ya söz verdi ve o söz verdiği o koyduğu çıtaya ulaşması gerekiyor. Ona göre de koyduğu çıtaya göre de imtihanlar verdi ve onları da kabul ettiriyor. Ama buraya gelince sanki ayağına pranga vurulmuş gibi bedeni bedenin istek ve arzularında
sağlıyor nefis ruhun karşısında ikiye tek kalıyor. Tam burada tıbbi nebevide anlatılan söylenilenler hep mana ile birleştirerek aynı zamanda da uygulanarak anlatılanlar ve çok doğru yani beynimiz gerekli müdahale yapamazsa
gerekli sinyalleri gönderemezse veyahut da vücuda gerekli besin maddeleri ama doğru şekilde besmeleyle helal olması gerekiyor ve kan grubuna göre beslenilmesi gerekiyor gibi bu düzenlemeleri yapmadığında beden hastalanmaya başlar. Çünkü beden hastalanınca bir de ruhun istediklerini yapmayınca bir de metafiziklerle ruh da bir
saldırı altındaysa ya da zayıfladıysa kezabide üzerine ibadetlerde eksiklik varsa veyahut da bir de bunun üzerine eğer imansızsa bu defa ne oluyor beyin et beyin üst beyin otomatikman gerekli işlemi yerine getiremiyor. Hadi getirmeye çalıştı komutu ile gönderiyor diyelim gönderse bile organların yakıtı
olan vitaminler açılmamış veyahut da eksik beslenildiği için vücudumuzu biz ne kadar doğru beslersek kan grubumuz da dahil besmeleyle dahil helal gıdalar dahil bazı şeyler her zaman yenmez yani suyun bile kullanılacağı bir zaman var.
Bize bağırsaklar kesinlikle bağırsaklar dolu tutulmamalı bağırsaklar ne kadar dolu tutulursa mutlaka bunun bir faturası oluyor bedeni bu yanlış uygulamalardan da ki buna ne oluyor nefsimiz hep sebep oluyor ya abur cubur yemek istiyor istediği zaman yemek istiyor hep daha fazla daha fazla daha fazla yemek istiyor işte bu bedeni
beden kitliyor beden kitlenince de ruh içeride kilitleniyor ve ruh hastalanıyor zayıflıyor. Ruh cennete gelecek bir ruh diyelim cehennemden geliyor beyleri cezalarını tamamlamış affa uğramış geliyor orada bile yenileniyor veya x tamamlanıyor ya da sıfırlanıyor gibi düşünelim ama sonuçta cennete en mükemmel halde gidiyor. Bu da bize anlatıyor ki zaten ruhun yaralandığını ruhun darlandığını anlatıyor işte tam burada ruhumuz üst beyne istediğini anlatamıyor üst beyinde kendi kafasına göre hareket ettiği için ruhla birlikte senkronize hareket etmediğinde bu defa görevini yapamayınca
bu organlarımız arıza yapıyor kesinlikle ve kesinlikle doğru bunu nereden biliyoruz bunu istiharelerde ve insanlığına ilgili konuları sordukça parça parça aldığım bilgileri bugünkü tecrübe ile birleştiriyorum. Yani bunun en önemli etkilerinden bir tanesi de metafizik olarak vücuda girip çıkanlar
var mesela gıybet etmek kardeş eti ölü eti yemek olarak düşün. Evet böyle olduğunda kendi gözlemlediğim birkaç farklı bakışla diş etlerinden tutun boğazdan tutun mide dahil buralara mutlaka zarar veriyor.
Zararı nasıl verdiğini incelemek istedim istiharelerle yenilen gıdalar orada o işlenen günahtan dolayı arada bir böyle bir perde var o gıdalar oraya nüfuz edemediği için onun içerisi besin alamadığı için tıbbi olarak rahatsızlık oluyor. Allah Allah yani her günahın vücutta yaratmış olduğu bir tahribat var. Tahribat var tecavürü oluyor. Allah Allah mesela başka bir şey örnek verebilir misin? Başka bir şey örneğin gıybet anladık. Aklıma gelen doğaçlama yaşanılmış konulardan ilgili mesela rahimlerinde probleme karın boşluklarında geçmez ağrılar olanlar var. Bunların birçoğunda kadınlar için söylüyorum hani özür diliyorum ama anlatmam lazım. Kocasıyla ilgili gerekli aile ilişkilerini gerektiği gibi yapmadıkları için de olan şeyler aynı zamanda çocuk aldırma ve benzeri konularda olduğunda mutlaka orada problemler çıkıyor. Ha keza bununla birlikte temizliğe riayet etmediğinde hani imanın yarısı temizlik ya onu etmediğinde de oluyor. Hani birkaç türlü yönleri oluyor ama bir kişi rahatsızlığını sorduğunda istihare yapıldığında bunun hangi sebepten olduğunu net bir şekilde anlatıyor. Biz doğaçlama anlattığımız için olabilecek ihtimallerini bahsediyoruz. Teşekkür ederiz. Yani örneğin baş ağrısıyla da ilgili benzeri yani tıbbi olarak işte özellikle genelde dişleri temizlememek temiz olmamakla sebebiyle gelen biriken iltihapların yayılıp damarların içini tıkaması veyahut da problem yaratması zarar vermesi madde boyutunda. Sırpta şu an bin farklı baş ağrısı var tanımlanamayan. Bir tane örnek vereyim mi? Uzatmayacaksan eğer. Tabii tabii. Bir kardeşimiz vardı. Çok yıllardır baş ağrısı çekiyorlar. Hani tanış olunca da yardımcı olmak istedim. Doktorlara gidiyor ama sürekli haftada birkaç kere hastaneye gitmiş.
Serum bağlatıyorlar ama sonuç yok. Doktorlar bir şey söylemiyor. Yani bu kişiyle sizi tanıştırabilirim. Raporlarında verebilirim. Rica ettiler. Birçok yere de gitmişler ama sonuç alamamışlar. En azından Rabbimden talep edeyim. Dilerse bildirir diye ve talep ettik.
Çok şükür de geldi. Bu bizim birkaç yıl önce aldığım istihar eden bilgiydi ve hemen ilettim onlara. Eski zamanda eski kıyafetlerle yani Osmanlı kıyafeti gibi diyelim veyahut da Türkiye Cumhuriyetimizin ilk dönemlerindeki kıyafetler gibi diyelim. İnsan var. Yerden bir taş aldı. İleride bir köpek vardı. Köpeğe taşı attı.
Köpeğin sağ tarafına geldi. Köpek yola düştü ama böyle çok toprak bir yoldu böyle hani. Düştü. Buradaki içeriden kanım oluyor. Uzun bir süre can çekişe çekişe köpek öldü. Sahne bu kadar. Ve ben onlara bunu anlattım. Evet sağ tarafında tam aynı yer ağrıyor.
Yani bu da genetik. Geçmişteki birinin yapmış olduğu her koda koda giriyor. O günah koduna işlenmiş. Hani nasıl miras geçtiği gibi o da geçti. Ve ondan sonra bununla ilgili soy tövbeleri yapmaları gerektiği ve bununla ilgili hayvan haklarıyla ilgili mümkün olduğu kadar hayvanlarla ilgili gayret edin, besleyin. Hani ne yapıyorsanız yapın ama yani sonucunda burada hayvan hakkı var diye.
Ve aşağı yukarı beş altı ay daha mücadele ettiler hemen geçmedi. Ama bir zaman sonra kurtuldular. Bir tane daha anlatayım. Ben de binlerce on binlerce böyle konu var. İllaki birinin başına gelmiş böyle bir durum vardır. Binlerce yani. Bunu dizleyince belki derdine derman olur. Aklımdan kaldığı kadar anlatıyorum. Yine bir kişinin şeyi var. Bir şey oldu konuşuyorduk. Hep buna benim eşim, dostum, arkadaşım olduğu için aile içi sohbetler oluyor ya. Dedi ya bana da bir şey yapar mısın? Hani yardımcı olur musun falan biraz ruhum darlanıyor falan gibi konuştu. Bu kardeşimiz bayan. İnanılmaz bir şey oldu. Yerde birisi elleri arkada bağlı yatıyor. Başka bir tanesi geldi. Sağına doğru yatıyor. Esir alınmış belli.
Yani anlık bu bir saniyelik ya da iki saniyelik bir görüntüyü anlatıyorum. Biri geldi kılıcıyla, böbrek hizasından kılıcını bir soktu. Yerde elleri arkadan bağlı yatan kişi öldü. Yani sonra istihareyle anlamaya çalıştığımda esir alınıyor. Esiri öldüren kişinin soyundan gelen o böbrek ağrısı olan.
Dedik böbreğinde ağrı var. Hani onun üzerine konuştuk, onu tespit ettik. Öyle deyince bu şey yaptı. Dedi ki benim dayım işte onlarla önceki hep nesillerde böbrek rahatsızlığı üzerine hep ölüyorlarmış. Genelde derken şey bebal olur. Ama kendi ifadesi bizde ölümler hep böbrek rahatsızlığından olur dedi. Şimdi bunu da aktardım. Bilebildiğim kadarıyla Rabbim doğrusunu bilir. Anladıklarımı anlattım. Bunları uygulayarak kendinize dedim çözüm uygularsınız. Yani siz kendiniz yapacaksınız. Bunu başka birisini bir şey yapmasa size çözüm olmaz. Biz ancak analiz yapar. Allah rızası için size iletiriz. Ve bir zaman sonra onlar da kurtuldu çok şükür. Ama çok gayret ettiler. Belki bir buçuk iki yıl.
Bir de böyle konular da hani bir anda oldu da bir anda bitecek diye kesinlikle beklemeyin. Uzun süre tekrar tekrar tekrar tekrar tekrarın neticesinde devam ediyor. Bir de böyle bir şey var gelenlerden gidiyorlar. İşte bir yere gidiyorlar okuyacak düzelcek. Hayır okunduğunda rahatlama olsa bile oradaki metafizik boyutundan bahsediyorum.
O da gidiyor dolaşıyor ya çocuğuna ya eşine başka şeylere veyahut da o kişinin vücuduna başka bir yere giriyor. Çünkü okunduğunda tehdit olarak algılıyor. Onu tehlikeli gördüğü için başka bir organa da yerleşiyor. Birkaç yılda böyle gidiyor gibi düşünün. Bu da var. Ancak gelirsek eğer organların kendini kasmasına ve hastalanmasına kesinlikle doğru. Bunlarla ilgili o kadar çok konular oldu ki netice itibariyle bilinçaltı temizli diyorlar bugün tıpta ve doğrudur. Ama bunun dinimizdeki benim anlayabildiğim karşılığı ruhun tedavisi ve bedenin tedavisidir. Hani dedik ya tüm hastalıklarda ortak konular ruh ve beden hastalanır. İkisinden ruh da veya ruhsal hastalığı da görünebilir veyahut da sırf bedense de görünebilir. Ama her halükarda ikisi birden hasta. Birbirine senkronize olamıyorlar. Alt beyin ruh üstte derdini anlatamıyor. Bunun en büyük belirtisi de sıkılma, darlanma, nefes alama, hiç alamama, hiçbir şeyden mutlu olamama. Düşünsenize varlıklı bir aile tatile gidecek. Kendine bir amaç edilmiş. Tatil değil amaç, tatile gitme süreci onu heyecanlandırıyor. Oteline yerleştiği an başlığı kavga etmiyor, mutlu olamıyor. Çünkü aradığı şeyi bilmiyor, orada bulacağını zannediyor. Bunun gibi o kadar çok insanlar bulanıldı ki ya da arabasını değiştiriyor veya eşya değiştiriyor.
Farklı konulara göre, halbuki hiç alakası yok. Bedenle ruh bir arada değil, birbirlerini dinlemiyorlar. Dinlemedikleri için de birlikte hastalar. Bu da organların rahatsız olmasına sebep oluyor. Aynen kesinlikle doğru. Burada Çelik izim çekti. Öfke, keder, üzüntü, stres, korku hep bir duygu. Mesela korku… Kişi duygularını kontrol edemediği için böyle rahatsızlıklar yaşıyor. Anladığım kadarıyla. Peki insan duygularını nasıl kontrol altına alabilir, kontrol edebilir? Şöyle, anladım. Şimdi şöyle, aynı şey geliyor bakın. Aslında sormadan cevabı gelmiş çünkü bu bütün olduğu için, ben gözlemlemelerimi anlattığım için.
Kişi kendi vicdanını dinlemediğinde, kendi inancına göre yaşamadığında, ruh rahat değil ve hastalanır. Hastalanınca da kademel olarak bedende hastalanır. Bedenle ruh kavga halinde. O kavganın neticesinde iç huzuru enerjice de ne diyorlar? Dinginleşme mi diyorlar? Gibi. Rahatla manevi… Daha iyi olması için neler mi? Hep bu mesaj veriyorlar. Rahatlayamadığı için, kendi içindeki barışını sağlayamadığı için iç huzuru bu işte. İç huzuru dediklerinin anlamı bu. İç huzuru sağladığında eşiyle, dostuyla, çevresiyle, doğa ile her şeyle iyi geçinir.
Bütün huysuz aksi sinirli dahil, tüm bunların hepsinin toplamının sebebi, ruhla bedenin uyuşmaması. Ruhun istekleri farklı, beden ve nefsin istedikleri farklı. Ortak anlaşamıyorlar. Kısa yaşadığım bir şey anlatayım, ne olur. Şimdi ben Kürt bir öğreni çok severim. Bakın anlattığım ben hem insanlar anlatıyorum, eşime dostuma.
Mesela oraya geldik. Kardeşim Allah razı olsun. Yıllardır da bir dostluğumuz var. Almanya’dan buraya geldi, hatta buraya yerleşti. Şimdi yıllardır hep tecrübelerimi aktarıyorum insanlara. Ya insanlar faydalansın, adlandıramıyorlar. Ama işte istihare bunu adlandırıyor. Bunu yapıp ama doğru yapmak lazım. Yatıp da şeytanı görmek de var. Bir de o var. Zaman sonra şeytan, cinli, bütün bunların hepsinin ayrımını anlayabiliyorsun. Kandırıyor diyorlar ya, onların belirli bir yere kadar dönüyor, geri kalan dönemiyorlar. Hani bir şeyin zıttığını gördükçe, gördükçe o zaman hangisi hangisi anlıyor da biliyorsun. Şimdi ben Kürt öğreni çok severim. Geri kalan hiçbir böreği yerim, Rabbimin nimeti ayırmam ama Kürt böreği bayılırım.
Beyazıt Meslem Hazretleri’ne gittik, davet etmişti. Bizi dedi ki en az 40 gün dedi, Riyazat. Neyse, tabii 40 gün hayvansa yok ve buğday da yok. Buğday ürünleri yok. Lütfen, 40 gün bitti. Zaten biter bitmezse ben gittim Kürt böreğe gittim. Sonra aradan zaman geçti.
Ben tabii bu alışkanlığı devam ettirmeye çalışıyorum ama nerede? Kürt böreğe geliyor geliyor böyle. Şimdi biz tabii birtakım özelliklerimizden dolayı dedim ya bunu diyor dedim şu nefsimle bir konuşayım dedim. Kendimle konuştum. Bazen anlatıyorum ya, onun mecazi gibi geliyor değil mi? Aslında gerçeği söylüyorum ha. Gerçekten. Aynı bana benziyor nefsim. Dedim sen ne istiyorsun?
Börek yiyelim dedi. İyi de dedim böreği yersek bu olur. Dedim gel börek istemekten vazgeç dedim. Yok dedi börek yiyelim dedi. Bak dedim sana söz veriyorum. Birlikte dedim cennete girersek dedim. Her istediğinde dedim söz veriyorum sana dedim Kürt böreği isteyeceğim Rabbimden. Durdu. Söz mü dedi? Söz dedim ya.
Söz dedim ne kadar istersen Rabbimden talep edeceğim. Tamam dedi. O günden beri zerre Kürt böreği aklıma gelmiyor. Bak yaşadığımı söylüyorum. Bak o günden anlatıyorum. Hatta bana dedi ki beni kandırırsan dedi. Dedim ki kandırma onu mu? Günah dedim ben sen miyim yani karıştırma. Emin olun bakım ben kendimde uyguladım bunu. Ve diyeceksin ki nasıl böyle bir şey söz verdin.
Zaten cennete kötü hiçbir şey giremez. Bakın burada da ilim lazım. Kötü bir hiçbir şey giremez. Velev ki kamyon dolusu istedin yesen ne olacak ki? Dilediğin an onlar her şey fit olur düzgün olur. Yani bir problem yok ki. Nefis de zaten eğer cennete zaten gideceğiz ya beraber. Zaten oraya girdikten sonra kötü bir şey isteyemez ki. Cennetin şartlarına uygunsa Kürt böreği yesin kamyon kasazıyla yesin.
Ama söz verdim. Gibi belki size bunlar espri gelmiyor. Bunlar olduğu gibi gerçek ben yaşadığımı anlatıyorum. Hani bunu örnek olsun diye anlattım. Ve sigara kullanıyorum. Geleyim oraya. Dedim ki bak gel anlaşalım dedim sigarayı bırakalım. Azaltıyorum falan da vesaire. Yok dedi o kadar da değil dedi. Aynen bildiğin insan gibi hareket ediyor aynısı. Abartma falan.
Tabii tabii bu kadar da değil. Yüz verdik de iki yüz üstlere girdi. Gerçekten şimdi bakın bazen insanlar konuşuyor. Hani diyoruz ya nefsani konuşuyor nefsinden konuşuyor. Ya bu deyim doğru. Gerçekten doğru. İnsanı ruhu zayıflayınca hakimiyet azalınca geliyor o konuşuyor. Hakimiyet diyelim ki ruhun iyi. İyi olsa bile gene konuşuyor ama daha az konuşuyor. Zaten ruhun hakimiyeti artınca bu sefer hangi boyutta hangisi nedir ne değildir zaten bunu Rabbim sana gösteriyor. Ama nefsinde yaşaması lazım. Yani helal olan her şeyler isteyebilir. Onun da hakkı var. Nefse zulmetmek de var. Ben buna hiç girmeyeyim şimdi ama böyle de bir şey var. Konu değişmeyecek. Konu değişmesin. Nefsimizle nasıl konuşacağız diye soracağım ama bari girmeyeyim şimdi.
Yok girmeyeyim. Orada geçmiş olacak bir şey. Ama şuraya gelelim. Özür dilerim. Kesinlikle doğru. İbn-i Sinâ Hazretleri’ndi değil mi? Kesinlikle doğru. Aslında benim öğrendiğim şeyleri böyle gelip sorduğunuzda destekliyor ya. Allah dostları yaşamışlar anlatmışlar kitap eser haline getirmişler ve uygulanıyor. Ben burada karşılaştıkça biriktirdiklerim bunlar.
Ama aklıma gelmen o kadar çok konu var ki şu anda. Ve bir de ya emin olun mizah gibi de düşünebilirsiniz. Öyle komedi türlü şeyler oluyor ki öyle aptalca hareketler sorular soruyorum ki bir süre sonra geçiyorum. Kendi kendime gülüyorum. Yani hangi kafayla sen bunu sordun? Çünkü bunun karşılığında bu ayet var, bu hadis var. Allah dostların sahabelerinin yaşadığı bu konular var gibi.
Ama o anda cahillik işte. Soruyorsun cevabı alıyorsun cevabı alınca bunu delillendirmeye çalışıyorsun. Bakıyorsun ki gözünün önünde zaten bir sürü örnek var. Allah razı olsun dinlediğiniz bana sabrediyorsunuz. Söyle diyebilir miyiz? Az önce de diyelim bu ruhumuz nasıl huzur bulur diye hani ayette hadiste var deyince Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ya kalpler ancak Rabbimizi anmakla huzur bulur. Evet.
Tam da anmak zikretmek onun dediklerini yapmakla huzur bulur aslında. Kitabına uygun, Peygamberinin sünnetine hadisine uygun. Orada ben karşı çıkarım. Ayete itiraz etme gibi lüksümüz yok ayrı mesele. Ama nice ibadetine düşkün namazında niyazında zikrinde olan bir dünya insan var. Huzur arayışında. Ama işte tam orada ki huzuru bulamıyor. Bir yerde bir yanlış var ki bulamıyor veya eğer burada mutmain olacaksa neden o zaman hasta? Ama siz yanlış yaptığı şeyler var. Yani o zaman burada itiraz ederim yani. Bir şey söyleyebilir miyim? Tabii ki. Bunlarla ilgili böyle çok tanıdığım var. Geliyor giyim kuşam hepsi yerli yerinde geliyor söylüyorlar bakıyorsun.
Cüpesi sarığı kılığı kıyafeti yani aynı şekilde iç huzuru yok ve birçok problem var. İstihareyle inceleyince kesinlikle ve kesinlikle farzları yapmaya çalışıyor ama sünnetlerde mutlaka ya yapmadığı ya da yok öyle değildir deyip kabul etmedikleri vardır. Gizli şirk vardır.
Gizli şirk ya da şirk yoksa mümkün değil ki kul gayret ediyor ya gayret ettiğinde Rabbim ona daha fazla yardım etmesin. Mutlaka eder mutlaka ki bir yerde kaçağı vardır. Yaptığı bir yanlış vardır. Kesinlikle vardır. Farzları yapıyordur ama sünnetlerde olabilir. Bu ya da aile yaşatmasında mutlaka vardır.
Ben bir kardeşim vardı bir arkadaşım. Yine bir araya geldik iş yerinde bir işimiz var neyse karşılaştık. Bir şey oldu çok huzursuz olduğunu söyledi ben istihar itiharı yaptım. Direkt ne geldi biliyor musun? Söyle ona oğluna namaz kıldıracak diye evde şeytanları davet etmesin.
Kaldım öyle. Namaz kılması için baskı yaptığını anladım ama öyle bir uyarıldım ki. Sonra söyledim böyle oldu nedir konu diye. Oğlu var 20 küsürlü yaşlarda namaz kılmıyor diye sürekli takip ediyor. Sürekli evde gece gündüz kavga çıkartıyor terör estiriyor. Tabak çanak kırıyor bağırıyor çağırıyor falan. Ondan sonra içi rahat eyler.
Ama kardeşim öbür türlü baktığımda namaz bu ya direkt her şey namazdan sonradır. Namazdır asıl. Ama öyle bir şey oldu ki çocuk namaz kılmıyor. Aslında ara ara kılıyormuş ama o illa beş vakit kılacak zamanında kılacak diye. Tamam haklı bence çok doğru.
Ama anlatı şekli çocuğunu ailesini bıktırmış kimse onu görmek istemiyor. Zulüm etmeye başlamış. Şeytan sağdan yaklaşmış namaz üzerinden aileyi dağıtmak üzere. Karı koca boşanmanı artık yani iş baya bir noktaya gelmiş. Hayır var gibi görünenin arkasında bak ne kadar büyük şer var.
Ondan sonra toparladı. Arada da sordum ona. Toparladı ondan sonra aile normale döndü. Ve çocuk da namaz kılma yani serbest kalınca namaz kılma şeyini. Şeytan bakın nereden yakılıyor. Şimdi az önceki anlattığımı anladınız mı? Mutlaka bir yerde bir sebep vardır. Hani dinde de zorlama yok ya.
Ama Müslüman olduktan sonra da kendi sorumluluk olduklarında zorlama var. Dine girmede zorlama yok anlamında. Onu da karıştırmayalım. Ama kendi sorumlu olduğun ailenle ilgili ama bu onlara şiddet göstereceksin. Onları rencide edeceksin, hakaret edeceksin, bunaltacaksın anlamında değil. Onun için bana ne söylemlerden aynı problemler yaşadım. Hala da yaşıyorum.
Namaz kılacağım zaman tam televizyon seride ortaya seriyorum secadeyi. Abdest alacağım ya her tarafı. İşte hazırlığı yapıyorum ben namaz kılacağım falan. Bazen geliyorum, diyorum ki ya bana 26 kat diyorum sevap verip ben tek kılıyım ya da gelin diyorum 27’yi alalım beraber. Öyle, öyle, öyle, öyle hareketlilik oldu da çok şükür bir noktaya kadar geldi.
Hani doğruyu söylerken de doğru bir şey de söylemek lazım. Doğruyu yanlış söylemek diye bir durum var. Doğruyu yanlış söylediğinde yanlışa gidiyor. Bir şey daha hatırlıyorum sanki bunda dahil edebilir miyiz bilmiyorum. Söylediğini hatırlıyorum. Zikir çeken bir hanım ablamız vardı. Evet. Doğru bir şey yapıyor, zikir çekiyor. Gene giyim kuşam tarikat ehli o şekilde giyinmenin biri.
Uzun süre gayret etmiş, yıllarca bir çözüm bulamamıştı. Benim bir iş ortam vardı. Onun tanıdığı, bana sordu. İstihare yaptım. Sabaha kadar zikir çekiyor. Şimdi diyeceksin ki zikirle ne alakası var? Bak demin ki o aynı yani doğru yanlış anlatmamak lazım.
İstihare de kocasıyla ilgilenmiyor. Asli görevlerinden kalıyor. Kaldığı için, zikir çekerken de şeytan bunu rahatsız etmediği için bir fiil yatsı namazından sabah namazına kadar zikir çekiyor her gün. Sonra zikir çekerken bir şey yok. Rahat çekiyor.
Namaza duruyor, namaza durduğunda buna tekme atıyorlar ve devriliyor. Bakın bu insan geldi ve bunu fiziksel olarak ya… Kimse de yok ortada. Kimse yok. Tekrar namaza duruyor, bir tekme daha yiyor. Böyle bir durum oldu. Hani o kadar çok şahit var ki geldi hatta kendisi belki telefonu bile duruyordur. Yani bakın yine doğru şeyi yapıyor ama yanlış bir gerçekle yapıyor.
Allah-u Teala’yı anın çokça anı. Ama sen her akşam yastıdan sabah bağlarsan adamı nereye bağlayacağız? Bununla ilgili bir şey kesinlikle. Yani. Ömer Dengel’e rahmetle videoyu izleyelim. Hemşeriz müdüre gidelim. Allah rahmet eylesin. Eşinle ilgili ilgilenmeyip sabaha kadar Yasin okuyan falan. O Yasin seni çağırır diyor ya. Ya bak onlar Allah dostları onlar okumuşlar alim olmuşlar anlatıyorlar.
Ben burada sadece insanlarla istişarelerimi konuşmalarımı aktarıyorum. Sonra kendisine derledi toparladı sonra düzeldi. Uzun belki birkaç yıl veya belirli bir zaman sonra beni tekrar aradı. Bir de bir şey soracağım dedi. Ben de yani ufaktan diye başladı. Biz sıra istihare daha yaptım. Yine aldım şeyi ondan sonra dedim ki abla sana bunlar bundan söylenmiş de sen aynı huyunda devam ediyorsun. Lütfen bir daha arama dedim.
Arama çünkü niye? Toparlandın düzelttin bir de çok yere gitmişler tarikat ehli çok tanıdıkları var. Düzelmedin sen bu düzeldin aslında kendisi uyguladı. Kimseye gitmeye gerek yok. Bak emin ol hiç kimsenin bir yere gitmesine gerek yok. Herkes kendi tedavisini yapabilir. Herkes kendi sahibine dönecek ve ondan isteyecek ama mutlaka yanlışını bulacak. O yanlışı düzeltecek. Temeli bu. Dedim ki sen biliyorsun bildiğin halde yine yapıyorsun. Kulun yapacağı bir şey yok ki. Sen yine aynı. Sen bunu şunu yapacaksın bunu yapacaksın. Başka şeyler de vardı. Şey yapıyordu işte çocuğu evlensin araba alsın diye zikir çekiyordu. Allah’u Teala’ya zor kullanmaya kalkıyordu. Hani o konuyu hiç açmayayım çünkü o konuda çok uzun. Bunları yapma denmiş.
Sen Allah’u Teala’yı çokça an. Allah’u Teala’yı anmak için yap. Allah’u Teala’dan zorla bir şeyler almak için yapma. Niye? Allah razı olsun onu hatırlattım. Yalnız bir şey dikkatimi çekti. 3 tane 4 tane örnek verdim hep kadınlar üzerinden. Şimdi bunu izledikten sonra kadınlar dedi ki erkeklerin hiçbir günahı yok. Hiç mi yanlış yapmıyorlar. Hep erkeklerin üzerinden örnek veriyor. Öyle tevafuk gelişti ama.
Erkekler de de aynı şekilde var ama erkekler de ki konu biraz daha farklı. Yani böyle oğlumun çocuğunun şunu olsun diye zikir çeken fazla erkek tanımadım. Öyle yani anlatan söyleyen. Erkeklerinki de daha çok bir tapu daha nasıl alırım bir ev daha nasıl alırım. İşte bu zamanda olmaz illa kredi çekeceğim. Yani eğer o erkeklerle konuşursem kadınlar zaten bizlere emanet. Rabbimin emaneti kadınlar erkeklerin yanında tertemiz. O konuya hiç girmeyin. Ama bir gün girelim. Tamam mı? İnanılmaz isim kullanmadan öyle konular var ki gülmekten yerlere yatarsınız. Ama bu insan bunları yapmış. Ve de dinini yaşayan insanlar. Bir dakika buradan şu da çıkıyor. O zikri yanlış yapan sabaha kadar ibadet eden ablamızın da ihalesi yine erkeğe kalıyor. Ona doğruyu anlatıp doğruyu tebliğ edemediği için. Hayır kadın onu dinlemiyor ki o çok diktatör yapılı. Koçburcu mu lider vasıflı. Bu arada burçlar da var burçlar gerçektir o sakın girme. Evet girmeyeyim abi. Koçburcu deyince ben de Koçburcuyum.
Ben de Koçburcuyum ama burçlar yıldız namedi haktır. Hani arada sadece söyleyeyim açtığım için. Tarotçu falcılar bunu farklı şekilde anlatıyorlar. Dinimizde bunun karşılığı var. Neyse burada bitirelim yoksa konu bitmeyecek. Allah razı olsun. Ağzınızı alın. Bizi dinlediniz sabrettiğiniz hakkınızı helal edin. Bizden de helal olsun. Allah razı olsun.
Allah razı olsun.
İlk Yorumu Siz Yapın