"Enter"a basıp içeriğe geçin

HENDEK-ULU DERE | SELMAN DEDE HZ | 2.BÖLÜM | Synergy Kendiyas |

HENDEK-ULU DERE | SELMAN DEDE HZ | 2.BÖLÜM | Synergy Kendiyas |

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=EKY7AtbrrzU.

Şimdi hastalıklardan mirasla ilgili olanın, parayla ilgili olanın bir çeşidi de ailenin mal varlığı var. Babasından malından almak istiyor. Ya da baba malını bölüştürmek istemiyor.
Şimdi diyelim ki babasından mal almak isteyen 35-40 yaşlarının olduğunu düşünelim. Babası malı vermiyor, bölüştürmüyor. Bu şimdi ihtiyacı var ya da ihtiyacı yok. Mal’a göre, yani bizim bu kadar malımız var deyip kendi yaşam standardını beğenmiyorlar. Sürekli malı paylaştırmadığı için, malı vermediği için inanılmaz şekilde babaya ve anneye
duruma göre ya da ikisine de ciddi şekilde gıybet yapabiliyorlar, zanda bulunabiliyorlar ve hatta yerine göre de iftira atabiliyorlar. Ki bu bir de anne baba olunca bu defa inanılmaz şekilde üzerlerine ruhsal hastalıklara ya da bedensel hastalıklara yol açacak şekilde üzerlerine çekiyorlar.
Diğer taraftan da baba evlatlarına malı bölüştürmek istemiyor. Yaşlanan ya da belirli bir noktaya gelen insanlar, belirli bir noktaya gelen insanlar dünya sevgisi fazla olduğu için yani ömürlerinin sonuna doğru dünya sevgisi artıyor. Arttığı için malı bölüştürmek istemiyor.
Bazı böyle rahatsızlık olmuştu ailede, baba rahmetli olmuş, psikolojik ciddi şekilde rahatsızlık var. İstihare yaptığımızda, hani örneklemeyle anlatayım, baktığımızda istiharede babayı çok kötü bir halde gördüm, istihare neticesi.
Bunu sorduğunda yaşarken mirası bölüştürmediği ve yazılı bir belgede bırakmadığı için ailesinin gıybet dedikodu, yani rahmetli olmuş ama evlatları arasında inanılmaz bir birbirlerine kin ve düşmanlıkları var. Malı bölüşemiyorlar yani.
Malı bölüşemedikleri için birbirlerine olan düşmanlıkları, kalplerinin kararması neticesinde bunu yapanların üzerindeki eksilmediği halde o oranda da ölmüş olan baba ya da sürekli günah gidiyor, hanesine yazılıyor. Halbuki buradayken mirasını belirtmesi ya da dağıtması ya da en azından hem dağıtıp
birbirlerine olan düşmanlıkları, hem de bunları yazılı olarak belirtmesi gerekiyormuş. Tüm malla birlikte ölüyor, o malın bir hesabı var. Ayrıca buradakiler mallardan dolayı kavga ettikleri için onların gıybet dedikoduları birbirlerine olan kalp kırgınlıkları veyahut da ileri derecede yani kardeşler arasında birbirlerini vurmakla tehdit eden insanları biliyorum. Haliyle diyor ki benim babam bana şunu söyledi, öbürü diyor ki bana da bunu söyledi gibi yani ne rahmetli olan kabrinle rahat yatıyor ne de burada yaşayanlar rahat edebiliyor. Bundan dolayı da sirayet oluyor yani alın size malın olmasından dolayı ölmüş bile olsan rahat edemiyorsun. Düşünsenize torunu bile 20 yaşında, 22 yaşında konuşuyor, dedesini suçluyor.
Niye? Dedesinin doğru yapmadığı için. Ya malını dağıtacaksın ya da bir kısmını bırakacaksın ya da olanla ilgili kesinlikle belge bırakacaksın, vasiyet bırakacaksın. Bunu olmadığı için metafizik boyutunda yani ifritle şeytana fırsat bırakıyorsun, sürekli bir ruhsat veriyorsun. Bunun çözümünü yapmak için gayri ihtiyari soy üzerine gireceksin. Evet babası rahmetli olmuş ama onun yapmadığı hatayı burada evlatlar çekiyor. Birbirlerine düşüyorlar. Al sana malla alakalı metafizik boyutunda veyahut da hastalık konusunda bir sürü hastalıklar. Ki buradaki hastalıklar. Şimdi gıybet dedikodu iftira oluyor, birbirlerini hakaret ediyorlar. Bir de aile kişiler evlendiği için sonradan gelenler var. Bunlar olunca bunların kullandıkları cümleler, yaptıkları hal ve hareketler beddua edeni biliyorum. Beddua etmek direkten sihirbüyü yapmak olarak çıkar. Kasti bilerek beddua ettiği için beddua geri dönerse eğer o söylediğini direk kendine sihirbüyü yapmış oluyorsun. Hal ile.
Bu da çok önemli. Direk kendine yaptığın sihirbüyü hep devam edebiliyor, tekrarlama yolu var. Onun için baştan suyu kapatmak lazım. Onun da yöntemi ayrı. Malla imtihan oldu, rahmetli oldu, gereğini yapmadığı için soya hastalıklar bırakarak gitti. Hastalıklı mal bıraktı. Al sana parayla imtihan.
Parayla hastalık satın almış oluyorsun. Ama bunu doğru şekilde yapanlar için de rahmet olur, bereket olur, güzellik olur. Biz tabi ki her konunun iyi yönleri var. Biz hastalıklı olanlara konuşuyoruz. Yani bizim konumuz hastalık olduğu için, hastalığın her türlüsü olduğu için hastalıklar konusunu anlatıyoruz. Yani herkes böyle demiyoruz. Bunu da ara ara belirtmekte çok fayda var.
Diğer taraftan da karşılaştığım başka bir deneyimi aktarayım. Birkaç D ile birlikte takip edilen. Şimdi çocuk rahatsız. Doktorlara gitmişler, birçok yerlere gitmişler ama hiçbir çözüm yok. Hani eşim dostumdan yine böyle sorduklarında, istihare yaptığımda çocuğunu putlaştırma çıkıyor.
Allah’ım Yarabbim çocuğunu nasıl putlaştırır insan? Hani bir çok sevenler var, işte çocuğumun hiçbir şeye eksik kalması diyenler var ama bir de kazandığımı ben çocukların için mal kazanıyorum diye kendini kandıranlar var. Parayla alakalı ya o kısmını anlatıyorum. Yoksa çocuklarını putlaştırmanın başka konular da var. Başka bir yerde anlatırım Allah nasip edersin.
Çocuğun diyor putlaştırdı diyor istiharede bir cümle. Şimdi bu cümle üzerine düşünmeye çalışıyorum. Okşuyor diyorum ki bakın böyle bir cevap geldi siz bunu araştırın. Yok hocam biz diyor öyle şey yapar mıyız? Yapmadığında kardeşim çocuğun hasta, doktor da bir çözüm yok. Enerjice gitmişin yok, bilmem muska yaptırmışın yok, o yok, bu yok. Hasta işte peşiste koyamıyorlar.
Yani sonucunda düşünmeleri için biraz konuyu izah ediyorum. Tabi hep istiharelerden aldığım bilgilerle yani bir daha istihare yapıyorum. Nasıl anlatayım ki ben bu kişilere, nasıl Allah rızası için vesile oluruz diye. Malı kazanırken hep Allah rızası için kazanıyorum, hizmet için. Yani hizmet derken aileni aldıkların, harcadıkların zaten sadaka bunun için demiyor, çocuğum için diyor. Şimdi çocuğunu otomatikmen putlaştırıyor yönü var başka, herkes için geçerli değil. Kimisi de kendini kandırmak için, kendi yaptığı birtakım hataları veyahut da bazı konuları kapatabilmek için çocuğum için gayret ediyorum diyor.
Bazılarında, hepsi için demiyorum. Şimdi çocuk da olsa Allah’ın Teala’nın kulu değil mi? Sanki onun bütün rızkını o sağlayacakmış, o kazanacakmış, o olmazsa eğer çocuğu aç, sefil kalacakmış,
telef olup gidecekmiş gibi gerçekten böyle düşünenler de var başka, onu bahane gösterip de çocuğu umurunda da değil o kadar kendi istediklerini yapmak için bahane olarak söyleyen de var. Bunlar da istiharede ayrı ayrı çıkıyor. Hal ile, mallı imtihanın en ağır olanlarından bir tanesi de bu.
Çocuğumun geleceği, çocuğumun şunu, çocuğumun bunu diye diye diye mallı biriktiriyor. Helal yoldan olduğunu düşünün, haramı hadi daha da fazla dereceyi artırıyor da, helal kazancından bile çocuğumun şunu bunu dediğinde Rabbimin gücüne gidebiliyor. Rabbim kuluna kırılabiliyor. Biz bunu nereden anlıyoruz?
Tabii ki istihar eden. Böyle demek de tıbbi veyahut da ruhsal hastalıklara sebep oluyor. Tıpkı Down Sendromunun çoğunda başlangıç şuydu.
Anne karnında, anne ve babanın birbirlerine konuşmaları içerisinde çocuğu istemediklerini eğer anne karnındaki o çocuk duyarsa, istenmediğini düşünüp beyni daha oluştuğu ya da az oluştuğu o ruh hastalanabiliyor. Bu da ayrı bir şey de araya geldi öyle söyledim.
Haliyle parayı kazanırken çocuğunu bahane göstermesi ya da gerçekten çocuğunun söylemesi ruhsal ve bedensen hastalıklara yol açıyor. Yani örneğin çocuğu hiç yerinde durmuyor, zıplıyor, tuhaf hareketleri yapıyor ya da hiç durmadan hastalıkları var gibi hangi organa sirayet edip diye düşünecekse işte oradaki anlatımlara göre birçok organlara sirayet ediyor.
Yani hani şöyle düşünün, karı koca ilişkilerinde hani kadın başı mağaraya çok klasiktir ya erkekler muhabbet eder güler. Başı mağaraya muhabbet var ya kadın eğer böyle bahane yaptıysa pişmanlığını dile getirip de kısa sürede toparlamadıysa mutlaka o kadında ya da onun söyleyen erkekte mutlaka baş ağrısı silsile olarak devam eder. Ve doktor hiçbir delil, hiçbir sebep ve bahani bulamaz.
Yalan söyledi bir, çok önemli bir konuda yani nefis terbiyesi olacak her iki tarafının içinde de burada vücudu rahatlatmadı, dinen sorumluluklarını yerine getirmedi. Bunu erkeklerde de görebiliyoruz, kadınlarda da görebiliyoruz. Bu da araya geldi yani söyledim. Velasım, efendim abi.
Tabii ki. Anladım yani ben burada mikrofondan ses gitmez. Hastanede karşılaştığım birisi çocuğunu o kadar çok seviyor ki putlaştırmış ve Rabbim onun çocuğuna birçok hastalıklar vermiş ve bir türlü hastaneden çıkamıyor.
İşte tam da anlatmak istediğim bunlar yani bitmeyen hastalıklar, bitmeyen sıkıntılar. Yani ben burada bir şey sorabilir miyim? Tabii ki. Şimdi bir hastalığın tezahürü için ruhun zarar görmüş olması lazım. Evet. Tabi. Masum, günahı olmayan bir çocuk. Ruhu beden ile beraber büyüyor. Evet. Yani suç işleme durumu da yok. Bunun ruhu nasıl deviniyor da bu hastalık ona sirak ediyor. Şöyle şimdi günahlar anne babaya yazılıyor ya bir süre. Bunu biliyoruz. Ancak babanın veya annenin babanın genelde malı kazanırken evlatlarım diye çocuklarıyla ilgili söylediği sözler. Hele bir de malın içinde krediydi, faizli, benzeri şeyler varsa işte onlar bu defa çocuğun bedenini hasta ediyor. Ama önce yine ruhunuz zedeliyor. Aldığı gıdalar bakın şöyle düşünün. Şimdi böyle söylüyerek devam ettiğinde ibadet dahi yapsa bazı konuda Allah-u Teala’ya savaş ilan etmiş durumda.
Allah-u Teala’ya savaş ilan etti demek şu demek, Allah-u Teala’nın emirlerini bir kısmını yapıp bazılarına muhaliflik yapıyor, karşı geliyor. Kendi bildiği gibi yaptığında Allah-u Teala’ya karşı geliyordur. Diğer ama farz ibadetlerini diyelim ki namazını kılıyor, orucunu tutuyor, zekatını veriyor. Bununla birlikte yine aynı şeyi yapıyorsa zaten onlardan kılıyor, evet kabuldur, Rabbim doğrusunu bilir. Fakat onun feyzi, bereketini alamıyordur.
Öyle olunca aldığı gıdalar ve aynı ortamda olması hasedini çocuğun üzerine sürekli okların saplandığını düşünün. Sürekli babanın o düşüncesi, frekans konusuna gireyim, sinyalleri yani aslında negatif enerji, aslında bize göre ifritler, saldırılar. Gelir babayı etkiler, babanın etrafını sarmıştır ama ibadet yapmasına karışmaz.
Çünkü bir noktadan, sağlam noktadan yakılarsa o konuyu işleyerek makarayı sarar, oradan onun bütün imanını çeker alır ya. O yüzden şeytan belli olmasın diye birçok şeylere müsaade eder. Şeytanın müsaadesine ihtiyacımız yok, biz Rabbimizi anmak için ama kendini kademe kademe o tarafa teslim eder ama insanlar fark etmezler.
Başka gözlerde de bunu gördük de tespit edip söylediğinde de sana da itiraz ederler. İtiraz edemek, onun üstündeki onu kontrol ettiği için, kabul etmek istemediği için sana bilumun iftiralarda bulunur. Veyahut da cinci misin der gibi, ben ibadetimi yapıyorum der gibi, ben şöyle namaz kılıyorum der gibi, ben zekatımı verdim der gibi.
Ama onun haricinde başka hatası var, anlatamazsın bunu. Çünkü tam yakaladığı şeytanın nokta oradır, onun üzerine sarıyor. Hani 100 tane bağ varsa bir tanesini yakaladı mı 99’unda serbest bırakır. O bir taneyi devam eder, acelesi yok zaman sonra onunla diğerlerinde bağlantısını keser diye. Bilmem anlatabildim mi?
Haliyle o ortamda olduğu için, sürekli o çocuğa saldırılar olduğu için, bakın biz burada onun günahları anne babaya yazılıyor diyoruz. O çocuk bebek de olsa, anne karnında da olsa, yetiştiği hanenin içinde de olsa zarar görmez demiyoruz ki. Günahları yazılıyor demiyor.
Düşünsene musallatı var sıkıntılı ya da evde alkol içen bir babanın bulunduğu ortama şeytan girmez mi? Giriyor garanti. İki deyle gören cinleri görür, üç deyle gördüğü zaman işte maneviyatta falan dörtte kabir hayatı hani o gözlerle gören birkaç deyi birden kullanan insanları onu görüyor. Bu Müslüman olmayan birinin de bu özelliği varsa o nerede algılıyor? Hani falcı tarotla uğraşanlar da niye algılayıp söyleyebiliyor? Müslüman değil ama o özelliği var. Her neyse konumuzdan çıkmayalım. Her halükarda. Evladını bahan edip göstererek kendi istediklerini yapıyor. Bu devam ediyor. Çocuğunu okutuyor falan işte devam ediyor. Zaman sonra hep diyor evladım sizin için sizin için diyor, vaatlerde de bulunuyor.
Sonra çocuklar büyüyor evleniyor diyorum. Ben karşılaştıklarımı anlatıyorum burada. Bu sefer hadi baba bana şu evi ver diyor veya bunu ver ya da ben diyor ev alacağım yardım et falan. Yok diyor. Kavga gürültü falan oluyor. Anne babayla kavga edilir mi? Halbuki şöyle bir durum var. Evlat kendi çalıştı para. Yani ben kendim için söylüyorum. Benim aracım ya da evimi babam istese ben ona vermek zorundayım.
Böyle bir durum var. Bunu bir araştırın. Bunu bir araştırın. Sonra devam ederim. Ama ben metafizik boyutundan anlatıyorum. İstihare boyutundan anlatıyorum. Asıl istihareden istihareyi anlayamayanlar için metafizik diyorum. Onu da söyleyeyim yani. Haline bak kendi çalıştığım mal için bile söylüyorum. Baba bunu dağıtır ya da dağıtmaz. Verir ya da vermez. Vermek mecburiyetinde değil.
Ancak Allah-u Teala o babaya soruyor onu işte. O diyor ki Allah’a reva mı diyor. Bunu diyor babam dağıtmadı diyor. Şimdi burası çok önemli. Evlat raconunu kendi kesiyor. Kızıyor karşı tarafı eleştiriyor. Halbuki evladın eleştirme hakkı yok malda. Arayı kötü tutuyor ya hayır yok. Ancak Rabbim ona soracak mı? Soracak. Onun değerlendirmesi daha farklı. İlk önce ölmüş birinden başladım. Sohbetimi bir başına dinlerseniz onun halini. Ama böyle olsa bile evlat zorla alamaz. Bu da var. Baba da malı vermemek için bu sefer evladı bırakıyor torunlarım için diyor. Yalan söylüyor. Yalan.
Yalan kardeşim yalan. İstihara yaptığınızda yalan söylüyor. Evlatlarım diyor yine vermemek için torunlarım diyor böyle gidiyor. Ama vermeme de hakkı var. Bu da var. Ama sen de zorla alacak değilsin. Ne oluyor? Babaya ve anneye inanılmaz kiminle düğünşmanlık oluyor. Bunlarda hastalık olarak hem yaşayan anne babaya silah et ediyor. Metafizik boyutunda.
Hem de o evlatlara ya da torunlara silah et ediyor. Ama bedduamı edildi, küfür mü edildi ya da söylenen sözcüklerin içerisine göre. Öyle ya. Anne mal yüzünden anne ile oğul tartıştı. Anne dedi ki gözün kör olasıca dedi. Örnek değil mi? Çok çok önemli. Bakıyorsun ki zaman sonra gözlerinde ufak ufak kayıp oluyor. Ya da o neslin çocuğu olduğu kişinin çocuğu bu sefer gözü problemli doğuş yapabiliyor. Çocuk 4 yaşında gözlük takıyor gibi. Kullanılan kelimenin içerisi de önemli. Bakın. Ya da dedi ki kızdı mal konusunda anne evlat sürekli malı istiyor ya mal da çok olsun. Kaç tarafında gerçekten ihtiyacı olsun. Ha öyle gidelim en zor yerden. Öyle bile olsa anne kızdı bir dilim ekmeğe muhtaç ol dedi mi beddua etti. Ondan dolayı ona silah etmiş. İşi gücü hiçbir türlü rast gitmiyor. Al sana hastalık. Hastalık. Ya hem fiziki bedene olan silah etleri var hem ruha silah etleri var. Her ne olursa olsun sen annenin o lafı söylediyse,
bunu hesabı başka o kişiler gerekli şekilde malı dağıtmadıysa onun hesabı başka. Ama sen hesabı soramazsın. Soracak olan tek olan Allah-u Teala bir olan Allah-u Teala. Orada sen de bu sefer haklı gibi görünmene rağmen hadsizlik yapıyorsun. Kendini haşa Allah-u Teala’nın yerine koyuyorsun. Sen hesap soruyorsun. Soramazsın ki. Kaderine de razı olmuyorsun. Bunlar da hastalıklara sebep oluyor ama içerinde kullanılan kelimeler, oluş biçimleri, hakaretler, sözler veyahut da o kalp kırıklıklarının içerisindeki hal ve duruma göre bir takım birçok hastalıkların sebebi de olabiliyor.
Hani malın olması mı imtihan olmaması mı imtihan? Yani olan yerde de farklı şeyler var, olmayan yerde de farklı şeyler var. Ama neticesinde hepsi aynı yere geliyor. Ama buradaki en önemli şey şu. Bir şey daha anlatayım üzerine. Tespitlerimi anlatıyorum burada Allah rızası için. Ne olur araştırın. Yani söylediğim her şeyi araştırın.
Malın imtihanında şunu gördüm. Her insanın ama istisnasız her insanın hayatı iki bölüm. Bir yokluk bölümü, diğeri varlık bölümü. Bazıları baştan yokluğu yaşıyor sonra varlıklı oluyor. Bazıları baştan varlıklı, sonra yokluğa ya da yokluk var, varlığa dönüyor. Anlatayım. Örneklerden anlatıyorum.
Kişi gelmiş 50 yaşına fabrika değil fabrikaları var. Ancak evet dışarıdan baktığında her türlü malın unutar. Onun için fakirlik nasıl biliyor musunuz? Kredilerden kurtulamıyor. Banka borçlarından kurtulamıyor. Ödemelerini aksatıyor. Ama sistem yine işliyor.
Olan o varlığa göre yaşadığı sıkıntı onun için fakirlik. Yani bak fakirlikteki kasıt rahat edememek, hep ödemeler var, hep bir sıkıntı var ya da bir borçlanmalar var. Ama çok büyük fabrikaları olan düşünün. Rahat değil ki. Hep bir ödemeler, hep bir çekleri çek ödenecek, o ödenecek bir sürü şeyler var. Yani fabrikaları satsan borcu belki karşılayacak, belki karşılamayacak. Yani seviyeyi yokluk yaşıyor dediği zaman adam sokakta çöp toplayacak anlamında düşünmeyin. İmtihan, bulunduğu seviyedeki imtihan yokluğu üsttekiler de yaşıyor. Ama alttakiler de yaşıyor. Mal durumuna göre. Onun için mutlaka ve mutlaka araştırın ama hani bu konuyu gerçekten araştırın. Çok böyle imkanları olan insana bakın. Baştan yokluk veyahut da var da mücadele ederek hep mal mülk alarak gelmiş. Bundan sonra ne yapıyor ya bakın. Ya da baştan hiçbir şey yapamamış şimdi ne yaptığına bakın.
Mutlaka ve mutlaka kesinlikle birbirine ters orantıda bulacaksınız. Herkesin kendi seviyesine göre bir dönemi varlık, bir dönemi yokluk. Burada varlık varsa burada yokluk, burada yokluk varsa burada varlık mutlaka oluyor herkesin kendi seviyesi ve durumuna göre. Hani malla imtihan birbirlerine haklarını helal etmemek, malı doğru bölüştürmemek,
malı doğru bulunduğunda bölüştürmemek ya da vasiyetle birlikte bunu ölmeden önce bunu hazırlamamak gibi ciddi oranda insanlara ciddi hastalıklara kapı açıyor. Ben burada aklıma gelen doğaçlama konuştuğum için hep aklıma gelen yaşadığım örneklerden esinlenerek sizlere anlattım.
Bunun dışında da emin olun şu anda hatırıma gelmeyen birçok konular ve sebepler var içerisinde. Yani mal biriktirme hırsı mesela belirli bir yaşıdan sonra yaşa doğru, sona doğru hemen hemen herkesde mal biriktirme hırsı olur, aldıkça doymaz.
Ki bir de var olanı hiç vermez ki ben öldükten sonra bölüşsünler der gider. Halbuki hepsini bölüştürmediği için ne yapacağını bildirmediği için, bildirmediği için onun hesabıyla vebaliyle gider. Hesabını Allah-u Teala’ya verecek vebali de burada kalanların tutum ve davranışları. Eğer anne babası rahmetli olan varsa lütfen malı öyle bir paylaşın ki çözmeye kalkın yoksa günah oraya da eklenebiliyor. Dinlediğiniz sabrettiniz Allah razı olsun sizlerden ama daha çok da anlatacağım şeyler var mutlaka eksik anlattığım şeyler var biliyorum.
Başka konularda devam ederiz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir