"Enter"a basıp içeriğe geçin

HENDEK-ULU DERE | SELMAN DEDE HZ | 1.BÖLÜM | Synergy Kendiyas |

HENDEK-ULU DERE | SELMAN DEDE HZ | 1.BÖLÜM | Synergy Kendiyas |

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=EiKWwxVQ3vI.

Selamünaleyküm. Hendek, Unudere’deyiz. Selman Dede Hazretleri’ni ziyaret etmek istedik ve Unudere’ye de geldik. Bugünkü konumuz, bahsetmek istediğimiz konumuz yine hastalıklar. Hastalıklarla ilgili birçok tabi ki metafizik boyutunda algıladığımız konular var. Hastalıkların oluş sebepleri veyahut bu konuların birçok bir sorun.
Hastalıkları veya sunuş şekli. Yani aslında hastalığın bize verdiği, bize sunduğu son hal, biz hastalığı yaşıyoruz. Ancak bunların oluş nedenlerinin arkasında çok farklı sebep ve konular var. Bunların bizim gözlemlediğimiz metafizik boyutuyla veya istiharelerle, daha doğrusu bu kelime değil mi? Evet.
İstiharelerle aldığımız sonuçlardan en önemlilerinden bir tanesi mallar imtihan. Mal ve üzeri gelen hastalıklar. Bu da ilk algıladığımız şeydi. Bazıların çok sıkıntıları var, geçim sıkıntıları var. Bazen istihare yaptığımızda bakıyoruz mal ile imtihanları var denildi.
Şimdi kısa bir cümle, biz bunu istihare ettiğimizde anladık ki malın olmayışı da malla imtihana giriyor. Keza mal olmayınca insanların zor geçiniyor olması, hani Rabbim ilmi isteyene rızkı da istediğine veriyor ya, bunu algıladık. Tabii öncelikle olmayışın içinden insanların üzerinde algıladıklarımızdan biraz bahsedelim. Örneğin malla ilgili, geçimle ilgili problemleri olduğunda bazılarında eşlerin birbirine uyumsuz olduklarına. Yani sürekli biri kanaatkar ama diğeri kanaatkar değil, yani razı olmuyor. Sürekli şikayet ediyor, verilene isyan ediyor. Bu geçim sıkıntısını daha da artırıyor. Bununla birlikte örneğin erkekler sürekli para kazanma hırsıyla, sürekli hata yaparak, sürekli her girdiği işle batarak ya da borçlanarak devam ediyor. Ki malla imtihan, yani onun fazla bir mal edilmesine manevi ruhsatın olmadığını anlıyoruz. İstihar eden bu çıkabiliyor. Bazılarında tam tersi, erkek daha kanaatkar. Eşi bu sefer sürekli komşusu, akrabası, eşi, dostu, bunların yaşam tarzı ve yaşam şekilleriyle kıyaslama yapıyor ve eşini sürekli sıkıştırıyor. Bu hallerle de karşılaştık. Ancak her ne yapılırsa yapılsın sonuç değişmiyor. Yani rızık aynı ancak bazı hal ve hareketlerle bereket değişiyor. Bereketli olduğunda aynı parayla çok farklı işler yapılabiliyor.
Yani şükrediyor ya hani şükretmez misiniz de yola çıkalım. Şükrettiklerinde harcamaları fazla olmuyor. Yani düşünün şükretmiyor, hastalıklar bitmiyor. Şükretmediklerinde kaza ve la musibetler de gelebiliyor. Hani ufak ufak şeyler oluyor ama sonuçta o para onlardan çıkıyor. Yani veyahut da şükrettiklerinde daha fazla saldırıya maruz kalmıyorlar. Eldekileriyle bir şekilde geçiniyorlar. Ancak istihare netice miziz kardeşlerim hani tanıştığım kardeşlere onların hakkında aldığım bilgileri, istihareyle aldığım bilgileri anlatıyorum aslında burada.
Bazı durumlarda da eğer ki malları olmuş olsa, yaşantıları değişmiş olsa burada malların imtihanı kaybedecekleri için ve Allah-u Teala’nın rızasından çıkma ihtimalleri çok yüksek. Kum olarak her şeyi garanti diyemiyorum ama hani siz öyle anlayın. Yani mal olduğunda kesinlikle sıkıntı olacak.
Sahabeden bir tane örnek var bu konuda. Sahabe diyor ki Allah’a ya Resulullah bana benim için dua et de benim malım genişlesin. Ben daha çok zekat vereyim. Efendimiz üç defa reddediyor, dördüncüsünü de kabul ediyor. Duası dua ediyor ve Allah sonruna çok mal veriyor. Sonra Hristiyan olarak can veriyor değil mi? Evet salebe. Evet şimdi bunun gibi aynı zamanda eşit, hayır hasenatta olan kişileri mi? Aynı zamanda eşit olan kişilerin bile karşı karşıya geldiğinde fakir olanlar cennete daha önce alınıyor. Bir de iman ettik deyip buranın imtihan yeri olduğunu bilip amacımızın Allah-u Teala’nın rızasını kazanmak razıda olunca bizi diğer boyutlarda istediği yerde yaşatabilir ve vaat edilen cennettir.
İmtihan yerine olduğunu bilmemize rağmen halbuki diğer özellikle inanç tarafından zayıf olan insanlar veyahut da imansız olarak yaşayanlar var, başka dinlerde olanlar var ki daha rahat yaşıyorlar. Halbuki onların cennet yeri dünya, bizimkisi gideceğimiz yer. Bunları da bilmemize rağmen şükretmekle geri duruyoruz ve şükretmedikçe bereketlenmiyor. Aslında bereket çok önemli gelen rakam değil fakat bir hurma bile olsa mutlaka ki sadakada biri. Sadaka burada çok fark ettiriyor. Hal ile maddi imkanı malın olmayışı büyük imtihan. Peki bunların sirayetleri nasıl oluyor? Karı koca eşler birbirlerini suçluyorlar. Suçladıklarında bir kere kendilerine dönüp bakmıyorlar. Çünkü birilerini suçluyorlar niye? Allah-u Teala’yı suçlayacaklar haşa ama emin olun insanlarla konuştuğunda bunu algılıyorsun ve çok üzülüyorsun. Allah-u Teala’yı suçlayamadıkları için birbirlerini suçluyorlar. Yoksa her Müslüman kadın erkek fark etmiyor. Rızkın Allah-u Teala’nın kudretinde olduğunu biliyor.
Ama kadın, kocasına ya da koca kadına yani birbirlerine suçlayarak devam ediyorlar. Bunların metafizik boyutuna yani hastalık olarak geldiğinde ruhu zedeliyor. Ruhda delikler açılıyor. Ruh zedelendiğinde genelde ruhu hasta ediyor bu. Ben onu gözlemledim. Mutlaka ki daha iyi bilenler var. Psikolojik travmalar, hiçbir şeyden memnun olmamalar, birbirlerini suçlamalar, hatta karı koca arasında özellikle öğleğin kadını üzerine gidersek eşini ve eşinin ailesini suçlayanlar var. Veyahut da erkeklerde ya ben getiriyorum ama işte bu çok israf ediyor gibi. Yani israf edenler de var başka.
Ama yine israf ediyor gibi bahaneler bulan veyahut da başaramadığının neticesinde gelip eşine zulmedenler, kadınlara zulmedenler var. Bununla birlikte kazancı az da olmasına rağmen bunu artıracağım diye sayısal loto neler vardı, şey oynuyorlardı maçlarla ilgili.
Onun gibi kazı kazan, benzeriz siz bunları türetin. Bu tür şeylerle uğraşan insanlar tanıdım. Bir de bunların içinde çevremden bazı eşim dostlarımdan define muhabbetiyle ilgili hani hayaller Paris gerçek Somalia.
Böyle olan insanlar oldu kesinlikle ve kesinlikle karşı oldum. Çok şükür de uzak olduğum bir konudur definede. Bunun gibi insanlar geliyordu ya bizim bu kadar sıkıntımız var o oldu bu oldu. İşte aile içinde böyle travmalar var. Eşim böyle beni sıkıştırdı falan diye anlatıyorlar. İnanıyor muyum? Hayır inanmıyorum. Arka perdeden gerçekliğini araştırdığımızda hayır kendisi bunu istiyor. Elde etmek için diyor ki senin bazı özelliklerin var bu özelliklerini biz kullanmak istiyoruz. Bize diyor bilgi ver. İyi de bilgi benim kontrolümde değil ki Rabbimin kontrolünde. Ve senin istediğini de ben istiharesini yapabiliyorum.
Ve kesinlikle bu konularda bilgi yok. İnsanlar bunu da karıştırıyor. Yani cinlerle görüşüp de hani olur ya onlar kendi insiyatifini kullanarak öyle bağlantısı olanlara söyler mi? Söyleyebilir. Söylediğimi biliyorum. Ama yerini söylemek veya göstermesi de buna bir alacağı anlamına geliyor mu? Gelmiyor.
Ama asıl konumuz bu değil. Ve böyle insanlardan hep uzak durduğum. Neden? Manevi had böyle bir şeyi kabul etmiyor. Kabul ediyor diyen birisi varsa her türlü bilgi konusunda istişare ederim. Hani malın olmamasından girdik ya.
Farklı hani diğer iddia kazı kazan gibi bahsederken bir de buna göre yol var. Yani kişinin donanımı bilgisi neyse buna göre. Yani bilgisayarda oyunu oynayanlar mı istersiniz gibi birçok insanlarla konuştuk. Konuştuğumuz insanların hani geçinmekte problem olduğunu söyleyen insanların aslında şükretmediği rızkına da razı olmadığının belirtisi. Peki gayret etmeyelim mi diyeceksiniz? Hani rızk gayrete de tabi ya. Ya gayret edeceksin ama şimdi istediğin Allah-u Teala’dan Allah-u Teala’nın yasakladıklarını çiğneyerek, yasakladıklarını yaparak nasıl olur da Allah-u Teala’dan bunu talep ediyorsun? Ve hepsinin sonu hüsra. Şimdi rızkın sahibi şeytan değil, Allah-u Teala Celle Celaluhu. O şans oyunları ve piyangollardan kazanç elde eden insanların sonlarını araştırdım. Evet, tabi sen internet sayfan olduğu için değil mi? Evet, evet. Bir haber yapmak için bir video da yapmıştım. Dünyada, Türkiye için demiyorum, dünyada bu parayı kazanıp da hayatta sefaletle yalnız başına bir köşede ölmeyen kimse yok. Hepsi değil mi? Hepsi. İbredliktir. Bir tane Denizli’de bir adam var. Defalarca kazanmış. O nasıl bir şeyse bu sene kazanmış, iki sene içinde kazandığı paranın katrilyonları harcamış, iki sene sonra bir daha oynamış, yine kazanmış. Onu da kaybetmiş. Hayatında üç ya da dört kere piyango vurmuş. Piyango kazanmış. Milli piyango. Her şeyini kaybetmiş, tek başına ölmüş. Bir de gelir, diyelim ki çok büyük bir dereden su geliyor. Evet. Ama götürürken, diplerdekileri de götürür. Yani olanı da götürmüştür, olanı da zehirlemiştir. Eskilerin bir deyim var ya, helal olmayanın hayrı olmaz diye. Olmaz diye. İşte istihare ve manevi had zaten burada uyarıyor. Ve lazım, maddiyat olarak kendilerini daha üst noktaya çıkarmak isteyenler, verilene razı değiller. Ama şu var, çalışmayacak mıyız, gayret etmeyecek miyiz diyecekler. Kesinlikle çalışacağız ve gayret edeceğiz. Hani elimizden geleni yapacağız, takdiri Allah-u Teala’ya bırakacağız. Hani atalete yakalanmak da var. Bir dönemde ataleti incelemiştim.
Atalete de yakalanmadan gitmek lazım. Demek istediğimiz bu değil. Hani çalışmıyoruz, gayret etmiyoruz ama gelmiyor. Baya bu bu bu değil. Peki hastalıklar metafizik boyutunda nasıl sirayet ödülü denildiğinde? İşte burada suçlamalar. Yani erkek evin ekmek parası var, ucu ucuna yetiyor.
Sen bunu gidip milli piyango ve benzeri bir yere harcadığında evin rızkından verdiğin için otomatikman bu sana hastalık olarak dönüyor. Kesinlikle dönüyor. İlk önce ruhunu daraltıyor, vicdanını da sıkıştırıyor. Yani ruhun daralması, ruhun hastalanması demek vicdanen rahatsız olman demek sürekli sinirli, asabi, aksi, huysuz, isyankâr olma demek. Ve burada bunun sıkıntısını çekenler kadınlar. Erkek yapıyor, kadın niye çekiyor? Erkek kendi istediği gibi yapamadığı için haram, helal bir şeye bakmadan devam ediyor. Kendi ruhu daralanıyor, daralanıyor ki ruhu hastalanıyor. Huysuz oluyor aksi ve bu belirtilerle birlikte eve geliyor. Bunun acısını eşinden çıkartıyor. Kadınlara zulüm.
Zulüm olarak çekilir. Kadınlar bize emanettir. Erkek kullarına Allah-u Teala, Rabbimiz jalla jalaluhu kadınları emanet vermiştir. Bırak, helal olan çalışıyor, gayret ediyor, bir maaşını alıyor, kira veriyor, geriye 2000 lira para kaldı diyelim. Elektrik su yiyip içecek, sadece ekmek alabiliyor. Her günde böyle bir iki zeytin de yaşadığını düşünelim.
İşte böyle olduğunda birbirlerini suçluyorlar mı, suçlamıyorlar mı? Erkek emanet edilen eşini veya eşlerine nasıl müdahale ediyor? Veya çocuklarına nasıl müdahale ediyor? Veya anne babasına, kardeşlerine nasıl davrandığı? Orada kayıt altına alınıyor melekler tarafından. Konuştuğu kelimeler kaydediliyor. Ama burada daha doğruyu yapmadığında, bir hata işlediğimizde, bir günah işlediğimizde veyahut da yanlış bir şey yaptığımızda cezalandırma o anda başlıyor. Bakın burası çok önemli, tekrar altını çiziyorum. Biz Allah-u Teala’nın emrine göre hareket etmediğimizde cezalandırma o anda başlıyor. Ama biz bunu fark edemiyoruz.
İşte o cezalandırmadır bizim ruhumuza ve vücudumuza sirayetler. Biz konuyu doğru okuyamıyoruz. Nasıl tez ayırıyor? Yani yansıması nasıl oluyor? Şimdi genelde psikolojik olarak, yani psikolojik demek ki ruhun hasta olduğu anlamına gelir.
Ruhu rahat ama vücudunda bir takım haller olur. Rahat konuşur, çok sinirlenmez, rahat nefes alır ama vücudunda ağrı olduğunu veya gezdiğini söyleyebilirler. Veya huysuz bacak sendromu gibi vücutta gezen şeyler vardır. İşte bu vücuda sirayet eden daha düşük seviyeli olanlardır. Ama önce ruhu hasta ederek de vücudu, yani vücut hastalığının da aslında ruh her halükarda zedelenmiştir ama ruhu delip geçti ama etin içine çöreklendi. Bu da farklı bir şey, bunu da aslında bir gün izah etmek isterim. İşte hani vücutta bir tane delik vardır, ruh da. O oradan vücuda girer birçok yerlere sirayet de edebiliyor, dolaşabiliyor.
Ağrı yer de değiştirebiliyor. Ama temelinde gelecek kaygısı, işte insanlara bir öfke. Bu insanlara kendi aralarında kadın kocasını suçladı, şunu alamadık, bunu yapamadık diye. Veya huysuz adam geldi, çocuklarına zulm etti.
Veyahut da sıkıntısı olup da mirasla ilgili ailesine baskı yapan, daha fazla almaya çalışan, vesaire gibi olan hallerle oluş şekline göre. Yani anne babasına baskı uygulayıp malını zorla almakla olan hastalık farklı. Eşine zulmederek olan hastalık ayrı, yani çocuklarına olan, yani yöntemine göre vücutta farklı hastalıklar meydana geliyor. Şöyle düşünün, tam para kazanamadı, istediği gibi yapamadı, evine gelip zulmederse mutlaka, özür diliyorum, anlatmak mecburiyetindeyim,
cinsellik olarak uzak dururlar. Uzak durduğunda, bu defa ayrı yattıklarında ifritlerin, yani cinnilerin şeytana tabi olanları, tabi Hristiyan Ehli Kitap da o taraf uyuyor ama hani Ehli Sünnet demiyorum Müslümanlara ayrı, ifrit olan kısımların dişisi ve erkeği vardır, aynı insanlar gibi. Vücut yapıları insanlara benzer ama yarı hayvan olanlar vardır, tüyleri uzun, tırnakları uzun, surat şekli biraz değişik, eli kolu orantısız gibi farklı özellikler var. Kertenkale şubu olanlar var da onları hani hep geçtik. Bunlar gelir, erkek bayana bayan ifitte gelir, erkeğe sarılarak yatar uyur. Bu kadar diyebiliyorum.
Bakın nereden nereye geliyor? Öyle olduğunda hep ayrı yatmak isteyecekler. Hani bir araya gelmeyecekler ve bir araya geldiklerinde anında da kavga çıkar. Çünkü üzerlerinde sahiplenen var. Peki bu insanlar namaz kılıyor, dua ediyorsa böyle olunca da ibadet yapacağı zaman o gelenler o ibadet yaptırmak istemezler. Namaz kılacak, kapanacak, örtülü değil mi? Namaz kıyafetini giyecek. Öyle olduğu zaman rahatsız oldukları için o kadın huysuz, sıkıntılı olur, namazını kılar fakat böyle bir patlamaya döner. Ama ana kaynağına nereden geldi? Kadın bir emanette erkek geldi huzursuzluğu bulaştırdı. Yani bir haneye gelir, içeri geldikten sonra hanenin içindeki herkese farklı farklı şekilde yayılır. Herkese aynı belirtiyi de göstermez. Şimdi mallar ile ilgili konuşuyoruz ya, çok açtık burayı. Aslında bunları açmamak gerekiyordu.
Şimdi ana hattı anlatmak istiyorum. Bir de bunun gibi paranın olmayışıyla alakalı çok daha farklı konular var. Bunları zaman zaman anlatırım çünkü doğaçlama anlatıyorum. Rabbim neyi hatırlatıyorsa onu söylüyorum. Gelelim paranın olmasına. Diğeri zordu, paranın olması ondan misli katı daha zor. Zekat var.
Üstüne üstü fazla olduğu için fazlalık oranına göre de sadakayı fazlalaştırman lazım. Yani sadaka farz mı değil. Ancak zekatında %2.5’unu veriyorsun.
Normal mala göre öşür falan olunca oran farklı ama %2.5 en düşük limittir. İlla ki %2.5 veriyorlar, %2.5 da zorluyorlar. Halbuki zekat başkasının hakkı, o senin değil. Onu mecbur vereceğiz. Yani bir Müslümana zekatını ver demek çok şey. Zaten onu yapıyor, kabul ediyor olması lazım namaz biri.
Dolayısıyla zengin olanın da malı olanın da imtihanlar çok daha farklı. O malın gelişi, o malı barındırmak, hani bugün bankalarda vesaire tutmaya çalışılıyor ya, o malı harcamak. Bir de burada israf da var. İşte israfla birlikte, onu harcamakla birlikte birçok metafizik boyutunda hastalıklar sirayet edebiliyor. Doğru şekilde bunu kullanmazsa. Ve şunu araştırmalarımda anladım. Her 7 kuşakla bir mal sıfırlanıyor mutlaka, sonra çoğalarak yine devam ediyor. Bir döngün içerisinde. Sıkıntısı çok olan, parasolmayan insanın sonrası mutlaka geçmişinde ataları, dedeleri çok zengin olması lazım. Bunun başka yolu yok. Ama o dedesini hatırlıyordur. Fakirdir ama daha önceki hatırlayamıyor olabilir.
Ama bu o demek değil. Mutlaka aynı döngü dönerek devam eder. Fakat burada malı… Dört kuşak önceki dedemin ne yaptığını bilmiyorum ben. Helal olmayan şeyler yapmış olabilir, başkasının hakkına girmiş olabilir. Ondan bana da yansıyan, bırak ondan bana yansıyan, babamdan bana yansıyan hiçbir şey yok. Evet. Yani ne mallar ne mülük var, ne paralar ne pul var, hiçbir şey yok. Dört kuşak öncesinin sesini ben niye çekiyorum?
Şimdi bak, bir, nesillerin döngüsü var. Mutlaka mal olarak, imtihan şekilleri olarak. Bir de, diyelim ki deden çok zengin. Haram yedi veyahut da tefecilik yaptı. Veyahut da yapmadı ama namazında, abdestinde, mal bölüşümünde haksızlık yaptı. Veyahut da benzeri bir takım yaptıklarından dolayı mal öbürlerine geçiyor ya. Geçtiği için miraselen aynı zamanda da o malla, haramla beslendi, yanlış olanla beslendi ya. Onun oluşan kanı hücresi veyahut da sıvısı diyelim anlayın burayı. O geçtikçe onun DNA yapısıyla birlikte bir diğerine bir diğerine bir diğerine geçer. Yani bizim hep yapı taşımız hep babadan ve annenin işlemiyle geldiği için onların karışımıyla gelir. Anladınız mı? Havuzları düşünün. Para düşse de düşmesede, alsan da almasan da, harcasan da harcamasan da bir şekilde bu senin kodlarında var isen bunun bedelini bir şekilde ödeyeceksin diyor. Ama şöyle düşün bakın.
Para ile imtihanı yok yani parası var malı var. Fakat bu kişinin önceki 3-4 nesil öncesi çok fakirdi ve parasızlığından dolayı isyan etti Allah-u Teala’ya. Ve o şekilde öldü. Onun genetiğinden gelmiyor mu bu? Tamam. Onun sirayeti gelir. Ama en mantıklısı nedir? Her daim soy tövbesi yapmak.
Bu çok önemli. Bir de tövbeyi okurken nereyi okuyamadınız, nerede darlandınız, nerede bırakmak istediniz, nerede yok ya bu saçmalık olmaz gibi düşünebilen insanlar var. Dediğinizde tam da orasıdır. Bir tane de olabilir, 10 tane yerde olabilir. Bu ayrı. Mal ile imtandayız ya. Mal ile imtanın içinde malın çok oldukça, evet, kullandığın daha fazla teknoloji var, araba var, ölü bilim yazlıklar var herhangi şeyler olur.
Bununla birlikte bunların hepsi vebali var, bir de sorgusu var. Bir de onun hesabı vereceksin Allah-u Teala’ya. Aynı zamanda mal ile birlikte haram karıştı mı? Öyle ya öbürü olmayanı öyle bir derdi yok. Bu var.
Burada malını infak ederek ve gerekli şekilde harcayarak gelen insanlar genelde hep kendini temiz tutar.
Hastalık olarak da en çok hangi konudan insanları dinledin dersen mal paylaşımıyla alakalı.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir